• 328
    bu maç sonrasında bu takımdan niye bir halt olmayacağını oyunculara bakarak tekrar anlayalım.

    muslera: takımın iki gömlek üstü tek oyuncusu.

    sabri: teknik ve paslar kötü, defans ortalama, hız ortalama, topsuz oyun kötü, kazanma hırsı orta.
    cavanda: teknik ve paslar çok kötü, hız iyi, defans ortalama, topsuz oyun kötü, kazanma hırsı ?
    linnes: teknik ve paslar ortalama, hız iyi, defans kötü, topsuz oyun ortalama, kazanma hırsı ?
    semih: defans kötü, teknik ve paslar çok kötü, hız ortalama, topsuz oyun kötü, kazanma hırsı vasat.
    hakan: defans ortalama, hız çok kötü, teknik ve paslar vasat, topsuz oyun iyi, kazanma hırsı vasat.
    chedjou: defans ortalama, hız çok kötü, teknik ve paslar iyi, topsuz oyun iyi, kazanma hırsı orta.
    serdar aziz: defans iyi, hız ortalama, teknik ve paslar vasat. (geri kalanlar ?)
    carole: defans iyi, hız iyi, teknik ve paslar ortalama, topsuz oyun ortalama, kazanma hırsı ortalama.

    selçuk: defans çok kötü, hız çok kötü, teknik ve paslar ortalama, topsuz oyun kötü, kazanma hırsı kötü.
    tolga: defans iyi, hız iyi, teknik ve paslar ortalama, topsuz oyun iyi, kazanma hırsı iyi.
    de jong: defans ortalamai hız vasat, teknik ve paslar iyi, topsuz oyun ortalama, kazanma hırsı ortalama.
    hamit: selçuk'un biraz daha yavaşı.
    josue: galatasaray klasmanında değil. fazla sürede almadı.
    sneijder: defans kötü, hız ortalama, teknik ve paslar iyi, topsuz oyun iyi, kazanma hırsı iyi.
    yasin: defans ortalama, hız ortalama, teknik ve paslar ortalama, topsuz oyun ortalama, kazanma hırsı ortalama, beyin.dll not found.
    bruma: defans çok kötü, hız çok iyi, teknik ve paslar ortalama, topsuz oyun kötü, kazanma hırsı iyi.

    sinan: defans çok kötü, hız iyi, teknik ve paslar iyi, topsuz oyun kötü, kazanma hırsı iyi.
    podolski: defans kötü, hız kötü, teknik ve paslar iyi, topsuz oyun kötü, kazanma hırsı ortalama.
    eren: defans vasat, hız vasat, teknik ve paslar vasat, topsuz oyun vasat, kazanma hırsı ortalama.

    şu özelliklere sahip futbolcularla iyi bir top oynayabilmek veya vasat bir defans yapabilmek imkansız. hem topsuz oyunda rezaletiz, hem yavaşız. elimizde galatasaray'a yakışan 4-5 futbolcu var yok. riekerink'e gelirsek pas oyunu oynatmaya çalışıyor ama defans ve hücum organizasyonları sınıfta kalıyor. kendisini göndermek yerine yanına bir tanede ucuzundan italyan alt yapı hocası getirtsek topsuz oyun işini ve defansı çözeriz :) yada cidden iyi bir teknik adam almak lazım ki, bu kadroya işi bilen kimse gelmez. ancak türkiye liginden galatasaray'ı hayatının fırsatı olarak gören yerli bir teknik adam gelebilir, o da yerlileri kayırıp iki senemizi daha yer. şu takıma bir şeyler olabilmesi için takımdan da epey adam gönderip, yenilerini getirtmek lazım.
  • 329
    bu tarz maçlar şampiyonluk belirtisi içeren maçlardır ya hani... bi şekilde futbolcu saldırır, taraftar coşar. kötü durumdan kurtulur takım. defalarca yaşadık bunu. taraftar olarak kokusunu alabiliyoruz. tabii ki kesin diyemeyiz ama bu maç gösterdi ki büyük ihtimal bu sene bizim sınavımız şampiyonluk değil. ne bileyim teknik direktöre sahip çıkmak gibi bişi, genç futbolcuya sabır göstermek gibi bişi. aklıma da pek bişi gelmiyor açıkçası.
  • 330
    hala problemi isimler üzerinde arayanları gördüğüm maçtır. bundan aylar önce bu mental yapı hocanın takıma kattığı bir anlayış ve bunun acil değişmesi lazım demiştik. görüyorum ki hiçbir değişiklik yok. yine aynı temposuz, ağır, uyuz eşek misali oyun. top bizde kalacak ya ayağında dolandır dur. bu kafanın değişmemesi halinde isim olarak hangi oyuncuyu koyarsan koy hiçbir değişiklik olmaz. acilen oyun mentalitesini değiştirmeli ya da hocayı !!
  • 331
    üzerinden bir gün geçmesine rağmen aklıma geldikçe sinirlerimi bozmaya devam eden maç. o kadar çaresiz ve kötüydük ki, bu sene için bütün umutlarım tükendi diyebilirim. durup durup gözümün önüne yerde yatan emre b, mehmet batdal'ın altında ezilen sabri ve kulübemize doğru kol hareketi yapan abdullah avcı'nın suratı geliyor. ulan haftasonunu zehir ettiniz. emeği geçenlerin allah belasını versin.
  • 333
    (bkz: #2054663)
    (bkz: #2056927)

    maalesef ki kurduğumuz felaket senaryosu gerçek oldu. açık söyleyeyim, şu maçın oynandığı cuma akşamından beri moralim bozuk ötesi... yediğimden içtiğimden keyif almıyorum. çok canım sıkıldı. bunları neden yazıyorum? çünkü biliyorum ki bir çoğumuz aynı şeyleri hissediyoruz, yalnız değilsiniz, bilin istiyorum...

    "ak göt - kara göt ortaya çıkacak" demişim, kara göt olduğumuz ortaya çıkmış maalesef. yani evimizde başakşehir'e kaybetmek çok kötü bir senaryoydu ve bu senaryo gerçekleşti. ligin başında kümeye dalgası geçilen fenerbahçe bu hafta da kazanarak 2 puan ensemize geldi, haftaya - yani milli aradan sonraki ilk maçta - fenerbahçe'ye konuk oluyoruz...

    futbolda böbürlenmek veya dalga geçmek çoğu zaman tersine dönüp adamı mahçup ediyor kendi diline. zamanında prandelli'yle dalga geçilen dönemin sonunda galatasaray şampiyon olup milleti kek kalıbına sokmuştu. bu senenin başında bizler de fırsatı bulup fener'e giydirdik, sonra adamları birden ensemizde bulduk ve şimdi deplasmana onlara konuk olacağız, yenilirsek gerilerine düşüyoruz.

    durum çok sinir bozucu bir hal aldı...

    başakşehir maçında kötü oynadığımız kanısında değilim bunu belirteyim. yine topa hükmeden, yüklenebilen, rakibini baskılayabilen bir galatasaray vardı. ancak yine bununla beraber malum zaaflarımızın sırıttığı, tandemimizin paso rakibe kafa vurdurduğu, top kaçırdığı, hücumda varyasyonların kısıtlığı olduğu, eren'in beslenemediği bir maç. ayrıca eren'in de kendisine gelen tek mutlak gollük bruma asistini gol yapamaması söz konusu...

    ben şahsen maç içinde başakşehir kalesini bu kadar yoklayacağımızı ve pozisyon bulabileceğimizi de sanmıyordum, özellikle şino'nun uzak şutları tehditvariydi...

    hele hele ilk golü, hem de bu kadar erken bulmak hiç yoktu aklımda. çok sevindim, "oluyor lan galiba?" dedim... benim için bu maçta ilk golü atabilmek ve sonrasında kazanmak şampiyonluk alameti niteliğindeydi.

    ancak öyle amatörce, öyle çabuk cevap geldi ki, öyle saçma sapan bir golle durum 1-1 oldu ki, tüm ümitlerim o anda yıkıldı. hatta o anda "ikinciyi de yer ve yeniliriz" hissiyatı hasıl oldu. öyle de oldu... kendi kalesine kafa vuruşunu bu kadar rahat yaptıran kaç büyük takım var bilmiyorum ama yalçın ve batdal resmen bizim ceza sahasındaki tüm adamları ezdiler.

    ...ve sonucun tek açıklaması da bu oldu aslında... ilk golü bulup umutlandığımız maçta, özellikle korktuğumuz visca'ya bile 1 pozisyon hariç birşey yaptırmamışken mehmet batdal ve yalçın'ın hava topu üstünlüğüne mağlup olduk resmen.

    son dakikalardaki yüklenişimiz bu sene ligdeki en iyi yüklenişimiz, en zengin pozisyon varyasyonu yarattığımız süreçti belki de... ancak bunun nedeni biz değildik, bunun nedeni izin veren başakşehir'di... biz de umutsuzca saldırdık...

    şu maçın sonucundan sonra galatasaray'ımızın bu seneki şampiyonluğuna dair umudumu yitirmiş durumdayım.
    bunu galatasaraylı tarafım değil rasyonel tarafım söylüyor.

    ligde bizden iyi hücum eden, bizden iyi savunma yapan birden fazla takım var. aynı anda ikisinde birden bizden iyi olan birden fazla takım var.
    beşiktaş'ın hakem eyyamıyla bizden önde olduğu konusunda hemfikirim. ancak bu bizden iyi hücum ettikleri gerçeğini değiştirmiyor.
    başakşehir'in de bizim maçımızda ali palabıyık tarafından kollandığında hemfikirim, ancak bu bizden iyi defans yaptıkları gerçeğini değiştirmiyor.

    son bir kelam hakeme;

    uzun zamandır ligde bu kadar net "ince ince doğrama" yapan hakem görmedim. bazen inanamadım verdiği kararlara. bizim faul yapmadığımız pozisyonlarda çaldığı kolay düdükler, başakşehir'in bileğe bileğe salladığı pozisyonlarda vermediği fauller, bize, özellikle carole'a gösterdiği kolay kart, aynı pozisyonun bir tersinde sinan'a yapılanda kartın verilmemesi, maç içinde takdir haklarının tamamen başakşehir'e kullanılması,

    ve en önemlisi, o emre belözoğlu yavşağının bariz biçimde hakemin suratına höykürmesine rağmen kart görmemesi, maç boyu sahada kalabilmesi...
    hakeme sığınacak değilim, ancak maçı kaybetmemizde payı olmadığını da söyleyen maçı izlememiştir.

    riekerink'e ilişkin bir şey söylemeyeceğim...
    kendisini destekliyor ve uzun vadeli proje olarak niteliyorum.

    galatasaray toparlanmıştır, galatasaray doğru yoldadır, bu sene şampiyon olacak niteliklere haiz olmaması, geleceğimizin doğru yolda olmadığı anlamına gelmez.