• 1
    eskişehirspor'un, beşiktaş'ın ve ankaragücünün eski kalecisi. siyah giyen, yugoslav milli takımında oynamış, uzun boylu bir kaleciydi. galatasaray'ım istese 8 değil 18 atabileceği maçta (bkz: 30 mayıs 1993 ankaragücü galatasaray maçı) 4 gol atmıştı zalad'a. kendisi yıllar sonra şöyle bir diyaloğa konuk olmuştur.

    -zalad gelsin sizi kurtarsın
    -hasan kabze vurdu goool.
    (bkz: kapak)
  • 4
    14 yıl aradan sonra şampiyonluğu kutladığımız yıldan sonraki sezondu *.

    mabette bir beşiktaş derbisi * oynamış ve tatsız tutsuz 0-0 berabere biten maçın ardından, çocukluk arkadaşımla beraber mabedin, şimdi vip tribünü girişi adı verilen kapısında beklemeye başlamıştık.

    (burada bir parantez açıp, o günlerde gözümde flashback yapan hatıralarımı paylaşmak isterim çünkü çok kıymetli ve geri gelmeyecek günlerdir o günler)

    şimdilerde olduğu gibi stadyum kapılarının önüne; "lise kapısında sevgilisini bekleyen ergen" misali takım taraftarlarınca sevdikleri futbolcuları bekleyen taraftara "it" muamelesi yapan modern gladyatörler, kendi taraftarından dahi korunmak amacıyla "metal kafesler", -çıkış kapısını geçtim- neredeyse duşlardan futbolcuları toplayacak düzenekte hazırlanmış vip takım otobüsleri yoktu.

    işin tuhafı, çıkış kapısında bekleyen bir medya ordusu, tv kameraları, elinde 93 nanopiksel 28 milyon çözünürlüklü dijital fotoğraf makinelerine sahip insanlar, ses kayıt cihazları da yoktu. cep telefonunu geçiniz, tuşlu telefon bile "star trek" tadında bir nostaljiydi o zamanlar.

    ercan taner; 95 kilo ve hakan peker tadında kot pantolon+blazer ceket+ip kravat+çakma ray-ban komboları ile dolaşan çömez muhabir, levent özçelik daha henüz bıyıklı (yaaa, şaştınız değil mi?) ve sesi daha ergen, ömer üründül henüz adı sanı tanınmayan bir kişilikti. yukarıda saydığım televizyon kişileri, bundan 12 yıl sonra galatasaray ın türk sporuna kazandırdığı kelimeler başlığına yazılacak entarilerin güzide sahipleri olacaklarını da elbette bilemezlerdi.

    stadyum çıkışında bu insanlar ve o teknoloji yoktu çünkü sahada ropörtaj yapmak serbest birşeydi. misal cüneyt golü attıktan sonra önce seyirciye gidiyor sonra da vazifeymiş gibi "ray ban sahibi" ercan'ın yanına geliveriyordu. kısa bir gol anlatımı sonrası herkes kendi yerine dönüyordu, takdir edersiniz ki o vakit wi-fi mikrofon olmadığından, en büyük lüksü "çim zemin ile aynı renge sahip rj kabloları" olan kameramanlar vardı. her bir kamera vhs özellikli olup, beheri bir ercan taner ağırlığındaydı *. dolayısı ile sahada 23 nisan etkinliklerine katılmış çocuklar gibi hoplayıp zıplayan kameraman bulmak mümkün değildi, zaten televizyonlar da tek kanaldı.

    velhasıl; herşey saha içinde olup bitiyor, dışarıya birşey kalmıyor, reina/laila gibi küçük ünlü ses uyumuna aykırı mekanlar henüz "babasının pazar filesinde portakal" bile olmadığından gece boyu skandallar patlamıyor, "paparazzi" kelimesi ise o zamanlar çok genç ve vurulmamış aynı zamanda da tanınmamış olan hıncal uluç'un erkekçe dergisindeki köşe yazısının adı oluyordu.

    (parantezi burada kapatıyorum, umarım yeteri kadar anlaşılmıştır)

    maç sonu çocukların o zaman sevgilileri kaleciler en çok beklenen oyuncuları olurdu. schumacher'in dilimize almanya'dan ithal ettiği "reusch" marka eldivenler, kolları "yastıklı" kaleci kazakları, koruması gereken bir kale ile bir takımın "kalecisi" bizlere darth vader kadar donanımlı gelirdi.

    rade zalad çıkışta zoran simovic ile birlikte göründü. beşiktaşlı arkadaşım, zalad'ın yanına geldi ve bir çifgt eldiven istedi. zalad o kadar rahat ve sanki arkadaşıyla konuşurmuş gibiydi ki;

    "ne eldiven istersin bre, bende yok eldiven, nişta, almışımdır ben bir çıft eldiven ödünç simo'dan be ya, git ondan istersin bre piçka be!"

    kolay değil, biz aristokrat takımız. eldivenimiz 10 çift olurdu, tozluklarımız da...

    ama yüreği mangal gibi oyuncularımız da olurdu. simovic, o gün bir çift eldiveni arkadaşıma verdi.

    o günden sonra arkadaşımla bir daha dağ-bayır gezemedik, birlikte misket yuvarlayamadık, çok nadir görüşebiliyorduk o da yalnızca hastanede....

    o gün yaptığınız bir stand up tadındaydı zalad ve simo, belki de canım arkadaşımın son mutlu günüydü...

    selam olsun!
  • 6
    --- alıntı ---

    17 yıl önce g.saray'ın a.gücü'nü 8-0 yendiği maçta yediği goller nedeniyle adı şike iddialarına karışan rade zalad, artık aklanmak istiyor. vicdanen rahat olduğunu vurgulayan unutulmaz kaleci, gerçekleri bildiğine inandığı g.saray başkanı adnan polat'tan destek bekliyor.

    türk futbolseverler rade zalad ismini ilk kez 1986 yılında eskişehirspor'la tanıdı. es-es'te gösterdiği başarılı performansın ardından soluğu beşiktaş'ta alan zalad, siyah-beyazlı takımın kalesinde de adeta devleşerek dikkatleri üzerine çekti. beşiktaş'ın iki sezon boyunca en az gol yiyen takımı olmasında büyük pay sahibi olan sırp kaleci, 1989 yılında sürpriz bir şekilde a.gücü'ne transfer oldu. başkentte 4 yıl görev yapan zalad'ın türkiye serüveni ise hüsranla bitti. zira 1992-93 sezonunun son haftası unutulmaz kalecinin adeta sonunu hazırladı. o sezon g.saray ve beşiktaş aynı puanla son haftaya girerken her iki takım galibiyet kadar gol averajına da önem veriyordu. sonunda beşiktaş, inönü'de g.birliği'ni 3-1 yenerken g.saray başkentte zalad'ın kaleyi koruduğu ankaragücü'ne 35 dakikada 5 gol attı. zalad devre arasında oyundan çıksa da maç 8-0 bitiyor ve g.saray gol averajı ile beşiktaş'ın önünde şampiyon oluyordu. işte aradan 17 yıl geçmesine rağmen ismi sürekli 8-0'lık maçla anılan zalad, belgrad'da zaman'ın sorularını içtenlikle cevapladı.

    beşiktaş tarihinin en başarılı kalecisi olmana rağmen ismin hâlâ 8-0'lık a.gücü-g.saray maçı ile anılıyor. bu seni rahatsız ediyor mu?

    tabii ki bundan çok rahatsız oluyorum. halbuki benim beşiktaş'ta yaptıklarım ortada. istatistik denen bir şey var. beşiktaş'ın kalesini en çok koruyan ve en az gol yiyen kalecisi benim. bunu kimse inkar edemez. fakat nedense türk medyası a.gücü-g.saray maçını bir türlü unutamıyor. benim vicdanım rahat. o maçta her zaman olduğu gibi elimden geleni yaptım. ancak takım halinde çok kötüydük ve ilk yarıda ben 5 gol yedim. medya da faturayı bana kesti. yani çamur at izi kalsın misali adımı lekediler. ben yıllarca beşiktaş'ın ekmeğini yedim. onlara nasıl ihanet ederim? ancak bu iftira benim önümü kesmedi. önce partizan'da, ardından sırbistan milli takımı'nda kaleci ve yardımcı antrenörlüğe kadar yükseldim.

    sen maçı bir daha tekrar izledin mi? özellikle yediğin goller hakkında yorum yapabildin mi?

    izlemedim. zaten izlememe gerek yok. ben o maçı dün gibi hatırlıyorum. g.saray'dan hangi futbolcu topu ayağına alsa benimle karşı karşıya kalıyordu. fakat hiçbir arkadaşımın iyi niyetinden şüphe etmedim. futbolda bu tür skorlar oluyor. örneğin beşiktaş'ın liverpool'a 8-0 yenildiği gün kaleci hakan'a çok üzülmüştüm.

    maçın devre arasında a.gücülü bazı futbolcuların senin üzerine yürüdüğü söyleniyor.

    hayır kesinlikle öyle bir olay yaşanmadı. devre arasında takım halinde çok üzgündük. ben de tınaz tırpan hocaya ikinci yarıda kaleye geçmek istemediğimi ve futbolu bıraktığımı söyledim. kaleye arif geçti. o da 3 gol yedi. maçtan bir gün sonra da basın toplantısı düzenleyip bir daha kalecilik yapmayacağımı açıkladım.

    o maçla ilgili şimdiye kadar sürekli senin üzerine gidildi. peki g.saray yönetiminden sana sahip çıkan ve koruyan olmadı mı?

    hayır, şimdiye kadar olmadı. sadece ofk belgrad-galatasaray maçı öncesi başkan adnan polat'la tesadüfen bir yemekte karşılaştım. onu hayatımda ilk defa orada gördüm. kendimi ona tanıttığımda çok şaşırdı. bana sarılarak 'kardeş senin o maçla ilgili hiçbir kabahatin yok. sen çok dürüst birisin.' dedi. bu sözleri duyunca çok duygulandım. kendi kendime keşke bunları türk basını da duysa dedim.

    adnan polat'ın o maçla ilgili türk medyasına bir açıklama yapmasını ister misin?

    olabilir. o sezon adnan polat galatasaray'da yöneticiydi. kendisi veya o dönemin başka bir idarecisi benim adımı temize çıkarabilir. aslında çok da önemli değil. dediğim gibi vicdanen çok rahatım. fakat iki oğlum var ve ikisi de futbolcu. belki de günün birinde türkiye'de futbol oynayacaklar. suçsuz yere sadece çirkin bir dedikodu yüzünden çocuklarımın zarar görmesini istemem.

    --- alıntı ---

    http://www.maraton.com.tr/...-bir-istegi-var.html
  • 8
    zalad: sahaya çıkmayanlar aslan oldu, ben ise sahtekâr

    galatasaray'ın 1992-93 sezonunun son haftasında a.gücü'nü 8-0 yenerek şampiyon olmasının ardından yugoslav kaleci rade zalad hep şikeyle birlikte anıldı. ama o hep susmayı tercih ettiği için 10 yıl önce yaşanan bu olayların üzerindeki sis bulutları bir türlü dağılmadı. herkes şike yaptığı ileri sürülen a.gücü kalecisi zalad'ın 8 golün hepsini yediğini belleğine kazıdı. ne zaman şike olayları konuşulsa rade zalad ismi gündemin ilk sırasına taşındı.o ise hiç konuşmadı ve belgrad’taki sakin yaşantısına devam etti. ta ki sporvizyon kendisini bulana kadar. son iki yıldır sırbistan karadağ ümit milli takımı’nın kaleci antrenörlüğünü yapan zalad’ı uzun uğraşlar neticesinde başkent belgrad’ta bulduk. 1986’da eskişehirspor’la türkiye serüvenine başlayan, beşiktaş’ta süper performans göstermesine rağmen a.gücü’ne gönderilen ve o unutulmaz galatasaray maçından sonra ülkeyi terk eden zalad, şike olaylarından sinan engin’e, beşiktaş’tan aldığı teşvik primi teklifinden, 100. yıl formasında neden yer almadığına kadar birçok konuya açıklık getirdi. galatasaray maçından önce fikret ve sinan engin’le beşiktaş’ın şampiyon olacağı konusunda fikir birliğine vardıklarını belirten zalad, “galatasaray karşılaşmasında oynamayanlar aslan oldu, biz ise sahtekâr...” diyerek önemli açıklamalarda bulundu.

    1992-93 sezonunun son haftaları... şampiyonluk yolunda beşiktaş ile g.saray amansız bir mücadele veriyor. takvimler 24 mayıs 1993’ü gösterdiğinde iki takım arasında oynanacak derbinin düğümü çözmesi bekleniyor. ancak ali sami yen’deki maç 1-1 berabere bitince, son haftaya g.saray 63 puan ve 25 averajla lider, beşiktaş ise aynı puan ve 23 averajla ikinci sırada giriyor. doğal olarak son hafta oynanacak maçlarda atılacak gol sayısı hayati önem taşıyor. iki ankara takımı da ligde kalmayı garantilediği için şaibe söylentileri hafta boyunca gazetelerin manşetlerinden inmiyor. heyecanla beklenen gün geliyor ve g.saray ankara’da a.gücü’ne konuk oluyor, beşiktaş da inönü stadı’nda g.birliği’ni ağırlıyor. bunların üzerine bir de g.birliği kemalettin ve kazım’ı kadro dışı bırakınca şike söylentileri ayyuka çıkıyor. kaleci goran’ın bir hafta önceki kocaelispor maçında kırmızı kart görmesi de cabası oluyor. fakat a.gücü cephesinde de kimsenin fark etmediği benzer gelişmeler oluyor. son haftalarda üst üste kazanılan bakırköy (1-0), g.antep (2-1) ve sarıyer (2-1) maçlarıyla kümede kalması kesinleşen ankaragücü’nde as futbolcuların çoğu g.saray maçının oynanacağı haftayı idman yapmadan geçiriyor. daha doğrusu türkiye’deki şike söylentilerini bilen futbolcular maça çıkmaya cesaret bile edemiyorlar. maça çıkmayanlar arasında eski beşiktaşlı fikret ve sakat olan sinan engin de var. ancak bir başka eski beşiktaşlı zalad ise kalede. maç başlıyor ve daha 35. dakikada g.saray 5-0 öne geçiyor. devre arasında zalad futbolu bırakıyor ve kaleye arif geçiyor. üç gol de o yiyor ve maç 8-0 bitiyor. beşiktaş’ın istanbul’daki 3-1’lik galibiyeti de bir işe yaramıyor ve g.saray şampiyon oluyor.

    10 yıl önce yaşanan bu olayların üzerindeki sis bulutları bir türlü dağılmadı. herkes a.gücü kalecisi zalad’ın 8 golün hepsini yediğini belleğine kazıdı ve yugoslav kaleciyi şikecilikle suçladı. ne zaman şike olayları konuşulsa rade zalad ismi gündemin ilk sırasına taşındı. o ise 10 yıldır hiç konuşmadı ve belgrad’taki sakin yaşantısına devam etti. son iki yıldır sırbistan karadağ ümit milli takımı’nın kaleci antrenörlüğünü yapan zalad’ı uzun uğraşlar neticesinde belgrad’ta bulduk. konuşmaya razı edene kadar epey ter döktük; ama ağzını açtığında da anlattıkları karşısında küçük dilimizi yutmamak için kendimizi zor tuttuk. 1986’da eskişehirspor’la türkiye serüvenine başlayan, iki sezon beşiktaş’ta harika performans göstermesine rağmen a.gücü’ne gönderilen ve o unutulmaz g.saray maçından sonra ülkeyi terk eden kaleci zalad, şike olaylarından sinan engin’e, beşiktaş’tan aldığı teşvik primi teklifinden, 100. yıl formasında isminin neden yer almadığına kadar her şeyi sporvizyon’a anlattı.

    sizi türkiye’ye prekazi mi getirmişti?

    1986 senesinde ben priştina takımında kiralık olarak oynuyordum. prekazi de g.alatasaray’a transfer olmuştu. bir gün ailesini ziyaret için yugoslavya’ya gelmişti. zaten biz prekazi ile 8 yıl partizan’da oynadığımız için çok iyi arkadaştık. bana türkiye’ye gelmek isteyip istemediğimi sordu. sonra da eskişehirspor’dan teklif geldi.

    beşiktaş’a geçişiniz milutinoviç sayesinde mi oldu?

    eskişehirspor’da çok iyi bir sezon geçirdikten sonra beşiktaş’a transfer oldum. ancak ben geldiğimde milutinoviç gitmiş, yerine gordon milne gelmişti. beşiktaş’ta iki sezon üst üste 2. olduk. türkiye kupası finalinde f.bahçe’yi ferdinand’ın attığı golle yenip kupayı kazandık. 1989-90 sezonunda ise ankaragücü ile anlaştım ve 1993’e kadar ankara’da oynadım.

    1992-93 sezonunun son haftasında g.saray ile ankara’da oynadığınız ve 8-0 yenildiğiniz maçı hatırlıyor musunuz?

    hatırlamaz olurmuyum. 20 yıllık profesyonel futbol yaşantımı o maçta noktaladım.

    neden?

    g.saray maçında ilk yarı oynadım ve 5-0 öndelerdi. hocamız tınaz tırpan’dı. ilk devre bitti, soyunma odasına girdik. ben eldivenlerimi çıkartıp tınaz hocaya verdim ve, “hoca buraya kadarmış. herkese teşekkür ediyorum. güzel günlerim geçti; ama yarın gazetelerde bu maçla ilgili iğrenç yorumlar yapılacak. ben futbolu bırakıyorum.” dedim. 2. yarıda kaleye arif geçti. 3 tane de o yedi. ama herkes o 8 golü benim yediğimi zannediyor.

    peki, o maçtan önce hiç şike teklifi geldi mi?

    kesinlikle almadım. ama g.saray maçında ben takımdaki hiçbir arkadaşımı suçlamıyorum. keşke ben o gün 4 penaltı kurtarsam, harika oynasam ve maçı kazansaydık. ben hâlâ o maçı düşünüyorum. şimdi beşiktaş’ın menajeri olan sinan engin de a.gücü’nde oynuyordu. bana g.saray maçından önce geldi ve, “eğer sen bu maçta iyi oynarsan seni beşiktaş’a kaleci antrenörü olarak alacaklar.” dedi. ben de ona, “bana ne kaleci antrenörlüğünden.” dedim.

    neden a.gücü o kadar kötü oynadı?

    biz g.saray maçından önceki dört haftada üç galibiyet almış ve ligde kalmayı garantilemiştik. özellikle sarıyer’i yendikten sonra bütün takımda bir rehavet oldu. as oyuncuların çoğu ufak tefek bahanelerle idmanlara çıkmıyordu. kendilerini hiç zorlamadılar. zorladıklarında da adale çekmesini bahane edip idmanı bıraktılar. ayak tenisi oynayıp maçı bekliyorlardı. zaten g.saray maçından önce de tüm basın bu maçta şike olacağını yazarak gündem oluşturmuştu. biz o maçı 2-0 kaybetsek de şike konuşulacaktı.

    yani, o maçtan önce takım arkadaşlarınız iyi hazırlanmadılar.

    evet. ben 10 yıldır kendi kendime, “çok aptalmışım.” diyorum. çünkü ben de sakatım deyip kulübede oturabilirdim. ama ben futbolu çok seviyordum. diğerleri gibi idman yapmamazlık etmedim. sahaya çıkanlar sahtekâr oldu, çıkmayanlar aslan oldu.

    kadroda sen, sinan engin ve fikret vardı. üçünüz de beşiktaş’ta oynamıştınız.

    evet. sinan zaten birkaç hafta önceden beri sakattı. fikret de o hafta “sakatım.” dedi. biz zaten beşiktaş şampiyon olsun istiyorduk.

    beşiktaş’ı tutuyordunuz yani.

    tabii ki. ben hâlâ beşiktaş’ı tutuyorum. onlar geçen sene şampiyon oldular, ben çok sevindim.

    peki, sizin için 10 yıldır şike suçlaması yapılıyor. neden bugüne kadar hiç konuşmadınız?

    kimse bana sormadı ki. hep kendi bildiklerini yazdılar. ben beşiktaşlıyım. beşiktaş’ta tam 120 maç oynadım. ben hiçbir zaman bu konulara girmek istemedim. çünkü 1986’da g.saray-eskişehir maçında prekazi bana gol atmıştı, o zaman gazetelerde, “prekazi’nin çocukluk arkadaşı olduğu için gol yiyor.” diye yazılar yazılmıştı. ya kardeşim prekazi, kariyerinde yüzün üzerinde frikik golü attı. monaco’ya da orta sahadan attı. o zaman monaco’nun kalecisi de mi şike yaptı?

    g.saray maçında yediğiniz gollerde hatanız yok muydu?

    daha 35. dakikada 5-0 olmuştu. belki 5. golde daha iyi hamle yapabilirdim. orta saha çizgisini biz belki de hiç geçemedik. g.saraylı futbolcular orta çizgiyi geçtiklerinde benimle karşı karşıya kalıyorlardı. ama ben hayatım boyunca o maçta oynayan futbolcu arkadaşlarımı suçlamayacağım. ben hata yapabilirim ama 20 yıllık futbol hayatım boyunca kötü niyetle sahaya çıkmadım. maç 5-0 olduğu anda çok fena oldum. çünkü yarın türkiye’de neler olacağını biliyordum. onun için devre arası futbolu bırakma kararı aldım.

    ben de buraya gelirken sizin için biraz önyargılıydım işin açıkçası.

    türkiye’de 7 yıl oynadım. en iyi yabancı kaleci seçildim, en az gol yiyen kaleci olarak sezon bitirdim. eskişehir, beşiktaş ve a.gücü’nde üç tane başbakanlık kupası kazandım. geriye dönüp baktığımda yaptıklarımla gurur duyuyorum. çünkü yüzde bir milyar biliyorum ki ben hiçbir zaman yanlış bir şey yapmadım.

    sana karşı türk medyası neden cephe alsın ki?

    o dönemlerde yugoslavya’da savaş çıkmıştı ve türkiye’deki gazeteler benim aleyhimde çok politik haberler yapıyordu. benim çocuğum ankara’da doğdu. türkiye’yi kendi ülkemden ayırmıyorum. ama benim aleyhimde, “sırp askerlerine yardım yapıyor. silah alıyor.” diye de yazdılar. benim müslümanlara karşı en küçük bir saygısızlığım ve kötülüğüm mü oldu ki? olmadı.

    100. yıl anısına yaptırılan ve beşiktaş’ta forma giymiş bütün futbolcuların isimlerinin yazılı olduğu formada sizin adınız yoktu.

    hayatım boyunca en büyük acıyı o gün çektim. bunu kim yaptıysa günahını da o çeksin. ben beşiktaş formasıyla tam 120 tane maç oynadım. bunlar tarihte yazılı. ben o dönemde ligde en çok maç oynayan yabancı oldum. iki yıl boyunca bir dakika bile eksiğim yok. bütün maçları oynadım. bunu yapan yöneticiyi de biliyorum. ben beşiktaş’ta oynarken g.saray maçlarında prekazi ile selamlaşamıyordum. çünkü o zamanlar yönetici olan insan beni şike yapmakla suçluyordu. sinan engin de a.gücü’ndeydi ve bütün olup bitenleri biliyordu.

    türkiye’de ne zaman şike olayları konuşulsa hep sizin adınız gündeme geliyor. peki, sinan engin tüm olup bitenleri neden hiç açıklamadı?

    açıklamıyor, çünkü şu anda beşiktaş’tan ekmek yiyor. nasıl olsa zalad 2 bin kilometre uzakta, duymaz, görmez zannediyor, ondan konuşmuyor. sinan’la her zaman iyi diyaloglarım oldu. geçen sene o formalar yapılırken sinan konuşabilirdi; ama yönetimle karşı karşıya gelmek istemedi. üç-beş maç forma giyenlere saygı gösteriyorlarsa, benim 120 maçıma daha çok saygı duymaları gerekirdi.

    hiç şikeyle karşı karşıya geldiğiniz olmadı mı?

    1990-91 sezonuydu. f.bahçe ile beşiktaş çekişiyor. a.gücü de f.bahçe ile istanbul’da oynayacak. o hafta da annem ve kayınvalidem belgrad’tan geliyordu. onları karşılamaya gittim. sonra da beşiktaşlı olan çok iyi bir dostumla yemek yedik. yemek esnasında ismini veremeyeceğim dostum bana o dönemler beşiktaş’ın popüler yöneticilerinden birinin çekini uzattı. çekin üzeri boştu. dostum, “eğer f.bahçe maçında iyi oynayıp gol yemezsen, çeki kendin dolduracakmışsın.” dedi. yemek masasında daha çorbalarımızı içiyorduk ve ben hanımla anneme, “kalkın, toparlanın, hemen ankara’ya gidiyoruz.” dedim ve çeki yırtıp attım. “ben paramı kulübümden alıyorum. söyle o yöneticiye o parayı kimsesiz çocuklara versin.” deyip ankara’ya döndüm.
    kaynak zaman

    prekazi8'in notu: görüldüğü gibi zalad galatasaray için şike yapmamış ama beşiktaş'tan şike teklifi almıştır işte beşiktaşlı duruşu budur yılalrdır aynı terane, alın bu yazı başta sinan engin olmak üzere tüm şikecilere ... sin.
  • 9
    sene olmuş 2011 hala bu adamın 8 gol yediğini iddia edenler var sağda solda. hayır, bunu ''zalad'ın yediği 8 gol dün gibi aklımda'', ''hiç unutmam sene 93 tribündeyim o zamanlar'' gibi ifadelerle destekleyerek o kadar profesyonelce yapıyorlar ki hiçbir şey bilmiyor olsak bizi öpecekler ayak üstü.

    bir maçta üç penaltı kullanıp hiçbir şeyden kıllanmayanlar bu adam üzerinden prim yapmaya çalışmakta, yazık lan.
  • 11
    galatasaray'ın hakkıyla kazandığı şampiyonlukların kuyruk acısıyla üzerine atılan iftiralar aradan 20 yıl sonra bile türk halkının balık hafızasında yerini koruyor olsa da aslında zemin, hava ve rakip ayırt etmeksizin aynı performansı sergileyen; "kova" kelimesinin yugoslavca sözlüklerdeki karşılığı olan dandik kaleci.
    her ne kadar türkiye kupası finali olsa da, kendisinin ortalama bir performansı aşağı yukarı linkteki kadardır.

    http://www.youtube.com/watch?v=19LOOp705W4
  • 14
    tam on sene önce bugün inönü stadını dolduran bjk'liler tribünlerden kendisinin gelip bizi kurtarması için tezahürat ve dua ediyordu.
    kendisi sağolsun bu çağrıya kayıtsız kalmamış, taa sırbistandaki köyünden ruhunu inönüye yollamıştır.
    bu ruh inönüye adımını atar atmaz hasan kabze'nin içine kaçmış ve onun yaradana sığınarak çektiği şutun gol olmasını sağlamıştır.
    (bkz: zalad geldi, bizi kurtardı)
  • 15
    (bkz: 5 mayıs 2019 galatasaray beşiktaş maçı) öncesi akıllara gelen temiz kalpli insan. (bkz: 7 mayıs 2006 beşiktaş galatasaray maçı)'nda eski takımı beşiktaş'ın taraftarının ''zalad gelsin sizi kurtarsın'' talebine kayıtsız kalmamış ve tam o anda eski inönü stadyumunda hasan kabze'nin bedeninde zuhur etmiştir.

    olayı görenler bu durumu bu temiz kalpli insanın, yıllarca yapılan şike iftirası nedeniyle alınan günahları sonucunda neredeyse tertemiz kalmasına bağlamışlardır.

    ilgili maçın görüntüleri kaydedilmiş olup maçı anlatan ercan taner'in, bu doğaüstü olay üzerine vecde gelerek hasan kabze diye bağırışları duyulmaktadır. ayrıca on binlerce beşiktaş taraftarının şoka girerek yine tek bildikleri şeyi yapıp kendi takımlarını şikeyle suçlamak suretiyle ''bu maçı satanı biz de satarız'' bağırışları dikkatlerden kaçmamıştır.

    bu olay karşısında bile ibret almayan beşiktaş taraftarının başına daha sonra çok büyük felaketler gelmiş olup bu iftiraya nazire yaparcasına takımları ''at şikecisi'' olarak bile anılmıştır. ve tabii ki en sonunda yüzyılımızın en büyük felaketi yıldırım demirören'e yıllarca maruz kalmışlar ve bu yılların zararları onları şimdilerde mahva sürüklemiştir.

    şüphesiz ki ibretlik bir hikayedir.

    dikkat! görüntüler korku ve şiddet içerir. 18 yaşından küçüklerin izlemesi sakıncalıdır.

    https://www.youtube.com/watch?v=60JCnJwh4jY

    not: zalad geldi bizi kurtardı.