resim
Roberto Mancini
Görev:Teknik Direktör
Takım:Al-Sadd
Yaş:61
Uyruk:İtalya
  • 4627
    galatasaray'da bi sene daha kalması gereken teknik direktördü. sadece deplasman fobisi dışında olumsuz bi futbol oynatmıyordu kendisi. içerde olan maçlarda gayet baskılı ve istekli oynatıyordu takımı. bir diğer hatası izlediği transfer politikasıydı. sonraki sene iyi bi bütçe sunulsa daha iyi işler yapabilirdi ama yapamadı. canı sağolsun büyük destekçisiyiz.
  • 5002
    kötü bir hoca değildi ama o sezonki başarıya tok kadronun tembelliğine kurban gitmiştir. o sezon kadroda olan her oyuncumuzu ayrı ayrı sevsem de adamlar maç seçiyordu. sizce drogba, melo, sneijder vs. gibi adamların deplasman baskısı hissetmesi ne kadar olası? fener'in cezası* bizde rehavete sebebiyet verdi. 2014 şubat ayında puan farkını dörde bile indirdik ama malesef ki o sezon bizimkiler maç seçtiler ve fener'e yaklaşsak bile fark gene açıldı. o dönemki oyunculara olan sevgimden bağımsız söylemek zorundayım, gerçekler böyle: o sezon takım maç seçti. kötü hoca arıyorsanız illa prandelli ya da tudor başlıklarına alalım sizi...
  • 402
    kendisini için "ağzıyla kuş tutsa kendisini sevdiremeyecek teknik adam" gibi saçma sapan ifadeleri şaşkınlıkla okuduğum teknik adam. karakterli olması, takımı iyi oynatması, bir sistemi olması benim kendisini sevmem için yeter.

    insanlar hangi kafalarla böyle deli saçması şeyleri yazıyor anlamıyorum. sanki mancini kumpas kurmuş, terim'in ayağını kaydırmış. çok özel değilse torbacınızın numarasını yazın bir dahaki sefere de...

    ayrıca kendisi fatih terim'den daha iyi bir teknik direktördür. fatih terim'in galatasaray için özel olması başka bir şey, ama bir de realiteler var.
  • 5205
    galatasaray’ın en son “avrupa fatihi” gibi oynadığı sezondaki teknik direktörü.

    oynatmak istediği futbol bize uymuyordu belki ama juventus’u avrupa ligine gönderip şampiyonlar liginde gruptan çıkarmıştı bizi.

    11 haziran 2021 türkiye italya maçında da görüldüğü üzere italya’ya kafasındaki futbolu harika oynatmış, bize top göstermemiş ve dünyanın “topu santraya getiren oyuncak arabanın topla oynama yüzdesi daha yüksekti” şeklinde bizimle dalga geçmesini de sağlamıştır.

    öte yandan (bu maçlık) rakibi şenol güneş ile elindeki oyuncu havuzundan oynamak istediği taktiğe en yanlış oyuncu tercihleri ile başladı.

    ya bu kadro bu oyunu oynamaz, ya bu oyun bu kadroya oynanmaz. ikisi de birbirini tamamlayan önergeler. hakan çalhanoğlu gibi bir oyuncuya ön liberoda top kovalatan şenol güneş’i roberto mancini öyle bir mat etti ki kasayı taksan böyle çizik olmaz karizmada.
  • 2774
    insanların çoğu anı yaşar. anı yaşamak insanlara hayatı daha eğlenceli kılar fakat ardından başarı getirir mi getirmez mi orası meçhul. eğer senin benim gibi düşünseydi (bkz: roberto mancini) giderdi sezon başında 10 milyon euroya bir sağ kanat * alırdı birde kolarov'a 10 milyon kendisine de 4 milyon euro verirdik günü kurtarırdık bu senede şampiyon olurduk. ya seneye ne olucak? bunu bugün mancini'yi eleştirenlerin hiçbiri düşünmedi. 2 sene önce ünal aysal mükemmel bir yöneticilik örneği göstererek herşeyi planladı, önce rüştünü kanıtlamış kişileri takıma aldı ve takım mükemmel futbolla sezonu şampiyon tamamladı.. geçen sene ise kaliteli dünya çapında isimlere güzel paralar verdi ve avrupa'da söz sahibi olmak istedi. geçen senede zarla zorla şampiyonluk geldi.

    ünal aysal tüm bunları yaparken takımın artık bir ideolojiye sahip olmasın gerektiğini, gelecek vaad eden futbolcularla güzel futbol oynayıp hem finansal açıdan rahatlamak hem de daha büyük bir klüp olmak için bu sene benim omurgam bana yeter dedi fakat futbolcuların omurgasız olacağını düşünemedi ve genç futbolculara yöneldi.

    (bkz: koray günter)
    (bkz: umut gündoğan)
    (bkz: lucas ontivero)
    (bkz: alex telles)
    (bkz: izet hajrovic)
    (bkz: oğuzhan kayar)
    (bkz: armindo tue na bangna bruma)

    deminde söylediğim gibi *sizin gibi düşünseydi bunların hiçbirini almazdı. mancini umut gündoğan yada lucas ontivero için yanıp tutuşmuyordu. kendisi de isteyebilirdi balotelli ve kolarov'u fakat kendisi göreve gelirken geleceğin takımını kurması söylendi ve kredisi olduğu için bu yüzden genç oyunculara yöneldik ve bence yerli forvetlerimiz yüzünden takım bu seneyi 2. yada 3. tamamlayacak.** seneye hepiniz utanacaksınız bu dediklerinizden. zaten hepinizin ismini tek tek not alıyorum seneye utanmayan, bu günleri unutan varsa hepinizin yüzüne vurucam bu söylediklerinizi.
  • 1637
    ibne basın bunu da yazın'da çıkan haberlere göre sabri sarıoğlu reyiz hakkında "sabri mi, o da kim? galatasaray'da mı oynuyor? bu ne biçim futbolcu, ne biçim insan? hadi onu da geçtim italya'da 3. ligde bile oynayamaz." dediği önce kulislerde yankılanmış, sonra yakın çevresinde yüksek sesle konuşulur olmuş, sonra bildirilmiş, daha sonra gelen haberler arasındaki yerini almış, en son da öğrenildi mertebesine ulaşmış.

    roberto mancini bununla da yetinmeyip sabri sarıoğlu'nun boynuna bir urgan geçirip taksim'de sallandırmış, üzerine işemiş, sonra da çürük yumurta, domates, maytap, fişek hatta barut atmış.

    eksik kalmış amına koyim az bile yazmışlar az, sabri sarıoğlu reyizden geriye de yırtık bir parçalı forma ve bir avuç kemik kalmış:(

    sözüm ona ruhumuzu okşayıp bizi mancini karşıtı sabri yandaşı bindirilmiş kıtalar haline dönüştürmek için önce iftira atıyorlar, bir de reyiz yazıyor amcık ağızlılar.

    işte bu yüzden kurda, kuşa, tilkiye, sansara, ibneye, amcık ağızlıya yem etmememiz gereken hocamızdır.
  • 1458
    herhalde taktiksel açıdan yeryüzündeki en esnek teknik adamlardan biridir desek yeridir.. galatasaray'da çeyrek sezondan biraz fazlası kadar görevinin başındayken son 5 yılda görmediğimiz kadar farklı formasyonla takımını sahaya çıkarmış, hemen her oyuncusunu farklı pozisyonlarda denemiştir. tabi adamın bunu hobi olarak yapmadığı; hakkında kısıtlı bilgiye sahip olduğu ve sezona çalkantılı bir başlangıç yapmış takımını daha iyi tanımak adına yaptığı gerçeğini görmek için einstein olmaya gerek yok. adam denedi yani, hala da deniyor. denemeye de devam edecek.

    bu gerçekliği gördükten sonra hala her formasyon değişikliğinde yeni bir kurulu düzene geçtiğimizi düşünen arkadaşlar gereksiz yere heyecan yaşıyor. 4-2-3-1, 4-3-1-2, 4-4-2, 3-5-2... hepsini denedi. biriyle sahaya çıktıktan sonra "aha yeni sistemimiz buymuş" demek bile yersiz. adamın kafasında tamamiyle versatil bir takım var. bu yüzden mümkün olduğunca farklı tipte oyuncuyu takımında görmek isteyecektir.

    ben hala yapacaklarını büyük bir merakla bekliyorum. ama kendisine güvendiğim bir konu var. o da oyuncu bilgisi. dışarıdan getireceği adamları gerçekten iyi seçiyor mancini. örneğin kendisine en çok city gibi dev bütçeli bir takımla başarı olmanın kolaylığı(?) üzerinden vuruluyor. (u: barcelona'yı ben de şampiyon yaparım kafası başka bi konu zaten, girmiyorum oraya) şimdi basit bir soru sorayim. sınırsız bütçeli bir takım yönetseniz ve orta sahanızın ortasına bir adam alacak olsanız; o günkü rolüyle barcelona'nın hamalı olan yaya toure'yi kaçımız alırdı? ben almazdım. aklıma bile gelmezdi. yahu adam iki metre top sürüp şut çektiğinde bizim bir zamanlar servet çetin'e yaptığımız gibi alkış alıyordu tribünlerden. bu adam 4 yıldır city'nin dinamosu ve bana dünya karması yap deseler bir saniye düşünmeden orta sahamın göbeğine yazacağım ilk adam. bununla kendisinin yaya toure'yi keşfettiğini falan iddia etmiyorum elbette - aksine bence daha zor olanı bir şeyi yapmış ve hazırda tonla oyuncu varken son derece sınırlı bir role sahip oyuncuyu kendi takımının kafesinden salınmış canavarı haline getirmişti.

    türkiye'de yabancı teknik direktörlerin işi çok zordur. kimse adamların yakasını bırakmaz ve büyük oranla hüsran ile ayrılırlar ülkeden. bir ortak noktaları da genelde büyük ümitlerle gelmeleri ve git gide kendilerine olan inancın azalması. mancini'nin bu konuda farklılığı var. adam fatih terim'in arkasından geldi ve kafadan 1-0 geride başladı. ama gittikçe kendisine olan ön yargıyı kırmaya başladı. hatta burada gayet başarılı olabileceğinin sinyallerini de vermeye başladı bize. bir kupa koleksiyoncusu olması ve kariyerinin son 10 yıla yakın süresini winner karakterli takımlarla geçirmesi beni daha da heyecanlandıran bir faktör. kendisiyle ilgili ilk uzun denebilecek yazımı yazıyorum; umarım bunlardan daha da fazla yazmamı sağlayacak kadar uzun ve başarılı bir kariyeri olur galatasaray'da.

    buona fortuna, signore.
  • 4849
    beyefendiliğiyle, klaslığıyla, naifliğiyle şahsen benim gönlümde taht kurmuş bir insan. teknik zaaflarını sabaha kadar tartışabilirsiniz çoğu teknik direktör gibi veya onu elit seviye antrenörü yapan özelliklerini, artılarını da konuşabilirsiniz ancak bu adamın insanlığı yoruma açık değildir. sen gül dünya gülsün. zenit'te başarılar hocam.
  • 1280
    juventusu veya elazığı yendiği için taktik deha olarak nitelendirilmeyen teknik adam. eğer bu yüzden bu kanıya varan varsa görüşünü gözden geçirsin bence.

    bu adamı büyük taktisyen yapan, çıktığı her maçta takım olarak oyun planının başarıya ulaşması. oyun planı başarıya ulaşıyor da, sürekli bireysel hatalardan gelen saçma sapan goller yiyor takım ve motivasyonu yerlerde olduğu için de çabucak dağılıyor. real madridden 6 yediğimiz maçta da olan buydu. yani bu olay manciniyle de alakalı değil. terim varken de bu sezon takımın motivasyonunda inanılmaz bir kırılganlık vardı.

    özellikle torinodaki juve maçında, rakibi şaşılacak şekilde kilitlemiş, fakat amrabatın saçma sapan bir hatasıyla takımın bütün motivasyonu düşmüş yine de beraberlik alınmıştı.

    real madrid maçında muazzam geçen bir 45 dakikada, kalecinin inanılması güç şahsi hatasıyla geri düşülmüş, ardından beraberlik sağlanmış fakat yine kalecinin saçma sapan bir hatası sebebiyle takım maçta geri dönülemez şekilde çökmüştü.

    derbide takım oyunu gayet stabil tutarken, havadan süzülerek gelen topu koluyla engellemeye çalışan stoper yüzünden bütün plan suya düşmüştü.

    fakat bu adamın planları, maçın geneli bazında her zaman doğruydu. her maç için ayrıca çalışıyor adam. şampiyonlar ligi - türkiye ligi fark etmiyor. bu adam büyük taktisyen, akademik geçmişi de bunu perçinliyor. juventus maçını kazandıransa onun dehası değil, galatasarayın juventusa göre daha "doğru" savaşmasıydı. tabii, o takımın motivasyonunu onca sekteye rağmen ayakta tutabilmek de teknik adamın başarısıdır, onu da unutmayalım.
App Store'dan indirin Google Play'den alın