• 1
    en fazla galatasaraylılardan çıkar. hatta galatasaray sözlük yazarlarının çoğunluğu da bu sınıfa dahildir.

    hakem hata yapar kırmızıyla atar:

    - o hareketi yapmayacaktın x.

    bilinçsizce rakibin bileğine basan oyuncu atılır:

    - sana hiç yakışmadı, bizi çok üzdün x.

    şike olayı olur fenerliler konuşur siz de yapmışsınızdır bla bla...:

    - doğrudur futbol kirli oyun sonuçta geçmişte olmuş olabilir.

    derbiye tam kadro çıkman gerekir, oyuncuların muhtemelen cezalıdır, lobi yapılmalıdır falan fişman:

    - evet abi derbide x ve y oynayamayacak, zaten hakem de haklıydı, kırmızı kartın cezası iki maçtan başlar, oyuncularımız kendini gözden geçirmeli.

    böyle gider bu. sonra da biz niye başarılı olamıyoruz diye sorarız çok. ulan taraftarız biz arkadaşım. önce takımının yanında ol ondan sonra kendi içinde kes cezanı. pislik yuvası türk futbolunda nefret ettiğin adamların yargı mekanizmasına mı emanet ediyorsun kendi oyuncunu. ya da hep sevgi pıtırcığı mı olmalısın? hayatında hiç mi yanlış yapmadın, çok mu kibarsın, çok mu ahlaklısın? sonra da gelip her başlık altında evliya kesiliyorsun.

    taraftar değil yoga hocasısın sanki amk.
  • 5
    son zamanlarda işin tezeğini çıkartmıştır. neden niçin aramadan sorgusuz sualsiz kendi takımını asabilmektedir. birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde lüzumsuz parazitlik yapmaktadırlar.

    hayatım bak; eleştirme demiyorum tabii ki eleştireceksin hatta şu tip taraftardan daha çok uyuz olduğum bir taraftar tipi varsa o da putlaştırmaya pek meraklı taraftardır.

    fatih terim de eleştirilecek bülent korkmaz da hakan şükür de gheorghe hagi de milan baros da. kimseyi tanrılaştırmanın alemi yok.

    ama bu son zamanlarda öyle bir noktaya ulaştı ki "birisi hata yapsa da ağzını yüzünü s.ksek" diye bekleşenler görüyorum başlıklarda. en ufak hatada "yakışmadı, gitsin, zaten bu adam ne ki" tarzı çok bilmiş, kalem kırmış yorumlar. hoş bir örnek olmayacak belki ama karşı tarafın ayısı türk telekom arenada milli taraftara küçük enişteyle beraber ana avrat sövdü üstüne bir volkan'dır fenerbahçe diye pankart açıldı.

    bunu yapın demiyorum ama birazcık takımınıza sahip çıkın objektifliğin de bir sınırı var objektif dediğin adam olayı her boyutuyla düşünür değerlendirir sadece gözü kapatıp önüne gelene saydırmanın adı tarafsızlık objektiflik değil.
  • 7
    fanatiklikle ya da galatasaray'la alakası olmayan kişilerdir. kısacası soft bir taraftarlığa sahiptirler. ancak galatasaraylı bir futbolcu rakip oyuncuya tekme atar, aşil tendonuna basar, takımını haksız yere eksik bırakırsa eğer bunda da eleştirilmeyecek bir taraf göremem. 26 kasım 2011 galatasaray sivasspor maçı'nda engin ve elmander ne kadar haksız ise, borjan ve ricardo pedriel'de o kadar haksızdı. sadece kendi takımına söven, kötüleyen taraftar biçimi bu başlıktakinin aynısıdır. objektif olacağım ayağına sadece galatasaray'a saldıran kişi de galatasaray taraftarı değildir gözümde. canı sıkılınca maç izleyendir ya da fenerbahçelidir. bu kadar.
  • 8
    yanlış yolda olan taraftardır bi kere. asıl yapması gereken yakınındakilerden en fenerliyi bulup ağzını burnunu kırmak yahut ana avrat silah sövmektir. o yüzden benim şahsen hoşlanmadığım taraftardır. taraftarlık öyle kolay değil, gerekirse kafa atan oyuncusunu omzunda da taşıyacaktır. haa bu arada boğaz kesen çubuklu tosuna okkalı bir küfür savunmayı da ihmal etmeyecektir. taraftarlık budur.

    (ara: bence bin gaassaraylı)
  • 11
    objektiflikle ve takimi ezdirmekle ne kastedildigini anlamadim. beklenti ne? engin baytar kafa atmis. hayir kafa atmadi mi demek gerekiyor ya da kafa atti ama sorun ne diye kampanya yurutmek mi?

    ya da ayhan efendi kendini yere terbiyesizce atip sonra sirittiginda alkis tutmak mi gerekiyor?

    bunlar galatasaray'a zarar vermiyor, ama engin yapmamaliydi, ayhan'in yaptigi ayipti demek galatasaray'i ezdirmek anlamina geliyor demek. peki!

    (bu arada elmander'e bir sey diyemiyorum zira kazayla bastigi kanaatindeyim. ama takima zarar verdigi de acik.)

    bu arada ayhan efendi bir dahaki sefere rakip ceza sahasi icinde ya da civarinda faul olan/olmayan arasi bir pozisyonda duserse, frikik/penalti verilmezse, kendini attigi gerekcesiyle sari/kirmizi kart gorurse galatasaray'i ezdirmek/objektiflik konusunda bugun ders veren arkadaslarin hakeme kufrederken girdikleri enrtyleri de gulumseyerek okuruz artik.

    futbolcularin yaptiklari terbiyesizliklere, hadi en hafifinden hatalara karsi cikmak baska bir seydir, kulube/takima sahip cikmak bambaska bir sey.

    kimsenin elinde galatasaray sevgisini olcme cihazi oldugunu zannetmiyorum.

    engin, ayhan ve elmander'in yaptiklari takima zarar vermistir, objektif olarak da subjektif olarak da bu boyledir.

    ama galatasaray taraftarlarindan her ofsayt, tac, dusme, kalkma, kendini atma, sari, kirmizi kartlar, elle oynama, smac golleri atma gibi pozisyonlarda,,, neyse her konuda itiraz eden, futbolcularini desteklemek icin camurlasan, aglayan zirlayan ezik fenerbahceli tavri beklemek ise ayiptir, ve kanimca, en az engin, ayhan ve elmander'in yaptiklari kadar galatasarayimiza zarar vermek olacaktir.

    ha sozlukte kahvehane ortami futbol tartismasi yapmak isteyen varsa tabii ki haklaridir, eglenerek okuruz. iyi sanslar.
  • 16
    önce görüşümü söyleyeyim, kimse "objektif" olamaz. çoğunlukla objektiflik için bahsi geçen şey, olaya tek bir açıdan bakmak veya ezbere konuşmak yerine elinden geldiğince tüm açılardan bakabilmektir. ancak yine de eninde sonunda kişinin hayat görüşü, felsefesi, yaşadıkları, vs. işin içine karışır ve ortaya sunulan görüşü şekillendirir.

    bir galatasaray taraftarı için yukarıdaki gibi bir objektifliğin, takımını ezdirmekle sonuçlanması çok akla yakın bir durum değildir. nihayetinde pek çok açıdan bakıldığında aklı selim başka takım taraftarlarının kabul ettiği üzere galatasaray bu ülkenin sportif olarak en başarılısıdır.

    burada, başka başlıklar altında da zaman zaman geçiyor ki benim felsefeme de yakın bir durum: kendi değer verdiğin şeyi daha çok sorgulamak, bilinçsizce biat etmekten kaçınmak. bu bence ona verilen anlamı/değeri daha fazlalaştıran bir şey. ancak, bunu yaparken haksızca veya anlık tepkilerle eleştirmek değil kast edilen. bunun en sonuna kadar karşısındayım.

    ben kendimi bildim bileli spor konusunda danışılan pozisyonunda oldum. hiçbir zaman da atıp tutup sallayarak kendi takımımı üst mertebeye taşıma gayretinde olmadım, bu zaten benim bu takıma olan bağlılığımla da örtüşmez, bu benim için güce tapmaktır. ancak hiçbir zaman da çevremdeki hiçbir kişi galatasaray'a tek bir kelime hatalı veya hak etmediği söz söylemedi, söyleyemez de. çünkü söylettirmeyeceğimi bilir, bilmezse de söylediği vakit düşeceği durum yaptığı hatanın farkına varmasına yarar diye düşünürüm. elbette ki bu sözlükte ve başka yerlerde benden çok çok daha bilgili veya yorum kabiliyeti yüksek tonla insan var. sadece galatasaraylı değil başka takımı tutanlar arasında da var. bu insanlarla yüzeysel olmayan bir konuda konuşurken galatasaray'ın ezilmesi benim açımdan iki şeyle açıklanabilir.

    birincisi, galatasaraylı olanın eksik bilgisi ki bu nedenle öğrenmeli, elimizden geldiğince öğretmeliyiz. ama bunu yaparken de peşinen kabullere değil sorgulamaya dayanmalıyız ki görüşümüz şekillenirken "ezber"den kaçınalım.

    ikincisi ise sanırım burada bahsedilen taraftar tipi ile ilgili. bana kalırsa "objektif olacağım diye takımını ezdiren taraftar"dan ziyade, başkasının görüşüne saygılı olmakla kendi görüşünü savunamamak arasındaki farkı anlayamamış taraftar tipidir. sırf konu futbolken değil her alanda kendi görüşünü ezdirmeye mahkumdur ne yazık ki böylesi.
  • 18
    yaşı itibarıyla kanı kaynarken rakip takım taraftarı ile çok kavga etmiş, ama bir yere varamayacağını görüp kendisini bu konularda terbiye edebilmiş taraftardır, ben mesela. "objektif taraftarlık" bu başlık altında tartışıldığı için buraya yazıyorum, yoksa galatasaray'ı ezmeye çalışan adamlara ağzının payını her zaman veririm, vermişimdir. kendimi kaybedip çok kalbini kırdığım fenerli, beşiktaşlı arkadaşlarım olmuştur. üzülerek ve değmeyeceğini düşünerek sonradan bu huyumdan vazgeçtim. şimdi benim o yaşlarda yaşadığım yoğun taraftarlık duygularının nasıl insanın gözünü kararttığını görüp ibret alıyorum açıkçası. o gözü kararan arkadaşlara bir bakıyorum da, onlar gevşektirler mesela, ya da entel görünmeye çalışıp dantel görüntü verirler, çakmadırlar. bu adamları artık sevmediğim, sevemeyeceğimi anlamak beni derinden üzdü. evladım olsa sevmem, kızım olsa vermem mesela bunlara. 16 senelik galatasaraylı olmana rağmen üstün zekalılar tarafından gerçek kimliğin bilinmediği halde "fenerli" ilan edilmek inanılmaz bir küfür etme isteği oluşturur insanda. objektifliğe sövenlerin en nefret ettiğim insan tipi olduğunu söylemiş miydim? yanıma gelip iş istese bu tipler, taraftarlık konusunda subjektif olduğunu öğrendiğim gün kapının önüne koyarım mesela bunu.

    evet gençler, sövmeye devam!

    u mad?
  • 23
    olmayın arkadaşım bu tipte taraftar. söz konusu galatasaray ise dışarıya at gözlükleriyle bakın ama ezdirmeyin galatasaray' ımızı. ne galatasaray taraftarı gördüm* alex ve hagi kıyaslamasında " alex' in istatistikleri çok iyi yaaeeeeaa " diyen veya bunun gibi birçok örnek sıralayabileceğim... galatasaraylılık gerektiğinde " bizi sevenleri üzmeyelim baba " diyebilmektir. şanlı tarihimizde bunun gibi birçok hadise var iken bizim çıkıp entel gözükeceğim diye takımımızı ezdirmemiz, tarihimizle zıt düşmemiz kadar anlamsız bir durum söz konusu olamaz. gerekirse 2010-2011 sezonundaki gibi ligi 8. bitiririz ama biz galatasaray'ız, sonraki sezon çıkarız " cimbom kümeye " diye bağıranlardan intikamımızı acı acı alırız. *

    edit: imla
    edit 2: 2009-2010 değil, 2010-2011 olacak. *