• 9
    övmeden soru sormazsa ölecek hastalığına yakalanmış birçoğu. sadece futbol muhabirleriyle alakalı da değil bu konu, basketbol muhabirleri (medyası demek daha doğru olabilir) de böyle.

    muhabir: efendim, siz türk futbolunun en ateşli, baştan çıkarıcı, seksi figürlerinden birisiniz. maçı yorumlar mısınız?
    kişi: evet, 3 puanı almak güzeldi...

    şansın tokyay: sayın türkoğlu, göreve geldiğinizden beri türk basketbolu adına ultrasonik işler yapan bir başkansınız. görüşlerinizi alalım.
    hidayet türkoğlu: aaa, evet, ııı, aynen, eee, haklısın, ııı, bu konuda, aaa...

    serkan korkmaz: türk futbolunun her şeyi, en ağır topu, duayeni, mükemmeli, bileni sayın toroğlu da stüdyomuza teşrif ettiler efem (ilker yağcıoğlu bu sırada söylenenleri onaylarcasına kafa sallıyor). evet sayın hazreti hocam, ne diyorsunuz?
    erman toroğlu: sevgili serkan...

    lan olm bu ne amk. düz sorun işte ya, dümdüz. :(
  • 16
    eskiden de spor muhabirleri takım tutardı ancak bir ölçü vardı. şimdi dijital platformların varlığı ve herkesin kendini ön plana atmak amacıyla, kendi kulübüne kendini beğendirmek için, rakip takımlar hakkında mesnetsiz yazıp konuşması ve beğeni kazanmak için iddialı ve asılsız söylemlerde bulunmasıyla iyice terazisi kaymıştır. spor muhabirliği meslekten çok transfer duyumculuğuna evrilmiştir. muhabirlik birilerinin sana söylediğini halka okumak oldu. muhabir normalde olay yeri inceleme ekibi iken artık evinde kahvesini yudumlayıp, kendisini tutan kulüp yöneticilerinin veya profesyonellerinin fısıldadıklarını twit atmak suretiyle insanlara ulaştırma mesleği oldu. emek yok oldu, araştırma çok azaldı. kısacası sokaktan geçen herkesin yapabileceği bir bayağılığa dönüştü.
  • 10
    fatih terim'e elbette "hoca bu takım neden oynamıyor?" veya "kötü oyunun sebebi nedir?" tarzı soru soramazlar. adamlar da evlerine ekmek götürmekle sorumlu arkadaşlar. lan kazayla birisi, "şampiyonluk şansınızı nasıl görüyorsunuz?" gibi bir soru sorsa, önce terim tarafından haşlanacak, sonra da işinden falan olacak. sanki galatasaray süper ligde yarışmıyormuş gibi soru sormaları hep bundan ibaret. adamları suçlamaya gerek yok.

    bir de aynı bizim gibi gerçeği göremiyor bu arkadaşlar. yoksa her maç, rakip ceza sahasına girmeden 10 tane pozisyona giriyormuşuz lan biz! bizim gibi kıçlarıyla izliyorlar maçları tabi ondan soramıyorlar.
  • 24
    juventus deplasmanı öncesi osimhen’e yöneltilen sorular gerçekten çok düşük seviyede kalıyor, bu durum sadece bizim tarafımızdan kaynaklanmıyor, aynı şekilde yalan söylemin ve menajerlerin algılar için fink attığı italyan tarafında da aynı mevzu yaşanıyor. hakikaten italyanlar ve türkler kadar birbirine benzer millet yok, özellikle duygu sömürüsü ve dedikodular üzerinden realiteyi ıskalamak konusunda ortak bir noktada buluşuyorlar, adam yazın transfer dönemlerinde kaynak oluşturmak için juve ve napoli soruları soruyor. conte’yi veya başka hocaları övmesin diye spalletti’yi övdürteceği sorular yöneltiyor, oyuncuyu juve’de oynama niyetinin olduğu dönemlere yönelik cevaplar vermek zorunda bırakıyor, muhabir camiası tamamen bu eksende dönüyor.

    orada bodo; 50 milyonluk kadrosuyla son üç yılda iki kere şampiyonlar ligi finaline çıkmış, seri a lideri ınter’i patates etmiş, sessiz sessiz yoluna devam ediyor. şampiyonlar ligi sosyal medya hesaplarının ve hatta uefa avrupa ligi paylaşımlarının bile sürekli bizim egomuza yönelik olması dikkat çekiyor, biz etkileşim veriyoruz diye sürekli bu tarz içerikler üretiyorlar. arkadaş sürekli burada kalmayın, oyuna ve geleceğe yönelik sorular sorun, oyun tipleri ve planlar üzerine konuşun, dümdüz savunma mı yoksa atak mı yapacaksınız minvalinde sorular da sormayın. onları zaten sahaya çıkacak ilk on biri say desen sayamayacak insanlar da sorar, bu yüzden daha derinlikli ve teknik konulara odaklanmak gerekiyor, akdeniz memleketleri ise hala daha yarı çıplak uzanıp beyaz üzümü salkım salkım yesem mi diye düşünerek gerçeklerden kopuk bir biçimde vakit harcıyor.

    (bkz: 25 şubat 2026 juventus galatasaray maçı)
  • 22
    son 15 yılda ortaya çıkan "duyumcular" yüzünden işleri iyice transfer yazmak olan muhabirler.
    eskiden sosyal medya'da anonim şekilde takılan kişiler "bir yönetici dayımın kankası olur, lincoln bitmiş." tarzı konuşur fanatik'in, fotomaç'ın bilemediğini bilirdi. bu tarz esrarengiz hesaplar ara ara ortaya çıkardı. gazeteci ve muhabirler de alakasız alakasız şeyler yazarlardı. dönemin yöneticileri muhabirlerle yüz göz olmazdı. onlara öyle her bilgiyi vermezlerdi. eşine dostuna söyledi diye de taraftar forumlarda fırça kayardı.

    gelinen noktada oyuncunun baktığı daire, çocuğunun okulu falan yazılıyor. bir muhabirin bunları bilmesi kadar saçma bir şey yok. hadi bildi diyelim yazması kadar saçma bir şey yok. yöneticiler o kadar kucağa düşmüş ki, "bak sana bu oyuncunun durumunu söyledim ama imza atmadan yazmak yok" bile diyemiyorlar. 10 sene önce en fazla "x takım ispanyol bir oyuncuyla temas halinde ;)" yazabiliyordu muhabirler. şimdi ad-soyadı tc kimlik ne varsa dökülüyor ortaya. çok can sıkıcı bir hal aldı.

    tamam menajer tarafı da haber uçuruyor ama her menajer de haber uçurmaz be kardeşim. ki zaten tek bir sızıntıda masadan kalkarım diyemiyorsan zaten büyük takım yöneticiliği yapma.
App Store'dan indirin Google Play'den alın