• 2009/2010'da inter, kutsal üçlemeyi yapmayı başardı ama tam bir veteranlar topluluğuydu.

    julio sezar: 31
    toldo: 38
    cordoba: 34
    zanetti: 36
    lucio: 31
    maicon: 29
    materazzi: 36
    samuel : 32
    chivu: 29
    stankoviç: 31
    cambiasso: 29
    sneijder: 26
    motta: 28
    etoo: 28
    milito: 31
    pandev: 27
    balotelli: 19

    yaşındaydı. (elbet muntari, quaresma, santon filan da zikredilebilir ama ben o sezon en çok oynayan oyuncuları yazdım.) bu adamların kalitesine laf etmek olmaz fakat belki de şampiyonlar ligini kazanan en yaşlı kadrodur. (gerçi 2007 milan'ı daha büyük bir yaş ortalamasına sahip olabilir, bakmak lazım.) bu kadronun mourinho'nun mourinho olduğu zamanlara rast gelmesi de büyük şans. çünkü dört dörtlük bir kadro değil aslında. hatırlayanlar hatırlar, takımın sağ kanadında eto'o oynuyordu mesela. çok da güzel oynuyordu ama mourinho'nun icadıydı bu. aynı şekilde sol bek konusunda da icatlara başvurmak zorunda kalıyordu çünkü kadroda sol bek denilebilecek tek oyuncu 18'lik santon'du. sağlamcı mourinho ise orada sezon boyu chivu'yu ve zanetti'yi oynattı. chivu bilindiği üzere stoper orjinli ama sol ayaklı olmasından mütevellit roma'da da sol bekte oynamışlığı vardı. tabii o mevki için çok yavaş kalıyordu. zanetti'ye zaten denecek bir şey yok. adam belki de tarihin en versatil futbolcularından biri: https://i.hizliresim.com/A17bWL.png
    2009/2010'da da maicon gibi canavar bir sağ bekin de kadroda yer almasıyla beraber bol bol sol bekte ve ön liberoda oynamıştı.

    bu muhteşem sezonun ardından inter'de hiçbir şey iyi gitmedi (halen de gitmiyor). mourinho ayrıldı, yerine getirilen benitez tutmadı, leonardo tutar gibi oldu ama o da psg'ye bırakıp gitti. takımın ihtiyar heyeti birer birer futbolu bıraktı. diğerlerini enayice kaptırdılar: sneijder, coutinho, motta... ffp'nin ortaya çıkmasıyla 1995'ten 2011'e kadar kulübe 1 milyar dolar akıtan moratti'nin eli kolu bağlandı. zararları giderebilmek için oyuncu satmaya başladılar: balotelli, coutinho, eto'o... üstüne üstlük juventus'un yaralarını sarmasıyla serie a'da 2006 sonrasında yaşanan tekellikleri de ellerinden alındı. velhasıl 2010'da tek atımlık fişeğini kullanan inter bitti.

    2010 sonrası takımın kadro yapılanmasına gitmesi gerekiyordu. takıma yıllardır yıldız futbolcular getiren sportif direktör branca'nın maharetine bakıyordu her şey. o da sıçtıkça sıçtı:

    https://i.hizliresim.com/y05WA7.jpg
    https://i.hizliresim.com/6JPBl3.jpg
    https://i.hizliresim.com/W7kz6N.jpg
    https://i.hizliresim.com/RnkAba.jpg

    takımın 2010'da bile sol bek sıkıntısı çektiğini söylemiştim. 10/11 sezonuna da aynı sıkıntıyla girildi. o mevkide artık 37'sine gelen zanetti ve hantal chivu'dan çok santon'un patlama yapması bekleniyordu ama olmadı. devre arasında japonya'da ve cesena'da güzel performans sergilediği söylenen nagatomo kiralandı, santon da yine kiralık olarak cesena'ya gönderildi. bir nevi berdel yapıldı yani. böylelikle nagatomo da branca'yla beraber aynı karede sırıtma şerefine nail oldu:

    https://i.hizliresim.com/6JPB2k.jpg

    yamulmuyorsam ntv spor yayınlıyordu serie a'yı o sezon. antalya'da sıvayan leonardo, benitez sonrası fena idare etmiyordu ama takım "transfer istiyorum" diye bağırıyordu. (zaten benitez de transfer anlaşmazlığından ayrılmıştı galiba.) kharja filan takımın yıldızı durumundaydı neredeyse, öyle söyleyeyim. işte bu ahval içinde nagatomo'yu ilk izlediğimde oldukça beğendiğimi hatırlıyorum. herif energizer tavşanı gibi gidip geliyordu soldan. hatta içimden "pes'te ne yaparlar şimdi bu japon'u..." diye de geçirmiştim*. fakat sonradan sonraya veteranların birer ikişer futbolu bırakıp (materazzi, cordoba, zanetti, stankoviç, chivu) diğer yıldızların da kaçmasıyla (eto'o, sneijder) ve de en mühimi bunların yerlerinin yukarıda fotoğraflarını koyduğum vitaminsizlerle doldurulmasıyla ortaya bombok bir şey çıktı. on sene önce olsa moratti'nin antrenman seyretmeye bile sokmayacağı çapta adamlarla maça çıkar oldular. yav, şu nedir allasen:

    https://i.hizliresim.com/dO3rkL.jpg

    imdi, nagatomo'yu; dodo, jonathan*, botta gibi çöplerin seviyesine indirgemek olmaz fakat 2010 sonrası her yönden çöküşe geçen inter'in bir parçası olduğu da ortada. yani handanoviç veya hiç sevmesem de bir icardi gibi "onca kötü oyuncunun arasında parlıyordu..." edebiyatı yapamam. ha, çok iyi performansları olmadı mı? oldu kuşkusuz. mesela, juve'yi deplasmanda tepeledikleri meşhur 3-1'lik maçın protagonistlerinden biridir:

    https://www.youtube.com/watch?v=lvchzejil6g

    demek istediğim şu ki "inter'de 7 sene oynamış adam alıyoruz, ne kadar kötü olabilir ki..." söylemi biraz boş çünkü inter'in son yedi sekiz senesi belki de tarihinin en başarısız ve kadro kalitesi açısından en sönük* periyodudur. onca sene çok iyi olduğu için değil yerine alınanlar tutmadığı için oynayabildi*. yerine gelenler de tutmadı çünkü kulüp parasızlıktan adamakıllı kimseyi alamadı. yazın alınan dalbert'in yavaştan ısınmasıyla da büyük olasılıkla yedeğe düşecekti. dünya kupasına hazır gitmek için de takımdan ayrıldı. kalsa dalbert birinci, santon ikinci, kendisi üçüncü seçenek olurdu muhtemelen.

    şimdi izlediğim kadarıyla* artılarını ve eskilerini söyleyeyim. bu adam esasen sağ ayaklı ama solunu da çok iyi kullanabiliyor. "madem sağ ayaklı sol bek alacaktık linnes'i neden kullanmadık?" boş bir argüman yani. o konuda sıkıntı çekmeyiz. zaten sağ bekten evrilme sol bek de değil, yılların sol beki; inter'e de o ihtiyacın hasıl olmasıyla getirildi, yukarıda anlattım. ikincisi çok enerjik bir adam. gene yukarıda söylediğim gibi ilk izlediğimde enerjikliğine şaşakalmıştım hatta. tabii otuzunu devirdi artık, o günlerdeki nagatomo'yu beklememek gerek ama ileriye çıktığı zaman döneceğini bilirsin. bilirsin de işte orada sıkıntı var. kendisi fazla ileri çıkmaz. bence bunda da sıkıntı yok. beklerden biri mariano gibi akıncıyken diğerinin savunma yönünün ağırlıkta olması evladır. devam edelim. tekniği iç güveysinden hallicedir. hangi maçtı hatırlamıyorum ama maçın en fazla top kaybı yapanı olmuştu bir defasında. yani pas kalitesi çok iyi değil. onun dışında da bolca hata yapar*. inatçıdır, hırslıdır. kendisine bakar: https://i.hizliresim.com/vj5Gbv.jpg
    hızlıdır, boş bulduğu kademeyi affetmez.

    sevimli adamdır. handanoviç'le birlikte takımda en sevilen futbolcu kendisiydi. ve bu yıllardır böyle, geldiğinden bu yana takımda en fazla şakaya maruz kalan kendisidir herhalde:

    https://www.youtube.com/watch?v=GuszuI8_XLI

    bu da konuk olduğu drive inter programı:

    https://www.youtube.com/watch?v=t-CXm45F2rs

    bugüne değin saha içinde çirkinleştiği, saygısızlık yaptığı, öfkelendiği tek bir anı bile hatırlamıyorum. (mürekkep yalamış olmasının da bunda payı olsa gerek. meiji üniversitesi siyaset bilimi mezunuydu galiba*.) yani şurada bile sükunetini korumuştu*:

    https://gfycat.com/...usGreatDesertpupfish

    hülasa, latovlevici sonrası hepimize iyi gelecektir. öyle ümit ediyorum. hayırlı olsun.
  • futbol tarihinin en ilginç sakatlıklarından birini yaşayarak geçirdiği akciğer sönmesi bile kendisini doyumsuz taraftarın lincinden kurtaramadığı japon sol bek. adamın ciğeri söndü ciğeri, öyle oynadı bu oyunu da yine de kurtulamadı linçten. şimdi de kalan 6 aylık sözleşmesinin içerdiği 1 milyon euroyu alamayacağını söyleyerek bizi yüksek karakteriyle dövüyor. kesinlikle bu kadar iyi davranılmayı hak etmiyoruz diyeceğim ama bu iyiliğin sebebi biz değiliz. zaten bu bir iyilik de değil. sebep yuto'nun vicdanı ve şerefidir. güle güle güzel insan. seni hep galatasaray'ın yıllar süren sol bek sorununu bitiren ve sol bek mevkiinin yükselişini başlatan kişi olarak hatırliycam. zeki, çevik ve ahlaklı adam. en çok da sami yen'deki kutlamalarda yaptığın kılıçlı dansı özliycem. gözlerinden öperim.
  • 1 nisan 2018 galatasaray trabzonspor maçında yine efsane oynadı. kim olduğunu tam hatırlamıyorum ama ikinci yarı bir ara trabzonlu bir oyuncu sağından atıp solundan geçmeye çalışmak gibi bir hata yaptı, bugatti gibi hızlandı yuto, yedi bitirdi adamın çalım denemesini.

    gidiyor-geliyor, asla yorulmuyor, kafa topuna çıkıyor, orta yapıyor, yerden kesiyor, savaşıyor, şut deniyor, istediği pası alamayınca hırslanıp arkadaşına kızıyor, orta sahada dribling halindeyken çalım atıyor...

    beni hayretlerden hayretlere sürüklüyor. bu performansı son 7 hafta için çok değerli. umarım aynı çizgide devam eder.

    edit: bahsi geçen pozisyonda yuto'ya çalım atmayı deneyen hadsiz abdülkadirmiş :) atnwn, wesleyfuckingsneijder, prof dr seri anelizci ve atom'a uyarılarından dolayı teşekkürler.
  • ismi hiçbir zaman orjinal haliyle anılmayacaktır. iyi oynarsa takashi, kötü oynarsa makat olarak anılacaktır.

    öncelikle koniçiva japon kardeşim. 1 senelik uzakdoğu tecrübemde çok japon tanıdım. sevgiyi de nefreti de anlayışla karşılar ve asla küsmezler.

    burada sevgi nigiri kadar lezzetli, nefretler wasabi kadar acıdır.

    bak brezilyanın doğusundan kopmuş marianomuz bizlerin yüzünü güldürdü, sende uzakların doğusundan sol tarafımızı canlandır aslanım.

    hücumda rakip kanadı edamame gibi ayıklamanı, savunmada üzerine gelen atakları sushi edasıyla sarmanı diliyorum.

    başarılar.

    hoss
  • japonya, bein sports ile anlaşarak galatasaray maçlarının yayın hakkını almış. türkiye'den galatasaray'ın maçları canlı yayınlanacakmış. adam durduk yere galatasaray'a yeni bir gelir kapısı işaret ediyor. 2018-19 sezonu öncesi 2 hazırlık maçı ayarla şampiyonlar liginde boy gösterecek 2 takımla, işte sana para, tanıtım.

    ekleme: daha iyi bir fikir geldi entrysi ala benziyor'dan; podolski var zaten hazır orada. adam zaten gayet iyi pazarlamacı. vissel kobe'yi de dahil et organizasyona bitti gitti.
  • kendisine 3 milyon euro cok demek yerine tarik camdal oynasin demek degildir. galatasaray mali olarak iyi bir durumda degil. 3 milyon euro ise yaklasik 17 milyon tl'ye denk geliyor. 32 yasindaki bir futbolcuya verilecek 17 milyon tl'nin kasaniza geri girme ihtimali yoktur. ben de nagotomo'yu cok seviyorum ve onumuzdeki sene takimda gormek istiyorum ama fiyati ne kadar kirabilirsek o kadar kirmamiz gerekiyor.
  • https://twitter.com/...625499464466432?s=20

    paramparça oldum.. en kritik anda geldi.. 2 şampiyonluğa harika katkı verdi. ligin en iyi kanat oyuncularını sahadan sildi.. karakteri ve duruşuyla herkesin takdirini kazandı. özellikle defansif meziyetleri müthişti. ciğeri solana kadar son derece de iyi performans verdi. hayati tehlike bile atlattı formamız altında..
    çok güzel hatırlanacaksın yuto'm
  • bir bek oyuncusunun ilk görevi “savunma” yapmaktır.
    3 asist yapıp, 5 gol yedirecekse bunun hiç bir anlamı yok.
    evet yuto hücum anlamında çok kısıtlı bir oyuncu ama defansif olarak ligde ondan daha iyisi yok.
    22 eylül 2019 yeni malatyaspor galatasaray maçının ikinci yarısında sol beke ömer bayram geçti ve defansif olarak baya bir sıkıntı yaşadık.
    guilerme, ömer bayramı her pozisyonda zorladı ve nitekim golü de ordan yedik.
    eğer kendisini dinlendireceksek, sahamızda oynayacağımız kolay maçlarda bunu yapmalıyız.

    (bkz: 2019-2020 sezonu)
  • daha önce de yazmıştım. hiç italya'ya filan gitmeye gerek yoktu. inter'den melo'nun opsiyonundan dolayı 500 bin euro alacaklıyız. onu almayalım ve bu iş sulh içinde çözülsün. he kabul etmiyorlarsa, kendileri bilir. bizden başka kimse nagatomo'ya bonservis vermez. bide üstüne maaş ödeyecekler. az akıllı olalım ya:(
    (bkz: 2018-2019 transfer sezonu)

    edit: düzeltme
  • “oynamadan, sadece antremanlara çıkarak para almak bana yakışmaz” diyen yuto nagatomo japonya’ya gitti. hem çok üzgünüm hem de buruk bir sevinç içindeyim.

    üzgünüm çünkü selçuk inan, olcan adın ve tarık çamdal gibi türklerden böyle bir asil davranış göremedik.* takıma en ufak bir katkıları olmamasına rağmen kağıt üzerindeki anlaşmaya dayanarak yıllarca haram para kazandılar. neden haram diyorum; çünkü eğer bir katkınız yoksa, karşılığını vermeden kazandığınız her kuruş benim nazarımda haramdır. sözleşmeniz olsa da bu böyledir olmasa da bu böyledir. hatta bizim hukukumuzda da bunun karşılığı vardır. bir sözleşmenin hükümleri bir taraf aleyhine aşırı bir sömürüye (gabin) neden oluyorsa o sözleşme feshedilebilir ya da uyarlanabilir. fakat futbol dünyasında buna imkan tanınmıyor çünkü istismarı çok kolay bir konu.

    bu haslet aslında türkün hasletidir. (başka milletlerde de var tabi ama benim konum türk futbolcusu olduğundan girmiyorum o konuya) türk hak etmediği paraya dönüp bakmaz, menfaati için kimselerin önünde eğilmez ve de kursağından haram lokma geçirmezdi. son iki yüz yılda bu değerlerimizi maalesef yitirdik, yitirmekle kalmadık başkalarının kapitalist kurallarının etki alanına girdik. şimdi herkes kısa yoldan köşe dönmenin peşinde koşar oldu. milletin parası çarçur ediliyor, milyonlarca fakir-fukaranın hakkı herkesin gözü önünde çatır-çutur yeniyor, olmadık yerlerde camiler, binalar yaptırılıp sükseli işler peşinde koşuluyor. devlet yaptığı hizmetlerin tamamına yakınını yid modeliyle yaptırıp fakir halkı 20-25 yıl borçlandırıyor, sonra da gıda ürünlerine, geçiş ücretlerine, elektrik ve doğalgaz ücretlerine fahiş zamlarla yine fakir halkı eziyor.

    yani söylemek istediğim; türk insanı ve devleti olarak şirazemizi kaybettik, helal haramı terk ettik, yolumuzu şaşırdık. umarım ve dilerim en kısa süre içinde yeniden “herkesin hakkına kanaat ettiği, devletin adaleti titizlikle uyguladığı (ekonomik, sosyal ve sportif dahil tüm alanlarda) bir moda gireriz.
  • --- alıntı ---
    son dakika |

    sol bek arayışlarını sürdüren fiorentina, galatasaray'dan yuto nagatomo'yu gündemine aldı.

    (@tuttomercatoweb)
    --- alıntı ---

    kendisi gittiği takdirde yerin alex telles değil stoper bek alınması gereken oyuncu.
    niye? çünkü ters kanattaki hiç bir bek bunu yapamadığı gibi çapasız bir oyun konusunda ısrarcı olan teknik heyetin 3'lüden, 2'li orta sahaya dönme ihtimalide azımsanacak gibi değil.

    bu noktada stoper bek kullanımı elzem hale geliyor.

    benim adayım adam masina...
  • bu sezon başı babel'in bir iki vlogunda takım arkadaşlarının sürekli nagatomo'ya takılması dikkatimi çekmişti. o zaman çok seviliyor herhalde demiştim.

    kulüp hesabından atılan gözü yaşlı fotoğrafları, instagram'da paylaşılan fotoğrafa eski/yeni bütün takım arkadaşlarının yaptığı samimi yorumlar, son olarak paylaşılan veda videosu beni çok etkiledi. hatta feghouli'nin o son kez çalış demesinde baya koca adam gözlerimi doldurdu.

    taraftara sorsak, herkes yuto'yu sever ama favori oyuncusu da değildir. hatta bir ara eşinin fotoğraflarına falan go home yazacak kadar da önemsemeyenler de olmuştur.

    ama şunu gördük ki takımın içinde de bir hayat, bir aile var ve yuto bu ailenin en önemli parçalarından biriymiş. başarıların gelmesi için takım içi uyumun, aile ortamının çok önemli olduğu söylenir. nagatamo'dabu ailenin en önemli karakterlerinden biriymiş, ben bugün bunu öğrendim.

    galatasaray bir karakter takımıdır. bizim için futbolcunun yerlisi/yabancısı yoktur. yuto nagatomo da bizim için bugünden itibaren galatasaray karakterlerinden biri haline gelmiştir.

    teşekkürler sensei. yolun açık olsun.

    https://twitter.com/.../1278776082129391617