• 9
    ronnie'yi sevmeyen ölsün tabi ama senelerdir desteklediğim oyuncudur kendisi. 2010'da dünya şampiyonu olduğunda çok mutlu olmuştum. maçları keyif verir. sempatik bir arkadaşımız. en sevdiği top sarı toptur. renkliler arasında en az puanlı olmasına rağmen diğer renkliler eşit koşullarda ise çoğu zaman sarı topu tercih eder. bunun sebebini bir yayında saç rengine bağlamışlardı. ne kadar doğrudur bilemiyorum. bilgisayar oyunu bağımlısıdır. hatta snooker olmasaydı bilgisayar oyunu geliştiren bir şirkette grafik tasarımcısı olurdum demişti.
  • 12
    nasıl dünya şampiyonu oldu anlayamadığım oyunculardan. bu şekilde bir de stuart "little" bingham efendi var. mark williams böyle değil mesela. adam ezelden beri iyiydi, geldi bir de veteran haliyle şampiyon oldu. zaten henüz yeni oyuncuların hiçbiri, belki biraz judd hariç, eskiler kadar zirveye yaklaşamadı. hala masters finalinde gönüllerimizin bir numarası ronnie'yi izliyoruz. ki o ronnie, birden çok defa dünya şampiyonu olacaktır dediği ding'i yendi geldi.

    bu arkadaşımızda da müthiş falsolu vuruşlar, müthiş bir kuvvet, müthiş bir uzanma kapasitesi var. mesela benim rest ile zorlanacağım vuruşları boyu sağ olsun rahat yapıyor. aynısı ryan day efendide de var. neil şampiyon olduysa ryan day de olur bir gün. benim evladım kyren wilson da anca ona buna tokatlansın. ah be kyren.

    neyse neil'a dönelim. sanırım en son kendisini çocukken kızıl gördüm. bir ara gençliğinde kabarık, seksenleri andıran saçları vardı. o hali bile sarıydı. yani ben de, aa bu oğlan kızıldı sahi dedim, o kadar da takip ederim oyunu.

    dönersek, pek haz etmediğim oyunculardandır. ama saygı duyarım. kafası oyundayken, yani dünya şampiyonu olduğu dönem ve ondan önceki 1, sonraki 1 sezon boyunca gerçekten kendi yeteneklerini iyi kullanıyordu. sonra okuduğum kadarıyla problemler yaşadı.

    bir gün marvel'daki grandmaster gibi milleti kendi turnuvamda kapıştırırsam neil'a karşı sadece sol elini kullanacak ronnie'yi izlemek isterim. 3 frame, 2 olan kazanır. kapışın!
  • 13
    eurosport spikeri aras yetiş'in snooker maçı anlatırken hakkında şöyle ilginç bir hikaye paylaştığı snooker oyuncusu. ben de biraz araştırdım ve daha detaylı yazayım.

    neil avustralya'dan taşınıp ingiltere'nin cambridge şehrinde yaşamaya başladığı zaman joe perry ile aynı kulübe gitmeye başlıyor ve hazırlıklarını orada yapıyor. bir süre sonra antrenmanlarını perry ile yapmaya başlıyor ve aralarındaki arkadaşlık giderek artıyor. o sıralar (2006-2010) neil büyük bir çıkış yakalarken perry çok kötü bir dönem geçiriyor. nihayetinde 2010 yılında neil dünya şampiyonluğuna kadar ulaşıyor. bu esnada perry de neil'in ona hiç destek olmadığını düşünüyor hatta bir röportajında bunu dile de getiriyor. daha sonra bu neil'e sorulduğunda perry'nin ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu ama bu yeteneğinin ortaya çıkması için bir turnuva kazanıp omzundaki yükü atması gerektiğini söylüyor.

    yıl 2013 ve perry 22 yıllık kariyerinin ilk şampiyonluğunu kazanıyor ama bu küçük bir sıralama turnuvası olduğu için (tenisteki atp 250 gibi diyelim) çok da değerli bir şampiyonluk olmuyor tabi. ama bu şampiyonluk ona bir form kazandırıyor ve sonraki dönemi iyi geçiriyor. yıl 2014 ve nihayet kariyerinin ilk büyük turnuvasında wuxi classic'te finale çıkıyor ama finalde rakibi arkadaşı ve yıllarca beraber antrenman yaptığı neil robertson oluyor. 19 frame üzerinden oynanan final maçında perry 9-8 önde iken son iki frame'i neil alıyor ve şampiyon oluyor. maç bitiminde ise neil robertson şampiyonluğa sevinmek yerine perry ilk büyük finalini kaybettiği için gözyaşlarını tutamıyor.

    işte o maçın son frame'i. https://www.youtube.com/watch?v=SpDRHCBPgu8
  • 15
    kariyerinin en başarılı sürecini yaşamakta olan snooker oyuncusu.

    son oynadığı 3 turnuvanın ikisinde (avrupa masters, world grand prix) şampiyon oldu; almanya masters'ta ise finalde judd'a kaybetti. art arda oynanan bu turnuvalardan sonra şu anda galler açık'ta çeyrek finalde. müthiş bir sekans gerçekten.