UEFA Şampiyonlar Ligi Karşılaşması
0 - 1
  • 5 gün kalan maç.

    https://gss.gs/hSz.jpg

    (bkz: sezonun en önemli maçı)*

    r.madrid'deki eksiklerden sonra 1 ekim 2019 galatasaray psg maçının 2.yarısındaki oyun ve mücadeleyi gösterirsek kazanabileceğimizi düşündüğüm maç.

    r.madrid o ronaldo'lu winner takım olmasa da son 16'da elenmesi demek büyük sükse demek. adamlar haftalardır bu maçı ölüm kalım maçı olarak gördüklerini beyan ediyorlar.

    la liga'da şampiyonluğu barça'ya, a.madrid'e kaybetmen normal karşılanabilir ama r.madrid'in son 16'ya kalamaması büyük fiyasko olur.

    oyuncusu da, hocası da(zidane), başkanı da baskı altında.

    bu ortamda taraftarımızla birlikte arzulu bir galatasaray r.madrid'i daha da baskı altına alıp hata yapmasını sağlayabilir.

    bu maçı kazanabilirsek gruptan çıkmak adına umudumuzu sürdürürüz. 3. lük için de ciddi avantaj yakalarız.

    bu maç ve bunun madrid'de yapılacak olanı gruptaki durumumuzu netleştirecek. gönül en az 4 puan istiyor tabii ama ikili averajı alarak 3'er puan almamızdan mutlu olurum açıkçası.

    o zaman brugge'yi içeride yenebilirsek gruptan çıkmayı garantilemiş psg ile son maçı oynamak bir avantaj olabilir. paris'te alınacak olan 1 beraberlik ile de 8 puanla bu gruptan çıkabiliriz. *

    tabii r.madrid'in de en fazla 8 puan aldığı senaryomda :(

    ama önceeee...

    (bkz: 18 ekim 2019 galatasaray sivasspor maçı)

    (bkz: konsantrasyon)
  • ispanya futbolunun ana gündem maddesine dönüşmüş maç.

    marca'nın real madrid için ölüm kalım maçı olarak galatasaray maçını işaret etmesinin yanı sıra sosyal medyada ispanyolların tek konusu 22 ekim 2019 galatasaray real madrid maçı.

    hadi biraz göz atalım :

    bir real madrid taraftarı : salı günü galatasaray'a karşı çok kritik bir maçımız var ve benim umudum çok düşük.

    https://twitter.com/...656885745213441?s=21

    bir barcelona taraftarı ise real'e son darbeyi vurmamız için bize inanıyor :

    salı günü tarih yazabilirsin. @galatasaraysk

    https://twitter.com/...655455550492672?s=21

    bir başka barça taraftarının paylaşımı :

    "galatasaray'ın real madrid'i avrupa ligi'ne gönderdiğini hayal edebiliyor musunuz?" sorusu ve diğer barcelona'lıların bir nevi gaza gelmesi.

    https://twitter.com/...688419470598146?s=21

    oldukça yüksek takipçili bir diğer barcelona taraftarının videolu paylaşımı ve salı günü galatasaray'a olan inancı.

    https://twitter.com/...679449318133767?s=21

    bir real madrid taraftarının resmi hesaba attığı mention :

    galatasaray ile oynayacağımızı hatırladım.

    https://twitter.com/...672833373880320?s=21

    son olarak başka bir madridlinin çekincesi :

    mallorca'yı bile yenemiyorsun, babel'li, falcao'lu galatasaray'a karşı ne olacak?

    https://twitter.com/...664515662319616?s=21

    bunlara benzer binlerce tweet var.

    maçı kazanmak istiyorsak en az barcelonalılar kadar inanmalı ve zaten ip üstünde olan madrid'i tedirgin etmeliyiz. bunun için ilk adım da tribünden başlayacak.

    birçok soruna sahip olsak da, içimize tam anlamıyla sinen bir futbol oynamasakta hep beraber savaşacağız.
  • 2 gün kalan maç.

    https://gss.gs/y7m.jpg

    (bkz: sezonun en önemli maçı)*

    -------------------------muslera-----------------------
    ----------luyindama---donk---marcao--------
    mariano-seri--nzonzi--ömer-nagatomo
    --------------------andone---babel-----------------

    benim ideal ilk 11'im bu.

    falcao yok zaten. lemina hazır degilse ömer bayram veya belhanda olacak o belli. mevcut durumda ömer hak ediyor.

    2. yarıda oyuna babel'i ve bir orta sahayı çıkarıp emre mor ve feghouli'yi alarak devam ederim.

    mariano fizik olarak düşerse de sener'i alırım.

    korkmadan ama tedbirli olarak şu dengeli kadro ile bir şekilde gol bulabilecegimizi düşünüyorum. en azından emre mor ve feghouli girdikten sonra, yeter ki yemeyelim.

    real madrid'in de bu maçı ölüm kalım maçı olarak gördüğünü unutmayın.

    olası bir mağlubiyet zidane'ı işinden edebilir.

    kazanırsak gruptan çıkma hayali kurmaya başlayabiliriz.

    (bkz: hedef son 16)

    yetmez bize bu kupa hedef şimdi avrupa!
  • 1 gün kalan maç.

    https://gss.gs/CEm.jpg

    (bkz: sezonun en önemli maçı)

    (bkz: welcome to hell)

    şampiyonlar ligi'ndeki son galibiyetimizi ne zaman aldığımızı hatırlayan var mı?

    peki şampiyonlar ligi'nde hedef maç olarak kazandığımız son maçı hatırlayan var mı?

    ali sami yen cehennemini tüm dünyaya hatırlatmak ve ucl'de son 16 umudu yaşamak istiyorsak bu maçı kazanmak zorundayız.

    real madrid için ölüm kalım maçı.

    7 defa maç yapıp 3 kez kazanıp 4 kez kaybettiğimiz takımla yapıyoruz. ellerinden kupa almışlığımız olan bir takım.

    bu stadı da iyi bilirler, bizi *de iyi bilirler.

    kaybettikleri anda işler bir anda hiç istemedikleri bir noktaya gelecek ve son 16 görmeyecekleri bir sezonu yaşama ihtimalleri artacak.

    bu iş la liga'da şampiyon olamamaya benzemez. şampiyonlar ligi'nin en iyi takımının gruptan çıkamaması rezilliğin tanımıdır.

    elimizde mükemmel bir fırsat var. fazlasıyla gergin olacaklar. biz ise nispeten daha rahat ama konsantre olacağız. 52 bin taraftarımızla tarih yazmak için harika bir fırsatımız var.

    r.madrid'in isminden korkmadan sonuna kadar mücadele edersek o kadar da zor değil bir şeyler.

    ------------------------muslera---------------------

    ---------luyindama-----donk-----marcao----------

    mariano----lemina----nzonzi----seri----nagatomo

    -------------------andone----babel-----------------

    mariano yerine şener, lemina yerine ömer veya prens belhanda olabilir ama aşağı yukarı bu kadro ve oyun yapısı olacaktır.

    orta sahayı alabilirsek maçı da kendimize çevirebiliriz.

    bu maç bulduğunu atma maçı. golü bulursak sonrasında real madrid'i neye uğradığını şaşıracak pozisyona sokabiliriz ama bunun için de panik yapmaya gerek yok. maçın 0-0 gitmesi çok büyük problem değil, sabırlı olmalıyız.

    dedik ya onlar için bizden de önemli bu maç diye. büyük rezillik söz konusu.

    tam fatih terim maçı.

    yani şu maçı kazanıp kasıla kasıla yürüdüğünü, kaş, göz, mimikler yaptığını, kameralara ve muhabirlere konuştuğunu, basın toplantısında gülücükler saçtığını hayal ediyorum.

    haftalardır aklında bu maç olduğuna eminim.

    benim de hayallerim, hülyalarım var, olmayan bir şeyi deneyeyim diyorum.

    (bkz: benim hayallerim dünyadan daha büyük)

    (bkz: hedef son 16)

    konsantrasyon!
  • sakatlıkları nedeniyle galatasaray'da radamel falcao, real madrid'de ise luka modric, gareth bale, lucas vazquez, marco asensio ve nacho kadroya alınmadı. ali samiyen spor kompleksi türk telekom stadı'ndaki maç saat 22.00'de başlayacak.

    https://gss.gs/U7n.png (saatlik hava durumu tahminleri)
    https://gss.gs/zyJ.png (maç öncesi iki takımla ilgili bilgiler)
    https://gss.gs/3Vf.png (grubumuzdaki puan durumu)
    https://m.youtube.com/watch?v=DZ6kq7YhpBE (9 nisan 2013 tarihinde oynanan maçın özet görüntüleri)
    https://m.youtube.com/watch?v=D9_mTH1wt6c (3 nisan 2001 tarihinde oynanan maçın geniş özeti)
  • bu maça kadar real madrid ile toplam 7 maça çıkmışız. 1'i final, 4'ü çeyrek final ve 2'si grup aşamasında olmak üzere oynanan 7 maçın 3'ünü biz kazandık, kalan 4'ünü ise rakibimiz.

    http://www.eurocupshistory.com/...adrid_vs_galatasaray

    sanırım avrupa'da diş geçirebildiğimiz tek üst seviye takım. bırakın avrupa'yı %50 kazanma oranını biz konyaspor'a, akhisar'a, denizlispor'a karşı bile sağlayamıyoruz.

    real madrid de çok yüksek ihtimal ile aynı tabloya bakıp "amk biz oynadığımız maçların yarısında barcelona'ya, juventus'a bile yenilmiyoruz, bu nasıl istatistik" diye kendince düşünüyordur. yendiğimiz 3 maçı da küçümsemeyin. ilk 2'si meşhur los galacticos'a, 3.sü de üst üste 3 kere şampiyonlar ligi şampiyonu olan kadroya karşı. belli ki gerçekten ters geliyoruz. bu sebeple artık onlar düşünsün diyorum.

    son dönemde kendi evimizde oynayacağımız konyaspor maçını bile tedirgin olarak bekleyen şahsımın gayet rahat maç saatini beklediği karşılaşma.
  • --- alıntı ---

    maç analizi | galatasaray 0-1 real madrid

    üçlü savunma ile maça başlayan fatih terim’in takımı ilk yarıda real madrid karşısında topu aldı, önemli fırsatlar buldu ve muslera’nın da en üst seviyesinde olmasıyla real madrid ile kafa kafaya bir oyun oynadı. genel olarak baktığımız zaman 1-0 kaybedilen bu maçın ilk yarısı ve psg maçında galatasaray’ın sezonun en umut verici oyunlarını çıkardığını söylemek mümkün. bu iki maçta ortak olan şey ise üçlü savunma kurgusuydu? peki bu ‘üçlü savunmada takımın bu farkı yaratmasının sebebi ne?’ gelin hep beraber öncelikle bunu inceleyelim.

    galatasaray’da 4-3-3 vs 3-5-2
    4-3-3 ile başlayalım. 4-3-3 sisteminde galatasaray’ın top çıkartırken sıkıntı yaşadığı, kapalı savunmaları açamadığını ve kanatlardaki rol paylaşımını doğru yapamadığını görüyoruz. peki fatih terim takımı nasıl yerleştiriyor? sarı-kırmızılı ekip topla çıkarken kanat forvetlerin rakip beklerle eşleşecek şekilde merkeze doğru yaklaşarak, kanatları bek oyuncularına bıraktığını görüyoruz. iç oyuncuları ise rakibin savunma-orta saha setleri arasına girerek tehlikeli bölgede topla buluşmaya çalışıyor. nzonzi de biraz daha geriye doğru yaklaştığı için takımın boyunun uzadığını ve merkezde nzonzi’nin tek kaldığına şahit oluyoruz. aşağıdaki görselde yeşil alanın boşluğu bunu gösteriyor. bu da pas hatalarını ve dönüşünde gelen tehlikeli hataların artması anlamına geliyor. aynı zamanda rakip takımın en küçük bir baskısında top çıkmıyor. özellikle seri’nin geldiğinden beri yaşadığı pas sıkıntılarının en temel sebebinde de kafasını kaldırdığı zaman yeterli pas alternatifi bulamaması yatıyor. takım boyu uzadığı gibi blok sayısı aşağıdaki görselde gözüktüğü gibi 4’e çıkıyor.

    https://gss.gs/XRb.jpg

    diğer bir sorun ise kapalı savunmaları açamama konusu. bu da yerleşimden kaynaklanıyor. galatasaray rakibin bek oyuncuları ile kendi kanat oyuncularını eşleştiriyor. dolayısıyla rakibin kanatları boş bırakmasını sağlıyor. fakat kapalı bir savunmaya karşı bu çok mantıklı bir tercih olarak durmuyor. çünkü bekler bu kanadı sürekli işleyebilecek bir tempoya sahip değil. dolayısıyla fatih terim’in kariyerinde belki de ilk defa bekleri bir tehdit değil.

    her oyuncunun zihninin bir yerinde adam adama eşleşme mutlaka vardır. eşleşme mantığını anlamak için öncelikle bunu iyi kavramak lazım. mesela bek oyuncuları kanat oyuncularına karşı bunu hisseder. kanat oyuncuları ise bindirme yapan beklere karşı bunu çok fazla hisseder. dolayısıyla bir alanı boşaltmak ve bir adamın bölgesinin dışına çıkarmak için bu tehdidi oluşturmak gerekiyor. galatasaray’ın ise burada ciddi bir hata yaptığını görüyoruz. rakip takımı genişletmek değil rakip takımı daraltmak istiyormuş gibi yerleşiyor bu takım. hareketli oyuncu sayısı da az olduğu için rakibi konfor alanından çıkaramıyor.

    galatasaray beklerini, rakip oyuncu ile eşleştiremediği için hem rakibi enlemesine genişletemiyor hem de orta sahada rakibini sayısal olarak eksiltemiyor. eğer beklerini rakiple eşleştirmesi başarırsan bu iki avantajdan birini elde edersin. bek oyuncunu rakibin savunma hizasına çıkarır ve rakip bek oyuncusuyla eşleştirirsen rakibi enlemesine genişletebilirsin veya yukarıdaki gibi bek oyuncunun rakibin kanat oyuncusuyla eşleşir ve onu çekerse orta sahada önemli bir boşluk yakalarsın. galatasaray ise bunları düzenli yapmadığını görüyoruz. bekler genelde ikinci bölgenin ortalarında pozisyon aldığı için rakipler onları göz ardı edebiliyorlar. görselle daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum oradan devam edelim.

    https://gss.gs/MAw.jpg

    yukarıdaki pozisyonda şener’in en uç noktada yerleştiğini görüyoruz. rakip kanat oyuncusu onu tehdit olarak algıladığı için peşinden gitmiş ve luyindama’yı karşılayan kimse yok. bu boşluğu değerlendiren luyindama top sürmeye başlayınca rakip orta saha oyuncusunu üzerine çekiyor dolayısıyla belhanda merkezde boş kalıyor.

    https://gss.gs/rBG.jpg

    pozisyonun devamında ise belhanda’nın burada müsait pozisyonda top aldığını görüyoruz. onu karşılamaya bek oyuncusu çıkmış bir boşluk daha oluşmuş ve andone o boşluğu kullanmak için o tarafa yaklaşmış. görüldüğü gibi bir yerden rakibin yerini değiştirerek boşluk yakaladığınız zaman diğer oyuncularının o açığı kapatmaya gelmesiyle beraber o boşluk artıyor ve rakip kaleye daha tehlikeli bir şekilde gidebiliyorsunuz.

    https://gss.gs/1Tl.jpg

    yukarıda görselde ise galatasaray’ın topla çıkarken hem iç oyuncularını hem de kanat oyuncularını merkeze attığını bunlar aynı hizalarda olduğu için pas alternatifi oluşturmadığını ve takımın boyunun çok uzadığını görüyoruz. kanat oyuncuları beklerle eşleşerek onları içe doğru çekiyor, rakip daralıyor ve oynamak istediği oyunu oynama fırsatı yakalıyor. nzonzi ile stoperlerin buradan top çıkarmak için ne kadar zorlanacağını ve iç oyuncuların top aldığı zaman pas alternatifi bulma konusunda ne kadar sıkıntı çekeceğini tek tek anlatarak uzatmaya gerek yok sanırım. topla penetre edebilen ömer’in burada fark yaratmasının en temel sebebi de bu aslında. pas oyunu oynamaya müsait isimler pas opsiyonu bulamadığı için zor paslar deneyip hata yaparken topu alıp sürebilen bir oyuncu fark yaratıyor.

    3-5-2 ve galatasaray
    geçelim 3-5-2’ye. bu dizilişte yukarıda bahsettiğim sorunların birçoğunun otomatik olarak çözüldüğünü söyleyebiliriz. beklerin oyun ritmi konusundaki eksikliği ve stoper sayısının sıkıntısı sebebiyle bu oyunu uzun vadeye yaymak adına bir takım problemler olacaktır. ömer ve şener gibi isimlerin kadroda kendisine yer bulması gerekiyor. peki 4-3-3’te yaşanan problemler nasıl çözülüyor? galatasaray 3-5-2’de nasıl diziliyor?

    https://gss.gs/86L.jpg

    görüldüğü gibi kanatları tek oyuncu paylaşmış durumda ve bu oyuncular sahadaki sistem gereği daha önde pozisyon alıyorlar. aynı şekilde takımdaki boşluk sayısı azalmış durumda. seri ve nzonzi çift pivot olarak rol alıyorlar. dolayısıyla galatasaray top çıkarırken merkezde 5 tane oyuncu alternatifi oluyor. bu da takımın baskıdan daha rahat geçmesini sağlıyor. paris maçında bunu net bir şekilde görmüştük zaten. yine aynı şekilde ön alanda iki tane hareketli forvet ile bu sistemi optimum seviyede oynamak mümkün.

    merkezdeki kalabalık oyunu süpürmek ve rakip takımlara sayısal üstünlük kurmak için çok kritik. üç tane oyuncu ve forvet oyuncularının katılımıyla beraber burada sayısal üstünlüğü ele geçirmek mümkün. bunun yanında kanatları tek oyuncu kullandığı için rol paylaşımı doğru yapılmış oluyor ve oyuncular birbirlerinden rol çalmıyorlar.

    galatasaray, 3-5-2’yi real madrid maçında bazı aralıklarla çok doğru kullansa da genel olarak tam verimli bir şekilde kullanamadığını gördük. sahanın belli bölgelerinde sayısal üstünlüğü alması gerekirken bu konuda başarılı olamadı. maçın ilk yarısında real madrid’in daha az topla oynamasına rağmen bu kadar etkili görünmesinin ve rakip kaleye 15 şut çekmesinin altında da bu yatıyordu. buradaki temel sebep ise nzonzi’nin stoperlerin arasına çok gömülmesiydi.

    https://gss.gs/fuS.jpg

    nzonzi zaman zaman çok geride top aldı. böyle olunca takım kilitlendi. valverde, seri üzerinde oynadı. kroos da belhanda ile eşleşti ve casemiro’nun pres yaparken eşleşeceği adam olmadığı için orayı iyi süpürdü. nzonzi’nin bu geriye yapışık oyunu sebebiyle galatasaray orta sahada ikiye üç kaldı. normalde iyi kurgulanmış bir sistemde şu dizilişle beraber galatasaray’da çift santrforlardan birinin merkeze doğru inerek galatasaray’ın orada dörde üç üstünlüğü alması gerekirdi. nzonzi’nin öne çıktığı veya belhanda’nın casemiro üzerine oynadığı aralıklarda sarı-kırmızılı ekibin net pozisyonlar bulduğunu gördük.

    https://gss.gs/kM0.jpg

    bunun bir örneğiyle devam edeyim. nzonzi öne çıkınca valverde onu karşılıyor, casemiro yaklaşan seri ile eşlemiş, kroos ise belhanda’yı tutuyor. baktığımız zaman üçe üç bir eşleşme görüyoruz. nzonzi öne doğru sürünce kroos onu karşılamak için ona doğru gidiyor ve bundan faydalan belhanda merkezden top istiyor. sol tarafta ise mariano’nun yukarıda bahsettiğim şekilde kendini tehdit algılatarak öne çıktığını ve marcelo’yu üzerine doğru çektiğini görüyoruz. bu sebeple ramos ve marcelo’nun arasındaki mesafe oldukça artmış. andone de doğru bir koşuyla pası alarak boş bölgeden kaleciyle karşı karşıya kalıyor.

    galatasaray’ın rakibi yenebilecek ortamı yakaladığını fakat taktiksel hatalar sebebiyle bu fırsatı kaçırdığını düşünüyorum. ikinci yarıda dörtlüye geçmek büyük hataydı. aynı şekilde hazard’ı çizgi üzerinde topla buluşturmayı çok iyi başaran real madrid’in soluna mariano ile çıkmak da hataydı. nagatomo’nun sağ kanatta o bölgeyi çok daha iyi savunacağını düşünüyorum. beli çok hızlı olduğunu için hazard gibi oyuncular karşısında çok sağlam durabiliyor. mariano’nun o tarafta olmasıyla hazard’ın birçok kez luyindama ile eşleştiğini ve bunu çok etkili kullandığını gördük. belli dokunuşlar olmadan bu 4-3-3’ün yukarıda bahsettiğim nedenlerden dolayı çok fazla yürüyemeyeceğini düşünüyorum. dolayısıyla iki dev rakibe karşı da gördük ki 3-5-2 bu takım için ideal bir sistem olabilir.

    --- alıntı ---

    kaynak: http://www.topsuzoyun.com/...ray-0-1-real-madrid/

    (bkz: topsuzoyun.com)
  • takım taktiksel olarak iyi çalışmıyor, sahada doğru pozisyon almıyor eleştirilerini çokça yapan biri olarak bu argümana videolu bir delil sunmak istedim. maçın 40. dakikasındaki bu pozisyonu izleyelim (bu esnada 3-5-2 dizilişiyle sahadayız, takımda güya üç tane stoper, bir adet de önlibero var): https://streamable.com/sz10q

    takım mağlup olduğu için önde baskı yapmaya çalışıyor. bekler rakip yarısahada, andone varane'a baskı yapıyor, belhanda casemiro'yu tutmuş, nzonzi valverde'yi marke ediyor. courtois oyunu başlatıyor ve varane'a oynuyor, varane carvajal'e pas atıp ileri doğru topsuz koşu yapınca seri ona yöneliyor. rodrygo carvajal'e yaklaştığı için marcao da rodrygo'yu takip ediyor. o esnada valverde ileri fırlıyor ve olanlar oluyor.

    valverde carvajal'den gelen topu direkt olarak benzema'ya oynuyor ve benzema kaleciyle karşı karşıya kalıyor. çünkü merkez stoper olan donk neredeyse taç çizgisine kadar adam kovalayıp alanını boşaltıyor, üstelik bunu risk almaya hiç değmeyecek kadar basit bir pozisyon için yapıyor. üç saniye beklese marcao ve nzonzi kademe için desteğe gelecek ama "bana ne lan" deyip adeta gezmeye çıkıyor. nzonzi bu tehlikeyi gördüğü halde geriye yürüyerek geldiği için bu pası kesemiyor, haliyle benzema'ya pres de yapamıyor. sol stoper marcao zaten her zamanki gibi önde yakalanmış. geriye kalan tek oyuncu olan sağ stoper luyindama benzema'yı kovalıyor, benzema çok rahat bir pozisyonda olduğu halde neyse ki topu dışarı atıyor.

    kısacası 3-1-4-2 dizilişiyle sahada olan bir takım, acınası bir şekilde rakibine pozisyon veriyor. çıkarken top kaptırılmadığı halde doğru savunma pozisyonu alınamıyor, deyim yerindeyse yerleşik savunma kontratak yiyor. alanını boşaltıp taç çizgisine gidenler mi dersin, benzema'nın kaleciyle karşı karşıya kaldığını gördüğü halde yürüyerek dönenler mi dersin, hiç dönmediği için kadraja bile girmeyenler mi dersin... herkes kafasına göre takılıyor.

    bu sadece bir pozisyon, video düzenlemek çok uzun sürdüğü için sadece bir pozisyonu sunabiliyorum. ama takımın sahaya doğru yerleşmediği ve bunun için yeterince çalıştırılmadığı aşikar. "o oynasın bu oynamasın" mevzusundan önce bu takımın daha iyi çalışması ve buna yönelik eleştirilerin artması gerektiği ortada. koskoca nzonzi bile takım pozisyon verirken mustafa sarp gibi hareket ediyorsa teknik heyetin şapkayı önüne koyup düşünmesi lazım.
  • "taraftarlar hafta boyunca ter döküyor, çalışıyordu. stadyumdan çıktıklarında evlerine, gördüklerinden mutlu gitmeliydiler. kazanabilirsiniz, canınızı dişinize takar ama başarıya ulaşamayabilirsiniz. klişedir, evet ama kazanmak sahiden her şey değildir. her zaman yürekten inanmışımdır buna. elbette her daim kazanmaya çabalarsınız ama daha önemlisi nasıl yaptığınızdır. taraftarınızın ne istediğini kavramalı ve ona uyum göstermelisiniz." der johan cruyff "benim oyunum" adlı biyografisinde.

    fatih terim'in galatasaray'ı da iç sahada oynadığı iki şampiyonlar ligi maçında kendi liginde sergilediği performanstan farklı olarak taraftarının arzuladığı oyunu oynayarak, haftalarca bu maçları bekleyen taraftarını mutlu ederek ayrıldı sahadan... evet, ikisinde de "galiptir bu yolda mağlup" dercesine taraftarının ve hocasının gönlünü kazanıyordu sarı kırmızılı futbolcular. "kazanmak sahiden de her şey değildir" ve bazı mağlubiyetler galibiyetten de değerlidir. dediğim gibi bizler formayı terletenlerden memnunduk da "seyirciler"e söylenecek o kadar laf var ama burası yeri değil...

    paris saint germain maçında "tutan" üçlü savunma aşısını, ispanyol rakibine karşı da değiştirmeden uyguladı fatih terim... donk yine iki stoperin arasına girmiş, kanatlara da mariano ve nagatomo yerleşmişti. onların önü nzonzi ve seri ile kapatılırken, belhanda da babel ve andone'yi "ara paslarıyla" beslemekle yükümlüydü. falcao yoktu belki ama sivas maçında "şeytanın bacağını kırmış" andone'den kimse şüphe duymuyordu... topçular da paris saint-germain maçındaki oyunlarından mutlu olmuşlar ki, real madrid karşısında daha öz güvenliydiler, topu daha güvenli ayaklarında tutup, iç sahada oynamanın "havası ve rahatlığıyla" peşi sıra paslar yapıyorlardı. zidane'nın taktiği ise organize ataktan çok, galatasaraylı futbolcuların kaptırdığı toplarla "baskın basanındır" bilinciyle kontra yapmaktı. bir kaç cılız denemesi de oldu ama maçın ilk tehlikeli iki atağı galatasaray'dan geldi. önce belhanda'nın ara pasıyla savunmanın arkasına sarkan rumen forvet andone, topu kontrol edip, ceza sahasına girer girmez vurdu ama courtois gole izin vermedi. bir dakika sonra ise kazanılan serbest vuruştan yapılan ortada yine andone gelişine "çaktı" ama belçikalı kaleci "iyi günündeydi."

    taraftarının da desteği ile rakip kaleye baskısını kuran ve gol arzulayan galatasaray, alışıla gelmiş olarak "iyi oynarken golü kalesinde görüyordu"... lanet olsundu böyle işe... bir çok kişi hazard'a topu kaptıranın seri olduğundan bahsediyor ve fil dişili orta saha oyuncusunu suçluyor ama onun geri pasında "topu alamam" düşüncesiyle yerinde patinaj yapan ve topu rakibine bırakan donk daha da hatalıydı. şans becerikli olanın yanındadır derler ya, kroos'un vuruşu seri'ye çarpmasa marcao'dan geçmez, ondan geçse bile muslera tutardı...

    maçı seyrederken kroos'la belhanda'nın takımlarını değiştir, galatasaray şimdiden iki farklı öndeydi diye düşünürken, "sağolsun" belhanda 38. dakikada babel'in geliştirdiği atakta penaltı noktası üzerinde bom boş pozisyonda yaptığı cılız vuruşla beni haklı çıkardı. keşke o golü yapmış olsaydı da, ben haksız çıksaydım...

    devreyi yenik kapatmıştı galatasaray ama benim için pek önemi olmasa da bir çok istatistikte real madrid'in önündeydi. özellikle topu daha fazla kontrol edenler sarı-kırmızılı forma içindekiler olurken, şutlar deplasman ekibinden gelmişti. gol istiyordu fatih terim ve bu amaçla savunmadaki donk'u kenara alıp hücüm gücü yüksek feghouli ile başladı ikinci kırkbeş dakikaya. planladığı da çok vakit geçmeden oluyordu, mariano'nun pasında savunma arkasına koşan feghouli topa yetişemeden courtois başarılı bir hamle ile kalesini golden koruyordu. ev sahibi beraberlik ararken, madridliler de boş durmuyor, onlar da muslera'nın kalesini ara ara yokluyordu, ki benzema'nın pasında ceza sahasına giren hazard'ın kaleciyi de çalımlayıp, boş kale yerine direğe nişanladığı topun "maçın kırılma anı" olmasını çok arzuladık... maalesef olmadı...

    fatih terim'in "sonuç almak için" yaptığı emre mor ve ömer bayram değişiklikleri de "saman alevi" gibi anlık ateşlerken takımı, son dakikalarda nzonzi ve luyindama'nın kafa vuruşları da skorbordu değiştirecek kadar başarılı değildi...

    zinedine zidane'nın yerine fatih terim'in yakın dostu mourinho'yu getirecektik salı gecesinden sonra ama olmadı, fransız hocanın ömrü biraz daha uzadı. üzüldük... yenemedik real madrid'i diye üzülmek bile galatasaray'ın büyüklüğünü başlı başına gösterirken, ne yazık ki o şanlı tarihe ve kültüre yakışmayan hareketler de maçın 67. dakikasında sergilendi bütün dünyanın gözü önünde. sivasspor maç yazımızda belirttiğimiz "seyirciler", bu maç içinde de belhanda'yı münferit olarak yuhlarken, hocanın oyuncu değişikliği esnasında faslı topçuya tepki arttı ve o da tribünlere "el kol hareketleri" ve küfürlerle cevap verdi... işte o an yahya kemal beyatlı belhanda için söylüyor gibiydi o meşhur dizeleri:

    artık demir almak günü gelmişse zamandan
    meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
    hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
    sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

    belhanda'ya karşı tavrımız geldiği günden beri netti, karakteri ve yeteneği ile değildi galatasaray'ın topçusu ve olmayacaktı da, ne ilginçtir bugün onu ıslıklayıp yuhalayanlar o günlerde kendisine methiyeler düzmekteydiler... disiplinsizdi, sorumsuzdu, maç içinde canı isterse koşar, istemezse bakardı da milyonlarca euro harcanmış bu topçuyu, elinde de yedeği olmadığı için hocalar hep sahaya sürmekteydi. yine oynatacaktır fatih hoca on numarasını da kış transfer sezonunda yollarımız ayrılacaktır büyük ihtimal kendisiyle... öyle sosyal medyada özürle mözürle düzelmez bu işler... o vazo kırıldı artık, ne kadar onarsan da izi kalır...

    belhanda'ya kızdım kızmasına da esas zoruma giden sami yen'e yerleşen ıslıklama kültürü. latovleviçiler, sinan gümüşler, sabriler, ömer bayramlar geçmiş yıllarda hep nasibini aldı bu "egolu seyircilerden" de, real madrid maçında namlunun ucunda mariano, nagatomo, seri, belhanda ve babel vardı. o kadar acımasız ve vahşiydi bu "seyirciler" ki, daha maçın başında mariano topla buluştuğunda homurdanıyordu. bereket bekler günündeydi de tepkiyi unutturdular ama seri ve belhanda kenara gelirken kucaklarına düştüler bu "densizlerin"... densiz diyorum zira rahmetli alparslan abiden ve tribündeki diğer büyüklerden öğrendiğimiz, mantığımızın doğruladığı maç esnasında futbolcu yuhlanmaz, protesto edilmez. hakem son düdüğü çalar ve protestonun en alası yapılır ama oyun esnasında asla...

    kaynak ve fotoğraflar: https://ultrasmovement.blogspot.com/...y0-1real-madrid.html