• 3
    sol açık fanzin panelinde yaptığı konuşmadan kısa bir alıntı:

    "spor emek batakhanesi"

    panelde yaptığı konuşmada, sporun kapitalizmin bir aracı haline dönüştüğüne dikkat çekerek, "artık sporcular bir oyun oynadıkları için değil, para için oradalar" dedi. mevcut spor sitemi içerisinde atılan her golün "emekçilerin kalesine girdiğini" ifade eden kurt, "tabanı olmayan spor 'emek batakhanesidir', bizler futbolu bir oyun olduğu için sever ve oynardık. artık futbol, para, son model arabalar ve güzel mankenler için oynanıyor" diye konuştu.

    konuşmasında, futbol oynadığı dönemde yaşadıklarını da değinerek, bütün sporculara maçtan önce "heyecan hapı" verildiğini, kendisinin de bir dönem bu ilaçlardan kullandığını ifade etti. kurt, "futbolu oyun olarak severiz ancak bugün kullanılış şekliyle sevmemiz kendi kalemize gol atmak anlamındadır. devrimciler hiç bir zaman spora karşı olmadı. sporun içinde her zaman yer aldılar ama her zaman yanlış tarafta yer aldılar" dedi.

    kurt, tribünleri değiştirme hedefinin yanı sıra oyunculara gidilerek örgütlenmeleri için çalışmalar yapılması ve sendikalaşmadan ziyade futbolcuların bir dernek etrafında haklarını aramaları gerektiğini vurguladı.
  • 4
    --- alinti ---

    unutulmaz aslanlardan

    vecdi çıracıoğlu’nun ‘gladyatör’ kitabının konusu metin kurt, 70’li yıllarda üst üste üç kez şampiyon olan galatasaray’ın önemli isimlerindendi.

    okuryazar takımı arasındaki futbolseverlerin çoğunun, sahici futbolcularla sıcak temas sağladıklarında elleri ayakları kesilir. ergence kabararak heyecanlarını gizlemeye çalışırlar ama aslında o an, kurdukları kuracakları bütün cümleleri şu karşılarındaki gencin bir vücut çalımına feda etmeye hazırdırlar. hele sohbeti koyultabildiklerini, mevzuları derinleştirebildiklerini gördüklerinde... vecdi çıracıoğlu’nun bursa’da ders çalışmaya gittiği bir çay bahçesinde kitap okurken görüp şaşırdığı milli futbolcu metin kurt’la tanışması, böyle bir tatlı gerginlikten azadeymiş, belli. vecdi çıracıoğlu daha yazar olmamış, mühendis çıkmamışken, futbol yıldızları henüz fanilerin milyarlarca ışık yılı uzağında değilken... bu erken tanışlığın demlene demlene hasıl ettiği dostluk, geçen ay bol sulu bir meyve verdi: vecdi çıracıoğlu, metin kurt’un hikâyesini onun dilinden anlatarak kitaplaştırdı: ‘gladyatör’ (everest yayınları).

    ‘halka en yakın yer’de
    metin kurt’un herhangi bir eski futbolcu olmadığını ‘şimdiki kuşaklar’ da bilsin ne olur! 26 defa a milli, galatasaray’ın üç sene üst üste (1970-73) şampiyon olan takımının temel taşlarından olan bir yıldızdan bahsediyoruz. zamanının ilerisinde bir çizgi açığı. ‘halka en yakın yer’ diye seviyor kendisi, uzun deparları ve sert ortalarıyla şenlendirdiği o güzergâhı. sakalıyla zarif bir asi olduğu kadar, tıraşlı (ve uzun favorili) yüzündeki aydınlık şahin bakışıyla da ‘şık’ olan bu fevkalâde futbolcunun, esas saha dışındaki tavrıyla sıra dışı olduğu da unutulmasın. ptt’de genç bir topçuyken genel kaptanın hoyratlığına meydan okuyan, bir milli maç öncesi hezimet beklentisiyle futbolcuları horlayan basını protesto eden açıklama kaleme alan, galatasaray’da şöhretken yöneticilerin dayattığı sözleşmeye itiraz eden ve onlarla kamuoyu önünde tartışmaya giren bir adamdan bahsediyoruz. (kitapta görürsünüz, demeçleri, çoğu sendikacınınkinden, siyasetçininkinden oturaklı.)
    kitabın adı, tahmin edileceği üzere, futbolcularla gladyatörler arasında kurulan malûm benzerliğe dayanıyor. vecdi çıracıoğlu, antik gladyatör düzeninin, futbol endüstrisiyle çağrışıma elverişli bilgilerini mayın gibi döşemiş dipnotlara. gladyatör mecazının hiç de boşa kullanılmadığını görüyorsunuz. 60’larda, 70’lerde soyunma odalarında ‘heyecan hapı’ adıyla ikram edilen dopingi ve yarattığı futbolcu posalarını anlatan satırları da bu fasıldan düşünün.
    nostaljikler ve melankolikler, metin’in futbolcu oluş hikâyesini okuduktan sonra kitabı dizlerine bırakıp nemlenen gözlerini ufka dikebilirler. kuvvetlenmek için kemik iliği soğuruşu, yokuş yukarı koşarak, belediye otobüsleriyle yarışarak idman yapışı, eski yerli film tadında sahneler.

    ‘sağ’dan da destek var
    keşke galatasaray’dan sürüldüğünde gittiği kayseri’deki macerasına, anadolu’nun futbol ortamına ilişkin gözlemler kitapta beş-altı paragraftan ibaret kalmasaymış.
    islâm çupi, 22 temmuz 1973’te, dönemin türk sağının resmî gazetesi olan tercüman’da metin kurt’a destek vermişti. bu manifestoyu, üstadın seçme yazılarının üçüncü kitabında bulabilirsiniz (‘mağlubu anlatmak’, iletişim, derleyenler barış karacasu ve yavuz yıldırım). spor basınımızın arşivinden kaldırılan bir sopalı pankart mahiyetindeki bu yazının uvertürü, çupi’ye rahmet, metin kurt’a selâm, vecdi çıracıoğlu’na teşekkür olsun: “spor basınına göre futbolcu sadece koşan, topu karşı kaleye götüren, kendi ceza sahası içindeki tehlikeleri taşıyan, hamallığa vücudunu kurmuş bir ‘kramponlu bebek’tir. sadece saha içinde kazanmayı düşünecek, stadın dışına çıktığında ise ‘ben sömürülüyor muyum?’ sorusunu soramayacak, yarattığı değerle onu satın alan fiyatın zıtlaşıp zıtlaşmadığını araştırmayacak, ‘ben neyim, nereye kadar varım?’ kurcalamasını yapmayacak, kısaca kafasını fötr şapka gibi vestiyere bırakıp, boynundan yukarısı olmayan bir jönün(!) hödüklüğü içinde takvim yaprağı koparıp duracak. boş mukavelelere atılan ve insan uyanışının çok gerisini tarif eden manzaralara flaş ve kalem patlatanlar için metin kurt, futbolumuzda esmeyen kafaların üzerinde çalan bir alârm zilidir. metin kurt, renk aşkı denen bir sosyal körlüğün, sırt sıvazlama denen afyonun günümüzde insan mutluluğu için yetmeyen ‘donmuş haklar’ olduğu şuuruna varmış bir isyanın kişisidir. metin kurt, türkiye’de ‘futbolcu aklı aut çizgisine kadar devam eder’ şeklinde tarif edilen saha inşasının haklarına birtakım boyutlar kazandırmak istediği için sivri adam olmuştur.”

    "aut çizgisinde bitmeyen bir akıl", tanıl bora - radikal, 13.10.2009

    --- alinti ---
  • 6
    galatasaray ve milli takımın eski sol açığı. tüm futbol camiası galatasaraylı olduğunu bilir.
    futbol kalitesiyle tanınmasından çok, futbol düzenine karşı çıkışıyla hatırlanır. zamanında bu direniş kendisinin galatasaraydan gönderilmesine yol açmıştı. şimdilerde, galatasaraydan kovulmayan, metin kurta yapılanların onda biri yapılmayan, metin kurttan yüzlerce kat fazla para kazanmış eski futbolcuların çıkıp abuk sabuk konuşmalarını görünce metin hocanın kıymeti daha iyi anlaşılıyor. ben hiç duymadım galatasarayla ilgili kötü bir şey söylediğini. gazetelerde, televizyonlarda.

    iki kez yollarımız kesişti metin hocayla. birinde, (bkz: yedikule gençlik spor) 2.lige çıkmıştı. metin hocayı getirmişlerdi takımın başına. bense genç takımdayım önceki sezon ve nasılsa beni profesyonel takıma almazlar diyerek başka bir takımla anlaşmıştım, burada adını vermek istemediğim. 18 yaşındaydım be sözlük.
    lisansı almaya gittiğimde, yardımcı hoca 6 tane top getir lisansını al demişti. ben de beklemiştim başkanı, bir abimiz konuşacak diye. o zamanlar 6 tane top, hem de mikasa 18 yaşındaki adam için ciddi paraydı.
    neyse, başkanı tanıyan abi geldi, başkan sonradan geldi yanında metin kurt. sezon falan açılmamış, transferler yapılmaya çalışılıyor falan. ben onu tanıyorum, küçükken izlediğim sol açık, sakallı adam aynen karşımda. geldi elimi sıktı, ben metin dedi. ben de captano.**
    metin hoca, bir ara yardımcı hocayla bir şeyler konuştu. sonra yanımıza geldi, benimle 2 saatten fazla konuştu. seni hiç bir yere göndermek istemiyorum, iyi referans aldım seninle ilgili minvalinde bir konuşma yaptı. en sonunda da ama sen bilirsin diye konuyu kapattı.
    hayatımın en büyük hatalarından biridir metin hocayı dinlememiş olmak.
    daha sonra benden bişey olmadı tabii.

    25 yaşında yine karşılaştık bir takımda hocayla. bu sefer hocam oldu. ama kötü şartlardı. kulüpte para yoktu, transfer yapılamıyordu. takım düştü, bir daha da çıkamadı profesyonel lige zaten. metin hoca takımın düşmesi kesinleşen son maçtan önce istifa etti.

    futbol camiası içinde çok sevilen biri değildir kendisi. geçmişinden ve şimdisinden kaynaklanan halleri bizim futbol camiası içinde pek kabul görmedi. futbolcularla arasında, futbol teknik, taktik gibi asıl işle ilgili sorunlar hiç olmaz. hayatın diğer alanlarını kafaya takmışlarla geçinmek zor metin kurt gibi biri için. adamı yerler burada. metin kurtu kimse yiyemez, sadece yediğini zanneder.
  • 8
    büyük futbolcudur. üst üste 3 yıl şampiyonluğumuzun başından sonuna mimarlarından birisidir.

    1970 1971 sezonunda bize ptt'den önce kiralık, bir yıl sonrada 2 yıllık sözleşme yapılarak gelmiş olup, 1973 1974 sezonunun başında kulüp yönetiminin, o zamanki yönetmeliklerden aldığı güçle klüp lehine sözleşmeyi uzatma maddesini kullanarak rızası hilafına sözleşmesini uzatma isteğine isyan etmiştir.

    aslında metin kurt olayı şöyle başlamıştır. o zamanlar yönetimler yönetmelikten doğan haklarını kullanarak futbolcuyu ister atar ister satardı. eğer sözleşmesini uzatmak isterse de kendisi bir miktar belirler ve futbolcunun önüne mukaveleyi uzatarak imzalamasını isterdi. futbolcu da iyi ve uslu bir çocuk olursa az da olsa parasını almaya çalışır, primlerini filan alabilmek için de yöneticilerin önünde el pençe divan gezinirlerdi.

    işte metin kurt ilk olarak buna karşı çıktı. o tarihe kadar kimseye saygısızlığı ve terbiyesizliği görülmemiş örnek bir adamdı zaten. tek isteği vardı, bu mukavele imzalamadan önce karşılıklı konuşulup anlaşılması. yönetim aslında ona da diğer futbolculara verdiği miktar olan 100.ooo.-tl yi değer olarak biçmişti. işte metin'in bu isteği üzerine çarşı karıştı.

    rakamı da verelim. diğer futbolculara 100.ooo.- tl civarında bir para verilirken, metine bu zoraki uzatma karşılığında 30.000.-tl verilmiş olup, isyanı karşılığında aradaki farkın telafi edileceği sözü ile yarım sezon oyalanmasına rağmen ödeme yapılmayınca 1973 1974 sezonunun ortasında metin bu haksızlığa sessiz kalmamış ve türkiyeyi ayağa kaldırmıştır.

    işte bundan sonrası tam bir film olmuştur. o zamanki köleci zihniyet bu arzusu hilafına düşük ücretle sözleşmesini uzatma işini 1975 1976 sezonunun sonuna kadar uzatmış olup bu arada sık sık cezalar, prim ödememeler ve kadro dışı bırakmalarla metin'i süründürmüştür. 1976 1977 sezonun başında bonservisini kayseriye satarak ta metin'e ölümlerden ölüm beğendirmiştir.

    hayat ne kadar garip;
    metin kurt'un o zaman toplum tarafından dışlanmasına neden olduğu talepler, bugün tüm futbolcularımız tarafından hak olarak kullanılmakta. ilk olmak böyle bir şey ister.

    haaaa.. aklıma gelmişken.. lakabı için;
    (bkz: gladyatör)
  • 9
    metin kurt probleminin çıktığı sezonda (bkz: 1973 1974 sezonu) dolmabahçeye sürülmüştük. #264929 nolu entryimde anlatmaya çalıştığım gibi, biz bu stadyumda oynadığımız maçlarda gökmen abi yüzünden ilk yarıda deniz tarafındaki kaleyi rakibe verir, ikinci yarıda ise biz alırdık. şimdiki numaralı tribünün içinde yer alan şeref tribününde yöneticiler oturuyor diye onları protesto etmek için önlerinde futbol oynamaz, kadroya girebildiği maçlarda (genellikle kadro dışı veya cezalı oluyordu) ilk yarıda sol açık ikinci yarıda ise sağ açık oynardı. böyle bir protesto yöntemi geliştirmiş olup kendisi nezdinde tüm sporculara yapılan haksızlıkları protesto edip direnç gösteren bir adamdı.
  • 11
    galatasaray tarihinde iyi ki galatasarayda oynamış denilecek futbolcuların başında gelen kişilerdendir.1970 de takımımıza gelmiş 6 yıl top oynamış 3 yıl üst üste şampiyon olmamızda çok büyük rol oynamıştır.fuleleri şutları ve asistleriyle kalbimizde taht kurmuş taraftar sayımızın büyük artış göstermesine doğrudan katkı sunmuştur.sosyalisttir.emeğin yanında olmuştur.prim konusunda kendisine köle muamelesi yapılmasını kabullenmemiş ve 1 yıl galatasarayda onuruyla parasız oynamıştır.çok uğraştığı spor emekçileri sendikasını yakın zamanda kurmuştur.iyi ki varsın metin kurt.iyi ki galatasarayda oynadın ve bu onuru bize yaşattın güzel insan..
  • 14
    #376344 entrysi ile yarmıştır.* ha ben böyle bir itirafı tcoskun'dan beklerdim orası ayrı konu.*

    zorunlu açıklama editi: entrye gülmem bunun doğru olduğunu düşündüğüm anlamına gelmiyor tabi ki de. sözlükte bu durumdan haklı olarak rahatsızlık duyanlar var ve ben de onlarla hemfikirim. sadece şunu belirtmem lazım ki yanlış olduğunu düşündüğü şeylere de gülebiliyor insan, bunu hatırlatmak istedim sadece.

    bu açıklamaya rağmen hala of verenler olacaktır ki canları sağolsun, kişilik olarak yanlış anlaşılmak istemediğim için bunu belirtmek zorunda hissettim kendimi.
  • 24
    toplum içinde övgünün dibine kadar serbest, en ufak bir eleştirinin katlanılamaz olduğu bir konuya, bir tabuya dair bir cümle kurmuş, "katılmamaktan" bahsetmiştir. sıkıntı olacağını öngörmesi lazımdı, böyle bu işler, yapacak bir şey yok. entry'i de silmişler. o başlık altına yazılmış sporla ilgili olmayan tüm entryleride silseler keşke...
  • 25
    mustafa kemal atatürk başlığı altına girdiği saçma sapan ve buradaki kimseyi ilgilendirmeyen entry ile "benim başlığıma entry girin" demenin en gubidik yollarından birini seçmiş olan yazar.

    arkadaşlar ben siyaset yapmayacağım, bakın insan gibi istiyorum.

    bu başlıkla işiniz bitince benim başlığa da bi kaç düzine entry girsek?

    rumuz: populerolmakisteyenamabuuğurdasaçmalamayanyazarımsı.