• 3 yaş 3 aylık oğlum var. ismi aslan.

    hala konuşamıyor.

    bunun bir rahatsızlıktan kaynaklandığını düşünerek çocuk doktoruna ve çocuk gelişim uzmanına gittik. sonuç olarak teşhis hiperaktivite başlangıcı kondu.

    ismiyle çağrılınca bakıyor, adın ne diye sorulunca "dada" diyor.

    bana "babam", annesine "annem" diyor. yemeğe "mama" diyor.

    atatürk'ün fotoğrafını görünce ya da gösterdiğimizde ise "atam" diyor.

    başka da tek anlaşılır kelime söylemiyor. "su" ya da "süt" bile demiyor.

    bu bebek bile bu yaşta ve normal derdini anlatacak kadar konuşamazken ismini telafuz edip seni tanıyorsa eğer, sen rahat uyu atam! kimseler yıkamaz bu ülkeyi ve bu cumhuriyeti....
  • kendisi hayatta ve cumhurbaşkanımız olsa muhtemelen ülkemizin refahı için neleri daha iyi yapabileceğini düşünür, katma değerli ürün üretimi ve ihracatı, turizm, sanat, bilim üzerine kafa yorar ve teşvik ederdi. tarımı da teşvik eder, yurt dışından ne olduğu belirsiz ürünler ithal ettirmezdi. dövizin ateşini söndürürdü diyemem çünkü döviz zaten bu kadar tırmanmış olamazdı muhtemelen... futbol için tek temennisi ise avrupa’da bizi en iyi temsil edecek kulüplerin en güçlü şekilde o sahneye çıkması olurdu kanımca. boş işler kovalamazdı, çünkü buna zamanı da olmazdı. keşke kendisi hayatta olsaydı. bizlerin gönlünde zaten ölümsüz başkomutan ve cumhurbaşkanımızdır. ata’mızdır. kendisi gibi bir lider türkiye cumhuriyeti’ne henüz gelmemiştir.
  • sözlükte bir şeylerin isimi büyük yazılacaksa bu mustafa kemal atatürk olmalıdır.ultraslan'ın a sı değil .galatasarayın g sinden bile önce bu yüce insanın isim ve soy isim baş harfleri büyük yazılmalıdır.

    iyi ki vardın , iyi ki bu güzel cumhuriyeti bizlere bıraktın.her geçen gün biraz daha özleniyorsun , her geçen gün biraz daha aranıyorsun.
  • 1981-∞

    bize bir dil, ırk, devlet, bayrak, özgürlük.....

    kısacası her şeyi verdiğin çok teşekkür ediyorum atam. nur içinde yat.

    ⢠⡤⢺⣿⣿⣿⣿⣿⣶⣄
    ⠀⠀⠉⠀⠘⠛⠉⣽⣿⣿⣿⣿⡇
    ⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⢉⣿⣿⣿⣿⡗
    ⠀⢀⣀⡀⢀⣀⣤⣤⣽⣿⣼⣿⢇⡄
    ⠀⠀⠙⠗⢸⣿⠁⠈⠋⢨⣏⡉⣳
    ⠀⠀⠀⠀⢸⣿⡄⢠⣴⣿⣿⣿
    ⠀⠀⠀⠀⠉⣻⣿⣿⣿⣿⣿⡟⡀
    ⠀⠀⠀⠀⠐⠘⣿⣶⡿⠟⠁⣴⣿⣄
    ⠀⠀⠀⠀⠀⠘⠛⠉⣠⣴⣾⣿⣿⣿⡦
    ⠀⠀⢀⣴⣠⣄⠸⠿⣻⣿⣿⣿
  • ben türkiye'de yaşayan bir yabancıyım. ailede herhangi bir türklük yok ama başka arkadaşımın dediği gibi yüzünü görmediğiniz bir insan anca bu kadar sevilir ve saygı duyulur.

    atatürk'e saygım çok büyük. kendisi hakkında başkasıyla tartışmalara dahi giremeyeceğim bir isim. çok şanslısınız ki tarihinize altın harflerle böyle bir isim yazıldı hatta ve hatta tarih yazdı, milyonlara yol gösterici oldu, öncü oldu.

    onun gösterdiği hedefe durmadan yürümeniz dileğiyle...

    saygıyla anıyoruz.
  • kendisi şuanda cumhurbaşkanı olsa benzin 6 tl, dolar 4,15 tl olmuşken ligimizdeki herhangi bir takımı kollayan açıklamak yapmak yerine ülkenin fazileti ve refahı için kafa yorar olurdu.

    ayrıca cumhuriyet tarihinin tek başkomutanıdır. ve bu başkomutanlık ona gerçek dünya savaşları sonunda verilmiştir. kontrollü darbe girişimleri ile cnntürk ekranlarında boy gösterirken verilmemiştir.

    rahat uyusun bu devran birgün dönecek!
  • uzun süredir kendisiyle ilgili yazmak istiyordum aslında. normalde, çok rahat bir şekilde meramımı anlatan ve hissettiklerimi yazıya döken bir insanım. ancak konu atatürk olunca konuşurken de, yazarken de çok zorlanıyorum hep. ilk olarak hangi cümleyi yazacağımı, nasıl devam ettireceğimi hiç bilmiyorum. ama bir şey var ki, ben dünyada ailemdeki herkes dahil olmak üzere hayatta en çok atatürk'ü seviyorum. nasıl sevmem ki? yazı devrimi yani eski adıyla harf inkılabı yapılmadan önce ulusumuz, osmanlıca alfabe ile yazıyor ve okuyordu.
    şu anda ben yüksek lisans yapıyorum. ilgili yüksek lisans programında osmanlıca dersi var. ileride yapmak istediğim tarih araştırmalarım açısından bu dersi muhakkak almam gerekiyordu. ancak alamadım. çünkü, görme engellilerin bilgisayarla osmanlıca'yı öğrenebileceği, osmanlıca okuyup yazacağı bir program yok. çok çabalıyor aslında herkes; ama üretilemiyor. yani demek istediğim şu:
    eğer ölümsüz önder atatürk'ün önderliğinde yeni türk harfleri kabul edilmeseydi, büyük ihtimalle ben burada yazamayacaktım. dahası, okuma yazma öğrenemeyecektim. benim ufkumu açan, eğitim almamı sağlayan, toplumsal gelişmeleri ve galatasaray'ımızla ilgili bilgileri öğrenmemi sağlayan kendisidir. ben hayatımda hiçbir zaman görmememi problem yapmadım. hatta "şu anda görmek ister misin?" deseler kesinlikle "hayır." diye cevap veririm bu soruya. zira ben hayatımdan memnunum. ama tek bir şey için sadece bir saniyeliğine görmek isterim. fotoğraflardan veya eski görüntülerden de olsa atatürk'ü görmeyi çok isterdim. onun görünüşünü, yüz hatlarını çok merak ediyorum. kocatepedeki resmini, 10. yıl nutkunu okuduğu esnadaki resmini, evladı ülkü ile oynarkenki resmini, kurduğu orman çiftliğinde, çiftliği fransız büyükelçiye tanıtırken hayvanları sevdiği görüntüleri, cumhuriyet ilan edildiği andaki yüz ifadesini, 29 ekim 1938'de ağır hastayken, onu ziyarete gelen öğrenciler üzülmesin diye son bir güçle doğrulduğundaki yüz ifadesini, gülen yüzünü, çocukları sevdiği, başlarını okşadığı resimlerini, elinde tebeşir ile halka yeni harfleri öğrettiği resimleri, maden işçileriyle görüşmek için onlarla beraber yerin metrelerce altına indiğindeki resmini, zeybek oynayışını, bana hep anlatılan ve hep hayal ettiğim mavi gözlerini, yine bana hep anlatılan ve benim hep hayal ettiğim sarı saçlarını, masasında duran küçük bozkurt heykelini, büyük taarruzu planladığı küçük lambayı ve şu anda unuttuğum pek çok kendisiyle ilgili resmi görmeyi çok isterdim. ama sesini duyuyorum. her gün herhangi bir konuşmasını youtube'da açıp dinliyorum ve hayata daha sıkı sarılmak istiyorum o anda. kendimi, onun sesini duyunca daha güçlü hissediyorum. sanki bir anda çıkıp gelecekmiş gibi hissediyorum. her gün onuncu yıl nutkunu, gençliğe hitabesini ezbere okuyorum. ilkelerine, devrimlerine, düşünce sistemine sıkı sıkıya bağlıyım. bununla da gurur duyuyorum. göğsümde rozetini taşıyorum. eve gelince saygıyla çıkarıp masama koyuyorum. ama kalbimin derinliklerinde manevi rozeti duruyor, onu kimse çıkaramaz. amasız ve fakatsız hiçbir zaman yanılmadığını, tarih karşısında hep bir numaralı devlet adamı olduğunu, dünyada gelmiş geçmiş en büyük devlet başkanı olduğunu düşünüyorum. onu anlamanın, anmak kadar önemli olduğunu düşünüyorum. aslında ben onu görüyorum. bu sabah yine gördüm. yarın sabah yine göreceğim. ben atatürk'ü mehmetçiğin gözlerinde, öğretmenlerin gözlerinde, çocukların gülüşlerinde görüyorum. hep galatasaraylı rüyalar başlığına yazıyorum. atatürk ile ilgili de pek çok rüya görüyorum. uzun lafın kısası ben atatürk'ü her şeyden çok seviyorum. iyi ki doğmuş. iyi ki bizim önderimiz olmuş. asker olmasına rağmen hep barışı ön planda tutan, herkesin saygı duyduğu, zarif, milletine en kalbi hislerle bağlı, dahi ve gerçek bir kahramansın sen atatürk'üm. sen şu anda tüm canlılığınla yaşıyorsun. biz, seni kalbimizde, zihnimizde yaşatıyoruz. çünkü biliyoruz ki nerede bir türk varsa, orada bir atatürk vardır. nur içinde yat.
  • dedem 94 yasinda, 4 sene onceye kadar kuyumculuk yapacak kadar dinc, zeki ve caliskan bir insan kendisi. 7 yasindayken tavuklarin yumurtalarini toplayarak para kazanmaya baslamis. o gun bugundur de calismayi birakmamis. ayni yasindan itibaren bes vakit namazini kilmaya baslamis ve onu da hic birakmamis. bolge itibariyle (hatay) fransizlari, manda yonetimini, somurge olmayi iyi bilir bizim yaslilarimiz. dedem de oyle. bu yasina ragmen, halen dua eder ataturk'e. o olmasa biz de olmazdik der, allah'a sukreder ataturk'u gonderdigi icin. o bizlere cenab-i hakk'in bir lutfudur der. evinde kur'an lafzasi haric cercevelenmis tek bir sey bile asili olmayan adamin koridorunda ataturk'un kocatepe'de sigara icerken resmedilmis portresi asilidir. namaz kildigi odaya asamazmis, o yuzden koridordaymis, oyle der. askere gitmeden once arkadaslarimla yanina helallik almaya gittigimde bile bu konuyu acmistir. ataturk'un buyuklugunden, vatana millete faydasindan, bizleri, yeni nesilleri, ataturk'u bize kotu gostererek ona dusman etmeye calisanlarin varligindan bahsetmistir. halen daha her 10 kasim'da, pencere onundeki koltugundan jilet gibi giyinmis olarak, zor da olsa ayaga kalkar, o sirenler susana kadar ayakta zor da olsa bekler. sonra atasinin ruhuna bir yasin-i serif okuyup dua eder. benim dedem.. 94 yasinda adam..

    ben de onun torunu ve bu ulkenin bir ogretmeniyim.

    yarin sabah, 10 kasim sogugunda, biraz soguktan, ama daha cok yoklugundan oturu burnumuzun diregi sizlaya sizlaya ogrencilerimle beraber duracagiz sehir meydaninda. yoklugunun 78. yilinda dahi olanca ozlemimizle anacagiz bu buyuk adami. ogrencilerimle ben, dedemle cayci mehmet abi, temizlikci serap abla ile kurum sahibi hakan bey ayni anda gosterecegiz saygimizi. dunya yikilmadikca da ozlem ve saygiyla anmaya devam edecegiz her yil.

    bu buyuk adama her firsatta hakaret etmelerine ragmen, kendileri oldukten bir gun sonra nefret ve kufurle anilacak olanlar dusunsun gerisini..

    rahat uyu atam, elbet bu kara gunler de gececek, turk gencleri emanetine sahip cikiyor ve cikacak.


  • izindeyiiiiz yüce ataaam
    seninle güldü bu güzel vataaan
    ilkeleriiiin yaşayacaaak
    şeref sözüdür sen bize inaan!

    izindeyiiiiz yüce ataaaam
    seninle güldüü bu güzel vataaan
    ilkeleriiiiin yaşayacaaaaak
    şeref sözüdür sen bize inaaaaan

    mus-ta-fa kemal!
    öz-gür-lük demek!
    en güzel şarkıdır dudaklaaardaa
    yinee başımızda
    nööbette yine
    kim demiş bizden uzaklardaaa!

    nerede bu güzel çocuk koroları! ortalık pislik kaynıyor!

    ekleme: çok güzel günlerdi. müzik dersi son ders olurdu. üzerimizde mavi önlükler, sınıfta 60 çocuk, sınıf öğretmenimiz eşliğinde bağıra bağıra söylerdik atatürk şarkılarını.
  • çok basit bir örnek vereyim atatürk'e neden borçlu olduğumla ilgili. eğer atatürk olmasaydı, onun düşünceleri ve devrimleri olmasaydı, engelliler kesinlikle doğru ve uygun şartlarda eğitim alamazlardı. ben eğer bir şekilde hukuk fakültesini bitirmişsem, iyi şartlarda lise eğitimimi alabilmişsem, şu anda yüksek lisans yapıyorsam ve birkaç ay sonra resmi olarak avukat olacaksam işte tüm bunlar atatürk'ün sayesindedir.
    (bkz: yüce önder, ebedi başkomutan, mareşal gazi mustafa kemal atatürk)
  • (bkz: 30 ağustos zafer bayramı)

    büyük lider! ulu önder gazi mustafa kemal atatürk'ün, bu güzel hikayesini sizinle paylaşmak istedim.

    --- alıntı ---

    unesco 1981 yılında, 100. doğum yıldönümü nedeniyle atatürk'ü "ulusal mücadele ve çağdaşlaşma lideri" olarak evrensel niteliklerini ortaya koymuştu. bu karar doğrultusunda, atatürk'ün doğumunun 100. yılı bütün dünyada, "1981 atatürk yılı" olarak kutlanmıştı. bu uygulama, dünyada ilk ve tektir. 27 kasım 1978 tarihli unesco genel kurulu kararında aynen şunlar yazıyordu: "unesco genel konferansı; uluslararası anlayış işbirliği ve barış yolunda çalışmış üstün kişilerin gelecek kuşaklar için örnek olacakları inancıyla, türkiye cumhuriyeti'nin kurucusu mustafa kemal atatürk'ün doğumunun 100. yıldönümü'nde, 1981 yılında anılmasını kararlaştırmıştır.

    alınan kararda “bu gün unesco’nun üzerinde çalıştığı bütün projelerin isim babası mustafa kemal’dir.” denmektedir. birden isveç delegesi ayağa kalkar ve şöyle söyler: “ne yani dünyada bu kadar devlet adamı var hepsinin doğum gününü böyle kutlayacak mıyız?” şeklindeki kinayeli sözlerine, rus delegesi ayağa fırlar yumruğunu masaya vurur ve 152 ülkenin delegelerine aynen şöyle söyler; ”genç delege arkadaşım hatırlatmak isterim ki atatürk öyle dünyadaki herhangi bir lider değildir, bırakın onu bir yıl anmayı her ülke her problemimizde çare olarak aramalıyız” der. sonra ne mi olur? unesco tarihinde ilk ve tekdir hiç negatif oy yok, hiç çekimser oy yok 152 ülke şu metne imza atar; hani isveç delegesi demişti ya “ne yani” diye. o isveç delegesi bu imzanın atıldığı gün mikrofona gelir ve aynen şunları söyler; ”ben atatürk’ü inceledim. bütün ülkelerden özür diliyor ilk imzayı ben atıyorum” diyecektir. 

    alınan kararda şunlar yazmaktadır:

    "atatürk uluslararası anlayış, işbirliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir inkılapçı, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, bütün yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayırımı göstermeyen, eşi olmayan devlet adamı, türkiye cumhuriyeti’nin kurucusu."

    --- alıntı ---

    milli bayramları itibarsızlaştırmaya çalışan köhne zihniyetlere rağmen, aklınca mustafa kemal atatürk'ü unutturmaya çabalayan "atatürk düşmanlarına" rağmen, milli bayramlarımızı kutlamaya devam edeceğiz! her platformda, mustafa kemal atatürk'ü büyük bir saygıyla anmaya ve sevmeye devam edeceğiz!

    (bkz: türkiye laiktir laik kalacak)

    http://www.ulusalkanal.com.tr/...ri_h101313_f8a2b.jpg

    http://sanalikaforum.com/...b8170d5132160a0b.jpg

    http://www.kalbimcity.net/...agustos4-500x396.jpg

    http://i.sozcu.com.tr/...-zafer-bayrami-2.jpg
  • kusura bakmayın ama 00.00 da entry giriyorum.

    kurduğu türkiye cumhuriyeti gün itibariyle 94 yaşına basmıştır. kendisini en derin duygularımla yad ediyorum. emanetine sahip çıkmadığımız için de üzülüyorum. hiç demeyen romantiklik yapma diye. gerçek böyle, koca cihan harbi'nde 7 düvelin üzerine çullandığı devletimizi o çetin şartlar altında, kısıtlı imkanlarıyla yeniden var etmiştir. onun bu kutlu mücadelesinde kanını döken her şehidimizi, çocuğunun üstündeki örtüyü mühimmatın üzerine örten her anayı, elinde ne varsa milli mücadeleye vermiş her vatandaşımızı, askerimize kaput diken her kadını hürmet ve rahmetle anıyorum.

    kendisi gerçekten çağının ötesinde bir kişi olduğunu o zaman göstermiştir ve de düşünceleriyle ne kadar ileri görüşlü olduğunu bugün bizlere göstermiştir. yaptığı devrimlerle harap durumdaki ülkeyi uçak üretebilecek konuma getirmiştir. lanet olsun ki hayatı çok kısa sürmüştür. bir 10 sene daha yaşasaydı belki de şu an hayranlıkla baktığımız batı ülkelerinden eksiğimiz olmayacaktı.

    şu an kendisine ve hatırasına hunharca hakaret edenler siz de bilin ki bu devran bir gün dönecek ve sizler yaptığınıza kalmayacaksınız. yüce türk adaletine hesap vereceksiniz.* sizlerin karakter yoksunu ve onursuz olmanız asla gazi hazretleri'nin şahsiyetine halel getiremeyecek. dünyaya gelen her vatandaşımız atatürk'ü kalbine yerleştirecek.

    eğer bu yazdıklarıma şekilcilik falan da diyorsanız diyecek bir şeyim yok. ne yapalım? ülkede ağzımızı açmaya korkuyoruz. burası da olmasa rahat rahat konuşamayacağız. atatürk ismi sistematik bir şekilde karalanıyorken sessiz mi kalalım? şimdi de diyeceksiniz e bunları yazdın da ne oldu? atatürk'e olan sevgi mi arttı yoksa ona nefret kusanlar mi yok oldu. valla benim elimden bu geliyor hacı abi, gücüm buna yetiyor.

    sözlerimi bitirirken bayramımızı kutluyorum. başta ulu önder gazi mustafa kemal atatürk olmak üzere cumhuriyetimizin bekası için bir katre bile emeği geçen herkesi minnet ile anıyorum. yaşasın tam bağımsız, laik türkiye cumhuriyeti!
  • türkiye tarihinin en büyük lideriydi.

    adı ve kendisi gereksiz eğitimsiz çomarlar kendisine "ayyaş" diyedursun, bu büyük insan o "sarhoş" kafasıyla ülkemizde italyana, fransıza, ingilize, yunana geçit vermedi.

    kendisini eleştiren o çomarların taptığı kişiler ise birkaç tane kanı bozuk terör örgütüne bile diş geçiremiyor. pehey. saçmalığın dik alası.
  • ülke gündemi malumunuz. ben de atatürk ilkelerine gönülden bağlı bir kardeşiniz olarak ülkemizin kurucusu mustafa kemal atatürk ile ilgili bir olay anlatmak isterim.

    kurtuluş mücadelesi döneminde bir çok kongre ve savaş yaşandı. atatürk erzurum kongresinde güç kazanıp halkı kurtuluşa yöneltecek fikirlerini sunduğunda dönemin hükümeti tüm yetkilerini aldı. hatta samsun'a gönderilme nedeni mevcut silahları toplayıp düşmana teslim etmekti. lakin o ve arkadaşları bu zulme karşı bir mücadeleyi başlatmak için çıkmıştı yola.

    gel gelelim hakkında idam kararı çıkartılan, yetkileri alınan atatürk askeri üniformayı çıkarıp kongreler ve kurtuluşa dair fikirler üretiyordu. bir çok paşa ve silah arkadaşı kah ordusuyla kah milis güçlerle mücadele ediyordu. doğu cephesinde gelen başarılar şu bu derken yapılan 3. savaşta yunan güçleri ingiliz desteği ile polatlı'ya kadar ilerliyordu. bursa düşmüş ve buna ithafen meclis kürsüsüne siyah örtü konmuştu. ta ki zafer gelene kadar o örtü kürsüde kaldı.

    gelelim asıl anlatacağım konuya. malum savaş esnasında atatürk maarif kongresi için ankara'da görüşmeler yapmaktaydı. dönemin muhalif ve hilafet yanlısı topluluğu atatürk'ü savaş kaybedilirken kongre ile uğraşmakla suçladılar. ama onun planı farklıydı. başkomutanlık yetkisi istedi bunu duyan muhalifler nasıl olsa kazanamaz diyip yenilip daha çok itibar kaybetsin diye kabul ettiler. hatta meclisi kayseri'ye taşıyalım dediler. ne meclis taşındı ne de savaş kaybedildi. mustafa kemal ve silah arkadaşları iki savaşı kazanıp bu ülkeyi işgalden kurtardılar. hilafeti kaldırdılar saltanatı kaldırdılar. sen ben o kim bu halkın oylarını alırsa seçilebilsin diye.

    son olarak eleştirildiği maarif kongresinin ankara'da yaşanan balosunun olduğu gece taarruz başlamıştı. yunanlar balo nedeniyle saldırı olmaz derken cephede mücadeleye başlanıyordu. sonunda siyah örtü kalkmış meclisin duvarına egemenlik kayıtsız şartsız milletindir yazılmıştı.

    hepiniz hür özgür bireylersiniz. tarih gerçekleri yaşananları yazar. iyiyi görün doğruyu görün kalbinizle yaşayın. mirasının bekçiyiz mustafa kemal atatürk. gururla.