UEFA Şampiyonlar Ligi 6. Hafta Karşılaşması
1 - 0
  • 1
    6 grup 24 takımla oynama saçmalığı yüzünden her ikincinin gruptan çıkamadığı sezonun , bizim grup ikincisi kalmamıza ve en iyi ikincilerden olmadığımız için elenmemize neden olan 1-0 yenildiğimiz b grubu son maçıdır.
    fatih akyel isimli şahsın, asistvari bir hatayla indirdiği top gole sebebiyet vermiştir.
    5 beraberliği olan juventus son maçında içerde rosenborgu yenip 8 puan ve averajla lider olmuş, galatasaray'ımız ise bu yenilgiyle 8 puanda kalıp averajla ikinci olmuştur. 1 puana bile grubun tek çıkanı biz olacaktık.
    maçtan önce "bilbaoyu yen,bilbaoyu yen, şampiyon ol galatasaray" tezahuratı hala arada hüzünlü biçimde dilime dolanır bu trajik elenme yüzünden (kalplerde yıldız,gönüllerde ay,şampiyonsun galatasaray melodisiyle). çok üzülmüştüm ben o akşam sözlük,çook...
  • 2
    guerrero'nun ilk yarının sonlarında attığı golle 1-0 yenildiğimiz karşılaşma. maçla ilgili aklımda kalanlar, hakan'ın cezası sebebiyle oynamaması, onun yerine burak akdis'in görev alması ve burak'ın son dakikalarda müsait bir pozisyondaki kafa vuruşunda topu boş kale yerine auta atmasıdır. fatih terim'in kurmaylarından müfit erkasap'ın o pozisyonda yedek kulubesinde burak ile birlikte topa yükseldiği ve çamura saplandığı rivayet edilir.
    not: sahi bi burak akdis vardı noldu ona? *
  • 5
    okan buruk'un o kafa hareketini ne zaman hatırlasam gözlerim dolar. bu maçtan sonra okan inter' gidiş şekliyle başlayan olumsuzluklar silsilesiyle galatasaray taraftarının gözünden düşmüştür. ama o hareketi hatırladığımda hiç biri aklımda kalmaz. okan buruk o kafa hareketidir benim için.

    bu maçta guerrero'nun attıgı gol hayatım boyunca bana en çok koyan şey olmuştur heralde. 45.dakikada havadan gelen topa o sezon mükemmel oynayan fatih akyel uzaklaştırmak yerine göğsüyle düzeltmeye çalışmış-fizik kurallarına yenik düşüncede top guerrero'nun önünde kalmıştı.

    6-0 lık malum maçta bile bu kadar üzüldüğümü hatırlamıyorum. ayrıca o maçta eksikler nedeniyle forma giyip kafa golunu atamayan burak akdiş şu aralar karabükspor forması giymekte. kendisi 2000 yılındaki uefa şampiyonu kadronun da bir elemanıydı.
  • 6
    kaçan şampiyonluğun * acısını çıkarmaya çalışan fenerbahçelilerin "g.saray da anons kurbanı olmuş" şeklindeki mailler ile yeniden gündeme getirmeye çalıştıkları ve yine kendilerini komik duruma düşürdükleri maçtır. asılsız iddiaya göre galatasaray taraftarları bu maçtan sonra şampiyonlar ligi grubunda averajla 1. olduklarını sanarak sevinmişlerdir. oysa bu maçtan hafızalarda kalan, çamurlu sahada yürekleriyle oynayan aslan parçalarından başka bişey değildir. maçtan sonra ise sevinmeyi geçtim ağlamayan tek bir cimbomlu bile olduğunu sanmıyorum. okan'ın maç sonundaki çamura bulanmış forması ile ağlarken çekilmiş resmini ömrüm boyunca unutmam mümkün değil.
  • 11
    en çok üzen maçlar listesinin birinci sırasında yer almıştır benim için hep.6 gruplu saçma sistem,fatih akyel'in hatası ardından yediğimiz dandik gol,okan buruk'un insanüstü çabalarına rağmen mağlup olmamız ağlatmamıştır belki ama boğazları düğümlemiş vefena halde içimize oturmuştur.
  • 12
    beni, hüngür hüngür ağlama noktasına getirmiş. 13 sene sonra hatırladığımda dahi hüzenlendiren maç.

    10 yaşındaydım. heyecandan titreyerek bekliyordum maçın başlamasını. hakan şükür -yanış hatırlamıyorsam- bir önceki juventus maçında hakeme itirazdan sarı kart görmüş ve cezalı duruma düşmüştü. forvette burak akdiş oynuyordu. yine, yanlış hatırlamıyorsam, onbirde tolunay da vardı. her zamanki gibi sıkı galatasaraylı babamla izleyecektik maçı.

    beraberlik bize yetiyordu, o yüzden deli gibi saldırmamıza gerek yoktu. nitekim, kontrollü başladığımız bir maçtı, hatta tatsız tuzsuzdu. ama hiç farketmiyordu bu, çünkü, maçın gerilmesi ya da hareketlenmesi işimize gelmezdi. athletic bilbao'nun da gol atmaya pek niyeti olmadığını hatırlıyorum.

    maçı maalesef elimizden alıp götüren olay fatih akyel'in aptalca hareketleri ve kaptırdığı top oldu. al da at dedi guerrero'ya ve iş orda düğümlenmeye başladı. ikinci yarıda artık gol gerekiyordu bize. o çamur deryası sahada.

    ikinci yarı başladı. hagi'nin bir şutunu hatırlıyorum, uzaklardan. yan ağlara takılmıştı ahlar vahlar arasında. yükleniyorduk ama gol gelmiyordu. son anlarda burak akdiş bomboş durumda kafayı üstten auta attı. önce kendi kariyerini bitirdi, sonra bizim bir üst tur hayallerimizi.

    kahroldum tabi. sanırım arkadaşlardan öğrendiğim ilk okkalı küfürleri star'a ettim o gece. pamela anderson'un "bana bebek deme" isimli filmini koymuşlardı maç biter bitmez.
  • 13
    ulan her şey unutuluyor da bu maçın travması unutulmuyor...

    galatasaray çok kez hezimet yaşamıştır belki. hadi haksızlık etmeyelim, onu geçmez belki son yirmi yılda yaşadığımız hezimetler ama benim bu maçtan sonra yaşadığım şeyin tarifi yok. ki bu maç hezimet de değildi. hatta o dönem gruplardan sadece tek takımın çıktığını ve gruplarda juventus gibi bir dev olduğunu düşündüğümüzde işi son maça taşımak bile büyük başarıydı. ama şu ömrü hayatında en çok hangi maça üzüldün desen direk sana 9 aralık 1998 athletic bilbao galatasaray maçı derim. hayatta şaşmaz. çok değil bu maçtan sadece iki sene sonra avrupa şampiyonu olduk ama ben bu maçın travmasını hâlâ atlatamadım.

    ben hiçbir maçtan sonra oturduğum yere çivi gibi saplanıp dakikalarca bomboş, anlamsız şekilde baktığımı ve sonrasında o kadar derin ağladığımı hatırlamıyorum. banyoya git, elini yüzünü yıka. sonra gel yine ağla. kalbimde bir sızı, çıkmıyor. yatağa gircem, yatak almıyor. uyucam, uyku tutmuyor. ulan kendimi avutcam, hiçbir şey avutmuyor. allah belanı versin guerrero!

    deli gibi yağmur var. fatih akyel'in hatasıyla saçma sapan bir gol yemişiz. ikinici yarı tek kale oynuyoruz. top yere saplanmış, yerdeki okan kafaya topa vurmaya çalışıyor. maçta artık son dakika sağ kanattan orta geliyor, burak akdiş altıpastan kafayla üstten auta atıyor.

    maç bitmiş, star delle alpi'yi gösteriyor. aynı saatte başlayan juventus rosenborg maçı bizim maçtan önce bitmiş. juventus'lu oyuncular saha içinde radyodan bizim maçın son dakikalarını dinliyorlar. son düdükten sonra inzaghi önderliğindeki juventus'lu oyuncuların sevinci de çıkmıyor aklımdan. juventus ulan bu; kadrosunda döneminin en büyük futbolcuları var. son üç yılın şampiyonlar ligi finalisti. o sene de kupanın favorisi. iki maçta da bizi yenememiş. hatta ikili averajda üstün taraf biziz ama o juventus çeyrek final vizesini bizim elimizden genel averajla alıyor.

    bir gün şampiyonlar ligi finali'ni bile kaybetsek bu maça üzüldüğüm kadar üzüleceğimi zannetmiyorum.
  • 16
    - sarısı sağ tarafta klasik parçalı formayla oynamıştık.
    - hakan şükür 2 aralık 1998 galatasaray juventus maçı itirazdan dolayı saçma sapan bir sarı kart görmüş ve cezalı olduğundan bu maçta forma giymemişti. ilginç olan, o maçta hakan rakibinin solundan atıp sağından geçmek isterken kendisine faul yapılmış ve hakem de faulu vermişti. ama hakan şükür hiç da alışık olmadığımız şekilde hakeme gereksiz bir itirazda bulunmuş ve sarı kart görmüştü. hakan olsaydı bu maçın rengi bambaşka olacaktı.
    - tugay sakattı. bu yüzden suat kaptan olarak çıkmıştı. tugay'ın yerine tolunay oynamıştı.
    - maç sonunda en iyi ikinciler sıralamasında üçüncü olmuştuk. en iyi iki ikinci çeyrek finale kalıyordu. ilk iki sırada ise real madrid'le manchester united vardı.
  • 21
    ömrümde ilk defa sonunda gözyaşı döktüğüm maçtır ve sonra hiçbir mağlubiyet beni bu kadar üzmemiş, bu kadar ağlatamamıştır..

    şampiyonlar ligi gruplarında son maçımız. 8 puanla lideriz, aynı puana sahip rosenborg averajla ikinci, siktiğimin juventus'u 5 maçta 5 beraberlikle üçüncü, bilbao da 3 puanla son sırada. o sene şampiyonlar liginde 6 grup var, grup liderleri ve en iyi iki ikinci çeyrek finale çıkacak. gruptaki üç takımın da liderlik şansı var, tek iddiası olmayan takım athletic bilbao.

    hakan şükür bir önceki juventus maçında sarı kart almış cezalı, tugay sakat, tolunay kadroda. savunmada da bülent korkmaz yok fatih hoca genç fatih akyel'i monte etmiş stopere. fatih akyel de o seneki gururumuz, alt yapıdan çıkan genç futbolcu kontenjanını dolduruyor. bayağı da iyi oynuyor, ah fatih ah..

    devşirme stoper bu kadar olur. ceza sahası içinde saçma bir göğüs hareketiyle topu guerrero'nun önüne indiriyor ve çakal guerrero bilbao'yu 1-0 öne geçiriyor. maçın 90 dakikası biz oynuyoruz ama adamlar bir pozisyonda golü buluyorlar, futbolun adaleti yok..

    o dakikadan itibaren bir top oynuyoruz, yani izlemeyen adama nasıl anlatayım ben şimdi bunu. maçın sonunda müfit erkasap bile çamur içinde kalmış diyeyim siz anlayın..

    kameranın çektiği her karede en az 3 galatasaraylı var, her yerde basıyoruz, sağdan soldan geliyoruz ama gol olmuyor. 80.dakika civarı okan'ın ortasına burak akdiş kafayı iyi vuramıyor ve bir kafa bu kadar mı koyar bir insana..

    işte bu dakikadan sonra titrememi durduramıyorum, kalbimin atışlarını hissediyorum. bildiğin çarpıntım var lan, 10 yaşındayım..

    bu maçtan sonra ağlamayan bir tek taraftar olduğunu zannetmiyorum. sonra çok mağlubiyet gördüm, ama böylesini bir daha hiç hissetmedim..

    amına koyayım juventus..
  • 22
    çok uzulmustuk be sozluk. haksizliga ugradigimiza inaniyordum bu maçtan sonra. hala da inanirim. grup ikincilerinin içinden sadece en iyi iki ikincinin cikmasi saçmaligi bir yana, bu grupta bizim onumuzde cikan juventus'un ikili averaji da bizden kotuydu ama o vakitler uclu averaj zirtapozlugu da hayatimiza girmis ve sezonun içine etmisti. hakan sukur cezali olmasa boyle olur muydu? kanimca olmazdi.

    ama bu maç, ertesi sezonki uefa sampiyonlugu yolunda cok onemlidir benim gozumde. o gun kaybetmenin hirsiyla saldirmisti bizim çocuklar.
  • 24
    hatırlarım galatasaray ile ilgili ilk totem girişimimi bu maçla yapmıştım: bir önceki juventus maçında mutfak lavabosunda elmayı yıkamış dönüşte son dakikada da olsa beraberlik golünü atmıştık. bu maçta da yine golü yeyince elma yıkamayı denemiştim. sonuç değişmeyince iş elimi mutfak lavabosunda yıkamaya kadar gitmiş, annemden de azarı yemiştim haliyle. bari gol atsaydık bir tane..