• fenerbahçe'de teknik direktör olarak çalışmayı kabul etmiş biridir öncelikle. hani terim'in defalarca reddettiği ezeli rakibimiz fenerbahçe...2000-2001 sezonunda kadıköyde bizi ali güneş ve yusuf'un golleriyle 2-1 yendikleri maçtan sonra kutlamalarda galatasaray'a küfür etmiş bir teknik adamdır. açın bakın gazete arşivlerine, fenerbahçe kongre üyesi olmayı çok istediğini 2000-2001'de defalarca açıklamış bir adamdır aynı zamanda. eylül 2008'de beşiktaş'ta göreve gelirken de kendisini "abiden beşiktaşlı" şeklinde tanıtan biridir. eylül 2013'te juventus deplasmanından korktuğu için terim sonrası galatasaray'a "bekleyelim" yanıtını veren, kasım 2015'te de görevi kabul ederken atletico madrid maçına çıkmaya maçası yemeyen adamdır. şartlar gerektiğinde üç takımdan da ayrı ayrı teklif alıp kabul edebilecek ancak içlerinde de en büyük kini galatasaray'a karşı olan adamdır.
    mustafa denizli'nin galatasaray efsaneliği haziran 2000'de bitmiştir. fenerbahçe'nin teklifini kabul eden adamdan galatasaray efsanesi olmaz. sonraki senelerde beşiktaş'a yanlaması ve lig tv yılları da işin tuzu biberidir. bizden biri olmadığının kanıtıdır. ama biz kalktık, böyle bir adama hem aysal hem özbek döneminde görev teklif ettik. "parantezi açtığım yerde kapatacağım" adlı masalla da özbek döneminde görev yaptı burada. baliç, revivo transferleri hikaye; galatasaray'ın son 20 yılındaki en midesiz hareket, mustafa denizli'yi göreve getirmekti. çok şükür ki bu midesizik 4 ay sürdü...
  • amrabat, bruma'yı yollayıp yasin'i alternatifsiz bırakan

    orta sahayı boşaltıp bilal ve j.karacan'a yer açan

    forvet alırsam burak yılmaz'ı nasıl oynatacağım diyen

    sezon başı tüm sağ bek alternatiflerini istemeyip tarık ve sabri'yle devam etme kararı alan

    telles'i yollayıp olcan'a sinsi sinsi yer açan bir teknik şeyden görevi devralmış teknik direktör.

    mutlaka hataları var ama böyle bir enkazdan ancak bu oluyor.
  • kariyerimi riske edeceğim dediği kariyeri eksi sozlukte bir arkadas harika anlatmış. aha da link;

    https://eksisozluk.com/entry/5878245

    --- alıntı ---

    öncelikle şunu belirteyim.. galatasaray'ı kariyerinde şampiyon falan yapmamıştır!

    galatasaray'ı 86-87'de derwall şampiyon yapmıştır, 87-88 bu hoca olarak başlasada bir kaç maç sonra derwall sahaya inmiştir..

    bu bir.

    ikincisi hayatının hiçbir evresinde büyük bir hoca da olmamıştır..

    1986-97 ve 1987-88 ile derwall ile şampiyon olan takım zaten simoviç-ismail-semih-cüneyt-erhan-yusuf-prekazi-uğur-muhammed-tanju-mirsad'lı takımdır. ilk sezon tanju yoktur, ilyas, arif, metin falan zaten galatasaray'ın oyuncusudur..

    ha alt yapıdan bülent korkmaz'a güvenmiş oynatmıştır ki aslında 21 yaşındaki bir oyuncudan bahsediyoruz aslında çok genç sayılmaz. aynısını bülent, hamburg'a karşı yapamamıştır ve semih kaya'yı oynatmamıştır. belki de tur gitmiştir.

    neyse zaten iyi olan kadro havasını yakalamış yarı final oynamıştır ama ligde 4. olmuştur yanlış hatırlamıyorsam..

    sonra kalkıp milan'a falan hoca olmadı, almanya 2.liginde hoca oldu!

    1 sezon sonra takıma döndü, başarısız oldu, 5 puan öndeyken şampiyonluğu beşiktaş'a verdi falan.

    ardından atv'de spor haberlerini sunmaya başladı. düşünsene fatih terim spor haberlerini sunuyor!

    43 yaşındasın ve buyuk teknık dırektorum dıye egoların var ama spor haberleri sunarak para kazanıyorsun!

    neyse, kocaelispor'a transfer oldu. öyle böyle bir kaç başarılı sonuç aldı kocaeli ile. ha tabi buradada sefa sirmen'in kurduğu müthiş takım vardı..

    moşe, saffet, faruk, mirkoviç, ömeroviç, osman, volkan, evren, turan.. adam alıyor satıyordu falan..

    sonrası milli takım..

    türk futbl tarihinin en iyi kadrosunu dunya kupasına götüremedi!

    rüştü, engin, umit davala, bülent, alpay, ogün, abdullah, k.hakan, okan, suat, tugay, sergen, ertuğrul, oktay, hakan şükür, arif vs. vs. vs.

    ne ararsan var kadroyu götüremedi!

    tabi ki basın bir şey demedi neden? çünkü adam herkesle iyi olmuş, basın da çevresi çok!

    sonra 2000 elemelerinde, galatasaray gerçeği varken sahaya rüştü-ali eren-ogün-ayhan-tayfur-oktay-tayfun- abdullah'larla çıktı!

    play off larda galip gelemeden irlanda'yı eledi!

    belkide şampiyon olacağımız euro 2000'e emre belözoğlu'nu götürmed! uefa şampiyonu takımın iskeletiyle oynamak yerine ( fatih-bülent-k.hakan-suat-emre-okan-arif hakan. koy rüştü, alpay ve sergen'i) abuk subuk adamlarla, mustafa izzet'lerle falan oynadı!

    üstelik turnuva esnasında sergen ve tugay ile takışıp kadro dışı bıraktı! ulan turnuva la bu! sezon mu adamı kado dışı bırakıyorsun vakit mi var!

    burada 4 puanla gruptan çıkmış, portekiz'e elenmiştir. belkide türk futbol tarihinde en önemli fırsatı tepmiştir!

    sonrası malum zaten aziz yıldırım'ın transferleri ve masa başı oyunlarıyla yaşanan fenerbahçe'de şampiyonluk!

    ardından daha 50'li yaşların başında manisa'lar, iran takımlarında sürünmeler!

    aç kalınca ligtv'de yorumculuk! şansal abimizin lobisiyle, ligtv'de yorumcu olan her hoca gibi beşiktaş'a hoca olması!

    fenerbahçe ve galatasaray'ın geride kaldığı ligde sivasspor ile çekişerek şampiyonluk yaşaması!

    sonrası yine abuk subuk takımlar ve rize falan..

    bu adamın lobisi var arkadaşlar, arkası sağlam ve torpilli. hayatının hiçbir evresinde başarılı bir hoca olmamıştır! ersun'lar, hamza'lar hatta cevat güler'ler bile buyuk takımları şampiyon yaptı! ersun yanal'dan iyi bile değildir! 30 sene evvel galatasaray'ın yarı final oynamasının ekmeğini, edindiği çevreyle yiyen adam..

    fatih terim, 1996'da buyuk takıma hoca oldu. 20 senede 6 lig, 2 türkiye kupası, 4 türkiye süper kupası, 3 tsyd kupası, 1 uefa kupası kazanmışken..

    1987'de buyuk bir kulüpte başlayan kariyerinde 30 senede kazandığı 2 tane lig, 2 tane de türkiye kupası kazanmıştır!

    mustafa denizli tam bir balondur!

    edit: yazı içerisinde geçen "sonrası malum zaten aziz yıldırım'ın transferleri ve masa başı oyunlarıyla yaşanan fenerbahçe'de şampiyonluk!" sözü bazı fenerbahçeli arkadaşlarımızı üzmüş. bu konuda hepsinden kusura bakmamalarını rica ediyorum.

    ancak bu şahsi düşüncem değil aziz yıldırım'ın bizzat denizli'ye " takımı sen mi şampiyon yaptığını zannediyorsun", "şampiyonlukların sahada kazanılmadığını öğrendim" sözleri ve ersun yanal'ın ankaragücü'ne gelen teşviği kalem kalem bölüp bütün oyunculara dağırması, cafer aydın'ın itiraflarından ötürüdür..

    --- alıntı ---
  • --- alıntı ---

    mustafa denizli: transfer listemizde yerli futbolcular pek olmadı. galatasaray ayarında ve bizim aradığımız kriterde isimler türkiye'de az.

    --- alıntı ---

    yaptığı bu açıklamayla yerli sevici hamza hamzaoğlu'na senin ben vizyonuna, kadro mühendisliğine sokayım mesajı vermiştir.

    ayrıca takımdaki bazı yerli oyunculara da kadro derinliği nedeniyle size şimdilik yol vermemiş olmam sizi ümitlendirmesin. bazılarınıza sezon sonu kesin yol vereceğim, bazılarınızın ise bu son şansı 2. yarı memnun kalmazsam onlara da yol vereceğim. ayağınızı denk alın mesajı vermiştir.
  • açın basın toplantısında canlı canlı çaresizliğini seyredin adamın.

    resmen diyor ki: takım dağılmış, çok kötü, oyuncular yetersiz. ama ben konu galatasaray olunca bunlara bakmadan koştum geldim. daha iyi olacağız. bir süre daha zorlanacağız ama düzeleceğiz.

    yaparsın yapamazsın. daha da kötü top oynayabiliriz ama sana helal olsun bu taşın altına elini koyduğun için.
  • türk futbolu'nun rönesansını derwall ile beraber yaşatmıştır. futbol bilgisine lafımız olamaz. galatasaray'da yanlış bir kadroya yanlış bir zamanda geldi. istediği adamlar emre mor, benitez idi. linnes yine beğendiği bir isimdi. fatih terim nasıl donk'u yeniden dirilttiyse denizli hoca onu yapamadı. önceden güzel yapardı. yusuf şimşek son örneğidir.
    büyük hoca olsan da galatasaray'da başarılı olmak için çok önemli etkenler bir araya gelmeli. doğru kadro ve motivasyon ile galatasaray dünya'da her takımı yener. skibbe, tudor, riekerink başarısız olacağına denizli hoca başarısız oldu deriz. adamın yaptıkları ortada. kasımpaşa ile güzel başladı. ne kadar gider bilemem ama ranieri gibi bir ikinci bahar yaşasın isterim.
  • ehli keyf bir adam olup, çok fazla hırs sahibi birisi değildir. fatih terim'den sonra türkiye'nin en başarılı hocasıdır. teknik direktör olarak fatih terim de bulunan hirsa ve konsantrasyona sahip olsaydı şu an yaptığı kariyerden çok daha fazlasına sahip olabilirdi. ama kendisi avrupa kariyeri yerine türkiye'de 3 büyük takımı şampiyon yapan teknik direktör olmayı tercih etmiştir. kendisi derwall'in ekmeğini yememistir. derwall ona ekmek yapmayı öğretmiş o da bunu iyi bir şekilde öğrenmiştir. kimse kimsenin ekmeğini yiyemez, aynısı şenol güneş için de geçerli. dünya kupası ucunculugu fatih terim'in ekmeği değildir. şenol güneşin ekmeği yakmasidir. terim olsaydı kupa gelirdi.
  • türk futbol tarihinin en başarılı üç hocasından biridir. biri, uefa kupalı fatih terim; biri dünya üçüncüsü şenol güneş; diğeri de işte avrupa'da galatasaray'a yarı final oynatmış mustafa denizli'dir.

    yerli sevici diye bir şey çıkarmışlar hakkında... haklısınız arkadaşlar, gelince sneijder'i falan keser kesin ve bilal'i oynatır çünkü salak bu adam! melo'yu eleştirince hemen çekip alıyorsunuz, hiç unutmuyorsunuz; e ben ne zaman açsam bu adamın çıktığı programı sneijder ile muslera'yı övüyor, ne yapacağız? yarı-yerli sevici mi kendisi? alın, adam yaptığı yılın 11'ine 6 yabancı koymuş: http://www.milliyet.com.tr/...skorergaleri/?PAGE=1 bu mu yerli sevici?
    garip garip argümanlar üretiyorsunuz kendi kendinize. yerli sevici... vizyonsuz... kimmiş vizyonsuz? mustafa denizli'ymiş. oldu, tamam.

    ha, kendisiyle uzun süreli bir işe girişmek zor. ama bu sezon sonuna kadar getirilebilecek en iyi hocadır. delili de cv'sidir. zeki ve disiplinlidir de. üstelik tıpkı fatih terim gibi, medya üzerinde etkisi vardır; ağırlığı vardır, tecrübelidir -sosyal medyayla falan uğraşmaz yani.

    uzattım: dilerim 2015/2016 sezonunun geri kalanını kendisiyle götürürüz.
  • hayal satmayarak doğru teşhisi koyarak başladı. bu sezon kendisinden tek beklentim devre arası burak yılmaz'ı, en geç sezon sonunda da saz arkadaslarını takımdan uzaklastırması, ne kadar papaz oyuncu varsa yollaması.
    bize yeni bir takım lazım, yeni bir planlama.

    ve hocam unutma bugün sana kosanlar, aynı şeyi daha yeni giden hocalarına ilk geldiginde de yapmıstı.

    çok sonra edit: anılarımdaki mustafa denizli figürünü de bitirip gitti. donk transferi için ise asla affetmeyeceğim.
  • sene sonuna kadar gelmesi sanıyorum bizim için hayırlı olacak. şampiyonlar ligi'ne gidememe durumunu biz kaldıramayız o sebeple çok isteyeceğim favre hamlesini sene sonuna bırakmak en güzeli olur. hatta favre ile de şimdi anlaşılsın, otursun takımı takip edip öğrensin arada mustafa denizli'yle görüşsün seneye hazırlıklı gelsin.

    çok ideal bir şey istedim farkındayım.

    edit : 15.02.2016 itibariyle yukarıda yazdığım için allah benim belamı versin, bu adamın geldiği güne de lanet olsun.
  • bizimle prensip anlaşmasına vardığından beri hakkında çok da doyurucu şeyler okuyamadığım yeni teknik direktörümüz. birkaç yazar arkadaş sağ olsunlar açıklayıcı şeyler yazmışlar, ki bana özel mesaj atanlar da oldu ama bazı şeyler hala kafamda tam olarak oturmadı. dayıma sordum geçiştirdi, babama soracaktım onla da doğru düzgün konuşamadık.

    öncelikle kendisine çok büyük saygı duyarım ve de üç büyüklerde şampiyonluk yaşamış olmak çok da tesadüfi ya da bu ülke şartlarında öyle hemen herkesin yapabileceği bir şey değil. kaldı ki buna ek olarak yine başarılı sayılabilecek avrupa kupaları ve milli takım serüveni de var. buna rağmen öyle bir hava oluştu ki açıkçası ben çok yadırgadım. o zaman bu adam kofti yani bugünlere bala göte gelmiş, kariyerini de hep şansla inşa etmiş? muhakkak öyle değildir ama sanki öyleymiş gibi bir atmosfer var şu an, şaşkınlığım hala geçmedi. elbette garip oyuncu değişiklikleri, bazı futbolcuları mevkisi dışında oynatmak vs. yoruma kapalı nesnel durumlardır ve eleştiri sebebi olabilir fakat kariyeri ortada bir teknik adam sanki kafayı yemiş gibi sadece bundan ibaretmiş gibi lanse edilince ister istemez ortada bir gariplik seziyorum.

    kendisi ilk basın açıklamasını yaptığında gerçekten çok duygulandım ve o gece heyecandan uyuyamadım yani samimi söylüyorum, çünkü mustafa denizli bana hep böyle soğuk ve burnu havada biri gibi geldi fakat öyle heyecanlı ve çocuksu bir konuşma yaptı ki hem galatasaraylı mustafa denizli kimliği resmen gözümde canlandı, hem de galatasaray'ın büyüklüğünü bir kez daha anladım. muhakkak ki beşiktaş ve fenerbahçe'de çalıştığı dönemlerde o kulüplere yaranacak davranışları olmuştur fakat bu kadar büyük risk ve değişimlere rağmen başarı açısından alnının akıyla çıkması bence muazzam bir olay, tekrar ediyorum hele ki ülkemizin çarpık ve kaotik futbol anlayışında...

    ben mustafa denizli'nin yorumculuğunu o dönem ligtv üyesi olduğum için istisnasız her maçtan sonra hiç kaçırmadan kanlı canlı izledim, öncelikle futbolu aşırı derecede bilen birisidir. öyle ki, hayatımda ne fatih terim'den, ne de şenol güneş'ten dinlemediğim futbol dersini denizli'den dinlemişimdir. elbette bunda bu iki güzide teknik adamın yorumculuk yapmamış olmasının da payı var fakat sinsiliği ya da yaranma çabaları bir yana böyle seminer verir gibi, işin tekniğini ve taktiğini kamuoyuna uzun uzun açıklama fırsatı bulan herhalde tek türk teknik adamdır. mesela 2010-2011 sezonundaki kötü futbolumuz için yapmış olduğu şu yorumu hala kulaklarımda çınlıyor, zira çok doğru bulmuş ve etkilenmiştim;

    "galatasaray'ın yaşlı bir kadrosu var, o yüzden oyuncular dripling yaparak rakip alanı katedemiyorlar, yani kendilerini hareket ettirme konusunda yavaşlar, o yüzden bu handikabı ortadan kaldırmak için topu hızlı bir şekilde hareket ettirmek zorundalar, fakat bunu da başaramayınca ortaya verimsiz ve durağan bir oyun çıkıyor" diyerek o dönem takımdaki bu al-verleri organize edecek bir maestronun olmayışını çok güzel bir tespitle açıklamıştı. mesela kadromuz yine yaşlı ve elinde sneijder gibi bir adam var. yukarıdaki tespiti yapmış denizli bana göre bütün takımı sneijder'in üzerine kurar ama taktik vermeden tüm yükü atar demiyorum yani oyun planında kilit rolü sneijder'e verir. yoksa gerçekten çok büyük yanılırım değil, kendisi bizi yanıltmış olur.

    çok net hatırladığım bir diğer ifadesinde de, yine kötü oynadığımız bir maçtan sonra özet üzerinden pozisyonları yorumlarken ceza sahası yayının oradan artık sabri mi, barış mı bilemiyorum, farklı auta çıkan bir uygun şut pozisyonu sonrası "orada harry kewell olsa bu olur muydu?" diyerek çok ince bir göndermede bulunmuştu, hatta şansal büyüka da "hocam ne diyorsun, sol ayağıyla tabanca gibi yapıştırırdı" demişti. oysa harry kewell bizdeyken ceza sahası yakınlarından o kadar da şut atmazdı yani bu özelliğiyle ön plana çıktığı maç azdır fakat demek ki elinde imkan olsa denizli korner organizasyonları ya da takım hücumlarında işi o an orada kim varsa artık allah'a havale etmek yerine tekniğinden emin olduğu kewell'a bu şekilde bir görev verebilirdi...

    şimdi ben hamza hoca bir teknik adam olarak iyidir kötüdür muhabbetine girmiyorum çünkü bu tartışmaya açık bir konu fakat gerçekten de futbolu bilip bilmediği konusunda şüphelerim var. fakat mustafa denizli'nin futbolu çok iyi bildiğine ben şahidim arkadaşlar, o yüzden bizi göz göre göre yanıltmadığı müddetçe şu an için bundan eminim.

    kendisine dair yorumculuğu kadar olmasa da yine tanıklık ettiğim ve ezberden hakkında bir şeyler yazabileceğim konu da beşiktaş'taki dönemidir. özellikle de fabian ernst ve yusuf şimşek hamleleriyle hem takıma doğru tanı koymuş, hem de takıma faydalı olacak her türlü futbolcudan verim alabileceğini göstermiştir. bunu da sadece bu transferlere önayak oluşuyla değil, o dönem kadroya en hazır ve en uygun oyuncuyu yazarak sonuca gidebileceğini göstermiştir. oyunculara çok net ve kapasitelerine kesinlikle uygun görevler verir, bundan da eminim yani gözümle gördüm. kimsenin altında da ezilmez hani egosu gizlidir ama en az fatih terim kadardır. bu gibi konularda mesela lucescu sözüm ona "çok kötü malzemelerden" gayet iyi iş çıkaran bir aşçı olarak lanse edilirken niçin denizli "yerli sevici" olarak gösteriliyor yadırgıyorum çünkü objektif olarak bu şekilde olmadığını ortaya koyan doneler var. yani şu an için elimizde sabri ve umut gibi sözleşmeli oyuncular var, bu bir gerçek... mustafa denizli bu oyuncuları hamza hoca gibi takıntılı bir şekilde değil de takıma en uygun ve maksimum katkı sağlayacak şekilde değerlendirirse sırf hala isimleri sabri ve umut diye eleştiri miydik? oysa fatih terim'in bu iki oyuncuyu da 2011-2013 arasında ne kadar doğru bir şekilde kullandığına herhalde burada hepimiz tanıklık ettik. ayrıca fatih terim'den sadece 4 yaş büyük biri olmasına rağmen bir tık daha yaşlı görünüşü, mevcut sağlık sorunları ve de görece düşük enerjisi sebebiyle sanki kocamış ve bunamış gibi yapılan yorumları da yakışıksız buluyorum.

    mustafa denizli biraz çekinik bir karakter olduğu için bence şu an için olduğundan daha az değer görüyor, hatta adeta hamza hoca'nın yaşlanmışı muamelesi görüyor. bunlara gerçekten katılmamakla birlikte elbette "kesin başarılı olacak" gibi iddialı sözler de etmiyorum fakat başarısı bu kadar bariz en iyi yerli teknik adamlardan birinin türkiye'nin en büyük futbol takımının başına geçmesi bence bu kadar da küçümsenecek bir olay değil, yani kendimi tekrar ediyorum ama heyecandan uyuyamadım yani bütün gece mustafa denizli düşündüm. buna bizle olan hem duygusal, hem de başarılarla dolu geçmişi eklenince o zamanları görmemiş olsam bile heyecanım daha da arttı... eğer ki aradan geçen zamanda tembelleşmemiş ise ve basın toplantısında ifade ettiği kadar candan bir heyecan duyuyorsa şu şartlarda fatih terim misali bize her türlü genç yerli ya da yabancı teknik adamdan daha fazla katkı sağlaması gerek. kaldı ki dünya kupası esnasında wesley sneijder'e yönelik sarf etmiş olduğu kabul edilemez sözlere rağmen hamza hoca'yı ilk geldiğinde nasıl bağrımıza bastık, benimsedik ve işler sarpa sarana kadar destek olduk. hatta bizdeki oyunculuk döneminde orta karar bir futbolcu olmasına karşın şaka maka efsane gibi ele alındı yani eleştirmiyorum fakat o kadar el üstünde tutmadık değil, bu da bir gerçek. mustafa denizli bu açıdan galatasaray tarihinde tam olarak nerededir bunu dile getirmek haddime değil fakat net olarak bir türk futbol efsanesidir ve bence bu durum tartışmaya çok da açık değildir...

    son sözüm şudur ki, mustafa denizli günahı sevabı bir yana hem bizimle olan geçmişi, hem bu ülke şartlarında ortaya koymuş olduğu somut başarısı, hem de en iyi üç yerli teknik adamdan biri oluşu sebebiyle gerçekten sonuna kadar desteği ve el üstünde tutulmayı şu an için hak ediyor. benden sana sonsuz kredi hocam... hamza hamzaoğlu gibi işi eline yüzüne bulaştırana, bunda da ısrar edinceye dek arkandayım ve de bunu her fırsatta mantıklı gerekçelerle dile getirmeye çalışacağım. burada hemen hemen kimsenin pek ifade edemediği oyun sistemin, anlayışın ve de düzenini takımımız üzerinde görüp analiz edebilmek için de can atıyor ve heyecanlanıyorum.

    ümit ediyorum ki bir an önce hafızamıza amigo orhan'la olan münasebetin ve "içimizdeki irlandalılar"dan çok daha fazla hatırlanacak, klişe olmayan ve yeni destanlara gebe enstantaneler katarsın. kendisinin de bu uzun ve çok parçalı serüvenlere sahip kariyerini her şeye başladığı yerde bir başka büyük başarı ile sonlandırmak için adeta yanıp tutuştuğunu, hatta ihtiyacı olan her şeye sahip olduğu halde sırf bunu başarıp da emekli olmak için teklifimizi kabul ettiğine adım gibi eminim. koskoca mustafa denizli ve elindeki şu fırsat, bir daha nerede bulsun?

    haydi hocam...