• 1901
    sırf galatasaray'ın önünü kesmek, makasın açılmasını önlemek için getirdikleri gün gibi ortada. ancak unuttukları şey galatasaray yabancı veya yerli herhangi bir sınırlama ile de şampiyonluklar kazanır. fakat uluslararası başarılar için kulüplerin özgür olması lazım. ne yazık ki böyle bir kural dahilinde kimse hiçbir kulüpten şampiyonlar ligi'nin gediklisi olmasını, çeyrek veya yarı finalleri beklemesin. bu galatasaray'a değil türk futboluna ve futbolcusuna vurulmuş bir darbe olur.
  • 1903
    haziranda tff seçimleri yapılmadan resmi olarak bir karar verebilirler mi merak ettiğim saçma düzen.

    2019-2020'den itibaren ciddi bir sayı düşüşü getirirlerse kulüpleri transfer sezonunda ciddi bir zorluk bekler. büyük takımlar panikle yerli oyunculara saldırır, anadolu kulüpleri de bu panikten faydalanıp ceplerini doldurur.

    bu kuralı en geç 2018-2019 ara transfer döneminde belirlemeliydiler ki 2019-2020 yaz transfer döneminde uygulanmaya başlansın.

    şimdi sezon bitecek, tff seçimi yapılacak da resmileşecek de derken transfer dönemi başlayacak.

    getirilecek yeni yabancı kuralının uygulanması 2020-2021 sezonundan itibaren olmalı ki kulüpler hazırlıklı olsun. yoksa panik yerli transferleri ile kulüpler daha da çok batacak.

    "yeni sezonda yabancı kuralının değişeceğini herkes biliyordu" cümlesi

    ile

    "yeni sezonda yabancı kuralının 6+4 olarak değişeceğini herkes biliyordu" cümlesi arasında planlama için büyük bir uçurum farkı var.
  • 1904
    ülkede her şey gibi futboldaki yabancı oyuncu konusunda da bir standart yok. çünkü işi bilmeyenler futbolu yönetiyor. avrupa gümrük birliğine üye, ab'ye girmeye çabalayan bir ülkede herhangi bir durumda, konumda yabancı-yerli konuşulması bile abestir. serbest piyasa düzeninde ithalata sınır koyuluyor mu? hayır. ihracata sınır koyuluyor mu? hayır.

    bu son 3 senede uygulanan kural ile sen onlarca oyuncuyu dışarıya gönderdin mi? evet. yani ihracat yaptın. ülkeye döviz girdi.

    futbolda yabansı sınırının hiçbir mantıklı açıklaması olamaz. ancak, alt yapıdan oyuncu yetiştirmeyi zorlayacak-teşvik edecek bir kural koyulması lazım.

    kulüpler birliği denen oluşumun başkanı fikret orman geçen günlerde ispanya la liga yöneticileriyle görüşmüş. birlikte gelişim konuşulmuş. bu mu gelişim? ispanya'da da sınır var evet. ama ab den dolayı bir sınır. futbola özgü bir sınır değil yani.

    kokuşmuş, beş para etmez süper ligi, doğu avrupa liglerinin bile arkasına atacak bir düzenlemedir.
  • 1905
    2016 avrupa kupası şampiyonu portekizin 23 kişilik kadrosunda 8 tane portekiz liginde oynayan oyuncu varken geriye kalan 15 futbolcu; 5 fransa 3 türkiye ve ispanya 2 ingiltere ve 1 hırvatistan ve almanya liglerinde , 2018 dünya kupası şampiyonu fransa da ise 23 kişilik kadrosunda 9 fransa liginde oynayan oyuncu varken 14 futbolcu; 6 ispanya, 5 ingiltere, 2 almanya ve 1 italya liglerinde oynayan oyunculardan kuruluydu. biz ise yıllardır yabancı sınırı varken yerli oyuncuları ülkede tutarak hiç bir organizasyonda başarılı olamadık. avunduğumuz dünya 3.lüğü haricinde. portekiz, ispanya, fransa, ingiltere bunlar bilmiyor bizim federesyon her şeyi biliyor ne de olsa.
  • 1907
    daha önce yazmıştım, tekrarlamakta herhangi bir beis görmüyorum sayın r.tayyip'in yabancı sınırı kademeli azaltılsın talimatı sonrası artık bu kural kısıtlaması kesinkes gelecektir. bunun önünde herhangi bir engel de bulunmamaktadır. bunu dile getirirken herhangi bir amaç gütmüyor, sadece durum tespiti yapıyorum. ancak erdoğan'ın belirttiği gibi kademeli azaltılsın talimatı üzerinden yola çıkarsak öylesine yabancıyı minimuma indirgeyen keskin bir geçiş açıkçası beklemiyorum. tüm kulüpler en azından bu kademeli azaltma üzerine yoğunlaşabilirler. makul bir seviye de şimdilik iyidir.
  • 1908
    (bkz: süleyman luş)
    (bkz: ogün çalışkan)
    (bkz: ramazan emirhan civelek)
    (bkz: bartuğ elmaz)
    (bkz: mustafa kapı)
    (bkz: atalay babacan)
    (bkz: yunus akgün)
    (bkz: ali yavuz kol)

    bunlar benim aklıma ilk gelen yetenekli oyuncularımız. evet sınır gelmesine karşıyız ama madem kafaya koymuşlar, kim hangi sınırı getirmek istiyorsa getirsin. hodri meydan...
  • 1910
    (bkz: 6+2+2)

    bak tff, sana iki çift lafım var.

    koskoca kurumsun; mehekan var, reis-i cumhur'un var, tetikçi hakemlerin var, her şeyin var. binlerce kişi çalışıyor emrinde.

    yakışır mı sana yabancı sınırıyla oynamak?
    yakışır mı bunca yabancı oyuncuyu, çocuğuyla, hanımıyla +2 deyip tribüne atmak, maç başı primsiz bırakmak! ama nasıl yakışmaz...
    ben boşuna konuşuyorum. melo'yu, sneijder'i tanımayan, taraftarlık nedir bilmeyen kuruma bu sevgiyi anlatmaya çalışıyorum.

    hıh... sen... büyük kurum tff, yayın ihaleleri tokatçısı, milyonlar sahibi!
    sen mi büyüksün?
    hayır biz büyüğüz, biz, taraftar.
    sen bizim yanımızda bir hiçsin, anlıyor musun, bir hiç!
    gözümüzde pul kadar bile değerin yok.

    ama şunu iyi bil, ne mitroglu'na, ne muslera'ya, badou'ya hiçbir şey yapamayacaksın.
    yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizleri.

    çünkü biz birbirimize parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız. bizler birbirimizi seviyoruz. biz bir aileyiz. biz güzel bir aileyiz.
    bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun!

    dokunma artık galatasaray'ıma. dokunma bizlere. dokunma marcao'ya, luyindama'ya, dokunma belhanda'ya.

    eğer onların birisi bile tribüne giderse ben, ömründe bir kez kaçak yayın bile izlememiş olan ben, doktor bastian, hiç düşünmeden kapattırırım o digitürk'ü.

    anlıyor musun?
    kapattırırım ve iptv'den bile bakmam maçlara.
  • 1911
    futbolumuzda yabancı sınırı konusunda birçok şey söylendi ama yeterince netleştirilmedi. bu güne kadar söylenenleri, yazılanları özetlemek istiyorum.

    bugünkü 14 yerli futbolcu zorunluluğu getiren statüyü eleştirenlerin gerekçeleri şunlar.

    1-yerli futbolcular yeterince süre alamıyorlar bu nedenle kaliteleri düşüyor bundan da milli takım olumsuz etkileniyor.

    2-maça çıkarken milli marşı söyleyen oyuncu sayısı ya hiç olmuyor ya da iki-üçü geçmiyor.

    öncelikle ikinci gerekçenin anlamsız olduğunu düşünüyorum. çünkü maçlara çıkarken milli marşların söylenmesi sadece milli maçlara özgüdür. milli takımlarda yabancı oynatamayacağımıza göre bu maçlarda sorun yoktur. ancak lig maçlarında istiklal marşını söylememiz, bizim içinde bulunduğumuz terör belası yüzündendir ve geçici bir durumdur. üstelik istiklal marşımızı sadece 22 futbolcu değil elli bir taraftar hep birlikte söylüyoruz. sonuçta çok dikkate alınacak bir gerekçe değil.

    ilk gerekçe ise hemen baştan söyleyeyim kendi içinde çelişki barındırıyor. çünkü bizim futbolcularımız maçlarda yeterince süre alamadıkları için kaliteleri düşmüyor, yeterince kaliteli olmadıkları için süre alamıyorlar. bu gerekçesyi ileri sürenlerin kriteri “kalite” olduğuna göre yerli futbolcuların kalitelerinin artması nasıl sağlanabilir, yabancı sınırı koymanın buna faydası var mıdır bu sorunun cevabını vermeliyiz.

    öncelikle belirtelim ki yabancı futbolcu sayısının artması, rekabet seviyesini yükseltir. yabancı sınırı ise rekabet seviyesini düşürür. bu kesin bilgi ışığında yabancı sınırı, kalitenin artırılması ve rekabetin sonuçları konusunu irdeleyelim.

    futbolcuların kaliteli olması için;

    1-mental olarak iyi yetiştirilmesi
    2-fiziki yapı olarak uygun olması
    3-fiziki güçlerinin yüksek olması
    4-kondisyonlarının yüksek olması
    5-hzılı olması
    6-çabuk olması
    7-dripling ve çalım yeteneği olması
    8-iyi pas, iyi orta yapması ve iyi şut atması
    9-hava toplarına hakimiyeti olması
    10-takım oyununu ve taktik bilgisine sahip olması
    11-takım ruhunu, ekip ruhunu benimsemesi

    gibi daha bir çok özelliği haiz olması gerekir. bu özellikleri bir futbolcu ne zaman öğrenebilir. bu sorunun cevabı hiç şüphesiz altyapıdır. gerçekten iyi bir futbolcunun tüm temel bilgileri altyapıda ve daha genç iken alması gerekir. aksi halde çok geç kalınmış olur.

    altyapıdaki futbolcular, üst liglerdeki rekabete bakarak kendilerine bir yol haritası çizerler. ben bu futbolla 2. ligde, 1. ligde ya da süper ligde oynayabilirim diye planlar yaparlar. işte altyapıdaki genç futbolcunun bu yol haritasıdır bir ülkenin futbolcu kalibresini belirleyen ana unsur. genç futbolcular üstteki rekabeti yüksek seviyede görürlerse kendilerini o rekabete hazırlamak için disipline ederler. beslenmelerine, yaşam tarzlarına, kafa yapılarına, takım ruhuna çok daha fazla önem verirler. işte bu disiplin sonucudur ki şekillenebilecekleri, form kazanabilecekleri genç yaşta en iyi şekilde yetiştirirler kendilerini. bu rekabet altyapı hocalarını da etkiler, onlar da daha kalifiye gençler yetiştirmenin peşinde olurlar.

    rekabet seviyesi düşük ise gençler farklı bir kafa yapısında olurlar. ben bu halimle süper ligde oynarım diye düşünerek treni kaçırır. kazanması gereken özellikleri, yetenekleri kazanamaz ve vasat ya da vasat altı bir futbolcu olur.

    son dönemde altyapılardan çıkan yetenekli genç futbolcuların kaynağı da kesinlikle bu yüksek rekabet seviyesidir. rekabet seviyesinin de yabancı sayısıyla yükseldiğini biliyoruz. bazı yorumcular, son zamanlarda alt yapıdan çokça yetenekli futbolcu çıkması, bu rekabetten mi, yoksa kulüplerin içinde bulunduğu ekonomik dar boğazdan mı kaynaklanıyor sorusunu sorduklarına şahit oluyoruz. yani kulüpler ekonomik sıkıntı içinde olmasalardı bu gençlere şans verecek miydi? vermeyeceklerdi gidip yabancı futbolcu getirip onları oynatacaklardı, bizim gençlerde şans bulamayacaktı demek istiyorlar. bence bu düşünce yanlış. çünkü, altyapıdan gelen futbolcu yetenekli olmasa, rekabet gücüne sahip olmasa bir maç oynar, iki maç oynar üçüncü de hocası forma vermez. hocası forma verse bile taraftarın tepkisiyle karşılaşır ve daha fazla süre alamaz. demek ki bu gençler yetenekleri, iyi yetişmiş olmaları ve rekabete hazır olarak gelmeleri nedeniyle forma bulmaya devam ediyorlar üstelik de yurt dışına astronomik ücretlerle transfer yapıyorlar. yani futbolcu yeteneksiz ise ekonomik sıkıntı onlara hiçbir şans sağlamaz. yine yabancı futbolcuların ücretleri eskiye göre çok düşük. 250 bin euro’ya tonlarca yabancı futbolcu bulabilirsiniz. ekonomik sıkıntı uygun maliyetli yabancı bulmanıza engel değil.

    bütün bunlardan sonra diyebilirim ki, yerli futbolcu kalitesini artırmanın yolu yabancı sınırlaması getirmekten değil altyapıya yatırım yapmaktan geçer. yabancı sınırının olması değil, olmaması yerli futbolcunun kalitesini artırır. çünkü hem altyapılarda hem de kendi takımında daha iyi futbolcularla rekabet etmek zorunda kalan yerli futbolcu forma bulmak, para kazanmak ve daha büyük takımlara transfer olmak için kalitesini artırmak zorunda kalır.

    ekonominin değişmez kuralıdır. rekabet daha iyi ürün, daha uygun fiyatı getirir. hayatın her alanında rekabet başarının anahtarıdır. hele futbol tamamen rekabet esası üzerine kurulmuş bir oyundur. o nedenledir ki karşı takımlara rakip denir. rakip, rekabet edilecek taraf demektir.

    şimdi kaliteyi artırmanın ana unsuru olan altyapılara nasıl yatırım yapılır sorusunu cevaplayalım. örneğin, 7’den fazla yabancı futbolcu transfer eden her kulübün naklen yayın gelirinden, futbolcu başına yüz bin euro kesinti yapılır ve oluşturulacak fon yerli oyuncu oynatan kulüpler teşvik pirimi ve altyapılara kaynak olarak aktarılır. 18 kulübün tamamı 14 yabancı alırsa 126 futbolcu için kesinti yapılacak demektir ki bu da 12.6 milyon euro kaynak demektir. bazı takımlar kontenjanlarını doldurmasa bile bu kaynak 11 milyon euro’nun altına düşmez kanaatindeyim. bu 11 milyon euro’nun %40’ı süper ligde yerli oyuncu oynatan kulüplere teşvik pirimi, %40’ı süper lig takımlarının altyapılarına, %20’si de altyapılarda kullanılmak üzere alt liglere aktarıldığında müthiş bir kaynak yaratılmış olur. bu kaynaklarla altyapı saha zeminleri düzeltilir, (tarlalarda iyi futbolcu yetişmez) altyapı hocalarına hakettikleri maaşlar ödenir, genç futbolcuların beslenme, malzeme ve sosyo-kültürel ihtiyaçları karşılanır. meyveleri de iki-üç yol içinde alınır.

    altyapılarımıza yatırım yapılırsa ülkemizden çok ama çok futbolcu yetişeceğine inanıyorum. çünkü iklim yapımız ve insan yapımız buna çok müsait. türk futbolcuları çok teknik oluyorlar ama iş disiplinleri ve altyapı eğitimleri iyi olmadığından mental, fizik, kondisyon vesair açılardan yetersiz kalıyorlar ve başarıları düşüyor.

    son bir cümle olarak diyebilirim ki: tohum ekin, sulayın, budayın, bakımını yapın çok güzel çiçekler yetişecektir. çünkü hiçbir emek yoktur ki ürüne dönüşmesin.
  • 1914
    bein sports kanallarında yaklaşık bir haftadır tam da gelmemesi konusunda hemen her programda yorum yapılıyordu. olay artık fransa lig özetlerinden mehmet demirkol’un spor medyasını yorumladığı programlara kadar sirayet etmişti. aklın yolu bir. bein sports’un da kurulmasıyla futbol sektörü pozitif bir yükselişte. çağ dışılığa gerek olmadığını umarım idrak etmişlerdir.
  • 1916
    uğur meleke de durumla ilgili çok güzel bir yazı yazmış.

    http://www.hurriyet.com.tr/...egil-candir-41156403

    --- alıntı ---

    yani futbolcu john’un global bir değeri var, bu isviçre’de de, malezya’da da, türkiye’de de aşağı yukarı aynı. john, belçika’da da 1000 alıyor, türkiye’de de... ama futbolcu can’ın globalde değeri 100’ken, sırf burada yabancı sınırını olduğu için 1000 alıyor kulübünden. hollanda’ya gitse 100 alacak adama burada 1000 vermektir kulüpleri batıran. yabancı değil, yerlidir bu 10 milyar liralık borcun sebebi... mesleğe başladığım günden beri savaşını verdiğim tezleri tekrarlayarak başınızı ağrıtmak istemiyorum. yabancı sınırlamasının sonucu mehmet topuz, tarık çamdal ve alper potuk gibilerin astronomik paralar ettiği suni pazardır. yabancı serbestiyetinin sonucu ise ozan kabak’tır, merih’tir, cenk’tir. sebebi de basit: siz kendi kulübünüzde rekabet edip geçemediğiniz yabancıyı, uluslararası maçta nasıl geçeceksiniz ki?

    --- alıntı ---

    edit: ekleme,

    güntekin de destekler nitelikte twit atmış.

    https://twitter.com/.../1108691454677999618

    umarım bu saçmalığa karşı olan aklı selim her insan ve medya insanı fikirlerini açıkça ifade etmeye devam eder.
    direne direne kazanamamız lazım.
  • 1917
    kulüplerin mali yetmezliklerini ve yetersizliklerini başka bahanelere katmasının üzerine milliyetçilik sosu eklenerek gündeme getirilmiş bir mevzudur. federasyon gerçekten bir düzenleme yapacaksa kulüp ekonomileri üzerinden yapmalıdır. öncelikle 28 kişilik a listesine ve kesin olarak altyapı ve türkiye'de yetişmiş şartı konmalıdır. daha sonra ise kulüplerin mali olarak transfer ehliyeti almaları sağlanmalıdır. bir sezon boyunca elde ettiği gelirin en fazla %10 aşılması şartı gelmelidir. bu rakam aşılırsa yabancı uyruklu transfer yasağı ve kadro kısıtı getirilmesi, %20 aşılması halinde ise 1 yıl transfer yasağı gibi yaptırımlar ve aşımın daha da yükseldiği durumlarda ise men cezasının artırılması uygulanacak en doğru sistemdir. uefa lisansı alamayan kulüplere falan direkt transfer yasağı hatta.

    bu düzenlemeyi yapabiliyorsanız buyurun hodri meydan.
  • 1923
    aslında asıl sorun yabancı kuralı falan değil.8 altyapı oyuncusu da zorunlu olsa çoğu takımda torpilli 8 futbolcu mis gibi kaymağını yer bu işin. 2002 de biz dünyanın en iyi 3. ülkesiyiz diye gezerken, almanya da ''dünya kupasında 2. olduk ama dünyanın en iyi 2. takımı değiliz, gelişmemiz gerekiyor.'' diye açıklama yapmışlardı. * sorun zihniyet meselesi sadece futbolda değil tüm alanlarda çok çok gerideyiz ve bunun bir çok nedeni var ama biz ülke olarak her zaman bir noktaya suçu yükleyip kafaya göre, plansız programsız, sonrasını düşünmeden, günü kurtarmak için hamleler yapıyoruz ardından bu durum döngüye giriyor tekrar,tekrar,tekrar. mesela eğitimi düşünün gerçekten kötü bir durumda ülkemizde. şöyle bir baksak öğrenciler,sınav sistemi,öğretmenler,müfredat,veliler,yöneticiler gibi gibi bir çok neden sayabiliriz. biz gidip sınav sistemini değiştiriyoruz ama onunla etkileşim içinde olan hiç bir şeye dokunmuyoruz yada müfredatı değiştirip onunla alakalı bir şeye dokunmuyoruz. sonuçta bir şey değişmiyor ilerleme kaydedemiyoruz. neyse fazla uzadı sadece futbol da değil her şeyde böyleyiz. umarım en kısa sürede bir şeylerin değişmeye başladığını görürüz.
  • 1924
    yasaklamalardan çok teşvik maddeleri içeren kurallarla belirlenmesi gereken sayıdır. şu şekilde veya benzeri bir şekilde yapılması gayet hoş olurdu.

    minimum kadro kaydı sınırı 22, maksimum ise 30.

    21 yaş altı oyuncular(yerli ve yabancı) için sınırsız kadro kaydı.

    ilk 18lik kadroda en az 4 tane 21 yaş altı oyuncu bulundurma zorunluluğu yerli veya yabancı farketmeksizin.

    ilk 18lik kadroda kendi kulibünde yetişmiş 21 yaş altı en az 2 oyuncu bulundurma zorunlulugu

    kadro kaydında en az 6 tane oyuncu 19 yaş altı ve en az 10 tane oyuncu ise 21 yaş altı olmak zorunda.

    23 yaş üstü yabancı futbolcuların çalışma izni alması için son 2 yılda bulundukları ülkenin milli maç organizasyonlarının en az %30 unda seçilmiş olması(açıklanan kadro listesinde) zorunluluğu.

    30 yaş ve üzeri yabancı futbolcuların sözleşmesinde bulunan net yıllık ücretlerinin %25'u kadar para tff tarafından kurulan "yerli oyuncu teşvik fonu"na aktarılacaktır. bu fonda biriken gelir sezon sonu kadrosunda en az 6 yerli futbolcu(maça ilk 11'de başlaması esas alınacaktır) oynatan kulüplere pay edilecektir.

    18 kişilik kadrosunda sezon sonu kadrosunda en çok 21 yaş altı oyuncu bulunduran takıma para ödülü olarak 7.000.000 euro verilecektir.

    18 kişilik kadrosunda sezon sonu kadrosunda en çok yerli futbolcu oynatan külübe para ödülü olarak 5.000.000 euro verilecektir.

    kısaca amaç yasaklamalar değil teşvikler olmalıdır. burda kendi kafamdan belirlemiş olduğum rakamları,sayıları sallamış bulunmaktayım asıl amaç bu veya buna benzer şekilde maddeler içermesidir.

    ayrıca yine böyle bir durumda da yine en iyi bundan yararlanacak olan kulüp galatasaraydır zira altyapımız rakiplerimize göre çok daha iyi durumdadır.
  • 1925
    --- alıntı ---
    6+2+2'ye isyan eden kulüplerin sesine tff kulak verdi. yeni bir taslak hazırlandı. buna göre takımlar geniş kadroya 14, maç kadrosuna 12 yabancı yazabilecek. ancak sahada en fazla 8 yabancı oynayacak. 3 türk oyuncu 11'de olmak zorunda..

    sabah yazarı gürcan bilgiç'in 14 mart tarihli haberiyle gündeme oturan yeni yabancı sayısı kuralı, tüm türkiye'de tartışılmış, kulüpler birliği toplantısında yabancı sayısının azaltılmasına oy çokluğuyla karşı çıkılmıştı. trabzonspor, erzurum, göztepe, bursaspor, rizespor gibi kulüpler ise sınırsız yabancı kararının gözden geçirilmesini istemişlerdi. yabancı sayısının değişmemesi ancak içeriğinde yeniliğe gidilmesi yönünde fikir yoğunluğu oluştu. tff'nin şu an üzerinde çalıştığı taslak halinde olan yeni kurala göre, kulüpler geniş kadroya yine 14 yabancı oyuncu yazdırabilecek. ancak sahada aynı anda en fazla 8 yabancı bulunabilecek. kulüpler birliği'nin mart'ta yaptığı toplantıda 5 kulübün "sahadaki yabancı azaltılsın" şeklinde görüş bildirdiğini ifade eden tff yetkilileri, 8+4+2 şeklinde revize edilen kurala çoğunluğun olumlu bakacağını düşünüyor. süper lig'de dönem dönem gündeme gelen yabancı sayısında yaşanılacak olası bir düşüş en çok başakşehir'i, en az sivasspor ile kayserispor'u etkileyecek.
    --- alıntı ---
    https://www.aspor.com.tr/...rk-zorunlu-olacak/14

    illa bir şekilde oynayacaklar yani. değil 3, 1 tane bile zorunlu olmamalı. tekrar etmekte fayda var, şimdiki kuralda da en az 14 türk futbolcu olmak zorunda. sen ister 20 yaparsın bunu, ister 22, ister 25. sahaya da 11 türk oyuncu ile çıkmak serbest.
App Store'dan indirin Google Play'den alın