• 1301
    https://twitter.com/.../1329185738152357889

    --- alıntı ---

    euro 2016'da şener, ismail köybaşı, hakan balta, serdar, mehmet topal tandemiyle maça çıkan fatih terim her maç sonrası linç ediliyordu, maaşı konuşuluyordu. 3.2m maaş alıp, 10 kat iyi kadroyla hiçbir şey gösteremeyen şenol güneş'i eleştiren muhabir yok.

    --- alıntı ---

    şener ve ismail'in alakasını anlayamasam da* ana fikir itibariyle çok doğru, konuyu çok güzel özetlemiş bir tweet atılmış kendileri hakkında. euro 2016'da stoper olarak götürebildiğimiz oyuncular mehmet topal (stoper değil de el mecbur işte), hakan balta, semih kaya, ahmet çalık'tı. süper lig 2015-2016 sezonu'nu 6. bitiren galatasaray'ın stoperlerinden bile daha kötü. ve bu stoperlerle hırvatistan'a, ispanya'ya yenildik diye ortalık yıkıldı adeta. spor basınımız fatih terim'e yaptıkları eleştirilerin (hatta eleştiri de değil karalama) onda birini yapmadılar şenol güneş'e ya da mircea lucescu'ya. sözde fatih terim'in basında lobisi var. duy da inanma.
  • 1302
    kokuşmuş ve mide bulandiricidir. buna bein de, trt de, ntv de dahil. seyhan şaşko'sundan ayhan akman'ina bir kişi bile cikip şenol güneş'i, kadro tercihini, euro 10 tl' yken alınan 3.2 m euro maaşa ragmne ikinci kere küme düşmemizi elestiremiyor. sanirim cumhurbaskani yasak getirmis elestiriye. halimize bak.
    fatih terim bu durumda olsa şu anda neler konuşulup yazilacakti bunu herkes biliyor. sonra niye milli takim sevilmiyor?
  • 1304
    sosyal medyada, tv kanallarında şuan akın akın perotti'nin ne kadar zeki, hızlı, teknik futbolcu olduğundan konuya girip ilgili penaltı pozisyonunu aklamak için yırtınıyorlar.

    içerisinden bir tane namuslu adam çıkıp penaltı değil diyemiyor. gerçekten bu kadar pislik, leş, aymazlık içerisinde şampiyon olsan ne küme düşsen ne. sistem baştan aşağı mide bulandırıcı. aklamaya çalıştıkları penaltı pozisyonu da bu ;

    https://streamable.com/bq0op6

    edit : daha net görüntü
  • 1306
    yeniliğe, değişime karşı olan, kaşarlaşmış tutkusu olan türk spor basını avrupa ile olan makasın açılmasının baş aktörlerinden birisidir. 15-16 sene öncesine gidelim. 2002-2003 sezonu gençlerbirliği ile başarılı bir sezon geçiren ersun yanal ligi 3. bitirmişti. 2003-2004 sezonunda ise uefa kupasında blackburn rovers, parma, sporting lizborn gibi takımları elemiş, içeride 1-0 yendiği valencia'ya deplasmanda uzatmalarda gümüş gol yiyerek 2-0 yenilmiş, 2-0 yenik duruma düştükten sonra da skoko ile gole çok yaklaşmış ve çeyrek finalin kapısından dönmüştü.

    2003-2004 sezonundan sonra 2 senedir gençlerbirliği ile güzel sezonlar geçiren o genç ersun yanal a milli takımın başına geldi. milli takımın başına geçirildikten sonra ağızlardan düşmeyen tek bir şey vardı; ''bilgisayar''. ersun yanal bilgisayar kullanıyor, oyuncuların performans verilerini bilgisayara işliyormuş. ersun yanal menajerlik oyunu oynuyormuş. o günlerde avrupalı da bilgisayarı futbolun içine yeni yeni dahil etmeye başlamıştı. ancak bizim türk spor basınımızda ersun yanal'ın teknolojiden yararlanması bir ayıp, gibi bir günah gibi lanse ediliyordu. hele bir de a milli takım maç kaybettiyse bazı kaşar yorumcularımızın dilinden bilgisayar lafı düşmüyor, adamın teknoloji kullanması ile alay edilip, bu işler bilgisayarla olmaz, burası survivor beyler burada her şey gerçek misali bilge laflar ediyorlardı. sonuç olarak osmanlı döneminde matbaanın gördüğü muameleyi türk spor basınında da ersun yanal'ın teknoloji kullanması görüyordu. o aynı gerici kafa yine hortlamıştı. osmanlı matbaayı yasaklayarak nasıl dünyanın gerisinde kaldıysa biz de teknoloji kullanımını ayıplayarak avrupa futbolunun gerisinde kaldık.

    burada mevzu ersun yanal'ın iyi ya da kötü teknik direktör olması değil. teşvik primi dağıtmış bir adam zaten kendisi. burada asıl mevzu bizim spor basınımızın teknolojiye, yeniliğe olan bakış açısıydı. yenilikle alay ettiler, hor gördüler. bir şekilde önünü kapattılar. bu durum teknolojiden yararlanmayı düşünen bir çok genç antrenörün şevkini kırmıştı. o işlerden ben anlamam ama geçmek de lazım gibi düşünen kaşar teknik direktörlere ise bildikleri yoldan gitmeleri konusunda cesaret vermişti.

    sonuç olarak basınımızın müthiş yaklaşımı sayesinde teknoloji bir kusur oldu. meydan rakipleriyle halı saha maçı gibi maç oynayan, büyük takımlardan biriyle oynarken tamamen rakibi bozmaya, sakatlamaya, oynatmamaya, süreden çalmaya oynatan o anlayışa kaldı. o teknik direktörler her zaman prim yaptı basında. ve gelinen noktada avrupalı teknolojiyi futbolun içine öyle bir entegre etti ki makası açtıksa açtı. biz ise yıllar önceki noktadayız ve adamların temposuna ayak uyduramıyoruz.
    bugün en basiti sözlükte bile abdullah avcının ağzından maç sonu topu geri kazanma süresi gibi bir laf çıkınca alay ediliyor. oysa pep guardiola barcelona ile tiki takaya altın çağını yaşatırken başarısının en büyük sırrı topu 6 saniyeden kısa sürede geri kazanmasıydı. ligimizde kendi oyununu oynamaya çalışmak yerine rakibi kilitleyecek, oyunu soğutacak, sürekli hakemi aldatmaya yönelik hareketler yapılarak oyun durdurulduğu sürece de bizim takımlarımız avrupa kupası maçlarında o tempoya ayak uyduramayacaklar. evet makas açık ama sadece maddi olarak değil. zihniyet yüzünden oyun olarak da açık ve aslında teknolojiyi ayıpladığımız, anti futbol zihniyetine itibar gösterdiğimiz gün belli olmuştu bu makasın bu kadar açılacağı.

    bana bu konuda hakemleri suçlamak biraz ucuz geliyor. evet hakemlerimiz de iyi değiller ama tek derdi rakibi kilitlemek, oyunu oynatmamak, zamandan çalmak, her ikili mücadelede faul almak için bağırarak kendilerini yere bırakan oyuncuların oynadığı bir futbolun temposuna bir hakem ne kadar pozitif katkı yapabilir ki?
  • 1310
    galatasaray'ın ezerek kazandığı bir maç sonrasında futbol kurallarına savaş açmış güruh.

    nereye baksan hakem doğru karar verdi ama bence bla bla bla bla tarzı zırvalamaları görüyorsunuz. acınası bir durum hakikaten. ulan siz twitterda taraftar hesabı mısınız ?

    umuyorum çizgilerini bozmadan aynen devam ederler. fatih hoca da sadece sahaya odaklanıp her hafta bunları futbol kurallarını sorgulatmaya devam eder.

    (bkz: 28 kasım 2020 çaykur rizespor galatasaray maçı)
  • 1311
    galatasaray korkusundan yarın bir gün diğer takımların ofsayttan atacağı gollerde "abi bu pozisyonda uygulanmasın ofsayt, futbolun ruhuna aykırı" diyebilecek insanlardan (sultani124 gibi istisnalar kaideyi bozmaz dersek) oluşan güruh.

    28 kasım 2020 çaykur rizespor galatasaray maçından sonra "kurallara göre penaltı ama bence değil" diyen insanlar var. inanılmaz. sen kimsin evladım? fifanın kurallarını boşverip bizim bilmem kim dayı böyle diyo hadi öyle uygulayalım mı diyecek hakemler? ne istiyorsunuz? manyak mısınız siz?
  • 1317
    spor medyasını düzenli olarak takip etmeye çalışan biriyim. 10 senedir düzenli olarak köşe yazılarını okumaya çalışır, görüşüme düşüncelerime çok aykırı dahi olsa her fikre önem veririm. bu sezonla ilgili fazla detaya girmeden sadece şunu söylemek istiyorum.

    herhangi bir gazetenin herhangi bir yazarının galatasaray veya fenerbahçe'nin galibiyet aldığı bir maçtan sonra yazdıklarını dikkatle okumanızı tavsiye ediyorum.

    galatasaray deplasmanda da kazansa, rakibinin serisini de bitirse mutlaka konuşulan bir hakem dosyası dikkatinizi çekecektir. bunu elbette sadece yazılı değil görsel medyada da son zamanlarda çok görüyoruz. bunu bir kenarı aldıktan sonra da rakibimiz fenerbahçe'nin isterse 2 penaltı aldığı rakibinin 1 kırmızı kart yediği bir maçtan sonra yazılanlara bakın. karşınıza çıkacak olan şey taktikler, dizilişler, fenerbahçenin baskılı ve mücadeleci oyunu, oyuncuların, teknik heyetin, yönetimin ve taraftarın şampiyonluğa inancından bahsedilecek ve son olarak fenerbahçenin ne kadar etkili bir transfer sezonu geçirdiği anlatılacaktır.

    medyanın ne söylediği ne söylemediği açıkçası beni pek ilgilendirmiyor. rakip taraftarlar zaten pembe hayallerinden zamanla uyanacak ve şubat ayını takriben başakşehir saflarını doldurmaya başlayacaktır. benim dikkat çekmek istediğim yazılı ve görsel medyada bu sene ilginç bir tavır var. taraftarlarımızdan ricam yensek de yenilsek de bu medyanın dediklerini ciddiye almamamızdır.
  • 1319
    hepsi birbirininden bok, hepsi birbirini çekemeyen, sinsilik, yılanlık peşinde koşan tiplerden oluşan camiadır.
    ama en çok mehmet demirkol, uğur meleke vb hiç çaktırmadan sinsilik yapmaya çalışanlar beni benden alıyor.
    bir kadının haysiyeti şerefi ile oynuyorlar 10 gündür aslında bir kadın demek yerine bir insan demek daha doğru. ancak bu 10 gün de bu spor basını ne yapıyor kulağının üzerine yatıyor en son bir tane dingilin ettiği laflar dolayısıyla ortalıkta sözüm ona özür gibi ama asla özür olmayan kendini aklama çabası içerisine giren tipler görüyoruz.
    bazen insanın olur olmadık yerde olur olmadık kişilere ana avrat küfür edesi geliyor da ben öyle bir insan değilim sonuçta.
  • 1321
    fenerbahçeli olanları taktik, fenerbahçeli ve galatasaraylı olmayanları maç iyiydi ya, baya bastılar ettiler falan derler. galatasaraylı geçinenleri de “ya şurada kırmızı verilebilir miydi acaba?” diye sorarken gelen hayt huyt üstüne “aa şimdi gördüm, gustavo topun sin/cos bölgesine değmiş.’” diye çark edeceklerdir.

    gerçek galatasaraylı olanlar varsa onlar da çatır çatır bu maçı bahattin şimşek bir taraftan aldı, diğer tarafa verdi derler.

    (bkz: 23 aralık 2020 fenerbahçe başakşehir maçı)
  • 1323
    bir çok konuda yalan haberler bolca çıkar, özellikle transfer haberlerinin alayı kolpadır. ancak sözleşme yenileme ile ilgili bir haberi türk spor basınının bir çok unsuru ağız birliği etmişcesine dillendirdiyse o haberin yanlış çıktığına ben bu güne kadar hiç tanık olmadım. iç transfer konusu doğru haber verdikleri belki de tek konudur.

    2 aydır türk spor basınının farklı farklı unsurları galatasaray emre akbaba'ya 1 milyon euro teklif etti, oyuncu 1.5 istiyor avrupadan teklifler var diyor şeklinde haber yapıyor. bu haber yalan olsa 2 kaynakla sınırlı kalır bu kadar yayılmazdı. ya da yalan haber bu kadar yayıldıysa ya oyuncu ya menajeri ya da kulüp mutlaka çıkıp yalanlardı. açıkçası emre akbaba ile ilgili haberlere biraz da bu yönüyle bakmak lazım ve çok ama çok büyük bir ihtimalle doğru. ama burada kim 1.5 milyon euro yazsa yalancı, iftiracı, oyuncunun ağzından söylemediği şeyleri yazıyorsunuz diye linç ediliyor.
  • 1324
    açıkçası çok takip etmiyorum ama mesut özil transferini yanlış bulan biri var mıdır diye de merak ediyorum. çünkü aynı mesut türk kökenli olmasaydı, buna müteakip acun, erdogan gibi isimlerle ilişkisi olmasaydı , mevzu fener olunca işler yine değişir ama bize geliyor olsaydı ve altyapımızda ömer faruk beyaz olsaydı, sanmıyorum ki 1 kişi bile gelsin derdi hatta vatana ihanetten dava açılırdı* şakası bi yana bi yıldır top oynamıyor, futbolu kafada bitirmiş, emekliliğe geliyor, ülke ekonomisi bu haldeyken alınır mı, gençleri kullanmıyosun gibi gibi yüzlerce eleştiri gelirdi. bu ikiyüzlülüğü göstermemiş kimler var çok merak ediyorum.
  • 1325
    falcao için yıllık maaşı 8-9 ve hatta 10 m. euro diyen bile var. hatta bunu türk lirasına çevirip öyle haber yapıyorlar. kap açıklaması 5 olduğu halde.

    olası transferi halinde mesut özil için ise 3 m. euro yıllık maaş diyorlar. kap açıklaması vs. olmadığı için de en ufak sorgulama ihtiyacı hissetmeden çok başarılı iş olduğunu anlatmaya çalışıyorlar.

    sadece bu iki transfer bile kendi tanımlarını çok net yapıyor.

    rakiplerimiz için vantilatör,
    bizim için manipülatör.

    hadi hayırlı tıraşlar...
App Store'dan indirin Google Play'den alın