• 1801
    her konuda galatasaray aleyhinde birlik olan oluşum. her konuda ama haklı haksız bakmaksınız. galatasaray’ın hakkının yendiği maçta bile bunu yapıyorlar. bu kadarı artık çok fazla, cidden sinirlerime hakim olamıyorum artık. sosyal hayatta kimse bana böyle konuşamıyor çünkü cevaplarını veriyorum ama bütün medyayla, tffyle, mhk ile nasıl mücadele edeceksin? fatih terim ne diyordu başarının düşmanı var bu ülkede diye. fatih terim bir şekilde bu kulüpte görev almalıdır. bunlarla mücadele edebilecek tek kişi o. camiayı konsolide edebilecek tek kişi de o.
  • 1803
    taraflı yayın yapan basındır. galatasaray'a dair herhangi bir çekince emaresi dahi söz konusu değildir.
    7 mart 2026 beşiktaş galatasaray maçında osimhen'in ilk gördüğü kartta neden kart çıktığını kimse konuşmuyor.
    2 dakika önce galatasaray ceza sahasında ayağa basmaya çıkmayan kartı kimse konuşmuyor.
    osimhen'in sayılmayan golünde hakemin ne görüp de oyunu durdurduğunu kimse sormuyor.
    neymiş efendim osimhen ikinci sarı kartı görmeliymiş. hadi oradan!
    sane'nin pozisyonu direkt kırmızıymış, hadi oradan!
    kurala göre değil, takıma göre şekillenen bir avuç insan topluluğundan ibaretler.
    benim takımım bugün 7 sarı kart gördü 7! kim neden bahsedecekmiş!
    galatasaray ister kabul edin ister etmeyin bu ülkenin yüz aklarından birisidir.
    cumhuriyetin bu yüz akına karşı da algı oyunları peşinde koşmak 3-5 tane futbolcu eskisinin haddine hiç değildir.
  • 1804
    istiyorlar ki galatasaray lehine hiçbir şey çalınmasın. hatalı da olsa galatasaray'ın aleyhine düdükler çalınsın. galatasaray sürekli sarı kart görsün, 10 kişi oynasın, kuralların penaltı olmadığını söylediği avrupa'da o hafta defalarca çalınmayan penaltı galatasaray'a çalınsın
    memnun edemiyoruz kimseyi. bunlara göre galatasaray'ın konya'da insanların akıl sınırlarını zorlayacak golü iptal edilebilir, çok normaldir.
    bu adamlar istiyor ki galatasaray sürekli dezavantajlı başlasın. penaltı kullanmasın, rakipleri kırmızı kart görmesin, galatasaray'ın ufacık bile sert hareketine kırmızı çalınsın. hakemden şikayet etmesin.
    üç yıl şampiyon olmanın, kafalarına vura vura şampiyon olmanın bedeli bu.
    bunu çekeceğiz, zirve yalnızlıktır. özellikle türkiye'de daha da yalnızdır.
  • 1805
    üç kuruş için sahibinin elini yalama yarışı içindeki çoğunluğun oluşturduğu topluluk.

    ancak galatasaray yenildiğinde, galatasaray aleyhinde verilen hatalı kararlar hakkında konuşabilirler. yaşayacağımız maksimum 100 sene şu dünyada, bir boy büyük araca binebilmek için yaptıkları bu omurgasızlık çok fazla. yeterince zengin olsam hepsine istediği şartlarda yaşama şansı verir onları bu utançtan kurtarırdım.
  • 1806
    bu topluluk için "ibne" tabirini cinsiyetçi veya ofansif bulanlar vardır ancak bu cinsiyet eşitliğine ve cinsel yönelim hakkına saldırı filan değildir. bu onların bir tercihidir. gerçek anlamda parasını verdiğinizde istediğiniz şeyi yaptırabilirsiniz. günümüz popüler kültüründe artık ibnelerin görünürlüğünü engelleyemeyiz. varlar ve oradalar. gidin parasını verin ve istediğiniz şeyi yaptırın. ayrıca oraya varacaksa bile seks işçiliği bir ayıp değil. kişileri buna iten süreçler irdelenmeli.
  • 1807
    her şey bir tarafa bir allah'ın kulu da "abi siz bu galatasaray'ı neden 11'e 11 yenemiyorsunuz?" diye sormuyor. sane kırmızı, osimhen kırmızı, oldu canım başka? hayır, osimhen sanki gole giden adamı düşürdü? biz bu ligde tff'ye, mhk'ye ve sizlere rağmen 4 sene üst üste şampiyon oluyoruz. sizler olmasanız belki bu kulüp şimdiye kadar şampiyonlar ligini alırdı. tam başımızı kaldırıp gideceğiz, yine hep beraber çekmeye başladınız. nedir kardeşim sizin bu takımla alıp veremediğiniz? çok değil allah izin verirse 15 20 sene sonra alttan gelen galatasaraylı nesil sayesinde asıl ambargoyu o zaman koyacağız. bu ülkenin en büyük markası galatasaray'dır; sizler bu takım, bu taraftarlar sayesinde bu kadar izleniyorsunuz. çok değil kulüpten gelecek bir boykota bakar. ekmek yediğiniz kaba pislemeyin. bu kıskançlıkla daha çoook bekleyeceksiniz...
  • 1810
    daha önceki üç şampiyonluğumuzu nasıl ele aldılarsa dördüncü şampiyonluğumuzu da öyle alacak oluşum. biz zaten bu algı savaşını çoktan kaybettik hatta girmedik bile o cepheye.

    işin iyi tarafından bakarsak, bu ülkedeki cahil futbol kitlesine galatasaray'ı küçümsettiriyorlar. çok büyük hata. 350 milyon euroluk şampiyonlar liginde son 16 yapmış takım hakemle şampiyon oluyormuş, yerseniz. bu da gerçeklikle uyuşmuyor hatta daha da ters tepiyor. galatasaray futbol takımı ve taraftarı ekstra hırs yapıyor, bizi motive ediyorlar aslında. yalanlarla hiçbir şey inşa edemezsiniz. ederseniz de o bir şekilde patlar. galatasaray sadece işine baksın. kimseye şampiyonluk beğendirmek zorunda değiliz. bu aşağılık oluşumların tek derdi inanın futbol olsa galatasaray da robot takımı değil, bir yerde geçersiniz yani. ama dertleri futbol değil, bizim avantajımız şu: her zaman onlardan daha çok saha içine odaklanmak olmalı.
  • 1811
    tek dertleri galatasaray. başka bir olayı yok. sane yanlışlıkla basınca kırmızı ama barışa ceza sahasında basılınca pozisyon gereği. orkun düdük sonrası vurunca ses yok osimhen vurunca ha hu. tek dertleri biz olmuşuz başka bir açıklaması yok. amaçları algı yaratıp bizim oyunculara ceza aldırmak hakemleri baskı altına almak başka birşey değil. sahada yenemiyorlar yanma sebepleri bu. 110 dakika 10 kişi oynadığımız 4 puan aldığımız sözde ezeli rakibimiz beşiktaş fair play ilkelerine uymayan hareketler bile yapsa konuşmazlar çünkü paranın satın alabileceği şeylerin başında bunlar gelir. 1-2 tane şerefli! olanı tenzih ediyorum.
  • 1815
    çok uzağa gitmeye gerek yok. türkiye kupası yayıncısı kim? bu yayıncı hangi maçları hangi kanallardan yayınlıyor? ona bakınca her şey ortaya çıkıyor zaten.

    galatasaray'ın senelerdir türkiye kupası'nda oynadığı grup maçları hep a spor, a2, ahaber gibi tuhaf kanallarda yayınlanırken kadıköy takımının maçları atv kanalında yayınlanıyor.

    şimdi bu konuda sanıyorum kimse yazıp çizmiyor ama herhalde kimsenin de dikkatini çekmiyor.
  • 1819
    10 mart 2026 galatasaray liverpool maçı sonunda hem bizim takıma, hem de liverpool takımına "where is the salah?", "where's the liverpool today?", "how you expert dejavu?" gibi c2 düzeyde akıcı, anlamlı ve yaratıcı sorular yönelten topluluk. belirli bir dil düzeyi olmadan uluslararası maçlarda nasıl basın olunabiliyor onu bilmiyorum da haydi diyelim olunuyor. insan birkaç soru hazırlar, bir tekrar eder ben ne soruyorum diye. hele de bu teknoloji döneminde bu tür sorular sormak için özel çaba harcamak gerekiyor. gerçekten komik.

    https://x.com/...488278042382768?s=20
    https://x.com/...522223979139173?s=20
    https://x.com/...468642009796864?s=20

    edit: bonus: "ı'm afyonspor." https://x.com/...510189212381646?s=20
  • 1820
    tüm haftasonu kuşlarla kol kola verip sarı kart, kırmızı kart, ofsayt, hakem filan diyerek bizim galibiyetimizi baltalamaya çalışıp kafa şişiren, 10 mart 2026 galatasaray liverpool maçısonrasında bütün bunlar unutulup sırf daha fazla izlenmek için bizi yalamalara doyamayan basın.

    vermeyin bunlara prim renkdaşlar. çok değil 3 gün sonra başakşehir maçından sonra tekrar bu ülkenin kara koyunu biz oluruz.

    biz işimize bakalım yeter.
  • 1825
    her şampiyonlar ligi maçı öncesi rakip takım teknik direktörü veya futbolcularına sordukları sorularla utanç duymamıza sebep oluyorlar.
    (bkz: 18 mart 2026 liverpool galatasaray maçı)

    arne slot ile yapılan maç öncesi basın toplantısında üç ayrı spor muhabirimiz de sanki bir önceki meslektaşı aynı yorumu yapmamış gibi papağana bağlıyor. yahu bir kere soru sormanız gerekiyor son iki maçın skorunu ve mekanını hatırlatarak ne iş yapmış oluyorsunuz? yahu bu ne üretme kabızlığıdır arkadaşlar? madem futbolla ilginiz yok, madem kafanız bu işlerle ilgili değil ne diye o meslekleri dolduruyorsunuz ki? ne rakip takımdan haberleri var ne kafalarda bir damla yaratıcılık. bir de kalkıp liverpool'a gitmişler. bu insanların yerine galatasaray sözlükten rastgele üç yazarı alsanız ülkeyi doğru düzgün temsil ederiz. arkadaşların mesleği icrası bu kadar. şaşmaz bir dikkatle son iki maçımızı 1-0 kazandığımızı hatırlatıyorlar ve aynı anda bunun bir soru olmadığını da fark ediyorlar.

    bir muhabirin söylediğini aynen aktarıyorum:

    bilmem ne ajansı muhabiri - ''biraz önce söylediniz. iki maç yaptınız, ikisi de deplasmanda ve kaybettiniz. bu mağlubiyetler sadece deplasmanda oynamanızla mı alakalıydı yoksa galatasaray takımında gördüğünüz, sizi şaşırtan bir şey var mıydı? yarın bunlara nasıl önlemler alacaksınız?''

    her şeyden önce soru nerde? ''sizi şaşırtan bir şey var mıydı'' dedikten sonra ''bunlara nasıl önlem alacaksınız'' dersen zaten öyle bir şeyin var olduğu yargısını içerir ya hani? o yüzden iki soru birbirini götürmüş olur. bu nasıl bir zeka seviyesi?
    ve deplasmanda oynamanızla mı alakalıydı ne demek ya? adam zaten penaltı meselesini haftalarca konuştu işte. ıslık olayını da söyledi. sen nerde yaşıyordun bu sıralarda. hiç mi alakan yok bu işlerle? yahu bu ne agalar? bunlar kim ya? neden soru soruyorlar türk basınını temsilen?

    tam geçti artık derken en son soruyu soran muhabiri görünce sigara yaktım. o da şöyle diyor:

    bilmem ne ajansı muhabiri 2 - yarınki maç için baskı hissediyor musunuz? ve arne slot'un eğer galatasaray galibiyetinde tahtı sallanır mı? böyle bir şey düşünüyor musunuz?

    bir kere bu nasıl bir türkçe? her şeyden önce bu arkadaşlar neden ana dilinde cümle kuramıyorlar? bilen var mı ya? bunlar neden kendi dillerini konuşamıyorlar agalar? ikincisi sorunun hedefi arne slot değil. zaten sorunun hedefinin liverpool başkanı olduğunu fark edince sesi giderek kısılıp sinikleşiyor.
    yahu bu insanlar nasıl bu işlere girip bir de liverpool'a götürülüyorlar ülkeyi temsilen? bir değil beş değil. her maç öncesi bir yerden duydukları aynı lafı papağan gibi tekrarlayan üç beş muhabir, türkçeleri bozuk, futbolla ilgileri yok, kimle nasıl konuşulur bilmiyorlar ve bu herifler türk spor basınını temsilen yurt dışına götürülüyor.

    türk spor basınını bataklıktan çekip bir yere taşımak da mı bizim vazifemiz?
App Store'dan indirin Google Play'den alın