UEFA Şampiyonlar Ligi Karşılaşması
0 - 1
  • 376
    bu real madrid'i yenebilecek halde değiliz ya bize yazıklar olsun. fırsatlar da yakaladık olmadı ama daha çoğunu yakalayabilecekken atak başlangıçlarında sıvadık ve kalemizde pozisyonlar verdik. hakem ise beklentimiz aksine iyi maç yönetti. sertliğe izin veren bir hakemdi.

    olmadı napalım artık. ya mucize ile orada real'i yeneceğiz ve 2.lik şansını yeniden yakalayacağız ya da 3.lükten başka hedefimiz kalmadı.
  • 377
    karşımızda şampiyonlar ligi tarihinin bu kupayı en çok kazanan takımı vardı ve ne olursa olsun mutlak galibiyete ihtiyaçları vardı. istediklerini aldılar. çok gergin olmalarından kaynaklı onlar da hata yaptı ama değerlendiremedik.
    güç farkı var beyler, çok büyük güç farkı var.
    kimi övecekseniz övün, kimi gomecekseniz gömün ama önce bunu kabul edin.
  • 378
    adamlar tahminen 30 pozisyona girdi. hani öyle böyle kötü değillerdi. normal şartlarda maçın 2-11 filan bitmesi gerekiyordu. cidden futbol şansı yanımızdaydı. herkes topu ayağına bekliyor, boşa kaçan adam yok. adam geçebilen tek adamımız olan emre mor 74. dakikada oyuna girip, oyunu hareketlendiriyor. teknik direktörümüz zaten evlere şenlik.
  • 379
    madrid'in formsuz haliyle 27 gol girişiminde bulunduğu maç. tekrar edeyim 27. maalesef ikinci yarı takım savunması anlamında tam anlamıyla çöktük. seri gününde değildi, belhanda maçta bile değildi, marcao zaman zaman çok basit toplar kaybetti, nagatomo-mariano ile zaten bu kadar. soso, ömer, emre gibi kan değişiklikleri de maça etki etmeyince hastayı kurtaramadık ve sonuç kaçınılmaz oldu. luyindama, muslera, nzonzi ve andone ise mücadeleleri ile takımın maça tutunmasını sağladı. günümüzde olsak galip gelebileceğimiz bir maçı özellikle ikinci yarı çaresizce teslim olarak kaybettik. savunma zafiyeti ile başlamıştım entry'e ama şampiyonlar ligi'nde gol atamayan tek takımız. yani ne savunmada ne hücumda...
  • 380
    şu maçta da tıpkı psg maçı gibi “çok iyi mücadele ettik, iyi oynadık vs.” diyenlerin ağzına kürekle vurmak istiyorum.

    la iyice şerefli mağlubiyetler takımı yaptınız galatasaray’ı.. şu real madrid takımının karşısına sivasspor’u koy öyle elini kolunu sallayarak yenemez. futbol öyle eskisi gibi değil, eli yüzü düzgün her takım rakibinin adına bakmaksızın sorun çıkartabiliyor.

    biz şu kadar kötü real madrid’e kendi sahamızda 282 tane şut artırdık. ve sorsan “iyi oynadık, iyi mücadele ettik vs.” öyle mi?!
    hadi oradan be!
  • 381
    6 sene evvel kendi sahamızda fatih terim yönetiminde real madrid' den 6 yediğimiz maçın istatistikleri;

    biz 10 şut real 8 şut. bizim kurtarılan şutumuz 5 onların 4. bizim topla oynamamız 49 onların 51...

    birde bu maçın istatistiklerine bakalım;

    biz 11 şut real 27 şut. bizim kurtarılan şut 3 onların 13. bizim topla oynamamız 56 onların 44....

    şu maç eğer 8-1 bitmediyse bunun tek sebebi rakip takımda ronaldo olmaması. lütfen iyi mücadele ettik, tek eksik goldü vs. vs. bahanelere sığınmayı bırakalım.

    maalesef ki şampiyonlar liginin gol atamayan tek takımı olmaya devam ettiğimiz maç...
  • 384
    bir önceki şl maçımızla* skor olarak aynı olan maçtır. ikisi de evimizde oynandı. ancak oyun olarak ikisi arasında ciddi fark var.

    önceki maçta iki sebepten ötürü keyif almıştım. yenilgi sürpriz değildi ve takımımız mücadeleci idi. bu maçta ise -şahsen- üç sonuç da gayet olası idi. bu maçta daha fazla pozisyon bulmamıza rağmen bitiremedik ve rezil rüsva bir orta saha performansına şahit olduk. seri'nin hataları yüzünden fark yiyebilirdik. çıkarken kaptırdıklarımızın çoğu 3-5 saniye içinde kalemizde tehlike olarak belirdi. belhanda ise yine koşmadı ve hücumda gelen çoğu topta atağımızı becerdi.

    özellikle belhanda denen herifin kulüpten elde ettiği haksız kazancın üzerine, kendisini haklı olarak eleştiren ve ıslıklayan taraftarına sahadan çıkarken saydırması baya baya ahlaksızlıktır. her maç istikrarlı bir şekilde beni günaha sokuyor.
  • 385
    çok doluyum sözlük çok yıllardır takımımızı takip ederim güzel günler de gördüm çok kötü günlerde ama avrupa'da sürekli dört yediğimiz sezonda bile bu kadar duran eli belinde oynayan takım görmedim.izlerken kime sinirlensem bilemedim.real madrid'i yenememek sıkıntı değil ama stadı dolduran on binlerce taraftar televizyondan izleyen milyonlarca insan en azından çaba görmek istiyor.içim kan ağladı maçı izlerken biz bu değiliz ya.lafta değil artık ne önlem alınması gerekiyorsa alınsın.hayattan soğuduk gerçekten
  • 386
    90 yıl da oynasak muhtemelen gol atamazdık. şampiyonlar liginde muhtemelen 3 maçta gol atamayan tek takım olabiliriz. tam bilmiyorum.

    real madrid kalemize 27 şut çekmiş. bakın 27. 7 ya da 17 değil. 27 şut. 14 tanesi de kaleyi bulmuş. büyük bir rezaletten kıl payı kurtulduk desek yeridir aslında.

    real madrid, antreman maçı kıvamında oynadı. neredeyse hiçbir şekilde zorlanmadılar ya da zorlamadılar.
  • 390
    evet, 234234234 defa yazdım yine yazacağım. her zamanki gibi kimse bu konuda tek kelam etmeyecek çünkü herkesin aklı fikri şişirme fm tabirleriyle dolmuş durumda. savunmadan şöyle top çıkartabiliriz, zone 2'de şöyle alan parselizasyonu yapmalıyız, kanatlardan bu şekilde oyun kurmalıyız. yok 4-3-1-2 oynayalım, 5'li savunma çok güzel gelsene.

    ya arkadaş ne anlatıyorsunuz? nasıl futbol izliyorsunuz ?

    bu takım k - o - ş - a - m - ı - y - o - r. büyük harf yok ki yazalım. koşamıyoruz lan koşamıyoruz. hızlı değiliz, çabuk değiliz, atlet değiliz, güçlü değiliz. bu takımın en temel sorunu fiziksel yetersizliğidir. siz hala anlatın, bloklar arası bağlantı diyin. vallahi pes, bi tane mi izlediği şeyi anlayan yok. bu takımla 32424 tane sistem deneyin, her seferinde şunu diyeceksiniz;

    bu takım niye ağır oynuyor ?
    bu takım niye ilerde çoğalamıyor?
    bu takım savunmada niye eksik yakalanıyor?
    bu takım niye hızlı pas yapamıyor ?
    bu takım niye bu kadar pozisyon veriyor ?

    düşünün la düşünün. bütün bunların olması için gereken ilk şartı düşünün. futbol bilgisi, oyun görüşü, taktik disiplin, vizyon vs geçtim, temele gelin. bir takım nasıl çoğalır, bir takım nasıl eksik yakalanmaz, bir takım nasıl top kazanır, bir takım nasıl alan daraltır; bunun için ne gereklidir; bir düşünün.

    işin acı tarafı bu takım koşamadığı gibi, ilerde de koşamayacak. bu futbolcunun kendisiyle alakalıdır. sen gidip hep aynı tipte oyuncu alırsan ve aldığın bütün oyuncular durağan, mücadele gücü düşük, didişmekten, basmaktan, ısırmaktan çekinen tipler olursa sonuçta da bu futbol çıkar ortaya. üstelik bu futbolcuların neredeyse tamamı 30+ yaşlarında. yani sen bu futbolculara bu saatten sonra koşmayı, mücadele etmeyi, pres yapmayı, adam kovalamayı öğretemezsin. bartoli değil tillahi gelse öğretemez. bu zaten öğrenilecek bir şey de değil.

    hoca burda %100 suçludur. oyuncu tercihleri hatalıdır. seri, nzonzi, babel, feghouli, mariano, belhanda. tamamı aynı mantalitede oyuncular. bunlardan ikisininin senden olması iyidir. ama üçü yanyana geldi mi artık güç olmaktan çıkıp zaafa dönmeye başlar.

    nzonzi mi gelecek? seri'yi almayacaksın kardeşim. sağda feghouli mi var? babel'i almayacaksın diğer kanada. babel'i çok mu istiyorsun? feghouli gidecek o zaman. o mühendisliği yapacaksın.

    takım resmen veteran topçuların merkezi olmuş. basan yok, koşan yok, mücadele eden yok, top kapan yok. yok oğlu yok. ya sen 2 tane atsan nolacak? real bugün oyuna ağırlık koymadan 30 tane şut çekti kalemize. 1 tane atıp öne geçsek, kabus gibi çökerler üzerimize çünkü buna karşılık verecek fiziki yeterliliğimiz yok. yok işte arkadaş ya, bu işin teşhisi budur, sabaha kadar sistem tartışın, ömer oynamamış, belhanda oynamış, seri hatalı pas vermiş; hepsi hikaye. bir takım bu kadar güçsüzken başarılı olamaz. konu budur.
  • 391
    üzgünüm ama çok boş bir yenilgiydi. ilk 10 dakika civarındaki pozisyonları harcadık diye böyle olduğunu düşünmek biraz züğürt tesellisi oluyor. psg maçı da bence çok matah değildi ancak asıl bu maçta gelişme bekliyordu taraftar. mallorca'ya yenilip gelen, neredeyse sahasında brugge'a maç vermiş olan bir real vardı önümüzde, ve biz, sonuca gitmek şöyle dursun, "galatasaray are getting closer and closer" dedirtemedik. takımımızın maç seçtiği şüphesi de kalkmıştır böylelikle.
  • 392
    yenilmenin değil de oynadığımız oyunun çok üzdüğü maçtır. real madrid'e yenilmekte bana göre garip bir durum yok. biz bu takımla tarihimizde hep karşılaştık yendik ya da yenildik. ama ben stada yeneceğimize ve en azından mücadele anlamında bir şeyler ortaya koyacağımıza inanarak gitmiştim. ne yazık ki beklediğimi bulamadan tribünden ayrıldım.
  • 393
    maçtan önce real madrid kötü, biz ise mükemmel değiliz minvalindeki yorumları çokça görüyordum ve bu tespitten dolayı bizim real madrid'i yenebileceğimizi düşünenleri gördükçe şaşırıyordum.

    ispanya la liga'da lig birincisi barcelona'nın 1 puan arkasında bulunan tarihin gelmiş geçmiş en büyük takımlarından birinin sanki ligin bitmesine birkaç hafta kalan küme düşme hattı civarında dolaşıyormuşcasına yapılan yorumlar kadar içi boş başka türlü bir yorum olamaz. hele de biz ligde ciddi anlamda sallantılar yaşarken, ilk 11 oyuncularının 6-7'sinin ciddi şekilde performansı tartışılır iken biz nasıl 'mükemmel değiliz' söz öbeği altında değerlendirilebiliyoruz hiç anlamış değilim.

    real madrid ve benzeri takımlara karşı nşa'da 10 maç yapsanız muhtemelen 8'ini kaybedersiniz. bu durum sizin kötü günler geçirdiğiniz, onların ise iyi veya ortalama seviyede olduğu durumlarda 10'da 10 kayıp halini alacaktır. tam tersi durumda (yani biz iyiyiz, onlar ise kötü) ise 8/10'luk real madrid galibiyet oranı hadi insin de 5-6/10 seviyelerine insin ki kalan 4-5 maçın da bizim tarafımızdan kazanılabileceğini söylemek epey iyimserlik olacaktır. belki o maçların 2 veya en fazla 3'ünü kazanabiliriz.

    burada yapılan yorumların teknik ekibi ve takımdaki oyuncuları bağlayıcılığı yok fakat kendi içimizde 'öyle yeneriz, böyle yeneriz, yok real madrid bizim ezeli rakibimiz, h2hlerde kafa kafayayız' gibi mesnetsiz ifadeler kişileri anlamsız beklentiler içine sürüklüyor ve olumsuz bir sonuçta her şey sona ermişcesine davranmamıza neden oluyor.

    bilemiyorum belki de bu girinin uygun olduğu başlık burası değildir fakat moderasyonun yazar alımında en çok dikkat etmesi gereken unsur elle tutulur, akla mantığa yatkın, sağduyulu kişilerin bu platformda bulunması olmalıdır. yoksa antu vb. gibi platformlardan hiçbir farkımız kalmaz ki son 8-10 aylık süreçte artık ben maalesef farkımızın kalmadığını düşünüyorum.
  • 394
    dün maçtan önce bir istatistik paylaşmıştım. demiştim ki real madrid karşılaşmaları olduğunda benim aklıma ilk gelen şey " ilk yarıda kalemizde gördüğümüz erken gol "

    (bkz: #2790113)

    sağolsunlar dünkü 22 ekim 2019 galatasaray real madrid maçı nda da bu istatistik perçinlendi. 18. dakikada golü kalemizde gördük.

    adamlarla 8 maç yaptık, 7 sinde ilk yarıda gol yedik ve bunların bir çoğu ilk yarım saatte.

    9. maç ne olacak, onu da göreceğiz. farklı olmaz diye düşünüyorum.

    daha önce seyrettiğim bütün real madrid maçlarını kazanan birisi olarak dünkü maçta istatistiği bozmamak adına gitmedim. bir belhanda inadı uğruna bozar mıyım şu güzel istatistiği. * gitmeden bu kadar kahroluyorsak, gitseydik kimbilir ne halde olurduk.
  • 395
    bu maçı farklı kaybetmediysek sebebi muslera'nın kalede olması, benzema'nın gününde olmamasıdır.
    real madrid neden bu kadar pozisyon buldu peki? çünkü öyle saçma yerlerde öyle toplar kaybettik ve öyle boş bıraktık ki ortasaha oyuncularını rahat rahat paslaştılar.
    tek tek isim isim yazmayacağım gerek yok.
    hücumda ise bir planımız yoktu her zaman olduğu gibi. topu alan topu babel'e şişirdi. babel allah var çok iyi indirdi topları. sonra? sonrası yok işte bu kadar.
    ama buna rağmen hala sorunu ıslıklamakta arıyorsak yazık, gerçekten yazık.
    terim'in bir an önce kendisine gelmesi ve artık teknik adamlık yeteneklerini göstermesi gerekiyor.
  • 396
    bir ton para verip bilet aldığım sonra da gidip loca'dan maç izlediğim maç oldu. bendeki drama bakın! ha ben yine locada duramayıp, taraftarın arasına girdim ikinci yarı maç izlemek için ama o sırada taraftarın da heyecanı kaçmıştı maalesef.

    işin kişisel kısmını bırakırsak ilk yarı defansımız üçlü savunmaya rağmen çok aksadı. rakip, topu her aldığında 2-3 pasla bizim ceza sahamıza girdiler ve şut pozisyonu buldular. bu pozisyonların hiç biri muslera'yı zorlayacak pozisyonlar olmadı ama bu kadar çok pozisyon verilmesi hatta maç boyunca toplam 25 şut çekmiş olmaları çok rahatsız edici. muslera maç boyunca 13 top çıkartmış, belki de şampiyonlar ligi rekoru olabilir bu sadece 1 gol yiyip, 13 şut çıkartmak (gerçi akinfeev'in bir arsenal maçı efsanesi var, onu geçemez muhtemelen). yediğimiz golde de top seri'ye çarpmasa yine yemezdik, seri efendi keşke gölge etmeseydi maçta.

    belhanda hakkında bir şey söylemek istemiyorum aslında. çene kırığından beri oyunu oldukça olumsuz bence de. taraftarın tepkisi ve beklentisi de haksız sayılmaz. ama dün maçta bir tanesini gördüm ki, adam neye çıktıysa artık, bütün herkesin üstünde belhanda'nın direkt duyabileceği şekilde ana avrat gidiyordu, zaten belhanda'da ona cevap vermeye kalkınca iyice gerildi ve ondan sonra ipler koptu. oyuncuya tepki verilmez diye bir şey yok ama bunu devam eden maçta yapınca sadece o oyuncuyu değil takımı da germiş oluyoruz, bilmem bunun farkında mı insanlar.
  • 397
    ara sira (dakika analizi yapmadim) gercekten hali saha tadinda gecmis mac. bir ara real madrid soldan uc dort oyuncuyla ceza sahamiza girip luyindama'ya ortada sican oynattilar ve kaleye vurmadan eveleyip gevelediler (marcelo isin icindeydi). macta orta sahalar gercekten kotu mac cikardi (her iki tarafta da, her ne kadar kroos galibiyet golunu atsa da) ve bu gecis oyunlariyla sampiyonlar liginden ziyade hazirlik maci gibi goruntuler ortaya cikti.
  • 399
    --- alıntı ---

    maç analizi | galatasaray 0-1 real madrid

    üçlü savunma ile maça başlayan fatih terim’in takımı ilk yarıda real madrid karşısında topu aldı, önemli fırsatlar buldu ve muslera’nın da en üst seviyesinde olmasıyla real madrid ile kafa kafaya bir oyun oynadı. genel olarak baktığımız zaman 1-0 kaybedilen bu maçın ilk yarısı ve psg maçında galatasaray’ın sezonun en umut verici oyunlarını çıkardığını söylemek mümkün. bu iki maçta ortak olan şey ise üçlü savunma kurgusuydu? peki bu ‘üçlü savunmada takımın bu farkı yaratmasının sebebi ne?’ gelin hep beraber öncelikle bunu inceleyelim.

    galatasaray’da 4-3-3 vs 3-5-2
    4-3-3 ile başlayalım. 4-3-3 sisteminde galatasaray’ın top çıkartırken sıkıntı yaşadığı, kapalı savunmaları açamadığını ve kanatlardaki rol paylaşımını doğru yapamadığını görüyoruz. peki fatih terim takımı nasıl yerleştiriyor? sarı-kırmızılı ekip topla çıkarken kanat forvetlerin rakip beklerle eşleşecek şekilde merkeze doğru yaklaşarak, kanatları bek oyuncularına bıraktığını görüyoruz. iç oyuncuları ise rakibin savunma-orta saha setleri arasına girerek tehlikeli bölgede topla buluşmaya çalışıyor. nzonzi de biraz daha geriye doğru yaklaştığı için takımın boyunun uzadığını ve merkezde nzonzi’nin tek kaldığına şahit oluyoruz. aşağıdaki görselde yeşil alanın boşluğu bunu gösteriyor. bu da pas hatalarını ve dönüşünde gelen tehlikeli hataların artması anlamına geliyor. aynı zamanda rakip takımın en küçük bir baskısında top çıkmıyor. özellikle seri’nin geldiğinden beri yaşadığı pas sıkıntılarının en temel sebebinde de kafasını kaldırdığı zaman yeterli pas alternatifi bulamaması yatıyor. takım boyu uzadığı gibi blok sayısı aşağıdaki görselde gözüktüğü gibi 4’e çıkıyor.

    https://gss.gs/XRb.jpg

    diğer bir sorun ise kapalı savunmaları açamama konusu. bu da yerleşimden kaynaklanıyor. galatasaray rakibin bek oyuncuları ile kendi kanat oyuncularını eşleştiriyor. dolayısıyla rakibin kanatları boş bırakmasını sağlıyor. fakat kapalı bir savunmaya karşı bu çok mantıklı bir tercih olarak durmuyor. çünkü bekler bu kanadı sürekli işleyebilecek bir tempoya sahip değil. dolayısıyla fatih terim’in kariyerinde belki de ilk defa bekleri bir tehdit değil.

    her oyuncunun zihninin bir yerinde adam adama eşleşme mutlaka vardır. eşleşme mantığını anlamak için öncelikle bunu iyi kavramak lazım. mesela bek oyuncuları kanat oyuncularına karşı bunu hisseder. kanat oyuncuları ise bindirme yapan beklere karşı bunu çok fazla hisseder. dolayısıyla bir alanı boşaltmak ve bir adamın bölgesinin dışına çıkarmak için bu tehdidi oluşturmak gerekiyor. galatasaray’ın ise burada ciddi bir hata yaptığını görüyoruz. rakip takımı genişletmek değil rakip takımı daraltmak istiyormuş gibi yerleşiyor bu takım. hareketli oyuncu sayısı da az olduğu için rakibi konfor alanından çıkaramıyor.

    galatasaray beklerini, rakip oyuncu ile eşleştiremediği için hem rakibi enlemesine genişletemiyor hem de orta sahada rakibini sayısal olarak eksiltemiyor. eğer beklerini rakiple eşleştirmesi başarırsan bu iki avantajdan birini elde edersin. bek oyuncunu rakibin savunma hizasına çıkarır ve rakip bek oyuncusuyla eşleştirirsen rakibi enlemesine genişletebilirsin veya yukarıdaki gibi bek oyuncunun rakibin kanat oyuncusuyla eşleşir ve onu çekerse orta sahada önemli bir boşluk yakalarsın. galatasaray ise bunları düzenli yapmadığını görüyoruz. bekler genelde ikinci bölgenin ortalarında pozisyon aldığı için rakipler onları göz ardı edebiliyorlar. görselle daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum oradan devam edelim.

    https://gss.gs/MAw.jpg

    yukarıdaki pozisyonda şener’in en uç noktada yerleştiğini görüyoruz. rakip kanat oyuncusu onu tehdit olarak algıladığı için peşinden gitmiş ve luyindama’yı karşılayan kimse yok. bu boşluğu değerlendiren luyindama top sürmeye başlayınca rakip orta saha oyuncusunu üzerine çekiyor dolayısıyla belhanda merkezde boş kalıyor.

    https://gss.gs/rBG.jpg

    pozisyonun devamında ise belhanda’nın burada müsait pozisyonda top aldığını görüyoruz. onu karşılamaya bek oyuncusu çıkmış bir boşluk daha oluşmuş ve andone o boşluğu kullanmak için o tarafa yaklaşmış. görüldüğü gibi bir yerden rakibin yerini değiştirerek boşluk yakaladığınız zaman diğer oyuncularının o açığı kapatmaya gelmesiyle beraber o boşluk artıyor ve rakip kaleye daha tehlikeli bir şekilde gidebiliyorsunuz.

    https://gss.gs/1Tl.jpg

    yukarıda görselde ise galatasaray’ın topla çıkarken hem iç oyuncularını hem de kanat oyuncularını merkeze attığını bunlar aynı hizalarda olduğu için pas alternatifi oluşturmadığını ve takımın boyunun çok uzadığını görüyoruz. kanat oyuncuları beklerle eşleşerek onları içe doğru çekiyor, rakip daralıyor ve oynamak istediği oyunu oynama fırsatı yakalıyor. nzonzi ile stoperlerin buradan top çıkarmak için ne kadar zorlanacağını ve iç oyuncuların top aldığı zaman pas alternatifi bulma konusunda ne kadar sıkıntı çekeceğini tek tek anlatarak uzatmaya gerek yok sanırım. topla penetre edebilen ömer’in burada fark yaratmasının en temel sebebi de bu aslında. pas oyunu oynamaya müsait isimler pas opsiyonu bulamadığı için zor paslar deneyip hata yaparken topu alıp sürebilen bir oyuncu fark yaratıyor.

    3-5-2 ve galatasaray
    geçelim 3-5-2’ye. bu dizilişte yukarıda bahsettiğim sorunların birçoğunun otomatik olarak çözüldüğünü söyleyebiliriz. beklerin oyun ritmi konusundaki eksikliği ve stoper sayısının sıkıntısı sebebiyle bu oyunu uzun vadeye yaymak adına bir takım problemler olacaktır. ömer ve şener gibi isimlerin kadroda kendisine yer bulması gerekiyor. peki 4-3-3’te yaşanan problemler nasıl çözülüyor? galatasaray 3-5-2’de nasıl diziliyor?

    https://gss.gs/86L.jpg

    görüldüğü gibi kanatları tek oyuncu paylaşmış durumda ve bu oyuncular sahadaki sistem gereği daha önde pozisyon alıyorlar. aynı şekilde takımdaki boşluk sayısı azalmış durumda. seri ve nzonzi çift pivot olarak rol alıyorlar. dolayısıyla galatasaray top çıkarırken merkezde 5 tane oyuncu alternatifi oluyor. bu da takımın baskıdan daha rahat geçmesini sağlıyor. paris maçında bunu net bir şekilde görmüştük zaten. yine aynı şekilde ön alanda iki tane hareketli forvet ile bu sistemi optimum seviyede oynamak mümkün.

    merkezdeki kalabalık oyunu süpürmek ve rakip takımlara sayısal üstünlük kurmak için çok kritik. üç tane oyuncu ve forvet oyuncularının katılımıyla beraber burada sayısal üstünlüğü ele geçirmek mümkün. bunun yanında kanatları tek oyuncu kullandığı için rol paylaşımı doğru yapılmış oluyor ve oyuncular birbirlerinden rol çalmıyorlar.

    galatasaray, 3-5-2’yi real madrid maçında bazı aralıklarla çok doğru kullansa da genel olarak tam verimli bir şekilde kullanamadığını gördük. sahanın belli bölgelerinde sayısal üstünlüğü alması gerekirken bu konuda başarılı olamadı. maçın ilk yarısında real madrid’in daha az topla oynamasına rağmen bu kadar etkili görünmesinin ve rakip kaleye 15 şut çekmesinin altında da bu yatıyordu. buradaki temel sebep ise nzonzi’nin stoperlerin arasına çok gömülmesiydi.

    https://gss.gs/fuS.jpg

    nzonzi zaman zaman çok geride top aldı. böyle olunca takım kilitlendi. valverde, seri üzerinde oynadı. kroos da belhanda ile eşleşti ve casemiro’nun pres yaparken eşleşeceği adam olmadığı için orayı iyi süpürdü. nzonzi’nin bu geriye yapışık oyunu sebebiyle galatasaray orta sahada ikiye üç kaldı. normalde iyi kurgulanmış bir sistemde şu dizilişle beraber galatasaray’da çift santrforlardan birinin merkeze doğru inerek galatasaray’ın orada dörde üç üstünlüğü alması gerekirdi. nzonzi’nin öne çıktığı veya belhanda’nın casemiro üzerine oynadığı aralıklarda sarı-kırmızılı ekibin net pozisyonlar bulduğunu gördük.

    https://gss.gs/kM0.jpg

    bunun bir örneğiyle devam edeyim. nzonzi öne çıkınca valverde onu karşılıyor, casemiro yaklaşan seri ile eşlemiş, kroos ise belhanda’yı tutuyor. baktığımız zaman üçe üç bir eşleşme görüyoruz. nzonzi öne doğru sürünce kroos onu karşılamak için ona doğru gidiyor ve bundan faydalan belhanda merkezden top istiyor. sol tarafta ise mariano’nun yukarıda bahsettiğim şekilde kendini tehdit algılatarak öne çıktığını ve marcelo’yu üzerine doğru çektiğini görüyoruz. bu sebeple ramos ve marcelo’nun arasındaki mesafe oldukça artmış. andone de doğru bir koşuyla pası alarak boş bölgeden kaleciyle karşı karşıya kalıyor.

    galatasaray’ın rakibi yenebilecek ortamı yakaladığını fakat taktiksel hatalar sebebiyle bu fırsatı kaçırdığını düşünüyorum. ikinci yarıda dörtlüye geçmek büyük hataydı. aynı şekilde hazard’ı çizgi üzerinde topla buluşturmayı çok iyi başaran real madrid’in soluna mariano ile çıkmak da hataydı. nagatomo’nun sağ kanatta o bölgeyi çok daha iyi savunacağını düşünüyorum. beli çok hızlı olduğunu için hazard gibi oyuncular karşısında çok sağlam durabiliyor. mariano’nun o tarafta olmasıyla hazard’ın birçok kez luyindama ile eşleştiğini ve bunu çok etkili kullandığını gördük. belli dokunuşlar olmadan bu 4-3-3’ün yukarıda bahsettiğim nedenlerden dolayı çok fazla yürüyemeyeceğini düşünüyorum. dolayısıyla iki dev rakibe karşı da gördük ki 3-5-2 bu takım için ideal bir sistem olabilir.

    --- alıntı ---

    kaynak: http://www.topsuzoyun.com/...ray-0-1-real-madrid/

    (bkz: topsuzoyun.com)
  • 400
    maça 3-5-2 ile başladık ve ilk yarıyı öyle kapattık. biz böyle oynarken her iki takım da çokça pozisyon üretti ilk yarıda.

    5'li orta saha ve çift forvet ile hücumda istediğimiz boşlukları yakaladık ve real madrid'e karşı ciddi pozisyonlar ürettik.

    ancak işin savunma tarafı da oldukça kötüydü ve real'e ciddi fırsatlar vermenin yanında neredeyse her atakları bize karşı son derece tehlike yarattı. ben bunun sebebinin orta saha oyuncularının tarzlarından kaynaklandığını düşünüyorum. şöyle ki; n'zonzi ve seri top rakipteyken ciddi eksikler. her ikisi de pres konusunda zayıflar ve seri temaslı oyunda yok gibi. belhanda'da kötü bir gününde olunca orta saha yol geçen hanına döndü. pres yok, temaslı oyun yok ve kanat oyuncusu da olmayınca orta saha enine çok genişledi ve geçiş oyununun uzmanı olan bir takım burayı nakış gibi işledi.

    terim'de bunu görmüş olacak ki ikinci yarı 4-3-3'e döndü. daha önceleri bir çok yazarın da anlattığı gibi bunu oynayabilecek kadro da olmayınca hücum eksikliği ortaya çıktı.

    3-5-2 ile iyi hücum ediyoruz lakin hızlı çıkabilen ve geçiş oyununu iyi oynayabilen takımlara çok pozisyon veriyoruz.
    4-3-3 ile savunmada sıkı duruyoruz ama hücum edemiyoruz.

    4-4-2'yi denemekten başkaca yol kalmıyor. elimizde bu sistem için biçilmiş kaftan olan bir andone varken bunu mutlaka denemeliyiz. bence bu sene en ideal oyunu böyle oynayabiliriz. tabi bu sistemde de ciddi yatırım yaptığımız bazı oyuncular dışarıda kalabiliyor ki bu da bir külfet.