• fritz keller denen bi adamın açıklamaları kendi kişisel görüşüdür tahminim. herhangi bir yaptırımı olmaz. almanya da seve seve katılır turnuvaya.

    ama batının iki yüzlülüğünü ortaya çıkarmış. ufak bir araştırmayla dünya kupası için altyapı çalışmalarını alman şirketlerinin yaptığını, almanya'nın deutsche bank gibi büyük şirketlerinde katarlıların hisselerinin olduğunu, almanya'nın niyeyse lüks araba satarken hiç başka şeyleri düşünmediğini söylememiş bu adam. tipik batı ikiyüzlülüğü işte. kendi işlerine geliyorsa bi şey yok.
  • https://skor.sozcu.com.tr/...upasi-resti-1412474/

    kadin haklarina saygi gostermeyen ulkelere takimlarini gondermeyecegini aciklamistir.

    --- alıntı --- https://eksisozluk.com/entry/97962547

    silah satarken sikinti yok, petrol dogal gaz ticareti yaparken sikinti yok, bankalarinda seyhlerin paralarini tutarken sikinti yok, borsada hisse alip satmalarinda sorun yok. ama maca cikmayalim, liberal almanlar da bunu yalaya yalaya yesin.

    --- alıntı ---
  • meksika milli takımının almanya'nın 2014 dünya kupasındaki cezayir maçını dikkatli analiz ettiğini düşünüyorum. o maçta da cezayir kontralarla almanya'yı sallamıştı ama yıkamamıştı. almanya iyi bir pas takımı ama her pas takımının kontra yeme tehdidine şimdilik çözüm bulamamışlar. (bkz: 17 haziran 2018 almanya meksika maçı)

    1-boateng-hummels çok ağır oyuncular. bayern'in de yumuşak karnı bence bu oyuncular. bire birde iyi oyuncular olabilirler ama kesinlikle birbirlerini tamamlamıyorlar. bunların açığını neuer bile zor kapatır.
    2-kimmich o kadar çok boş bırakıyor ki sağ tarafı. tamam çıksın adam da kim ikame ediyor o tarafı.
    3-müller-werner'le aynı anda ideal pas oyunu oynayamazsın. ayrıca werner açık alan oyuncusu. bence sadece müller oynamalı.
    4-neden khedira?

    almanlar fransızlardan daha iyi. ama şu almanya 2014'ten çok geriye gitmiş, o kesin. yine toparlanırlar, adamlar turnuva takımı ama bu problemleri çözmeleri lazım. çözerler mi? zaten almanya'nın olayı bu. sorunlarını bir şekilde yok etmeyi başarıyorlar.
  • 2022 dünya kupasına katılmamayı düşünen mili takım.

    federasyon başkanı fritz keller ; “almanya futbol federasyonu olarak, kadın haklarına saygı duymayan ülkelerde gerçekleştirilecek turnuvalara milli takımlarımızı göndermeyeceğiz. kadın haklarına saygı duymayan ülkelerde futbol oynamayacağız” açıklamasında bulunmuş.

    olası bi katılmama durumunda fifa'nın bu durum karşısındaki tutumu ne olacak merak konusu.

    dip not: 2022 dünya kupası katar'da düzenlenecek.
  • kadın haklarına saygı duymayan bir ülkede düzenlenecek dünya kupası'na katılmama opsiyonlarını kullanabileceklerini dile getiren ülke. haliyle birçok arkadaşımız, batı riyakarlığı temelli tezlerle, haklı olarak almanya'yı eleştiriyorlar. uluslararası ilişkiler mezunu bir hıyar olarak, çok daha kritik sonuçları olan, dillere destan ''batı'' ikiyüzlülüğüne yüzlerce örnek sayabilirim. peki sadece bu riyakarlık örneklerini ortaya koymak, bizlere ve dünyaya hangi katma değeri sağlar?

    spor, özellikle futbol, uluslararası kamuoyu oluşmasında etkin bir roldedir. almanya'nın bu çıkışı, şu an dünyanın en uzak noktalarında bile konuşulup, tartışılıyor mesela. bu değerlidir. söz gelimi katar'da yaşayan, 53 yaşındaki bir adamın 5. karısı olan 19 yaşındaki bir kadın için değerlidir. tıpkı ağrı'da ya da pakistan'daki benzer durumda olan bir kadın için değerli olduğu gibi.

    türk toplumu olarak bir türlü aşamadığımız bir hastalığımız var. bir olay ya da probleme bakarken, (özellikle uluslararası düzeyde ya da futbolda) meselenin özünü genellikle ıskalıyoruz. karşı tarafa ait bir günahı geçmişten çıkartıp, hohlayıp, parlatıp, yine karşı tarafın önüne koyuyoruz. evet, bu haklı bir gerekçe. ama mevcut sorunla alakalı değil. bu bakış açısı ile kayda değer yalnızca üç şey oluşuyor: paradoks, çözümsüzlük ve anlık tatmin. söz gelimi, artık geleneksel hale gelmiş, abd temsilciler meclisi'nin nisan ayı ermeni soykırımı(!) kararı. peki bizim abd'ye verdiğimiz geleneksel nisan ayı cevabımız ne: ''asıl sizler kızılderililere soykırım yaptınız. önce kendinize bakın'' bu bakış açısına sahip olduğumuz için, ermeni meselesinde uluslararası arenada kendimizi yeterince ifade edemiyoruz. ve itiraf etmek gerekirse, ciddiye de alınmıyoruz. çok önceden çözülebilecek bir mesele, kangren olmaya devam ediyor. ve türkiye cumhuriyeti devleti ile sorun yaşayan her ülke, bu meseleyi ısıtıp önümüze koyuyor. paradoks demiş miydik?

    evet almanya tıpkı diğer batılı muadilleri gibi riyakardır. ancak doğu toplumlarının ve devletlerinin de kendilerine özgü riyakarlıkları var. bunları iyi bilmek, araştırmak değerli ve önemlidir.

    ancak almanya'nın bu çıkışıyla oluşturduğu kamuoyu da değerlidir. belki de örneğimizdeki o 19 yaşındaki kadın, şu an kendisi ve kendisi gibi kadınlar için ufak da olsa bir umut hissediyor. belki şu anda sırf bu yüzden gülümsüyor.

    bu gülümsemenin cevabı ''sizler şu zamanda şunları şunları yaptınız. riyakarsınız. siktirin gidin'' olamaz.
  • 1-değişim kaçınılmazdır. sen değiştirmezsen başkası seni değiştirir. 12 senedir takımın başında olan löw var. oyuncuların birçoğu başarıya doymuş ve bıkkın. bu kadar başarıdan sonra başarısızlık çok da anormal değil. almanya da ispanya gibi değişmekte geç kaldı.

    2-98'den beri bir istisna hariç şampiyon olan takım bir sonraki turnuvada gruplarda elendi. bu tesadüf olamaz. bunun psikolojik bir şey olduğunu düşünüyorum. şampiyon olan takımlar grupları aşırı küçümser halde turnuvaya geliyor olabilir. kendilerini eleme turlarına hazırlarken grupta tokadı yiyorlar. özeleştiri eksikliği ve aşırı özgüven de başarısızlığa sebep oluyor olabilir.

    3-2018 dünya kupasına bütün takım formsuz geldi. kimmich biraz da kroos dışında formda oyuncusu yoktu almanya'nın. en formda oyuncusu leroy sane kadroya alınmadı. bunun bir bedeli olacaktı. özellikle özil, müller tanınmayacak halde.

    4-oyuncu tercihleri inanılmaz kötüydü löw'ün. nasıl olsa ikinci tura çıkacağız diye düşünülüp aşırı rotasyonla çıktı maçlara. takım sanki werner'in üzerine kuruluydu. her oyuncu kesik yedi ama bu çömez yemedi.

    5-tabi ki sistem tartışması da olacak. almanya pas futbolu oynuyordu ama bu yapılarına ne kadar uyuyor tartışılır. özellikle khedira, werner ve müller gibi pas kalitesi düşük oyuncularla bunu oynamak başarısızlığa sebep oldu. ve bir de formasyon tabi. 4-2-3-1 dünyada artık ölüyor. 10 numaralar 8 numaraya çekiliyor. maalesef mesut'tan asla 8 numara olmaz. wenger de denedi olmadı. 10 numara pozisyonunda da kendisi fizik olarak bitikti, psikolojik olarak da bitikti. almanya tek ön liberolu 4-3-3'e dönebilseydi belki şansı olabilirdi.

    almanların dünya kupası tarihinde gruplarda elendiğini ilk defa görüyorum. almanlar buna kafayı fena takar. ama şu anda sonuna kadar taşak geçilmesi gerekiyor. özellikle ingilizler kaçırmayın bunu :) ben almanya sempatizanıyım. ama elenmelerine de çok üzülmedim. çünkü hak ettiler bu durumu. öte yandan ikinci turda olası brezilya-almanya eşleşmesine hevesleniyordum tabi. çok fena bir intikam maçı olabilirdi.
  • almanya milli takımı'nda dünya kupası* yasakları;

    otele kadın getirmek yasak.
    maç öncesi ve sonrası en fazla 1 bira.
    sosyal medyada 'politika' yapmak yasak.
    otelden en fazla 1 saat ayrılığa izin var.
    gazetecilere içeriden haber vermek yasak.

    arda turan olsa otelde cinnet geçirirdi. orhan gencebay’dan “batsın bu dünya” açıp kendini piştiye verirdi...
  • 2018 dünya kupası'nda grup aşamasında elenmeleri sonrası ülkece oturup biz neden böyle olduk diye düşünecekler, bilimsel methodlardan faydalanacaklar, mevcut altyapıları yetmezmiş gibi bu alanda hayvani yatırımlar yapacaklar ve 7-8 yıl içinde yeniden muhteşem bir nesil yetiştireceklerdir.

    bizde olsa önce saçma bir prim tartışması kopar, sonra biri racon keser ve milli takımı prim peşinde olan futbolcuların eline teslim ederdi.
  • dünya kupaları tarihinde en çok maç oynayan, en çok maç kazanan ülke de turnuvaya önem göstermiyorsa bu milli takımlar meselesi baya önem kaybetmiş demektir. almanyasız dünya kupası hidrojensiz su molekülüne benzer yani su mu değildir. kadın hakları falan lay lay lom meseleler. suudi'lerle ticaret yaparken, silah satarken iyi de futbol turnuvasına mı karşısınız?
  • --- alıntı ---

    kadın hakları konusunda spor alanında en büyük adımlardan birini atmaya hazırlanan almanya, fritz keller’in açıklamasının ardından dünya kupası’na katılmayabilir. fritz keller, almanya’nın die welt dergisine yaptığı açıklamada “almanya futbol federasyonu olarak, kadın haklarına saygı duymayan ülkelerde gerçekleştirilecek turnuvalara milli takımlarımızı göndermeyeceğiz. kadın haklarına saygı duymayan ülkelerde futbol oynamayacağız” sözleri ile kararını duyurdu.

    bu durum, katar’ın 2022 yılına kadar kadın hakları konusunda adım atmaması durumunda, almanya’nın dünya kupası’nda yer almayacağı anlamına geliyor.

    katar’da eşi izin vermeyen kadın çalışamıyor ve erkeğin birden fazla eşinin olması (çok eşlilik) yasal…

    --- alıntı ---

    https://skor.sozcu.com.tr/...upasi-resti-1412474/
  • 2022 dünya kupası'na katılmamasının hiçbir işe yaramayacağı takım. medeniyet götüren batı kafası, dünyanın hiçbir yerinde hiçbir zaman işe yaramadı. tam tersi savaş, terör, yoksulluk, diktatörler yarattı. bu iyi niyetle yapılsa da sonuç budur ki asıl amacın sömürü olduğu aşikardır.

    kamuoyu yaratma olayı da kendi memleketinde mastürbasyondan başka bir işe yaramaz. zaten almanya'nınki de bundan farklı bir şey değil. sadece müslüman coğrafya değil, dünyanın herhangi bir yerinde insanların çoğunun yaşam tarzlarından şikayetçi bile olduğunu sanmıyorum. toplumların gelişimi dışardan parmak sallayan öğretmenler ile olmaz. evrim ile olur. toplumlar bunun için kendileri mücadele etmelidirler. batı dışı toplumlar için demokratikleşme batı sayesinde değil, genellikle batı ile mücadele ederek olmuştur.

    buna en güzel örnek türkiye'dir ve mücadelesi hala çok sert bir şekilde devam etmektedir. batı tamamen kendisi açısından haklı olarak çıkarlarını düşünür. batı karşıtı bir demokrattan ise kendi yandaşı bir diktatörü tutarlar. zaten dünyanın birçok yerinde demokratik gelişimleri böyle boğmuşlardır. dediğim gibi asla kendilerini suçlamıyorum. kim olsa aynısını yapardı. sorun zaten bizlerde.

    dünya kupası'na gitmemek yararlı olmadığı gibi tam tersine zararlıdır. bariyerler kurup sınırlar çizmek herhangi bir toplumu geliştirmez. tam tersi kendilerini dışladıkları için katarlı kadınlarda da dahil, öfke ve düşmanlık doğurmaktan başka bir işe yaramaz.

    amerika'nın da turist gören kıyı şehirleri, iç şehirlerine göre daha açık görüşlüdür türkiye'nin de. dünyanın her yeri için bu geçerlidir. bırakın insanlar birbirini tanısın, görsün. onlar senden bir şey öğrensin, sen onlardan bir şey öğren. o zaman belki o toplum değişime ihtiyaç duyar ve kendi evrimini sağlar. hatta belki senin de yapamadığın şeyleri yapar. daha güzel yollar bulur. sonuçta dünyada tek doğru yok. hele tek doğru batı'nın yolu hiç değil.
  • 2010 dünya kupası kadrosundaki yabancı uyruklu futbolcuları "devşirme" olarak yaftalanmadan önce iyice irdelenmesi gereken futbol takımıdır. sırayla bakacak olursak,

    dennis aogo: 14 ocak 1987 tarihinde karlsruhe/almanya'da doğmuştur. annesi alman, babası nijeryalıdır. futbola 1993 yılında bulach takımında başlamıştır. daha sonra karlsruhe ve waldhof mannheim altyapılarında oynadıktan sonra 2002 senesinde profesyonel kariyerine başlayacağı freiburg takımının altyapısına geçmiştir. stoper ve defansif orta saha olarak oynayabilmektedir.

    serdar taşçı: 24 nisan 1987 tarihinde esslingen/almanya'da doğmuştur. ebeveynleri türktür. futbola stuttgart kickers'ta başlamış, daha sonra 2005 yılında halen oynamakta olduğu stuttgart'ın altyapısına dahil olmuştur. stoper ve sağ bek olarak oynayabilmektedir.

    sami khedira: 4 nisan 1987 tarihinde stuttgart/almanya'da doğmuştur. babası tunuslu, annesi almandır. futbola tv öffingen'de başlamış, daha sonra 1995 yılında halen oynamakta olduğu stuttgart takımının altyapısına dahil olmuştur. orta sahanın ortasında ve ön libero mevkiinde oynayabilmektedir.

    mesut özil: 15 ekim 1988 tarihinde gelsenkirchen/almanya'da dünyaya gelmiştir. ebeveynleri türktür. futbola westfalia 04 gelsenkirchen'de başlamış, birkaç takımda daha oynadıktan sonra 2005 yılında profesyonel futbol hayatına başlayacağı kulüp olan schalke 04'ün altyapısına dahil olmuştur. hücuma dönük orta saha oyuncusudur.

    lukas podolski: 4 haziran 1985 tarihinde gliwice/polonya'da dünyaya gelmiştir. ebeveynleri polonyalıdır. lakin baba tarafı günümüzde polonya, ikinci dünya savaşı öncesinde ise almanya sınırları içinde kalan prusya tarafından olduğu için geçmişte alman vatandaşlığına sahiptir. fakat savaş sonrası değişen sınırlardan dolayı polonya'da kalmışlardır. yürürlüğe giren geri dönüş yasası ile 2. dünya savaşı öncesindeki almanya sınırları içerisinde yaşamış ve geçmişte alman vatandaşlığına sahip olan ailelerin devamının günümüz almanya'sına gelip yaşayabilmelerine olanak tanınır. bu olanaktan faydalanmak ve daha iyi şartlarda yaşamak isteyen podolski ailesi lukas 2 yaşındayken almanya'nın bergheim kentine taşınırlar. lukas podolski futbola fc jugend 07 bergheim takımında başlar, daha sonra ise 1995 yılında ileride profesyonel kariyerine başlayacağı köln'ün altyapısına katılır. forvet ve sol kanat olarak oynayabilmektedir.

    miroslav klose: 9 haziran 1978 tarihinde opole/polonya'da doğmuştur. ebeveynleri polonyalıdır. klose'nin hikayesi de podolski'ninki ile aynıdır. baba tarafı 2. dünya savaşı öncesinde alman vatandaşlığına sahip olduğu için geri dönüş yasasından yararlanırlar ve klose 7 yaşındayken kusel kentine yerleşirler. klose 1987 senesinde sg blaubach-diedelkopf takımında futbola başlar. daha sonra 1998 yılında profesyonel futbol hayatına başlayacağı ekip olan fc homburg saflarına dahil olur. kendisi forvettir.

    piotr trochowski: 22 mart 1984 tarihinde tczew/polonya'da dünyaya gelmiştir. ebeveynleri polonyalıdır. hikayesi klose ve podolski'ninkilerle aynıdır. 1919 öncesindeki alman imparatorluğu döneminde ve 1939-1945 yılları arasındaki nazi almanyası zamanında prusya'da ikamet ettikleri için hem anne hem de baba tarafı alman pasaportuna sahip olduğundan geri dönüş yasasını kullanarak piotr 5 yaşındayken hamburg kentine yerleşirler. futbola 1993'te bilsted horn'da başlar, ilerleyen yıllarda bayern münih altyapısına katılır. 10 numara mevkiinde ve kanatlarda oynayabilmektedir.

    jerome boateng: 3 eylül 1988 tarihinde berlin/almanya'da doğmuştur. babası ganalı, annesi almandır. futbola tennis borussia berlin'de başlamış, daha sonra 2002 senesinde hertha berlin altyapısına dahil olmuştur. defans oyuncusudur.

    marko marin: 13 mart 1989'da o dönemki adıyla yugoslavya, günümüzdeyse bosna hersek sınırlarında kalan bosanska gradiska kentinde dünyaya gelmiştir. ebeveynleri bosna hersek sınırları içinde yaşayan sırplardandır. annesinin işi sebebiyle 2 yaşında almanya'ya gelen marin 1995'te sg 01 höchst'de futbola başlar. daha sonra sırayla eintracht frankfurt ve borussia mönchengladbach takımlarının altyapılarında oynar. 10 numara mevkiinde ve kanatlarda oynamaktadır.

    mario gomez: 10 temmuz 1985 tarihinde riedlingen/almanya'da doğmuştur. babası ispanyol, annesi almandır. futbola 1999'da ulm 1846'da başlamış, daha sonra stuttgart altyapısına dahil olmuş ve burada profesyonel futbola başlamıştır. forvet oyuncusudur.

    cacau: 27 mart 1981'de mogi das cruzes/brezilya'da doğmuştur. ebeveynleri brezilyalıdır. annesi brezilya'da ikamet etmekte olan bir alman ailede temizlikçi olarak çalışmaktadır. bu vasıta ile almanya'ya yolları düşer ve sonrasında buraya yerleşirler. cacau futbola 1999 senesinde türk gücü münchen takımında başlar. daha sonra nürnberg'e transfer olur. forvet olarak oynamaktadır.

    yani ne kadar farklı etnik kökenlere sahip olurlarsa olsunlar yukarıda hayat hikayelerine kısaca değindiğimiz oyuncular almanya federal cumhuriyeti sınırları içinde futbola başlamış ve kariyerlerini şekillendirmişlerdir. kanını taşıdıkları ülkelere duydukları sempati ve gönül bağı tabii ki özel hayatlarına girmektedir fakat şurası su götürmez bir gerçektir ki soy olarak dünyanın neresinden gelirlerse gelsinler bir ülke olarak almanya'yı vatan bellemiş, bu toprakların ekmeğini yiyip suyunu içmiş ve yine bu topraklarda birer birey ve futbolcu olmuşlardır. bu bakımdan kâh kulüp seviyesinde, kâh milli takımda büyük bir uyum ve düzen içerisinde oynamaları sistemli bir ülkenin spora yönelik yaptığı yerinde hamlelerin ve-büyük küçük farketmeksizin-tüm alman futbol takımlarının altyapılarına önem vermelerinin bir sonucudur. bu bakımdan bu futbolcuları "devşirme" olarak nitelendirmek şahsımca yanlış olacaktır. belki devşirilen veya ithal edilen tek şey doğuştan gelen yetenektir*; bunun dışında almanya adeta, safkan alman veya göçmen ayırt etmeksizin sıfırdan çatır çatır futbolcu yetiştiren dev bir fabrikadır.
  • mili takımın seviyesinde santraforu olmayan milli takım.

    almanya muhteşem bir yer. ülkede herşey var. mükemmel arabalar üretiyorlar. süper uçakları var. eğitim harika, 15-23 yaş arası nüfusta gelecek kaygısı yok. cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan kişi haysiyet sahibi bir insan. bira içen adamın öteki dünya'da çıra gibi yanacağını düşünen kitle azınlıkta (zaten onlar da bizimkilerdir). ekonomi güzel, para birimlerini bütün avrupa kullanıyor ve bir şekilde dünyaya yön verebiliyorlar. milli takım teknik direktörleri götünü başını kaşıyor ama kendi başarısızlığını takımın birkaç iyi futbolcusuna yükleyip onları kamuoyunun önüne atmıyor. futbol ligleri üç büyük ligden birisi konumunda. kendi kulübünü batıran bir gerizekalıyı federasyon başkanı yapmıyorlar.

    milli takımda;
    kaleci tamam
    stoper tamam
    bek tamam
    orta saha tamam
    kanatlar tamam
    10 numara zaten mesut özil
    santrafor yok

    yani koskoca ülkede sadece milli takımın santraforu yok. bir lewandowski, higuain, lukaku, cavani...
    yok arkadaş. bir giroud olsa tamam, hele bir kane'leri olsa var ya... ama yok işte.

    neyse, tek dertleri bu olsun, allah başka dert vermesin diyelim.
  • 2018 dünya kupasından grup aşamasında elenmelerinin belli başlı nedenleri var. bunları sıralamak isterim:

    1) löw’ün oynanan üç maçta da elini götüne sokmamış olması:

    bazılarımız sıçarken, bazılarımız kahve içerken, bazılarımız kalem dişlerken iq limitlerini zorlar. löw, bundan önceki turnuvalarda gösterdiği gibi, elini götüne sokup koklayarak motive olan, parlak fikirlere ulaşan bir adam. bu turnuva bir iki kere yeltendi ise de yapmadı.

    2) löw’ün boklu eli ile burnunu karıştırmaması:

    birincisi olmayınca ikincisi default olarak olmuyor. yine yeltendiği ancak yapmadığı bir hareket. boklu elle sondaj yapınca çakraları açılan adam yapamayınca ceza sahasında 0-0-0 taktği ile oynayan takımlara karşı doldur boşalta dönemedi.

    3) löw’ün boktan bir hoca olması.

    şaşırtıcı gelecek ancak son yılların milli takım bazında açık ara en dominant jenerasyonunu yetiştiren almanya’nın bu başarısında löw’ün herhangi bir payının olmadığı, kendisi gittikten sonra yerine çok sikimsonik bir hoca - mesela sampaoli - alınmadığı sürece anlaşılacaktır.

    4) löw’ün kul hakkı yemiş olması:

    herhangi bir dini inancım yok ancak bu sene eplde çılgın atan, löw’ün guardiola’dan çaldığı 737472762744 pas taktiğini bizzat guardiola tarafından yönetilen takımda oynayan leroy sane yerine julian brandt’ı kadroya alarak kul hakkı yediği, 650 günah point’in kendisinden ilahi adaletin erken tecellisi nedeniyle çıktığı sabittir. ayrıca draxler alınmamalıydı kadroya, brandt alınabilirdi.

    5) alman milli takımının bayrak ve lider oyuncusunun olmaması:

    şıvanşıtayger, podolski hatta daha ileri gidiyorum effenberg veya ballack ileri yaşlarına rağmen kadroda olsalardı her şey farklı olurdu. kroos’un muhteşem bir orta saha olduğunu tartışmam bile ama bir lider değil. keza mesut, müller, reus gibi muazzam ayaklar da lider adamlar değiller. bunların saha içinde bir lidere ihtiyaçları vardı derleyip toparlayacak; bulamayınca sonuç hüsran oldu.

    6) son yıllarda hemen her pozisyona muazzam adamlar yetiştiren almanların eli yüzü düzgün bir forvet yetiştirememesi:

    werner henüz o bitiriciliğe sahip bir adam değil. gomez daha fazla süre alsa da olmazdı çünkü forvet koller bile olsa orta yapmak yerine 950 pas yapmayı tercih eden bir takım izledik. şenol güneş taktiği ile gomez veya mülleri merkeze koyup maç başı 35 orta yapsalar gruptan çıkarlardı.

    7) löw’ün git gide antalya’ya tatile gelen, göbek bırakmış memeleri yer çekimine yenik düşmüş alman teyzelere benzemesi:

    belki aralarında en az % ile etki eden unsur; bununla birlikte kenara baktığınızda reenkarne angela merkel görseniz sizin de top oynayasınız gelmez.