• 218-219 nolu blokların orada olan hatta o ekibin içinde olan ( ki çoğusu sözlüktendir nick vermeyeceğim ) ve yıllarca amatör profesyonel basketbol ile ilgilenmiş biri olarak bir kaç şey söylemek benim de hakkım tabii ki.

    atılan şey ses bombası değil küçük torpiller öncelikle bunu söyleyeyim ha tasvip ediyormuyum hayır orası ayrı tehlikeli bir şey ona bende karşıyım. abdi ipekçi arena malumunuz büyük bir salon ve biz gayet azınlıkta olan bir grubuz, aslında grup bile diyemeyiz. hiç kimse değiliz kimseden desteğimiz yok bazıları gibi bedava kombineci biletçi karaborsacı değiliz. biletine parasını veren maçına girip takımını destekleyen insanlarız. çoğumuz sokakta yanından yürüyüp geçtiğiniz insanlardan oluşuyoruz yani standart halkız. gördüğüm üzere hepimiz ayrı siyasi görüş, ayrı yaşam tarzları, ayrı dünyalara sahip insanlarız açıkçası.

    yıllarca basketbol oynamış bir insan olarak şunu açıkça söyleyebilirim bizim takım serbest atış kullanırken susmak neyin nesidir allah aşkına? oyuncunun konsantrasyonunu daha çok bozar bu tarz sessizlikler. oyuncunun üzerindeki baskıyı arttırır mütemadiyen. daha önce başıma geldiğinden bildiğim bir durumdur ki yamulmuyorsam oktay hoca bu durumdan şikayet etmişti keza bir kaç oyuncu da ima etmişlerdi. serbest atış kullanırken susulmaz yapmakta olduğun tezahürata devam edersin. olay budur eğer susarsan oyuncunun sırtına biraz daha yük bindirirsin. kapiş?

    keza bir ara o meşhur tribün topluluğumuz sus pusu oynarken herkes o bölgede ki insanların devam ettirdiği gençlik marşına eşlik ediyordu, abdi ipekçi arenada maç seyretmek nereniz ile seyrettiğinizle alakalı bir durumdur.

    abdi ipekçi arena reislerinden başkanlarından mamalananların yeri değil gerçekten basketbolu bilen insanların yeri olmalıdır ve bu dönüşüm kaçınılmazdır.

    yapısı itibari ile eski bir salon olan abdi ipekçi diğer salonlara nazaran akustik olarak daha iyi tasarlanmış bir salondur. sinan erdem gibi sesin dağılmadığı direk sahaya etki ettiği bir salondur tipik yunan ve yugoslav salonları gibi.

    abdi ipekçi de galatasaray erkek ve bayan basketbol takımlarını desteklemeye gelecek insanların önce yunan ve sırp takımlarının içerideki maçlarını izlemesini öneririm. serbest atışta susmak diye bir kavram var mı onu da araştırmaları gerekmektedir tabii ki.

    vesselam!

    dip not : serbest atış sırasında sustuğunuzda oyuncunun düşündüğü şey o kadar insanın gözlerinin içine baktığıdır. bu gerçekten çok büyük baskı altında bırakır sporcuları. bundan sonra lütfen dikkat edin bu konuya. şşşş lerinizi duymama sebebimiz oyuncumuzu rahatlatmak istediğimizdendir.
  • benimle yaşıt olmasına rağmen yıkılacak olması ile şahsımı acayip bir ruh haline sokmuş olan salon. spor sergi'nin yerini alması için yapılmış olsa da ulaşım zorlukları ve büyüklüğü/ferahlığı ile istanbul seyircisinin gönlünü kazanması kolay olmamış, ülker ve efes'in avrupa maçları harici dolmasını geçtim seyirci toplaması bile imkansıza yakın seyretmişti. ülkenin modern zamanlarda ev sahipliği yaptığı ilk büyük organizasyon olan eurobasket 2001'de nice tarihi maçlara, pek çok dünya yıldızının ya son demlerine ya da ilk sahneye çıkışlarına sahne olmuştu. yaklaşık 10 sene boyunca küsmüş, kabuğuna çekilmiş olan istanbul basketbol seyircisinin uykudan uyanması da o efsane turnuvaya denk gelir.

    o turnuva sonrası ülke genelinde basketbola olan ilgi canlanıp zirve yaptı malum. yine de abdi ipekçi'de o spor sergi havasını yakalamak mümkün olmadı. istanbul basketbolu haldun alagaş, ahmet cömert, ayhan şahenk ve caferağa gibi salonlara dağıldı. "üç büyük" rekabetinde alışık olmadık şekilde beşiktaş akatlar ile kulüp salonu konusunda ilk adımı atan oldu. efes ve ülker'in dönem dönem oynadığı büyük maçlar haricinde abdi ipekçi'de "büyülü" bir ortam oluşturmak mümkün olmadı. "yarı yarıya" bazı derbilerde iki pota arkasının dörtte üçünün dolduğu bazı maçlar falan yaşandı. hatta uzunca bir dönem tribünlerin üst yarısını kapatan meşhur perdeler yerleştirilip az olan seyircinin biraz daha kalabalık görünmesi falan amaçlandı. bu perdeyi sıradan bir lig maçında kaldırtan ilk taraftar da galatasaray taraftarıdır. yanılmıyorsam 2006 ya da 2007 yılındak bir efes deplasmanında yaşanmıştır hadise.

    türkiye basketbolu 2005-2010 arası dönemde hep yukarı doğru bir hareket içinde oldu. eurobasket 2001'in rüzgarı bu dönemde en şiddetli halini aldı ki o sürecin sonunda türkiye'de düzenlenen ve final oynanan bir dünya şampiyonası var. kadın basketbolun da aynı paralelde gitmesi, fenerbahçe'nin deli yatırımları ve galatasaray'ın aldığı kupa sonrası iyiden iyiyde ilgi arttı. dünya şampiyonası için yapılan sinan erdem ve ataköy'de açılan ülker arena sonrası "büyük" bir salona ihtiyaç duyan galatasaray'ın adresi ayhan şahenk spor salonu sonrası abdi ipekçi oldu. 2011'de yıllar sonra yaşanan gs-fb final serisi, 2011-12'de ilk euroleague deneyimi, 2013'te 23 sene sonra gelen şampiyonluk, kadınlarda efsaneleşen 2013-2014 sezonunda erkekler euroleague'de de yaşanan çeyrek final heycanı ve geçen sezon kalkan eurocup derken galatasaray basketbolunun en önemli başarılarına ev sahipliği yapmıştır.

    kökeni spor sergi yıllarına dayanan ve 2000'lerin başında yatmış olduğu derin uykudan binbir dürtüklemelerle uyanan galatasaray basketbol seyircisi ekolünün tekrardan canlanıp şahlandığı, şahlanmakla kalmayıp ikinci ve üçüncü jenerasyonunun ortaya çıktığı bir okuldur abdi ipekçi. erkeklerde seksenlerin ikinci yarısında, kadınlarda ise doksanların tamamında yaşanan dominasyondan sonra gerek yönetimsel hatalar, gerek maddi sorunlar, gerekse ezeli rakiplerin hamlelerine yeterli karşılık verememe sonrası yaşanan kahır dolu yılların ardından galatasaray basketbolunun makus talihinin döndüğü yerdir.

    yapımına 70'li yılların başında başlanıp 1989 yılında anca hizmete açılabilen, yetmişli yılların tasarımına rağmen 2017 yılında bile hizmet vermeye çalışan bir acayip yapı aslında. son 6-7 yılda bir önceki paragrafta bahsi geçen aşamaları yaşayıp soğuk ve büyük bir binadan mabede evrilmiş, üstüne üstlük kronik ulaşım sorunu asgarinin de altına inmişken yıkılacak olması yürek burkan cinsten. insan geç bulup çok güzel şeyler yaşayıp çabucak kaybettiği bir sevgilinin arkasından bakakalmış gibi hissediyor.

    ne diyelim; hatıralar yıkılmaz bu cehennem son bulmaz...
  • stadın yanına yeni salon yapmak yerine, dağın başında salon yapıp orayı devlete devredelim, devlet bize abdi ipekçi'yi versin.

    hani devlet bize bir allah kuruşu harcatmadan stad yaptı ya, hani beleş stada konduk ya, biz de devletimize bu şekilde borcumuzu ödemiş oluruz. hem bakın, biz abdi ipekçi'yi yıkıp yerine müteahhidinden ve o bölgede aşırı yoğun yapılaşmaya izin verenlerden başka kimseye faydası olmayan garip heyulalar da dikmeyeceğiz. kirasını ödediği sürece efes gelsin kullansın, milli takımlar gelsin idman yapsın, amatör müsabakalar, turnuvalar yapılmaya devam etsin, hasılı şimdiki işleyişinden bir allah zerresi farklılık göstermeden kullanılmaya devam etsin.

    bence her icraatta, her yatırımda devletinin ve milletinin yüksek ideallerini, halkın refahını, toplumun huzurunu düşünen devletlû büyüklerimiz bu anlaşmayı inanılmaz makul bulacaklardır. müthiş bir kazan & kazan.

    tıpkı sami yen'deki gibi.
  • hayatımda ilk defa dün gitme şansım oldu. kapasitesinden net 4-5 bin fazlası vardı. maçın başlamasına 40 dk kala taraftar bi başladı strasbourglular neye uğradığını şaşırdı zaten. yanımda 60larında beyefendi görünümlü bir amca vardı. oğluyla gelmiş. fotoğraflarını çekerken tanıştık. maç başında küfürlü tezahürat esnalarında naif şekilde susan, normal tezahüratlarda alkışla destek veren amcanın maçın sonlarında yakayı bağrı açıp ana avrat sövüşü çıldırmış gibi tezahüratlara katılışı atmosferi net şekilde anlatıyor. ölüyü diriltir aq.
  • üst kullanım hakkını almamıza gerek olmayan arenadır.

    gidersin önce şişli belediyesi ile görüşüp peşkeş çekilecek çok değerli bir arazi bulursun * sonra da eti ile anlaşır yaptırırsın oraya aynısından bir salon. bitmeye yakın da ağlarsın "orası bizim özkaynaklarımızla yapıldı ama para vermedik *" diye. orası galatasaray arena'dır dersin konu biter. ha unutmadan kime teşekkür etmemiz gerektiğini de unutmayalım. *
  • bugün 2 kasım 2015 galatasaray fenerbahçe basketbol maçı için ilk defa gittiğim salon.
    bir basketbol takipçisi değilim; avrupa'daki maçlarımızı ve derbileri, bir de play-off maçlarını takip ederim. yani bir basketbol izleyicisi değilim.

    bundan sonra da büyük maçlar hariç gideceğimi sanmıyorum ancak nefis bir atmosfer olduğunu söylemem lazım bu salonda. böyle bir coşkuyu galiba en son eski ali sami yen'de yaşadım, kaç sene olmuş bakın, yerinde izlediğim hiçbir spor müsabakasında bu coşkuyu yaşamadım.

    bilmiyorum, bir sevdiğim sporlar sıralaması yapsam basketbol futbol ve bokstan sonra gelir ancak bugünkü atmosfer ile ikinciliği zorlayabilir gibi... sanırım daha yakından takip etmeye başlamalıyım.

    bu arada, galatasaray çok güzel şey.
  • vazgecmememiz gereken salon. mukemmel ambiyans, mukemmel baski. eurocup galibiyetinden sonra zaten bilinen unu korkutucu bir havaya burunecektir ki fazlasiyla hak ediyor su siralarda. 27 nisan galatasaray strasbourg macinda mac baslamadan once ergin hoca salona girdiginde oyle bir gurultu oldu ki resmen mukemmel bir sahneydi. mac basladigi anda da ilk tezahuratla beraber taraftarlarin hep birlikte ziplamaya baslamasi, ve ntvspor'un sabitlenmis pilot kamerasini bir asagi bir yukari oynatmalari, o anda spotlarin altinda gorulen puslu dumanli hava derken, biz bile ekran basinda tuylerimiz diken diken n'oluyoruz amk moduna girdik.

    bu aksam her seyiyle mukemmeldi. ergin hocama kufur eden bir kisim gerizekalilar, ve yonetimin yakini oldugu icin gelip el cirparak mac izleyen nisantasi tayfasi haric, gelen her taraftarin alnindan operim. helal olsun sizlere aslanlar!
  • hidayet istedi ve devlet baba verdi. yerine basketbol tesisi yapılacakmış. hidayet başkan onun yerine keşke devletten boş bir arsa isteseydin. hatıraları da anıları da sıradan bir basketbol akademisi için yıktırdın. sanki istanbul da tesis yapılacak yer kalmadı. olanı yıkıp yerine başka bir şey yapmak tam bizimkilerin işi zaten