• süper lig’de önümüzdeki 5 maç şu şekilde,

    galatasaray - trabzonspor
    kasımpaşa - galatasaray
    galatasaray - akhisarspor
    erzurumspor - galatasaray
    galatasaray - antalyaspor

    bu 5 maç arasında 2 türkiye kupası ve 2 de avrupa kupası maçı oynayacagiz.

    ne olursa olsun şu 5 maçtan minimum 13 puan toplamamız, hatta 5'te 5 yapmamız lazım.

    maç maç giderek kimseye bakmadan toplayabildigimiz en yüksek puanı toplamamız lazım.

    3 maç içeride 2 maç dışarıda. dışarıda olan maçların birisi kasımpaşa ile istanbul'da. bir tek erzurum'a gideceğiz.

    o zamana kadar da transferlerimizin birbirine uyumu yükselecek ve daha iyi bir takım olacagimiza inancım tam.

    - 10 şubat 2019 günü trabzon'u zaten asy'nin cimlerine gömmezsek bize yazıklar olsun.

    - kasımpaşa ile istanbul'dayiz. diagne'leri de yok artık. motivasyonlari da düştü bir zahmet yenelim.

    - içeride akhisar'a puan bırakırsak konuşacak şeyimiz yok.

    - küme hattindaki erzurum deplasmanı en zor olanı. kaybetmeden dönmek önemli ama biraz günümüzde olursak neden kazanmayalım? buradaki 3 puan ekstra 3 puan olur ve bu ekstralara ihtiyacimiz var.

    - yine antalya ile içeride. artık içeride puan kaybı düşüncesini aklıma getirmiyorum.

    al 15'i şampiyon ol!

    17'de 17 yapacak halimiz yok, ne bizim ne de ibfk'nın.

    kimse moral bozmasın. 25. haftaya kadar farkı azaltabilirsek sonra zaten şampiyonluk baskısı hissedilmeye başlar. yeter ki kopmayalim. unutulmasin 33. haftada evimize gelecekler. yendigimizde ikili averaj üstünlüğü de bize geçecek yani 3 değil aslında 4 puanlık maç. oraya kadar daha çok maç var. bu yol şampiyonluk yolu!

    (bkz: hedef 22)

    (bkz: kon2antra2yon)

    sen şampiyon olacaksın!
  • tarihimizin en kritik sezonlarindan biri olarak gordugum sezon. bu sene sampiyon olmak demek fenerbahce'yi fedanin icine atmak demek, besiktas'in toparlanmak icin son umutlarini bitirmek demek. cok muhtemel bu 2 takimin ffp nedeniyle ciddi kisitlamalar belki de men yemeleri demek. ligin juventus'u, munih'i olmak icin ilk adimi atmak demek.
    bu sene sampiyon olamadiktan sonra cl ceyrek finalinin, uefa finalinin vs. hic bir onemi yok. mehter takimi gibi 2 ileri 1 geri gitmekten ben artik biktim. bu sene sampiyon olursak onumuzdeki 2 3 yilda transfer yapabilen tek takim biz oluruz.
    lutfen onu, bunu elestirmeyi 1 senelik birakalim. takimin hocaligini hocamiza, yonetimini yonetimimize birakalim. genc oyuncu cikmiyorsa varsin cikmasin. elimize rakiplerimizi batirmanin bu kadar ciddi bir firsati geldiyse her seyi bir kenara birakip tamamen pragmatist davranip lig sampiyonluguna odaklanalim. bu sene sampiyon olursak ileriki yillarda avrupa basarisi icin de genc oyuncu yetistirmek icin de bol bol firsatimiz olacak. cl'de 2. turu oynayabilmek icin ligi birakip kendini krizin ortasina atan besiktas ornegi var onumuzde.
    her sey yalan bu sezon lig sampiyonlugu tek gercek.
  • 12. hafta maçları sonrasında çok ilginç bir puan tablosuna sahip olan sezon. beşiktaş 18 puanla 7., fenerbahçe ise 13 puanla 12. durumda.

    tarihte 18 takımlı lige başlanmasından beri 12. hafta puan durumlarını inceledikten sonra bazı özel durumlarla karşılaştım ve sizlerle paylaşmak istedim. istatistikleri 94/95 sezonundan itibaren araştırdım.

    - lider başakşehir'in 12 maçta sadece 5 gol yemesi
    son 25 senede hiçbir takımın başaramadığı bir durum. en yakını 97/98 sezonunda yedikleri 6 gol ile 12. hafta lideri fenerbahçe olmuş, fakat onlar sezon sonu liderliği galatasaray'a kaptırmış.

    - lider başakşehir'in 12 maçta sadece 17 gol atması
    son 25 senede sadece fenerbahçe 11/12 sezonunda 12. hafta lideri olarak 16 gol ile daha kötü istatistiğe ulaşmış.

    - lider başakşehir'in 12. haftada 27 puana sahip olması
    son 25 senenin en düşük puanlı 7. lideri durumda başakşehir. daha önce 12. hafta sonucunda daha az puanlı liderler ise şunlar:
    12/13 sezonu: galatasaray - 22 puan (şamp. gs 71 puan)
    11/12 sezonu: fenerbahçe - 25 puan (şamp. gs 77 puan)
    06/07 sezonu: fenerbahçe - 26 puan (şamp. fb 70 puan)
    14/15 sezonu: beşiktaş - 26 puan (şamp. gs 77 puan)
    17/18 sezonu: galatasaray - 26 puan (şamp. gs 75 puan)
    08/09 sezonu: trabzon - 27 puan (şamp. bjk 71 puan)

    bunların arasından 12/13 ve 17/18 sezonunda galatasaray ve 06/07 sezonunda fenerbahçe şampiyon olmayı başarırken, 11/12 sezonunda fenerbahçe ve 14/15 sezonunda beşiktaş 12. haftayı lider bitirmelerine rağmen sezon sonunda şampiyonluğu galatasaray'a kaptırmışlardır. 08/09 sezonunda ise 12. hafta lideri trabzonspor sezon sonunda şampiyonluğu beşiktaş'a kaptırmıştır.

    - tarihte 12. haftada en kötü puana sahip olan şampiyonlar
    bu dalda galatasaray'ın ismi çok geçiyor. 12. haftada en kötü durumda olan şampiyon 97/98 sezonunda galatasaray olmuş. 12. haftayı 21 puanla 6. sırada bitiren galatasaray, sezon sonu 75 puanla şampiyon olmayı başarmış.

    12/13 sezonunda ise yine galatasaray'a bu sefer 22 puan 12. haftayı lider olarak bitirmeye yetmiş. sezon sonu da ipi göğüslemeyi başarmış.

    ek bilgi: şu an 18/19 sezonunda galatasaray 12. haftada 23 puanda. beşiktaş 18 ve fenerbahçe ise 13 puana sahip. tarihte 12. haftayı 18 puanla bitiren bir şampiyon yok.

    son olarak süper lig'de 80 puanlık barajı aşan en son 10/11 sezonunda fenerbahçe ve trabzonspor olmuş. o tarihten beri 80 puan barajını aşabilen yok. bu sene de bu gidişatta 80 puan barajına kimsenin ulaşabileceğini sanmıyorum. hatta ilk defa şampiyon 70 puanın altında olabilir diyenler var ama tarih herşeye rağmen o 70 bir şekilde aşılacak diyor.
    bu konuda ise en düşük örnekler şunlar:
    06/07 sezonu şampiyonu fenerbahçe - 70 puan
    08/09 sezonu şampiyonu beşiktaş - 71 puan
    12/13 sezonu şampiyonu galatasaray - 71 puan
  • ilk yarının son üç haftasına girerken yapacağımız iş çok basit ve net. önümüzde üç maç var: rize (içerde), başakşehir (deplasman), sivasspor (içerde) bu maçlardan -başakşehirden puan almak şartıyla- yedi puan alırsak sezonun ilk yarısını bu kadar kaotik ortama rağmen iyi bir noktada bitirmiş oluruz. başakşehirin bizimle oynadığı maç dışındaki maçlarını kazandığını düşünürsek altı puan fark ile kapatmış oluruz ilk yarıyı.

    ikinci yarıya girerken sakat ve cezalılar bitmiş olacak. transferler yapılmış olacak. bu tabloda da 22. şampiyonluğun gelmemesi için hiçbir sebep yok.

    hayal satmıyorum, ütopik bir şey anlatmıyorum. uygulanabilir, basit bir plan ortaya koyuyorum ve açıklamalarından anladığım kadarıyla fatih hoca da bu planı yapıyor. bizler de takımımıza inanalım.

    bu takım bu sene herkesi mağlup edecek ve şampiyon olacak!
  • ben dünyanın hangi takımı olursanız olun çift defansif orta saha ile oynamanın doğru olmadığını düşünüyorum. aykut kocaman'ın kullanmak istediği sisteme (kimilerine göre sistemsizliğe) saygı duymakla birlikte, bir türlü bu oyuna bakışımı değiştiremedim.

    bunun sebebi, ikili defansif orta sahaların bir esprisini göremediğimden olsa gerek.
    çünkü, sayıca savunmada fazla olmanız sizin gol yemeyeceğinizi garanti etmez. 7 temmuz 2018 rusya vs hırvatistan dünya kupası çeyrek final maçında hırvatların attığı gol.

    http://gss.gs/GbC.jpg

    yani, futbolda siz kalabalıksınız diye gol yemeyeceğinizin bir garantisi yok. bu yüzden orta saha merkezlerini oluştururken bir oyuncunun defansif gücünü kullanırken diğerinin pas gücünü kullanmak gerekiyor. eğer 3'lü bir orta saha kuracaksanız bu sefer bir savunmacı, bir delici, bir pasöre ihtiyacınız var.

    neden bunlara ihtiyacınız var?
    (bkz: #2503517) bu entry'nin yazılmasına vesile olan istek bu entry'den geldi. belhanda'sız bir oyun düzeni. yukarıda iki defansif orta saha ile oynamanın doğru olmadığından bahsetmemin nedenide bu. bununla ilgilide (bkz: #2345483) burada değinmişim. 4 şubat 2018'de kaybettiğimiz sivasspor deplasmanından sonra. bunu neden anlatıyorum, kafanızdan ilk anda donk ve fernando ikilisinin yer aldığı bir formasyonu yıkıp atmak için. bu noktada hemen şuna değinmek istiyorum aslında ; fernando ve donk ilede oynayabilirsiniz ama bu sefer aykut kocaman gibi oyun kurmanız gerekiyor. pas yaparak, ağır ağır, sindire sindire. hepimiz biliyoruz ki teknik direktörümüz efsanevi fatih terim ve biz öyle oynamayız.

    o zaman iki defansif orta sahaların yer aldığı formasyonları unutabiliriz. zaten ndiaye'de var. çıkaralım kafadan.
    belhanda'yı da kullanmayacağız çünkü challenge bu zaten... o zaman şampiyonlar ligine ilettiğimiz listede orta saha ve kanat olarak gözüken oyunculara bakalım.

    orta sahalar : selçuk inan, belhanda, ndiaye, fernando, emre akbaba, ryan donk
    kanatlar : feghouli, garry rodrigues ...

    belhanda'yı denklemden çıkarıyoruz, selçuk inan'ı denkleme sokmak isteyen var mı bilmiyorum ama genel düşünce itibari ile onuda çıkarıyoruz. fatih terim'in 19 ağustos 2018 galatasaray göztepe maçından sonra yaptığı ; "emre akbaba transferi" için "belhanda'nin yerinde oynatacağımı söylemedim onu siz yazıyorsunuz, kaleye daha yakın oynatıcaz" söylemi ile merkez orta sahaya koymayacağını ön görürsek, elimizde fernando, ndiaye ve donk kalıyor.

    stoper almadığımıza göre hocada bu durumu "donk'u oraya monte edebilirim" diyerek anlattığını da bildiğimizden merkez orta saha için 3 koltuk var ama ikisi dolu. fernando/ndiaye. bu arada belhanda, o, bu, şu derken nur topu gibi bir stoper sorunumuz var, onu atlıyoruz. o konuyla ilgili ; (bkz: #2473159) şu entry'de (1 ağustos tarihli) şöyle bir not düşmüşüm.

    --- alıntı ---
    şu andan itibaren, maaşına, yaşına, boyuna posuna bakmadan pas yapan bir 8 numara (yeri geldiğinde 6 gibide oynayabilen), bir hareketli forvet ve stoper almak (almak derken kiralamak) gerek...
    --- alıntı ---

    stoperimiz yok, hocanın ilk düşüncesi de (en kötü durumda) donk'u oraya adapte etmek. bu arada aynı entry'de, belhanda içinde şu cümleyi kullanmışım. yine tarihler 1 ağustos 2018'i gösteriyor.

    --- alıntı ---
    önceliğimiz kesinlike bir 8 numara olmalı.
    rotasyon için değil, hücum işini sadece belhanda üzerinden çevirmemek için. tudor'da belhanda ve fernando baskı yediğinde mariano ile oyun kuruyordu. o sakatlanınca zaten her şey allak bullak olmuştu. deplasmanda 69.2 kere topla buluşuyorsa belhanda, o takımın sorunu bu oyuncuya bağımlı olmaktan başka bir şey değildir.
    --- alıntı ---

    burada tarif edilen 8 numara ndiaye değil. az yukarıda bahsettiğim 3'lü orta saha kuruyorsanı, biri delici, biri savunmacı, biride pasör olmalı diye tanımladığım grubun pasör olanından bahsediyorum. her ne kadar yetenekli olsada ndiaye oyun kuramaz. yani sorunun zaten belhanda'ya bağımlılık olduğundan bahseden biri olarak şaşırtıcı bir eleştiri daha aldım. bu arada bir dip not daha düşeyim.

    sarri'yi çok beğenirim.
    kimilerine göre bielsa gibi loser olsa bile benim için winner'dır. sarri, napoli'ye gelirken empoli'den mirko valdifiori'yi yanında getirmişti. çünkü, empoli'den oyunu şekillendiren adam oydu. o varsa iyi o yoksa kötüydü. napoli'de ilk 4 haftadan sonra vildifiori yerine jorginho'yu koydu.

    jorginho, napoli için öyle bir adam haline geldi ki sarri'nin oyunu onun üzerine kurdu. bir serie a maçında (6 mayıs 2017'de oynanan iç sahadaki cagliari maçı) 197 pas yapmış, bunlardan 182'sinde (haginin topuğundan bekliyorum bir sarri yazısı) başarılı olmuş jorginho.. öyle bir adam halini aldı ki tüm bu zaman zarfı içersinde sarri'nin sistemi için, jorginho'yu yanında chelsea'ye götürdü. şu anda epl'de yine oyunu onun üzerine kuruyor. bu demek değil ki jorginho ile belhanda aynı tip oyuncular. ve ya aynı kalitede, yetenekte oyuncular... alakaları yok.. onuda şöyle açıklayayım.

    bu 20 haziran 2018'de yazdığım bir entry.
    (bkz: #2448108) içinde şöyle bir cümle var ;

    --- alıntı ---
    alınan her adamın sorumlusu yönetimdir, sportif direktördür, scout ekibidir. en başta scout ekibidir. 8 milyon+2 milyon € bonservisi olan (kendi açıklamasıyla nice'den sonra kiev'in onun için 9 milyon istediğini söylemişti) `bir adamı almak yerine alternatiflerine bakmak aklına gelmiyorsa` o scout ekibinde olur raporunu veren, raporun altına kontrol eden olarak imza atanların alayı kovulmalı.
    --- alıntı ---

    şimdi yazdıklarımın anlaşılmamasını, saf belhanda nefreti ile okunmasına bağlıyorum.
    çünkü, defalarca bu adamı almak doğru değil dedim. ama aldıktan sonra, 10 milyon bonservis verip, üzerine 4 milyon'a yakın maaş ödedikten sonra, belhanda için bu topun altına giren bir tane bile takım bulamazken, oyuncuyu kullanmak gerektiğinden bahsetmişim tüm entrylerimde. oynamak istediğimiz bir oyun var. bu oyunu, donk ile ndiaye ile fernando ile oynayamadığımızdan bahsettim. benim derdim isimler değildi. anlatamadım ya da anlaşılamadım.

    sinirlisiniz biliyorum ama bana ve benim gibi düşünenlere belhanda konusunda objektif bakamamak şeklinde ithamda bulunanlarında belhanda mevzusuna çok objektif bakabildiklerine inanmıyorum. bunu yazılanları anlaşılmamasından da anlayabiliriz aslında. yukarıda entry adreslerini verdiğim ufak bir kaç yorumuda paylaştığım yazılardan anlaşılacağı gibi tüm entryler şu anki elimizdeki mevcut kadro üzerinden yaptığım analizlerden ibaret. ne eksik ne fazla...

    bunuda kendimce açıkladığıma göre devam edebilirim.
    belhanda yok orta sahada. maicon'a güvenmiyoruz... dream big and dare to fail'in daha sonra uzun uzun anlatacağı stoperde fernando'yu kullanma üzerine bir değişikliğe gidilebilir.

    bunu yaptığımızda zaten elimizde nitelik ve nicelik olarak sınırlı olan orta saha rotasyonunda (öyle feghouli'yi yazalım, donk oynar, ndiaye yapar zaten her şeyi gibi düşünmeyelim) en önemli orta saha oyuncunuzu stoperde kullanıp, orta saha rotasyonunda eksik kalmaya devam edeceksiniz. ama stoper sorununu kökten çözebilirsiniz o da bir gerçek. hatta geride oyun kurma probleminizde süresiz rafa kalkar fernando'nun stoperde yer aldığı bir formasyonda.

    ama dedim ya orta saha rotasyonumuz dar.
    merkez orta saha oyuncuları için nitelik ve nicelik sorunu çıkıyor ortaya. emre'ninde skorer özelliğini yitirmemesi için (orta sahada yaşanan nitelik ve nicelik sorunu forvette de var) onu geriye çekmeyeceğimize göre (hocanında bu konuda demeçleri var) merkez orta sorunumuz oldukça kritik.

    fernando'yu stopere alarak çözebildiğimiz stoper (stoperde donk'un oynaması mehmet topal'ın stoper oynamasından daha feci bir şey) sorunu gibi değil merkez orta saha sorunu. benim görüşüm "belhanda'sız" bir oyunda oyuncuların yerini değiştirmektense görevlerini değiştirmek olacaktır. bunun için ufak bir formasyon değişikliğine gitmek ve kanatsız bir sisteme dönmek şart. bunun en büyük sebebi ayağını çizgiye basan ve bu huyundan vazgeçmeyen kanat oyuncularımız..

    http://gss.gs/52h.jpg (kanatların en etkili olduğu alan)
    http://gss.gs/Pz1.jpg (kanatların şu an etkili olmaya çalıştığı alan)
    http://gss.gs/QzH.jpg (bekin kullanası gereken hücum alanı)

    kanat oyuncuları bunu yaptığında sahada şöyle duruyoruz http://gss.gs/KWX.jpg
    bu durum bize bir kaç kötü şey olarak geri dönüyor;

    1) beklerin koşu yolunda bulunan kanat oyuncuları yüzünden etkili son çizgi bindirmeleri yapılamıyor.
    2) half-space kullanamadığımız için kapalı savunmaları açamıyoruz.
    3) bekleri hücum anlamında oyuna sokamadığımız için kaptırılan her top (hangi bölgede olursa olsun) savunma zaafiyeti yaratıyor.

    http://gss.gs/0Rj.jpg

    ayrıca, sinan'in çizgiye basması yüzünden mariano etkinliğini yitirdiği gibi rakip stoperlerden biride (yuvarlak içine aldım) boş kalıyor..

    http://gss.gs/0Rj.jpg

    hızlı, kademe anlayışı ve pozisyon bilgisi olan stoperlere sahip olmadığımızdan dolayı bu boşluklar, kullanmasını bilen her takım için cevher. geçen sezon akhisarspor bizimle oynadığı her maçta bu zaafiyeti kullandı. ancak denayer'in varlığı bu boşlukların başımıza dert açma oranını düşürüyordu. onun yokluğu, maicon'un sorunlarını ve neden porto'nun onu apar topar devre arasında brezilya'ya sattığını anlatan cinsten.

    bu sorunun üç çözümü var.

    1) atak sonlandırma... -ki bu hiç kolay bir şey değil-
    2) fernando'nun yer aldığı stoper hattı... -en azından ocak ayına kadar-
    3) conte'nin kaymalı 2'ye 3'ü...

    ben son maddenin çözüm olacağını düşünüyorum çünkü böylece çok fazla oyuncunun yerini değiştirmeden bir çok konuya çözüm bulabiliriz...

    http://gss.gs/OK1.jpg (hücum)
    http://gss.gs/JuT.jpg (savunma)

    burada 10 numara mevkinde yer alan oyuncunun bir insigne havasında oynaması, gerektiğinde duvar olması ve savunma arkasına koşu yapan arkadaşlarını bolca topla buluşturması gerekiyor. 2-3 haftalık bir tekrar programı ile kas hafızasına yerleştirmek mümkün. tabi ki verim alabilmek için bir iki aylık ince işçiliğe ihtiyaç var. ancak bu süre zarfı içersinde ligde ve de şampiyonlar liginde bir çok soruna derman olabilir.

    burada aslında yan yana duran iki 8 numaranın biri soru işareti (?).
    hocanın beklentisi ve de düşüncesini bilmemekle berabere fernando/donk ikilisinden ziyade farklı bir ikili beklemekteyim. fernando'yu olması gerekte bırakacaktır. bu daha çok 3-4-1-2'lik bir düşüncenin ürünü. kanatsız oynayıp, iki hızlı forvet ile gol aramak... emre'nin duvar olarak bekleri oyuna soktuğu bir oyun. geride n'diaye ve donk kalabilir o zaman. çünkü tüm yaratıcılığı ön tarafa yüklemiş oluyorsunuz.

    arka tarafa (ndiaye hariç) sağlam bir 4'lü bırakarak hücum ediyor, eksik yakalanmamak adına alan ve de pozisyon bilgisi yüksek bir geri dörtlü bırakıyoruz. hücum edebildiğimiz gibi savunma olarakta sağlam kalabiliyoruz. orta sahada eksik kalmadığımız gibi beklerin koşu alanlarından faydalanabiliyoruz. half-space'leri işletip, kapanan rakiplere karşı enine takım boyunu uzatabiliyor ve daha rahat hücum edebiliyoruz.

    bunlar tabiki bir teori. ancak gerçeğe çok yakın bir teori olduğunu düşünmeden edemiyorum.
    devre arasına kadar en uygun oyunu bulup, bunu belkide ilerisi için bir ekol haline getirmek yapabileceğimiz en iyi şey olabilir. ocak ayında yapılmasını beklemediğim 3-4 oyuncunun 2019 yazında takıma katılması sistemi daha kolay işler hale gitirecektir. ondan sonrası bol tekrara ve makineleşmeye doğru ilerlemesine bağlı.
  • 17. hafta maçları sonrasında geçen senelere nazaran pek alışık olmadığımız görüntüde bir puan durumuna sahip olan sezon. 2. ve 9.'yu sadece 5 puan ayırıyor.

    tarihte 18 takımlı lige başlanmasından beri 17. hafta puan durumlarını inceledikten sonra bazı özel durumlarla karşılaştım ve sizlerle paylaşmak istedim. istatistikleri 94/95 sezonundan itibaren araştırdım.

    - lider başakşehir'in 17 maçta sadece 8 gol yemesi
    son 25 senede hiçbir takımın başaramadığı bir durum. en yakını 17. hafta lideri olarak 02/03 sezonunda beşiktaş ve 04/05 sezonunda fenerbahçe yedikleri 9 gol ile olmuş.
    17 maçta 8 gol son 25 senenin en iyi defans istatistiği (lider takım olarak).

    - lider başakşehir'in 17 maçta sadece 22 gol atması
    en yakın örneği 11/12 sezonu 17. hafta lideri galatasaray'ın 27 gol atmış olması.
    17 maçta 22 gol son 25 senenin en kötü gol istatistiği (lider takım olarak).

    - lider başakşehir'in 17. haftada 35 puana sahip olması
    daha önce 17. hafta sonucunda daha az puanlı liderler ise sadece 12/13 sezonunun galatasaray'ı:

    12/13 sezonu: galatasaray - 33 puan (şamp. gs 71 puan)

    tarihin puan olarak en kötü lideri olan 12/13'ün galatasaray'ı devre arasındaki 33 puanına rağmen sezon sonunda 71 puanla şampiyon olmayı başarmış.

    - tarihte 17. haftada en kötü puana sahip olan şampiyonlar
    tarihte en kötü 17. hafta performansı sergileyen şampiyon 08/09 sezonunda beşiktaş.
    08/09 sezonunda beşiktaş 17. haftayı 31 puanla 6. sırada bitirdikten sonra, sezon sonuna kadar 6 puanlık farkı kapatıp şampiyon olmayı başarmıştır.

    ona en yakın iki örnekten biri 97/98 sezonunda galatasaray olmuş. 17. haftayı 33 puanla 3. sırada bitiren galatasaray sezon sonuna kadar 6 puanlık farkı kapatıp 75 puanla şampiyon olmayı başarmış.

    diğeri ise 10/11 sezonunda 17. haftayı 33 puanla 3. bitiren fenerbahçe sezon sonuna kadar 9 puanlık farkı kapatıp 82 puanla şampiyon olmayı başarmış.

    tarihte 3 takım ise devre arasına 18/19 sezonu devre arası lideri başakşehir kadar puan toplayıp devreyi lider bitirememelerine rağmen şampiyon olmayı başarmıştır:
    03/04 sezonunda fenerbahçe, 09/10 sezonunda bursaspor ve 17/18 sezonunda galatasaray 17. haftayı 35 puan ile kapatıp sezon sonu şampiyon olan takımlar.

    03/04 sezonunda fenerbahçe 35 puanla lig 2.'si iken sezon sonuna kadar 8 puanlık farkı kapatıp 76 puanla şampiyon olmayı başarmış.

    09/10 sezonunda bursaspor 35 puanla lig 3.'sü iken sezon sonuna kadar 2 puanlık farkı kapatıp 75 puanla şampiyon olmayı başarmış.

    17/18 sezonunda ise galatasaray 35 puanla lig 2.'si iken sezon sonuna kadar 1 puanlık farkı kapatıp 75 puanla şampiyon olmayı başarmış.

    ek bilgi: şu an 18/19 sezonunda galatasaray 17. haftada 29 puanda, beşiktaş ise 26 puanda kaldı. tarihte 17. haftayı 29 puanla bitiren bir şampiyon yok.

    son olarak süper lig'de 80 puanlık barajı aşan en son 10/11 sezonunda fenerbahçe ve trabzonspor olmuş. o tarihten beri 80 puan barajını aşabilen yok. bu sene de bu gidişatta 80 puan barajına kimsenin ulaşabileceğini sanmıyorum. hatta ilk defa şampiyon 70 puanın altında olabilir diyenler var ama tarih herşeye rağmen o 70 bir şekilde aşılacak diyor.
    bu konuda ise en düşük örnekler şunlar:
    06/07 sezonu şampiyonu fenerbahçe - 70 puan
    08/09 sezonu şampiyonu beşiktaş - 71 puan
    12/13 sezonu şampiyonu galatasaray - 71 puan
  • 22. hafta maçları sonrasında başakşehir'in 48 puanla lider, galatasaray'ın da 42 puanla ikinci durumda olduğu sezon. beşiktaş ve fenerbahçe'nin ise matematiksel şansları olmasına rağmen tarihe baktığımız zaman istatistiksel bilgilere göre şampiyonluk yolunda havlu attığı bir sezon oluyor. galatasaray için ise şampiyonluk umutlarının biraz daha yükseldiği hafta oldu.

    tarihte 18 takımlı lige başlanmasından beri 22. hafta puan durumlarını inceledikten sonra bazı özel durumlarla karşılaştım ve sizlerle paylaşmak istedim. istatistikleri 94/95 sezonundan itibaren araştırdım.

    - lider başakşehir'in 22 maçta sadece 11 gol yemesi
    04/05 sezonunda fenerbahçe 22. haftada 10 gol yiyerek bu dalda rekor kırmış.
    18/19 sezonu 22. hafta lideri başakşehir bu konuda tarihin en iyi ikinci defans performansını sergiliyor.

    - lider başakşehir'in 22 maçta sadece 33 gol atması
    en yakın örneği 08/09 sezonunda 22. hafta lideri sivasspor'un 36 gol atmış olması.
    22 maçta 33 gol son 25 senenin en kötü gol istatistiği (lider takım olarak).

    - lider başakşehir'in 22. haftada 48 puana sahip olması

    - tarihte 22. haftada daha az puana sahip olan liderler
    daha önce 22. hafta sonucunda daha az puanlı liderler:

    12/13 sezonu: galatasaray - 43 puan (şamp. gs 71 puan)
    06/07 sezonu: fenerbahçe - 44 puan (şamp. fb 70 puan)
    97/98 sezonu: fenerbahçe - 45 puan (şamp. gs 75 puan)
    08/09 sezonu: sivasspor - 45 puan (şamp. bjk 71 puan)
    17/18 sezonu: başakşehir - 46 puan (şamp. gs 75 puan)
    09/10 sezonu: galatasaray - 47 puan (şamp. bursa 75 puan)

    - tarihte 22. haftada en kötü puana sahip olan şampiyonlar
    tarihte en kötü 22. hafta performansı sergileyen şampiyon 08/09 sezonu şampiyonu beşiktaş olmuş.
    08/09 sezonunda beşiktaş 22. haftayı 42 puanla 3. sırada bitirmesine rağmen, sezon sonuna kadar 3 puanlık farkı kapatıp şampiyon olmayı başarmıştır. (şamp. bjk 71 puan)

    - tarihte 22. haftada lider olamayıp da şampiyon olan takımlar

    (48 puandan az olanlar listelenmiştir)

    97/98 sezonunda galatasaray.
    97/98 sezonunda galatasaray 22. haftayı 43 puanla 3. sırada bitirdikten sonra, sezon sonuna kadar 2 puanlık farkı kapatıp şampiyon olmayı başarmıştır. (şamp. gs 75 puan)

    08/09 sezonunda beşiktaş.
    08/09 sezonunda beşiktaş 22. haftayı 42 puanla 3. sırada bitirdikten sonra, sezon sonuna kadar 3 puanlık farkı kapatıp şampiyon olmayı başarmıştır. (şamp. bjk 71 puan)

    09/10 sezonunda bursaspor.
    09/10 sezonunda bursaspor 22. haftayı 46 puanla 2. sırada bitirdikten sonra, sezon sonuna kadar 1 puanlık farkı kapatıp şampiyon olmayı başarmıştır. (şamp. bursa 75 puan)

    17/18 sezonunda galatasaray.
    17/18 sezonunda galatasaray 22. haftayı 44 puanla 2. sırada bitirdikten sonra, sezon sonuna kadar 2 puanlık farkı kapatıp şampiyon olmayı başarmıştır. (şamp. gs 75 puan)

    tarihte 3 takım ise 22. haftayı 18/19 sezonu 22. hafta lideri başakşehir gibi 48 puanla bitirip şampiyon olmayı başarmıştır:
    03/04, 10/11 ve 13/14 sezonlarında fenerbahçe 22. haftayı 48 puan ile kapatıp sezon sonu şampiyon olmayı başarmış.

    03/04 sezonunda fenerbahçe 48 puanla lig 2.'si iken sezon sonuna kadar 3 puanlık farkı kapatıp 76 puanla şampiyon olmayı başarmış.

    10/11 sezonunda fenerbahçe 48 puanla lig 2.'si iken sezon sonuna kadar 2 puanlık farkı kapatıp 82 puanla şampiyon olmayı başarmış.

    13/14 sezonunda fenerbahçe 48 puanla lider iken sezon sonunda 74 puanla şampiyon olmayı başarmıştır.

    ek bilgi: şu an 18/19 sezonunda galatasaray 22. haftada 42 puana sahip. tarihte 22. haftada 42 puanla sezon sonu şampiyon olabilen sadece 08/09 sezonu şamiyonu beşiktaş var.
    fakat beşiktaş o sezon 22. haftada liderin 3 puan gerisindeydi. galatasaray ise liderin 6 puan gerisinde bulunuyor.

    son olarak süper lig'de 80 puanlık barajı aşan en son 10/11 sezonunda fenerbahçe ve trabzonspor olmuş. o tarihten beri 80 puan barajını aşabilen yok. bu sene de bu gidişatta 80 puan barajına kimsenin ulaşabileceğini sanmıyorum. hatta ilk defa şampiyon 70 puanın altında olabilir diyenler var ama tarih herşeye rağmen o 70 bir şekilde aşılacak diyor.
    bu konuda ise en düşük örnekler şunlar:
    06/07 sezonu şampiyonu fenerbahçe - 70 puan
    08/09 sezonu şampiyonu beşiktaş - 71 puan
    12/13 sezonu şampiyonu galatasaray - 71 puan

    edit: bilgi hatası vardı, decoder'e teşekkürler.
  • ilk yarısı bittiğinde puan farkı liderle 6'ydı.

    8 hafta kala yine 6.

    böyle baktığınızda tablo iyiye gitmis gibi görünmese de 26. hafta oynanan maçlar sonunda gayet mutlu ve umutluyuz.

    2 hafta sonra kadikoy'den çıktığımızda tablo biraz daha net olacak.

    bunun dışında ise 90+5'te mitroglu'nun attığı gol, muslera'nin artan performansı ve 2-0'dan dönen maç * net bir galatasaray sampiyonlugğunun habercisi.

    milli maç arasında başta mbaye diagne, fernando reges, yuto nagatomo, kostas mitroglou gibi isimlerin fizik olarak daha iyi olması ve sakatlıklarını atlatması, set oyunu üzerine çalışmalarımız bizi son düzlükte öne geçirebilir.

    tabii bu aranın ardından 27.haftada oynayacagimiz y.malatya maçında ndiaye ve luyindama yokken alacağımız bir galibiyet bizi kadikoy'e moralli yollar. 28.hafta ise dediğim gibi kırılma haftalarindan birisi olacak.

    ibfk inonu'ye giderken biz kadikoy'de olacağız. bir seyler de daha net olacak...

    inşallah o maçın devamında da şampiyonluk ateşini harlayacağız!

    (bkz: hedef 22)

    (bkz: kon2antra2yon)

    sen şampiyon olacaksın!
  • "fenerbahçe ligden nasıl düşer?" isimli çalışmamla karşınızdayım:

    aşağıdaki dörtlüden ikisinin toparlanması yeterli. bunlardan 38 puana ulaşan olursa fb düşer diyebiliriz. her bir takım için ayrı ayrı senaryo hazırladım. gerçekleşmesi küçük bir ihtimal olsa da fb ile dalga geçme şansını kaçırmak olmazdı.

    1-)akhisarspor ile başlayalım. işi en zor olan takım bunlar. 5 maçta en fazla 1 beraberlik hakları var fb'yi geçmeleri için. ancak olur da aynı puanda bitirirler ve kadıköy'de en fazla 2 farklı kaybederlerse ikili averaj kendileri lehine. çok zor diyebileceğimiz maçları yok.

    bursaspor(d)
    malatyaspor
    fenerbahçe(d)
    kayseri
    konya(d)

    2-)göztepe müthiş formsuz. ancak bir anda toparlanmaları çok şaşırtıcı olmaz. ibfk maçında sürpriz yaparlarsa önleri açık. üst üste evlerinde zorluk derecesi düşük 2 maç oynayacaklar. evlerindeki diğer maç da öyle. deplasmanlarda yenilmeyip kendi evinde kazanırsa fb'yi altına alabilir. fb karşısında ikili averajda durumları kötü.

    ibfk (d)
    antalya
    sivas
    bursa (d)
    ankaragücü

    3-)erzurumspor'un ise hh ile çıkış yaşayacağı kesin. hh'nin başarılı olması için önemli olan transfer dönemini beraber geçirmemek. neyse konumuza dönelim. üç deplasman maçı var. iç sahada düşme yarışı yaptığı takımlarla oynayacak. içerde kazanıp deplasmanlardan 4 puan çıkarırsa fb'yi altına alır. ikili averajda da öne geçer.

    antalya (d)
    bursa
    malatya (d)
    fenerbahçe
    kayseri (d)

    4-)bursaspor düşmemesi gereken bir takım. sonuçta onlar da bir şampiyon. ancak düşme hattındaki 3 rakibiyle de maçı var. bunlara puan verip fb ile beraber düşmesi türk futbolu için unutulmaz bir kahramanlık olur. fb ile ikili averajda da kötü durumdalar. 3 maç kazanırlarsa bir tane de beraberlik alırsalar fb'yi geçerler. diğer üçünden puan alacağına diğerlerinin bursadan 3 puan alması daha iyi olur. çünkü 2 takımın birden form tutması lazım.

    akhisar
    erzurum (d)
    antalya (d)
    göztepe
    malatya (d)
  • inişler ve çıkışlar olacak. ama 26 mayıs 2019 pazar akşamı veya 27 mayıs 2019 pazartesi akşamı, tıpkı geçtiğimiz sezon sonunda olduğu gibi türktelekom stadyumunda bir şampiyonluk kutlaması olacak. ben şimdiden imparatorun sahaya hangi müzikle çıkacağını düşünüyorum. kendisine tavsiyem "alçaklara kar yağıyor" şarkısı ile çıkması. ben çok severim bu şarkıyı.
    bazıları yine çok üzülecek; ama geçtiğimiz sezon çektiğimiz filmin devamı var. kimse kusura bakmasın. rezervasyon yapmayı unutmayın.
    şampiyonluk kutlamamıza turgay demir'i, gürcan bilgiç'i beşiktaş ve fenerbahçe'nin üzüntülerini temsil etmeleri amacıyla çağırabiliriz.
    biz şampiyon olacağız!
    (bkz: birinci belli ikinci kim?)
  • ilk yarısının bitimine 5 hafta kalırken bu 5 haftalık fikstürümüz şöyle;

    galatasaray - konyaspor
    beşiktaş - galatasaray
    galatasaray - rizespor
    başakşehir - galatasaray
    galatasaray - sivasspor

    içeride 9 puan alırsak ibfk ve bjk maçlarında toplamda min. 2 puan bizi şampiyon yapar.

    ben de ilk yarı sonunda ibfk'dan 4-5 puanlık fark yemeyi kayıp olarak görmüyorum. mevcut durumu koruyarak girelim yeter.

    bu kadar eksiğimiz varken özellikle iç sahada taraftarımızın da gücüyle 9 puan çok hayati.

    şu anda 23 puanımız var ve ilk yarı sonunda en kötü 33-34 puanı görmemiz lazım ki şampiyon olalım.
  • tamam güldük, eğlendik bitti.

    biz galatasaray'ız.
    beşiktaş gibi fenerbahçe gibi 40 gün 40 gece eğlenecek değiliz. artık hazırlanmamız gereken, bu sezondan daha önemli bir sezon var... 2018-2019 sezonu.

    bu sezonun önemi büyük.
    hem şampiyonlar ligini, hem ligi, hemde kupayı bir arada götüreceğiz.
    yani kadro geniş ve birbirine yakın oyunculardan kurulmalı. duygusallığı da bir kenara bırakmak gerek.. taraftarlar olarak bazı oyunculara gereğinden fazla bağlanıyoruz gibi.

    iki sezondur devam eden wesley sneijder mevzusu buna iyi örnektir.

    bu transfer sezonu çok önemli.
    sadece üç farklı kulvarda yarışmak için değil aynı zamanda yabancı sınırının değişeceği sezon olacak. muhtemelen, sezon sonun kadar beklenecek ve şampiyona göre şekillenecek..

    aziz yıldırım, sınırdan yana.
    sebebi ise daha önce bahsettiğim gibi anadolu takımlarının güçlenmesi ve fenerbahçe'nin şampiyonluğu buralarda bırakması. onların güçsüz olmasını istiyor. anadolu kulüplerindeki iyi oyuncular zaten istanbul takımlarını seçtiği için onları donör olarak kullanmak niyetinde.

    fikret orman, transfer politikasına ve yaptıklarına bakarak sınır gelecek gibi hareket ettiğini görebilirsiniz.
    beklerden biri türk olacak. orta sahada 8 numara tolgay türk. olmadı oğuzhan. emre akbaba'yı da alırsa rahatlar. 8 yabancı 3 türk ilk onbirde olacak şekilde bir düzene geçilecek gibi...

    galatasaray'da ise bu oran kötü.
    türk oyuncu konusunda sıkıntı yaşıyoruz, yaşayacağız. piyasada iyi türk oyuncu yok (emre akbaba dahil). iyi derken şampiyonlar liginde oynayabilecek kapasite de biri.

    serdar aziz var elinde. onu da inter yoğun bir şekilde istiyor.
    haluk canatar menajeri. oyuncuları arasında soner var. belki rotasyon için teklif edebilir. bonservisi de yok sonuçta. ama alınacağını düşünmüyorum.

    ihtiyacımız olan bölgeler;

    yedek yerli kaleci
    sol stoper (denayer ve ya maicon ile devam edemezsiniz)
    sol bek (nagatomo daha imza atmadı, satın alma opsiyonu da yok bildiğim kadarıyla)
    8 numara (mümkünse yerli)
    sol kanat (rodrigues satılırsa)
    sağ kanat (sinan sağ kanat gibi oynamaktan vazgeçmeli)
    ikinci forvet
    forvet (gomis satılmayacaksa yedekleyecek)

    bunun yanında kiralık olanlar ve dönecekler var.
    cavanda, carole gibi.

    satılması gereken, kadroda şişkinlik yaratan ve katkı vermeyenler ;
    eray, cedric, ahmet çalık, koray, tarık, lato, tolga (kronik sakat), yasin..

    yani bu takım sezon başında yaklaşık 35 kişi olacak.
    cavanda ve carole dönünce yabancı sınırımızı da aşacağız...

    linnes ve mariano varken cavanda fazlalık. carole ile ikisinin 2019 yılına kadar sözleşmesi var. yani bir senelik daha sözleşmeleri var.

    cedric ile sözleme bitti. haziran sonu itibariyle kendisi galatasaray'dan ayrılacak.
    eray ile de 30 haziran itibariyle sözleşme bitecek. onunla da uzatılacağını düşünmüyorum. benim yedek kaleci favorim hayrullah akyüz. (bu favori olma işi performans bazlı değil)
    maicon ile 2021 yılına kadar sözleşmesi var kulübün. 5 milyon civarında bir bonservise verileceğine inanıyorum. italya'dan bir kaç takımın ilgisi var. ama gider mi maicon bilmiyorum.
    serdar aziz... inter'in büyük ilgisi var. şampiyonlar liginde yer alacağı için inter düşünebilir. ancak hem ailesi hemde fatih hoca gitmesini istemiyor. sezon öncesi doğru sıçrama, pozisyon alma yoğunluklu çalışmalı.
    jason denayer ile sözleşme bitiyor. ben yabancı sınırının denayer ile harcanması taraftarı değilim. hızlı bir stoper ancak yan toplardaki zaafı şampiyonlar ligi kalitesinin altında. üzgünüm...
    ahmet çalık ve koray günter.. koray'ın isteyeni var elbette. bonservisi elinde olduğu için ya almanya'ya ya da düşük profilli bir italyan takımına gideceğini düşünüyorum. ahmet ise kiralanmalı.
    nagatomo, bonservisi için uğraşılacaktır ancak yüksek bedeller sıkıntıya sokar. uefa'dan tam olarak nasıl bir sınırlama aldık belli değil. sattığın kadar al ise nagatomo'nun bonservisine istenen 4-5 milyon euro'yu vereceğimizi sanmıyorum. ama başka sınırlamalar aldıysak (yıl sonu bilançosunda kar etme gibi) o zaman verilebilir. benim bu konudaki düşüncem şartların zorlanacağı ama jose mourinho'nun iki tavsiyesinden birine uyulabileceği.. asamoah transferini mümkün görmüyorum. yapılsa bile orta saha için yapılır diye düşünüyorum.
    tarık çamdal, kesin gider diyemiyorum. 2019 haziran'a kadar sözleşmesi var. serdar kesimal gibi bunu bitirecek sonra kendini eskişehir'e atacaktır. bir sene daha yattığı yerden para almaya devam eder.
    donk, sözleşmesi makul şartlarda yenilenecektir. şahsen ben yenilemez, yerine sağlam bir 6 numara arardım. zira donk ne olursa olsun, bu sezon ikinci yarıda nasıl oynamış olursa olsun saatli bombadır.
    tolga ciğerci, sanırım hoca ile sorunları var. igor tudor'un italya'ya götürecektir. sözleşmesinde yer alan dinlendirilmesi gereken 5 haftalık periyot sıkıntıya sokabilir. ama galatasaray kariyerinin bittiğine inanıyorum.
    selçuk inan, yüzde yüz sözlemesi uzatılacak.
    belhanda, satılma ihtimali dünya kupasından sonra netleşir. iran, portekiz, ispanya'nın grubunda sürpriz yapabilirler diye düşündüğüm bir takım fas. oradaki performansı onun yönünü tamamen değiştirebilir. ama ben ihtimal vermiyorum.
    fernando, bir şey yazmama gerek yok.
    garry, satılacak listesinin başında yer alıyor ancak bunun sebebi tam olarak uefa ffp sınırlaması yüzünden olacaktır. kadronun içinde ingiltere piyasasına uçuk kaçık rakamlara satılacak tek adam.
    yasin, sözleşmesi bitti, uzatılmayacak. zam reis artık yok.
    feghouli, dünya kupasına gitmeyeceği için satılacağını düşünmüyorum. onunla ilgili bir bilgi vereyim. kötü performansının sebebi, sezon öncesi hazırlık kampı yapmaması, sonrasında bir aylık sakatlığı ve sakat sakat oynaması. sağ ayak bileğinden ameliyat olması gerekiyor. yeni sezonda farklı bir feghouli izleyebiliriz.
    sinan gümüş, satılmayacak ve sözleşme uzatılacak ancak doğru yerde oynamıyor. sezon öncesi kampta forvet oynamalı ve ikinci forvet olarak yer almalı kadroda.
    eren derdiyok, kalacağını düşünmüyorum. 30.06.2019'a kadar sözleşmemiz var. oyun sistemimiz eren'e uygun değil. hoca onu gönderecektir. eren'de basel'e dönecek gibi!!
    gomis, çin ekiplerinin ilgisi var ama gideceğini hiç sanmıyorum. keşke gitse.

    şimdi, bu bir fatih terim takımı olacaksa bazı şeyler komple değişecek.
    önce formasyon, sonra oyun içindeki taktik değişim gerçekleşecek. zorunlu oynanan 4-3-3 değişim gösterecektir. sol açık garry olsa da, olmasa da alınacaktır. buna mecburuz.

    sağ açık yedeklenecek ya da sinan ile devam edilecek ama sinan'ın merkeze geçmesi gerektiğine inanmaya devam edicem. ondan bir owen çıkabilir.

    fatih terim'in sistemi 8 numaraya bağlıdır. aslında serbest 8 numaraya.
    şu anda galatasaray'da olmayan şeyde gerçek 8 numara. belhanda kalacaksa bir tane daha gerçek bir 8 numara alınacaktır. forvet içinde gomis'in yerine sırtı dönük oynayabilen bir forvet ve yanına ikinci bir hem on numara gibi asist özelliği olan hemde bitirici (necati gibi diyeyim netleşsin görüntü) bir oyuncu gerekmekte.

    bir sol stoper, bir de yedek kaleci şart.
    bunları yaparken türk statüsündeki oyuncularda gerekli. çok ama çok zorlu bir transfer sezonu bekliyor bizi. fatih terim kendi oyununu oynatacaksa bu kadro değişir. yok pragmatik yaklaşıp, elindekiyle bir şeyler yapacaksa bir kaç üst düzey takviye ile yola devam eder.

    ben ilkinin olacağını düşünüyorum.
    tabi limitler elverdiğince...
  • bu sezonla ve aslında tüm sezonlarla ilgili bir açmazla karşı karşıyayız kanımca değerli arkadaşlar. ülke puanımız belli düzeyde olmadığından; şampiyonlar ligi'ne doğrudan bir takım, elemeleri geçmesi halinde iki takım gönderebiliyoruz. fakat, ingiltere, almanya, ispanya ve sair ülke puanı yüksek olan ülkeler bu turnuvaya 3'er 4'er takım gönderiyor. bu tip ülke takımları, lokal liglerde şampiyon olamazlarsa bile ilk 4'e girmeleri halinde şampiyonlar ligi'ne katılabilecek durumda oluyorlar. bu duruma örnek olarak herkesin bildiği arsenal takımını verebiliriz. adamlar 2004 yılından beri şampiyon olamamalarına rağmen şampiyonlar ligi'nin gediklisi haline geldiler. türk takımları için durum böyle değil. 2. olsanız bile; elemeleri geçemiyorsunuz ve şampiyonlar ligi'nde ülke olarak ancak bir takımla temsil edilebiliyoruz. enson, 2007-2008 sezonunda şampiyonlar ligi'nde ikitakımla temsil edildik. takımlarımız, şampiyon olmak için iyi kadro kurmak zorunda olduklarından; para harcıyorlar. birden fazla şampiyon da çıkmıyor haliyle ve şampiyon olamayan diğer iki büyük takım büyük bir mali külfetle baş başa kalıyor. sonra uefa geliyor ve finalsal fair play gereğince yaptırım uyguluyor. paradoks ise şu: kupa kazanmak için yatırım yapılıyor; ama bir takım kazanıyor, kazanamayanlar ise şampiyonlar ligi'ne gidemediğinden yaptığı yatırımı dengeleyecek bütçeyi elde edemiyor. peki ceza alan takımlar ne amaçla bu cezaları alıyor? men edilip avrupa kupalarına gidemeyerek daha kötü ekonomik tablolarla karşılaşmak için mi? aynı şey, bizim kendi ligimizdeki takımlara dağıtılan tutarlarla da ilgili. yıllar içerisindeki birikmiş şampiyonluklardan dolayı, büyük takımlar pastanın çoğunu alıyor. anadolu takımları da hep daha az para aldıklarından; aradaki makas sürekli açılıyor. aynı durum, üç büyük takımın diğer avrupa takımlarıyla arasındaki makasın açılmasıyla görülüyor. böylece, büyük balık küçük balığı yutuyor. güçlü güçsüzü eziyor. güçlü hep daha güçlü, güçsüz hep daha güçsüz oluyor ve tablo amansızca daha vahim hale geliyor, gelmeye de devam edecek. bu yüzden, artık her takım için ve galatasarayımız için, şampiyonluk her sezon, bundan önceki sezonlardan daha olmazsa olmaz hale gelecek. güçlünün daha güçlü, güçsüzün daha güçsüz olması sorunsalı ise futbol felsefesinin ve ekonomik düzen eleştirisinin konusu tabii ki. onu da başka entry'lerimden birinde yazarım. velhasıl durum bu maalesef. bu durumun içinden çıkmak da hiç ama hiç kolay değil. üstelik bizim ülkemiz gibi doğru bir spor ve futbol ekonomisi oluşturamayan ülkeler için hiç kolay değil. sonuç olarak, bu sezon da şampiyon olmak mecburiyetindeyiz. bir sene daha ayakta kalabilmek için bunu yapmak zorundayız. bir sene daha ayakta kalmak istiyorsak; 2019-2020 sezonunda da şampiyon olmak durumundayız. ne diyeyim ki, hayırlısı olsun. umarım 2019'un mayıs ayında yine şampiyonluk şarkılarıyla tüm türkiye'yi inletiriz. hazır olun, önümüzdeki yaz mevsiminde de yine yeniden bu sezon, en önemli sezon laflarını duyacağız. bunu söyleyenler de yerden göğe kadar haklı olacak.
  • cocu'nun yerine ersun yanal'ın getirilmesi ile tek bir yabancı teknik direktör dahi kalmayan sezondur. insanın aklına sorular geliyor tabii...

    1) 195 ülke arasında sadece ve sadece domestik teknik direktörlerle çalışılan kaç tane en üst düzey futbol ligi var?
    2-a) türk teknik direktörler dünyanın en iyisi olduğu için yurt dışından teknik direktör ithal etmiyor isek neden yurt dışında çalışan tek bir teknik direktörümüz yok?
    2-b) türk teknik direktörler dünyanın en iyisi değil ise 18 takımın tamamı neden aynı hocaları çevirip çevirip kullanıyor.
    3) en üst seviyedeki ligindeki 18 takımın 18'inde de yerli teknik adam çalıştıran bir ülkenin, milli takımını yabancı bir teknik direktörün çalıştırması ne anlama gelmektedir? bu ne perhiz bu ne lahana turşusu... ingiltere, almanya, fransa, italya, portekiz, rusya, isveç, hollanda, hırvatistan gibi futbolda söz sahibi ülkeler milli takımlarında yerli teknik direktör tercih ediyorlar. yabancı teknik direktör kullandığını hatırladığım bir belçika var bir de norveç. başka da vardır elbette ama aklıma şu anda gelmedi.

    hadi galatasaray başta olmak üzere büyük takımlarımızı kenara koyalım. sonuçta türkiye'nin en büyük takımlarının en iyi teknik direktörlere erişiminin olması çok normal. be anadolu kulüpleri... aranızda 1 tane bile "ya ben sıkıldım aynı teknik direktörleri çevirip çevirip kullanmaktan" diyeniniz yok mu? yıllardır aynı tas aynı hamam. iktidar destekli başakcity ve kasımpaşa'yı kenarda bırakırsak neden azıcık kafanızı çalıştırmıyorsunuz?

    fatih terim sayesinde ilk defa yabancı sınırı kaldırıldı (yani tabii 14 kişilik sınır var tabii ancak yabancı sınırı tarihte olmadığı kadar genişletildi), ilk defa size büyük takımlarla kafa kafaya oynama şansına sahipsiniz, ilk defa var uygulanıyor, ilk defa 3 büyük takımın 3'ü de maddi nedenlerle transfer yapamaz hale geldi... aranızda az biraz transfer yapmayı becerebilenler dahi var (24 ay taksitle oyuncu transfer eden kayseri ve gol kralını çin'den beleşe getiren kasımpaşa gibi). hiç biriniz "kadroda 14 tane yabancı var zaten. bir yabancı teknik direktör denemek için tam zamanı" demedi mi?
  • ibfk ile 33. hafta evimizde oynayacagiz. o maca iddiali geldigimizde kazanacağımizdan eminim. dolayısıyla puan farkına 5 gözüyle bakıyorum.

    ikili averaj da bize gececeginden kalan 17 maçta ibfk'nin bizden fazla olarak 1 yenilgi 1 beraberlik alması lazım demek ki hiç de öyle uzak bir ihtimal değil.

    bizim yapmamız gereken iç sahada firesiz gidip deplasmanlardan az kayıpla dönmek.

    her şeye rağmen...

    (bkz: hedef 22)

    (bkz: kon2antra2yon)

    sen şampiyon olacaksın!
  • maalesef şampiyonluk olamayacağımız sezon. bunun sebebi ne taktik, ne teknikle açıklanabilir, ne de başakşehir denilen suni takımla yarışa girmemizden dolayı; tek sebebi var: şampiyonluk yarışına recep tayyip erdoğan ile girmemiz.

    burada ümitvar olanlar 30 mart 2014 ankara yerel seçim sonuçlarını inceleyebilir, mansur yavaş'ın elinden belediye başkanlığının nasıl alındığına şahit olabilir...
    veya... 24 haziran 2018 seçimlerinde muharrem ince'nin seçim sonunda nerelere geldiğine bakabilir.
    geçmişten ders almam bana ne diyenlere 20 gün sonra seçim var, onu yakın takip edebilir. hatta evet anketlerde 5 puan önde olan mansur yavaş'ın neden belediye başkanı olamadığını, mehmet özhaseki'nin son düzlükte bold pilot gibi yardırdığı masalına inanabilir.

    şimdi galatasaray futbol takımı bu sezonda ne oynadı diyebilirsiniz; kabul. peki başakşehir ne oynuyor? hiçbirşey, koskocaman bir hiç. ilk yarı resmen sindirildik, yok edildik. hakem hataları, federasyon hataları elimizi kolumuzu kırdı. hep bir şekilde başakşehirin 6 puan gerisinde tutulduk. adamlar o kadar profosyonel ki, başakşehire yardım etmeden bizi doğrayarak yaptılar bunu. çünkü onları geçebilecek tek takımın galatasaray olduğunu biliyorlar. bizi doğradılar, maalesef biz de yedik ve oturduk.

    maalesef tayyip erdoğan-bakın başakşehir demiyorum- kaybedeceği hiçbir savaşa girmez. "başakşehiri ben kurdum, başarılarından memnunum tabiki" minvalinde söylemi, açıkça ben futbolu da dizayn ederim açıklamasıdır ve şampiyonluk yarışına bireysel ortak oluşudur. zaten şu an kendi partisinin bile üstündedir. o nedenledir ki ahmet davutoğlu'nu öne sürdüğü seçimlerde başarısız olunması üzerine cumhurbaşkanı apoletiyle partisi adına sazı eline almıştır. yani aslında rte>akp'dir. her neyse dağılmayalım.

    hani bir klişe var ekşi'de türkiyeden siktir olup gitmek... bu zamana kadar çok güldüm buna, çok eleştirdim. vatan önemli bir algıdır, kendi dilini konuşmak, kendi coğrafyanda olmak kıymetlidir bana göre. fakat bu sezon futbola kadar yapılan dizayn çalışmaları beni bile tiksindirdi. evet bu saçmalıklar yüzünden, belki komik gelecek ama, ben de yurtdışı opsiyonlarını değerlendirmeye başladım. mesleki sıkıntılarım dahi beni yıldırmadı, bu ülkede doğduk bu şartlarla bu insanlara hizmet etmek zorundayım kafasındaki ben bile vazgeçtim. sikindirik futbolu dahi dizayn eden adamlar iki gün sonra bize ne yapmaz değil mi?

    hasılı haklısınız, galatasarayın adının olduğu yerde umut vardır, haklısınız biz bitti demeden bitmez. ve hatta bizim karşımızda başakşehir nasıl durabilir ama bu sene o sene değil maalesef. çünkü 10'da 10 yapsak bile, göklerden gelen bir karar vardır. başka baharlarda, başka iklimlerde sevgimizi adilce yaşayacağımız günler şerefine diyelim...

    dipnot: bu entrye siyasi içerikli diyenlere sevgilerimi iletirim.
  • fikstürü zor görenler, kalan maçları kazanmamızın mucize olduğunu düşünenler 2017-2018 sezonunun son 6 haftasını inceleyebilirler. biz yine deplasman sıkıntısı yaşıyorduk ama alanya'yı, akhisar'ı, göztepe'yi deplasmanda yendik ki bu üçü de çok iyi takımdı. içerde de başakşehir'i, beşiktaş'ı ve malatya'yı mağlup ettik. aslında benzer senaryo oluyor ama geçen sezon ki maçlar daha zordu bence. hatta başakşehir'i yendikten sonra geri kalan maçları nasıl kazanacağımızı düşünüyordum. takımlar gözümde çok büyüyordu. ama biz o seriyi yaptık ve şampiyon olduk. galatasaray'ın en önemli özelliği şampiyonluğa oynuyorsa son haftaları kayıpsız geçip o şampiyonluğu alması. tüm ipler bizim elimizdeyken başakşehir'in de beşiktaş'ın da şansı olduğunu düşünmüyorum.