• 27 eylül 1912

    ilk otomobil gezisi

    ali sami yen'in hemen her konuda öncülüğü ve yenilikleri hayatın içine taşımak konusundaki girişimciliği herkesin bildiği bir gerçekliktir. tıpkı galatasaray futbol takımını kurması ve ardından da mevcut kurumsal yapıyı pek çok spor faaliyetinin yapıldığı bir spor kulübüne dönüştürmesi örneğinde olduğu gibi.

    ali sami yen, 1912 yılında o günlerde çok az kişinin sahip olabileceği bir şeye sahipti. bir otomobile. ve bu otomobili bizzat kullanmayı öğrenecek, o günlerde arkadaşları ile gezilere çıkacaktı.

    ali sami yen'in otomobil merakı sonraki yıllarda da devam edecek, özellikle 20'li yıllarda bir dönem görev üstlendiği turing otomobil kurumundayken ilk otomobil yarışlarının düzenlenmesine ön ayak olacaktı. aktif spor yöneticiliğinden uzak durduğu son yıllarında ise, otomobillerin mekanik boyutu üzerine de yoğunlaşacak, otomobille pek çok geziye çıkarak, yurdu dolaşacaktı.

    ali sami yen'in albümündeki bu fotoğraf ise, 28 eylül 1912 günü yalova daki ilk otomobil gezisinde çekilmiş.

    http://www.galatasaray.org/...tebugun/27eylulB.jpg
  • tarihte bugün: yedi kişiyle “fenar bağçe”ye yedi gol
    ---alinti---

    bugün 12 şubat 2009. bundan tam 98 yıl önce galatasaray, union club sahasında, o dönemki adıyla “fenar bağçe”yi* 7-0 yenmişti. bu maça galatasaray 6 kişi, fenerbahçe ise 10 kişi başlamıştı. ilerleyen dakikalarda galatasaray’a bir futbolcu eklendi, fenerbahçe’den ise bir futbolcu eksildi. yani maç 7’ye 9 tamamlandı ve bu yedi kişi, kendisinden iki futbolcu fazla oynayan fenerbahçe’ye tam 7 gol attı.

    niçin takımlar eksiktiler 1911’in o şubat günü? lodos yüzünden eksiktiler. elbette lodostan daha çok etkilenen takım da galatasaray’dı. çünkü oyuncuların bir kısmı istanbul’un avrupa yakasında oturduğu için anadolu yakasına geçememişlerdi o gün, vapurlar lodoston dolayı güçlükle çalıştığı için. fenerbahçe ise bir anadolu yakası takımıydı ve futbolcularının boğaz’ı geçme sorunu yoktu. iki takımın da eksik olmasının nedeni bu işte.

    peki bu 7 golü kimler attı “fenar bağçe” kalesine? dördünü, galatasaray’ın dört numaralı kurucusu celal ibrahim atmıştı o gün. ikisini ise iki numaralı kurucu emin bülend. bir golü de bir numaralı kurucu ali sami yen atmış olsa müthiş bir şifresi daha olacaktı maçın, ama o tek gol idris’ten geldi.

    takımlar sahaya hangi kadrolarla çıkmıştılar? bununla ilgili iki farklı anlatım var spor tarihinde. birisi spor tarihçisi merhum haluk san’a ait bu aktarımların, diğeri ise halen galatasaray müzesi’nin müdürü olan ali oraloğlu’na.

    merhum haluk san’ın verdiği listeye göre galatasaray’ın kalesinde ahmet robenson oynamıştı. onun önünde de ali sami (yen), küçük ali (tamay), bekir hoca (sıtkı bircan), celal (ibrahim), idris ve emin bülend (serdaroğlu). merhum haluk san’ın verdiği listeyle, spor tarihçiliğinin duayeni cem atabeyoğlu’nun verdiği listenin aynı olduğunu belirtelim.

    galatasaray müzesi müdürü ali oraloğlu’nun verdiği listede ise kalede ali sami yen görünüyor. diğer altı oyuncusu ise ali (tamay), bekir bircan, horace armitage, celal (ibrahim), idris ve emin bülend.

    ben bu iki liste arasında sayın ali oraloğlu’nun verdiği listenin doğru olduğunu düşünüyorum. çünkü listede yer alan bazı unsurlar, bu tarihi oynayan ve yıllar sonra kendisiyle yapılan bir söyleşide bu maçı da anlatan bekir sıtkı bircan’ın anlatımıyla örtüşüyor.

    galatasaray’ın beş numaralı kurucusu bekir sıtkı bircan, güven sayın’ın kendisiyle yaptığı söyleşide bu maçı aynen şöyle anlatıyor:

    “… bir fırtınalı havada fener’le kadıköy’de maçımız vardı. vapurlar güçlükle işliyordu. çayıra vardığımızda takımda sadece yedi kişinin orada mevcut olduğunu gördük. fener’e bu maçı tehir etmemizi rica ettik; kabul etmediler. “oynamazsanız biz galibiyet seremonimizi (törenini) yaparız” dediler. kaptan emin bülend yedi kişilik takımı kurdu. o gün sakat olan ali sami’yi kaleye aldık. saha çamurlu ve berbattı. fakat bu mühim maçı, top kalemize bir kere gelmemek üzere 7-0 gibi açık bir farkla kazandık…”

    özellikle yıllar yıllar sonra yapılan sözlü aktarımlarda büyük tarihsel yanlışlıkların yapıldığı sır değil. yıllar karıştırılır, kişiler karıştırılır, olaylar karıştırılır. çünkü insan hafızası unutmakla zedeli. ancak bekir sıtkı bircan’ın bu önemli maçtan yıllar yıllar sonraki sözlü anlatımı diğer tarihi kaynaklarla da örtüştüğü, özellikle de ali oraloğlu’nun verdiği listeyi desteklediği için kıymetli.

    kalede kim vardı?

    o gün kaleye galatasaray’ın bir numaralı kurucusu ali sami yen’in geçmesi çok mantıklı. çünkü ilk takımın hafbeki (bugünkü anlamda orta saha) ali sami yen müzmin sakattı. kronik sakatlığının nedeni de, 1907 yılında kadıköy’le oynanan ve galatasaray’ın 3-1 kazandığı maçta ayağının kırılmasıydı. ali sami yen bu önemli sakatlıktan sonra bir daha futbol oynamadı. takım eksik olduğu için kaleye geçmesi bu yüzden çok mantıklı işte. (tabi bunu söylerken ali sami’nin kalede, takımın asıl kalecisi ahmet robenson’un ise savunma ya da orta sahada oynamış olabileceği ihtimalini dışlıyor değiliz.)

    galatasaray’dan bu maçta yedi gol yiyen fenerbahçe’nin o günkü maç kadrosu konusunda ise hiçbir tartışma yok. spor tarihçilerimize göre fenerbahçe o günkü maça şu kadroyla çıktı: ali sait, galip, sabri, heanny, izzi, fethi, şefkati, memiş, tevfik ve yahya. kaleci ali sait maç oynanırken sakatlandığı için sahayı terkediyor. bu nedenle fenerbahçe de 10 kişi başladığı maçı 9 kişi tamamlıyor. kaleye de sırayla geçiyor sahada kalan futbolcular.

    eğer ali sami’nin galatasaray kalesine geçtiği doğruysa, her iki takımın da maçı asıl kalecileriyle tamamlamadığını söylemek gerek. ancak hemen şu da eklenmeli ki, bu maçta fenerbahçe’nin 7 gol yemesini tek başına kalecisinin sakatlanmasına bağlamak hiç de doğru değil. 7 kişiden yenen 7 golün temel nedeni iki takım arasındaki müthiş güç farkı aslında.

    evet o günkü galatasaray gerçekten çok güçlüydü. fenerbahçe ise aynı oranda zayıf. galatasaray, konstantinopolis futbol ligi’nin son şampiyonuydu ve bu unvana, bir önceki sezon bütün maçlarını kazanarak ve sadece iki gol yiyerek ulaşmıştı. rakiplerine oranla gerçekten çok kuvvetli bir kadrosu vardı. fenerbahçe’nin kadrosu ise oldukça zayıftı. fenerbahçe kadrosu için bir anlamda eski bir galatasaraylı olan “kulaksızzade galip ve arkadaşları” deyimini kullanmak hiç de yanlış olmaz. evet, galip ve arkadaşları. çünkü o takımın en iyi futbolcusu gerçekten galip’ti (kulaksızoğlu).

    bu tarihi maçın oynandığı sezonda fenerbahçe’nin bütün maçlarını kaybederek ligi sonuncu bitirmesi de destekliyor “zayıf takım” tezini. kaldı ki aynı fenerbahçe, yine aynı sezon, ligde yer alan galatasaray’ın ikinci takımına da 5-0 yenilmişti.

    (burada bazı spor tarihçilerinin fenerbahçe’yi 5-0 yenen ekibin, galatasaray’ın ikinci takımı değil progrès adlı başka bir takım olduğunu ileri sürerler. ne ki bu tez doğru değildir. çünkü galatasaray’ın ikinci takımı progrès adını bir sonraki sezonda aldı. (fransızca “ilerleme”, osmanlıca ise “terakki” anlamına gelen progrès adı, doğrudan ittihat ve terakki’den esinlenerek konulmuştur. nitekim bu takımın adı daha sonra altınordu olarak değişecek, kulübün fahri başkanlığına da dönemin başbakanı ve ittihat ve terakki’nin üç liderinden birisi olan talat paşa getirilicekti.)

    zaten fenerbahçe tarihçisi merhum rüştü dağlaroğlu da, “fenerbahçe spor kulübü tarihi 1907-1957” adlı kitabında, fenerbahçe’yi 20 kasım 1910 tarihinde 5-0 yenen takımın galatasaray olduğunu belirterek bu konuda hiçbir tartışmaya mahal bırakmaz.

    bu “yedi kişiyle yedi sıfırlık” maç, 100 yıllık rekabet tarihinin hiç kuşkusuz şahikası, yani zirvesidir. eşsizdir, biriciktir. bir maçtan daha çok, bir darbımesel, bir menkıbedir. efsanedir.

    her iki takım da bu maçtan sonra altışar gollü galibiyetler almalarına rağmen (evet, 4 mayıs 1913’te galatasaray fenerbahçe’yi 6-0 yenmişti), hiçbir zaman yedi gollük bir galibiyete ulaşamadılar. “yedi kişiyle yedi sıfır”ı efsaneleştiren de biraz budur.

    galatasaray kendi mütevazılığı içinde bu maçı hiçbir zaman öne çıkarmadı, çıkarmıyor. ama bu, “yedi kişiyle yedi sıfır”ın unutulduğu anlamına gelmesin. “yedi kişiyle yedi sıfır”, camianın kollektif belleğinde çok önemli bir anı ve miras durumunda. hiç unutulmadı. unutulmayacak da.

    nereden biliyoruz bunu? 23 şubat 1936’da oynanan ve fenerbahçe’nin 6-1 galibiyetiyle biten maçta aslan nihat’ın henüz çok toy olan 18 yaşındaki gündüz kılıç’a gürlemesinden. o maçın sonlarında, galatasaray 6-1 gerideyken elleri belinde maçı seyreden genç gündüz kılıç’a sormuştu aslan nihat, “niçin koşmuyorsun” diye. ve gündüz kılıç’tan duyduğu “galibiyet için ümidimiz yoktur” yanıtı karşısında da çok kızmıştı aslan nihat. “abilerimizin rekorunu onlara kırdırmayacağız” diye kükremişti genç futbolcuya.

    aslan nihat’ın “kırdırmayacağız” dediği rekor bu rekordu işte. yedi kişiyle yedi gol rekoru. “abilerimiz” dediği ise celal ibrahimler, emin bülentler, idrisler, bekirler, aliler’di.

    işte o rekor bundan tam 98 yıl önce bugün kırıldı. o halde söylemenin vaktidir gür bir sesle, o “abilerimizi” rahmet ve saygıyla anarak: bugün bayram çocuklar.

    * fenerbahçe’nin ilk isminin ve okunuşunun “fener bağçe” olduğu sır değildir. ancak “fener” diye bilinen kelimenin aslında “fenar” diye yazıldığına dikkatimi prof. dr. sait naderi çekti. “fenar bağçe”nin ne zaman “fenerbahçe”ye dönüştüğü güzel bir inceleme konusu aslında. okumadım ama belki bu sorunun yanıtı “asr-ı fener”de veriliyordur.

    ---alinti---
    kaynak: http://gayin-sin.net/...ar-bagceye-yedi-gol/
  • 20 ekim 1993

    manchester zaferi

    ilk turda irlanda’nın cork city takımını eleyen galatasaray’ın rakibi ikinci turda ingiltere’nin manchester united takımı olmuştu. galatasaray, united ile eşleştiğinde futbol kamuoyu galatasaray’ın fazla şansının olmadığı yönünde kanaat belirtmişti. ancak 20 ekim 1993 günü oynanan maçta galatasaray, maçın başında 2-0 geriye düşmesine rağmen maçı çevirmeyi başaracaktı.galatasaray o gece arif erdem’in jeneriklik şutu ve kubilay türkyılmaz golleriyle sahadan 3-3’lük beraberlikle ayrılmıştı. bir başka ifade ile o gece ilk defa bir türk takımına şampiyonlar lig’nin kapıları açılıyordu.

    http://www.galatasaray.org/...ih/tarihte_bugun.php
  • 21 ekim 2003

    olympiakos ile ilk resmi maç

    23 ekim 2008 perşembe günü uefa kupası'nda karşılaşacağımız yunan temsilcisi olympiakos ile daha önce ilk resmi maçımızı 21 ekim 2003 tarihinde şampiyonlar ligi d grubu'nda yapmış, atatürk olimpiyat stadyumu'nda oynanan ve 1-0 galip geldiğimiz maçta golümüzü 9. dakikada cihan hapolatlı atmıştı. galatasaray 31 temmuz 2002'de, ilk defa hizmete sunulan atatürk olimpiyat stadyumu'nun açılış maçında da yine olympiakos ile karşılaşmış maçtan berkant göktan ve arif erdem'in golleriyle 2-0 galip ayrılmıştı. 2003 yılında şampiyonlar ligi'nde oynadığımız maçın rövanşında karaiskakis stadyumu'nda oynanan maçtan 3-0 mağlup ayrılmıştık.

    şampiyonlar ligi d grubu 3. maçı
    atatürk olimpiyat stadı

    hakemler
    urs maier, martin iseli, franceso buragino, roland beek

    galatasaray
    mondragon, bülent, de boer, arif, batista, hakan şükür, ayhan, cihan, cesar prates, sabri, ergün yedekler: hakan ünsal, petre, suat

    olympiakos
    bucek, veneditis, karembeu, stoltidis, castillo, giovanni, djorcevic, mavrogenidis, antzas, pantos, anaolakis yedekler: kfes, georgiadis, tatsis

    sarı kartlar
    ayhan, prates, hakan şükür (galatasaray), castillo, stoltidis, giovanni (olympiakos)

    (bkz: 21 ekim 2003 galatasaray olympiakos maçı)

    http://www.galatasaray.org/...ih/tarihte_bugun.php
  • izmir denizgücü’nü eledik

    1968-1969 sezonunu şampiyon olarak tamamlayan galatasaray, bir sonraki sezona da iddialı girmişti. ancak ligde aradığını bulamayan galatasaray, o yıllarda favorisi olduğu türkiye kupası’nın ilk turundaysa izmir denizgücü takımıyla eşleşmişti. 1967 yılında başbakanlık kupası finali oynayan, 1968 yılında ise başbakanlık kupası’nı kazanan izmir denizgücü takımı tamamen asker futbolcu ve teknik adamlardan oluşmaktaydı. böylesi bir kupayı kazanan tek amatör takım olan izmir denizgücü’nü galatasaray ilk maçta deplasmanda 1-0 yenecekti. galatasaray, 22 ekim’deki rövanş maçını ise biraz zorlanarak da olsa 1-0 kazanacak ve bir üst tura geçen taraf olacaktı. bu maçta galatasaray’ın tek golünü ise feridun öztürk atacaktı. izmir denizgücü sonraki sezonlarda eski gününden uzaklaşarak, kupalarda büyüklere korkulu rüya yaşatan takım hüviyetini kaybedecekti.

    http://www.galatasaray.org/...ih/tarihte_bugun.php
  • 23 ekim 1985

    derwall feldkamp'a karşi

    1984-1985 sezonunda türkiye kupası kazanan galatasaray, 1985-1986 sezonunda avrupa kupa galipleri kupası'nda mücadele etme hakkını kazanmıştı. ilk turda polonya'nın w. lodz takımını eleyen galatasaray ikinci turda batı almanya'nın b. uerdingen takımıyla eşleşmişti.

    o yıllarda galatasaray'ın teknik direktörü efsane hoca jupp derwall'di. b. uerdingen'in başında ise daha sonra iki kez galatasaray'da görev alacak olan karl heinz feldkamp vardı.
    derwall'li galatasaray ile feldkamp'lı b. uerdingen 23 ekim 1985 günü karşı karşıya gelecekti. rövanşı kasım ayında oynanan iki maçın sonundaysa tur atlayan taraf alman ekibi olacaktı. ama bu maçlar serisi iki ünlü alman teknik adamı karşı karşıya getirme açısından ilginç bir eşleşme olacaktı.

    http://www.galatasaray.org/...ih/tarihte_bugun.php

    (bkz: 23 ekim 1985 bayer uerdingen galatasaray maci)
  • 26 ekim 1999

    hertha’yi devirdik: 1-4

    1999-2000 sezonunda şampiyonlar ligi’nde umutlar tükenmişti. hatta gruptaki puan durumuna göre galatasaray’ın üçüncü olup uefa kupası’na gitmesi bile zor görünüyordu. son iki maç hertha berlin ve milan’la oynanacaktı. bu iki maçta alınacak skorlar galatasaray’ın avrupa’daki mücadelesine şekil verecekti.

    galatasaray, bu koşullar altında çıktığı berlin deplasmanında mutlak kazanmak ve rakiplerinin alacağı sonuçları beklemek zorundaydı. berlin’deki maçta rakibi karşısında 1-0 mağlup duruma düşen galatasaray özellikle ikinci yarıda açılacak ve fırtına gibi eserek maçı 4-1 kazanacaktı. gollere ise hakan şükür, tugay kerimoğlu ve okan buruk imza atacaklardı. aynı gün oynanan maçta milan sahasında chelsea ile berabere kalınca galatasaray için son milan maçını kazanması halinde uefa kupası’na devam etme şansı da doğacaktı.

    bu arada hertha maçından akıllarda bir de tugay’ın attığı golün ardından yaşadığı ilginç sevinç manzarası kalacaktı.

    http://www.galatasaray.org/...ih/tarihte_bugun.php

    (bkz: 26 ekim 1999 hertha berlin galatasaray maci)
    (bkz: 26 ekim 1999 ac milan chelsea maçı)
  • http://www.galatasaray.org/...ih/tarihte_bugun.php

    03 kasım 1993

    ilk kez şampiyonlar ligi’ndeyiz

    galatasaray, şampiyonlar ligi elemelerinin ilk turunda biraz da zorlanarak irlanda’nın cork city takımını elemişti. ikinci turdaki rakip ise ünlü futbol markası (bkz: manchester united) idi.

    deplasmandaki ilk maç tarihlere geçen bir maç olmuş ve galatasaray, 3-3’lük beraberlikle sahadan ayrılmıştı. istanbul’daki maç bu nedenle daha da büyük önem kazanmış, tüm avrupa medyasının ilgisi de bu maça yönelmişti.

    galatasaray maça, hayrettin demirbaş, falco götz, reinhard stumpf, bülent korkmaz, yusuf tepekule, arif erdem, tugay kerimoğlu, suat kaya, hamza hamzaoğlu, hakan şükür ve kubilay türkyılmaz onbiriyle çıkmıştı.

    galatasaray bu maçta arkasına aldığı seyirci desteğiyle rakibi karşısında cesur bir futbol oynamış ve pek çok da gol pozisyonu bulmuştu. bu pozisyonları gole çeviremese de sarı kırmızılılar sahadan 0-0 beraberlik ile ayrılarak şampiyonlar ligi’ne giren ilk türk takımı olmuşlardı.

    maç esnasında united’in ünlü fransız yıldızı eric cantona’nın ortamı germek için yaptığı çirkinlikler de ingiliz ekibine yetmemiş ve kupaya istanbul’da veda eden taraf olmuşlardı.

    galatasaray, tarihinde ilk kez (bkz: şampiyonlar ligi)’ndeydi. bunu başaran ilk türk takımı olmuştu. sevinç ve coşku çok büyüktü. bugün bile gururla hatırlanacak türden....

    (bkz: 3 kasim 1993 galatasaray manchester united maci/@zizonkovac)
  • --- alinti ---
    neuchatel xamax zaferi

    galatasaray 1988-1989 sezonunda bir önceki sezonun şampiyonu olarak şampiyon kulüpler kupası’nda mücadele etti. ilk turda avusturya’nın rapid wien takımını 1-2 ve 2-0’lık skorlarla eleyen galatasaray’ın ikinci turdaki rakibi ise isviçre temsilcisi neuchatel xamax’tı. 28 ekim 1988 tarihinde oynanan ilk maçta ilk yarı çok başarılı bir oyun ortaya koyan takımımız, ikinci yarının başında 1-0 mağlup duruma düşmüş, ardından da son dakikalara girilirken iki golü daha kalesinde görerek karşılaşmadan 3-0 mağlup ayrılmıştı.

    9 kasım 1988 tarihinde istanbul’da oynanan ikinci maçta yaklaşık 40 bin taraftar ali sami yen tribünlerindeki yerini almıştı. bu maçta galatasaray sahaya çıkarken alışılageldiği parçalı sarı-kırmızı formasını giymemişti. kırmızı-beyaz forma ile sahaya çıkan galatasaray maça da hızlı başlamış, karşılaşmanın ilk yarısını, 19. dakikada uğur tütüneker’in attığı golle 1-0 önde kapamıştı. fakat tur için daha üç gole ihtiyaç vardı.

    ikinci yarının 52. dakikasında tanju çolak ile bir gol daha bulan galatasaray, 2-0 öne geçmişti. tur için umutlar artarken, 68. dakikada yan hakemin kafasına tribünlerden atılan bozuk paranın gelmesi oyunun uzun bir süre durmasına sebep olmuştu. bu olay daha sonra çok daha büyük sorunlara yol açacaktı. olayların ardından galatasaray, 77. dakikada uğur’un golüyle maçı uzatmaya götürecek skoru yakalamıştı. karşılaşmanın son 10 dakikasına girilirken galatasaray, 83 ve 87. dakikalarda tanju çolak ile iki gol daha bularak karşılaşmadan 5-0 galip ayrılmış ve çeyrek finale kalan taraf olmuştu.

    başlı başına unutulmazlar arasına giren bu maçın iki ayrıntısından biri levent özçelik’in radyodaki coşku dolu anlatımı; bir diğeri de maç sonrası yaşananlar olmuştu. maçı takip eden günlerde, uefa’nın maçta çıkan olaylar nedeniyle galatasaray’ı hükmen mağlup sayma olasılığı gündeme gelmişti. isviçrelerin yaptığı itiraz sonuç bulmamış, o günlerde kulübün tuttuğu alman avukat reinhard rauball ve kulübün çabaları ile galatasaray masadan da zaferle kalkmıştı.

    galatasaray o sezon yarı finalde monaco’yu da kupanın dışına itmiş ve şampiyon kulüpler kupası’nda yarı final oynamıştır. türk futbol tarihinin o gün kadar ki en büyük başarısı olan bu gelişme, günümüzde de en büyük futbolumuzun en büyük başarılardan biri olarak gösterilir.

    galatasaray 5 - neuchatel xamax 0
    zoran simoviç, ismail demiriz (bülent korkmaz), erhan önal, semih yuvakuran, cüneyt tanman, metin yıldız, uğur tütüneker, cevat prekazi, savaş koç (arif kocabıyık), mirsad kovaçeviç, tanju çolak
    yedekler: hayrettin demirbaş, ilyas tüfekçi, muhammet altıntaş
    teknik direktör: mustafa denizli
    --- alinti ---
    http://www.galatasaray.org/...ih/tarihte_bugun.php
  • --- alıntı ---

    23 nisan 1920

    galatasaray hokey'de şampiyon oldu

    geçen yüzyılın başında sportif faaliyetlerine futbolla başlayan kulüpler kısa zamanda popüler pek çok spora da el atmışlardı. çim hokeyi bunlardan birisiydi. büyük kulüplerin oluşturdukları takımlarla aralarında özel maçlar yaparak başlattıkları bu süreç, bir müddet sonra bir lig organizasyonun oluşturulmasıya yeni bir şekil almıştı.
    galatasaray’ın en başından beri yer aldığı bu ligde şampiyonluğa ulaşması ise 1920 yılında gerçekleşecekti. özel kıyafetlerin ve spor aletlerinin gereksinim duyulduğu bu zor sporda eldeki mütevazı imkanlarla şampiyon olmak hiç de kolay değildi. hele çoğunluğunun kadrolarını ingilizlerin ve fransızların oluşturduğu rakiplere karşı elde edebilmek hiç de kolay değildi. sonraki yıllara kamuoyunun ilgisini kaybederek gündemden düşen hokey sporundaki bu başarı galatasaraylıların modern sporlara verdikleri önemi göstermesi açısından da dikkat çekici olmuştu.

    http://www.galatasaray.org/...tebugun/23nisanb.jpg

    --- alıntı ---

    *
  • --- alıntı ---

    01 ağustos 1996

    hagi imzayı attı

    gheorghe hagi 5 şubat 1965’te dünyaya geldi. futbolculuğu döneminde karpatların maradonası olarak tanındı. türk futbol kamuoyu ise onu gerçek anlamda ilk kez 1989 yılında avrupa şampiyon kulüpler kupası’nda steau bükreş formasıyla galatasaray’a karşı oynarken tanıdı. 1983 yılında 18 yaşındayken yer aldığı romanya millî futbol takımı’nın formasını 1984, 1996 ve 2000 yıllarında 3 avrupa futbol şampiyonası ve 1990, 1994 ve 1998 yıllarında 3 dünya kupası da dahil olmak üzere toplamda 125 kere giydi. milli maçlarda tam 35 gol attı. ülkesi romanya’da 6 kez yılın futbolcusu ve son olarak da yüzyılın futbolcusu seçilen hagi, ülkesi dışında ispanya’da real madrid, barcelona ve galatasaray'da da oynadı. italya’da futbol kariyerinin sona ermek üzere olduğu sanılan bir sırada 1996 yılında galatasaray’a transfer olarak adeta ikinci baharını yaşadı. galatasaray ile 4 lig şampiyonluğu yaşarken uefa ve süper kupaları kazanan kadroda yer aldı. mevki olarak orta sahanın ortasında,
    ileriye dönük orta saha, ve sol kanat oyuncusu olarak görev yapan hagi, yer yer forvet mevkiinde de top koşturdu. 2004-2005 sezonunda galatasaray’da teknik direktörlükte yapan hagi, bütün bu yönleriyle sarı kırmızılı tarihte hiç şüphe yok ki, kendisine müstesna bir yer edindi. elimizdeki gazete kupürü hagi’yi 1996 yılında o zamanki yöneticiler özhan canaydın ve ergun gürsoy ile birlikte kendisini galatasaraylı yapan sözleşmeye imza atarken gösteriyor.

    http://img517.imageshack.us/...7/1984/1agustosb.jpg
    --- alıntı ---
  • --- alıntı ---

    04 ağustos 1985

    fatih terim futbola veda etti

    galatasaray’a 1974-1975 sezonunda adanademirspor’dan gelmişti. her mevkide oynayabilen bir futbolcuydu. ancak yıllar içinde galatasaray defansının değişmez adamı oldu. 5 numaralı forma ve libero mevkii ile adeta özdeşleşti. 11 yıl boyunca formasını giydiği galatasaray’la şampiyonluk yaşamaksa kısmet olmadı.
    ve 1985 yılında aktif futbol yaşamına noktayı koydu. fenerbahçe stadı’nda yapılan jübilesi ise eşi benzerine az rastlanır tarzda bir organizasyon oldu. 30 bin civarında seyircinin izlediği jübile maçı için fatih terim sahaya helikopterle indi. başta ibrahim tatlıses olmak üzere sarı kırmızı forma giymiş birçok sanatçı konserler verdi.
    ve ardından oynanan maçta galatasaray trabzonspor’u 1-0 yendi. fatih terim aktif futbol yaşamına o gün nokta koydu. ama futbol için büyük bir parantez açmayı da ihmal etmedi. o parantezin içine uefa kupası şampiyonluğundan milli takımla avrupa 3.’lüğüne değin her ne varsa yazdı. belli ki, bundan sonrada yazmaya devam edecek

    --- alıntı ---

    http://www.galatasaray.org/...rihtebugun/4aguB.jpg
  • 14 mayıs 2006..

    melih gümüşbıçak, ağlamaklı seslerle..

    "bu arada, denizli'den gol haberi geliyor!..denizli'de, denizlispor 1-0 öne geçiyor..ali sami yen, bayram yerine dönüyor!.."

    denizli'den gol haberinin gelmesinin ardından, çıkan sesten, necati'nin topu kaybedişi, hasan şaş'ın, emre aşık'ın, mondragon'un başta olmak üzere, denizli'den hol haberinin gelmesinden sonra, maç oynandığı anlardaki sevinçleri, tepkileri.. hakemin şaşkınlığı, tribünde ağlayanlar, melih gümüşbıçak'ın kendine hakim olamayışı..

    maçın sona ermesinin ardından, televizyon arama çabaları, tribündekilerin radyolarla, telefonlarla haber arayışı..

    ardından,

    takımın, denizlispor maçını tribündekilerle birlikte, numaralı'da izleyişi..

    emre aşık'ın, volkan'ın, ve diğerlerinin hep bir ağızdan haykırışları, hakeme tepkileri..

    gerets'in, 16. dakikanın sonlarına doğru farkında olmadan parmaklarını camın arasındaki boşluğa sokmaya çalıştığı an'lar..

    ümit karan'ın, hakan şükür'ün, hasan şaş'ın son 16 dakikayı izlememeyi tercih edişleri, tepkileri..

    hakan şükür ile hasan şaş'ın kucağındaki çocuklarla zamanı geçirme çabaları..

    ve.. ve..

    bitmek bilmeyen, 16 dakikanın nihayetinde sona ermesi..

    sevinç çığlıkları..

    mutluluğun resmi..

    hasan şaş'ın, mondragon'a "mondiiii, mucize bu mondii.." diye hitap edişi..

    törenden önce, sahaya çıkmadan takımın söylediği, daha sonra saha içinde de sabri ile hasan şaş önderliğinde başlattığı 'cim bom bom'un arması da aslanların karması.." tezahüratı..

    tribünlerle karşılıklı, "gerçekleri tarih yazar" tezahüratı..

    adnan polat'ı, tribünlerin sevgilisi yapan olay belki de, 20:45..

    "bütün stat, saat kaç?? denizliden duyulsun.."

    vesaire.. vesaire..

    5 yıl geçmiş üzerinden, halbuki daha dün gibi..

    14 mayıs, kutlu olsun..

    http://jaimelesport.blogspot.com/...05/14-mays-2006.html
  • --- alıntı ---

    ilk müze açildi

    galatasaray’ın ilk kulüp lokali moda’da 1916 yılının mayıs ayında açılmıştı. lokalin açılmasının ardından da ali sami (yen) bey’in öncülüğünde ilk galatasaray spor kulübü müzesi de oluşturulacaktı. müzenin ilk sergilenen ürünleri çoğunlukla denizciliğe yönelik malzemelerdi.. ali sami bey, yaşlı bir denizciden aldığı çapa’yı müzeye koyacak hemen ardından da onun yanına o güne kadar toplamış olduğu malzemeleri koyacaktı.
    ali sami bey, bir müddet sonra müzeye evindeki sporla ilgili resimleri ve diğer malzemeyi de getirecekti. ve en son olarak bu malzemenin arasına o güne değin kazanılmış kupalar da eklenerek, galatasaray müzesi o günün koşullarında tamamlanacaktı. ta ki, 1918 yılına değin.
    istanbul’un yabancı kuvvetler tarafından işgali ve galatasaray kulübünün moda’daki binasına el konması üzerine lokal kapanacak ve oluşturulan müzedeki tüm malzeme de liseye gönderilecekti.

    http://www.galatasaray.org/...rihtebugun/3hazB.jpg

    --- alıntı ---
  • (bkz: 2 mart 1991 manchester united everton maçı)

    35. dakikada sakatlanan denis irwin'in yerine, bir süre daha geçici olarak taşıyacağı 14 numaralı formasıyla, manchester united adına ilk kez sahaya çıkıyordu.

    o maçı izleyenlerin muhtemelen hiçbiri, o 17 yaşındaki gence, 21 yıl aradan sonra bu kadar saygı duyacağını düşünmemişti.

    (bkz: ryan giggs)

    http://www.youtube.com/watch?v=Rp3EdBSrqzE
  • --- alıntı ---

    15 mayıs 1988

    galatasaray 8. kez şampiyon

    1986-1987 sezonunda inanılmaz bir mücadele sonunda beşiktaş’ın önünde şampiyon olan galatasaray bir sonraki sezona kadrosunu güçlendirerek girmişti. başta tanju çolak gibi bir golcü olmak üzere şampiyon kadroyu üst düzey futbolcularla takviye eden galatasaray’ın o sezondaki teknik patronluğunu ise mustafa denizli üstlenmişti.
    derwall’in danışman sıfatıyla kenara çekildiği bu sezonda galatasaray daha ligin başından itibaren liderliği ele almış ve kimi zaman kendisini zorlamaya çalışan beşiktaş ve o yılın flaş takımı malatyaspor’a rağmen sezonu çok rahat bir şekilde şampiyon olarak tamamlamıştı. 34 hafta üzerinden oynanan ligin bitimine iki hafta kala 15 mayıs 1988 günü istanbul’da oynanan karşıyaka maçı ligin de finali olmuştu. tanju çolak ve cevat prekazi’nin golleriyle sahadan 2-0 galip ayrılan galatasaray 8. kez şampiyon olmuştu. tanju çolak da avrupa gol kralı...

    --- alıntı ---

    http://www.galatasaray.org/...n.php?frm_date=05-15
  • --- alıntı ---

    20 mayıs 1886

    ali sami yen dünyaya geldi

    ünlü dilbilimci ve edebiyatçı şemsettin sami’nin oğlu olan ali sami, 20 mayıs 1886 günü istanbul kandilli’de dünyaya geldi. babası şemsettin sami bugün yunanistan sınırları içinde yer almakta olan yanya şehrinde dünyaya gelmiş daha sonra memurluk göreviyle istanbul’a yerleşmişti .1886’da dünyaya gelen oğlu ali sami’yi de iyi bir eğitim alması amacıyla galatasaray lisesi’ne vermişti.

    galatasaray lisesi’nden 1906 yılında mezun olan ali sami yen, öğrenciliği esnasında bir grup arkadaşıyla ingilizler gibi futbol oynamak ve türk olmayan takımları yenmek amacıyla bir futbol takımı kurmuştu. belki o günlerde kendisi de bu denli gelişip büyüyeceğini ve tüm ülkeye kök salacağını düşünmese de, sarı kırmızılı bu takım kısa zamanda büyük başarılara imza atarak, türkiye’nin önde gelen markalarından biri olacaktı.
    doğum günün kutlu olsun ali sami yen. ve çok yaşa galatasaray...

    --- alıntı ---

    http://www.galatasaray.org/...ih/tarihte_bugun.php
  • --- alıntı ---

    22 mayıs 1988

    tanju çolak yeni kral

    1987-1988 sezonunda galatasaray favori olarak başladığı ligi sonunda şampiyon olarak kapamayı da başarmıştı. 3 puanlı sistemin uygulandığı ligde şampiyonluğa 90 puanla ulaşan galatasaray en yakın takipçisi beşiktaş’ı 12 puan geride bırakarak şampiyon olmuştu.
    ancak o sezonu daha da renklendiren gelişme galatasaray’ın şampiyon olması kadar tanju çolak’ın 39 golle metin oktay’ın kırılmaz sanılan rekorunu kırarak yeni gol kralı olmasıydı. tanju çolak attığı 39 golle sadece türkiye’de gol kralı olmakla kalmamış aynı zamanda o sezon avrupa gol krallığı unvanını da kazanmıştı.
    tanju çolak’ın metin oktay’ın rekorunu kırdığı maç ise 22 mayıs 1988 günü deplasmanda oynanan adana demirspor maçı olmuştu. galatasaray’ın 5-0 kazandığı bu maçta iki gol atan tanju o gün gol sayısını 37’den 39’a çıkarmıştı. artık yeni kral tanju çolak’tı.

    --- alıntı ---

    http://www.galatasaray.org/...n.php?frm_date=05-22
  • --- alıntı ---

    29 mayıs 1936

    galatasaray ile güneş birleşecek mi?

    1933 yılında başını yusuf ziya öniş’in çektiği 60 kadar galatasaraylı yönetimle anlaşmazlığa düşerek kulüpten istifa etmişler ve ateş-güneş adıyla yeni bir kulüp kurmuşlardı. sahip olduğu maddi imkanları ve siyasal destekle kısa zamanda başta futbol olmak üzere tüm spor branşlarında etkin bir kulüp haline gelen güneş ile galatasaray arasında kimi dönemlerde birleşme için görüşmeler de yapılmıştı.
    bu birleşmelerden biri ve belki de o günlerde kamuoyunda en dikkat çekeni 29 mayıs 1936 yılı günü yapılmıştı. toplantının ardından yusuf ziya öniş iki kulübü tek çatı altında birleştirecek yeni bir tüzük hazırlama işini üstlenmişti. yapılan toplantılarda iki kulübün en kısa zamanda kongrelerini toplayıp birleşme sürecini başlatmaları da karara bağlanmıştı. yine aynı günlerde iki kulüp arasında yakınlaşmayı sağlamak amacıyla galatasaray ile güneşli oyunculardan oluşan muhtelit (karışık) bir takım oluşturularak maç yapılmış, bir anlamda taraftarın da bu yeni duruma alışması amaçlanmıştı. ne var ki, bütün bu hazırlıklara ve birleşme yolunda atılan adımlara rağmen, süreç iki taraftan da gelen tepkiler nedeniyle kesilmişti. birleşme çabalarının yarım kalması aynı zamanda 1936 yılının ilk yarısında iki kulüp arasında ortaya çıkan yumuşama döneminin de sona ermesine sebep olacaktı.
    elimizdeki fotoğraf 29 mayıs 1936 tarihinde hasnun galip’teki kulüp merkezinde bir araya gelen galatasaraylıları ve güneşlileri gösteriyor.

    --- alıntı ---

    http://www.galatasaray.org/...n.php?frm_date=05-29
  • 05 temmuz 1964

    --- alıntı ---

    galatasaray yüzme okulu açildi

    kuruçeşme’deki ada 1957 yılında galatasaray’a kazandırılmıştı. bebek’teki lokalin biraz da acele bir biçimde buraya taşınmasıyla da aynı yıl içinde denizcilik şubesi olarak faaliyete geçmişti. adanın modern tesislerle donatılması ve sosyal tesis olarak kullanıma daha uygun hale getirilmesiyse 60’lı yıllarda olacaktı.
    1964 yılına gelindiğinde ise adada türkiye’nin ilk yüzme okulu açılacaktı. burada ilkokul çağından itibaren belirli yaş kategorilerindeki çocuklara yüzme eğitimi verilecekti. sporun yanısıra bu okulda çocukların sosyal yanlarını geliştirebilmeleri için tiyatrodan, müziğe değin pek çok konuda eğitilmeleri de sağlanacaktı. ayrıca düzenli ve disiplinli bir yaşam biçiminin hayata tarzı olarak öğrencilere kazandırılması için bu okulda kişisel gelişime yönelik pek çok etkinlikte uygulamaya konulacaktı.
    bütün bunların sonuçları ise sonraki yıllarda galatasaray’ın buradan yetişen yüzücülerle zirvedeki rakipsiz konumu olacaktı.

    --- alıntı ---

    http://www.galatasaray.org/...n.php?frm_date=07-05
  • 25 ağustos 2000

    süper kupa bizim

    --- alıntı ---

    siyah beyaz televizyon zamanlarından başlayarak böylesi kupa finallerini hep televizyon ekranlarından izlemiştik. o zamanlar bize çok uzak görünürdü bu finaller. sadece seyirlikti bizler için. türk takımları için avrupa kupaları demek katılmanın zorunlu olduğu bir formaliteydi sanki. ilk turda elenmek çok normaldi. kazara bir tur geçmek ise büyük bir zafere bedeldi. ve hepsi de bu kadardı. taki, galatasaray, türkiye’de bir futbol devrimini başlatana kadar. taki, bu gidişi hiç kimse inanmazken tek başına değiştirene kadar.

    80’li yıllarda ilk işaretleri verilen bu süreç önce 17 mayıs 2000’de kopenhag’da uefa kupası’nın kazanılmasıyla bir büyük aşama kaydedecekti. ardından da o senenin şampiyonlar ligi sahibi real madrid’i süper kupanın finalinde devirerek zirveye varacaktı. galatasaray normal süresi 1-1 biten maçta uzatmada altın golle real’i devirecek ve süper kupa’nın sahibi olacaktı. artık kupa bize çok yakındı. müzemizdeydi. bizimdi...

    --- alıntı ---

    http://www.galatasaray.org/...n.php?frm_date=08-25
  • 14 aralık 1999 pendikspor fenerbahçe maçı sonrası dereağzı tesislerinde fenerbahçe taraftarları, pek çoklarına göre aziz yıldırım'ın emriyle, takımın yıldızı rüştü reçber'i arabasının içindeyken dövmüştü. türkiye futbol tarihinin en utanç verici anlarından biri olan bu olay hiçbir zaman aydınlatılmadı. bu skandalın fenerbahçe'de olmasıysa bir tesadüf değildi elbette.

    https://www.youtube.com/watch?v=ZTDEFVRKo0E