• 1
    her transfer döneminde olduğu gibi bu dönemde de sıkça dillendirilen, bir oyuncunun (a diyelim) transferi için uğraşan en az 2 kulüpten (x ve y diyelim) birinin diğerine sağladığı üstünlüktür.
    aklı başında birçok insan şunu farkediyor ki, bu sözde "çalım"ların bir çoğu basının paralı kalemşörlerinin manipülasyonundan ibarettir.
    şöyle ki, aslında a'nın gideceği kulüp bellidir, x. ancak diğer kulüp (y) de ilgileniyormuş gibi bir hava oluşturularak sanki x kulübü a'yı y'nin elinden kapmış gibi gösterilir.
    lakin şu durum hep göz ardı edilir;
    bu kulüplerden y olan aldığı-verdiği ne varsa noktası virgülüne kamuoyuna açıklarken, x olan kulübün ne aldığı ne verdiği hep bir muammadır.
    lakin hepimizin, tüm kamuoyunun, hatta hatta x kulübünün de bildiği üzere şartlar eşit olduğunda, yani her iki kulüp de a oyuncusuna aynı şartları sunduğunda, hadi salt a oyuncusu ile sınırlamayalım, genelleştirebiliriz bence, aynı şartlarda sunulan tekliflerde 10 oyuncunun 7 si y kulubünü seçmezse ben de birşey bilmiyorum.
    sadede gelirsek, bir oyuncuya aynı şartları sunduğunda oyuncu diğer kulüp yerine seni seçiyorsa asıl transfer çalımı budur bence, geçmişte şu örnekleri;
    "x kulübü daha çok para vermesine rağmen ben başarıyı, kupaları seçtim" tarzı açıklamaları çok görmeme rağmen tersine pek rastlamadım desem yanlış olmaz.
    x'in tek şansı var, o da daha çok para vermek zorunda olması, zaten x kulübünün bugün burnu b.ktan çıkmıyorsa bunun temel sebebi 20 yıldır daha çok para vermek zorunda kalmalarıdır. ama bakıyoruz, akıllanmanın "a"'sı bir yana, daha da beter şekilde aynı zihniyete devam etmektedir.
  • 9
    mustafa cengiz yönetimi mevzu bahis ise pek yedikleri çalım olduğunu söyleyemeyiz. yönetim belirli ekonomik koşullar altında bir futbolcu için bonservis, imza parası, ücret skalası belirleyip buna göre teklif yapıyor. transfer çalımı adı altında büyük kulüpleri birbirine kırdırarak daha çok kazanmaya çalışan çakal anadolu kulüpleri yöneticilerine de prim vermiyor.

    kısaca yönetim diyor ki: "kardeşim ben bu x futbolcusuna bu kadar para veririm. sen bana diyorsan ki a kulübü senden şu kadar fazla veriyor, git onlarla anlaşmanı yap hayırlı olsun sana."

    son 10-15 yılda transfer çalımı adı altında giden futbolculara baktığımızda alper potuk, mehmet topuz, tarık çamdal gibi isimleri görüyoruz. bu mu şimdi çalım?

    alex de souza'yı alacaktık da fenerbahçe bizden önce ve iş bitirici bir şekilde davranıp transferi mi bitirdi?

    "aqla, qudur, zaa xd" şeklinde transfer kutlayan taraftar için önemli çalım tabi.
  • 11
    baya önemi vardır. hele bu dönemde çok önemi var. yok diyen ya kendini kandırıyor ya türk futbolunun son döneminin farkında değil. bütün büyükler menajerlerin oyuncağı olmuş. toplasan 100 kişilik oyuncu havuzunda hepsi ihtiyacını almaya çalışıyor. hatta eski oyuncularını dönüyorlar sırayla. sen bir de ffp cezan varken bonservis vermeyeceğin adamları kaptırıyorsan elin güçsüz kalıyor.

    herkes için önemli olan şampiyonluk. kimse transfer şampiyonluğunu önemsemiyor. kimse rakip taraftar ne der onu da önemsemiyor. ama kendimizi de kandırmayalım. sen transfer çalımı yiyip gidip daha iyi oyuncu alamıyorsun. bu yüzden eksi yazıyor zaten. banane fb'li 3 5 ergen senin vedat'ın yok ki demesinden. ben o lakırtıdan rahatsız değilim, vedat olmayınca aldığımız adamın toplam 20 maça çıkabilmesinden rahatsızım.
  • 12
    hiçbir önemi olmayan, içi boş bir şeydir. yaş 10 felan değilse aklı selim hiçbir insan bunu takmaz. fakat sözlükte kafasında kurdukları senaryolar üzerinden “transfer çalımı”nı çok önemseyen tipler var. türkiye’nin en başarılı kulübüyüz biz. oyuncular transfer çalımı yemiş bu gitmeyelim demez. yabancıların zaten türkiye’de tanıdığı tek kulübüz. yabancı arkadaşlarımın çoğu fenerbahçe beşiktaş’ın hangi ligde oynadığını bilmiyor ama galatasaray’ı tanıyor. bu transfer çalımı olayı aşağılık kompleksinin bir ürünüdür. sportif başarıların da galatasaray’ın gerisinde kalma sebebi budur. varsa bunu çok önemseyen mümkünse bu ezik kulüplerin taraftarı olsun. transfer çalımı yemek de benim çok mutlu olduğum bir şey keşke daha çok yesek. boş futbolcuları yüksek maliyet ile rakiplere kakalamaktır transfer çalımı çünkü. fiyat/performans dengesi diye bir şey var. buraya kross’u 30 milyon euro ile getirmek transfer başarısı değil kulübün batmasıdır mesela. he diğer topçulara da şunun göstergesidir ballı sözleşmeleri kapıp kariyerini mahvedecekler 2. sınıf takımlara gidebilir. galatasaray başarı odaklı bir kulüp. başarı elde edip değerini yükseltmek isteyen idealist futbolcular gelsin demektir bu. başarılı olacak hiçbir futbolcu para için bir yeri seçmez. kendini geliştiren futbolcular parayı seçmez. yamyam kulüplere de havadan milyonlar harcamanın alemi yok. mensah’ı aldılar diye ağlayanları, yönetimi yerenleri görünce acıyorum sadece. mensaha vereceğin 4.5-5 milyon euro’yu yarın moder’e verip alabilirsek o zaman farkı anlayacaksınız. gerçi marcao luyindama yerine de godin gelecekti felan. taraftar akıllanmıyor ne yazık ki. transfer çalımının en güzel tanımı kuş beyinlilerin aşağılık kompleksidir.
  • 13
    dünyada lemina mensah ve mhy dışında orta saha olmadığını düşünen yönetim ve taraftarların* önem verdiği hadise. yabancı bu sene hala serbest oyuncu bulamıyorsa yönetim teknik heyet ve bu transfer rekabetine giriyorsa biz taraftar olarak neden bulamıyorsunuz dememiz gerekiyor. neden mensah çalımı yediniz demeye gerek yok. o paraya futbolcu bulamamak aciklanamaz. sivas gecen sene 90 milyon tl maas bütçesiyle oynadı. bizim hayli hayli yapmamiz lazim.
  • 14
    yönetim başarısıyla doğru orantılı olandır. ne kadar çok transfer çalımı yersek o kadar doğru yoldayız demektir. yok öyle, x futbolcuya başkasına kaptırmamak için ederinin çok çok üzerinde fahiş fiyatlar vermek. o devirler geride kalmalı artık, tıpkı yıldız diye getirilen yaşı geçmiş futbolcuların devrinin bitmesi gibi.

    bankalar birliği kapıda, uefa tepede , kur farkı almis başını gitmiş. bu tür oyunlara girmemeliyiz.