• 2011-2012 sezonu selçuk inan:

    http://gss.gs/qo1.jpg

    http://gss.gs/pJu.jpg

    http://gss.gs/318.jpg

    http://gss.gs/C0x.jpg

    http://gss.gs/U9U.jpg

    http://gss.gs/4SK.jpg

    http://gss.gs/B7N.jpg

    http://gss.gs/Cro.jpg

    2012-2013, ................,2017-2018 sezonu selçuk inan:

    http://gss.gs/hH2.jpg

    http://gss.gs/s7w.jpg

    http://gss.gs/fgu.jpg

    http://gss.gs/npk.jpg

    http://gss.gs/aBz.jpg

    http://gss.gs/UaO.jpg

    http://gss.gs/tYf.jpg

    http://gss.gs/p14.jpg

    http://gss.gs/1cu.jpg

    http://gss.gs/Vla.jpg

    http://gss.gs/LsH.jpg

    http://gss.gs/Yw3.jpg

    http://gss.gs/gk2.jpg

    http://gss.gs/Iqi.jpg

    http://gss.gs/7r2.jpg

    http://gss.gs/Cb8.jpg

    http://gss.gs/BTt.jpg

    http://gss.gs/flq.jpg

    http://gss.gs/9XW.jpg

    http://gss.gs/uMA.jpg

    http://gss.gs/O0m.jpg

    yeni pastalar geldikçe eklenecektir.

    edit: http://gss.gs/gtu.jpg
    edit 2: http://gss.gs/hja.jpg
    edit 3: http://gss.gs/H5l.jpg
  • yemişim q7 ve çetesi'ni, fotoğrafa gel;

    http://b1209.hizliresim.com/11/f/cz6sb.jpg

    bizim takımın son zamanlarda gördüğüm en karizma fotoğrafı diyebilirim, film posteri gibi olmuş. selçuk en arkada patron gibi böyle siyah gözlüklerle, farklı giyimiyle, yürüyüş şekliyle... burak onun sağ kolu, bir numaralı adamı... hamit yetenekli suikastçı, belinden silahı da çekiyor zaten... engin ve çağlar böyle dövmeli, asık suratlı, yakın kavgalarda ilk müdahale eden tipler... semih ekibin en genç ama en cesur elemanı...

    ekibin adı belli;

    (bkz: selçuk inan'ın sarı adamları)

    *
  • maurizio sarri abimiz 10 numaralı 4-3-1-2 oynatan bir adamdır bir zamanlar.
    sonra loser arjantinli satılır, ardından yerine alınan milik sakatlanır, en sonunda kaderine isyan ederek kendisi 4-3-3'e geçer false nine'lı olanından. sonra alır yürür yürümesine de dünyanın belkide kendi liginde en dominant iki takımından biri olan juventus olmasa iki serie a şampiyonluğu filan olacak iken alegri'nin juve'sini bir türlü gecemez, sonra hakkında loser falan denir ama konumuz bu değil.

    1959, napoli kütüklü bu abimiz 10 numaralı sistemi yok olunca geride bir 10 numara yaratmak ister.
    malum italyanların regista dedikleri şey bir nevi geri 10 numara ... markajdan kurtulsun diye sarkık libero gibi oynayan franz abimizden sonra icat olundu gibi. daha önce denemeleri vardı da franz beckenbauer denen insan evladı bambaşka bir boyut getirdi işe.

    neyse yine konudan sapıyoruz, selçuk inan başlığında, futbol tarihi yazmaya gerek yok. malum adamın şu anki durumu ve açıkça söylemem gerekirse kendisinden neden bir pirlo yapılmaya çalışıldığını anlamıyorum. 10 kasım 2018 kayserispor galatasaray maçı'nda görüldüki hala kalçasını rakibe dayayıp faul almanın peşinde. pirlo'dan farkı sadece fiziksel değil, oyun zekası olarakta gerilemiş olması. selçuk inan bitmiş arkadaşlar hiç şapkadan acaba tavşan çıkar mı? diye ümitlenmeyin.

    dur şimdi aklıma geldi sarri, franz filan diye niye söze girdiğim.
    napoli'nin bağrından kopan, kapalı alanlardan haz etmeyen sarri abimiz registayı kullanırken jorginho adında imbituba'lı bir zamanlar çay ocağında çıraklık yapan genç adama "sen bundan sonra regista'sın yeğen... top sana değmeden geçip gidemez, sen topa hükmedeceksin al bu yüzüğü, şimdi topa hükmet" der.

    sonra bir maçta 185 pas yaptı allahsız... jorginho’nun bir maçta yaptığı pas sayısına ulaşamayan süperlig takımları var sene 2018...

    ünlü bir orta saha oyuncusu vakti zamanında şöyle demiş "yan pas, geri pas topun sizde kalması için ihtiyacınız olan pas türleridir. ama ne kadar az yapılırsa o kadar iyi olur zira gol atmadan maç kazanılmıyor"...

    iki yan pas, iki geri pas top sende kaldı, baskıyı kırdın tamam sonra yüklenirsin ileriye doğru, regista isen 10 numarasın sadece saha içinde yerin farklı, rakip kaleye değil kendi kalene yakınsın ama işleyiş aynı. selçuk inan ise hala geri pas, yan pas yapmaya devam ediyor. çünkü o kadar.. oyun görüşünü kaybetmiş. nasılsa rotasyondayım benden bu kadar demiş bitirmiş kendini...

    peki dünya üzerinde başka bir takımda olsanız nasıl olurdu acaba?
    mesela milan'da italya'nın en iyi orta saha oyuncularından biri olsanız iki sezon milan'ın şampiyonluğunu şampiyonlar ligindeki başarısının mimarlarından olup, sonra düşüşe geçseniz?? olası iki şey var. ya sizi göndeririler yada siz "ben daha ölmedim amk" der gömleği yırtar altında mavili, sarılı, kırmızılı kostüm ile ortalığı kasıp kavurursunuz tekrar. bizde ise maaşım yatsın, silah mı dayadım sözleşme yaparken? banane abi ödesinler! dersiniz.

    işte ülke futbolunun asıl meselesi bu zihniyet farkını yok etmektir.
    selçuk inan'dan regista olmaz. boşuna heveslenmeyin.
  • takım hücuma çıkarken kendini rakip futbolcuların arkasına atar, çünkü o an pas alırsa ağır olduğundan dolayı yüksek ihtimal topu kaptıracaktır. ne zaman ki takım rakip yarı sahaya yerleşir, o zaman kendini boşa çıkartıp pas ister. çünkü sırtı bizim kaleye, haliyle yüzü de rakip kaleye dönmüştür. bu yüzden topu kaptırma ihtimali de epey azalmıştır. hiç bişey yapamasa yan pas yapar. selçuk senelerdir böyle takılıyor. işte böyle takılmak istemeyen belhanda sürekli yarı sahamıza kadar geliyor, sırtı dönük top almaya çalışıyor ve haliyle arada top kayıpları yapıyor. yani risk alıyor. işte aradaki fark tam olarak budur.
  • ciddi anlamda olmasa bile sneijderle arası açık olandır.

    şimdi sneijder geldikten sonra sistem 4-3-1-2 ye döndü ve selçuk defansın önündeki üçlü bloğa giderken sneijder forvet arkasına geçti ya,

    işte o anda aralarında takriben 4 ila 5 metrelik bir açıklık meydana geldi.

    yani selçuk'un aslında bir tek sneijderle arası açık değil,

    drogba ve burakla da arası baya açık.

    muslera ile drogba zaten allahlık...

    haa bir de musleranın elleri küçük.
  • ismi var. ama cismi de var. sahada yıldız. saha dışında da yıldız. takımın burak yılmaz'la birlikte en belirleyici oyuncusu, en çok para alanlar listesinde ilk 5'e girmez. galatasaray'da belki de en çok kredisi olan adam. ama hiçbir zaman kullanmaz. onun verdiğinin yarısını bu kulübe vermeyenler kulübü çiftliği gibi kullanır, kendisinin halini vaktini izle, idmana metrobüsle gidip gelen altyapı oyuncusu dersin. programa çıkıyor, orda bile sesi titriyor, orda bile utangaç, orda bile mütevazi. fenerbahçe de peşindeyken lig sekizincisini tercih edip türk futbolunun kaderini belirleyen adam olduğunu bilmesen, eray işcan sanırsın. öyle tevazu sahibi.

    ben bu adamın yaptıklarının çeyreğinin çeyreğini yapsam kulüp başkanlığına adaylığımı koymuştum. altyapının her yaş kategorisini -zamanında arif reyiz'in yaptığı gibi- akrabalarımla doldurmuştum. amcam florya'nın güvenlikçisiydi. ama bu adam, takımda topa en iyi vuran isim olmasına rağmen bir frikik olunca bu sefer de sen vur diyerek topu başkalarına verebiliyor. lan niye veriyorsun amk, yemişim sneijder'i. senden iyi topa vuran mı var? sen vuracaksın amk. florya'nın aşçısı yemek vermesin, ses çıkarmaz lan bu adam. gider çubuk kraker alır yer. onun da yarısını burak'a verir. dünyanın en temiz insanı.
  • 17 eylül 2016 galatasaray çaykur rizespor maçında atacağı değil bir, üç penaltı golüne dahi ihtiyacı olmayan oyuncu. şayet bir penaltı golüne ihtiyacı varsa ancak kendi egosu için vardır ama eğer amacı tekrardan sevilen kişi olmaksa topu herhangi bir arkadaşına bizzat vererek gönülleri fethedebilirdi. taraftar da salak değil hani, kendisinin penaltı gollerinden inşa edeceği istatistik dağına kanacak değiliz. bana kimse selçuk penaltısı anlatmasın, hepsini ezbere bilirim: (bkz: selçuk inan penaltısı). şu an da açıkça diyorum ki yapabileceği en güzel hareket bir kaptan olarak yine "şovunu" yapması ama takdir edeceği birine vermesiydi. wesley sneijder dahi olabilirdi hani 100. maçı falan... bundan sonra penaltı gol olmuş, auta çıkmış, seyrantepe dağlarına kaçmış hiçbir önemi yok, gerçek anlamda bir beyefendi ve kaptan gibi davranmış olurdu.

    kendi egosu için değil, takımı için hareket eden oyuncu lazım bize... selçuk ise egosu ve hırsı içinde boğuluyor. ucuz gollerle tüm başarısızlığını örtebileceğini sanıyor.

    selçuk bitmiş.

    not: maçta bok gibi oynadı. 2010-2013 arası dikkatle selçuk'u takip etmiş ve hafıza sorunu yaşamayan herkes bunu rahatlıkla görecektir. tolga ve sneijder'in çabası yanında beyimizin azıcık götünü kaldırması galatasaray standartlarında "iyi oynadı" olarak yorumlanamaz. hiçbir ekstrası olmayan ve 90 dakika boyunca "idare eden" adamın bu takımda yeri yok. selçuk inan lobisi devreye girmeden şu işi açıkça belirtelim, orta sahaya hiçbir derinlik ve dinamizm kazandırmayan, garantisiz, risksiz ve adam adama temastan bile fersah fersah uzak cılız bir oyun anlayışı benimsedi selçuk. bunun adı da kısaca bok gibi oynamak işte...

    inşallah nigel de jong kendisini bileğinin hakkıyla keser. selçuk'tan da selçuk tantanasından da bıktım.
  • https://www.galatasaray.org/...esme-yenilendi/10820

    --- alıntı ---

    galatasaray sportif aş, profesyonel futbolcumuz selçuk inan ile sözleşme yenilendiğini kamuyu aydınlatma platformu'na (kap) gönderdiği açıklamayla bildirdi. kap’a gönderilen açıklamada şu ifadelere yer verildi.

    profesyonel futbolcumuz selçuk inan'ın sözleşmesinin 2014-2015 ve 2015-2016 sezonlarına ait mali şartları aşağıdaki gibi değiştirilmiş ve sözleşmesi 2016-2017, 2017-2018 ve 2018-2019 sezonlarını kapsayacak şekilde uzatılmıştır.

    - 2014-2015 sezonu için 2.750.000 euro sabit transfer ücreti ve 25.000 euro maç başı ücret
    - 2015-2016 sezonu için 2.800.000 euro sabit transfer ücreti ve 25.000 euro maç başı ücret
    - 2016-2017 sezonu için 2.850.000 euro sabit transfer ücreti ve 25.000 euro maç başı ücret
    - 2017-2018 sezonu için 2.900.000 euro sabit transfer ücreti ve 25.000 euro maç başı ücret
    - 2018-2019 sezonu için 2.950.000 euro sabit transfer ücreti ve 25.000 euro maç başı ücret

    euro cinsiden ödenecek bedeller, aşağıda belirtilen tarihlerdeki döviz kuru üzerinden türk lirası'na çevrilerek, türk lirası olarak ödenecektir:

    - 31.08.2014 - 31.12.2015 dönemindeki ödemeler için 31.08.2014 tarihinde geçerli tcmb euro döviz satış kuru
    - 31.01.2016 - 31.05.2017 dönemindeki ödemeler için 31.01.2016 tarihinde geçerli tcmb euro döviz satış kuru
    - 31.08.2017 - 31.05.2018 dönemindeki ödemeler için 31.08.2017 tarihinde geçerli tcmb euro döviz satış kuru
    - 31.08.2018 - 31.05.2019 dönemindeki ödemeler için 31.08.2018 tarihinde geçerli tcmb euro döviz satış kuru
    --- alıntı ---

    31/08/2018 tarihli euro kuru, http://www.tcmb.gov.tr/kurlar/201808/31082018.xml

    sadece bu sezon pasta yedirmek, maçları en güzel yerde izleyip, sağlıklı yaşam amaçlı spor yapmak için;

    7,65*2.950.000 = 22.567.500 tl yani yirmiikimilyonbeşyüzaltmışyedibinbeşyüz türk lirası alacak olan oyuncu.

    2018 büyük ikramiyesi 61 milyon tl.ydi. çeyrek bilet alıp hayaller kuruyorduk. 15 milyon tl ile hayatımızın sonuna kadar nasıl güzel bir hayat yaşayacağımızın hayaliydi bu.

    selçuk inan'ın 1 yıllık ücretinden çok daha az bir parayla...

    adaletini skym dünya!
  • bazı kesim tarafından "henüz yeterli bulunmayan" bu canım ciğerim selçuk'um bakalım neler neler yapmış ilk yarıda.

    2. hafta galatasaray 3 samsunspor 1: dakika 18' selçuk felipe melo nun galatasaray futbol takımında attığı ilk golün küçük ama anlamlı pasını vererek ilk asistini yapıyor. dakika 72' durum 1-1 iken selçuk orta sahada buluştuğu topu derinlemesine sercan'a yolluyor, sercan güzel bir topuk pası ile elmandere asist yapıyor. dakika 76' elmander'in ceza sahasında kazandığı penaltıyı selçuk gole çeviriyor.

    4.hafta galatasaray 2 eskişehirspor 0: dakika 32' selçuk takımımızın kazandığı serbest vuruşu kullanıyor ve gökhan zan golü atıyor. dakika 52' selçuk'un sağ taraftan kullandığı korner ceza sahası dışına uzaklaştırılıyor, hakan'ın vuruşu sonrası melo tamamlayarak golü atıyor.

    5.hafta ankaragücü 0 galatasaray 3: dakika 12' selçuk'un kullandığı serbest vuruşta rakip oyuncu ters vuruş ile kendi kalesine gol atıyor. dakika 20' engin'in kaptığı top sonrası yaklaşık 70 metre depar atan selçuk topla buluşuyor ve kazıma güzel bir asist yapıyor.

    6.hafta galatasaray 2 bursaspor 1: dakika 21' selçuk ceza sahası dışında buluştuğu topu enginle buluşturuyor ve engin müthiş bir asistle galatasarayı öne geçiriyor.

    8.hafta galatasaray 2 gaziantepspor 4: dakika 7' selçuk kazım'ın asisti ile gol atıyor. dakika 64' selçuk kendi cezasahasında buluştuğu topu uzun bir şekilde sabri'ye yolluyor. sabri elmanderin golüne asist yapıyor.

    9. hafta galatasaray 2 kayserispor 0: dakika 72' selçuk kaptığı topu güzel bir plase ile gol yapıyor.

    14. hafta galatasaray 3 fenerbahçe 1: dakika 66' selçuk'un kullandığı korner jr.melo tarafından gole çevriliyor.

    15. hafta galatasaray 3 trabzon 0: dakika 44' selçuk serbest vuruştan müthiş bir gol atıyor. dakika 90' selçuk ceyhuna "reddedemeyeceği" bir asist yapıyor.

    17. hafta galatasaray 1 manisaspor 0: dakika 64' selçuk yine serbest vuruştan müthiş bir gol atıyor.

    yani selçuk;

    galatasaray samsunspor maçında atılan 3 golün 3ünde de pozisyonun içerisinde.

    galatasaray eskişehirspor maçında atılan 2 golün 2sinde de pozisyonun içerisinde.

    galatasaray ankaragücü maçında atılan 3 golün 2sinde pozisyonun içerisinde.

    galatasaray bursaspor maçında atılan 2 golün 1inde pozisyonun içerisinde.

    galatasaray gaziantepspor maçında atılan 2 golün 2sinde de pozisyonun içerisinde.

    galatasaray kayserispor maçında atılan 2 golün 1inde pozisyonun içerisinde.

    galatasaray fenerbahçe maçında atılan 3 golün 1inde pozisyonun içerisinde.

    galatasaray trabzonspor maçında atılan 3 golün 2sinde pozisyonun içerisinde.

    galatasaray manisaspor maçında atılan tek gol zaten selçuk'umun golü.

    yaaaani selçuk galatasaray'ımın attığı 27 golün 15inde pozisyonun içerisinde.

    şunu üstüne basa basa söylüyorum. bu adama laf atanın alnını karışlarım. yürüyedur!
  • gerek kendi, gerek menajeriyle basındaki abiciklerine takımın problemi melo diye haber yaptırıp hedef gösteriyordu. takımın problemi, huzur bozanı melo'ydu. kendisine sormak isterdim melo gidince takımın içi huzur mu buldu? gerçi içten içe ne düşündüğünü biliyorum. muhtemelen huzur bulmuştur. çünkü melo isteksizlik, tembellik, umursamazlık gördüğünde buna tepki gösterirdi. gerekirse gırtlak gırtlağa gelme pahasına. şimdi ne güzel geniş geniş yayıyorsunuz kıçınızı. 6 mart 2016 galatasaray başakşehir maçında ıslıklandı selçuk. buna rağmen kullandığı penaltıyı gayet temiz ve düzgün bir vuruşla 90'a çaktı ve yaylana yaylana, yavaşça yürüdü. isteyen buna soğukkanlılık diye kılıf uydurabilir. ben bunu umursamazlık ve sinsilik olarak adlandırıyorum. sen tehlikeli ve kötü bir adamsın selçuk. senden nefret ediyorum.
  • eleştirilere katılmıyorum. bence maaşında düzenleme yapılmalı ancak pasta kuru üzerinden:

    özel muzlu pasta (6-8 kişilik) 42 tl civarı:
    https://www.carrefoursa.com/...AinStockFlag%3Atrue#

    şimdi a takımımızda 25 oyuncu gözüktüğünden, senede en kötü 25*42=1050 tl yapar.

    bence bu fiyattan kendisiyle yola devam edilebilir. bir nevi kulübün pasta yüzü olur. dr. oetker gibi düşünmek lazım.
  • en sevdiğim yemek,
    peynirli börek

    şu anda en çok tuttuğum oyunculardan bir tanesi selçuk. kendisi adeta bir tadına doyum olmayan, dilim dilim götürülen peynirli börek kıvamına geldi benim için. valla allah aramızı bozmasın, kendisinden soğumamı gerektirecek bir hareketi olmasın, hep övelim burada selçuk'u. öldürücü pasları da böreği dilimleyen bıçak gibi. bağlantı açık burada.

    bu vesileyle size bir ramazan sofrası hazırlayım madem. şimdi aklıma geldi.

    hurma: seveni vardır, sevmeyeni vardır. pratiktir, göze çok batmasa da iftar sofralarının olmazsa olmazıdır. "ne gerek var lan hurmaya" diyenler bile iftarı hurmayla açar. sağlığa faydalıdır, hazma yardımı vardır. bu kadar nitelikli bir şey sabri sarıoğlu'ndan başkasına benzetilemez.

    çorba: rüyasıyla iftarı beklersin, içmeden doymayacağını düşünürsün. ramazan'ın ilk günlerinde sofranın baştacıdır, sonradan evde misafir yokken yapılan acele iftar sofralarında ortalarda görünmez olur. yokluğunda çok ararsın, ama bir şekilde karnın doyar. tabii ki milan baros.

    yaprak sarması: kaptanlık kontenjanından arda turan. kaptan dediğin hz. mevlana'nın mum örneği gibi olacak, takımı içine alıp saracak. yaprak sarması içine neleri almadı ki?

    et yemeği: sofranın ağır topu. başımın üstünde yeri var. felipe melo. kolesterol molesterol dinlemez, yedirir adama kendini.

    tavuk: et yemeği varken bunun ne işi var lan? yine de bir köşede dursun, arada 1-2 çatal alan olur. kanatları da fena olmuyor bazen. ayhan akman'dan başkası değil.

    kol böreği: fiyat/performans oranı; bogdan stancu. anlayan anladı. dursun yine de bir kenarda.

    yoğurt: hazmettirir, iyidir. üstünde meraklısı için kaymak da olacak. johan elmander. buz gibi gol lan işte liverpool'a attığı. serin serin iftarda iyi gider. üstüne doğrayacak hıyarı siz bulunuz da cacık olsun.

    tatlı: yemeğin üstüne birazcık yersen iyidir, fazlasını yersen sahura kadar karabasanlarla uğraşırsın. sofraların bir kısmında tiramisu, puding gibi "kefere" usulü tatlılar, bir kısmında baklava, kerhane tatlısı, tulumba gibi yerel tatlar. isminden bile tarife uyuyor: colin kazım-richards. ne güzel laf söyledik, bu da mı ofsayt? ofsayt butonu sağ altta:((((

    bu kadar menüde tabii bir de pastırma gerekir. kendine güvenirsin, "ne olacak lan?" dersin, dayanamayıp yersin. sonra kokusu 4 gün çıkmaz. hele sıcakta yanına yaklaşılmaz. kim olacak; servet çetin.

    en salak entry'miz böyle olsun.

    not: bir süreliğine buralardan uzuyorum. ne zaman dönerim belli olmaz. kafamı bozan çok şey oluyor burada. en başta; gıybetin bini bir para. şayet ilovedonut "ramazan davulcusu olarak konya sokaklarında işe başlamış" derse dönüş sürem bir süre daha uzayabilir. haydi hepiniz sağlıcakla kalın. hayırlı ramazanlar, hayırlı bayramlar şimdiden.