• 1405
    bugünün yaşam biçiminin, algılarının, değerlerinin çok üzerinde yaşamış olan taçsız kral.

    dolmabahçe'de "iki direk arası"nı güç bela dolduran lise talebelerinden ibaret galatasaray taraftarını kitlelere ulaştıran ilk, belki de en önemli figürdü. gerek futbolu, gerek yakışıklılığı, gerek karakteriyle insanları bir yerden yakalayıp peşinden sürüklemeyi başarmıştır. türkiye ligi tarihinde 200 gol barajını aşan 5 futbolcudan biri olmasına rağmen bu 5 oyuncu arasında kariyerinde en az maça çıkmış olan kendisidir ki maç başına 0,84 gol gibi müthiş bir ortalama yapar bu. maç başına 0,85 gol ortalaması tutturan tanju çolak haricinde 0,60 ortalamayı tutturabilen dahi yoktur türkiye liginin 100'ler kulübü olarak nitelendirilen listedeki 33 futbolcu arasında.

    centilmenliği, beyefendiliği, mütevaziliği hakkında anlatılmış sayısız hikaye artık efsane kıvamına gelmiştir zaten. çok hatırlanmasa da futbolu bıraktıktan sonra tomislav kaloperović'in yardımcılığına getirilerek takımdan ayrılmaması sağlandı. sezon sonunda kaleperovic'le birlikte görevini bıraktı. pek çok gazetede yazarlık yapmasının yanı sıra galatasaray'da sekreter olarak hizmet vermiştir. 14 senelik meşhur periyodun son 2 yılında ali uras başkanlığındaki yönetimde futbol şube sorumlusu görevini de yürütmüşlüğü vardır. 1991 yılının 13 eylül günü sabaha karşı köprüde geçirdiği kaza sonrası geçirdiği iç kanamaya bağlı olarak hayatını kaybetti. manevi olarak olmasa da fiziken aramızdan ayrılmış oldu...

    kendisini var eden ve geçimini sağladığı şey futbol olduğu için kıyaslamak yanlış olmaz, kendisine nazaran solda sıfır kalan nice futbolcular kaymağın kaymağı bir hayat yaşamaya devam ederken kendisinin kulüpte sekreterlik yapacak kadar mütevazi yaşayıp hem alkollü oluşu çokça da arabasının dandikliği sonucu yaşanmış bir kazayla 55 gibi ölmek için genç bir yaşta hayata veda etmesi bile karakter özeti olabilecek bir durumdur belki de...

    elbette o dönemin koşulları, futbol ekonomisi falan bugün ile kıyas kaldırmaz. ancak metin oktay'ın kullandığı tofaş arabaya o dönemde dahi tenezzül etmezdi konum olarak kendisine rakip bile olamayacak nice futbolcular. kariyeri kazara galatasaray'dan geçmiş olmasa ismi silinip gidecek nice vasat futbolcular evlat kontenjanından "bari bir baltaya sap olsun" diye teklif götürülen altyapı hocalığını "ben çoluk çocukla uğraşacak adam mıyım" diye reddederken kulüpte sekreter olarak evrak işlerine, idari konulara mesai harcayıp bunu gocunmadan yapan bir karakterdi.

    bugünlerde senin gibilere pek rastlanmıyor... ruhun şad olsun...
  • 1411
    türk futbolunun en tepesinde hep kendisi vardır. gelmiş geçmiş en büyük türk futbolcudur. galatasaray tarihinin en büyük efsanesidir. hatta kurucumuzun bile ötesine geçmiştir. galatasaray'ın sembolü denildiğinde akla ilk kendisi gelir. ali sami yen, gündüz kılıç, nihat bekdik, turgay şeren, fatih terim gibi isimler de hemen arkasından gelir. ama her zaman en yukarda metin vardır. kendisini canlı canlı izleyememiş olan kendim gibi futbol severlere acıyorum. kendisi galatasaray'dan önce altınordu yu tutar, sait altınordu'yu örnek alırmış. bugün sadece galatasarayımızın değil altınordu'nun da idman yerleşkelerinin ismi metin oktay'dır. kendisinin büyüklüğü sadece futbolculuğundan değil aynı zamanda karakterinden kaynaklanır. ezeli rakibimizin taraftarları bile metini sever ve saygı duyarlarmış. keşke aramızdan bu kadar erken ayrılmasaydı da çok sevdiği galatasarayının avrupa kupası kazandığını görseydi. eminim çok çok mutlu olurdu. yerin yurdun uçmağ olsun metin abi. toprağın bol olsun. galatasaray taraftarı için her zaman en tepede sen olacaksın metin abi.
  • 1412
    gonul verdigim kulubun simgesi olmasindan kivanc duydugum, sadik, ahlakli, karakterli futbolcudur. bizler izlemesek de anlatilanlardan bize miras olarak geride kalabilecek en degerli seyi biraktigini dusunuyorum.

    buyuk kuluplerde hikayeler, degerler cok onemlidir. bizim degerimiz metin oktay, turkiyedeki her kulup tarafindan saygiyla anilan, rekortmen gol krali olmasina ragmen, ahlakiyla basarisini golgede birakmis bir futbolcu.

    dunyanin saygi duydugu, drogba kulubun icerisine girerken metin oktay’i dinliyor ve nereye geldigini senelerce anlatsaniz anlatamayacaginiz bir guzellikte anlatiyorsunuz. o da tum takimi bu deger etrafinda kenetleyebiliyor, kendi askin karalteriyle.

    altyapinizda oyunculariniza bunu anlatabiliyor; citayi gol kralliginin uzerine koyup haydi bakalim, sizi sevenleri uzmeyin diyorsunuz. iste her ahval ve seraitte hatirlamamiz ve hatirlatmamiz gereken yegane gercek budur.
  • 1413
    türk futbol tarihinin gelmiş geçmiş en büyük futbolcusu, en büyük golcüsü, nam-ı diğer "taçsız kral".

    galatasaray formasıyla toplamda 324 lig maçına çıkan metin oktay, attığı 294 golle hem galatasaray'ın hem de türk futbolunun en çok gol atan oyuncuları arasına girmiştir. ilk kez 1955 yılında giydiği türkiye millî futbol takımı forması altında 36 maça çıkıp ve 19 gol atmayı başarmıştır.

    1962-63 sezonunda attığı 38 gol, onu süper lig tarihinin bir sezonda en çok gol atan oyuncusu yapsa da bu rekor 1987-88 sezonunda 39 gol atan tanju çolak tarafından kırıldı, 1996-97 sezonunda ise hakan şükür tarafından egale edildi. ancak o sezon ligde tutturduğu maç başına 1,46 gol ortalamasıyla lig tarihinin bir sezondaki en verimli golcüsü oldu.

    metin oktay, takımımızın 10 haziran 1959'da fenerbahçe ile oynadığı türkiye ligi finali ilk karşılaşmasında ünlü "ağları yırtan gol"ünü kaydederek bir başka efsaneye imza attı.

    kulübümüzün efsane futbolcusu, 18 aralık 1960'ta inönü stadı'nda fenerbahçe'ye karşı kazanılan 5-0'lık karşılaşmada 4 gol birden atarak bir başka tarihi olaya daha imza atıyordu.

    metin oktay, galatasaray formasıyla 2 türkiye süper ligi kupası, 4 türkiye kupası, 4 türkiye süper kupası ve 2 istanbul profesyonel ligi kupası kazanırken, süper lig'de 6 kez de gol kralı olmayı başarısı gösterdi.

    1965'te "taçsız kral" filminde başrol oynarken, futbol dünyasında da artık bu isimle anılmaya başladı.

    metin oktay son derece çalışkan, aklı başında ve en önemlisi, çok ahlaklı bir sporcuydu. cumhuriyet’in yetiştirmeyi hedeflediği birey tam olarak metin oktay’dır. hem alçakgönüllü bir beyefendi hem de kral. bilirsiniz sadece lafla olacak şeyler değil bunlar.

    jübilesi de ayrı bir olaydır. metin, 1969'daki jübile maçının fenerbahçe ile oynanmasını ister. o dönemin sarı-lacivertli yöneticisi eşref aydın "tek bir şartım var. fenerbahçe kulübü ve taraftarı, her zaman sana hayrandı. 10 dakikalığına da olsa fenerbahçe formasını giyer misin?" talebinde bulunur. metin oktay'ın bu isteğe cevabı "şeref duyarım." olunca, oynanan jübile maçında metin oktay ile fenerbahçe'nin unutulmaz oyuncularından can bartu 10 dakikalığına forma değiştirir. metin oktay fenerbahçe formasıyla, can bartu ise galatasaray formasıyla kısa süreliğine de olsa oynayarak türk futbolunun tarihi anlarının içinde yer alacak bir olaya imza atmışlardır.

    metın oktay'ı kendisini biraz aziz yıldırım'ın anti tezi olarak görüyorum ben. çünkü futbolda metin oktaylı yıllarda, futbol her şeyden önce rakibine saygı duymak demekti ve metin oktay da bunun galatasaray şubesiydi. metin oktay ve onun anlayışındakiler futboldan çekilip efsane olarak yerlerini alınca, onlardan kalan boşluğa aziz yıldırım gibiler geldi. kendisine burada fazla yer vermeyeceğim ama en hafif tabirle futbolda onun ayrıştırıcı söylemleriyle özellikle 2000'lerde nasıl kutuplaşmış ortamlarda futbol oynandığını biliyorsunuzdur. eğer bir galatasaraylı forma giyip bağdat caddesi'nde ya da saraçoğlu yakınlarında rahat dolaşamayacağını düşünüyor ve haklı olarak çekiniyorsa bunda aziz yıldırım'ın söylemleri büyüktür. 6 mayıs 2001 fenerbahçe-galatasaray maçında maçı izlemeye giden galatasaray taraftarına maç öncesinde, maç esnasında ve maç sonrasında yapılanları hatırlarsanız ne anlatmak istediğimi anlarsınız.

    metin oktay, ülkenin en popüler futbolcusu iken, denizlerin idam kararına karşı imza atan ve toplayan bir futbolcudur aynı zamanda. şimdikileri düşünelim bir de.

    13 eylül 1991'de henüz 55 yaşındayken, boğaziçi köprüsü çıkışında geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetti.

    metin oktay'ı daima hatırlayın, hatırlayın ki, iyi kalpli, dürüst, cesur ve namuslu bir sporcunun anısı sonsuza dek yaşasın.
  • 1415
    tek olayı galatasaraylı olmak olmadığı için ismi metin oktay'dır, bu yüzden galatasaray figürüdür. galatasaray'a hiçbir durumda saygısızlık yapmadığından, o renkleri samimiyetle sevdiğinden bayrak adamdır.

    bugün her türlü günahı işleyip, yığınla saygısızlık yapıp sonra da sırf galatasaray alt yapısında yetişti diye kendisini galatasaray'ın bayrak adamı zannedenlerin bi ayılması gerek.
  • 1419
    fenerlilerin kendisinin mütavaziliğini kullanarak lefter' i de karakterli bir insan gibi lanse ettiği efsanemiz. bilenler bilir 8 nisan 1951 beşiktaş fenerbahçe maçında lefter galatasaray şampiyon olmasın diye penaltıyı dışarı atmıştır. ee tabi metin oktay böyle şeylere ses çıkaracak bir insan değildi. bu yüzden arkadaşlığı devam etmiş, kin gütmemiştir. fenerliler' de bundan prim yapıp lefter-metin oktay kardeşliği yaa,lefter ruhu yaaa, çok iyi insanlardı yaaa deyip lefter 'i metin oktay gibi karakterli, dürüst bir insan olarak lanse etmişlerdir.
  • 1423
    her şey bir yana, kendisi hocamız fatih terim'i kulübümüze kazandırarak yapılacak en büyük hizmeti bize yapmıştır.

    --- alıntı ---
    "babam 44 yıl evvel beni sana sen olduğun için emanet etti.. ben ise senin emanetinin onurunu ve gururunu geleceğe taşımaya çalışıyorum.. nur içinde yat metin abi!!"
    fatih terim

    --- alıntı ---

    mekânı cennet olsun, huzur içinde yatsın.
  • 1425
    türk futbolunun taçsız kralı. galatasaray tarihinin en önemli forveti. galatasaray takımının sembol oyuncusu. kendisini izlemeye yaşımız hiç yetmedi ama futbolu izlemeyen babam bile metin oktay dendi mi saygı duyardi. "öyle topçu gelmez kolay kolay" derdi.
    yaş günü kutlu olsun.
    kendisini kaybetmiş olmak üzüyor olsa da kimsenin kimseye saygısının kalmadığı, en ufak bir cümleden elli tane anlam çıkarıp hakaretler yağdırılan bu dönemi görmediği için de aslında şükrediyorum.