• 2013'te muslera 27 yaşında henüz. ilk yıl şampiyon 2.sine koşan ve şampiyonlar ligi'nde çeyrek final yapan bir galatasaray. diğer taraftan da muslera efsane sezon geçiriyor.

    5+0+3+13+546+434 gibi saçma sapan yabancı sınırı getirilmiş. yabancı kontenjanı çok önemli ve biz o hakkımızı kaleciden yana kullanıyoruz.

    kadroda eboue mesela oynayamıyor, sabri oynuyor yerine.

    bu sebeple o dönem de formu da fena olmayan onur kıvrak'la muslera'yı ikame etmenin mantıklı bir tarafı var.

    o formuyla zaten bize maliyeti 11 m euro gibi(bonservis+ cana) olan bir kaleciyi de 27 yaşında 25 m euroya satma fikri de çok absürt değil.

    https://www.transfermarkt.com.tr/...profil/spieler/58088

    2014 ağustos'unda transfermarkt'ta bile 18 m euroyu görmüş ki bu site türk ligini düşük gösteriyor hep.

    yani o kadar da absürt değil, muslera efsane işler yapıyordu. şampiyonlar ligi'nde uçuyorduk falan.

    bu sebeple o günle, bu günü kıyaslamak da absürt.

    benim o gün de bugün de fikrim net,

    muslera'yı satanı biz de satarız.
  • zamanın koşullarında çok da mantıksız olmayan önerme. ısrarla yinelemek gerekir, "zamanın koşullarında" diye.

    yabancı kısıtının ciddi şekilde baş ağrıtması, bu yüzden 1 yabancı hakkını kaleye gömmeme fikri; nando'nun ışıl ışıl parlaması, maaşının transferini isteyen olası takım(lar) için altından kalkılabilir olması ve yaşının uygunluğu sebepleri; çok yüksek bir bonservis bedeli (o dönem için 20 bandı) getirebileceğinin düşünülmesi, onur'un da söz konusu zaman aralığında ciddi iyi performanslar sergilediği gerçeği vb. kısacası bu savın böyle bir ortamda dillendirilmesi kadar doğal bir şey olamaz.

    her şey olmasa da birçok şey günün koşullarına göre değerlendirilmeli.
  • bu laf edildiğinde onur ciddi iyi kalecilik performansı gösteriyordu. yabancı sınırı vardı ve kaliteli türk futbolcu bulmak çok zordu. muslera için 30 milyon eu'lar konuşuluyordu. haliyle takımdaki kaliteli futbolcu sayısını muslera'dan gelen parayla 2 arttırma fikri altyapısı ile söylenmiş sözdür. kendince haklı bir temeli vardır. dalga geçmek, hele hele bu günün koşullarıyla değerlendirmek haksızlıktır. bruma yerine umut bulut'u kanatta oynattığımız günlerdi. o günler için tartışılması gerekiyordu. tartışıldı ve kabul görmedi.

    şimdi 6 yabancı ile kadro kurmayı deneyin de görelim. kimleri gönderip yerlerine kimleri koyuyoruz...
  • bu fikir gündeme geldiğinde onur kıvrak da muslera gibi maç aldıran bir kaleciydi. ancak muslera'nın 1 tık altıydı. 5 olan yabancı hakkının birini kaleye kullanmak drogba, sneijder, bruma, telles, melo, chedjou gibi bir rotasyonda bizi zora sokuyordu. zaman zaman insanlarda kale 1 tık daha kalitesiz olsun ama 1 yabancı daha oynatalım düşüncesi oluşabiliyordu bugünkü gibi sınırsız yabancı olmayınca.

    bugün ise ilk 11 için kısıtlama yok. bu durumda bu fikri komik buluyorum. sebebi ise muslera'nın satılması fikri değil, bana göre aldığı paranın hakkını veremeyenler listesinde ilk 5 e girer yediği yan top golleri ve hatalı çıkışlarıyla. muslera sandığınız kadar üst düzey bir kaleci olsa porto deplasmanında işler gayet güzel giderken 1-0 yenik duruma düşmezdik. schalke deplasmanına da 1-0 yenik durumda başlamazdık. galatasaray taraftarında malesef övgünün de eleştirinin de dozu kaçıyor. şimdi kimse gelip iç saha schalke maçı demesin aynı schalke forvetleri bundesliga'da da kamyonla gol kaçırıyorlardı o dönem. o zaman bundesliga da muslera dolu demektir ki o maçta çok berbat bir gol yedi şansımıza ofsayttaydı vuran adam.

    benim bu takası komik bulmamın sebebi onur kıvrak. onur kıvrak geçirdiği diz sakatlıklarından sonra bitti. şike sürecinin, trabzonspor'un en kaoslu yıllarına denk gelmenin psikolojik etkileri de sebep olmuştur belki buna orasını bilemem. ancak onur kıvrak maç kurtaran kaleciden maç kaybettiren kaleciye evrildi. zaman zaman cidden çok kötü goller yiyor.

    5 yıl önceki muslera mı 5 yıl önceki onur kıvrak mı? cevap muslera
    bugünkü muslera mı bugünkü onur kıvrak mı? sorulması bile hata tabi ki muslera.
    bugünkü muslera mı 5 yıl önceki onur kıvrak mı? ben 5 yıl önceki onur kıvrak'ı bugünkü muslera'ya mali şartlardan dolayı tercih edebilirim şahsen. ama dedim ya onur kıvrak eski onur kıvrak değil maç kurtarmayı geçtim, maç kaybettiren kaleciye evrildi adam. o yüzden bu fikir kimin aklındaysa derhal silip atmalı.
  • bu önerme gündeme geldiğinde onur kıvrak 2. büyük sakatlığını yaşamamış, muslera gibi maç kazandıran bir kaleciydi. 5 yabancı hakkımız vardı. muslera, chedjou, melo, sneijder, drogba ile 5 oluyordu.eboue, telles ve bruma gibi oyunculara yer açamıyorduk. muslera için de o zaman 30 milyon eurolar telafuz ediliyordu. yani o günün şartlarında çok saçma bir önerme değildi. bakın yapılmalıydı demiyorum, muslera’ya 30 milyon euro teklif gelse belki yapılırdı da. ama önerme olarak saçma değildi. asıl saçma olan bugün ısıtılıp önümüze koyulması.
  • özellikle galatasaray sözlük'te son zamanlarda dile getirilmeye başlanan transfer talebi. neymiş efendim fernando muslera'yı 20 küsür milyon yüroya satıp 7,5 milyon yüroya onur kıvrak'ı almalıymışız.

    galatasaray futbol takımı'nın son 2 yıldaki başarı ivmesinin en önemli faktörlerinden birini nasıl görmezden gelebiliyoruz onu anlamıyorum. performansı eboue, dany, riera, melo gibi oyuncuların bariz bir şekilde üstünde. artık herhalde kaleci olduğu için 6 yabancıdan ilk silinen kendisi oluyor.

    arkadaşlar bilmem farkında mısınız ama son 2 senede kurulan kadroyla birlikte artık türkiye liginin üstüne çıktık, bundan sonra bizden beklenen ligi domine edip avrupa'ya oynamak. kaleci pozisyonu da futbolda telafisi olmayan bir pozisyon. forvetsiz*, stopersiz* kalmanın bile telafisi var fakat kalecinin yok. yani sen en iyiler arasında yer almak istiyorsan bu pozisyonda en iyi kavramına uygun birini oynatmak zorundasın. hangimiz onur'un bu seviyede olduğunu düşünüyor acaba? en fazla gelişeceğini iddia edebiliriz ama asla şu an için yeterli diyemeyiz.

    manchester united ile, manchester city ile, barelona ile adı geçen fernando muslera'yı satıp ligin 12. sıradaki takımının kalecisini almak pek akıl karı olmasa gerek.

    lütfen galatasaray futbol takımı'nı kendi kişisel futbol arzularınıza alet etmeyin.

    ayrıca (bkz: #1179982).
  • yabancı sınırı nedeniyle edilmiş söz. 5+0+4 gibi salak salak uygulamalar vardı o dönem. hastalıklı zihinlerin yönettiği türk futbolu böyle çarpık çözüm yolları doğurdu. düşün ki karaborsa ekonomisini, onur'un değerini muslera seviyesine çıkarıyor.

    bruma yabancı sınırı nedeniyle sahaya çıkamayınca, yerine umut bulut oynayınca insanların zihni sakatlanıyor haliyle.
  • bir soylemi sartlarina gore degerlendirmeyi bilmeyenlerin gulup gecmekten baska bir sey yap(a)mayacagi onerme.

    1- onur o zamanlar muslera nin cok az altinda oynuyordu. en iyi yerli kaleciydi.
    2- muslera ya cift hanel teklifler vardi ve finansal sikintilar vardi.
    3- yabanci siniri vardi ve defansta baya bi turk oyuncu vardi (ayni lisan onemli)
    4- takimin hem mental hem fiziksel iskeleti ts li oyunculardan olusuyodu yani kimya icin olumsuz olmazdi.

    sonuc olarak mantikli 4 adet kural ile o zaman desteklenmesi cok guluncek bir durum olmuyor. onur un performansinin dusup futbolu birakmasi tamamen trabzonlularin malligi. bunlarin bizde olacaginin bir olasiligi pek de yoktu.
  • (bkz: alakasız başlıklarda bugün)

    zamanın gerektikdiklerine göre 1 yabancı hakkını kalde kullanmayıp o sıralarda formda olan bir yerli kalecinin takıma dahil edilmesi üzerine kurulan önerme. ben satılsın onur alınsın demedim hiç ama bahsedilen 20-30 milyon eurolar masada olsa satılıp onur alınabilir diye düşünürdüm. o günlerde masaya 20 milyon gelse fatih terim başta olsa eminim ki o da satılmasına onay verirdi.
  • her kim ki ffp sebebiyle para lazım diye kadrodaki en iyi oyuncuları satıp daha uygun fiyata x’i, y’yi alalım diye düşünür; aklına evvela gelmesi gereken başlıktır. evet, değerini bulan oyuncuyu satmak, geliri doğru yerde değerlendirip potansiyelli oyuncu almak gerekir, yapılsın ama abartmamak ve uçmamak kaydıyla. bu her zaman doğru sonuç vermez. muslera’yı zamanında 20 m eur gibi bedelle satsaydık şu an 22 şampiyonluğumuz olabilir miydi acaba? kazanç - kayıp dengesini iyi değerlendirmeden her şeye atlarsak bir anda sıradanlaşmış bir takım olabiliriz. bu konuları çok dikkatli değerlendirmek lazım.
  • şu konuda yıllar önce yapılmış bir öneriyi eleştirenler en basit tabirle dönem adamıdır.

    konu da hiçbir zaman "neuer'i satıp karius'u alalım" sığlığında değil yabancı sınırı elimizi kolumuzu bağlamışken alternatif arayanların bir önerisi olmuştur.

    şimdi muslera tartışılmaz bir isim olduğundan herkes "eki eki öneriye bak" diye yorumluyor tabi.

    edit: "sığ"dan kasıt "bu kadar basit ve yüzeysel değildi"

    "dönem adamlığı" da mevcut şartları* gözetmeden yorum yapmak demek istedim.

    yanlış anlayan arkadaşlar olmuş, kusura bakmasınlar.hakaret vs değil kesinlikle amacım.
  • 2019 yılında onur'un bugünkü halini görüp yorum yaparsanız, gayet haklısınız tabi ki. fakat kendisinin sakatlık geçirip ve akabinde yaşadıklarıyla kariyerinin böyle sonlanacağını tahmin eden vardıysa farklı yollarla bu ülkede çok ekmek yiyebilir. tüm bu yaşadıklarımız, bu söylem ortaya çıktığında onur'un potansiyelli bir kaleci gerçeği olduğunu değiştirmiyor. onur bazı özelliklerini geliştiremeden futbolu bıraktı. fakat işin ilginç tarafı aynı muslera, yine bu platformda "bazı özelliklerini geliştiremediği için" yerden yere vurulmuş adamdı, buna da şahit olduk; iki maç işler kötü gitsin, yine olacağız.
    övgü ve eleştirinin nasıl yapıldığından nasipsiz bir memlekette bugün için sahne sizin.

    ekleme: kendi mesajlarıma dönüp bakarken şubat-2018'de kendisi için yazılanlara göz atmanızı öneririm örneğin.
  • muslera'yi yabancı sınırının olduğu donemde satmayı dusunup yerine onur kivrak'in alınmasını düşünmek yanlış bir davranış değildi. onur kıvrak bahsedilen dönemde gayet iyi bir kaleciydi. onur'un düşüşünde ki iki ciddi sakatlığı eş geciyorsunuz. biraz da antipatik olmasının etkisi var. muslera ise tam tersi hiç buyumeyen 15 yaşında ki çocuk yüzü ile her zaman daha sevimlidir. futbolda kalecilik yaptığım.ici. kalecileri ayrı izlerim. o nedenle o donem bu değişimi yapmak bana da mantıklı gelmisti. fakat bu durum muslera'nın kalecilige ile alakalı değildi. bana asil mantıksız gelen, 2017-2018 ve 2018-2019 sezonlarını ilk yarisinda yüksek performans vemedi diye muslera'nın satılmasının istendiği yazılar. birbirimizi kandirmaya gerek yok muslera başlığını biraz geriye sardigimiz da aldığı maaşın yuksekliginden tutunda artık iyi kaleci olmadığına dair bir sürü yazı görürüz. görürüz dedim ama silmedilerse. aynı yabancı sorunu şu anda olsaydı ve muslera'nin yaşı genç olsaydi, yukarıda ki başlık muslera'yi satalım ugurcan'i alalım olurdu. halbuki odaklanmanız gereken biz neden türk bir kaleci yetistiremiyoruz. çünkü bir kaç sene sonra yeni bir kaleciye ihtiyacımız olacak.