resim
Mustafa Denizli
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:76
Uyruk:Türkiye
  • 1085
    şampiyonluk falan istemediğim teknik direktör.(olursa iyi olur tabi) tek istediğim bu 1,5 yıllık dönemde sabri, semih, umut, burak, olcan, jpk, hamit(seni unutmadım olum) gibi adamlardan bizi kurtarsın. yattığı yerden para kazanan, vurduğu top dağlara taşlara giden, kendini hiç geliştirmeyen bir de üstüne trip atan yeteneksiz ve karakteri bozuk adamları şu takımdan göndersin başka hiç bir şey istemiyorum. 2 yılı kaybederiz belki ama 10 yılları kazanırız.
  • 1865
    net söylüyorum elinde kötü bir kadro yoktur.

    beşiktaş ve şenol güneş oğuzhan, mario gomez ve sosa ile şampiyon olmak üzere.

    galatasaray'ın elinde bunların daha iyisi var. podolski, sneijder ve emre çolak doğru teknik adamın elinde kat kat iyi performans verecek oyuncular.

    bakmayın ligin en çok gol yiyen takımlarından biri olduğumuza. bana göre kalecimizle birlikte en iyi defans bizde. chedjou, koray ve denayer bu ligin üzerinde oyuncular. carole ve linnes'i de eklersek baya baya iyi bir savunma kurgusu oluşur.

    bence en büyük sorun hücum bölgesi ile defans arasında yer alacak orta alan oyuncularında. bu bölgeyi de dar alanda oynayan bir takım yaratıp rodriguez ve bilal ile götürmek mümkün. tekrar sakatlanmazsa hamit de var.

    neticede eldeki oyuncularla sergileyebileceği en vasat performansı sergiliyor.

    denizli budur.
    senelerdir buydu.
    bundan böyle de değişmez.
    umarım kalan maçlarda alacağı sonuçlar önümüzdeki sezon devam etmesini imkansız hale getirir.
  • 448
    altay'dan kendisini alarak önce yıldız futbolcu yaptık, sonra da efsane derwall'in yardımcılığı görevine getirerek hayatının şansını verdik. galatasaray'a hizmetleri oldu fakat beşiktaş'a gittikten sonra aslında ben beşiktaşlıyım demesini ve galatasaray'a devamlı laf çakmasını ve hele fenere gidince bize sanki düşmamışız gibi hırs yapmasını asla unutmayacağımdan, 2014 yılında hala galatasaray'la adının anılmasına çok sinirleniyorum.
  • 2397
    en son ne zaman teknik direktörlük yaptığını hatırlamayadığım kurt hoca. belki fenerbahçe'yi şampiyon yaptığı zamandı. sonrasında da iran, azerbaycan falan. gelişen futbol akımlarını, antrenman tekniklerini bizzat yerinde izleyip epey geliştirmişti kendini. beşiktaş'ta şampiyon olmuştu demeyin. komik olur. sivasspor'a karşı girdiği kıyasıya şanpiyonluk yarışında kimse mustafa denizli'yi hatırlamaz, hatta takımdan bile ernst ve yusuf şimşek dışında kimse hatırlanmaz. herkesin bok gibi olduğu bir dönemde iki futbolcunun sırtına binilmiş ve başarılı olunmuştur. sonrasında da tvde millete akıl vermeye başlamıştır. bu ulvi görevlerden sonra sahalara dönüp galatasaray ve eskişehirspor'da ne yapmak istediği anlaşılamazken tekrar televizyon ekranlarına dönüp akıl dağıtmaya başlamış. kendisine ricam yaş ilerliyor lütfen akıl dağıtmasın. kendisi için de bir şeyler kalsın. ya da ne bileyim cibutiye falan gitsin biraz da orada kendisini geliştirsin. pardon ya orada para ne gezer. para nerde mustafa denizli orada. ne güzel valla belki onlarca yıl bir bok öğrenme zahmetine girme sonra ona buna şöyle yap böyle yap de. bırak bu işleri. harbiden bırak.
  • 1361
    kendisinden çok umutlu değilim (yönetimin kendisini ve günü kurtarma hamlesidir bana göre) ancak gelip burada hamza hamzaoğlu'ndan bile kötü demek için akıl tutulması yaşıyor olması gerekir.

    şimdiye kadar taraftarın hh döneminde isyan ettiği her konuyu denedi bu adam.

    -jose rodriguez oynatılmıyor dendi------------------hoca oynattı şimdi hem kendisine hem rodriguez'e saydırılıyor.

    -chedjou orta saha oynatılsın denensin dendi---------------------hoca oynattı şimdi herkes bu adam orta saha oynar mı diyor.

    -sabri'den bıktık yeter illallah dendi----------------------hoca geldikten sonra sabri'nin opsiyonu iptal edildi ve kendisi forma şansı bulamıyor.

    -sinan gümüş oynatılsın dendi-------------------hoca hh'den çok şans veriyor kendisine.

    bunlara ekstra olarak kendisi henüz denayer ve carole ikilisinden hiç faydalanamadı. zaten ikisi sakatlandıktan sonra dikiş tutturamadık takım olarak.

    bu adam takımın başına gelip sezon ortasında kondisyon mu yükleyecek?

    takıma tek paslarla tiki taka futbolu mu oynatacak?

    gençlere yönelsin desen elindeki gençler yeteneksizler ordusu adeta. emre çolak diye bir adam var, oynatılmadığında ayrı oynatıldığında ayrı sövüyoruz burda entrylerde.

    son 5 senede rakip takımlara şöyle baktığın zaman en fazla 2 oyuncusu bizde oynayabilir derdik, şimdi fenerbahçe ve beşiktaş kadrosundan alıp gelsen ilk 11'de oynamayacak bir tane bile adam yok neredeyse. (muslera ve sneijder dışında).

    kadron berbat bir halde ama suçlu mustafa denizli. ne takımı kurmuş, ne kondisyon yüklemiş, ne de elinde finansal bir güç var ama suçlu mustafa denizli.

    işte bu zihniyet yüzünden ne yönetim değişir bu kulüpte ne de bu akıl tutulmaları biter.

    buraya gelip ilk 11 kuran arkadaşlara dün televizyonda izlediğim giray bulak'ın bir sözüyle yazımı bitireyim ; "taraftarın kurduğu ilk 11 her zaman kazanır çünkü sahaya hiçbir zaman çıkmaz".

    edit : elmanderilic uyardı sağolsun, giray bulak aracılığıyla duyduğum söz derwall'e aitmiş.
  • 1291
    sonunda kendisini beni galatasaraylı yapan ve 80'ler sonu 90'lar başını kah statta kah televizyonda maç kaçırmadan izlemiş 45 yaşındaki dayıcığıma sorabildim. dedim ki: "dayıcım nedir mustafa denizli'nin olayı?"

    kendisinin cevabını hiç yorum katmadan özetle aktarıyorum: "mustafa denizli futbolu ve futbolcuyu çok iyi bilir, yerli-yabancı ayrımı yapmaz, agresif hücum futbolu oynatır, ustaca oyuncu değişiklikleri ile maça müdahale eder, kendisine güvenim tam ve sabretmemiz şart."

    ben o yılları izlemedim ve bilmiyorum, dayıcığımın aktarımı kısaca bu şekilde. özellikle de "agresif hücum futbolu" ifadesi #1853003 şuradaki anekdot ile kesinlikle örtüşüyor. bu ara 3 oyuncu değişikliğini tamamlamaya bile yeltenmemesi kadro derinliğinden memnun olmadığının göstergesi diye düşünüyorum. genel olarak da "halden anlar" şeklinde bilindiği için futbolcuyla diyaloğunun yapıcı olduğu da rahatlıkla söylenebilir. yorumculuğunun son yıllarını hiç program kaçırmadan adeta ağzının içine bakarak izlemiş olan ben de futbolu aşırı iyi bildiğine kefilim. yerli-yabancı ayrımına, transfer tercihlerine, takımı fizik gücü olarak hazırlamasına ve sezon öncesi/arası kamplarına ilişkin bir şey söylemek zor, onun için gerçekten de beklememiz lazım...
  • 1161
    tribun kavgalarindan firsat olmadi o yuzden hakkindaki yorumumu gec de olsa yapayim. 8 aralik 2015 galatasaray astana macinda chedjou'yu onliberoda deneyerek bazilari gibi korkak ve yeniliklere kapali olmadigini gostermistir. burada bircok yazar (ben haric) chedjou'nun onliberoda is yapacagini ongormustu. chedjou iyi is basardi diyebilirim. tabi uzun pas anlaminda birsey goremedik ama direnc, kisa pas ve teknik olarak elimizdeki en iyi onlibero diyebilirim.

    forvet sag/sol bek sikintisi suruyor takimin. denayer ve carole iyilesmedikce, podolski tek forvet oynamadikca (ya da yeni forvet alinmadikca) biz daha tribunde cok kavga ederiz gibime geliyor.
  • 836
    sözlükte çoğu kişinin lisede filan okuduğunu ve yaşça denizli'nin hocalık yaptığı dönemlere yetişemediklerini düşündüm yazılanları okuyunca.

    eğer öğrenmek isterseniz nasıl bi hoca diye açın okuyun. okumak güzeldir bilgilendirir.

    öte yandan yorumculuk ve hocalık arasındaki bakış farkını da unutmayın.

    sayın denizli takımımıza hayırlı olsun. allah utandırmasın.

    takımı havaya sok hocam!!
  • 1229
    elinde ideal bir oyuncu grubu yok, doğru. kadro planlamasını, sezon başı çalışmalarını da kendisi yapmamıştır, bu da doğru. teknik-taktik çalışmaya zamanı olmamıştır, buna da evet. zaten kimse bu işin baş sorumlusu mustafa denizli'dir demiyor.

    madalyonun diğer yüzüne bakarsak,

    -denizli şartları bilerek kabul etmiştir ve eldeki malzeme belli deyip bahane üreteceksek o bu zaman görevi baştan kabul etmeyecekti
    -bu kadronun bile bundan daha iyisini ortaya koyabileceği aşikar. istek, motivasyon açısından hamza hamzaoğlu'nun gelişi bile takıma daha pozitif yansımıştı*. takımda mustafa denizli'nin gelişi kısa süre de olsa olumlu bir etki yaratmamıştır. kendisinin seçilme nedeni olan takımı kısa sürede toparlayabilme beklentisi -altı çizili olarak şu an için- beklentilerin altında kalmıştır
    -taraftar olarak beklenen radikal değişiklikler -bilinen adıyla neşter vurma- gerçekleşmemiş, aksine sayın denizli'nin yerli oyuncuların sırtını sıvazlayacak açıklamaları olmuştur. zaten semih kaya'da kendisi için "şeker gibi adam" demiştir. bunlar mesajdır, takımda hala bazı oyuncular yerlerini garanti görüyor. kimse yarın gitsin 10 oyuncu değiştirsin demiyor ama bir takım mesajların verilmesi de gerekiyor. evet gerekirse sabri'yi burak'ı kes, a2 takımdan oyuncuyla çık. 14 aralık 2015 başiktaş-gs maçı sonrası hakemi değil sahada eli belinde gezinen, top kontrol edemeyen, adam kovalamayan oyuncularını eleştir.

    bu etkenler umudumu kırsa da esas tablonun devre arası ortaya çıkacağını düşünüyorum. cesur hamleler, radikal kararlar gelirse bir şansı olabilir. yoksa kalan oyuncular, giden ise kendisi olur.
  • 1292
    terim için fiorentina ne idiyse denizli için de (bkz: aachen) oydu. hiç gerek yoktu almanya'ya gitmesine. gittiğinde sigi held faciası yaşadık. döndüğünde 2 senede aynı başarıyı yakalayamadı ve gönderildi. sonrasında kalli ve hollman'la başlayan yükseliş saftig'le durakladı. souness pres yapan galatasaray'a kısa pası ve ayakta kalmayı (yere yatarak müdahele etmemeyi) öğretti. sonrası da terim dönemi malumunuz.

    lakin fener'e gidişi ve onlara oynattığı berbat futbol aklımda daha çok kaldı. spor adamlarının hangi tecrübede olursa olsun televizyondaki eleştirileri bana hep vasat gelmekte. denizli'den de saçma sapan sabri övügleri, burak güzellemeleri duydum duymadım değil. bekara hatun boşamak kolay. o yüzden saçmalamalarına değil de yaptıklarına bakarak değerlendirmek istiyorum.

    sabri'yi bitirdiğimizi farketti ve artık semih'i orada oynatmak pahasına oynatmıyor. semih'i sağ bek oynatarak bizim önümüze atıyor farkında değil henüz. çocuk bu kadar eleştirilirken koray'a şans tanıması elzem. semih'in özeline bakacak olursak kendisi öncelikle oynatılmayarak bitti. beyler bakın bir futbolcu maçlara çıkmazsa aynı performansı alamazsınız. antrenman maçın yerini tutmaz. bunda sanırım hepimiz hemfikiriz. geçen sene neredeyse hiç oynatılmadı. hakan ve chedjou oynatıldı. 1 gol yemeye korktuğumuz için hiçbir geleceği olmayan balta oynatıldı. sebebi de hamza'nın korkuları. hatta belki de telles'i kesemeyeceği için abilerden birini oynatma gereği. dengeleri severdi malum. semih'te hata yok mu? var. duyduğumuza göre çok ağırlık antrenmanı yapmış. çabukluğunu, güçlenebilmek uğruna kaybetmiş. balta da yanılmıyorsam aynı dertten muzdaripti. ondan almış olabilir bunu.

    önlibero mevkiinin hali içler acısı. oyunu çift yönlü oynayabilen ya da en azından pozisyonlarını alabilen tek adam selçuk. lakin o da bunca sene defansif işleri melo'ya bıraktığı için top kapma ve mücadele yönünden eski kuvvetinde değil. kadroda da bir tane defansif önlibero yok hamza ve dursun sağolsunlar. chedjou top kapabiliyor lakin oyun kurma yönünde ciddi eksiklikleri var. rakipler sino ve selçuk'a örnek alınca rodriguez ve bilal diye gözleri dolu dolu oluyor denizli'nin.

    işte melo bu kadar önemliydi. tek bir adamda chedjou selçuk ve rodriguez vardı.

    ilerideki 4'lüye gelecek olursak yerli sevici ulemalarımızın en çok çaktıkları adamlar bunlar. yeterince mücadele etmiyorlarmış. kardeş pardon ya bu adamların yerine mücadeleci olarak kimi oynatacaksın? sinan'la emre dışında elle tutulur alternatifin yok. ulemalarımızın ve ağababaları terim'in aklında hep basan ortasaha var. suat emre ergün ümit hakan aranıyor devamlı. halbuki hiç gerek yok. takımda çünkü hagi yok. melo selçuk tutulsaydı, kaliteli sağ sol bekler ve top kaybetmeyen bir ileri uçla bu işler yürüyebilirdi. ama tabi sen geride olcan sabri ile yola çıkarsan çatacağın adamlar bunlara yardıma gidemeyen yasin'le podolski olur. futbol zekası düşük, top kullanma ve saklama yetenekleri olmayan umut/burak yerine ortalama bir adamın olsa ileride eksik de kalmayacağız.

    denizli çok şanslı. şu anda üzerinde hiç baskı yok. taraftarın öfkesi futbolculara ve yönetime odaklanmış durumda. dursun paçayı kurtarmak için herşeyi yapmaya hazır. ne olur devre arasında saçma sapan turnuvalara katılarak oyuncuları sakatlamasın. oyunculara kondüsyon yüklemesi yaparsa denayer ve carole düzelirler, grosskreutz ikna edilip önlibero'ya katılırsa, bir forvet bir de sağ açık ya da önlibero transferiyle bu işller düzelebilir.

    lakin galatasaray'ın en büyük sorunu eksiklikler değil fazlalıklar. takım içinde kıdeme göre forma dağıtılmasını bekleyen bir çete var. bunların ağababası da belli. o ve burak yılmaz bu takımdan gönderilmeliler. kimse galatasaray'dan büyük değildir sözü birileri için söylenecekse bunlar için söylenmeli.

    allah kolaylık versin kendisine. benim galatasaraylı olduğum zamana denk gelir başarıları. zor dönemde geldi ama üzerinde baskı yok. değil neşter, testereyle palayla mızrakla girişsin, ne kadar menfaatçi galatasaray düşmanı varsa göndertsin.
  • 2490
    galatasaray avrupa fatihi ünvanını fatih terim'den çok önce mustafa denizli idaresinde neuchatel xamax ve monaco zaferlerine imza attığı 1988-1989 sezonunda şampiyon kulüpler kupası yarı final oynayarak kazanmıştı. yani avrupa fatihi ünvanı mustafa denizli ile elde edilmiş, terim ile perçinlenmiştir. yarı finalde ise hagi'li steau bürkreş'e yenilmiştik. yine ikinci denizli döneminde 91 yılında uefa kupasında çeyrek final oynatmıştır. denizli döneminde avrupada alınan galibiyet sayısı mağlubiyet sayısından fazladır.

    üç farklı takımda lig şampiyonluğu, milli takımlar dönemi performansı hatta süper lig dışı bir takımı çalıştırma cesareti ile o takımı bir üst lige çıkarma başarısı ile fatih terim'den sonra mustafa denizli türk futbolunun en başarılı 2. teknik direktörüdür. 3. galatasaray dönemi kasımpaşa dönemi ile hocanın geçmişini bilmeden sallamak büyük haksızlık.
  • 2405
    lucescu kadar olmasa da nefret ettiğim bir başka geri kafalı dinozor. 3 kasım 2017 galatasaray gençlerbirliği maçının ardından hürriyet gazetesinde buna gündeme dair 10 soru sormuşlar bu da cevaplar vermiş. hepsini okumadım, daha ilk soruda bıraktım ama ilk soruda 5-1' lik maçı sormuşlar, bu örümcek kafalı çıkmış ''tudor' un başakşehir' e karşı bu taktikte çıkabileceğini sanmıyorum'' demiş. ne tespit be! hayır yani başakşehir' e nasıl oynayacaksa herkese öyle mi oynamalı? adam çıkmış 5 tane sallamış göndermiş geneçler' i. herif hala eleştirecek yer arıyor.
  • 2508
    büyük teknik direktördür, benim için fatih terim'den sonra gelir ama 2000 senesinde şanssız, formsuz ve kötü bir avrupa şampiyonası geçirmişti. şansının güldüğü tek maç, gruptan çıkmamızı sağlayan belçika maçıydı ki zaten tek galibiyetimiz de buydu. iyi futbol oynamadan çeyrek final görmüştük. hatta çeyrek final'de arif'le penaltıyı kaçırmasak yarı final de görebilirdik.
App Store'dan indirin Google Play'den alın