• 16 mayıs 2015 galatasaray gençlerbirliği maçı öncesinde televizyon programlarından tutun da, yazılı ve görsel basını, rakip takım taraftarları da dahil olmak üzere bir algı operasyonuna giriştiler. bizi şimdiden şampiyon yaptılar.

    valla istatistikler falan güzel, fikstür avantajımız ve puan avantajımız var ama birazcık gevşeme de her şey tepetaklak olabilir.

    bazı ergen taraftarlarımız da bu goy goyun peşinde şimdiden rakipleri fazlasıyla rencide edecek hareketlere girişmişler. bir soluklanın bakalım, sabredin 2 hafta daha.

    16 mayıs 2015 galatasaray gençlerbirliği maçında çıkacak olumsuz bir sonuç ya da maç esnasında yenik duruma düşmemiz bizi çok bozabilir. herkes konsantre olsun. avantajımızın farkındayız ama fenrbahçe 2006'da denizli'de, 2010'da kadıköy'de avantajlı değil miydi?

    lütfen bu algı operasyonu tuzağına düşmeyin ve oyuncularımızı ve teknik ekibin konsantre olmasında yardımcı olun.

    (bkz: sen şampiyon olacaksın)

    ama önce,

    (bkz: konsantrasyon)
  • tribünde rocky temalı galatasaray koreografisi gören bir insanın bilinçaltının etkilenmesi yoluyla toplumsal bazı şeyler olacağına ciddi ciddi ihtimal veren bir şahıs geri dönüşü olmayacak düzeyde gerizekalıdır, sözüm ona sinsiliğinden bunu yapıyorsa da katıksız bir orospu çocuğudur...

    neymiş efendim fetö'nün mesajıymış biz de bunu tribüne taşımışız... sebep? olası ve hedeflenen sonuç? bu laflara sümüklü bebeler bile inanmaz. vaktim olsa sabaha kadar sövüp dalga geçeceğim ama hem okuyuculara lüzumsuz düzeyde küfür takdim etmek istemediğim için, hem de sözlük konseptinin çok dışına çıkmamak adına durumum şimdilik ancak bu kadar müsaade ediyor.
  • başkanımız sn. cengiz'in 4 eylül 2018'deki yayında yaptığı açıklamalardan gördüğüm fotoğrafın bütünüdür.

    belirli olaylarda spor medyasının kaos çıkarmak adına sıkça yaptığıdır. cengiz-terim ilişkisi, transfer konuları vb. ne varsa rakipler ve onların medyası tarafından kurcalanarak sürekli manipüle etmeye çalışıldık. dursun denilen kişi sonrasında hızla fabrika ayarlarına dönen galatasaray rahatsız ediyor. başkanın başarısız olduğu noktalar olabilir, zira "bir hata varsa bana ait, sorumluluk benim" dedi. ancak kimse başkanı eleştirirken, birilerinin algı operasyonuna kapılıp kantarın topuzunu kaçırmamalıdır. çünkü bu diğerlerinin istediğidir.
  • house of cards dizisinde bir sahne vardı: rakip politikacılardan biri bir hata yapar. bunun üzerine önemli pozisyonlarda olsun olmasın, parti üyeleri, partiye yakın gazeteciler, televizyoncular rakiplerinin bu hatasını yorumlarken, önceden anlaşılmış bir söz öbeği kullanır. (yanlış anımsamıyorsam ''yönetim acziyeti'' gibi bir şeydi) farklı kişiler tarafından defalarca, doğrudan ya da cümle içinde ve ustaca kullanılan bu söz sonrası, hatalı politikacı kendisini bu 'yafta' üzerinden savunur halde bulur. artık yaptığı hata pek dillendirilmez, hatanın ne olduğu çok da önemli değildir zaten. önemli olan üzerine yapışan ve kendini savunmak zorunda kaldığı o söz öbeğidir. kısa süre içinde de istifa etmek zorunda kalır. hatasından dolayı değil, üzerine sinen ve ağırlığını taşıyamadığı o 'şey' yüzünden.

    söz gelimi aziz yıldırım'ın gücünün doruğunda olduğu yıllarda 'zengin, maddi sorunu olmayan, istediğini alabilecek tek takım' imajı vardı fenerbahçe'nin. taraflı tarafsız büyük bir çoğunluk bu durumu bir 'gerçeklik' olarak kabul ediyordu. galatasaray imajı ise tam tersiydi. oyuncularının, çalışanlarının maaşlarını bile ödeyemeyen takım: bir maç hasılatının gazete sayfasına sarılarak ribery'nin gecikmiş alacağının acilen ödenmesi haberi! (algı her zaman yanlış değildir, zira kötü yönetiliyorduk) ancak daha sonradan anladık ki, yığınların büyük oranda kabul ettiği o gerçeklik, gerçeğin yanından bile geçmiyor. borçların, usulsüzlüklerin haddi hesabı yok. bunu biz değil, kendi 'vizyoner' yeni başkanları söylüyor.

    siz bakmayın spor programlarında gelen 'algı yapıyorsunuz' mesajlarına gülerek, sanki çok komik, saçma bir şey söylenmiş gibi verdikleri 'algı yapmıyoruz' cevaplarına. zira algı denilen şey, net, ortada, parmağını uzatarak 'aha bu' diyebileceğin bir şey değildir. ama vardır. ne olduğun değil, nasıl göründüğündür önemli olan.

    şimdi ise başka bir algı var: 2018/19 sezonunu şampiyon olarak tamlayan galatasaray'ın hakem yardımlarıyla bunu başarabildiği. ve bunu bilinçli ya da bilinçsiz çoğu rakip takım taraftarları kabul ediyor.

    bunun böyle olmadığını, hatta tam tersi olduğunu bizler çok iyi biliyoruz. saha içi ya da dışı çok büyük ahlaksızlıklarla, adaletsizliklerle mücadele ettik. sayfalarca şey yazılabilir 2018/19 sezonu için, ama en iyi özeti fatih hocamız yaptı: 'hak yiyip, gak diyorlar'

    bu sezon sadece rakiplerimizle futbol oynarken değil, bu algıyla da mücadele edeceğiz. ali palabıyık'ın maç yönetebildiği, ümit öztürk'ün aylarca maç yönetemediği bir ülke burası. galatasaray olarak hazır olmalıyız. çünkü galatasaray engellenemezse, birkaç yıl içinde çok başka bir durumla karşılaşacaklarını biliyorlar. böyle devam ederse 'tek büyük' sadece bir slogan değil, bir gerçeklik olacak. ve bu gerçekliğin (medya da dahil) ne yaparlarsa yapsınlar, ismini değiştiremeyecekler. son şansı olduğunu bilen insanların umutsuzluğu ile ve ahlaksızca saldıracaklar, saldırıyorlar.

    daha sezon bile başlamadan geldi 'gak, gak' sesleri. ne de çirkin. ergin ataman'ımız gibi kulaklıkla dolaşacağım yeminle.
  • artık çığırından çıkmış durumdur.

    şu bize verilen penaltı pozisyonunun tamamen aynısı haftasonu başakşehire verilmese veyahut kendi takımı lehine verilmese hak yendi diye ortalığı ayağa kaldıracak insanlar bu pozisyonun penaltı olmadığını iddia ediyorlar. rezillik resmen ya.

    galatasaray düşmanlığından dolayı öyle bir raddeye gelmişler ki artık pozisyonu değerlendirme gereği bile duymuyorlar. ortada galatasarayın bir başarısı varsa, galatasaray lehine bir karar varsa vahşice saldırmak tek gayeleri.

    en komiği de kendileri ve kamuoyu buna öyle inandırılmış ki sahada galatasaray karşısında ki futbolcular dahi en haklı kararlarda bile hakemi taciz etme noktasına geliyor.
  • daha önce de söylediğim gibi, 30 yıldır türkiye ligini takip ediyorum, galatasaray'ın tff, hakemler, yayıncı kuruluş ve rakip takımlar nezdinde bu kadar düşmanca tavır gördüğü, bu kadar organize hakkının yenmeye çalışıldığı başka bir sezon hatırlamıyorum.

    bütün bunların arkasında, ne yazık ki talimatla şampiyon yapılmaya çalışılan, her şeyiyle türkiye siyasetinin dümen suyunda yer alan bir kulübün önünü açma çabaları var.

    galatasaray bu hesabı pazar günü kapatacaktır.
  • vıcık vıcık bir terim. şimdi yazacaklarım renkdaş kardeşlerime hitaben değil bu kifayetsiz terimi kullanıp dilimize yerleştiren çapsız ve cahil siyasetçiler için.

    ekşi sözlükte bir başlık vardı. türkiye' nin tam bir kezban olması diye, gerçekten öyleyiz. her bir boku derin derin düşüneceğiz. liseli çocuklar masonluğun bütün sırlarını çıkartmış, kahvelerdeki dayılar ise bütün gizli istihbarat örgütlerinin sırlarını biliyor sanıyor kendini. hal böyle olunca başın sıkışınca halka sallayacak kelime bulmak zor değil. itibar suikastı, algı operasyonu, darbe girişimi, büyük resmi görmek, ermeniler bayram yapıyormuş, yahudilerin oyununa geldiniz. başımdan aşağıya kaynar sular dökülüyor yemin ediyorum bu lafları duyunca.

    algı operasyonunun sözlük tanımına göre adım adım gidelim.

    burak yılmaz için medya tarafından yapıldı ve bizde yedik deniliyor. bak şimdi güzel kardeşim. eğer tek forvet oynacaksan ve rakip sahaya yereşmek gibi bir oyun felsefen varsa, forvetinin mutlak suretle arkasında oynayan oyunculara servis yapması, boşluk yaratması ve pas opsiyonu olması gerekir. bunların dışındaki özellikler ise ekstraya girer. bakıyorsun burak yılmaz' a en büyük silahı defans arkasına koşuları. pas opsiyonu olur mu? hayır. arkasındaki oyuncuları besler mi? hayır. bu durumda burak yılmaz' ı istememek nankörlük yada birilerine oyununa gelmişlik değildir. aynı zamanda burak yılmaz' ın kötü olduğu anlamına da gelmez. burak yılmaz net ve kesin olarak bizim sistemimize uygun değil. bunun algı operasyonuyla alakası yok. burak yılmaz yerine podolski alınacaksa yine alınmasın derim. çünkü podolski' de aynı şekilde burak yılmaz gibi bizim en ilerideki oyuncumuz rolünü oynayamaz.

    ikinci olarak gaza gelmiş taraftar yada transfer taraftarı diye bir yafta var. bak güzel kardeşim. sen delikanlı gibi çıkıp şu kadar borcumuz var o yüzden mütevazi bir transfer sezonu geçireceğiz dersin. peşinede yeni sağ bek çok maliyetli olur o yüzden al sabri sana 1 milyon euro, yedekte malesef tarık çamdal olacak dersin. eyvallah deriz ama gidip sabri' ye alakasız bir zam yapıştırırsan kimse senin samimiyetine inanmaz. kadronda adam akıllı sağ açığın, forvetin, sağ bekin, melo' nun alternatifi yokken sen gidip selçuk inan, wesley sneijder, hamit altıntop ve emre çolak' tan oluşan hatta hatta büyük ihtimal seneye yine izlemek zorunda olduğumuz yekta' nın olduğu bölgeye bilal kısa' yı alırsan yine kimse senin param yok edebiyatını siklemez. işte kapı işte sapı! bunun neresi algı operasyonu?

    üçüncü olarak aydın yılmaz meselesi. senede 5 maç oynamayan istisnasız bütün taraftarın gönderilmesi konusunda hem fikir olduğu aydın yılmaz' la sözleşme yenilemeyi düşünüyoruz dersen, hele hele sözleşme yapıp başakşehir' e kiralacağız gibi beyin yakan projelerin varsa insanlar sana komisyoncu yada birilerinin maşası yaftasını yapıştırırlar. bunun için ne çeşit bir algı operasyonuna gerek var ki?

    memleketin özeti budur işte. sene 2011 kpss sınavında çoğu akraba 350 kişi tam puan yapmış. kopya çekildiğini görmek için orta zeka sahibi olmak yeter ama durum öyle değildi. algı operasyonuna kurban gittiniz, resmin büyüğünü göremiyorsunuz, muhafazakarları çekemiyorsunuz diye her allahın günü ekranlarda kafa ütülendi. sene 2015, çıkarlar ters düşünce o 350 kişi için soruşturma başladı. ozaman kopya olduğunu açık açık dile getirenler şimdi paralellle iş yapmakla suçlanıyor ve yine algı operasyonunu yemiş olarak yaftalanıyor. başka sözüm yok hakim bey.
  • her zaman olduğu gibi yine aleyhimize yapılan haberlerle iyi gidişimizi kesmeye çalışıyorlar. gerek fenerbahçe, gerekse beşiktaş; kendi maçlarında kendi lehlerine yapılan onlarca hataları görmezden gelir ama aleyhlerine yapılan 1 yanlışta ülkeyi ayağa kaldırarak bizi hedef göstermeye çalışıyor. yaklaşık 1 haftadan beri aralıksız "namoğlu istifa" sloganıyla gündeme yön veriyorlar. bunu yaparken de sürekli galatasaray'ımızın adını kullanıp kollandığımızı söylüyorlar. çünkü başımızda fatih terim, kenetlenen de bir taraftar olursa şampiyonluğu rüyalarında göreceklerini biliyorlar. bunun içinde sürekli algı operasyonlarına giriyorlar...

    eğer bu tür tiyatrolara sessiz kalırsak, daha maçlar başlamadan kaybederiz. mutlaka bizimde sesimizi çıkarmamız lazım. onların yalandan ve alakasızca hazırladıkları videolara, video ile karşılık vermek lazım. onların mazlumlukları 10 saniyeyse, şeytanlıkları 10 dakikadır. 10 saniyeyle mazlum olduklarını söyleyip, medya'yı her zaman olduğu gibi yanına almaya çalışan çirkeflere inat, 10 dakika boyunca şeytanlıklarını gösterip 1 taşla 2 kuş vurmalıyız. bütün takımları kendi yanlarına alıp tek vücut olanlar; babalarının galatasaray olduklarını çok iyi biliyorlar...

    sessiz kalma taraftar, sesslz kalma ultraslan.
  • ota bota algı operasyonu dendiği için anlamını kaybedendir. 2019 mayısından beri kulübümüze hem sosyalından asosyalına kadar medyada yapılandır. 18 ekim 2019 galatasaray sivasspor maçı sonrası konuşulanlar bunun ispatıdır. sanki sivasspor'un kırmızısı ve bizim penaltımız yanlışmış, mert hakan yandaş maçı satmışmış gibi boş lakırdılar söylendi. maçı izlemeyen fanatikler bunları yemiştir. maçı izleyen ve bu allahsız cümleleri kuranlar istiyor ki galatasaray'ın futbolcusuna ceza sahasında kural dışı hareket yapılınca penaltı verilmesin, rakibe hiç kart çıkmasın, rakibin oyuncuları kariyer maçını çıkarsın. bu art niyetli yorum yapanların istedikleri kararlar inşallah kendi takımlarına çalınır. o zaman ağlamaya son hız devam ederler.
  • (bkz: 2019-2020 süper lig cemil usta sezonu) bu sezon galatasaray üzerine yapılan muhteşem organize operasyon.

    bunun son örneği terim'in istifa etmesini öngören emre bol isimli yorumcu. sağdan soldan sürekli baskılar yapılıyor. herkes adindan daha iyi biliyor, avrupadan elenmis bi galatasaray'in ligi rahatlıkla kazanacağını. olasi bi arka arkaya 3. şampiyonluk demek kaos ortamı demek. bu yüzden terim ile ilgili çok sayıda istifa konusu dönüyor.

    bugün bi sitede verilen haber başlığı; " galatasaray'da falcao krizi, 1 aydır antremana çıkmıyordu. "

    haber içeriği; galatasaray ligde oynayacağı gaziantep maçının hazırlıklarını sürdürüyor. sakatlığı nedeniyle ispanya da bulunan radamel falcao gaziantep maçında sahada olamayacak. "

    herkes açığı bulmuş galatasaray'in bi yerden vurmaya çalışıyor. ancak arka arkaya gelecek galibiyetler bazı yorumcu gazeteci habercilerin eteklerini tutusturacak.
    bu basin falcao muhabbetini haber yaptıgı kadar neden haftalardır ortalıkta görünmeyen max kruse ve adil rami için sesini çıkarmıyor acaba?
  • --- alıntı ---

    üzerinden günlerdir algı yönetimi yapılmaya çalışılan kulüp.

    *ilk olarak kasımpaşa maçında başladı herşey. galatasaray'ın üst üste aldığı galibiyetlerden sonra, baktılar ki galatasaray'ı kimse durduramıyor; mahmut uslu denen zat çıkıp "devre arası çok uzun sürdü, şike var" diye iftira attı. daha sonra gördük ki fenerbahçe'nin maçlarının devre arası galatasaray'ın maçlarından daha uzun sürüyor, ve tekrar öğreniyoruz ki o devre aralarında aziz yıldırım hakemleri, rakipleri tehdit ediyor. ama sesini çıkartan yok. sorsan galatasaray kollanıyor, şike yapıyor.

    *daha sonra galatasaray kazanmaya devam ettikçe konya maçında hasan kabze mevzusu çıkıyor. adamın bariz saçını düzelttiği pozisyon "galatasaray'ın kaçan golüne üzüldü" olarak piyasaya sürülüyor. galatasaraylılar pozisyonu açıklıyor ama bakıyoruz sanki ezberden, tek bir metinden çıkmış gibi rakip taraftarlar galatasaray'a çamur atmaya başlıyor. hasan kabze pozisyonu açıklamak zorunda kalıyor, televizyonlar bunu konuşmaya başlıyor. galatasaray'ın eski futbolcuları baskı altında bırakılıyor. halbuki bu ligde eski takımına en çok gol atan futbolcular galatasaray'ın eski futbolcuları. ama kendi eski futbolcularından 1 tane bile gol yememiş takımlar değil, galatasaray baskı altında bırakılıyor.

    *daha sonra baktılar hasan kabze olayı tutmadı durduk yere "galatasaray kırmızı kart görmüyor" haberleri çıkmaya başlıyor. ama aynı anda. çok ilginç bir şekilde birden bire çıkıyor bu konu. galatasaray'ın o güne kadar 1-2 tartışmalı pozisyonu dışında "%100 kırmızı kart" denebilecek pozisyonu da yok. bunu konuşan da yok ama birden bire "galatasaray niye kırmızı görmüyor?" diyerek algı yaratılıyor. takip eden maçta melo sarı kartlık hareket yapınca bunun sonucunda televizyonlar "yahu melo niye kırmızı görmüyor" demeye başlıyor. aynı maçta melo'nun sadece ayağa bastığı harekete avazı çıktığı kadar bağıranlar rakibin görmediği 2 tane kırmızı karta seslerini bile çıkartmıyorlar. çünkü galatasaray 30 hafta kırmızı kart görmemiş, bütün hafta bu konuşulmuş, psikolojik olarak akıl galatasaray'ın pozisyonunu konuşturuyor.

    *sonra geliyoruz gençlerbirliği maçındaki gole. daha önce türkiye liginde hiç kaleci hatasıyla gol yenilmemiş gibi, sanki gençlerbirliği kalecisi dünyanın sayılı kalecilerindenmiş gibi birden bire "maçı sattılar", "şike yapıldı" diye bir çığırtkanlık başlıyor. fenerbahçe balıkesir deplasmanında şut bile çekemezken 30 metreden yapılan ortayı kaleci içeri tokatlıyor, 1 gün zar zor konuşuluyor, ama ters ayakta kalan gençlerbirliği kalecisi için hafta boyunca iftiralar, suç duyuruları havada uçuşuyor. tüm programlar bu mevzuyu konuşuyor, internet sitelerinde bakıyorum herkes tek bir metinden çıkmış gibi "galatasaray şike yaptı" tarzı yazılarla çalkalanıyor. ortada fol yok yumurta yok.

    *gelelim türkiye kupası maçına. burası işte en ilginç bulduğum kısım. bu maçtan sonra olanlar ise benim görüp görebileceğim en yüzsüz serseniş.
    sivasspor maçında galatasaray ucuz bir penatı kazanıyor. galatasaray taraftarının %90'ı pozisyon penaltı değil derken, birden bakıyoruz mevzu "galatasaray kollanıyor"a geliyor. sene başından beri maçlarının çoğunu uyduruk penaltılarla kazanmış fenerbahçe taraftarı tek bir metinden çıkmışçasına "galatasaray sene başından beri kollanıyor" denilerek inanılması güç bir iftiraya maruz bırakılıyor. maçları gözüyle izleyen herkes, buraları takip eden herkes galatasaray'ın sene başından beri hakemleri de yendiğini, galatasaray taraftarının her maç hakem yüzünden çıldırdığını görür. ama sene başından bari hakemlerin ite kaka potada tuttuğu fenerbahçe değil, "galatasaray kollanıyor"a getiriliyor mevzu, algı yaratılmaya çalışılıyor.

    *sonra bakıyorlar aynı hakem, aynı kupada fenerbahçeye karşı aynı uyduruk penaltıdan fenerbahçe lehine de vermiş, bu konu tutmamış; hop "galatasaray aksaray ziyaretinin meyvelerini yiyor"a geliyor mevzu. hapishaneden çıkmak için başbakan'a yapmadığı yalakalık kalmayan aziz yıldırım değil, hükümetin rüşvetçi, tokatçılarıyla el sıkışan fikret orman değil, ama akp ile yakınlığı herkes tarafından bilinen, galatasaray yönetiminin bile haberi olmadan yalakalık yapacağım diye galatasaraylıların bile tepkisini çekecek şekilde galatasaray'ı cumhurbaşkanlığı sarayına götüren abdurrahim albayrak yüzünden galatasaray meyvesini yemiş oluyor bu ziyaretin. o gidilen saraydaki adam da fanatik, gözü kör bir fenerbahçeli. federasyonun başında da beşiktaşlı görünümlü bir fenerbahçe sempatizanı, şikeyi aklamak için maşa olarak gelmiş yıldırım demirören var ama "kollanan", "hükümet tarafından şampiyon yapılmak istenen", "şike yapan" hep ilginç bir şekilde galatasaray.

    sözün özü, son 1-2 aydır galatasaray kazandıkça iftiralar ve saldırılar artıyor.

    şimdi beşiktaş maçında melo en ufak yaptığı harekette hakem tarafından büyük ihtimalle mimlendiği için atılacak, beşiktaş kalecisi hafta içi söylemediği sözleri aklamak zorunda bırakıldığı için bu maçta iyi oynamak ihtiyacı duyacak ve ekstra motive olacak, hakem galatasaray kollanıyor algısı yüzünden galatasaray'a yapılan faulleri 1 kere düşünecekse 10 kere düşünerek, tereddüt ederek verecek. "galatasaray hiç kırmızı kart görmemiş" diyerek galatasaray'a kırmızı kart vermeye meyilli olacak. galatasaray futbolcuları baskı altında kalacak, şike iftiraları yüzünden telaş yapacaklar.

    yapılmak istenen senaryo bu.

    ve malesef bu yüzsüzce yapılan şeyler galatasaray taraftarını oldukça etkilemiş durumda. herkes takımına konsantre olacağına bu iftiracı şerefsizlere laf anlatmakla uğraşıyor.

    kendinize gelin galatasaraylılar. takımınıza bakın. bu takım nerelerden buraya geldi. kimlerle mücadele ederek bu günleri gördü. herkesin 4 yemesiyle dalga geçtiği takım şampiyonluğa, 4.yıldıza yürüyor. takımınıza bakın, onları destekleyin, gerisini allah'a havale edin. herkesin adaleti şaşar, allah'ın asla.

    https://eksisozluk.com/entry/51515188

    --- alıntı ---
  • son günlerde kulübümüze sistematik bir şekilde uygulandığına, quakerboy'un şu entrysini de (bkz: #2268448) referans göstererek iyice emin olduğum durum.

    1- pankart fetö meselesi
    2- feghouli- belhanda- tudor karalamaları
    3- fikstürümüzle uğraşmaları

    bir düşünün tudor fb'de mağlubiyetsiz 8 puan farkla lider olsa hakkında neler yazılırdı. ahmet ercanlar, emre bol, rıdvan neler söylerdi. feghouli gelir gelmez maç getirdi. fb maçında skoru alacağımız penaltıyı yaptırdı. belhanda'nın yaptıkları ortada. burada bile 100 kere tartıştık.

    bence bu algı oyunları gayet güzel. dışarıdan lige istedikleri kadar müdahale edemediklerini, edemeyeceklerini gösteriyor. ancak böyle zarar vermeye çalışıyorlar, ellerinden bir şey gelmiyor başka.

    tek dezavantajı sözlükte bile bu operasyonlara tuzlukla koşanlar olması. siz oyuna gelmeyin bari, bu takım daha uzuuun bir süre namağlup götürecektir ligi. doğru dürüst gol yemiyoruz çocuklar kendinize gelin
  • bizim camiamız dışında herkesin çok iyi yaptığı şey. 4-5 hafta önceydi, beşiktaşlılar namoğlu istifa dedi üstelik haklı bile değilken, o günden bugüne nasıl kayırıldılar farkında olmayan var mı? ha şimdi de 2 aralık 2018 beşiktaş galatasaray maçındaki lehimize olması gereken ama vara rağmen verilmeyen penaltı pozisyonlarımızda yapılacak bu algı operasyonu. garip garip yeni kurallar yazılacak, vida'nın eli doğal pozisyonundaydı, topa kendi arkadaşı vurdu, top kaleye gitmiyordu gibi. bizim çok doğrucu cici taraftarımız da buna çanak tutacak, beyler bu pozisyonlara sığınmayalım kötü oynuyoruz diye. takımın yarısına operasyon yapılmış ve her hafta bir öncekinden daha rezil kararlarla takımımız doğranırken iyi oynamak mümkünmüş gibi. aferin devam edin...
  • 15 mayıs 2019 galatasaray akhisarspor maçı bu anlamda gayet iyi oldu. neyim ne olduğu gayet net şekilde ortaya serildi. adam çift sarıdan kırmızı görüp sonra da bizim teknik direktörümüze gidiyor. üstelik bunu yapan yabancı bir oyuncu. basın, iktidar, rakipler el ele verip buraya getirdi olayı. eğer başakşehir ile fener ya da beşiktaş şampiyonluk yarısında olsaydı muhtemelen aynısı onlara da yapialcaktı.