resim
Milan Baroš
Takım:Kariyer Sonu
Mevki:Santrfor
Yaş:44
Boy:1.83
Uyruk:Çek Cumhuriyeti
  • 5276
    benim için takım arkadaşları m.sarp ve servet çetin liderliğinde hocalarını göndermek için maç satarken kendini tek başına paralayan futbolcuydu. tarihini hatırlamıyorum ( hatırlayan varsa mesajla bilgilendirsin, editleyeyim) meşhur ankaragücü maçı, golünü attıktan sonra topu santraya taşıyıp bu adilere bağırışıyla hatırlayacağım ben onu. diğerlerine uyup giydiği formaya ihanet etmedi. eboue gibi yatmışmış. ben baros'un ne zaman 1 sezon boyunca top oynamadığını hatırlamıyorum. bana bir hatırlatsanız ya. çok sakatlanmış diyolar. adamın ayağı kırıldı. bir süre oynayamadı tabii. bizim takım ne yapıyordu o zamanlar? forvet olan bütün futbolcuları elden çıkarmak niyetindeydik. bu adam ihtiyaçtan dolayı sakatlığını atlatmadan oynatıldı kardeşim. ayağında basma problemi vardı adamın. ama kronik sakat, yattı, takımın parasını yoldu. ne güzel unutuyorsunuz yaşananları. gerçi ona bakarsan o günlerde hocasını göndermek için takıma gol yediren servet'e tepki gösteren taraftar şuanki takımda hocasına göre top oynayan adamlara olüp bitiyor.
  • 5278
    şu an tam kendisine ihtiyacımız var. şu anki haline değil tabi, bize geldiği haline.
    o haliyle gelse, -sakatlık olmadığı sürece şu ligin tozunu attırır.

    ayrıca bu adamın eleştirilmesini anlıyorum, ancak bu adamın "hain" ilan edilmesini çözemiyorum ve samimi bulmuyorum.
    süre aldığı zaman boyunca her daim en iyisini vermeye çalışmıştır, komple forvettir.

    keşke yeniden, eski haliyle gelse veya bu tarz bir 'striker' bulsak.
    gerçi o zaman burak'ı napacağız değil mi hamza hoçam?!
  • 5282
    uzun süren sakatlığının ardından bir ankaragücü maçı ile sahalara dönen, henüz ısınmaya çıktığında bile tüm ali sami yen tribünlerini sevinç çığlıklarına boğan, oyuna girdikten sonra da golünü atıp o meşhur "milan baros" tezahüratlarını gırtlağımız patlarcasına bağırmamıza sebep olan müthiş forvet. baros denince hep o akşam, hep eski açık tribün gelir aklıma, yüzümde tatlı bir tebessüm..
  • 5283
    elmander'i seven adamın burak yılmaz'ı eleştirmesini anlarım da şu adama tapan adamların burak yılmaz'ı yerden yere vurmasını anlayamam. burak yılmaz'la aynı stilde oynayan, burak yılmaz'dan çok daha fazla rakip defans oyuncularına faul yapan ortalama 2 maçta 1 sarı kart gören burak yılmaz'dan tek iyi yönü top sürme konusunda 1 tık daha üstünde olması olan ancak bazı yönlerden de bırak yılmaz'ın 1 tık altında olan bir oyuncuydu kendisi. severdik yalan yok. dediğim gibi benim itirazım da baros'u sevenlerin burak yılmaz'ı yerden yere vurmasına. hemen hemen birebir aynı tipteki 2 oyuncu çünkü
  • 5285
    burak'la karşılaştırılması son derece yanlış. burak gibi yer yüzünün en düşük yüzdeli gol atan insanını ben koala ile bile karşılaştırmam. önce burak gol pozisyonu-gol oranını %5 e çıkartsın. ondan sonra nefes alan şeylerle karşılaştıralım. şu anki burak vs si damacana ile yapılabilir. kale önüne koy çarpıp gol olan topların istatistiği bize daha anlamlı sonuçlar verir.
  • 5288
    2004-2005 yılında kendisi şampiyonlar ligi kupasını kaldırırken burak yılmaz kendi kalesine gol atıyordu. yani atıyormuş;

    ''burak, 2004-2005 sezonunda ise profesyonel lig kariyerindeki ilk golünü attı. alsancak stadı’nda karşıyaka sk önünde 2-0 yenik durumda olan takımı adına farkı bire indiren golü atan genç forvet, bitime üç dakika kala kendi kalesine yaptığı vuruşla rakibini 3-2 öne geçirdi. o dönemki adıyla türk telekom lig a’da 2004-2005 sezonunu 29 maçta attığı sekiz golle tamamladı ve takımının en skorer ismi oldu.''

    aljshdlajshdjashdlkajhsdkajhsdkjahsdjkahsdjka. amk.
  • 5289
    ilginç bir şekilde profesyonel kariyerinin en verimli yıllarını kulüp bazında sadece bizde ve de buna ek olarak elbette çek cumhuriyeti milli futbol takımında geçirmiştir. herhalde kendisiyle kulübümüz arasında gerçekten bir uyum sağlanmıştı.

    http://www.cimbomluyuz.org/...ds/2009/02/baros.jpg

    ceza sahasında her türlü pozisyonu kovalayan kaliteli bir bitiriciydi. saçma sapan goller kaçırmaz, özellikle de bire birde süper kaleci çalımlardı. fizik gücü de iyiydi ve mücadeleci bir yapısı vardı. topla arası süper olmasa da sahada pasif olarak takılmaz, geriye gelerek pas almaya ve takım oyununa katkıda bulunmaya çalışırdı. bir de sakatlıkları bir kenara kesinlikle bir oyun istikrarı vardı. lakin kafa toplarında eksikti, bir de hakemi aldatma, itiraz ve eliyle koluyla topa müdahale etme konusunda zaaf sahibiydi. sakatlıklar da kendisini iyice geriye götürdü.

    ben şahsen baros'u özlüyorum. pekala baros olarak bize gelen fakat bizim formamız altında bir kat daha baros olmuş bir oyuncuydu. bu açıdan drogba'dan ayrılır. mesela kewell de kendisine bir miktar daha kewell'lik kattı bizdeyken... avrupa futboluna geri kazandırdığımız bu tip hafif düşüşe geçmiş yıldızlar çok fazla değildir. mesela sneijder'in hem bu, hem de kulüp efsanesi olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini düşünüyorum.

    neyse, laf lafı açtı :(
  • 5290
    bir forvetin şu tarz koşular yaptığını kendisinden sonra görmedik. ders niteliğinde hiç fazla araştırmadan aklıma gelen üç gol.

    hamburg maçı. arda ve lincoln'e pres var. baros kaçıyor ve kaleciyle karşı karşıya.
    https://www.youtube.com/watch?v=ObRu9PLYbSc

    bursa maçı. top defanstan çıktığı anda baros'u takip edin. başından beri nereye gideceğini biliyor.
    https://www.youtube.com/watch?v=55H0RgP_AFo
    4:30'dan itibaren.

    şu video'da 3:50'den sonra. beşiktaş maçı. lincoln'e topu veriyor ve sonra 4 beşiktaş defansı boşa odaklanmış oluyor.
    https://www.youtube.com/watch?v=s1VTsVeUHyg

    edit: link tekrar güncellendi
  • 5292
    son yıllarda galatasaray forvet oyuncuları içerisinde "gol vuruşu"olan tek oyuncuydu. drogba'yı bir kenara koyuyorum tabii. gol vuruşundan kastım, her pozisyon için, gol olma ihtimali en yüksek vuruş. ayak içi de vurur, sert de vurur, topun dibine de girer. takımın gol yükünü çeken burak mesela, 2-3 standart vuruşu var. bunları bazen başarıyla uyguluyor. ama işte 2-3 vuruşun yetmeyeceği kadar geniş aslında ceza sahası. baros başkaydı. son yılların en iyisiydi.

    edit:feanor07'nin hatırlatması, illie ve ümit karan'ın hakkını vermek lazım. ama baros'un top sürüşü ve pas oyununa katkısı tüm bu isimlerden daha iyiydi.
  • 5295
    ne top kontrolü, ne top sürüşü dengeli olmayan bir adamdı. burak yılmazdan tek fazlası yoktu bizde oynadığı dönemde. efaneleştirmeye bayılıyoruz ülkece.

    boşta değilse kafa golü atamaz, ikili mücadelelerde genelde başarısız olur, duvar olamaz, topa bomba muamelesi yapardı. allahı var savunma arkasına çok iyi koşardı ve eğer formundaysa hat trick yapacak kadar iyiydi. gel gelelim gollerinin dağılımı bile genelde dengesizdi. bir maçta üç atar, beş maç atamaz, altıncı maçta iki tane atar, vs. bu döngü böyle giderdi. gol kralı olduğu sezon dahi böyleydi performansı.

    hakemle dalaşmaları, elle kontol konusunda uzmanlaşması, gördüğü gereksiz kırmızı kartlar gibi olguları hepten geçiyorum.

    son tahlilde hiçbir zaman mücadeleden kaçmadığı için kendisini çok severdim. kewell yerine elli kere de tercih ederim. galatasaray yıllarında ise burak yılmazdan iyi değildi, onun kadar katkı da vermedi. öyle temiz gol vuruşu vs. de yoktu. öyle olsa bizdeki 20 gollük sezonu dışında mutlaka sağlam gol istatistikleri olurdu zaten. 11 golü geçtiği sezon yoktu eskiden neredeyse. zaten bize geldiği dönemden önce fiziken de kariyer olarak da düşüşteydi. öyle eskisi gibi önüne katıp gidemiyordu. gol vuruşu ise hiçbir aman ahım şahım olmadı.
  • 5296
    kewell'ın da dediği gibi; futbol türkiye'de galatasaray'a karşı oynanan bir oyun olmasından mütevellit formamız için savaşan her oyuncunun hakemlerle sorun yaşaması doğaldır. suç, kendisine sahip çıkmayan camiadadır.

    ilgincime giden, hasan şaş da hakemlere çok itiraz eder, kart görürdü. ama yorumcu olunca hakemler fb ile gs'yi kolluyorlar, demişti.

    baros, henüz böyle bir şey söylemediği için benim adıma; forması için savaşan, fenerasyonun tetikçi hakemlerine katlanamayan ve bir futbol teröristi çubuklu tosun tarafından futbol kariyeri hiç edilmiş bir galatasaray aslanıdır, efsanesidir.
  • 5297
    #1749905

    en ofsayt entrylerimdendir. bundan 4-5 yıl önceye kadar türkiye' ye doğru düzgün yıldız futbolcu 3-5 yılda bir gelirdi. parasını versen bile getiremezdin. şimdi öyle değil parasını verdiğini yüzde doksan getiriyorsun . rvp de geldi drogba' da geldi. diyeceğim o ki milan baros yıldız özlemiyle yanıp tutuşan galatasaray taraftarlarının o dönemki abdurrahman çelebi' lerindendir. diğer olaylarına hiç girmiyorum yukarıdaki entryde mevcut.
  • 5298
    gözlerinden ateş çıkardı,

    kurşundan daha hızlıydı,

    yarı insan yarı tanrıydı...

    arkadaş hepimiz izledik bu adamı işte!

    pozisyon almasını iyi bilen, bitirici bir forvetti.

    dribling yeteneği, dikine gitme, sırtı dönük oynayabilme gibi yetenekleri vasattı.

    daha sonra sakatlandı ve asla eski formuna ulaşamadı hepsi bu.

    ne anlattınız amk ya!

    bir de riera vardı gidince badem gözlü olanlardan.

    geldiğinde bitikti, sol açıkta çok etkili olamadı,

    sonra adamsızlıktan sol beke devşirdiler, kademe hatasından kanser etti taraftarı.

    evet elinden geleni yaptı ama vasatı aşamadı, hepsi bu.

    gözünüzü severim ne çok seviyorsunuz adam efsaneleştirmeyi ya!
  • 5299
    dribbling ve dikine gitme yetenegi vasat denmis. yok artik. baros'un dribbling yetenegi ust duzeydi. ilerde top tutardi. gol krali oldugu sezon tribundeydim canli izledim. o sezon bol bol ilerde top tutarak lincoln, arda, ve kewell'a yer acmistir. vasati asamadi denmis birde. 120 kusur macta 60 gol gayet muazzam bir istatistiktir. o emre denilen insanimsi kendisini sakatlamasa o 60 olacakti 80.

    ayrica, tum takim maci birakmis, servet donen topa kosmazken, arda sinemalarda takilirken bu adam gol atiyordu. evet o meshur 2010 yilindaki 4-2 kaybettigimiz ankaragucu maci. sezon 2010-11. yani kimse bu adama tanri demiyor ama vasatti dersen, art niyetlisin arkadasim. ayrica 2011-12 sezonunda elmander ile iyi bir ikili olmasina ragmen, hem necati hem de fatih terim'in formayi kesmesi sonucu forma giyememistir. ama son donemlerde artik kosamayacak hale geldigi euro 2012'de gorulmustur.

    bu demek degildir ki ilk sezonlardaki katkisini ve kalitesini tartisacagiz. ilk parladigi yillarda adama cek cumhuriyetinde "ostrava'nin maradona'si" diyorlardi. bizim kamil'e gore "vasatti yeaa, dribling yapamazdi yeaa" hee canim hee. zaten burak yilmaz henry mubarek. oyle suruyor topu...
  • 5300
    dribbling ve dikine gitme yetenegi vasat denmis. yok artik. baros'un dribbling yetenegi ust duzeydi. ilerde top tutardi. gol krali oldugu sezon tribundeydim canli izledim. o sezon bol bol ilerde top tutarak lincoln, arda, ve kewell'a yer acmistir. vasati asamadi denmis birde. 120 kusur macta 60 gol gayet muazzam bir istatistiktir. o emre denilen insanimsi kendisini sakatlamasa o 60 olacakti 80.

    ayrica, tum takim maci birakmis, servet donen topa kosmazken, arda sinemalarda takilirken bu adam gol atiyordu. evet o meshur 2010 yilindaki 4-2 kaybettigimiz ankaragucu maci. sezon 2010-11. yani kimse bu adama tanri demiyor ama vasatti dersen, art niyetlisin arkadasim. ayrica 2011-12 sezonunda elmander ile iyi bir ikili olmasina ragmen, hem necati faktoru hem de fatih terim'in kendisini veto etmesi sonucu son donemlerde fazla sans bulamamistir. ama son donemlerde artik kosamayacak hale geldigi de euro 2012'de gorulmustur.

    bu demek degildir ki ilk sezonlardaki katkisini ve kalitesini tartisacagiz. ilk parladigi yillarda adama cek cumhuriyetinde "ostrava'nin maradona'si" diyorlardi. burda "vasatti yeaa, dribling yapamazdi" hee canim hee. zaten burak yilmaz henry mubarek. oyle suruyor topu...
App Store'dan indirin Google Play'den alın