• kendisi hakkında düşüncelerim belli. ilk geldiği günden beri her gün savunuyorum kendisini, bu konuyla ilgili en detaylı entrylerim destan yazdığım entrylerde mevcut. şimdi arkadaşlar bir kez daha hakkında detaylı bir entry girme gereği hissetme nedenim kendisinin gayet iyi bir performans gösterdiği 4 nisan 2015 akhisar - galatasaray maçında son derece başarılı bir oyun oynamasına rağmen takımda en çok eleştiri alan oyunculardan biri olması. şimdi telles'i önce takım içinde kıyaslarsak, takımdaki bek oynayabilen oyuncularımız;

    hakan balta,olcan adın,sabri sarıoğlu ve tarık çamdal.

    hakan balta'nın sol bek performansı ortada, olcan sol bek oynadığında savunmanın hali ortada, tarık için yorum yapmak bile canımı acıtıyor ve sabri sarıoğlu eksik olmasın yaptığı asistlerle göz boyaması dışında ki, bu asistleri niye yaptığı, nasıl yaptığı, bu asistleri yaptığı sürede takım defansını ne hale getirdiği, sayfalarca yazıldı çizildi tekrar dile getirmek istemiyorum. yani sonuç olarak takımımızdaki en iyi bek oyuncusu olduğu konusunda çoğunluk hem fikir olacaktır. tabi ki bir de şöyle bir durum var, telles'in takımda mevcut en iyi bek olması iyi bir bek olduğunu gösterir mi, tabi ki hayır. eleştirilecek noktaları var mı, tabi ki evet ki aşağıda değineceğiz. bir de son durum olarak rakip takımların bekleriyle kıyaslama yapacağız, sonuçta özellikle fenerbahçe beklerinin katkısı ortada, fenerbahçe son bir kaç sezondur beklerinin etkisiyle çok maç kazandı. biraz karışık oldu ama aşağıda tam olarak e demek istediğimi anlatacağım.

    öncelikle alex telles'e bakalım. kimdir nedir artıları eksileri nelerdir.

    alex telles 22 yaşında. geçen sene ilk defa brezilya dışına çıkmış ve bize gelmiş bu arkadaşımızın bu sezon istatistikleri;

    http://www.transfermarkt.com.tr/...rofil/spieler/255755

    30 maça çıkmış ve 1 gol 1 asist ile oyamış.

    oyun tarzına bakacak olursak, artıları;

    + defansif olarak iyi kademe yapması
    + yüksek tempolu oynaması,ileride çok yakalanmaması
    +sol kanatta sneijder ve yasin ile uyumu
    +oyuna başlarken ilk topu kısa verip oyunu soldan kurma şansı yaratması
    +sıfıra iyi inebilmesi

    eksilerine bakarsak;

    -ortaları gerçekten çok kötü
    -özellikle teke tek kaldığı pozisyonlarda fizikli oyunculara karşı dezavantaj yaşayabilmesi
    -maç içinde ara sıra yaşıyor, yaptığı bir hata sonrası o hatanın aklında yer etmesi

    artıları eksileri, en azından benim gözümde bu yönde. fakat şöyle bir durum var, artıları kısmındakiler bir bek oyuncusunun iyi olması için en temel özellikler. bir bekin ofansif katkısı ekstradır ve savunmayı öğrenmek her zaman hücumu öğrenmekten zordur. yani bakarsan sabri hücum olarak çok destek veriyor ama her pozisyonda ileride kalan, kademesini unutan, zamansız hücum pressleri ile takımı bazen ciddi anlamda zor durumda bırakan, fizik dezavantajı olan bir isim sabri. yani sabride bir bekte olması gereken asıl özellikler çok zayıfken, bir bekin ekstra yapması gereken şeylerde iyi. ama savunması zayıf bir bek takım savunmasını tamamen zedeler ve biz bunu sürekli yaşıyoruz. o yüzden alex hücum yönünü geliştirebilir yaşı ve oyun stili itibariyle, fakat sabri'nin savunma yönünü geliştirebileceğine inanmamız için her hangi bir sebep yok.

    gelelim ikinci konuya, caner erkin ve gökhan gönül ile oynarken fener biz telles sabri ile oynuyoruz. burda ciddi bir dezavantajımız olmadığını söylemek hayalcilik. fakat tekrar ediyorum, telles 22 yaşında. yani hepimizin artık dilimizde tüy bitiren oynasın diye bastırdığımız sinan dan bir yaş büyük sadece. peki gökhan gönül ve caner telles yaşındayken ne yapıyordu. bir de buna bakalım.

    gökhan gönül 30 yaşında ve 2007 den beri fenerbahçede oynuyor. bundan 6 sene öncesine gidelim fenerbahçenin 2008-2009 sezonuna, gökhan gönül 24 yaşında ve bütün kariyerini türkiyede geçirmiş ve tellesten iki yaş daha büyük. gökhan gönül 2008-2009 sezonunda 29 süper lig 7 türkiye kupası ve 6 şampiyonlar ligi maçına çıkmış. ön eleme maçlarını hesaba dahil etmiyorum biz oynamadığımız için. 24 yaşındaki gökhan gönül'ün bu 42 maçta skor katkısına bakarsak gördüğümüz istatistik;

    gökhan gönül / yaş 24 / 42 maç - 2 asist.
    alex telles / yaş 22 / 30 maç - 1 gol 1 asist

    bir de caner erkine bakalım. caner erkin 26 yaşında, 2010 dan beri fenerbahçede oynuyor. şu an itibariyle son yılların en efektif beki kendisi. onun 22 yaşında olduğu 2010-2011 sezonuna gidelim;

    caner erkin / yaş 22 / 26 maç - 1 gol 3 asist
    alex telles / yaş 22 / 30 maç - 1 gol 1 asist

    caner erkin biz de de oynadı, işin savunma yönünü ne kadar yaptığını hatırlıyorsunuz hepiniz.

    şimdi bu imrenerek baktığınız gökhan-caner ikilisinin alex telles'le yaşıt veya ondan büyük olduğu dönemdeki katkıları bunlar. ki gökhan ve caner'in yeni bir ortama alışmak gibi bir durumları olmadı malum.

    peki soruyorum o zaman, bu veriler eşliğinde, alex telles, her maç eleştiri yağmuruna tutulacak kadar kötü bi oyuncumudur? işin savunma tarafını doğru yapan bu kardeşimizin hücum yönünü geliştirmek için önünde bu kadar uzun süreler varken, caner ve gökhan gibi oyuncuların bile onun yaşında yaptıkları ortadayken, daha 22 yaşında bir çocuğa bu kadar yüklenmek doğru mudur? yıllardır özellikle sağ bek sorunu yüzünden can çekişen galatasaray savunmasında oynayan en genç ismi bu kadar acımasızca eleştirmek, hak mıdır?

    telles daha çok genç, bir bekte olması gereken temel özellikleri yaşına göre oldukça umut vaad ediyor. bu çocuğu bu kadar kolay harcamayın arkadaşlar. elimizde gerçekten çok iyi bir potansiyeli olan bir bek var. bu kadar üstüne gitmeyelim, biraz da bu veriler eşliğinde izleyelim derim ben.

    eyyorlamam bu kadar.
  • savunma - hücum yönünü bilemem ama insani değerleri belli ki üst düzeyde olan oyuncu.

    çok iyi fiyatlara, çok iyi takımlara transfer olacağı konuşuluyor ancak çocukta bir gram şımarma görmedim. portekiz'de "sezonun en iyi futbolcusu" seçildiği günün ertesinde, galatasaray taraftarları'na saygılarını sunuyordu twitter'dan tüm samimiyetiyle. porto'nun şampiyonluğunu kutladığı anda bile "fener ağlama" tezahüratıyla selam gönderdi bize. her sevincimize, her üzüntümüze ortak oldu, yalan yok. halbuki biz bunların çeyreğini bile göremedik, takımdan ayrılmış evlatlarımızdan.

    naçizane bir galatasaraylı olarak kendi adıma sonsuz teşekkürlerimi sunarım kendisine, öncelikle armamıza duyduğu saygı ve taraftarımızla kurduğu gönül bağı için.
  • tam adıyla alex nicolao telles 15 aralık 1992'de brezilya'nın rio grande de sul eyaletinde bulunan caxias do sul şehrinde dünyaya gelmiştir.

    http://zso4poznan06.w.interia.pl/...img/podzial-mapa.jpg *

    http://www.viagemdeferias.com/...a/rio-grande-sul.gif *

    1.81 metre boyunda ve 71 kilo ağırlığında olan alex telles sol bek mevkisinde görev yapmaktadır.

    bir makine teknisyeni olan babası jose telles maddi zorluklardan ötürü erken yaşta çalışmaya başladığı için futboldan kopmuş fakat oğlunun aynı kaderi paylaşmasını istemediği için kendisinin futbola olan tutkusunu desteklemiştir. 19 yaşında futbolu bırakan jose telles de oğlu gibi defansta görev yapmaktaymış. annesi claudette ise alex telles'in futbol topuna olan merakının daha beşikteyken başladığını ve yürümeye başladığı andan itibaren hayatındaki en önemli şeyin futbol olduğunu belirtmektedir. kız kardeşi helen telles de alex telles'in hep bir futbolcu olma hayalini taşıdığını söylemektedir. futbol dışında müzikle de ilgili olan alex telles boş zamanlarında gitar çalmaktaymış.

    alex telles'in çocukken yaptığı bir çizimde kendisini ilk olarak okul takımında, sonra juventude'de, en son da brezilya milli futbol takımında olarak kaleme aldığı görülüyor.

    http://www.clicrbs.com.br/rbs/image/15749808.jpg

    15 yaşına kadar futbolla amatör olarak ilgilenen alex telles 2007 yılında doğduğu şehrin en büyük takımlarından esporte clube juventude'nin altyapısına geçerek ilk kulüp deneyimini yaşamış ve 2007 sezonu boyunca juventude'nin u17 takımında altyapı eğitimini almıştır.

    http://resmim.org/i/368794446.jpg *

    2008, 2009 ve 2010 sezonlarında kademeli olarak juventude'nin u18, u19 ve u20 takımlarında oynamıştır.

    http://diariogaucho.rbsdirect.com.br/...magesrc/15749734.jpg

    2010 sezonunda tüm brezilya eyaletlerinden kulüplerin u20 takımlarıyla mücadele ettikleri sao paulo futbol gençlik kupasında* juventude'nin u20 takımıyla yarı final başarısı göstermiştir. grubunu lider olarak tamamlayan takımının 2. turda oynadığı 13 ocak 2010 america-sp juventude u20 maçı penaltılara gitmiş, alex telles takımının 3. vuruşunu gole çevirmiştir. çeyrek final aşamasında forma giydiği 19 ocak 2010 juventude cfz u20 maçının da 120 dakikası beraberlikle tamamlanmış, alex telles seri penaltı atışlarındaki vuruşunu yine gole çevirmiştir.

    aşağıdaki videoda genel bir juventude u20 performansına ek olarak çeyrek final maçında ortaya koyduğu oyun ve seri penaltı atışlarındaki golü izlenebilir;

    http://www.youtube.com/watch?v=hEjc6UP6XRo

    yine aynı sezonda juventude'nin u20 takımıyla rio grande u20 eyalet şampiyonasında* kupa sevinci yaşamıştır.

    http://1.bp.blogspot.com/...%A3o-ga%C3%BAcho.jpg

    fotoğrafta görülen ramiro* ve bressan* alex telles'in çocukluk arkadaşları olup juventude sonrası aynı dönemde gremio'ya transfer olmuşlardır ve halen görüşmektedirler.

    http://www.clicrbs.com.br/rbs/image/14601645.jpg

    2011 sezonu öncesi a takıma yükselen alex telles juventude ile profesyonel sözleşme imzalamıştır.

    http://img.olaserragaucha.com.br/...1355875450569664.jpg

    http://sportquattro.com.br/...icias/alextelles.jpg

    2011 sezonunda brezilya dördüncü futbol liginde* tümü ilk on bir olmak üzere dört maçta forma şanslı bulan alex telles bir maçta kenara alınırken üç maçta 90'ar dakika sahada kalmış ve toplam 295 dakika sahada kaldığı bu maçlarda bir gol atarken iki de sarı kart görmüştür. sekiz gruplu turnuvada juventude grubunu lider bitirmesine karşın ikinci turda elenmiş ve çeyrek finali görememiştir.

    20 ağustos 2011 juventude cruzeiro poa maçının 6. dakikasında attığı gol;

    http://www.youtube.com/watch?v=i8N0KqgtsP4

    rio grande do sul eyalet liginde* yedisi ilk on bir, dördü de oyuna sonradan dahil olmak üzere toplam on bir maçta forma giymiş ve 663 dakika süre almıştır. bir maçta oyundan alınan alex telles altı maçta 90 dakikayı tamamlamış ve toplam iki sarı kart görmüştür. yedi maçta da maç kadrosuna alınmasına rağmen oyuna girme şansı bulamamıştır. takımı ligi üçüncü sırada tamamlamıştır.

    brezilya kupasında süre alamasa da copa fgf olarak bilinen eyalet kupasında* görev yapmış ve şampiyonluğa ulaşan kadronun önemli bir parçası olmuştur;

    http://www.lancenet.com.br/...20130909_0002_47.jpg *

    http://4.bp.blogspot.com/...34738417_300x300.jpg

    2012 sezonunda brezilya dördüncü liginde sekizi ilk on bir olmak üzere dokuz maçta forma giymiş, bir maçta da yedek kulübesinde oturmuştur. ligde toplam 749 dakika sahada kalırken bir gol atmış, bir kez de sarı kart görmüştür. takımı grubunu lider bitirmiş fakat ikinci turda elenmiştir.

    2 eylül 2012 juventude cianorte maçında attığı frikik golü;

    http://www.youtube.com/watch?v=v9dLUZOAjCc

    rio grande do sul eyalet liginde üçü ilk on bir olmak üzere dört maçta görev yapmış, bir maçta oyundan çıkarken iki maçta 90 dakikayı tamamlamıştır. iki maçta da yedek kulübesinde bekleyen alex telles toplam 286 dakika sahada kalırken bir kez sarı kartla cezalandırılmıştır. juventude sezonu yedinci olarak tamamlamıştır.

    brezilya kupasında* ikinci tur aşamasında iki maçta toplam 180 dakika süre almış fakat takımı elenmiştir.

    fgf kupasında bir kez daha zafere uzanıp toplamda ikinci şampiyonluğunu kazanan takımının yine önemli bir parçası olmuştur;

    http://www.lancenet.com.br/...20121213_0092_47.jpg

    2013 sezonu öncesi 380.000 euro karşılığında rio grande do sul eyaletinin başkenti porto alegre takımlarından gremio'ya transfer olmuştur. 13 aralık 2012'de imza attığı için kendisine uğur getireceğini inandığından 13 sırt numaralı formayı seçmiştir.

    http://www.sambafoot.com/.../info_1389209191.jpg

    http://www.mansettv.com/...f150446-f7bbe8ae.jpg

    2013 sezonunda 38 hafta üzerinden oynanan brezilya birinci liginde* tümü ilk on bir olmak üzere 36 maça çıkarken dört kez kenara alınmış ve toplam 3192 dakika sahada kalmıştır. sezonu ikinci sırada tamamlayan takımıyla bir gol, bir kendi kalesine gol, üç asist ve dört sarı kart istatistiklerine ulaşmıştır.

    14 temmuz 2013 gremio botafogo maçında yaptığı asist;

    http://www.youtube.com/watch?v=759hSMLJsP0 *

    28 temmuz 2013 gremio fluminense maçında yaptığı asist;

    http://www.youtube.com/watch?v=j-CLBILgBKk *

    18 ağustos 2013 vasco da gama gremio maçında kendi kalesine attığı gol;

    http://www.youtube.com/watch?v=Z4GfyCAMUEQ

    29 eylül 2013 sao paulo gremio maçında yaptığı asist;

    http://www.youtube.com/watch?v=KWawStlXXkw

    5 ekim 2013 botafogo gremio maçında attığı gol;

    http://www.youtube.com/watch?v=DJFf6z251MI

    rio grande do sul eyalet liginde beşi ilk on bir olmak üzere altı maçta görev yapan alex telles 494 dakika süre alırken iki sarı ve bir kırmızı kart görmüştür. iki maçta da yedek kulübesinde beklerken takımı turnuvada dördüncü olmuştur.

    brezilya kupasında yarı finalde elenen takımıyla tümü ilk on bir ve 90 dakika olmak üzere altı maçta oynarken bir sarı kart görmüştür.

    copa libertadores'te ise ikisi ilk on bir olmak üzere üç maçta forma giyen oyuncu bir maçta 90 dakikayı tamamlarken toplam 228 dakika sahada kalmıştır ve bir asist yapmıştır. beş maçta da yedek kulübesinde beklerken gremio son 16'da elenmiştir. penaltılara uzayan 31 ocak 2013 gremio ldu quito maçında kullandığı atış golle sonuçlanmıştır.

    http://www.youtube.com/watch?v=_ZqvyiHHcQE *

    2 mayıs 2013 gremio santa fe maçında yaptığı asist;

    http://www.youtube.com/watch?v=OfZvbT8c8VU

    aşağıdaki videoda da 2013 sezonunda gremio formasıyla göstermiş olduğu performans özet olarak görülebilir;

    http://www.youtube.com/watch?v=ygygcL5X3FA

    sezon içerisindeki tüm bu performansı ile brezilya'da 2013 yılının sol beki seçilmiştir.

    2014'ün ocak ayında galatasaray'a 6.150.000 euro karşılığında transfer olmuştur. yeni takımında 15 numaralı formayı terletecektir.

    yorum kısmına gelecek olursak, kendisi sadece bir sezon üst düzey futbol oynadığı için hakkında yazılıp çizilenler hep sınırlı ve birbirini tekrar eder şekildeydi, ben de bu vesileyle ilk olarak kendisini sizlere çocukluğundan başlayıp altyapı ve juventude günlerinden günümüze uzanarak daha iyi ve açıklayıcı bir şekilde tanıtmak istedim.

    kendisinin olumlu özelliklerine gelecek olursak gremio'da andre santos sonrası boş kalan sol bekte şans bulmaya başlayan alex telles vanderlei luxemburgo ve renato gaucho yönetiminde sırayla 4-4-2, 3-5-2, 5-3-2 ve 3-4-3 gibi dizilişlerde sol kulvarda başarıyla görev yaptı ve bu bakımdan kendisinin çok yönlü bir sistem oyuncusu olduğunu söylemek yanlış olmaz. özellikle de farklı sistemler deneyen ve çok yönlü oyuncuları tercih eden roberto mancini kendisini etkin bir şekilde kullanacaktır diye düşünüyorum.

    alex telles gerçekten çok tempolu ve bindirme yapmayı seven, yorulmak nedir bilmeyen türde bir oyuncu. hücuma katkısı muazzam olduğu gibi özellikle de uzak mesafeden yaptığı ortalar ön plana çıkıyor. teknik bir sol ayağı olduğunu söylemek mümkün, buna referans olarak her ne kadar albert riera gibi oyun kurucu özelliği olmasa da kısa mesafede başarılı, uzun mesafeden ise gayet iyi sayılabilecek pasları, isabetli ortaları ve duran toplardaki başarısı gösterilebilir. kaleyi direkt olarak düşünme konusunda fazla iddialı değil fakat oldukça sert ve etkili şutlar atabiliyor. 1992 doğumlu olması bir başka avantajı, bu genç yaşında uzman bir teknik ekiple ve daha büyük kulvarlarda yarışarak muhakkak kendisine çok şeyler katacak ve göstereceği gelişmeyle daha üst düzey bir futbolcu olacaktır. defansif yönüne gelecek olursak pozisyon bilgisinden çok bruma gibi arzulu ve mücadeleci yapısı ile ön plana çıkan bir oyuncu, burada da tekrardan mancini faktörü devreye girecek ve şimdilik makul düzeyde gözüken kademe ve savunma bilgisini daha da ileri taşıyacaktır ki taşımalıdır da diye düşünüyorum çünkü her daim açık futbol oynayan bir takım değiliz ve brezilya takımlarına kıyasla çok daha güçlü rakiplere karşı oynuyoruz. futbol aklı kesinlikle var ve bu bizim için büyük bir şans ama bunun biraz daha şekillendirilmesi gerek. tüm bu özelliklerini ele alınca bana biraz emiliano insua'yı andırdı fakat alex telles'in biraz daha seri, teknik ve yüksek potansiyelli olanı olduğunu iddia edebilirim.

    olumsuz yanlarına gelecek olursak bana göre tek top yapma ve seri paslarla oyunu yönlendirme konusunda şimdilik biraz yetersiz bir oyuncu. tipik bir brezilyalı olarak takım oyunundan çok bireysel olarak topla oynamayı ve çalım denemeyi seviyor fakat yetenekli de olsa bunları en başarılı olduğu özellikler arasında saymak güç. istediği zaman takım oyununa gayet yatkın bir kimliğe bürünüyor fakat öncelikli olarak bunu kullanmayı tercih etmiyor ki bu bakımdan da ufak çaplı bir disipline sürecinden geçmeli diye düşünüyorum. yani bizim bu genç adamdan beklentimiz haldır haldır hücuma destek vermesi ise fazlasıyla yapacaktır ama topla çıkma ve savunmada daha katetmesi gereken bir yol var. fizik olarak çok da yetersiz gözükmüyor ama türkiye'de futbolun brezilya'ya nazaran biraz daha sert oynandığını düşünürsek ilk başlarda zorlanmasını olası görüyorum. ayrıca her ne kadar claudio taffarel ve felipe melo'nun varlıkları bir avantaj olsa da en nihayetinde ilk kez brezilya dışında futbol oynayacak ve gördüğüm kadarıyla iyi niyetli, pozitif ruhlu bir futbolcu olsa da mutlaka bir uyum süreci geçirecektir. potansiyeli yüksek olmasına rağmen her açıdan tam anlamıyla hazır bir oyuncu değil kendisi, hele hele yıldız falan hiç değil; yıldız adayı. bir de uzun zaman sonra gerçek bir sol bek oyuncusunu hem de yüksek sayılabilecek bir meblağ karşılığı transfer ettik lakin sözünü etmiş olduğum gerçekleri de unutmayalım ve daha ilk günden üzerinde kaldırabileceğinden daha büyük bir baskı oluşturmayalım kanaatindeyim. böyle bir şeyi ancak wesley sneijder ve didier drogba düzeyindeki oyuncular sırtlayabilirler. çok da lazım değil ama gördüğüm kadarıyla kafa toplarına çıkma özelliği hemen hemen hiç yok. bu da yine hakan balta ve albert riera'dan defansif açıdan görmeye alıştığımız bir şey olduğu için aklıma geldi.

    uzun yıllar formamızı giymen ve nice başarılar yaşaman dileklerimle bir kez daha hoş geldin alex telles...

    http://www.youtube.com/watch?v=wMsf4lUngIY

    http://www.sondakika.com/...ul-da-2_1310_400.jpg

    https://twitter.com/...s/425763832213286912
  • ben bazen gerçekten anlayamıyorum bizim taraftarı yahu. şimdi, yarın 9'da finalim var, sıkıntılı ders, o yüzden kısaca bi iki şey söyleyip gideceğim. bu kardeşimizin 2-3 maçını seyreden biri olarak,hakkında az da olsa bilgi sahibiyim. şimdi başlığındaki eleştrilere bakalım bir;

    - abi brezilyadan çıkmamış adama 6 milyon euro verilir mi yaaaaa
    + adam 20-21 yaşında brezilyadan nereye çıkacak güzel kardeşim, bu yaşta çıkmaya başlıyolar zaten, porto 14 yaşında mı alıyo bu adamları shaktar brezilyalı kadınları kaçırıp ukraynada mı yetiştiriyo bunları.

    -abi adam hücum beki, savunma bilmiyor , brezilyalılar hep böyle zaten
    +adama demezler mi her ne kadar sevsem de bizdeki riera ne kadar savunma biliyo, bak hakan balta'ya girmiyorum bile. ayrıca yahu kaç maçını izledin ne biliyosun savunma bilmediğini. hadi onu da geçtim, hem savunma hem hücum yapabilen,brezilyalı olması şart değil,21 yaşında, bana 5 değil ya 3 tane bek saysana. ben alaba dedim kaldım yazarken, beni de aydınlat güzel kardeşim.

    -abi o paraya avrupadan oturmuş kaliteli daha yaşlı bi bek alınır
    +alınır da nerden alınır, abi bana da gösterin sol bek olacak, hem hücum hem savunması olacak, hem yaşı 26-27 olacak, başarıya aç olacak ama tecrübeli olacak. nerde abi bu bekler bi ben mi görmüyorum bunları. kolarov demeyin, valla kalbinizi kırarım. kolarovu alabileceğimize inanlarla tartışmıyorum prensip olarak.

    -ya abi yabancı sınırı var
    +senle de tartışmıyorum. bi sen biliyosun yabancı sınırını anasını satiyim.

    -marcelo tarzı bek bu abiii bak maxwell başlıyo marcelo süre almıyo 3 maçtır
    +melo da oynamıyo milli takımda, orta sahanın göbeğinde oynamayı hak ediyomu etmiyo mu onu söyle bana, geçtim, onurun olduğu milli takımda volkan oynuyo kalede, bu volkan'ı onur'dan iyi kaleci mi yapıyo?

    şimdilik söyleyeceklerim bu kadar. sakinleştim, dersime dönüyorum. 7inci sene bitsin artık şu okul.

    eyyorlamam bu kadar.
  • 4 mayıs 2015 akhisar belediyespor galatasaray maçı'nda izlediğim kadarıyla fena oynamadı. ikinci yarı, kaçıncı dakikaydı hatırlamıyorum ama çok güzel bir müdahaleyle net bir golü önledi. ki geçen hafta 26 nisan 2015 galatasaray gaziantepspor maçında da net bir golü önlemişti. gaziantep maçını tek farkla kazandık, bu maçta da takribi 70 küsürlerde yaptığı müdahaleyle farkın bire inip bizim sıkıntıya girmemizi, rakip takımında iştahının açılmasını önlemiş oldu. elbette tek müdahale üzerinden değerlendirmiyorum ancak maçın genelinde de kötü bir izlenim bırakmadı bende. başlıkta bugün için takımda en kötü oynayan olduğu falan yazılmış, her şeyden önce sabri'nin oyununu da mı izlemediniz diye sorarlar adama.

    geldiğinde inanılmaz savruk oynuyordu, müdahaleleri yetersiz, zamanlamaları hatalı, hücum bindirmeleri istediğimiz düzeyde değildi. bindirmeleri hala istediğimiz düzeyde değil, ancak geldiğinden beri, özellikle son 8-10 haftadır oynadığı futbol sürekli iyiye doğru gidiyor. böyle adamlar 21 yaşında geldikleri ve yabancı sınırlaması yüzünden sürekli forma şansı bulamadıkları bir ligde gelir gelmez tam potansiyelle oynayamaz. bu adamın alınmasının nedeni önümüzdeki minimum 5-6 yıl sol bek sorununa çare olmasıdır. ki telles geldiğinden beri futbolunun üzerine koyuyor. muhteşem bir sol bek olmayacak belki ama, yanındaki adamlar değişip durmadıkça, göbekte 32 yaşındaki hakan balta (gömmek için söylemiyorum, hakan artık yaşlandı ve mecburiyetten stoperde oynuyor haftalardır), sağ bekte de sabri olmayan adam gibi bir defans kurgusuyla oynayınca performansı türkiye ligi için gayet yeterli olacaktır diye düşünüyorum.

    bir de şu çok ilginç, bir oyuncu alıyorsunuz, adam genç bir sol bek, fena performans vermiyor, ilerisi için umut var. ama bizim taraftarımız istiyor ki her hafta ortayla gol attırsın bu adam, her hafta hem defansta hem ofansta inanılmaz oynasın, her hafta iki gol pozisyonu önlesin, bir de gol atsın. kusura bakmayın ama sözlükteki gömücü tayfanın eleştirilerinden kurtulabilmesi için roberto carlos performansı göstermesi gerekiyor telles'in.

    arkadaş cidden merak ediyorum, hiç mi cm/fm oynamadınız yani, orada bile aldığın genç oyuncu takıma alışıp potansiyel seviyesine ulaşana kadar yıllarca emek veriyorsun. ki bu gerçek hayat, bu aceleciliğiniz niye. telles alınmasa sol beke kimi alacaktınız? alaba mı? marcelo mu? filipe luis mi? kolarov mu?

    yıllarca 30 yaşına gelmiş adamları aldık, 31 yaşına kadar takıma alışmasını bekledik, 32 yaşında bir yıl adam gibi performans vermelerini izledik (o da bir kısmının), 33 yaşında da takımdan gönderebilmek için üzerine milyonlarca para verdik. uzun süreden beri ilk defa gelişmeye açık doğru düzgün genç oyuncular almışız, kazandığımız ve kesinlikle kötü oynamadığı maçtan sonra gelip burada adamı gömüyoruz. bize sabriler, leo francolar, bouzidler, conceiçaolar müstahak demekki.

    ben inanıyorum telles'e. adam gibi bir defans kurgusuyla oynadığımızda, takımın sabit bir oyun felsefesi olduğunda, oradan buradan hasbelkader fırsatlarla bir araya getirilmiş oyuncularla değil, ciddi bir takım planlamasıyla oluşturulmuş bir oyuncu grubuyla, sınır saçmalığının olmadığı bir ligde oynamaya başladığında aldığımız fiyatın çok üzerine bonservisler teklif edilebileceğini dahi düşünüyorum.

    birazcık inanç, birazcık sabır, birazcık sebat rica ediyorum.
  • galatasaray taraftarının bir kısmının futboldan ne kadar anladığını bize göstermiş oyuncudur. ben yazmaktan yoruldum, bir kez daha anlatayım, arkadaşım sen bu adamı 20 yaşında aldın, bak 20 yaşında, senin üniversite okumak için başka şehre gitmekten korktuğun yaşta bu adam brezilya'dan galatasaray'a geldi ve elinden geleni yapmaya çalıştı. kimseyi tanımadığı bir ülke, kimseyi tanımadığı bir takım, verilen sağlam bir bonservis, altında kalmamak için uğraştığı ümitler... adam çalıştı, belli ki yetenekli, hamza hoca geldiğinden beri her maç üstüne koyarak oynuyor, elbette dünya çapında bir sol bek değil ancak, yokluktan riera'yı devşirdiğin, hakan'dan verim almaya çalıştığın bölgede gayet de iyi performans gösterdi. kötü oynadığı maç yok mu? bir sürü var, ama iyi oynayıp hatalarını düzeltme sinyali verdiği ve kritik işler yaptığı da bir sürü maç var. bi sabredin, belli ki adam yetenekli, dünyanın en iyi üç-beş sol beki arasına giremeyeceği aşikar ama bu gelişim eğrisiyle devam ederse ve kendisine sabredilirse 3-4 seneye bu ligin en iyi sol beki olacağı ve kupa 1 için de gayet yeterli olacağı ortada. rica ediyorum bu adamın gitmesini isteyenler 28 yaşın altında, bu adamdan daha kaliteli ve bizim alabileceğimiz kaç tane sol bek olduğunu söylesinler?

    filipe luis, azpilicueta, clichy, kolarov, marcelo... hangisini alabiliriz? hiçbirini... telles'i gönderdikten sonra gelecek oyuncunun bizde telles'in beğenmediğiniz(!) performansını dahi gösterebileceğini garanti edebilir misiniz? hayır... peki telles yerine alacağınız oyuncuya kaç para vereceksiniz? minimum 5 milyon. diyelim ki gönderildi, yerine genç bir adam almanız çok zor, o mevkide zaten yeterince az adam yetişirken, biz de bu mali krizdeyken yerine getireceğin adam en az 27-28 yaşında, orta halli, belki bizde iyi oynar umuduna sarılarak getirilecek vasat bir sol bek olacak. o tip transferlerin ne kadar tuttuğunu biz iyi biliyoruz.

    gerçekten bazen şu sözlükte yazılanları okuyunca hayattan soğuyorum. eksikleri olan, bu eksiklerini kapatma eğilimi gösteren daha 22 yaşında yetenekli bir adamı, takımı defalarca sabote eden, zerre kadar pozisyon almayı bilmeyen, sözleşmesinin bitmesine yakın ağlaklık yaparak üç-beş maç koşan, yeniçeri ağası sabri beyle kıyaslayıp bir de sabri'yi daha iyi bulanlar var sözlükte. ben bu sezon sabri'nin oynadığı neredeyse bütün maçları izledim, birileri telles'le sabriyi kıyaslayıp sabrinin kanadının kale gibi savunma yaptığını söylüyorsa, ya ben futboldan zerre kadar anlamıyorum, ya siz çamura yatıyorsunuz beyler.

    telles, bruma, sneijder, muslera, melo, yasin, sinan gümüş, semih, ve chedjou bu takımın bugünü ve yarınıdır. bu oyuncuların yanlarına adam gibi bir transfer politikasıyla, genç, dinamik, yetenekli adamlar koyarsanız, sakatlıklar harici iskeletenizi bozmadan uzun süre birlikte oynamalarını sağlayabilirseniz, hem birlikte oynayarak gelişirler, hem birbirlerine alıştıkları için saha içerisinde rahat olurlar, hem de siz gerçek bir takıma sahip olursunuz. tesadüf ve şansa bağlı olmayan büyük başarılar da ancak uzun süre birlikte oynayan takımlarla elde edilir.

    düşündükçe sinirlerim tepeme çıkıyor, he amk satalım, her sene aldığımız bir oyuncuyu zerre sabretmeden, futbol cahili kafalarımızla satalım, yerine yenisini ararken bir tomar para harcayalım, yeni gelen oyuncuya da eskisine yaptığımız gibi ilk hatasında "bu bozuk çıktı yeaa" muamelesi yapıp onu da satalım, evet böyle böyle şampiyonlar ligi'ni eninde sonunda alırız amk. hey allahım aklımıza mukayyet ol...
  • bu çocuk çok çalışkan , istekli ve bariz şekilde gelişim kaydediyor. eksikleri var ama genç oyuncu dediğin böyle olur. keşke tüm gençlerimiz bu çocuk kadar istekli ve gelişime açık olsa. eğer bu senede full oynarsa senenin sonunda 24 yaşında şampiyonlar ligi tecrübesi olan cillop gibi bir sol beke sahip olacağız. aferin çocuk.
  • 12 temmuz 2016 tarihinde 6.5 milyon eur bedelle porto'ya sattığımız oyuncu. %10'luk kârdan da pay aldık. bugünlerde chelsea'nin kendisi için 45 milyon eur ödeyeceği, porto'nun da daha fazla kazanmak için serbest kalma bedelini 60 mil eur bedele yükseltmek isteyeceği konuşuluyor. eğer 45 mil eur bedelle satılırsa galatasaray 3.85 mil eur daha para kazanacak.

    sattığımız zaman;
    6.5 (mil eur) x 3.2 (euro kuru) = 20.8 milyon lira kazandık.
    bugün 45 mil eur'a satılırsa;
    3.85 (mil eur) x 5.06 (euro kuru) = 19.5 milyon lira daha kazandıracak bize.

    tüm bunların yanı sıra porto'nun şampiyonluk kutlamalarında "fener ağlama, en büyük cimbom" diye bağırması ise paha biçilemez.
  • berk ismail ünsal'dan bir buçuk yaş büyük, emre çolak'tan bir buçuk yaş küçük sol bekimiz. sadece çok zeki olanların anlayabileceği üzere emre ile berk ismail arasında üç yaş var.

    ben bizim futbol planlama mantığımızı bir türlü anlayamıyorum. alex telles denen adam bildiğim kadarıyla ne bizim yöneticilerimizi ne de taraftarımızı evlilik veyahut tecrübelilik vaadiyle kandırdı. adam gelirken de brezilya dışına çıkmamış, 1992 doğumlu bir oyuncu olduğunu hepimiz biliyorduk. gelip birkaç maç aksadığında, bizim über yabancı sınırlamamızda yer işgal ettiğini gördüğümüzde anında adamı "defans bilmez" diye etiketlendirdik. defansta, türkiye ligindeki ortalama bir bekten* fazla aksamadığı maçlarda* dahi oyununu, yapıştırdığımız etikete uygun olarak "defans bilmez" olarak yaptık. bir yandan ise sezon boyu attığı iki spektaküler gol harici hücumda gözle görünür katkı vermeyen, aynı über yabancı kuralına takılan, defansta ise telles'ten de savruk görüntü çizen ali adnan kadhim ise komşunun tavuğu olduğundan bize çok güzel görünüyordu.
    ali adnan'ın hücum katkısı hakkında güzel bir entry: (bkz: #1493342)

    bizim futbol taraftarımızın önce ne istediğini bilmesi gerekiyor. eboue'yi, amrabat'ı, dany'i hala takımdan uzaklaştıramadığı için yönetime kızacağına telles'in yabancı sınırını işgal ettiğini iddia eden, altı aylık sakatlıktan çıkan bruma'yı di maria performansında göremeyince köpüren, ontivero'yu sanki ünal aysal'ın kafasına silah dayayıp "beni al!" demişçesine göndermeye çalışan taraftarın "genç oyuncu" isteğini gözden geçirmesinde yarar var.

    uzun süredir yazarlar arasında riera'nın gönderilmesinin hata olduğu, defansının daha iyi olduğu, telles kadar hata yapmadığı konuşuluyor. riera 30 yaşını aşkın, hayatı boyunca önemli liglerde forma giymiş, çok tecrübeli bir oyuncu. bizde olunca "profesyonellik", fener'de olsa "sinsilik" diyeceğimiz hareketleri dahi bu tecrübesinin bir sonucu. dolayısıyla şampiyonlar ligi tecrübesinden, oyun bilgisinden dolayı riera'yı stoper ve kaleci hariç hangi mevkiye koyarsan koy çok kötü oynadığını göremezsin. muhtemelen ne zaman defansta durması gerektiğini, ne zaman ileri çıkması gerektiğini on yaş büyük olduğu telles'ten çok daha iyi biliyordur. ancak hem genç oyuncu isteyip hem de oyuncunun gençliğinden dolayı yaptığı en ufak hatayı büyütmek bana insafsızca geliyor.

    ekonomik olarak büyük liglerin hemen arkasında yer alan, holiganizme kayan fanatizmi ciddi boyutlara ulaşmış, derbilere bir kesmin eğlence değil "milli mücadele" şeklinde baktığı, hakemlerin her yönden baskı altına alındığı bir ülkede taraftarın kuyt gibi, elmander gibi, muslera gibi, lugano gibi, riera gibi, ujfalusi gibi, kadlec gibi mental yönü de kuvvetli olan gerçek anlamda profesyonel yabancılar istemeleri doğal. gelen bu yabancıların ülke futbolunda ezilmemeleri açısından tecrübeli olmalarının istenmesi de gayet doğal. ancak hem bunu isteyip, hem yabancı sınırı garabetini tutup hem de genç oyuncularla "porto ekolü" oluşturmayı istemek oldukça manasız.

    "roma bir günde kurulmadı", genç oyuncular da sadece 11 milyon euro verdiğin için bir günde olgunlaşmazlar. olgunlaşmaları için yabancı sınırının olmadığı, futbol atmosferi sağlıklı bir lig yaratmak zorundasın. yoksa gerisi laf-ü güzaf.
  • bir kitle var pusuda bekleyen, bu çocuğun ne zaman ayağı kaysa burada bitip kendisini kötülüyor. akbaba mısınız be kardeşim. bir futbolcunun özelliklerini ve potansiyelini değerlendirirken ayağının kayıp kaymamasından başka parametre yok mu. böyle top oynadıktan sonra kaysın, düşe kalka öğrenecek işte çocuk.
    bir de ortalarına takılıyor çoğunluk. tamam iyi orta kesemiyor ama bu gelişmeyecek bir özellik değil ve kendisinin iyi yaptığı bir şey atlanıyor. ileride topu aldığında çok hızlı bir şekilde kafasını kaldırıp pas opsiyonlarını tarıyor ve yine hızlıca dikine bir pas çıkarıyor telles. takımının pas akışkanlığını artırmak, üçgenler kurulmasına katkı sağlamak, hatta dar alanda kilit pas çıkarabilmek standart bek oyuncularının yapabileceği işler değildir.

    kendi genç oyuncunuza sahip çıkmak, yapmaya çalıştıklarını izlemek yerine her hatasında vurmak nasıl bir mantıktır anlamıyorum. adam bildiğin kötü olsa, hiçbir şekilde gelişemeyeceğini anlasanız ona bir şey diyemem de telles için ikisi de geçerli değil. gelecek sezon 45 maç dolayında oynarsa tam istediğimiz kıvama gelecek bir yeteneği ve potansiyeli var. devam et sen aslanım.
  • bakın sevgili romalılar dikkatle okuyun şimdi beni.

    dünyada olan her şeyin temeli ekonomiktir. gidip italya'dan sıradan bi zeytin yağı alırsanız vereceğiniz fiyat türkiye'deki en kaliteli zeytin yağından 2 kat daha pahalıdır. çünkü neden? tamemen pazarlama yönetiminden. bu da bir anda oluşan bi şey değil. yıllarca süren bu algı sonucunda adamların zeytin yağları dünyadaki en kaliteli zeytin yağı olarak lanse edilmiş ve böyle de devam edecek. belçika'dan isviçre'den çikolata alacağınızda da böyledir. bi fransız çikolatasını ne kadar süslerseniz süsleyin komşusu belçikanınki kadar iyi pazarlayamazsınız. şimdi bu turkish delight delight diyolar. sebebi basit sadece ismi var. öyle ahım şahım bi numarası da yok ama bilirsiniz bu pazarlamadır tanıtımın ürünüdür. yapacak bi şey yok.

    futbolun en kritik bölgelerinin başında gelir bekler hele de sol bek. adamdan bi canını istemediğin kalır. iyi bir bek olmak için dayanıklı olacaksın, hızlı olacaksın, teknik olacaksın, topla münakaşaya girmeyi bileceksin, rakibi takip edeceksin, topu kapacaksın, adam kaçırmayacaksın,kendi ceza sahana girip alanını adamını marke edeceksin, kademeye gireceksin, rakip bölgede korner bayrağına kadar yeri geldiğinde pres yapacaksın.

    hiçbir zaman kaleci sıkıntısı çekmeyecek dünya ya da orta sahanın ortasında da kaliteli oyuncu yok demeyeceğiz. bu mevki haricinde sıkıntısı olmayacak dünyanın çünkü bi şekilde yetenekleriyle işi çözebilecek diğer mevkideki oyuncular. bu arkadaşlar her zaman adamını kaçırma korkusuyla maç yapacaklar, iyi orta açmaya çalışacaklar boş bindirmeler yapacaklar. adı gibi kendisi de yan rolde bu arkadaşlar. çok nadir olarak takımlarının yıldızı olacaklar.

    manchester united geçen sezon potansiyel gördüğü luke shaw için dünyaları verdi. neden çünkü çıkmıyor ulan orada kaliteli oyuncu bulduğun zaman ümüğünü sıkıyorlar adamın. marcelo oynarken coentrao geliyor çünkü yok. başkalarında olacağında bende olsun bu kadar basit. chelsea luis felipe'yi alıyor dünya kadar paraya ve yedek oturtuyor. yetmiyor o kadar iyi oyuncu olsa da o kadar dinamik değil diye kenarda bekliyor herif. olmuyor yani çok zor bi mevki kalecilik kadar enayi olmayı gerektiren bi pozisyon.

    biz salak mıyız o zaman bu elimizdeki cevheri yollamaya çalışıyoruz? 22 yaşında ulan bu herif. 13 sene daha top oynayacak bu. eksik yönleri elbette var ama nasıl görmezden geliyorsunuz bu seneki gelişimi anlamıyorum. kademede yaptığı kritik hamleleri bir tek küçük bi azınlık mı farkında? orta açamıyor mu? evet açamıyor. saçma hareketler yapmıyor mu evet yapıyor ama yapacak yapmalı çünkü hala öğreniyor.

    bana adam sayın ya dünyada sol bek bu kadar potansiyelli olduğu düşünülüp lanse edilen adamları sayın mesela. ben deneyeyim ricardo rodrigez var, ben davies var, lucas digne var psg'de. ne bileyim çok yoklar. altın değerinde oyuncular bunlar. şimdi mi elimizden çıkaralım? gitsin kolarov mu gelsin. bu telles'in ölüsü para eder ölüsü. çünkü tüm avrupa biliyor ki galatasaray da bi sol bek var daha çocuk. ne zaman sıkıntıya girseler başka alternatifleri yok bu telles'e muhtaçlar bi gözleri de bu tarafta. kapış kapış karaborsa bu adamlar.

    ulan azıcık marka takıntısı bebeler gibi takılmayın evde pişen bulgurun tadını çıkarın.
  • adam sol bek ya, nasıl olur da bir sol bek hem tüm defansı toplarken hem isabetli orta açamaz, hem rakibin sağ kanadını hallaç pamuğu gibi atarken hem ara pası veremez, hem kendi kanadını ve kanadına yakın stoperi derleyip toplarken hem orta sahasına yardım edemez. nasıl olur da bütün bunları her maç yapamaz. amk öyle sol bekin. bir sol bek oyuncusunun görevi bunlar değilse ne? hem sol bek oyuncusunun değeri takımda defansta kendisiyle birlikte oynayan diğer 3 futbolcudan ayrı ölçülür. çünkü sağ bekin yediği bir boku ancak sağ bek toplar, yoksa sağ bekin yediği bir haltı sağ stoper, sağı toplamak için beke giden sağ stoperin boşluğunu diğer stoper, o stoperin boşalttığı alanı da sol bek toplamaz. ya da olası bir stoper hatasında veya orta sahada kaptırılan bir topta sol bekin yapması gereken hiç bir şey yoktur. önünde oynayan sol açık oyuncusunun defans yapıp sol beke yardım etmesi falan diyor bazıları, hangi çağda yaşıyor o zirzoplar azizim. sol bek dediğin kendi sol açığına sürekli yardım ederken, rakibin sağ kanat ve sağ bekini tek başına durdurur. durduramıyorsa siktirsin gitsin zaten takımdan. sol bek dediğin orta sahası düşmüş, defansının ağzı yüzü yamulmuş bir takımda bile tek başına orta sahayı defansı ve sol kanadı toparlamalıdır. toparlayamıyorsa bağlayın kuyruğuna tenekeyi, biraz da korkutun, aşağı malta'da iki kapıyı da kilitleyip salın ortaya, gece boyu kaçmaya çalışıp koştursun dursun, bize de eğlence çıksın de mi ama? hal böyleyken telles ne oynamaktadır ki hacı? tellesi'in allah belasını vermesin, iki eliyle bi topu doğrultamıyor telles, ben maç esnasında benimle birlikte maç izleyen kim varsa zorla onları da telles'e küfür ettiriyorum, yaptığın işi seveyim telles demeyeni yanımdan siktir ediyorum. sonuçta teneke topçu amk.

    hem ayrıca bu teneke gidince alacağımız sol beklerin isimleri de belli; marcelo, filipe luis, jordi alba, david alaba... bu dördünden evet cevabını aldık, sadece jordi alba'yı kulübü bırakmak istemiyormuş, en son; gideceksen bari telles'i senin yerine bize göndersinler demiş barcelona, tabi alba barça'nın telles'i istediğini duyunca "ıyyyghhh" demiş, "bunlar meğer ne kadar vizyonsuzmuş, telles'in adını ağzına alan kulüp teneke kokuyor" demiş, kulüple ipleri koparmış, ondan alba'nın bonservisinde sorun çıkarabilir barça diyorlar, yoksa adamla anlaşmışız yani. teneke telles'in takımdan defolup gitmesini bekliyoruz amk. herifçioğlu da buldu tabi yiyimli kapıyı, bir türlü gitmiyor takımdan.. teneke herif ne olacak...

    hastayım bu sözlüğün futbol dehalarına amk, günün birinde bu futbol dehalarının yorumları sayesinde kendimi sikicem evde.. hll spr dvm beyler, telles teneke, bruma çöp, burak süper, sabri bizim evladımız, evet.
  • 2018 dünya kupasına filipe luis ve marcelo yerine alınmadığı için eleştirilen sol bek.

    bu eleştiriyi yapmak için ya ispanya ligine uzaksınız ya da futbola, son seçenek ise jorge sampaoli olabilirsiniz.

    senelik performansa göre riske girmek yerine, profesyonel anlamda yıllardır üst düzey top oynayan filipe luis ve marcelo tercih edilmiş.

    alex telles’in, filipe luis ve marcelo olabilmesi için ; milli takıma girebilmesi için daha çok ekmek yemesi gerekiyor.

    son olarak ise yaptığı asistlerin boşa gittiğini düşünmek için cidden art niyetli olmanız lazım.
    porto’nun şampiyonluğuna büyük katkıda bulunmuş sol bek. aynısını bu sene her hangi bir takımda yapsa şimdi göklere çıkmıştı zaten...