24512
ben kendisinin oyuncu seçimleri konusunda başarılı olduğunu düşünmüyorum. dönemsel takıntıları ile belirli profillere yönelip maçlar sıklaşınca hızla pragmatik çözümlere dönerek o belirli profillerden çabucak vazgeçebiliyor gördüğüm kadarıyla. bu düşüncem de bugün oluşmadı zaten.
(bkz: #3989648)
yahu iyi de zaten bu adamın neden iyi oyuncu seçmek gibi bir misyonu olsun? bu adam top seviyede kadro yönetimi sağlıyor. hem de dengesiz maaş ve görev dağılımları ile kurulmuş kadrolara bunu yapıyor. sane, icardi, zaha, ziyech gibi daha say say bitmez iletişim zaafiyeti olan adamları kenarda oturtarak gemiyi yaklaştırıyor karaya. tudor, riera, conte, mourinho, guardiola, slot gibi say say bitmez adamların tökezlediği işte şu ana kadar bizim başımızda kol kırıldı yen içinde kaldı. ha eğer çok iyi oyuncu seçen bir teknik adam arıyorsak vitor perreira var mesela. şimdi çağırsan çarşamba takımın başına geçer 1 haftada 4 tane eli yüzü düzgün genç topçu indirtir. sonra da üçlüye mi dönsek falan der. osimhen yerine duvar olan santraforla oynayalım falan deyip yedek oturtmaya kalkar.
2026 yılının yarısı geride kalmışken deloitte’ta ilk 20’de olan bir takım için bu ihtiyacı tanımlamak komik geliyor ama bizim sportif direktöre ihtiyacımız var. ancak başımızda 77 yaşında olan, 20 yıldır tanıdığımız bir adamın ne hikmetse kadro kurma merakı hortladı. hani kendisini tanımasak adamın huyu bu diyeceğiz. aziz yıldırım’ın bile futbol artık değişti deyip elini eteğini çektiği işlere parmak sokan bir başkanımız var. batrakov’u istiyormuş, lemina stoper de oynar diyormuş, lyon’dan fofana’yı severmiş, osimhen’in arkasına u-23 olmazmış. yahu başkan biz birbirimizi biliriz. madem git sana bu aklı veren menajerler ve o menajerleri sana getirenler kimse seç aralarından uygun olanı bu bizim sportif direktörümüz ya da futbol şube sorumlumuz de. hani biz de nereye oturduğumuzu bilelim.
okan hocadan tek bir beklentim var. bu hafta maç önü ya da maç sonu artık kılıçları çek hocam lütfen. bak ben seni çok eleştiren adamım. ama böyle yem olman da bisi çok üzer hocam. bana kalırsa bu sene avrupa’ya gidip iki sene sonra dönmeliydin zaten. seni ilmek ilmek değersizleştiriyorlar. ilk düştüğünde medya bombardımanı artacak. hangi haber doğru hangi haber yanlış anlamadan sana yeter dedirttirecekler. oyuncu almamak bir yana bu zamana kadar bir arada tuttuğun takımının içini de maaş, hocanın topçusu, torpilliler, hocanın sevmedikleri gibi kamplara bölüyorlar. çık ve de ki 2 ay boyunca oyalandım. beni dinlememeleri bir tarafa kimi dinlediklerini de bilmiyorum. gerekirse 2-3 sene avrupa yaparsın. gerekirse dinlenir geri gelirsin. bu camiayı hasbelkader dışardan sevip takip eden bizler bile bu ayak oyunlarına tecrübeliyiz. er olur geç olur halleder camia bu işleri. ama sen bugün de konuşmazsan kol kırılsın yen içinde kalsın dersen ağır yaşayacaksın bu süreci.
sen bizden daha iyi biliyorsun olanı biteni. akıl vermek haddimiz değil ama görünene ses etmemeye de gönül razı değil. liderlik şekil değiştirir hocam. vakit o vakit. aklın iyice bulandıysa da eski hocan var bu işlerin tillahını yaşamış en yanlışı da en doğruyu da yapmış. bir telefonuna bakar.
(bkz: #3989648)
yahu iyi de zaten bu adamın neden iyi oyuncu seçmek gibi bir misyonu olsun? bu adam top seviyede kadro yönetimi sağlıyor. hem de dengesiz maaş ve görev dağılımları ile kurulmuş kadrolara bunu yapıyor. sane, icardi, zaha, ziyech gibi daha say say bitmez iletişim zaafiyeti olan adamları kenarda oturtarak gemiyi yaklaştırıyor karaya. tudor, riera, conte, mourinho, guardiola, slot gibi say say bitmez adamların tökezlediği işte şu ana kadar bizim başımızda kol kırıldı yen içinde kaldı. ha eğer çok iyi oyuncu seçen bir teknik adam arıyorsak vitor perreira var mesela. şimdi çağırsan çarşamba takımın başına geçer 1 haftada 4 tane eli yüzü düzgün genç topçu indirtir. sonra da üçlüye mi dönsek falan der. osimhen yerine duvar olan santraforla oynayalım falan deyip yedek oturtmaya kalkar.
2026 yılının yarısı geride kalmışken deloitte’ta ilk 20’de olan bir takım için bu ihtiyacı tanımlamak komik geliyor ama bizim sportif direktöre ihtiyacımız var. ancak başımızda 77 yaşında olan, 20 yıldır tanıdığımız bir adamın ne hikmetse kadro kurma merakı hortladı. hani kendisini tanımasak adamın huyu bu diyeceğiz. aziz yıldırım’ın bile futbol artık değişti deyip elini eteğini çektiği işlere parmak sokan bir başkanımız var. batrakov’u istiyormuş, lemina stoper de oynar diyormuş, lyon’dan fofana’yı severmiş, osimhen’in arkasına u-23 olmazmış. yahu başkan biz birbirimizi biliriz. madem git sana bu aklı veren menajerler ve o menajerleri sana getirenler kimse seç aralarından uygun olanı bu bizim sportif direktörümüz ya da futbol şube sorumlumuz de. hani biz de nereye oturduğumuzu bilelim.
okan hocadan tek bir beklentim var. bu hafta maç önü ya da maç sonu artık kılıçları çek hocam lütfen. bak ben seni çok eleştiren adamım. ama böyle yem olman da bisi çok üzer hocam. bana kalırsa bu sene avrupa’ya gidip iki sene sonra dönmeliydin zaten. seni ilmek ilmek değersizleştiriyorlar. ilk düştüğünde medya bombardımanı artacak. hangi haber doğru hangi haber yanlış anlamadan sana yeter dedirttirecekler. oyuncu almamak bir yana bu zamana kadar bir arada tuttuğun takımının içini de maaş, hocanın topçusu, torpilliler, hocanın sevmedikleri gibi kamplara bölüyorlar. çık ve de ki 2 ay boyunca oyalandım. beni dinlememeleri bir tarafa kimi dinlediklerini de bilmiyorum. gerekirse 2-3 sene avrupa yaparsın. gerekirse dinlenir geri gelirsin. bu camiayı hasbelkader dışardan sevip takip eden bizler bile bu ayak oyunlarına tecrübeliyiz. er olur geç olur halleder camia bu işleri. ama sen bugün de konuşmazsan kol kırılsın yen içinde kalsın dersen ağır yaşayacaksın bu süreci.
sen bizden daha iyi biliyorsun olanı biteni. akıl vermek haddimiz değil ama görünene ses etmemeye de gönül razı değil. liderlik şekil değiştirir hocam. vakit o vakit. aklın iyice bulandıysa da eski hocan var bu işlerin tillahını yaşamış en yanlışı da en doğruyu da yapmış. bir telefonuna bakar.


