• yerden hızlı oynamak, 9 numarayı ikinci bir oyun kurucu olarak kullanmak, sırt dönük oyuncuların aldığı pozisyona göre ona yaklaşan takım arkadaşının pas açılarına hızlı oynaması üzerine kurduğu bir sistemi ve kontra yememek için yıllardır yaptığı (şenol güneş gibi) ersun yanal faulü ile türkiye liginde bir şekilde başarıyı yakalamış bir teknik direktördür fazlası değil.

    bundan sonrası biraz fm diliyle yazarak anlatmaya çalışacağım.
    mahmut (dmc) ile emre (mc) orta sahası, yaratıcı olarak 10 üzerinden 6,5'tan 7 olsa bile sert bir merkez tandemi.

    arkalarında nispeten yavaş ama ayağı düzgün bir stoper, yanınada hızlı bir hamle oyuncusu.
    iki tane bekten biri hücumcu diğer savunmacı.. tam olarak fatih terim taklidi buraya kadar... kenarlarda iki hızlı oyuncu, on numara dediğimizde net bir on numara yok, sırtı dönük oynamayı seven bir forvet..

    size yine kimi hatırlattı?

    abdullah avcı, net olarak saha içinde fatih terim'i taklit eder.
    tek farkı, savunma anlamında fatih terim'den daha dikkatlidir. sanıyor ki, geride sağlam dursa çok şey kazanacak...

    oturur, saatlerce size bu adamın yaptığı ve ya yapamadığı şeyleri yazarım.
    hiç sorun değil ancak bugün yazılması gereken şeyler başka. kötü bir taklitçi olması ve ya hükumet destekli olması ya da eski bir cemaatçi olması değil yazılması gereken, bunları boş verelim.

    fatih terim'in kazandığı tüm başarıların ardından ikinci gelişinde "ben bu saatten sonra ders almam, ders veririm" dediği için kibirli yaftası yediği bir futbol dünyasında abdullah avcı kibirin zeus'udur. bugün maç öncesi demecine şöyle bir göz atın derim.

    "bugün ciddi bir takımla oynayacağız".

    işte yazılması gereken bu kibirli halidir.
    ultraslan'ın çok güzel bir pankartı vardı vakti zamanında "sizin hayallerinizin bittiği yerde bizim gerçeklerimiz başlar" diye.. kontrol futbolu sayesinde bir yerlere gelen ama onu da bir adım ileriye taşıyamayan, nasıl bir gelir kaynağı olduğu şaibeli bir takımın başında, bırakın ülkenin ilk futbol takımı olmayı, ordudan sonra ülkedeki en eski kurumun içinden çıkan bir kulübe "ciddi" demek, hemde bu kulübün içinden çıkma birinin böylesine kibirili bir cümle kurmasına diyecek bir kaç şeyim elbette var.

    bazı insanlar kendilerine en tepedekini rakip olarak görür.
    rakibin büyükse sende büyürsün çünkü. ama bu adamın galatasaray'ı rakip gördüğü yok. uğur demirok gibi. izansızlık hakim.

    bugün sahada beklemediği bir galatasaray vardı.
    fatih terim'in karşısında daima kaybetmiş biri. rıza, şenol, aykut gibi. bugün trabzonspor maçındaki gibi çıkacağını düşündü. planı maicon'un arkasına sarkmaktı. adebayor'un indireceği toplarla kaleciyle başbaşa kalmak istedi. ilk maçta benzerini yapmıştı. o maçın özelinde belhanda'nın cümlesine dikkat çekmek istiyorum.

    "bizi sahada dolaştırdılar"..

    pres yapmak bir sanattır. 8.5 km koşturup, oyuncuları maratona hazırlar gibi idman yaptırıp sonra saldım çayıra mevlam kayıra diyerek sahaya sürüp pres yapmalarını beklemek acınası... tudor böyle yapmıştı. fatih terim ise pres nasıl yapılır öğretiyor. hep öğretti. daima öğretecek.

    başka bir planı yoktu.
    golü yiyince emre, arda'yı çıkarttı. oysa maça öyle başlaması lazımdı, onlarsız... sandı ki bu ikili galatasaray'ın ayarlarını bozar.. ama her şeyi maicon'un ağır bir stoper olması üzerine kurguladığı için denklemden maicon çıkınca tatsız, tutsuz bir takım ortaya çıktı. galatasaray'ın izin verdiği kadar atak yapabildi. ne eksik ne fazla..

    bugün maçtan sonra hakemi suçladı.
    oysa beşiktaş maçında net biçimde biçildiği halde "futbolun içinde olağan şeyler bunlar" diyebilmişti. sebebini hepimiz biliyoruz... bu ligin en iyi futbol oynayan takımı galatasaray olsa bile hiç bir zaman bu gerçek dile getirilmez.

    abdullah avcı, bünyesinde barındırdığı eski cemaatçi, yeni biatçı ne kadar oyuncu varsa çok değil 5 sene sonra hatırlanmayacak. ya bir adam vardı neydi adı? diyeceklerde kimsenin aklına gelmeyecek. kültürü olmayan, belli bir geçmişi, tarihi olmayan her kulüp, her oluşum, onları destekleyenler tarih sayfasından çekildiğinde yok olmaya mahkumdur.

    önünde sonunda yok olacak bu kulüp.
    ümraniyespor gibi. geliyorlar bir yerden ama nerede geldikleri, nasıl geldikleri ortada. osmanlıspor gibi. yok olacaklar bir şekilde. ve o gün bu kibir, bu ego, bu küçük dağları ben yarattım havası yerini tevazuya bırakacak. sen çıkıp ntvspor'a galatasaray maçından sonra nasıl yendiklerini anlatan o değilmiş gibi olacak.

    bugün ciddi bir rakip diye (beşiktaş'a ülkenin en iyi futbol oynayan takımı demişti) sanki orta sıralarda yer alan bursaspor gibi, akhisar gibi, kayserispor gibi davranan bu zat gelecekte her şeyi en baştan yaşamak isteyecek, yanına aldığı biatçılar gibi.

    tarih bu tip adamları yok etme konusunda muhteşem bir öğütücüdür.
    ben çocuğuma bir adam vardı bir zamanlar diye anlatmayacağım bu arkadaşı. yıllardır maç analizi yapan, saha içinde ne oynandığını, saha dışında olana kıyasla daha önem vermiş biri olarak örnek alabileceğim tek bir iyi özelliği yok. yarın pro lisansımı alıp rakip olarak karşısına çıksam ezilmem bu tecrübesizliğimle.. hatta yenebilirim, şöyle kayserispor ayarında bir kadrom varsa.

    yıllardır ligde olan bu adamın ortaya koyduğu bir yenilik, bir taktiksel geçerliliği olan, evrensel bir sistemi var mı? fatih terim'in 4-2-3-1 taklidi.. hepsi bu... ama kendini uefa kupası almış, ama öyle ama böyle milan çalıştırmış, avrupa şampiyonasına 4 kez gitmiş bu ülke 3'ünde bu adam var, 8 sezonda 6 şampiyonluk (belki 7 gelecek) taktiksel olarak çağır açmış (millet gaz dese de anlattık) gegenpressing'in ilk uygulayacısı, mucidi (sacchi'nin presi fatih terim'in presinden farklıdır. bugün klopp'un pres anlayışı terim'in pres anlayışı ile aynıdır. (bkz: #2345532) ) bir adamdan daha çok futbola hizmet etmiş gibi davranmak kibirli olmak, galatasaray'ı küçük görmek, rakiplerini yüceltmek tam anlamıyla, ne amaçla yapıldığı ortada olan hareketlerdir.

    küçük aklınızla, galatasaray'ı devlet himayesine sokmak, bir devlet takımı için zemin hazırlamak, bunu da galatasaray'lı olduğuna zerre inanmadığım göksel gümüşdağ ve ahalisi ile yapmak planı çok ama çok açık etmektir.

    abdullah avcı'ya naçizane tavsiyem, susması.
    kazandığındada kaybettiğindede susması. susan insan büyür. hamza susmadı hali ortada. tudor susmadı görüyoruz. prandelli'yi ve mancini'yi severim onlar sustu gerektiğinde galatasaray'ın büyüklüğünden bahsetti görüyoruz.

    fatih terim git dendi gitti! gel dendi geldi!
    faruk süren ile yaşadıklarını anlatmadı. ünal aysal'ın arkasından konuşmadı. dursun özbek için ağzına geleni söylemedi. sustu. sustu. büyüdü. kocaman oldu. ve hepiniz bu acı gerçeğin altında eziliyorsunuz. futbola zerre bir şey katmamış adamlar, türk futbolunun çehresini değiştirmiş bir adamla aşık atmanın derdine düşmüşler.

    yazık!!!
  • haberlerde, yorumlarda hep genç teknik direktör olarak geçiyor ya,

    1963 doğumludur. 55 yaşındadır. henüz kariyerinde kazandığı bir kupa yok. *

    fatih terim kendisi yaşındayken 1 uefa kupası 4 lig 2 kupa şampiyonluğu kazanmış. milli takımla 2 turnuvaya katılmış. (euro96, euro2008) avrupa 3.lüğü kazanmıştı.

    entry bu kadar.
  • türk futboluna ihanet içerisinde olan teknik direktör.
    daha önce başakşehir teknik direktörüyken yine uefa avrupa ligi maçına takımın iddiası sürerken as oyuncularını götürmemişti.
    7 kasım 2019 braga beşiktaş maçına da 6 as oyuncusunu götürmüyor, alınacak yarım puanın bile önemli olduğu son dönemde, böyle bir karar alması ancak ihanet ile açıklanır.
    türkiye ligi için futbolcularını dinlendiriyor, 3 günde bir maça çıkabilecek enerjisi yoksa futbolcularının bırak antrenörlüğü.
    maç sonu çıkar total futboldan, takım savunmasından bahseder, benim teknik direktörlüğüm tartışılmaz der. takımına 3 günde 1 maç yaptıramayan adamdan teknik direktör mü olur.
    yabancı sınırını tartışıyoruz, madem bu kadar milliyetçisiniz asıl tartışılacak konu bu.
  • kendisinin çok garip bir bug'ı var ki gerçekten beni geriyor.

    başında olduğu takım formdayken her şey iyi hoş güzel zaten bloklar arası futbol falan diye şovunu yapıyor. takımı duraklamaya başladığında ise doğal olarak şovu bırakıp, ciddi bir öz eleştiri yapıyor, baya baya mantıklı konuşuyor. buraya kadar her şey tamam. gariplikler bu adamın yönettiği takım kırılma yaşadığında başlıyor.

    takımı dipe vurduğunda, tam bir yıkım, çöküş yaşadığında mesela önemli bir kupadan elendiğinde, şampiyonluğu kaybettiğinde bu adamın içindeki jack nicholson ortaya çıkıyor. gerek saha kenarında, gerek maçtan sonra tam o en kritik anda başlıyor saykodelik bir şekilde gülmeye. kendisini takip ettiyseniz bu anı bir çok defa eminim gözlemlemişsinizdir. sanırım durumun kontrolü altında olduğu imajını vermek için böyle bir tavır sergiliyor ama ben kendimi shutter island izliyor gibi hissediyorum be abicim. yazık değil mi bana?

    örnek vereyim:

    işte o bakış 1

    https://gss.gs/xhL.png

    yıl 2012, milli takımın gerçekten milli takım olduğu, işten koşa koşa gelip elde bayrakla izlendiği dönem. bugün ile kıyaslamayın durumu. hollanda'ya yenilip, estonya'yı yenip, romanya'ya kendi evimizde yenilip, artık en büyük rakibimiz macaristan maçını bekliyoruz. macaristan bizi top diye oynuyor, ortalık yangın yeri ve bu adam çıkıp istifa edecek misiniz sorusunu o efsane saykodelik gülüşü ile karşılıyor. tabi ki günlerce gündem oluyor bu tavrı ve şutlanıyor milli takımdan.

    işte o bakış 2

    https://gss.gs/WnC.png

    yıl 2019, ligin 25. haftasına 11 puan farkla önde başladığı sezonu 33. hafta galatasaray'a kaybederek şampiyonluğu veriyor ve maç sonu yine o gülüş. adam öyle bir gülüyor ki "niye gülüyor olm bu adam yine?", "lan yoksa biz kazanmadık mı, ysk iptal mi edecek maçı" falan diye kendimi sorguluyorum. o gün de şampiyonluk sevincimi unuttum bu adamın gülüşlerinde kaybettim kendimi.

    face off filmindeki nicholas cage performansını sergiliyor adam ayak üstü. isteyerek yapıyorsa takdir ediyorum büyük oyuncu, yok istemeden yapıyorsa sıkıntı büyük.
    https://giphy.com/gifs/HPvfnOuz1tOgg

    neyse velhasıl kelam sayın abdullah hunter, maç sonlarındaki ruh halinin beni germesi bugüne kadar senin için aslında bir sorun teşkil etmiyordu tabi ki. fakat seni uyarmak da benim insanlık vazifem. yarın beşiktaş ile oynadığın bir uefa kupası yarı finalinde mal gibi oynayıp elenirsen ve ya ligde yine böyle son haftalara bir 8-10 puan farkla lider girip fenere ve ya bize şampiyonluk kaybedersen, bunların üstüne çıkıp kelle gibi sırıtırsan, bu tinerci manyaklar benim gibi "ulan bu adam profesyonel deli amk" falan demezler valla yüzüne kezzap atarlar haberin olsun. kendine mukayet ol. hakkında hayırlısı...
  • --- alıntı ---

    gomis'in bizim maçlarda 1 golü var. fenerbahçe ve beşiktaş'a karşı yok. sezonun oyuncusu diyemem. etkili bir performans diyebilirim. bence emre belözoğlu, sezonun oyuncusu olabilir.

    beşiktaş'ın, galatasaray maçını* kaybetme sebebi fenerbahçe derbisinde* yaşanan olaylar. galatasaray'ın galibiyetini küçümsemiyorum ama kadıköy'deki polemik galatasaray maçına kadar devam etti. beşiktaş odaklanamadı.

    --- alıntı ---

    emre belözoğlu’nun sezonun değil tarihin oyuncusu olduğunu biliyoruz. yazarsam pilot olurum ama ne konuda tarihin oyuncusu olduğunu herkes biliyor. gomis de şampiyon takımın gol kralı olduğu için bütün galatasaray düşmanlarına yaptığı gibi bu zatın da boynuna dolamış. fatih terim ve galatasaray korkusundan ne dediğini bilmiyorsun, saçmalayıp ağlıyorsun. merak etme daha sizi bağırtmaya devam edicez...
  • elinde nasıl aldığının muamma olduğu (o kadar muamma değil aslında) robinho, adebayor, bajic, demba ba var sen 48 gol atabiliyorsun.

    üstelik visca gibi de bir canavar var.

    sonra gol attık dayak yedik, bilmem ne oldu.
    saha içinde de mi yumruk attılar ey abdullah?? 16 dakikada 4 gol yedin. ikisi var a takıldı. çakal!!

    8 puan öndeydin.
    avrupa'dan bilerek elendin. kupadan bilerek elendin. sırf şampiyonluk için rezil işler yaptın. bilerek elenerek şike yaptın.. 8 puan öndeydin. bir grilik varsa o da sende ve arkandaki güçte var. orada nasıl oturduğun, nasıl milli takımı çalıştırdığını bilmiyoruz sanki...
  • son yılların en büyük balonu olan namı kimyager kripto simyacı.

    19 eylül 2019 slovan bratislava beşiktaş maçı için kamera karşısına çıkıp şunları demesini bekliyorum, "biz 4 yedikçe kimyaları bozulacak, bizi önemsemeyecekler. bizi küçümseyecekler ve biz o arada onlar bize önlem almazken... işte o sırada... ııııı şey... yani... pardon soruyu bir daha alabilir miyim?* -!??? tamam hatırladım onlar bizi küçümserken işte o zaman kesin daha iyi sonuçlar alırız. 4. golü yeme süresinin ne kadar kısa olduğunu gördünüz mü? sonuçta kimyasal geçiş reaksiyonları ve hızlı tepkime ıııııı yani hızlı hücum bu sonuçlara yol açıyor. eved işte bunlar hep kimya" *
  • kendisi galatasaray maçından önce istifa edecek diye çok korkuyodum, bugün kendisini fatih terim ile kıyaslayıp taktik olarak daha iyi olduğunu, modern futbolu takip ettiğini ve fatih terimin avrupa liglerinde maç bile izlemediğini iddia eden entryleri ekşisözlük'te okuyunca bir rahatladım.

    he bu arada fatih terim avrupa futbolunu fırsat buldukça yerinde takip ediyor zaten de bu tespiti yapanların asıl gözden kaçırdıkları fatih terim'in avrupa futbolunu takip ettiği kadar, avrupa futbolu da fatih terimi takip ediyor.*

    neyse beşiktaş taraftarı böyle devam etsin de uzun bir aradan sonra deplasmanda derbi galibiyeti alalım.*
  • --- alıntı ---

    (bkz: 3 ekim 2019 beşiktaş wolverhampton maçı) sonrası;

    tribünlerin tepkisi... antrenörlüğüm sorgulanamaz. 20 senede bütün sınavları vererek, her kademede çalışarak, tırnaklarımla kazıyarak buraya geldim. son 10 senede bu ülkede şampiyonluğa oynayan takımlar 2'şer defa beni istediler ve ben başka bir takımla son 3 sene şampiyonluğa oynadım. ben bütün sınavları geçtim. ben beşiktaş takımını istedim, seçeneklerim başka da olabilirdi. oyuncu grubuna, kendime güvenerek bunu istedim. performansım sorgulanabilir ama 5 haftalık süreçte antrenörlüğüm sorgulanamaz.

    --- alıntı ---

    ben türkiye futbol tarihinde bu adam kadar kibirli bir teknik direktör görmedim. kazandığı kupa yok ama kendisini guardiola falan zannediyor. bu adamın futbolcu versiyonu da arda. kendisini '100 yılda bir gelen' futbolcu olarak görüyordu beyefendi.*
  • beşiktaş'ın başına geçerken tek amacı camiası olan bir taraftar ile fatih terim'i yenmekti. bunu çok net bir şekilde başakşehir de iken son açıklamalarında görebilirsiniz. ama şuan o istediği camianın altında ezilmektedir ve kafa tuttuğu adam ise koca bir camiayı konsoli bir halde tutarak birlik sağlıyor. kafa tutmadan önce stres altında kalacağı bir camiayı tam olarak solması gerekiyordu. şimdi daha iyi anlıyordur belki fatih terim'in büyüklüğü.

    kendisinden erken bir ayrılık bekliyorum ve sonrasında fatih terim hırsından ötürü bu hale geldiğini görüp organize ama amatör kötülüğe geçecek bir kariyer görüyorum.
  • genç ve geleceği parlak antrenör olarak lanse ediliyor ama 54 yaşında. fatih terim'in euro 2008'de milli takımı yönettiği yaşta. aralarında sadece 10 yaş var- ki fatih terim'e 2008'de kurt hoca deniyordu uyandırayım. bir de mesela mourinho'yla aynı yaşta.

    hocalarda da yaş algısı çok değişti artık, 28 yaşında hayvan gibi başarılı hoca var rakibi hoffenhaim'ın başında. 40-45 yaşındaki teknik direktörler dünya futboluna ambargo koyuyor.

    yani bu adamın nesi genç ve gelecek vaad ediyor uğur meleke? gel bana açıkla bunu

    --- alıntı ---

    uğur meleke bugün kendisi hakkında, "böyle parlayan, geleceği parlak bir antrenör, hoffenheim ve nagelsmann karşısında neden bir taktik savaşına girmedi?" demiş.

    --- alıntı ---

    ulan hector cuper bile 62 yaşındaymış. bu adamın nesi genç