• 7
    geçen ay, kurban bayramında memlekete gitmek için bilet almıştım. 22-30 ekim gidiş dönüş. geçen kafama dank etti, ulan cluj maçı ne zamandı? diye bi baktım, şansımı skiyim dememle bakmam aynı ana denk geldi herhalde. allahtan braga maçına denk gelmedi ama, ilk şampiyonlar ligi maçını izleyememe yerine uçak biletini iptal ederdim daha iyi.

    artık anacımın dizinin dibinde, star tv'de nostalji yaparcasına izlerim bu maçı.
  • 9
    tt arenadaki 2. şampiyonlar ligi maçıdır. ilki hüsran oldu bu olmasın diye umut ediyorum ama cluj'un performansı ortada. biz de çok kolay gol yiyip, çok zor pozisyon buluyoruz. kapanan takımlar, önde basan ve alan daraltan takımlar ise bizim için tam bir kabus (bkz: 28 eylül 2012 orduspor galatasaray maçı). imparatorun bu soruna bir çözüm bulması ise en büyük dileğim yoksa şampiyonlar ligi tam bir hüsran olacak.
  • 11
    6 ekim 2012 galatasaray eskişehirspor maçına konsantre olup kazanırsak, sonrasındaki milli maç arası takımın kendine gelmesini ve bu maça daha fazla konsantre olmasını sağlayacaktır. sonraki hafta 19 ekim 2012 gençlerbirliği galatasaray maçı da var tabi ama şu süreçte stsl'de de seri galibiyetler takıma özgüven verecektir, golcülerimiz bu maçları boş geçmezse bu maça daha iyi çıkarlar.

    alınacak 3 puan ile gruptan çıkma umutlarının yeniden filizleneceği maç olacaktır.
  • 14
    artık yavaş yavaş moduna girmemiz gereken hayati maç. şampiyonlar liginde yolumuza devam edebilmemiz için oynayacağımız 4 kritik maçtan ilki. öncelikle ilk 2 maçta gündemdeki konuların bize verdiği zararlar bu maçları kaybetmemizde büyük etken olmuştu diye düşünüyorum. 19 eylül 2012 manchester united galatasaray maçı öncesi yapılan " burak adam mı?", "selçuk nasıl oynamaz", "amrabat o kadar para eder mi?", fenerbahçe'ye neler oluyor?" gibi tartışmalar bizi takımımızdan çok uzaklaştırdı. bir de geçen seneden beri kazandığımızdan öyle bir rehavete kapılmışız ki, old trafford'da manu'ya karşı yapılan bir maçın bile ciddiyetine varamadık. bu maçtan sonra iyi oynamış olsak da sonuçta mağlup olmamızla içimizde beliren korku, orduspor'dan da yediğimiz darbeyle birleşince, üstüne alex fenerbahçe'den ayrılınca, 2 ekim 2012 galatasaray sporting braga maçı'nın havasına hiçbirimiz giremedik. teknik heyetimiz ve futbolcularımız da sonuçta aynı ülkede yaşıyorlar ve eminim hepimizin hissettiklerini onlar da hissettiler. aslında sahada yine o her zamanki fit, topa hakim, maçı isteyen, coşkulu ve agresif galatasaray vardı, ama 2011-2012 sezonu galatasaray'ıyla orduspor ve braga maçlarında oynayan galatasaray arasında ufak bir fark vardı. o da girilen pozisyonları değerlendirememek. belki galatasaray bu maçlarda geçen sene bu dönemlerde oynadığı maçlarda girdiğinden ortalama 5 kat daha fazla pozisyona giriyordu, ancak bir türlü bunları değerlendiremedi.

    7 aralık 2011 galatasaray fenerbahçe maçı'nı hatırlayın. o maç sezonun başından beri hiç görmediğimiz bir galatasaray karşımızdaydı. dakika başı gol pozisyonu buluyorduk ve bunları değerlendiremiyorduk. yalnız o gün arada şöyle bir fark vardı, stadyumdaki taraftar da, sahadaki futbolcu da, kenardaki teknik heyet de, kulübedeki yedek de, tv başındaki galatasaraylı da bu ezici oyundan keyif alıyor, o an golün gelmemesini kimse umursamıyordu. yıllarca o takıma ezilmiş galatasaray, standartlarının üstünde bir futbolla ezeli rakibini eziyordu. neyse sonra zaten goller güzel oyunun meyvesi olarak geldi ve kazandık. bu maç bize şunu gösterdi. bu bir tesadüf değil, başlangıçtı.

    yani demek istediğim şu. belki elmander'in sakatlıktan sonra toparlayamamış, felipe melo'nun formsuz, engin'in cezalı olması gibi etkenler birkaç maçı kaybetmemizi sağladı, ama şuan yaratılan ortamın sorumlusu tamamen bizleriz. 2010-2011 sezonu görmüş bir galatasaray'lıya braga ve manchester united maçlarının özetlerini gösterseniz skora rağmen mest olur, hatta yine o sezon takımının kendi sahasında manisaspor'a 2-0 yenildiğini gören bu galatasaraylı arkadaşa orduspor maçının özetini gösterseniz, elimizden geleni yapmışız, ama çok şanssızmışız der, yine oyundan memnuniyet duyardı. nereden geldiğimizi bilmemiz gerekir arkadaşlar. hepimiz takımımıza kırgınız ama lütfen bu takıma küsmeyelim, sırtımızı çevirmeyelim.

    maça az kaldı, sinerji çok önemlidir. isterse 22 ekim günü fenerbahçe alex'in oğlunu transfer etsin, 23 ekim sabahı abdullah avcı'nın teknik direktör belgesinin sahte olduğu ortaya çıksın, yine de bizim gündemimiz bu maç olmalı. oyunumuz güzel, pozisyon buluyoruz, ama gol kaçırıyoruz, geçen sene kaçırmıyorduk, bu sene kaçırıyoruz. bu kadar basit beyler, geriye kalan problemler aşılabilir. takımımız geçen seneki gibi skordan çok oyunu düşünürse, bunu yürekten başarırsa, biz taraftarlar da o havaya gireriz.

    gruplar belli olduğunda en çekindiğim ilk maç kendi sahamızdaki braga maçı, 2. maç deplasmandaki manchester united maçı'ydı. bunlar üstüste geldi ve kaybettik. o kadar şanslıyız ki, cluj braga'yı deplasmanda yendi ve şuan 2'sinin de 3'er puanı var. her zaman söylüyorum, biz cluj'u içeride dışarıda yeneriz. kimse medyanın gazına gelmesin. vaslui fenere yaslui diye dalga geçtiğimiz vaslui "fenerbahçe" gibi bir takım için ne kadar güçlüyse, cluj da "galatasaray" için o kadar güçlüdür. takıma küsen arkadaşlarım; takımınız önündeki 2 maçı kazanırsa, emin olun grup 2.'liğine yükselecek. daha sonra 2 tane alternatif geçecek eline. ya manchester united'ı arena'da yenip bu işi bitirecek, kazanmak için sistemini bozan braga'yı deplasmanda dağıtacak, ya da manchester united'a puan kaptırsa da portekizde braga'ya karşı aslanlar gibi oynarsa kazanacağını bilecek.

    son 1 aydır kötü bir dönem geçirdik, ancak asla hedeflerimizden uzaklaşmadık . sadece işler belki zorlaştı. yalnız şunu hatırlamalıyız; biz güvendiğimiz, inandığımız ve kenetlendiğimiz zaman, zoru çok severiz.
  • 18
    berabere bitse bile benim için çok üzücü bir yanı olmayacak şampiyonlar ligi grup maçı. çünkü braga'yı ve cluj'u deplasmanda yenip gruptan çıkacağımıza inanıyorum. o yüzden taraftarın fazla galeyana gelip takımı baskı altına almasına hiç mi hiç gerek yok. braga maçındaki gibi devamlı önde oynamadığımız sürece zaten maç bize her türlü yakın olacağından, geriyi sağlam tutmak bizim için daha önemli. önemli olan kazanmak değil, kaybetmemektir. bu tezim üç hafta sonraki cluj deplasmanından sonra daha da iyi anlaşılacaktır.
  • 20
    bu maçtaki oyun sistemimiz (bkz: 22 nisan 2012 galatasaray fenerbahçe maçı)' ndaki gibi olmalıdır. ama inşallah sonu benzemez orası ayrı.

    cluj' u geldiğine pişman edelim, maç boyunca 30 şut çekelim, bunaltalım onları ama yeter ki 3 puanı alalım. " braga' yı deplasmanda braga' nın 35 şut çekmesine rağmen 2-0 yendi cluj " diyen olacaktır illa ama o futbol şansıdır ve çok seyrek gerçekleşir diyorum.

    not: skor tahmini yapıyorum, 4-0 yeneceğimiz maç olacaktır. sonuçta direklerde bir yere kadar.
  • 23
    ilk 45 dakikasında kontrollü oynamamızın hala daha mantıklı oldugu mac. braga macında topu cok ilerde tuttuk ancak bir anda dönen topla golü kalemizde gördük. yine böyle bir kontra ataktan beklenmeyen bir gol yememiz herseyi bitirebilir. cunku deplasmanda öne gecmek cluj icin ekstra motivasyon olur ve macı cevirmemiz cok cok zorlasabilir. ben de taraftar olarak ölümüne saldıralım, goller atalım, 3-0 kazanalım istiyorum can-ı gönülden; ancak rasyonel bakınca şampiyonlar ligi daha kontrol futbolunu gerektiren bir macra, bu gerceği göz ardı etmemeliyiz.

    diğer yandan bizim takımımız acık alanda futbol oynamayı daha fazla seven bir takım ve oyuncularımız da buna aslen uygun. amrabat, selçuk inan, burak yılmaz bu tarz oyunda cok etkili olabilecek silahlarımızdan aklıma ilk gelenler. cluja ilk yarı ölümüne bastırıp onları ceza sahalarına hapsetmektense daha kontrollü oynayıp, onları cok da fazla gömülü oynatmadan, hatta birazcık da yalancı bir güvenle hafif acılmaya baslamalarını saglayarak oynamamız bizim gol yollarında daha etkili olmamızı saglayabilir.

    tabii dakika 60a geldiğinde hala gol bulamamıs olursak yine butun takım halinde hucum yapacagımız dakikalar gelmiş olacak. ancak biz top kalabalık ve dar bir alana sıkıstıgında oyunu acmakta zorlanan bir ekip hüviyetindeyiz son zamanlarda. bu yüzden allah ne verdiyse taktiğiyle saldırmak yerine en azından ilk yarıyı daha sakin, daha aklıselim oynayarak gecirmeliyiz.

    küçük düşündüğüm anlaşılmasın. bu macın ne kadar önemli oldugunun ben de farkındayım. hatta bu kadar onemli oldugu icin boyle bir taktikle oynamalıyız hatta. belki bu ifademi yanlıs anlayan yazarlar ofsaytlayacaklar muhtemelen ama yine de soylemeliyim; bu mac icin beraberliğin hala herseyin sonu olmadıgı kanaatindeyim. ama kaybetmek herseyin sonu olacaktır. yanlıs anlasılmasın 1 puanın basarı oldugunu düşünmüyorum; ancak bu mactan cıkacak 0 puanın hem sansımızı sıfırlayacagını*, hem de gelecek maclar icin şampiyonlar liginde 6 macta 0 cekme korkusunu takımımızın üzerine salacağını düşünüyorum.

    pratik olacak suan alınacak 12 puan var onumuzde. ve muhtemelen alacagımız 8 puan bizi 2. yapmaya yetecektir. bu da 2 galibiyet 2 beraberliğe tekabul eder. ancak bu macta alınacak bir yenilgi bizi cok agır yaralacaktır. bu yüzden öncelikle yenilmemeliyiz**. ve sonrasında da hepimizin dilediği gibi istediğimiz oyunu karsı takıma kabul ettirerek güzel bir galibiyet almaya calısmalıyız tabiiki.

    umuyorum ki öncelikle yenilmeyiz.

    ve can-ı gönülden istiyorum ki güzel bir 3 puan alırız.

    alınacak bir galibiyet bizim icin yepyeni bir başlangıc ve medya tarafından itilmeye calışıldığımız bu kaotik ortamdan yepyeni bir cıkış yolu olacaktır.
  • 24
    işin ucunda 19 ekim 2012 gençlerbirliği galatasaray maçından gelecek muhtemel bir 3 puan, hatta sezon sonunda şampiyonluk varsa umrumda olmayan maçtır. bu sezonki şampiyonlar ligi hikayesini ben sildim kafamdan, tecrübe kazansak kafi, zaten oynuyoruz, oynayacağız da, şu an için hedef şampiyonluk unvanını korumak olmalı...

    ha seneye bir daha cluj'u çeker bir maç daha yaparız işte o başka...