• 2
    aslolan galatasaray'dır buna hiçbirimizin karşı çıktığı yok ancak gözden kaçan birşeyi belirtmek istiyorum. hani şu formayı koysan ilk beşe oynar geyiği vardır ya heh bu o geyiğin şekil değiştirmiş hali... tabiki önemli olan galatasaray ancak galatasaray'ı galatasaray yapanlarda bünyesinde bulunan idareciler, sporcular, antrenör ve taraftarlardır.

    hoca birşey yapıyor, beğenmeyenler hemen kimseye kalmaz bu koltuk aslolan galatasaray'dır. kesinlikle görüşünüze katılıyorum ancak bu kadar kolay olmamalı bu takımın başındaki hocayı harcamak.

    oyuncumuz 3 hafta kötü oynuyor * hemen önce oyuncuyu gönderiyoruz sonra canımız acımasın, verilen paralar yada önceki maçlarda gösterdiği başarılı performans bize koymasın diye aslolan galatasaray'dır.

    sonuç itibariyle müsabakaları formalar, isimler, taraftarlar yada yöneticiler kazanmazlar. müsabakaları sporcular ve teknik heyetler kazanır. teknik heyetimiz ve sporcularımızda galatasaray'ın bir parçasıdır.
  • 7
    fatih terim ile yollar ayrıldıktan sonra hepimiz karmaşık duygulara kapıldık. kimimiz başkan'a kızdık, kimimiz fatih hoca'ya sitem ettik. yöneticileri eleştirenler de oldu, onları savunan da. tüpçüye, federasyon'a küfür ettik, içimiz içimizi yedi ama hiç birimizin aklı ermedi bu olanlara.

    ben hala aptal gibiyim, olayı hala idrak edemedim, hala kabullenemedim. nasıl böyle oldu, neden bunları yaşadık, kim suçlu, kime kızayım bilmiyorum. her yerde samimiyetsiz açıklamalar, yalan haberler...

    diğer yanda da futbolcular var. bir anda belki de abileri, babaları kadar sevdikleri hocaları uçup gitti ellerinden. kendimi semih kaya'nın yerine koyuyorum, ağlayasım geliyor. muslera'yı düşünüyorum, "ulan bari tafi gitmese" diye dua ediyorum. üzüldüğüm çok nokta var. ama kızamıyorum kimseye.

    neyse ajitasyon yapmayalım. olan oldu, bu olanları düzeltmek için her şeyi yapardım ama düzelmeyeceği için üzülmekten başka yapacak bir şey yok.

    olaylardan sonra sanki tüpçüden bahsediyormuş gibi kendi başkanına küfredenler, "boykot yapalım maça gitmeyelim" diyenler oldu. kusura bakmayın ama öyle diyenlerin amına koyayım. tamam fatih terim'in yeri ayrıdır, hagi'nin, bülent'in, hepsinin yeri ayrıdır ama hiç kimse galatasaray'ın önüne geçemez, metin oktay, ali sami yen dahil kimse galatasaray'dan büyük değildir. bu akşam rize maçı var, her zamankinden daha çok takımımızın yanında olmalıyız, juventus maçı öncesi daha güçlü desteklemeliyiz. maç boyunca "imparator" diye bağırmak yerine daha yürekten bağırmalıyız "galatasaray" diye.

    ve keşke şöyle bir şey yapılsa:
    maç boyunca fatih terim'i ima eden en ufak bir tezahürat, tepki olmasa, sadece büyük bir pankartta şöyle yazsa;
    "aslolan galatasaray'dır.
    fatih terim"
  • 13
    kanıtları:

    "ben 4. yıldızı takmadan gitmem"
    "birileri istedi diye sözleşme imzalamam"
    "ben namağlup bir takım bıraktım. eskişehir, bursa, beşiktaş gibi deplasmanları atlatmış bir galatasaray bıraktım"
    "bir itibarsızlaştırma çalışmasından terim'e zarar veriliyor mu diye düşünen kimse yok"
    "üyelerin hür iradesiyle seçtiği yöneticileri zor durumda bırakacak eylemlerde bulunmamayı öğrendim galatasaray'da"
    "beşiktaş maçı sonrasında oyunculara teşekkür ediyor. biz de orada 80 bin kişiyle koridorlarda canımızla uğraşıyoruz"
    "her zor durumda bana ihtiyaç duyuldu ve her çağrıldığımda şartsız olarak gövdemi taşın altına soktum"
    "galatasaray'dan ikinci gidişimde merhum özhan canaydın'la oturduk. ona artık istifa etmem gerektiğini söyledim. özhan canaydın, 'ben senin istifanı açıklayamam' dedi. 'sayın başkanım, ben açıklarım' dedim." (ii. dönemin nasıl bittiğini sadece ben mi farklı hatırlıyorum ?)
  • 17
    laga luga.

    madem hicap duyuyosun sana yapılanlardan ; görevine son verildiği akşam çağır basını, aklından geçen her şeyi söyle. sana karşı duruna, kuyunu kazanı, yüzüne gülüp arkandan iş çevireni fşa et. ondan sonra de ki ; '' benim vicdan muhasabem budur. bunları yapan adamlarla bir daha sıçmaya gitmem. bugün yol yakınken ilk defa konuştum. daha da polemik yaptırmayacağım. aslolan gerçekten galatasaraydır. galatasaray'a başarılar. ''

    ama yok illa süreç uzasın 3 ay. basın tonla haber yapsın. yok yere bütün futbolcular, kulüp, teknik heyet, taraftar gerilsin. ciğeri 5 para etmez adamlar orda burda '' galatasaray'da kaosun perde arkası az sonra!!!!!!!!!! '' diye dandik programlarında manşet geçsin. sonra sen birgün çık - ki bu bir gün 2013-2014 sezonunun en kritik dönemeci - üstü kapalı yönetime giydir. niye ? aslolan galatasaray çünkü.

    hollanda maçı kazanılsaydı hiçbir şey yoktu. brezilyaya ne zaman gidiyoz onu konuşuyoduk. ne zaman işler boka sardı, o zaman yine bu sihirli sözcüğü duyduk, '' aslolan galatasaray.. ''

    aslolan bizim için galatasaray bizim için !

    sen, o, öbürü. şahsi meseleleriniz için bu takımı kullanan, bu takım üzerinden ufakcıkta olsa rant sağlamaya kalkan, çaycısından kulüp başkanına, imparatoruna kadar.

    aslonan galatasaray, aslolan galatasaray taraftarıdır... sizlerin galatasaray taraftarlığı mertebesine erişecek kudretinizi yok.

    şefahatinizden vazgeçtik, mezarımızdan taş çalmayın yeter.
  • 20
    güzel bir cümle eyvallah da, benim aklıma yatmayan bazı şeyleri de beraberinde getiriyor. misal şu an taraftarın yüzde yüze yakınının da sevdiği belki de tek isim drogba, kadro dışı bırakılsa ve yerine alakasız bir isim transfer edilip oynatılsa, herhangi bir tepki koymamamız mı gerekecek? yapacağımız eleştiriler yeni forvete ve dolayısıyla takıma zarar verecek diye, aslolan galatasaray diyip normal hayata mı döneceğiz yani? drogbasporlu ilan edilecek olmak da cabası. elbette aslolan galatasaray ama sonra da aslolan galatasaray taraftarı sanki.. biraz fazla gömüldük gibi geliyor bana, alınan kararları, taraftarları düşünmeden girilen riskleri sorgusuz sualsiz kabul ediyoruz, hiç bir yaptırımımız, söz hakkımız yok resmen. ben bu yıl çıtayı daha fazla yükseltmeyi, ligdeki üstünlüğümüzü devam ettirirken, avrupa'da da juve ya da madrid'den birini altımıza almanın hayallerini kurarken, heyecanını yaşarken malesef bambaşka şeylerle meşgul kafam ve içime sindiremiyorum yaşananları, yaşatılanları. bu sırada takım da hedeflerden, son 2 yıl yapılan yatırımlardan, gelişimlerden epey uzak. bilemiyorum, aslolan galatasaray dedikçe, daha bir ağırlaşıyor üstteki yük sanki, futbolun gerçek sahibi olan taraftar, daha da eziliyor altta..
  • 21
    bunu iki de bir dile getirenlere hastayım. bu kulübe gelen her yıldıza iyi de oynada kötü de oynasa, aldığı paraya göre verimi bir bok olmasa da önceki kulüplerinde elde ettiği başarılardan dolayı ölüp bitersiniz. bazı hocalar da dahil edilebilir buna. ama söz galatasaray efsanelerine gelince aslolan galatasaray. aslolan galatasaray'ı bir yerlere getirenler de her daim saygı duymamız gereken insanlardır. gerçekten aslolan galatasaray ise bu kulübe verdiği emekler taraflı tarafsız herkes tarafından kabul edilen adamlara saygı duy. ilk fırsatta bok atmak için bir köşede bekleme. ayrıca aslolan galatasaray'dır, bunu dile getirmeye bile gerek yoktur. gidin başka yerlerde kanıtlayın ne kadar büyük galatasaraylı olduğunuzu. burada kendinizi tatmin etmeyin.
  • 23
    bunu diyen tek bir vatandaş bile akp'ye oy vermez.

    *stad konusunda yapılan haksızlıklar. stadın açılışında yaşanan rezillik.
    *spor bakanı suat kılıç'ın bizzat kendisi.
    *yabancı konusunda mahkemenin tedbir kararı dahi vermesini engelleyen bir devlet. zira tedbir talebi 3-5 gün içinde olumlu yada olumsuz neticilendirilir.
    *yabancı konusundaki haksızlıklar.
    *şikecilerin kollanması, federasyonun kendilerine teslim edilmesi.
    *emre belözoğlu ve dadaşlarının rabiasının cezalandırılmaması, galatasaraylı eboue ve drogba'nın madela tişörtlerinin pfdk'ya sevki.
    *fatih terim'in ayartılması ve sonrasında pişkin pişkin açıklamalar.
    *meireles ve melo konusunda disiplin kurulunun adaletsizliği.
    *hakemlerin sürekli fenerbahçeyi kollaması ve galatasaray aleyhine istikrarlı hatalar.
    *fenerbahçe aleyhine hata yapan hakemlerin amatör kümeye yollanması.

    ve daha niceleri...
    galatasaraylıyım diye adam bu heriflere oy ver-mez...

    ayrıca (bkz: #1360586)
  • 24
    bu mottoyu savunan adam "eleman" lafina takilip baskanla sidik yarisina girmez arkadas. ya da takimin basinda hali hazirda bir hoca varken ona destek olur, sahiplenir.

    kafana gore posta koy, kendini kovdurmak icin elinden geleni yap, sonra takim toparlanip ayaga kalkmaya baslayinca geri donmek icin sinsi sinsi planlar yap. oldu amk...