resim
Okan Buruk
Görev:Teknik Direktör
Takım:Galatasaray
Yaş:52
Uyruk:Türkiye
  • 24502
    şampiyonlar liginin kadrosunun tesciline 10 gün kalmışken 1 transfer yapmış, ikincisini de 1 gün önce açıklamış yönetimin daha fazlasını yapamayacağını anlamak için ultra zeki olmaya gerek yok. elli kere iki tane 11 istiyorum dedi. muhatabın beceremiyorsa bir yerden sonra "bari 2-3 tane ana eksiği alın" demesiyle, 15 kişiyi yeterli gördiğünü düşünmek... 4 yıldır şapkadan bir şeyler çıkartmak zorunda kalan hocamız.
  • 24503
    (bkz: 21 ağustos 2026 erzurumspor fk galatasaray maçı)

    basın toplantısında 2-3 transfer yapacağımızdan bahsetmiş. 2 ihtimali de var yani. transfer yapılması gereken olmazsa olmaz bölgeler: sol stoper, kanat, forvet ve aslında orta saha.

    şimdi 2 transfer yapılma ihtimali de var. bizi nerede eksik bırakacaklar? stoper mi? kanat mı? forvet mi?

    biz burada orta sahayı güçlendirme hayalleri kurarken, bir eksik bölgenin tamamlanmaması fikri de varmış.

    ne diyeyim, yapacak bir şey yok.

    başarısızlık durumunda ne yapacaklarına yönetimle beraber karar verirler artık.
  • 24506
    takımımızın rekortmen ve başarılı teknik direktörü. yaptığı icraatlerden en önemlisi ise takıma kimlik kazandırması ve kazandırdığı kimlikle birlikte önce florya’yı sonra kemerburgaz’ı ama en başta ali sami yen’i mutluluk merkezi yapmasıdır.

    ayrıca kendisi bir galatasaray efsanesidir. bu efsaneler arasında taraftar olarak tamamen mutabık olunan birkaç isim dışında doğal olarak seveni de sevmeyeni de vardır. pek tabii sürekli eleştiren de var, her şeye rağmen destekleyen de.

    ben ise bu eleştiren ve sürekli destekleyen güruhun tam ortasında duranlardan biriyim. ancak kendisine büyük sevgim ve saygım söz konusu.

    destekliyorum zira takıma genel hatlarıyla oynattığı hücum futbolu anlayışı, bu kulübün genlerinde olan futboldur. bununla birlikte takımın form durumu ideal veya ideale yakın olduğu zamanlarda ekran başında aldığım keyif bambaşka oluyor. ayrıca, kendisinin hedef maç hazırlıkları da gayet yeterli seviyede. bunu lig derbilerinin yanı sıra, 2025-2026 sezonu şampiyonlar ligi serüvenimizde kanıtladığını da gördük.

    ancak benim aklımdaki ve gönlümdeki futbol, kendisinin kartvizitinde yazan baskı ve karşılama oyununun dışında topla ilişkisi çok daha iyi olan bir tarafta. hatta tarafta da demeyeyim merkezinde. ama hocayı eleştirdiğim konular gönlümdeki bu oyun üzerinden olmadı. yani çıkıp adama “ama set oyunu yok” demeyeceğim. genellikle kendisine olan naçizane eleştirilerim, oyununa veya takıma eklemesi gereken güncellemeleri, takımın bocalamasını hatta çöktüğünü görmeden bulamaması üzerine oluyordu.

    şu an bu entry’i okuyanlar çok normal olarak bunu bilmiyorsunuz çünkü uzun zamandır buraya bir şey yazmıyordum.*

    neyse, gelelim okan hoca neyi, nasıl toparlamış, takım nasıl dönüşmüş ve şu an ne olabilir?

    2023-2024 sezonu sonundan itibaren takımda bir profil dönüşümü var. bu, takımın oyununa futbol zekası ve teknik kapasite katan oyunculardan daha atlet ve rakibi bozabilen yönleri daha baskın profillere geçmesinden kaynaklı.

    o sezon takım dries mertens, mauro icardi, abdülkerim bardakçı, lucas torreira hatta hakim ziyech ile kerem demirbay ve yarım sezon sacha’nın* yerine geçen kaan ayhan’dan oluşuyordu. bunlar çoğunlukla demin de bahsettiğim oyun iq’su ortalama veya üstü olan ve teknik özelliklerini de sahaya yansıtabilen tipte oyunculardı. nitekim o sezon bu özellikler sayesinde tüm kapalı savunmalar aşılıyor ve 17/17 gibi acayip bir seri ile sezon çözülüyordu. ancak bu oyuncuların maç içinde sürekli sertlikle karşılaştıklarında sinmeleri ise en büyük defolarıydı. bunu acı bir şekilde o sezonki birkaç karar maçında yaşıyorduk.***

    hemen ertesi sezon başında bunların yanına veya önüne doğru eklemelerin yapılmaması ve her sezon başlangıcında olduğu gibi takımın geç form tutması sebebiyle young boys* ve beşiktaş* mağlubiyetleri yaşanıyordu. sonrasında, victor osimhen anomalisinin takıma katılması, ayrıca barış alper yılmaz’ın formunu iyiden iyiye yükseltmesi, takımın da oyununun her bölgede akıl koyan oyuncuları bulma düzeninden, basit bir tabirle “topu hücuma gönder ve oraya doğru koş” noktasına evrilmesine sebep oldu. bu oyunla birlikte takımın ekstra bir profile, yani top sürme üzerinden tempo getirmeye ihtiyacı vardı. bu da o sezonun en farklılaşan ismi yunus akgün’ü bize kazandırmıştı. o sezon, yunus olmadığında ne kadar zorlandığımız aklımızdadır diye tahmin ediyorum. bunların yanında bir önceki paragrafta yazdığım isimler ya sakatlandılar, ya form durumları üzerinden fiziksel olarak erozyona uğradılar ya da bu yeni oyunun getirdiği başka problemler üzerinden maçlara girip etki edememe durumuna düştüler. o sezon yeni transfer edilen gabriel sara’nın da merkezde teknik kapasite koyma noktasında ilk 2-3 ay dışında ağır kaldığını da belirtmek lazım. (ayrıca, bence sara hiçbir zaman da vasat üstü bir oyun aklına sahip bir oyuncu da değil) orta sahada lucas torreira ise, yine elinden geleni yapıyor; oyun bilgisi, tekniği, çabukluğu ve topa baskıdaki mahir özellikleriyle orta sahada neredeyse tüm yükü sırtlıyordu.

    takımın hücumu atletizm ve fizik kapasite merkezli bir oyunla değişirken, bunların arasında icardi ve mertens'i taşıyabilmek için rest defence’i rotasyonlu değil direkt üç stoperli bir şekilde kurma fikri denendi, olmadı. çünkü geriye dönüşler kanat bek profilleri sebebiyle neredeyse sadece üç stoperle karşılanıyordu. bu da bol bol pozisyon vermek, hatta yediğimizden çok atmamız demekti. sonrasında, özellikle devre arası transferlerinin performans verememesi sebebiyle okan hoca, bildiği tandemle devam etmeye karar verdi ve orta saha merkezine bozucu özellikleri ön planda olan bir profil alındı. o isim mario lemina idi. lemina, bozucu özelliklere sahip olmasının yanında, yaşadığı sakatlıklarla eski hareketliliğini kaybetmişti. yani, oyun biraz gitti-geldi şekline döndüğünde savunmada sınırlanabiliyor, hatlar arasında ise eskisi gibi top taşıma özelliğini kullanamıyordu. ancak yine de belli başlı teknik özellikleri gayet yerindeydi ama merkezdeki durumu farklılaştırabilecek düzeyde değildi.

    2024-2025 sezonunun son çeyreği sara-torreira-lemina’lı bir orta saha ile çözüldü. bu orta sahanın handikaplarından biri, özellikle 2. ve 3. bölgede topa temas süreleri çoğaldığı zaman pek verimli olamamalarıydı. yani takımın merkezi, hücumdayken kapalı savunmalara karşı dripling ile top taşıması kısıtlı oyuncular ve topu biraz demlendirip pas üzerinden oyunu açmayı pek de beceremeyen profillerden oluşuyordu. yalnız buna pek de gerek yoktu; artık “topu hücuma at ve oraya doğru koş” oynanıyordu. güçlendirilmesi gereken şey buydu. takım karşılamayı doğru yaptığında bu oyuncular, topu en rahat ettikleri şekilde, yani, olabildiğince az dokunuş yaparak hücumda 1 tempocu, 2 koşucu bulabiliyorlardı. zaten işi de hücumcuların 1'e 1 oyunları ile santraforun fizik üstünlüğü çözüyordu. nihayetinde, kadıköy’deki o türkiye kupası maçından sonra da en ideal oyun böylece tescillenmiş oldu.*

    2025-2026 ise yine bu eksende başlanan bir sezondu. tek farkı, sezon içinde bir şekilde oyunun bazı yönlerinin pek de dönüştürülememesiydi.

    osimhen’in bonservisinin alınmasının yanında leroy sane ilavesi ilerideki tempocu sayısını 2’ye çıkarmıştı. wilfred singo ise sağ beke devşirilen rolland sallai yerini alacak ve savunma atletizmini yukarı çıkaracaktı. son gün alınan bir diğer isim olan ilkay gündoğan, merkezde torreira’nın top kapma özelliğine yoğunlaşmasını sağlayıp oyuna akıl koyacaktı.

    (burada uğurcan transferini belirtmeme gerek yok. o yüzden o tarafa girmiyorum zira kale zaten en elzem bölgeydi.)

    gel gelelim takımın genel profilleri olan atletizm ve fizik üzerinden oyunlar devam etti. ilkay ise bize istikrarlı bir şekilde oyun aklı taşıyamadığı gibi arkadaşları da topu hızla ileri atmaktan dolayı çoğu zaman onu göremeyecekti. açıkçası, kendisi de pek eskisi gibi değildi. sezon içerisinde bir ara, sadece 3 maçlığına, ağzımıza bir parmak bal sürmüştü.***

    iş biraz teknik özellik koymaya gelince ihale -takımın genel olarak en istikrarlıları- savunmada apokerim’e, orta sahada torreira’ya kalıyordu. tekniklerinin genel profillerden yüksek olmasının yanında, savunma ve hücum geçişlerinde oyuna akıl koymaları da onlardan bekleniyordu. takımın diğer her yerinde tempocu ve atlet görüyorduk. şampiyonlar ligi’nde bu, topla oynamaya çalışanlara veya üst düzey takımlara karşı işliyordu. tam kadroyken ve ideal formdayken harika baskı oyunları izliyorduk. hoca da nefis planlar sunuyordu.

    ligde ise vasat oyunla alınan skorlar, iyi oyuna göre daha çoktu. ancak, takımın yetersiz rotasyonu tıpkı 24-25’de olduğu gibi elimizi kolumuzu bağlıyordu. çabuk top kaybı yapabilen 3 ön alan atletini ve 1 devşirme tempocu 10 numarayı bırakın orta saha, atlet bekler bile karşılayamaz hale gelmiş, sakatlıklar artmıştı. sonra, yine devre arasında gelen -ama gelmeden önce burun kıvrılan- bir çocuk bize oyunu biraz da olsa farklılaştırabileceğimizi gösteriyordu. noa noell lang’ın kiralık transferi, barış’ı daha düz bir kulvarda kullandırırken, hücumda topu demlendirerek çok az da olsa yerleşimde bir rahatlık sunuyordu. tabii çok değil; belki 4, belki 5 maç. sonuçta adam rotasyon oyuncusuydu. çoğu renktaşım gibi büyük hayranlık beslediğim mauro icardi ise oyuna girdiğinde tamamen içgüdülerine dönük bir futbol ortaya koyuyordu. top ona hazırlanırsa oradaydı. ancak, takımın oyunu ona uymuyor ve maalesef o da artık koşamıyordu.

    4. kez üst üste şampiyon olunan sezonun mottosu “osimhen sağlıklıysa…” şekline dönüp, bitmişti. çünkü o sahadaysa 2, belki de 3 kişiyi manipüle edebiliyordu. böylece geri kalanlar istedikleri 1'e 1 eşleşmeleri bulabilirdi. bu, hoca ve ekibi tarafından kurgulanan bir şeydi. ancak bunu sürekli izlemek sanki doğaçlama gibi gelmeye başlamıştı birçok kişiye. oyun aklı gitgide kısıtlanan bu takımın düşünmesine osimhen sahadaysa pek de gerek yoktu. artık anlar çok önemliydi. tıpkı bizi yenen hocaların söyledikleri gibi “galatasaray’ı yenmek için anları çok iyi oynamanız gerekiyor. biz de bugün bunu çok iyi yaptık.”

    şimdi 23-24 sezonu için yazdığım teknik kapasitesi ve oyun aklı ortalama veya üstü isimlerden kimlerin takımda kaldığına ve ne duruma geldiklerine bakalım:

    bu isimler, abdülkerim bardakçı ve lucas torreira. işte, herkesin ortalama olarak en çok sövdüğü o 2 futbolcu. belki apokerim’in etrafındaki profiller onun eksik yaptıklarını kapatabilirdi. ancak bekler, ön alandakilerin formsuzluğunda onları savunmada da taşımaya çalışır, davinson da saçmalıklarına devam ederse, apokerim oyunda en iyi yaptığı şey olan top taşıma ve oyun kurmayı da gerçekleştiremeyip tamamen hedeflenebilir bir hale geliyordu.

    torreira ise baskıya mı gitsin, geri gelip top mu çıkarsın, oyun kurma fazında mı olsun, yoksa savunma önünü mü kapatsın şeklinde kafası karışık uzun süredir. bu tamamen ondan kaynaklı değil. zira yanına bir türlü ideal bir partner alınamadı. şu anda da bu durumla birlikte 5. sezonuna giriyor.

    ve unutmadan, ikisi de yaş alıyorlar. yani, "yerlerine birileri bakılmalı" uyarı ışığı da yanmakta.

    bu da bizi 2026-2027 yaz transfer döneminin ne kadar kritik olduğuna getiriyordu. şurası doğru; bu kadroyu okan hoca istedi ve oluşturdu; oyunu da o dönüştürdü. ancak, şu an görünen de çok belli; takım, hem her dominant takıma karşı antitez üretilmesinden hem de elindeki profil havuzundan dolayı kısıtlanabilir durumda. bunu sadece direkt rakiplerimiz değil, alt seviye takımlar da görmekte. ihtiyacımız olan ise yeni bir dönüşüm veya güncelleme olmalı.

    hoca, takımdaki bu fizik ve atletizm temelli profillere “at, koş, karşıla” dışında ne oynatabilir gerçekten emin değilim. bek ve hücum hattı tamamen atlet, bozucu ve tempoculardan kuruluyken orta saha ile en azından bir kenarda oyuna akıl koyabilecek, teknik kapasitesi yukarıda profillere gidilmemesi de endişe verici. şu anda genel oyuncu tiplemesinden farklı olarak takıma katılan aleksey batrakov’dan da "hadi gel, bunların hepsini sen çöz" beklentisi içinde olmak, 21 yaşında ülkesinin dışına henüz çıkmış bir gence haksızlık olacaktır.

    bu noktada hocanın işi zor görünüyor. eğer, takımdaki -çok değil, en azından hücum ve orta sahadaki- profil dönüşümü gerçekleşmezse belki de bu kez şapka da yokken hem şapkayı bulup hem de oradan tavşanı çıkarmak zorunda kalabilir. veyahut, transferde tıkanıp ağustos sonunu da getirmişken, benzer tipteki oyunculara gidip ilk 11'deki futbolcuların formu düştüğünde, oyuncu değişiklikleriyle maç içi sıkışan durumlarda birilerinden bireysel performansla çözüm bekleyecek.

    bunlarla birlikte, kendimi bilerek 30. tam sezonumu takip edeceğim galatasaray futbol takımı'ında hiç bu kadar edilgen bir yönetime şahit olmadığımı da söylemeliyim.* aslında, bu transfer döneminde çıkan (çıkarılan) haberlere, yönetim içi garip dedikodulara/oyunlara çok da şaşırmadım. bahsetmeye çalıştığım edilgenlik; son 4 senedir sustukları, aksiyon almadıkları konulardan geliyor. o konular, bu transfer döneminde aşırı plansız olmalarından, iç çatışmalarından çok daha rezil meselelerdi. tüm bunların ışığında, maalesef daha da saçmalamayacaklarının garantisi de yok.

    neyse, hepimiz bugünleri de not ediyoruz.

    okan hoca'ya tekrar dönersem; yine elinden geleni yapacağından zerre şüphem yok. üst üste 5. şampiyonluğu, avrupa’da geçtiğimiz sezonki aynı başarıyı hatta fazlasını hepimizden çok istediğini de biliyoruz. kendisinden tek talebim ise, herhangi bir bocalama döneminde oyunun çöküşe geçebileceğini daha erken fark ederek gerekeni yapmasıdır. yine de herhangi bir ters durumda benim nezdimde en az 2 tam sezon başarısızlık kredisi var. yalnız, mavi tikliler ile anonim hesaplardan gelecek bir öfke dalgasıyla 1 ayının bile olmadığını ve o öfke dalgası önünde duramayacak bir yönetimin tepede olduğunu o da biliyordur.

    kendisine başarılar diliyorum.
    hocam sendeyiz, yine senin yaratıcılığın.
  • 24507
    daö sağolsun koca yaz transfer dönemini bir güzel yedi ve iş her zamanki gibi kendisinde bitecek yine; eldeki malzemeden en makul yemeği çıkarma...
    baktığımızda performanslarından bağımsız olarak gidenler ve gelenler oldu; icardi, boey, lang, kutucu gitti, lesley ve batrokov ise geldi, yani 4 giden, 2 gelen oldu.
    cl, lig, türkiye kupasında çıkılacak yaklaşık 50 civarı maç olacak, bugun baktığımızda elimizde ne verecekleri belli olmayan, daha doğrusu ne veremeyecekleri belli olan ilkay gibi, kaan gibi oyuncular, performansları inanılmaz dalgalı olan lemina, sane, yunus, sara, bay gibi oyuncular var. hata yapma potansiyellerini her sezon arttıran bir savunma tandemimiz ve henüz geçen yılki formunun uzağında olan kalecimiz var. takımın kanat, orta saha, stoper, forvet bölgelerinde eksikleri var.
    tüm bunlar ışığında okan hocanın ya herro ye merro oyun düzeninden bu durumlara uygun olan;
    ekonomik, oyuncuları aşırı hırpalamayan, hızlı çeıkışlarla ve minimum pasla işi bitirecek bir oyun planına dönmesi elzem oğlu elzem. bu malzeme ile bunda bile su kaynatma ihtimalimiz yüksek ama diğer türlü ben basayım edeyim derse, ki o eski baskılı oyunun çeyreği bile olmuyor yapmaya çalıştığımızda, en azından biraz daha oyunların içinde kalır, belki oyun gücümüzle olmasa da birçok maçı kaliteli bir iki ayağın performansları ile kotarırız. bu arada lig için bu yazdıklarım.
    avrupa bende pas bu sene, 2 galibiyet büyük başarı olur, hiç alamazsak ona da şaşırmam...
  • 24508
    hocanın bir destekçisi olarak kendisiyle ilgili güncel en büyük derdim uzun süredir galatasaray'ın oyununa değişik şeyler katmayı bırakmış olması. özellikle erden timur'un gidişi sonrası transfer süreçlerine aşırı dahil olmaya başlaması, mesaisini ve kafasını oyuncu izlemeye ve düşünmeye vermesi, osimhen'in gelişiyle birlikte takımın belli bir oyun ezberi üzerine oturması hocada bir konfor alanı ve tembellik, doymuşluk oluşturmaya başladı diye gözlemliyorum. bunlar kendisinin bizzat açıklamalarında geçen konular, haftada üç gün oyuncu izlediğini ve takımın topu bir an önce osimhen'e atalım ezberiyle oynadığını söylemişti.

    gel gelelim ilk sezonunda sadece takımla ilgilendiği döneminde kadrosunu oturttuktan sonra alanyaspor maçıyla başlayan yükseliş, kadıköy deplasmanında icardi ve torreira olmadan fener'i sahadan silişi, 7-0'lık başakşehir galibiyetinde takımın uyum ve kimyasının %100'e vuruşu.. ikinci sezonunda imza bayern münih maçları, rekor puanla gelen şampiyonluk. hatta sonraki sezonunda üçlü denemeleri tottenham maçı vs. buralarda takıma ve oyuna ciddi manada kafa patlatan bir hoca görüyorduk.

    şimdi takımı izlediğimde aşırı aceleyle kaleye gitmeye çalışan, gole ihtiyacı olduğunda özellikle iç sahada sürekli orta açmak dışında değişik oyun planlarını göremediğimiz bir takım var ortada. sorun oyunculardaysa bunu değiştirmek için bir çaba içerisinde de değiliz. lig ve avrupa için güçlü bir kaç oyun planımız var ancak bunlar işe yaramadığında aşırı tıkanan ve çözüm üretemeyen bir takıma dönüşmemiz ciddi bir tehlike. avrupa'da iç sahada top oynamaya çalışan rakiplere karşı şov yapıp, topu bize bırakanlara karşı patlamamız, deplasmanlarda sahadan silinmemiz ciddi bir tehlike.

    umarım daha önce de olduğu gibi transfer dönemi bitişiyle beraber tekrardan saha içine odaklanan ve takıma yeni şeyler katan, hırslı bir okan hoca görmeye başlarız. 4 senedir şampiyonluk geldiyse onun hırsı ve hocalığı sayesinde oldu. en zor senesine girerken yine başarı gelecekse bu sebeple gelecek. haydi hocam, son bir dans.
  • 24509
    hoca ile ilgili tek derdim ağırlığının farkında olmaması. bir kaç senedir bunu görüyordum ancak bu sene transfer dönemlerinden sonra hala yönetime karşı ağırlığını uygulayamaması benim için en önemli sorun. elbette sert bir çatışmaya girsin gibi bir şey demiyorum. ama mesela istemediği adamları reddetme hakkına sahip olmasını bekliyorum. bizle olduğu süre boyunca hiçbir dönemde yönetime karşı bu konularda tam tavrını koymadığını görüyorum hatta zaman zaman yönetimi gereksiz yere fazla savunduğunu düşünüyorum, bu durum işler iyi giderken sıkıntı yaratmatyacaktır. ancak başarısızlıklar gelirse o zaman ne bu yönetim onu koruyacaktır ne de bu pasif tarzı onu galatasaray kariyerini uzatacaktır. artık iş işten geçti ve yalnızca bir kaç tane ekleme ve doğru hamle yapma şansımız var iyimser olursak. burada artık gerekli reaksiyonu göstermeli örneğin istemediği bir forveti alıp yaşca yabancı hakkını orada kullanmamalı. kendisi sarr veya leao kimi istiyorsa bunda diretmeli. bu sene daha kolay olmayacak hem rakiplerimiz gelişti hem de biz geçen sene eksik olduğumuz yerleri geliştiremedik bu yüzden kendisinin hamleleri sezonun kaderini belirleyecektir.
  • 24510
    kendisi için beşinci şampiyonluk yolunun arefesinde bunu yapmanın çok zor olduğunu bilsem de şayet olur da istifa ederse kendisi açısından galatasaray ‘ daki geleceğinin fatih terime benzer bir durumla şekilleneceğini düşünüyorum.

    erden timur’ un başkanlığında yine teknik direktör olup, başarılara yelken açacaktır.

    devam ettiği senaryoda ise, bu sene bu takımla maalesef çok dayak yiyecek ve aşırı derece yıpranacaktır.
  • 24512
    ben kendisinin oyuncu seçimleri konusunda başarılı olduğunu düşünmüyorum. dönemsel takıntıları ile belirli profillere yönelip maçlar sıklaşınca hızla pragmatik çözümlere dönerek o belirli profillerden çabucak vazgeçebiliyor gördüğüm kadarıyla. bu düşüncem de bugün oluşmadı zaten.

    (bkz: #3989648)

    yahu iyi de zaten bu adamın neden iyi oyuncu seçmek gibi bir misyonu olsun? bu adam top seviyede kadro yönetimi sağlıyor. hem de dengesiz maaş ve görev dağılımları ile kurulmuş kadrolara bunu yapıyor. sane, icardi, zaha, ziyech gibi daha say say bitmez iletişim zaafiyeti olan adamları kenarda oturtarak gemiyi yaklaştırıyor karaya. tudor, riera, conte, mourinho, guardiola, slot gibi say say bitmez adamların tökezlediği işte şu ana kadar bizim başımızda kol kırıldı yen içinde kaldı. ha eğer çok iyi oyuncu seçen bir teknik adam arıyorsak vitor perreira var mesela. şimdi çağırsan çarşamba takımın başına geçer 1 haftada 4 tane eli yüzü düzgün genç topçu indirtir. sonra da üçlüye mi dönsek falan der. osimhen yerine duvar olan santraforla oynayalım falan deyip yedek oturtmaya kalkar.

    2026 yılının yarısı geride kalmışken deloitte’ta ilk 20’de olan bir takım için bu ihtiyacı tanımlamak komik geliyor ama bizim sportif direktöre ihtiyacımız var. ancak başımızda 77 yaşında olan, 20 yıldır tanıdığımız bir adamın ne hikmetse kadro kurma merakı hortladı. hani kendisini tanımasak adamın huyu bu diyeceğiz. aziz yıldırım’ın bile futbol artık değişti deyip elini eteğini çektiği işlere parmak sokan bir başkanımız var. batrakov’u istiyormuş, lemina stoper de oynar diyormuş, lyon’dan fofana’yı severmiş, osimhen’in arkasına u-23 olmazmış. yahu başkan biz birbirimizi biliriz. madem git sana bu aklı veren menajerler ve o menajerleri sana getirenler kimse seç aralarından uygun olanı bu bizim sportif direktörümüz ya da futbol şube sorumlumuz de. hani biz de nereye oturduğumuzu bilelim.

    okan hocadan tek bir beklentim var. bu hafta maç önü ya da maç sonu artık kılıçları çek hocam lütfen. bak ben seni çok eleştiren adamım. ama böyle yem olman da bisi çok üzer hocam. bana kalırsa bu sene avrupa’ya gidip iki sene sonra dönmeliydin zaten. seni ilmek ilmek değersizleştiriyorlar. ilk düştüğünde medya bombardımanı artacak. hangi haber doğru hangi haber yanlış anlamadan sana yeter dedirttirecekler. oyuncu almamak bir yana bu zamana kadar bir arada tuttuğun takımının içini de maaş, hocanın topçusu, torpilliler, hocanın sevmedikleri gibi kamplara bölüyorlar. çık ve de ki 2 ay boyunca oyalandım. beni dinlememeleri bir tarafa kimi dinlediklerini de bilmiyorum. gerekirse 2-3 sene avrupa yaparsın. gerekirse dinlenir geri gelirsin. bu camiayı hasbelkader dışardan sevip takip eden bizler bile bu ayak oyunlarına tecrübeliyiz. er olur geç olur halleder camia bu işleri. ama sen bugün de konuşmazsan kol kırılsın yen içinde kalsın dersen ağır yaşayacaksın bu süreci.

    sen bizden daha iyi biliyorsun olanı biteni. akıl vermek haddimiz değil ama görünene ses etmemeye de gönül razı değil. liderlik şekil değiştirir hocam. vakit o vakit. aklın iyice bulandıysa da eski hocan var bu işlerin tillahını yaşamış en yanlışı da en doğruyu da yapmış. bir telefonuna bakar.
  • 24513
    kendisinin biz yarışmacı takımız, genç oyuncu yetiştiremiyoruz sözüne katılmıyorum ve yeteri kadar tepki çekmemiş bir çıkıştır bence. eğer galatasaray'da futbol aklı olsaydı, bu çıkışa karşılık verirdi. zira, galatasaray sporcu yetiştirmesi gereken bir kurumdu, bugün arsaların parasını yiyoruz ama paralar suyunu çekince altyapıya yönelmek zorunda kalacağız. ayrıca, fatih terim ilk döneminde dört sene üst üste şampiyon olurken, bunu gayet de futbolcu yetiştirerek yaptı. ayrıca olmamış futbolcuyu kendi taktiğine göre yetiştirmek, olmuş bir futbolcuyu kendi taktiğine göre eğmekten daha kolay olduğunu düşünmekteyim.
  • 24515
    tugay, arda, emre belözoğlu, bülent korkmaz ve de kendisi gibi yetenekli ve ben futbolcuyum diye bağıran bir altyapı oyuncusu olmadığı müddetçe gençlere şans vermiyor diye eleştirmeyeceğim hocamız.

    şu an sallai'yi, torreira'yı, osimhen'i kesip banko oynar denilen bir genç oyuncumuz varsa bilmek onun da hakkı. tek beraberlikte bile istifa etsin diye duvar tokatlayan bir güruh varken ne alacağını bildiği oyuncularla oynaması kadar doğal bir şey yok.

    hem ayranım dökülmesin hem istenmeyen şeyler yaşanmasın diyenler öncelikle kendisine bir kredi versin sonra konuşuruz. 4 sene üst üste her türlü rakip kayırmasına karşı sampiyon olan birine bir dakika tahammülü olmayanlar bir zahmet bahane aramasın.

    siz bu adamın son 4 yılda ne başardığını hâlâ idrak edememişsiniz. sadece 1 aslanın 20 sırtlana karşı başarılı olması ne kadar mümkünse onu başarmıştır.
  • 24516
    hocayı çok severim her zaman da savunurum ama şu yıldız kanat işinden vazgeçelim canım hocam. olmuyor işte geçmişte de yaşandı kötü bitti şimdi de aynı sorunu sane’de yaşıyoruz daha kaç örnek olması lazım. zaha, ziyech, tete gibi oyuncular senin ihtiyaçlarına hiçbir zaman cevap vermedi sane de tam veremiyor, leao da veremeyecek. senin ideal kanatların barış, kerem, rashica, yunus gibi oyuncular.
  • 24517
    mevcut kadro ile hem şampiyonlar liginde mücadele etmesi hem de ligde şampiyon olması imkansız olan teknik direktörümüz. herkes biliyor ki galatasaray’ın en büyük silahı kendisi.

    ankaradan gelen emirle kovulacaktır ama taraftar tepkisi yüzünden korkuyorlar.

    o yüzden iki seçenek kalıyor:
    1. şampiyonlar liginde başarısız olacağı için kovulacak
    2. ligde fenen puan olarak gerisine düştüğü için kovulacak

    hoca delikanlı adam. fırsat vermeden tepedeyken istifa edip bombayı galatasaray’a ihanet edenlerin kucağına bırakmalıdır.

    gönül ister ki iki kulvarı da bir şekilde idare edip bombayı direk dursun özbekin koltuğuna fırlatsın ama çok çok zor bir ihtimal bu. bunu da başarabilirse 2027-2028 sezonunda başımızda olma ihtimali sıfır olacak.
  • 24518
    genç oyuncular üstünde bir tutuculuğu mevcut olduğu gibi taktik esneklik konusunda da muhafazakar. geçmişte buna yönelik verdiği ışıltı artık tamamen kayboldu ve mağaranın derinliklerine geriledi. misal takımda hücumcu denecek sol açık kazımcan var. sol ayaklı, tekniği görece daha iyi bir oyuncu. barış kesilemez bir oyuncu değil. jakops'u da sallai'nin savrukluğu yüzünden oynattığını düşünürsek önüne kazımcan koymak çok da mantıklı duruyor bence. eren'den daha fazla hücumu seviyor kazım. orta kalitesi de takımın ortalamasının üstünde bence. yani barış'ı ve sane'yi kesip kazım yunus yaparak lig maçlarında derinlik sağlamış oluruz kadro içi. hem 4231 olan şablon kondisyon açısından esneklik kazanır hem de hücumcu atarken de içeri versatil olarak kullandığın kazım'ı geriye çekebilirsin. nedense hoca çizgiye inen bekleri, hücumcuları sevmiyor. sürekli içeri çekip oyunu daraltanı seviyor. biraz genişlik kazandırdığımız anda bir şeyle gösteriyor oyun. ancak daralan oyunda hiç şansımız yok bu kadroyla.
  • 24519
    defalarca, kendi ağzıyla, "asla bir oyuncuya hayır diyemem yolunu bulur birlikte oynatırım diyen" versatil hocamızın ağzından çıkmışçasına şunu istemedi bunu istemedi diye haber yaptıran herkes galatasaray’a ve taraftarına düşmandır.

    okan hoca rüştünü yöneticilerse basiretsizliğini kanıtladı. birilerinden aldığı emirlerle bitmiş transferi erteleyip iptal edenler hocanın arkasına saklanıp kaçabileceğini sanmasın. taraftarın nefesi dursun bey ve yönetiminin ensesindedir artık. kendilerini kurtaracak, taraftarı aşağılayacak, gencecik çocuklara bağırıp sindirecek sucukçu, apocu ve müptezel tribüncüleri de tribünde olmayacak.

    gördüğüm kadarıyla galatasaray taraftarı hocasının arkasında bu yüzden okan hoca kalacak geri kalan herkes gidebilir.
  • 24520
    bu sezon 2 kulvarda devam edebilmesi imkansız. takım geçen seneye oranla güç kaybetti. geçen sene bile şampiyonlar ligi deplasmanları bizim için kabustu. defans hattı hala aynı? orta saha hala aynı? hücum hattı için bir şey demiyorum. osimhen ayrı bir parantez. şu şartlar altında, şu transfersizlikte başarılı olma ihtimali düşük olmakla beraber, umarım sezon sonu bir başarısızlık olursa, kendisini yemezler
  • 24522
    hocanın bu dönemde hiç bir hatası olmadığını düşünüyorum.

    daha ilk programda iyi bir tespitle 5 bölge istediğini söyledi. fakat gelinen noktada hiç bir beklentisinin karşılanmadığını görüyoruz. tek sıkıntısı bunun tek telafisinin istifa olması bu saatten sonra. bu arada alıştırdıkları yüzünden artık başarılarını fazla basit buluyoruz. müthiş bir yüzdesi var. bu başarıları bazen hatırlatmak gerkiyor.

    ilovedonut ile teknik direktörleri de incelemyi düşündük. hem bir ön çalışma olması açısından hem de okan hocamıza ait bir hatırlatma mahiyetinde merak edenler için bu kartı hazırladık.

    teknik direktör kartı için:
    https://gss.gs/Qnh.jpeg
  • 24524
    hakkında gençlere verilen şanslar üzerinden ciddi bir kara propoganda dönen hem futbolcu hem hoca olarak dört sene üst üste şampiyon olmuş olan hocamız.
    hoca genç oyuncuları oynatmaz savını hızlıca ekarte edelim ki bence çok komik.
    (bkz: sacha boey)
    (bkz: kerem aktürkoğlu)
    (bkz: barış alper yılmaz)
    (bkz: yunus akgün)
    bu oyuncular ilk 11'de düzenli oynamaya başladıklarında hepsi de gençti.

    hoca hangi tür gence şans vermiyor derseniz ise kendini ne sahada ne de antrenmanda kanıtlamayan genç oyuncuya şans vermiyor. hocanın mentalitesi bence iyi oyuncu yaşından bağımsız zaten kendisini gösterir şeklinde ve öyle olduğu takdirde oynatıyor. ki bu durum benim için gayet mantıklı. galatasaray hakkında söylediği oyuncu yetiştiren bir kulüp değiliz söylemi de gayet mantıklı. galatasaray hataya açık bir takım değildir. berabere kaldığımızda bile ortalığı birbirine katıyoruz. oyuncu hata yapa yapa gelişir bu yüzden oyuncuyu hata yapsa da oynatalım fikri bizim için geçerli değildir. arda ünyay'ın başlığına bakıp durumu anlayabilirsiniz. oyuncu yaşından bağımsız iyiyse oynar değilse oynamaz bu kadar basit. kimse kusura bakmasın çağrı hakan balta süper lig'de şans bulamadığı için...
  • 24525
    kazandığı başarı, sağladığı prestij, taraftarın takıma olan bağını maddi ve manevi olarak örneği görülmemiş vaziyette kuvvetlendirme ve daha nice kazanımlarına rağmen 4 senedir hak ettiğine nazaran oldukça düşük kadrolar ile mücadele etmek zorunda bırakılıyor. 5. senesine başlangıcı ise karşı karşıya kaldığı açık ara en büyük fiyasko. tarihin en şanssız galatasaray teknik direktörü.
App Store'dan indirin Google Play'den alın