• 1
    17 şubat 2019 kasımpaşa galatasaray maçıardından bugün itibariyle bu başlığın açmam gerektiğini hissettim.
    öncelikle fatih terim'in maç sonu konuşmasından bir alıntı yapmak istiyorum.
    (bkz: ne dediler/#2625487)

    --- alıntı ---
    666 pas denemişiz, bunun 597’si isabetli. demek ki yüzde seksen, doksan civarında bir oran. isabet oranı çok yüksek, isabet oranı çok yüksek olduğu zaman bizim oyunumuz da doğru oynamaya çabuk adapte oluyoruz saha içerisinde. pas yüzdesi yüksek, pas hatası yapmayan bir oyunumuz oluyor. bizim yediğimiz gollerin çoğu hücumdayken merkezden kaptırdığımız toplardan geliyor. bunu azalttığımız için rakibimizin ataklarını da engellemiş olduk. görev verdiğimiz arkadaşlar bugün uzun süre oynamamış olsalar da iyi oynadılar. bu pas yüzdesi bizim oyunumuzun neredeyse anahtarı.”
    --- alıntı ---

    benim şahsen çok rahatsız olduğum bir konunun fatih terim tarafından da açıklamalarında belirtmiş olması açıkçası beni çok mutlu etti.

    çünkü şu aralar çok sevilen bir söz öbeği var dikine oynamak. keza futbolda ki en önemli kavramlardan biri en düz mantıkla dikine oynamazsan gol atamazsın. ama dikine oynama kavramının biraz yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. dikine oynamak sürekli yapılacak bir şey değildir. yapılmaya çalışılması yanlış tercihlere ve beraberinde top kaybına, top kaybı kontratak yememize bu haliyle savunmamızın eksik yakalanmasına ve gol yememize, gol yememiş bile olsak takımı geri dönerken ciddi anlamda yıpratmasına sebep oluyor.
    ben açıkçası pinpon maçı izler gibi maç izlemeyi sevmiyorum. 17 şubat 2019 kasımpaşa galatasaray maçına kadar bu seneki maçlarımızın çoğunda takım kafası kesilmiş tavuk gibi koşturarak oynayarak sürekli bir kaos içerisinde kaldı, kalıyordu.
    gol yememek istiyorsan en temiz çözüm benim oyun görüşüme göre topun ayağında kalmasıdır. saçma bir şekilde dikine oynamak yerine maç içerisinde tempoyu ayarlayarak bir yükseltip bir azaltmak bana göre daha doğru bir oyun. keza
    fatih terim'in de böyle istediği şu açıklamasından belli olduğunu düşünüyorum.
    şimdiye dek dediklerimin selçuk ve belhanda ile ne alakası var kısmına gelecek olursam. bu zamana kadar bu ikili birbirinin ikamesi şeklinde düşünüldü. ama bu maçtan* itibaren bence net bir şekilde görüldü ki bu ikili beraber oynadığında takım daha aklı başında oynuyor. ikisi de birbirlerinin kötü özellikleri törpüleniyor. birbirlerini tamamlıyorlar.
    futbol tarihinde bir ikiliye benzetecek olursak kötü bir imitasyonu olsa da xavi-iniesta ikilisine benzediğini fark edebiliriz.
    belhanda 8 oynadığı zaman yani direkt bizim sahamızda topu aldığı zaman pek çok hatalar yapıyor. tempoyu mesela sürekli arttırıyor. bu takımı yoruyor aynı zamanda da merkezde kaptırılan toplar direkt olarak bizim kalemizde tehlikeye sebep oluyordu. belhanda'nın en çok eleştirilme sebebi de bundan kaynaklanıyordu en azından benim açımdan. ama selçuk'un varlığı belhanda en rahat ettiği şekilde daha hücuma yönelik oynamasını sağlıyor, insanların bahsettiği 8.5 numara olayı bu, böylelikle belhanda'nın insanı kızdıran özellikleri törpüleniyor.
    keza belhanda'nın da aynı şekilde iki yönlü oyunu ve fiziksel gücü selçuk'un defansif eksiklerini paklıyor. belhanda dribbling olarak da iyi bir oyuncu olduğu için selçuk'un bu yapamadığı kısmının da hakkından gelebiliyor.

    her futbolcunun bireysel eksikleri vardır. bazıları da asla çözülemeyecek eksiklerdir.. işte burada takım olgusu ve takım sistemi devreye giriyor. takım sistemi bu yetenekli oyuncuların güçlü yönlerini öne çıkarmak zayıflıklarını da minimalize etmeyi amaçlar.

    selçuk ve belhanda'nın kasımpaşa maçında ki oyununun objektif tüm taraftarlar tarafından beğenilmesi bence ikisinin de birbirlerinin yapamadığı ve ya daha az yapabildiği şeylerde iyi olarak birbirlerini tamamlamasından kaynaklandığını düşünüyorum. keza bu ikisininde arkasında bunları toplayan ve pas oyununa katılan bir donk'u ve topla arası çok iyi olan luyindama marcao ikilisini de unutmamak lazım ama bu entry'nin konusu değil.

    selçuk yaşlandı artık. tahminin öbür sene de takımda kalır ama as oyuncu olarak katiyen düşünülmemesi gerekli yaşı gereğiyle. ama belhanda eğer seneye de takımda kalacaksa alınacak orta sahanın selçuk tarzı bir oyuncu olmasının şart olduğunu düşünüyorum. bu ikiliyi çok daha sık göreceğimizi düşünüyorum 2018-2019 sezonunun ilerleyen zamanında.
  • 5
    şöyle bir sorun var ki fernando / donk ikilisi önünde badou ndiaye'nin yer aldığı bir dizilim açısından belhanda uygun futbolcu değil, zira pas kalitesi düşük ve uzun pası yok, topu koşarak ileri taşıyor. badou zaten sadece koşarak ileri top taşıdığı için, benfica maçında da uygulamalı gördüğümüz üzere, sizi koşturmazlarsa takım öne çıkamıyor.

    bu bağlamda 6 numara ve önlerinde selçuk - belhanda ikilisi, top bizde iken biri koşarak, diğeri topu koşturarak topu öne taşımak adına doğru bir taktik. ancak bu düzende de ikisinin de savunma yönünün zayıf olması bir sorun. selçuk'u uzun uzun yazmıyorum ama savunma sadece adam kovalamak değil, gerektiğinde pozisyona yerleşmek olduğundan, bu noktada belhanda ileride kaldığından, 6 - selçuk - belhanda üçlüsünde rakip 2-3 pasta ceza sahasına kadar geliyor. ha diyeceksiniz badou'da gelmiyor mu? onda da geliyor ama 2-3 defa az geliyor.

    özellikle rakibi boğabileceğimiz veya rakibin taktiğinin kapanmak olduğu iç saha maçlarında oynayabilir bir ikili, zira selçuk yıllar sonra ilk defa vasatın bir tık üstüne çıkabildi. bununla birlikte özellikle rakibin orta sahasının fizik olarak güçlü veya dinamik olduğu maçlarda paramparça olurlar.

    bu yüzden sistematik olarak uygulanabilecek olsa da, maç özeline göre selçuk / belhanda ikilisinden birinin seçilmesi, orta sahanın kontrolünü ele almak adına ikisinin birden oynamasından daha iyi olacaktır.