• 3
    #1448663
    #1448707
    #1448726
    #1448768
    #1448821
    #1449065
    #1449133

    kendi açtığı başlığın 17 entry'sinin 7'sini giren yazar. (bkz: tatlı su taraftarı )

    biraz içeriğine bakayım dedim küçük küçük cevapları da buradan vereceğim. bütün entrylerinde yaptığı şey futbolcuları savunmak olmuş. biraz da küfretmeyin demiş. kimsenin çıkıp da küfrettiği yok. biz bu adamlara sinirliyiz. niye mi sinirliyiz. geçen sene deli gibi top oynarken, bu sene sahada dolaşıyorlar diye.
    burak : geçen sene güzel goller atmasına karşın, bu sene kaleciyle karşı karşıya kalıp gol atmadı neredeyse.

    selçuk: bu sene ileri doğru attığı topların hepsi burak'a oldu. başka kimseye atmadı. ileri bakınca korktu yanındaki adama attı topu. bazen onu bile beceremedi selçuk bu mu? biz bu adamı pohpohladığımız için adam ben daha ne çalışıcam boşver noktasına geldi.

    drogba: geçen sene her kafa topuna çıkarken, adam kovalarken, sürekli ver-kaçlara girerken şimdi aldığı topu alıp dönüp çalım atmaya çalışıyor onu da başaramıyor.

    mancini : geldiği günden sonra takım bir süre yukarılara doğru çıkıp daha sonra dibe doğru çakılmaya başladı. sahada futbolcular yürüyor, herkes umursamaz, kendisi sinirleniyor ama sinirlendiği adamı bir daha ki hafta yine oynatıyor. sonuçta şampiyonluktan kopan, tek amacı türkiye kupasını kazanmak olan galatasaray kalıyor.

    biz doyumsuz değiliz. sadece başarabileceğini bildiğimiz halde umursamaz şekilde davranıp önüne gelen fırsatları ellerinin tersiyle iten bu insanlara tepkimiz. istersen senin istediğin gibi olalım pollyanna gibi davranalım. aaa zaten türkiye kupasını 9 senedir alamıyorduk. ne güzel onu almış oluruz. zaten süper ligi çok aldık biz. dünyanın en iyisi biziz.
  • 4
    --- alıntı ---

    kaybedilen maç sonrası sözlükte türeyen taraftar türüdür.

    genellikle türkiye'nin asya topraklarında görünmesine karşın, küresel ısınma ve çevresel etkenler nedeniyle avrupa topraklarında da bu tür taraftarlara rastlanmaya başlanmıştır.

    istisnasız her puan kaybedilen maç sonrası, kendi takımının sporcusuna, kaptanına, teknik direktörüne, yöneticisine, başkanına saydırmayı görev edinmiş olup, belirli zaman aralıklarında da kulüpten uzaklaştırmaya yada istifaya davet eder.

    bir çoğu hazımsızdır ama en önemli özelliği vefasızdır.

    bu tür taraftar türünün bir diğer özelliği de kendisi gibi düşünmeyenlere hakaret etmektir.

    kendi takımının sporcusuna, yöneticisine, başkanına küfrettiği yetmez gibi bir de yanlarına adam toplamak adına sözlüğe gelip kendi gibi düşünmeyen herkese de hakaret etmeyi görev edinirler.

    sorsan hepsi en has, en koyu galatasaraylıdır.

    ama galatasaray kültürünü tersten anlayıp galatasaraylıya küfür olarak benimsemişlerdir.

    skor taraftarıdır.

    22 mart 2014 galatasaray kayserispor maçı'nın sonucu 0-1 değil de 1-0 olsa sözlükte bir çoğunu göremezsiniz.

    şımarıktır, açgözlüdür.

    ardarda gelen başarılar bu türün açgözlüğüne yeterli değildir. bu tür her zaman birileri gelip birileri gitsindir.

    eski günlere dönmek istemediğinden bahseder ama kendisini eski günlerden gün yüzüne çıkaran adamlara küfreder.

    hatasını kabullenmek yerine ısrarla kendi söylediklerini çevresindekilere dikte etmeye çalışır.

    nankördür.

    eski günlerden bugünlere takımı getirenleri sadece fatih terim olarak algıladıklarından onlara karşı yazılan her yorumu da sanki ünal aysal'ı destekliyormuş gibi görürler.

    halbuki sorun ünal aysal yada fatih terim değil, bizzati kendileridir.

    oturup düşünürlerse eski günlerden bugünlere getirenlerin sadece ünal aysal ve fatih terim olmadığını görebilirler.

    selçuk inan: bitmiş olan galatasaray'ı ayağa kaldıran fatih terim'in kurduğu takımın belki de mihenk taşıdır ama ismini bile zikretmezler, aksine maçtan önce alay, maçtan sonra hakaret ederler.

    burak yılmaz: galatasaray'ın avrupa serüveni tekrar başladığında tüm avrupa'ya kendi ismiyle beraber galatasaray'ı da ezberletmiş bir oyuncudur. 2012-2013 sezonunun avrupa'da belki de en iyi çıkış yapan oyuncusudur ama ismini bile zikretmezler, aksine her hafta bu türlerin burak yılmaz için hakaretini, küfürlerini sözlükte izlemek zorundayız.

    johan elmander: allah'tan kiralık da olsa gönderilmişsin elmander. yoksa son oynadığın zamanlarda sana da aynı güruh top oynamıyor, yaşlandı, eskisi gibi değil, sadece koşan golcü mü olunur diyordu. seni bari güzel analım.

    didier drogba: yaşlı da olsa isminden dolayı dünya çapında bir oyuncudur. galatasaray'ın bugünlere gelmesinde muhakkak katkısı hem maddi hem manevi yüksektir. ama bu güruha göre takımdan ayrılırken kendisine plaket vermek yerine kıçına teneke bağlanmalıdır.

    wesley sneijder: drogba gibi kendisi de takıma avrupai bir hava katan, jose mourinho'nun da belirttiği gibi dünyanın en iyi 2-3 oyun kurucularındandır. ama gol veya asist yapamadığı her maç ya kendisine, ya eşine, yada kendisi üzerinden roberto mancini'ye hakaretler etmek bu güruhun en son modasıdır.

    eleştirmeyi bilmez.

    bu tür, sanal ortamlarda yetişen sanal bir türdür.

    gerçek hayatında belki de iki kelimeyi bir araya getiremeyen kişilerin toplanıp sanal mecralarda hiç tanımadığı insanlara fütursuzca verip veriştirmeleri, bunu da eleştirmek kisvesi altında iddia etmeleri gerçekçilikten uzak olduklarının beyanıdır.

    gel gidelim yüzlerine söyleyelim desen, 'ben içerdeydim amcamın oğlu yazmış' derler.

    ama sporcunun eşinden başlayıp, teknik direktörün kulübede oturduğu şekle laf edeni mi dersiniz, teknik direktörün yardımcısı ve aynı zamanda galatasaray'ın efsanelerinden tugay kerimoğlu'nun yenilgi anında yüzündeki mimiklerle alay edenleri mi dersiniz, başkanının yaşından tutun da yüzüne yaptırdığı botoksa kadar makama saygıyı geçtim şahsa saygıyı gösteremeyen bu güruha yaptığının eleştirmek olmadığını anlatamazsınız.

    çünkü bu sanal türün derdi kişileri eleştirerek doğruyu aramak değil, dillerinin ucunda biriktirdikleri zehirleri çevresinde buldukları her insana aşılamaktır.

    eleştiri kisvesi altında yazdıkları iki satır yorumun hiçbiri çıkar yol sunmaz, indirecek hedef gösterir. varsa yoksa aşağılama, küfür, hakaret, bolca da alay etmedir.

    kendileri gibi düşünmeyen, düşündükleri gibi davranmayanları da 'onun bunun fanboyu' ilan edip laf çakacakları bir kesime yamamaya çalışırlar.

    sonradan görmenin önde gideni - maymun iştahlının bayrak taşıyanıdır.

    bu tanım için belki yaşları gereği birçoğu öyle olabilir ama yaşı büyük olanlara ne demeli?

    fazla değil 28 ocak 2013'ten bugüne 1 yıl 2 ay (419 gün) ediyor. didier drogba'nın galatasaray'a transfer olduğunda 40 yaşına kadar ölüsü oynar diyenler şimdi koşmadığını, adamını kovalamadığını öne sürerek 'çin malı' diyerek alay edebiliyor. sene sonunda kontratı bitecek ve büyük ihtimalle de yenilenmeyecek bir oyuncunun kalan 8-9 maçta 1.5 sene içinde yaptıkları ve kulübe kazandırdıkları için teşekkür edelim yada bir plaket verelim demek yerine kıçına teneke bağlayarak göndermeye çalışıyor.

    fazla değil 20 ocak 2013'ten bugüne 1 yıl 2 ay (427 gün) ediyor. wesley sneijder'in galatasaray'a transfer olmasıyla evinin duvarına posterini asanlar, eşine dostuna cakasını atanlar şimdi defansa yardıma gelmediğine, 1-2 gün izin alıp italya'ya gitse kafasına göre gezdiğine, çok değil 2 hafta gol yada asist yapamasa ilk kaçırdığı gol pozisyonunda sneijder'in eşine laf edebilme cüretini gösterebiliyor.

    fazla değil 1 temmuz 2011'den bugüne 2 yıl 8 ay (996 gün) ediyor. selçuk inan'ın duruşu ve kulübe kattıklarını saymayacağım. galatasaray'ı seçim aşamasında reddettiği ve tepki toplamayı göze aldığı taraflar olsun, onların maşası olan medya olsun, üstüne oynanan türlü türlü milli takım oyunları olsun bu çocuk hiçbirinde sendelese de tökezleyip düşmedi. şu sıralar sahada aklının başka yerlerde olduğu bariz belli olmasına karşın (ki bu durumun ablasının kanser hastalığından kaynaklı olma ihtimali yüksek, karı-kız diyenlerin söylediği olsa 1-2 maç olur bilemedin 3 maç olur) onu ısrarla sahaya süren hocalarını eleştirmek yerine 'siktir ol git selçuk' diyenler, '`babası felç mi olmuş, kardeşi kaza mı geçirmiş ki oynamıyor`' diyenler sizin yüzünüzden bu çocuk sendeliyor, belki de tökezleyip düşecek. zaman 'düşene bir tekme de biz vuralım' zamanı olduğu için siz maymun iştahlılar umurunuzda değil ne de olsa 'selçuk inan gitsin gökhan inler gelsin' sizin için ne fark eder?

    selçuk inan'a şuanda yapılanın aynısını zamanında arda turan'a da yapan işte bu türdür.

    fazla değil 19 temmuz 2012'den bugüne 1 yıl 8 ay (612 gün) ediyor. burak yılmaz'ın fazla istekli ve aşırı duygusal bir oyuncu olduğu geçmişte oynadığı takımlarda bile belli olmasına karşın, fatih terim'in bu yönünü çözerek ona karşı yaklaşımıyla burak yılmaz'dan aldığı performansı çok değil 1 sezon önce (2012-2013 sezonu) herkesin (hatta avrupalıların bile) hayretle izlemesine karşın o zamanlar böbürlenerek ''buraak, buraaaaak - kraaaaaal'' diyenler şimdi hiç yüzleri kızarmadan istisnasız her maç yuhalama yada küfretme cüretini gösterebiliyor. 1 sezon önce yaptıklarına saygısından halen kendisine kral diyenlerle bile hiç çekinmeden laf dalaşına girip tartışma çıkarmak, tahrik etmek adına ''qral - kralın soytarısı'' yazabiliyor.

    sırf bunlar gibiler yüzünden bu sözlükte yazar olup yazmayan, puan kaybedilen bir maç sonrası bırak yazmayı sözlüğü okumayan insanlar var.

    not: yazdıklarımdan sonra başlığa girip cevap niteliğinde entryler yazanlar, üstlerine alınanlar var. eğer bu yazılanları daha önce siz yaptıysanız kusura bakmayın ama öylesiniz, eğer ben yaptıysam ben de öyleyim.

    --- alıntı ---

    yukarıdaki entryler 22 mart 2014'te kendi açtığım başlığa girilmiş ve ''cevap niteliğinde entry'' denilerek ''sözlük huzurunu bozmak'' sebebiyle harry kewell the wizard of oz tarafından şahsıma ceza verilerek silinmiştir.

    o günden bugüne geldiğimiz noktada sözlükte yazılanlara bakıldığında yukarıda bahsi geçen eylemleri yapanlar insanları ayrıştırmaya, alay etmeye devam ederken; bu tanımlamaları yaptığım için ''taraftarın galatasaraylılığını alaya alarak ayrıştırdığım'' sebebiyle ben cezalandırılıyorsam burada mutlaki bir hata var.

    yazar olarak 4 yıl, okur olarak kurulduğundan beri takip eden birisi olarak; demek ki bu yorumları yazanlar ve buna göz yuman sözlüğünüzün format anlayışını ben yanlış algılamışım. demek ki siz görevinizi layıkıyla yapıyorsunuz da; biz taraftarlıktan anlamıyormuşuz.

    sözlüğünüze bundan sonraki hayatında başarılar dilerim.

    bu da sözlüğünüze son entry'mdir. vecihi yapabilirsiniz.
    hadi eyvallah.