• hala herkes çokda farkında değil ama galatasaray tarihinde unutulmayacak maçlardan biridir.
    ben unutmayacağım en azından.

    10 aralık galatasaray juventus maçı için ertesi gün iki kritik sınav olmasına rağmen sevgilimi de kolundan sürükleyip taa istanbul'un öbür ucundaki arkadaşın evine maçı izlemeye gidişimi, 30. dakikada eboue'nin uzun taçlarından birini kullanana kadar sahanın bembeyaz oluşunu unutmayacağım. maç oynanacak mı oynanmayacak mı derken gece biri bulmuştu. haliyle derste çalışamadık. maçın stresinden uyuyamadım da, uykusuz uykusuz okula (davutpaşa kışlası) gidip gözlerim yarı açık birinci sınava girdim. 2. sınavım tam da maçın oynanacağı saate geliyordu. 1 . sınavdan çıkıp elimde 3 saniye içinde buz gibi olan çayımla sigara içip arkadaşlarla maçı konuşurken kulaktan kulağa bir fısıltı dolayşmaya başladı. sınavlar iptal.

    saat 12.00. evim üsküdar'da. hemen yola çıksam evde maçı izleyebilirim dedim. 12.20 marmaraya bindim. son 48 saattir hiç uyumadığımdan uyuyakalmışım. görevli uyandırdı. ayrılık çeşmeye gelmişiz. haydaa bin geri tekrar üsküdara dön. eve varışım 13:10. dedim olum saçından yağ damlıyo. git bir duş al sıcak sıcak. kahveni de yaptın mı maç saati de gelmiş olur rahat rahat maçı izlemiş olursun. banyoya gittim. havluları astım ve durdum. maç ertelendiğinden beri stada gitmek istediğimi, bu maçın tarihi bir maç olacağını, bunu kaçırırsam kendimi hiçbir zaman affetmeyeceğimi kendi kendime sesli bir şekilde itiraf ettim.

    saat 13:20 üzerime montumu alıp evden çıktım. cebimde toplam 4 liram var, akbilde de 5 lira. üsküdar sahile kadar yürüdüm. sahilde yine durdum. kafaya dank etti. olum nereye gidiyon lan? dedim kendi kendime. biletin yok. cebinde 4 liran var. akbilinde ki para dönmeye yetermi yetmez mi belli değil. bide hiç stada alınmazsan noolucak? saçmalama dön geri sıcacık evinde izlersin işte. döndüm geri eve doğru tekrar yürüdüm. yürürken altı boş bir kaldırıma bastım bir bacağım buzlu suyla yıkandı. ayakkabı ince, vıcık vıcık ses geliyor. küfür ede ede yürümeye devam. evin olduğu sokağa döndüm. durdum. bir sigara yaktım.

    saate baktım 13 :50.

    hiç düşünmeden geri sahile yürüdüm. kafamda ki sorgulayıcı pinooo konuşmaya çalıştıysa da hayalimde ağzının üstüne bir tokadı geçirdim. doğrudan kabataş vapuruna, herkes sarı kırmızı, bende de özenle seçilmiş gibi sarı ya da kırmızı hiçbir şey yok. yabancılaştım.

    ürkek ürkek baştan aşağı iki sarı kırmızılının yanına gittim. mal mal "maça mı gidiyonuz " gibi bir soru çıktı ağzımdan. almancı çıktılar. maç için gelmişler. kabataşda inip taksiyle stada gideceklermiş. dedim saçma sapan konuşmayın. finiküler metroya doğru yollandık. ha unutmadan içlerinden biride juventuslu bir italyan.

    beddua mod on

    allah maç günü metro seferlerini 10 dakikada bir yapan belediyeyi yerlerin dibine batırsın, evlerine ateş salsın, yuvalarını başlarına yıksın.

    allah maç saati metro tıklım tıkışken nefes bile alınamıyorken metronun içinde sigara yakanları yerlerin dibine batırsın, evlerine ateş salsın, yuvalarını başlarına yıksın.

    stadın çevresini o halde bırakan bataklığa dönüşmesine izin veren sorumlu kimse yerlerin dibine batırsın, evlerine ateş salsın, yuvalarını başlarına yıksın.

    beddua mod of

    stada devre arasında girebildik. bu arada benim almancı arkadaşlar ve juventuslu italyan metroda dayanamayıp indiler. camdan zar zor baktığımda kusuyorlardı. ben girdiğimde stadın 4 te 3 ü doluydu. şöyle bi baktım çevreye, hemen herkes benim gibiydi. doğru düzgün kimsede ne atkı vardı ne forma ne mont. hep beraber zıpladıkça ayakkabılardan gelen vıcık vıcık sesleri kulaklarımı tırmalamaya başlamıştı.

    ne yalan söyliyim, gözlerim doldu. ne benim ne çevremdeki kimsenin gol atacakmışız atmayacakmışız umrumuzda bile değildi. böyle zor bir günde stat doluydu, takım kazansa da kaybetse de kimsenin umurunda değildi. bu atmosferi ilk defa yaşıyordum. daha önce gittiğim maçlarda o atmosfer yoktu, daha çok futbolculara ana avrat söven taraftar profiliyle karşılaşmıştım. maç izleme zevki bırakmıyorlardı insanda.

    derken umut vurdu topu drogbaya doğru. yeminler ediyorum bağırmaktan kimsenin doğru düzgün izleyemediği maçta herkes sahaya dikti gözünü, bende öyle. top şıno'nun önüne indi. önünde bir defans bir de bufon vardı. bulunduğum yerden gol atması imkansız gibi görünüyordu. sonrasında...

    hayal meyal hatırlıyorum. ses tellerimden biri gitar telinin koptuğu gibi koptu. hala bir sorun var. omzuma bir adet yumruk, göğsüme 3x5 adet tırnak darbesi geldi. kendimi 4 sıra aşağıda, diğer bacağımı da bir buz göletinin içine batmış halde buldum. belki bu olaya tanık olanlarda vardır aranızdan: fransa'dan arkadaşımın hediye olarak gönderdiği bir şal vardı üzerimde, çok severdim, maçın 85. dakikası civarında güney üst trübünden güney alt trübüne doğru yavaş yavaş süzülüyordu.

    maç bitti. bir üst tura çıktık. eve gittiğimde çorabımın içinden baloncuklar çıktı. bütün bir gün uyudum. ertesi gün hiç çalışmadan girdiğim sınavdan yedi yıllık üniversite hayatımın ilk yüzünü aldım. aynı günün akşamı 2 aydır çalıştıramadığım devreyi bir anlık gelen bir ilhamla yeniden kurup çalıştırdım. bu okul yine bitmiycek derken vallaha bitiyor durumuna geldim.

    en önemliside "düşünmeden yapınca hep unutulmayacak şeyler yaşıyor insan" tezimi tescilledim.

    unutmayacağım.
  • bir gün ak sakallı bir dede bana dese ki; şampiyonlar ligi'nde galatasaray bir maç * oynayacak, o maçta alınacak üç puanla gruptan çıkacaksınız, son maç ali sami yen arena'da juventus gibi bir dünya deviyle olacak, maçı 86 dakikada attılan golle 1-0 kazanacaksınız, kombine yok, bilet yok, tanıdık bir amcan yok. ama sen elini kolunu sallayarak kapıdan geçeceksin, güvenlikler bilet, kombine sormayacak, hemde öyle kale arkası, polat holding balkonu değil doğu tribün'den cebinden beş kuruş çıkmadan izleyeceksin, ünal aysal sen maça geldin diye çay çorba ısmarlayacak...

    torunlarım günün birinde bu entryi okursa; bu maç işte öyle bir maçtı.

    ve o günden sonra ateistler bir daha hiç bir şeyi açıklamaya çalışmadılar.
  • bu maçla ilgili bugün öğrendiğim bir anekdotu paylaşmak istiyorum.

    sportif rehabilitasyon için katıldığım kongrede kulüp doktorumuz yener ince abimiz anlattı.
    (bkz: #2125329)

    10 aralık 2013'te maçın oynandığı ilk gün, kar yağışı nedeniyle maçın ertelendiği hepimizin malumu.

    ben hatırlamıyorum ama bu karardan 5 dk önce didier drogba sakatlanmış; hamstring kası olarak bilinen arka adelesinde ağrı hissetmiş.

    yener abimiz saha içinde didier'i muayene etmiş ve arka baldır kasında yırtık olabilme ihtimalini görmüş, bu durumda oyuncu değişikliği yapmak gerekirdi haliyle.

    ama tam emin olmadığı için biraz daha izlemenin mantıklı olacağına kanaat getirip oyuncu değişikliğini önermemiş.
    şans odur ki maç 5 dakika sonra tatil edildi.

    tabi akşam hemen hastanede mr çekilip bakıldığında yırtık olmadığı görülmüş, kas içinde ganglion kisti saptanmış, ultrason eşliğinde iğne ile bu kist boşaltılmış ve ertesi gün drogba sorunsuz maça devam etmiş.

    11 aralık 2013'te hatırlarsanız umut bulut'un orta sahadan şişirdiği topa yükselen drogba, dev gibi boyu olan giorgio chiellini'den daha yükseğe sıçrayarak topu kafasıyla wesley sneijder'e indirip golün asistini yapmış ve maçı bu golle kazanıp juventus fc'i şampiyonlar ligi'nden elemiştik.

    bu unutulmaz zaferin mimarlarından birisi de klinik bilgisi ve tecrübesi ile yener abimiz olmuştur.

    işte bu olayı anlatırken koyduğu slayt
    http://www.imgim.com/img_20170224_151901.jpg

    anlatırken sesi titriyordu, heyecanı gözlerinden belli oluyordu.
    yener abimizin ne kadar da iyi bir galatasaraylı olduğunu ben bugün anladım işte.

    allah sakatlıklardan korusun.
  • uzun yıllar sonra sözlüğe tekrar yazmak geldi içimden ve bu maç ile açılışı yapmak istedim. maça giden herkesin hikayesi vardır benim de hikayem var elbette;

    thy'de steward olarak çalıştığım dönemlerde maçın olduğu gün çin'in guangzhou şehrindeydik. orada sadece bir gece kalacağız ve o kalacağımız gece de juventus maçı var. ben çin saati ile gecenin köründe uyandım ve cctv5 kanalında maçı izlemeye başladım. malum olay yüzünden maç iptal edildi ben de sinir oldum tabii.

    her neyse, maçın oynanacağı saat falan açıklandı, çin'de twitter hem yasak hem de 3g kullanımı pahalı diye maçı takip edemiyorum. ertesi gün oldu bizim maç başladı, o sıralarda guangzhou-istanbul seferini icra etmek için uçağa geçtik yolcular geliyor onları karşılıyoruz. türk geliyor hoş geldiniz, çinli geliyor koltuğunuz bu tarafta falan diyoruz ama gelen giden umurumda değil, varsa yoksa aklım maçta. babama da hatırlatmıştım, maçın skorunu ne olursa olsun bana yaz, uçakta aklım bunda kalmasın diye. sms atarsa, sms'i her türlü görürüm sonuçta. uçak doldu son yolcular geliyor, cebimdeki telefonda bir titreşim. namussuzun titreşiminden tanıdım sms olduğunu, hemen lavaboya gittim, kapıyı kitledim ve telefonu açar açmaz babamın "canım oglum gooool sneijder attı dk 86" diye mesajını gördüm. ben olduğum yerde zıplamaya başladım, bağırmak istiyorum ama sıkıyorsa bağır :)

    uçakta şef arkadaş vardı o da benim gibi koyu cimbomlu, çocuk önde yardır yardır çalışıyor aynı zamanda benden haber bekliyor, ben koşar adımlarla bunun yanına gidip haber verdim ve ikimiz zıplayıp sarılmaya başladık. gören arkadaşlar noldu ya falan diyor durumu izah ediyoruz "aa süper olmuş hadi çok sevindim adınıza" falan diyorlar.

    bu da öyle bir anımdır.
  • vay be 4 sene olmuş. dün gibi aklımda hala.

    üniversite 2.sınıftaydım o günden sonra juventus'u eledik lan diyip salak salak gülüyorduk orada burada.

    şimdi ne hayatımız o zaman ki kadar güzel ne de galatasaray.

    inşallah şampiyon olup eski günleri tekrar hatırlatır galatasaray.

    teşekkürler wesley sneijder.
  • az önce tekrarını izlediğim muhteşem maç. büyük ihtimalle ne zaman görsem izleyeceğim bir maç oldu. allahım gol! allahım gol!

    bu galibiyet öncelikle bu taraftarındır. tüm galatasaraylılarındır. sezon başından bu yana hiç beklemediğimiz travmalar yaşadık. adalet beklemiyorduk zaten. buralara uğramıyor o kavram. iktidarıyla, şikecileriyle, içimizdeki kötü-basiretsizlerle bir sezon heba mı olacak diyorduk. ama hep bu maç vardı kafalarda. her şeyin değişebileceği bu maç. işte oldu. yine hakettiğimiz yerdeyiz.

    muslera: kalede olması bile yeter. öyle bir güven veriyor ki hem savunmaya, hem de bize. oyle bir korkutuyor ki rakibi. nasılsa tutar bu herif, vurmayayım dedirtiyor rakiplere. aslanım benim.

    eboue: bu takımın sağ beki o. kesinlikle o. bir kere yerini kaybetmedi şu maçta. evet zemine takıldı, yerden oynamaya çalıştı saçmasapan kimi zaman ama yine de iyiydi.

    chedjou: yanında ağır-oturaklı bir stoper olunca nasıl bir süpürücü olduğunu gösterdi.

    gökhan: sen kocaman yürekli bir adamsın. ne güzel bir insansın. ne kadar iyi oynadın. çok seviyorum seni gökhan zan. çok ama! o maç sonu konuşmandaki titreyen sesine kurban!

    semih: kardeşimiz, evladımızsın ama sanma ki seni sırf bunun için seviyoruz. karşında llorente ve tevez varken 40 yıldır bu maçları oynuyormuşçasına soğukkanlı ve iyi oynadığın için de seviyoruz seni semih.

    riera: bu takımda futbolu en çok bilen 5 topçu say deseler kesinlikle biri sensin riera. 6 yabancı kuralında sahada muhakkak olması gereken 6. topçumuzsun.

    melo: maçın adamı. sezonun adamı. melo varsa takım eksik değildir. o kadar! önüne geleni ezişine kurban!

    selçuk: yetenekli ayaklar ama önce beyin. düşünmeyi bilen tek türk topçususun kaptan. mükemmel oynadın yine. mü-kem-mel.

    sneijder: bunun için geldin. bu maçlar için kalacaksın bizimle. sezon başından beri iyiydin, iyi olduğun gibi geri döndün. allahım gol! gol gol gol! türkiye, arena, istanbul, istanbul ayağa kalktı seninle. hiçbir şey farketmez, çünkü sen vardın, çünkü gol vardı.

    burak: senin zeminin değildi. senin maçın da değildi. ama öyle bir mücadele ettin ki taraflı tarafsız herkesin saygısını bir kez daha kazandın.

    drogba: yine yaptın yapacağını! gerçek bir profesörsün sen!

    umut: bu gruptan çıktıysak bunun yarısı senindir aslanım. yine vardın golde. her şeyi hakediyorsun.

    iyi ki galatasaraylıyım be! iyi ki!
  • maç ile ilgili anım şudur...

    10 aralık 2013 galatasaray juventus maçına gitmeden öğle saatlerinde; yan birimde çalışmakta olan fanatik fenerbahçeli kadın mdr yard. beşiktaşlı arkadaşıma "inşallah juventus beş tane atarda keyfimiz yerine gelir" demişti.uzaktan duydum ve sinirden delirdim. akşam maçta öküz gibi böğürmeye yemin ettim.

    akşam malum maç ertelendi. gece 01:30 da yatağıma kendimi attığım gibi sızmışım...

    sabah oldu...pasaport başvurusuna gidip, ordan işe geçip günlük idari izin hakkımı kullanmama rağmen. ufak küçük yalanlar ile mdr yard. insafına gelip maçın 2. yarısına (15 dklık kesimi kaçırdık) iş arkadaşımla beraber yollandık.

    opel davulaltı yerimizi aldık...takım elbiselerle maçı izlerken kah zıpladık, bağırdık netekim gol geldi. herkes yumak oldu. yumruklaşmalar, sevinç böğürtüleri derken koltukta ayağım kaydı göt üstü oturdum... hassiktir derken 1.90 boyunda elemanın biri (ki tanımam etmem) herkül gibi yerden 100 kilo adamı kaldırdı kondurdu arkadaş.. şaşkınlıkla ayağa kaltıktan sonra 5 dk ecel terlerinde zıplayıp hoplarken bu yeni dost ile kolkola bitirdik maçı....

    taksiyle tekrar iş yerimize döndük. plastik bir kapak buldum ve beşiktaşlı arkadaşımın yanına yollandım.

    "kardeş dedim...fenerli arkadaşlara vermek üzere sana bir adet sneijder kapağı bırakıyorum.ilgililere verirsin"

    kadının yüzündeki ekşi ifade ve şaşkınlıkla nefret dolu bakışların karıştığı ağlamaklı görüntüyü görünce inanılmaz bir orgazm yaşadım.

    allah galatarasaydan razı olsun...iyi ki galatasaraylıyım!