• 9
    ülkenin mevcut gündemi ve basının son haline istinaden bağımsız ve atatürkçü diye desteklenmeli diye düşünmemi her seferinde net bir şekilde püskürten gazete.

    link verip de tıklanmalarını sağlamayacağım.
    özetle;
    ana sayfadaki başlık:
    "tarihi karar çıkarsa beşinci yıldız geliyor. (yanda fb arması ve üstünde 3 ü dolu 2si boş yıldız)".
    haberin içine girince:
    "fenerbahçe 5. yıldızı takabilecek mi? işte olası senaryolar…
    fenerbahçe uzun süredir gündemde olan bir konu için düğmeye bastı ve dün asbaşkan şekip mosturoğlu 1959 yılından önce kazanılan şampiyonlukları istemek için harekete geçtiklerini açıkladı. peki bu şampiyonluklar hangi yılları kapsıyor ve kabul edilirse neler olacak? işte yaşanması muhtemel senaryo..." ve bir müktar daha zırva...

    bu kadar fbli olmak zorunda mısınız?
    işinize gelince hak, hukuk, adalet, eşitlik; sıkışınca atatürk, türkiye cumhuriyeti; rahatınız yerindeyse son kale fb ve abuk haberleriniz.
    iletişimi olan varsa farkına varmalarını sağlasınlar lütfen: madem özgür ve tarafsızsınız, belli edin lütfen!

    şu yıldız mevzusunun içi boşluğu bir yana tabi...
  • 11
    memleketteki fasizmin sozum ona sol kanadi pacavra. hangi parti iktidara gelirse gelsin kendi fasizmini uygulayacaginin en buyuk gostergesi. bunu sirf fener ve sekip uzerinden yazmiyorum. bu kucuk beyinliler fenerbahce taraftarini muhalif falan zannediyor ve ali koc uzerinden sozum ona ulkenin gelecegine alternatif yaratmaya calisiyorlar. sozcu, oda tv, hurriyet vs. akit'ten sabah'tan makyajlari disinda somurdukleri degerler disinda hic farklari olmayan pacavralardir.
  • 12
    her gazete gibi amaçları tık almaktır. bol soru işaretli bir manşet fotosu, alakasız bir görsel, haberin içine girildiğinde daha alakasız anlamsız bir haber.

    aynı haberi galatasaray'a ikinci uefa kupası müjdesi adı altında da yapabilirler.

    ben artık gündemi sadece sözlüklerden takip ediyorum. inanın sözlük yazarları en doğru bilgiyi veriyorlar.
  • 14
    okumadığım bir gazete.

    galatasaray’a ret üstüne ret başlıklı haber, dil kullanımı açısından tükürükler saça saça yazıldığı ortada. ancak, içerik olarak hanginiz yanlış diyebilirsiniz ? belki elimizin zayıf olması devlet desteğine muhtaç olmamız dolayısıyla değildir ama neyi kabul ettirebildik epey uzunca bir süredir ?

    başkan mustafa cengiz ve ekibi özlü sözler söyleyerek sağa sola ayar çektiğini zannederken hiç bir kurum bunlarla alakalı bir yaptırım veya karar uyguladı mı?
  • 19
    iktidarın laciverti bir dünyevi bakış açısında olan, ideolojik bir gazete. tıpkı öncüsü cumhuriyet gibi. sırf muhalif diye herkesi desteklemek çok doğru değil dostlar. size ufak bir örnek vereyim;

    hasan tahsin paşa, abdülhamid'e muhalif, jandarma sınıfına mensup bir osmanlı subayıydı. abdülhamid tarafından, 1908 yılında meşrutiyetten hemen önce yemen'e atandı(sürgün'ün kibarcası). bilen bilir, abdülhamid yönetimi tehlikeli veya beceriksiz gördüğü kişileri, tehlikeli olabileceği bölgelerin tam aksi tarafına sürgün eder.

    hasan tahsin bey'de 1908'de ii.meşrutiyet'in ilanı akabinde, ittihat terakki tarafından 31 mart(1909) vakıası'ndan çok kısa bir süre sonra, 1910 yılında refik(korgeneral) rütbesi ile selanik'te görevlendirilerek muhalifliği mükafatlandırılır. ittihat ve terakki cemiyeti, abdülhamid taraftarı kadrolardan arınarak, kendi kadrolarına yakın gördükleri muhalifleri yerleştirme politikası üstlenir.

    derken sadece 2 yıl sonra, ittihat ve terakki yanlısı mehmed said paşa hükumeti, karşı gurup tarafından istifaya zorlanır ve ittihat terakki'ye daha muhalif bir isim olan kamil paşa önderliğinde bir hükumet kurulur. bu hükumetin ilk icraatı abdülhamid veya ittihat terakki yandaşları olabilir endişesiyle rumeli'de bulunan, bölgeyi bilen, tecrübeli 70.000 kişilik askeri personeli terhis etmesidir. bir kaç ay sonra balkan savaşları patlak verir. mareşal fevzi çakmak'ın deyimiyle "o terhis gerçekleştirilene kadar, rumeli'de ki asker sayımız müttefiklerin(bulgaristan, yunanistan, sırbistan ve karadağ) 2 katıdır. subay sayımız yine bu devletlerin 2,5 katı olmakla birlikte, askeri bütçemiz bulgaristan'ın 4, diğer hepsinin toplamının ise 2 katı durumundadır."

    dönelim hasan tahsin bey'e.... refik rütbesini alan hasan tahsin paşa, bu savaşta selanik'in savunması için konuşlandırılmıştır. kendisi bir kurmay değildir ama olsundur, abdülhamid'e muhaliftir zamanında. kendi özel isteğiyle birlikte oğlu kenan bey'de yaverliğini yapmaktadır paşamızın. sırf muhalif oldukları için bölgede görevlendirilmiş acemi subayların, arka arkaya kaybettiği cepheler neticesinde yunan, selanik'e dayanır. kurmay olduğu için nasıl hareket edeceğini bilmeyen hasan tahsin paşa, askerini 1 hafta geç olarak önce yenice ovasına götürür. burada muharebeden çekinerek selanik'e geri çekilir ve bu geri çekilme esnasında tren raylarına zarar verip, köprüleri uçurarak yunan ordusunu oyalamak aklına gelmez veya yapmaz. bunun yerine selanik'te bekler ve bir yandan yunan, diğer yandan bulgar ordusunun kapanına kısılır.

    istanbul'dan yardım gelme ihtimalini dahi düşünmeyerek, bir taraftan bulgar, diğer taraftan yunan'ın selanik'e yürümesi üzerine korkarak 26.000 kişilik savunma ordusunu, tek mermi sıkmadan, silahlarıyla birlikte yunan'a teslim eder. oysaki başkente çok daha uzak bir bölge olan işkodra'da, etrafı düşmanla sarılı olmasına rağmen ve hatta edirne düşmüş olmasına rağmen hasan rıza paşa isimli bir kahraman, işkodra kalesini sınırlı asker ve arnavut milis birliklerinin yardımıyla 1.balkan savaşı'nın sonuna kadar savunur. meslektaşının bu direnişinden dahi utanmaz hasan tahsin paşa...

    velhasılı kelam hasan tahsin paşa, istanbul'dan vatan haini damgasını yer ve bir daha türkiye'ye dönmez. ömrünü fransa'da geçirir ve son günlerinde isviçre'ye yerleşerek orada ölür. yaver oğlu ise yunan vatandaşı olarak, yunanistan'ın kahramanca zaferlerini çizen kraliyet yalakası bir ressam olur. torunu ise öğrendiğim kadarıyla hristiyan olarak yunanistan'da yaşamını sürdürür.

    işte bu yüzdendir ki sevgili dostlar, sırf muhalif diye her kanada sarılmak mantıklı değildir. muhalefette de bir yapıcılık ve kalite arayışımız her daim sürmelidir.
  • 20
    cumhuriyetciyim,muslumanim,ataturkcuyum,emperyalist,kapatilistim

    harcamayi seviyorum ama harcamak icinde hayvanlar gibi calisiyorum yani emekciyim ben herseyim sade vatandasim yani.

    simdi ulke de oyle bir pis duzen var ki, cumhurbaskani mesela 2 kilo domatesi 2 liraya satiyoruz diyor,. cumhurbaskani diyor bunu koskoca ataturkun makaminda ki adam diyor bunu, simdi bunu derken sozcu/cumhuriyet vesayre gibi gazeteler bulvar gibi oluyor hemen, bir elestiri felan yani at gozlugu anitkabire sozde bakar, partisi chp, okuyani emekli veya asker felandir.

    diger tarafta havuz medyasi dedikleri gazeteler ee onlarda tam tersi, bulvarin 5.sayfasi gibi sozcunun tam tersi ayni zihniyet ama, zihniyet ayni.. onlarin kibleside saraya bakiyor, hani demek istedigim bunlari bu kadar ciddiye almamak gerek, kim demis onu bunu yazmis vallahi banane ? ulke de basin adina kactane temiz gazete veya gazeteci kaldi ?
  • 21
    arkadaşlar; o bunu yazmış, bu bunu söylemiş diyerek kendinizi yıpratmayın. bunların alayı aynı bokun lacivertidir. cumhuriyet ya da sözcü okuyan ve bunları okuduğu için kendini muhalif sanan ciddi bir kitle var. yandaş kesimi bazı algoritmalarla kontrol altına almaya çalışan arka plandaki güç ile, muhalif kesimi kontrol altına almaya çalışan güç aynıdır. kimisi dini kimisi atatürk'ü kimisi de kürt sorununu kendine alet ederek devletin başına geçmeye ya da koltuğunu kaybetmemeye çalışır. sonuç olarak; filler tepişir çimler ezilir. önemli olan düşman yaratmaktır. ve o düşmanı olabildiğince kötü göstermek, tüm ilgiyi düşmana yöneltmektir. çünkü; esas sorunlar( ekonomi, işsizlik, sosyal statü, güç dengesizliği vs.) unutturulup, algı başka yöne çekilmeye çalışılmaktadır. çok ilginçtir, şike yaparak sadece kendi camiasını değil ülke sporunu da bitirme aşamasına getiren fenerbahçe gibi bir takımın normal bir ülkede ceza alması lazımken; ülke içi sorunlarla ilişkilendirilip, hayali bir düşmanın kumpasına karşı mücadele ediyormuş gibi gösterilip, kahraman ilan edilmesine şahit olduk bu topraklarda. bu düşmanın ne olduğunu kimse tam olarak bilmiyor. ama inanılan tek bir şey varsa; o da fenerbahçe'nin bu düşmana boyun eğmediği. işte sözcü veya cumhuriyet içinde yazanların ipinin elinde olduğu arka plandaki güç, galatasaray camiasını düşmanın parçalarından biri olarak göstermeye çabalıyor. aynısından yandaş medyada da çoğu kez denk geldim. ama maalesef buna inanan o kadar fazla kesim var ki; bu kesimin kültür seviyesini düşününce, insan dehşete kapılıyor.

    örnek üzerinden anlatmaya çalışırsam; cumhurbaşkanı'nın mitinginde ''hüloğğğ'' diye kendinden geçen bir yandaşı gözünüzün önüne getirin. sonra bir de; 17-25 aralık tapelerinde recep tayyip erdoğan'ın konuşmalarının içinde yer aldığı kesitlere inanıp, bunun üzerine aylarca algılar kasan, ama aynı tapelerde aziz yıldırım'ın şike konuşmalarının içinde yer aldığı kesitlere kumpas diyen muhalifleri gözünüzün önüne getirin. cumhurbaşkanı analarına küfretse alkışlayacak yandaşları gözünüzün önüne getirin. sonra bir de; sözde cumhuriyetçi ve atatürkçü aziz yıldırım için anıtkabir'e giderek hem fenerbahçe'yi hem de ülkeyi kurtardığını zanneden ama birkaç sene içerisinde koltuğu bırakmayıp, kendine karşı gelenleri stada sokmayınca diktatör ilan edip ilk seçimde yerin dibine sokan muhalifleri gözünüzün önüne getirin. aralarında herhangi bir fark görebilen var mı? varsa bile, en azından iplerini tutanların aynı kişiler olup olmadığına dair fikir edinebilirsiniz...
  • 23
    https://twitter.com/.../1110456352143478784

    sözcü'nün bu yalan haberi yaparken unuttuğu bir şey var. sosyal medyada bu bebelerin twitter adresleri kısa sürede ifşa oldu. yine bu bebeler hesaplarını görünmez yapana ya da dışarıya kapatana kadar mevzunun ne olduğunu, ne için toplanıp ne için hareket çektiklerini ortaya koyan şeyler de yazdılar o hesaplardan. hatta ultraslan'la küfürleşen bile oldu sanıyorum.

    velhasıl sözcü, cumhuriyet cart curt... bunlar beni yakın olduğum siyasi görüşün temsilciliğine de soyunsalar yaptıkları tek şey bu görüşü alçaltmak. ben zaten bir gazetenin bir siyasi görüşe yakın olmasını anlayamıyorum. nesin sen bir partinin basın organı mı? tarafsız olacaksın.

    neyse fazla uzatmaya gerek yok. türkiye'deki istisnasız diğer tüm gazeteler gibi bu gazete de çöptür. yaptıkları haber değeri taşımıyor benim için. doğru haberi bağımsız sosyal medyada biraz ince eleyip sık dokuyarak elde edebilirsiniz. bu paralı kalemlerin hiç birine ihtiyacınız yok.
  • 24
    şerefsiz gazete. akit, yeni şafak falan zaten yalan haber pompalamak için kurulmuş oluşumlar. onların bile iğrençte olsa çizgisi var. bu cumhuriyet ve sözcü atamızın arkasına saklanan, özellikle galatasaray konusunda işine nasıl geliyorsa öyle yalan yanlış haber veren gazeteler. sürüne sürüne bitin hepiniz.