• 1053
    duygun yarsuvatın 8 mart 2015 fenerbahçe galatasaray maçının ardından yapmış olduğu "gelenek devam ediyor." açıklamasına şaka yapmıştır canım ehe ehe demiştir. hatta bununla da kalmayıp biricik dedemize kendini aşmış insandır çünkü kendiyle dalga geçebiliyor(dalga geçilecek ne varsa artık) demiştir.

    bu açıklamaya sosyal medyadan bizim gibi tepki gösteren galatasaraylılara ise seviyeleri düşük bu espriyi bile ciddiye alıyorlar imalarında bulunmuştur.
  • 1055
    --- alıntı ---

    galatasaray, düşme potasındaki karabükspor’la, ligde kalan 9 final maçının ilkine pazar günü çıkacak. sarı-kırmızılılar için son döneme baktığımızda milli takım dönüşleri çok krizli olmuyor. trabzonspor karşısından alınan farklı yenilgiyi, milli maça bağlamak doğru olmaz. hatta karabük’ün, uzun zamandır bu maça hazırlanışı dezavanatajı bile olabilir. düşme gereginliğiyle uzun süre maç olmadan hedef karşılaşmaya hazırlanmak bu sorunu büyütebilir.

    karabük maçının galatasaray açısından bir sorun teşkil edeceğini düşünmüyorum. bu zamanda karşılaşılabilecek en ideal rakip dahi olabilir. muhtemelen karabük’ün teknik direktörü yılmaz vural, ‘kaybedeceğimiz bir şey yok’ anlayışıyla açık bir oyun oynamak isteyecektir. galatasaray kontratak yaptığı kasımpaşa maçını, 2. yarıda 0-2’den 3-2’ye getirmeyi başardı. bu doğrultuda da galatasaray, pazar günü karabük karşısında kaybetmez ve sıkıntılı bir maç yaşamaz.

    fernandao, süper lig’de kendisini ispat etmiş pivot özelliği de olan güçlü bir oyuncu. galatasaray’da iş yapabilir. ancak yeni transfer sistemiyle başka ihtimaller de ortaya çıkacaktır. olmazsa olmaz değil.

    bruma çok eksiği olan ama potansiyelli bir oyuncu. türkiye’deyse yüksek potansiyelli oyuncuları tornada mükemmeleştirecek bir üretim bandı/metot yok. türkiye yetiştirici bir ülke değil. bizdeki temel sorun elde yetenek olmayışı değil. onları yetiştirecek bir ekol (okul) olmayışı. dolayısıyla 17-18 yaşında öğrenmesi gereken oyuncular bizim kulüplerimizde genelde gelişemezler. bruma transferi eğer bir üretim hatası olmazsa, hem oyuncu hem de kulüp için beklentilerin altında bir sonuç yaratacak. ancak bruma, porto, atletico madrid, dortmund gibi ‘akademi kulüpleri’nden birinde gelişimini tamamlayabilir. eğer dortmund söz konusuysa kiralık ya da geri alma opsiyonlu bir transfer herkes için hayırlısıdır.

    belinden operasyon geçiren felipe melo, 12 nisan’daki trabzonspor maçında sahada olmak istiyor. galatasaray savunması, takım hücum ederken sorun yaşıyor. normal şartlarda bu konuda melo’nun katkısı olur. ancak bel sakatlığı sonrası ne kadar hazır dönebilir bunu tahmin etmek zor. bel fıtığı en zor ve kritik sakatlıkların başında geliyor. ben, hamza hoca’nın onu hemen sahaya atacağını düşünmüyorum. zaten yokluğunda selçuk tandeminde hamit, hiç de kötü olmayan bir performans gösterdi.
    --- alıntı ---
  • 1060
    16 mayıs 2015 galatasaray gençlerbirliği maçındaki gol pozisyonu ile ilgili şunları söylemiş olan yorumcu:

    "sneijder'in o gole kadar iki tane çok net pozisyonu var. üç de diyebiliriz. o golle ilgili saçma sapan tartışmalar var, onu bir kenara bırakıyorum. çünkü şeye bakıyorlar. savunmayı geçtikten sonra kalecinin ne yaptığına bakıyorlar. internette vaynlar maynlar var ya. sneijder topa vurmuş onu görmüyoruz biz. kaleci o tarafa gitmiş. top tıngır mıngır gidiyor. kalecide yatarken elini uzatmıyor.ben de görsem onu 'vaaay bu ne rezalet' derim. ama aslında öyle değil olay. sneijder iki tane çok net pozisyon kaçırdı. üçüncüsünde yaptığı şeye bak. liderlik böyle bir şey işte. topu vuracağın yer kalecinin solu. kaleciye solu gösteriyor. açık olan yer orası. ama iki oyuncunun arasından tık diye bu tarafa vuruyor. terse yatırdı yahu.siz dua edin kaleci oraya dönebildi. liderlik, soğukkanlılık devreye giriyor. iki tane pozisyon kaçırmışsın, takım gol atamayabilir ve rakip geliyor. geliyorlar yani! orada soğukkanlılığınla tık diye işi bitiriyorsun."

    https://twitter.com/...s/600620705479323648
    https://twitter.com/...s/600621436391174144
  • 1062
    yıllarca volkan demirel'e arenada atılan boş rakı şişesi üzerinden espri yapan ancak o gün canlı yayındaki program sırasında fenerbahçe otobüsüne atılan meşalelerin gösterildiği sırada "ya acaba bunları vermesek mi?" diyen yorumcu.

    ayarladım zamanı buyrunuz: https://youtu.be/1gQLAwDZtc4?t=47m25s

    hepsi aynı bunların. al birini vur ötekine. 1 kere objektif 10 kere subjektif.

    kendisine tweet attım bu yaptığını ancak tabi ki cevap gelmedi. yer mi? yemez
  • 1064
    böyle saç ve sakal traşı aynı, gözleri meydanda olmasa herhalde karizmatik durmazsa.. bir rok bir ömer cavuşoğludan ileri gidemez, objektif felan değil.. hangi renge gönül veriyorsa versin çokta fifi yani, herşeyi ben bilirim herşeyden anlarım zihniyetine sahip olan bu arkadaş 3 temmuz'da sesini pek çıkartamayanlardandır, yani onlardan.. dönem ve görev adamıdır.

    aziz yıldırım için " 17 senedir bu kadar yorgun görmemiştim " felan gibi laflar eden bir insan var, 17 senedir nerede nasıl yorgun olduğunu nasıl söylemez ?
  • 1065
    özellikle futbol gibi duyguların zirve yaptığı bir spor dalında, maç sonrası yorumcuların hem taraf olup hem de objektif olması pek mümkün değildir. bir defa doğanın kanununa aykırı.

    adam içeride maçı izliyor, sövüyor, sayıyor, adrenalin patlaması yaşıyor sonra tabiri caizse daha teri soğumadan gelip orada objektifim ayağına yorum yapıyor.

    hani hep derler ya futbolcuların maç sonu hemen açıklama yapmamaları lazım diye aynı durum yorumcular için de geçerli, bizler için de geçerli. bir hayal edin kaybedilen maç sonrası sözlüğün halini. ya yorum yapmayacaksın ya da ben tarafsızım beyler demeyeceksin.

    o yüzden hangi kanal olursa olsun maç günü yapılan yorumları pek kâle almamak lazım. bu durum ancak şöyle söz konusu olur, mesela ben izlanda liginde herhangi bir maçı izleyip devre arası çok güzel tarafsız yorumlar yapabilirim ancak bu durum galatasaray ya da fenerbahçe maçı için pek mümkün gözükmüyor. hatta artırıyorum ülkemizde bırak maç gününü herhangi bir günde dahi tarafsız yorum yapan yorumcu sayısı bir elin parmağını geçmez.
  • 1066
    herkesin at gözlüğü ve renk gözlüğü taktığı türk futbolunda en akılcı yorumları bir iki yorumcudan biri. gerisi fasa fiso. adam hoşumuza gitmeyen bir şey söyleyince hemen birilerinin adamı, sinsi falan ilan ediliyor. kendi fikrinin o olduğuna inanamıyoruz. çünkü alışmışız başkalarının fikirlerini tekrar etmeye.

    mesela bu adam çıkıp diyor ki, "böyle yönetim, hoca değişikliklerine rağmen şampiyon olabilecek galatasaray dışında bir kulüp yok", diyor. bunu deyince sinsi olmuyor, herkes bayılıyor. ama galatasaray'ı eleştirsin, ya da fenerbahçe'yi övsün, hatta şike konusunda kafasında soru işaretleri olsun, hemen birilerinin adamı oluveriyor... bu kadar kolay işte.

    bu arada, tarafsızlık diye bir şey de yoktur. adam "yorumcu", "haberci" değil. haberleri nesnel bir şekilde verebilirsin ama yorum, adı üstünde, yorumdur; subjektiftir.
  • 1067
    ben seviyorum bu adamı. galatasaray lisesi mezunu olması hasebiyle galatasaray'a diğerleri gibi saldırmıyor. 20.şampiyonluğumuzla ilgi söylediği sözler de aslında bunu gösteriyor. galatasaray dışında başka hiçbir takımın bir sezonda 3 başkan, 2 teknik direktör değiştirerek şampiyon olamayacağını söylemişti. ayrıca emre b. ve volkan'ı da çatır çatır eleştiren nadir yazarlardandır kendisi.
  • 1070
    zaten kötünün de kötüsü olan spor medyamızda illa birilerini eleştirelim derdimiz varsa, kendisini listenin sonlarına doğru koymamız lazım.
    bana kalırsa yaptığı yorumlar, düşünce tarzı ve bir şeylerin belirtilmesi gerekiyorsa, bunu sakınmadan dile getirebilmesi hoşuma gidiyor.
    hiçbir zaman da öyle tepkimi çekecek abartı bir davranışı, söylemi olmadı. en azından hatırladığım kadarıyla diye belirteyim.
  • 1071
    7-8 yıl öncesinin rıdvan dilmen'i.

    ayrıca kendisine göre sneijder galatasaray'da 5 milyon euro ya oynuyor. ağzına parsellemiş çünkü bunu,sneijder'in döşediği bir maç sonrasında ya da sabahında veya galatasaray böyle büyük yıldızlara sulandığında hemen "gelen adama, yıldız olsa bile 5 milyon euro verirsen olmaz" gibisinden bir şeyler sallama çabasına girer. ya bilmiyor ya da bilerek yalan söylüyor.

    sneijder'in maaşı da 3.2 milyon euro bu arada.

    edit: beyler ben de biliyorum maç başı, imza parası hepsini toplayınca 5 küsür milyona oynadığını. ama hangi oyuncu maç başı ücret almadan maça çıkıyor? hangi büyük topcu imza parası almiyor? hiç bir oyuncu için maç başı falan hesaplanarak, imza parası yıllara bölünerek söylenmez. utanmasa bu adam sneijder toplam 100 forma harcadı, 300 çorap kirletti, 20 tozluk parçaladı, bunları eklersek şu kadara oynayacak demeye getiriyor.
  • 1072
    hep savunduğum bir insandır, devam da edeceğim. kimse sizin gibi düşünmek zorunda değil arkadaş. kimse sizin beklediklerinizi söylemek zorunda da değil. siz objektiflikte istemiyorsunuz, laf çakma istiyorsunuz. hem de sonuna kadar. ama şunu da bilin birine sinsi demeden önce dediklerini anlamak zorundasınız çünkü itham var.

    1) olayın farkında olun. top oynadı diye para kazanan bir adam rakı şişesi atıldı. rakı şişesi lan. şükrü saraçoğlunda da viski şişesi. voleybolcu kızlarımız fenerli taraftarlarca darp edildi. bunların hepsini kötüledi bu adam ama olayın vehametinin farkında değilsiniz. hatta o kadar değilsiniz ki tribünden şikayet ederken oradaki katillerin hayranlığını yapıyorsunuz.

    2) "biz bunları göstermesek mi?" nüktedan bir yaklaşım. ingiltere'den örnek veriyor. göstere göstere insanların hoşuna gidiyor bir halta yaramıyor demek. bunda ben mi anlatacğım.

    3) kimse objektif olamaz olmak zorunda da değil. sevmiyorsan kaparsın güç sende.

    4) para mevzusu hep anlattığı bir örnek ve doğru. manüpile ediliyoruz, konunun özü bu.

    bunların hepsi bir birinden farklı konular. bunu anlıyorsunuz salak değilsiniz. ama siz de sinsisiniz.
  • 1073
    açıkçası kendisini başarılı bulan birisi olarak piyasadaki çoğu kendini bilmez kulüp yalakası yazarın yanında nimettir benim için, hiçbir kulübün yalakalığının yapmaz, hiçbir fikri ölümüne savunmaz, ara sıra şirazesi ufaktan kaysa da olabildiğine objektiftir, haklıya hakkını teslim eder, bu vasfı taşıyan bir de uğur meleke var ama o biraz daha sivri dilli olduğu için onu pek barındırmıyorlar ekranda. bu arada demirkol eğlencelidir de, ben en azından eğleniyorum onu izlerken.
  • 1074
    3 temmuz sürecindeki akıl almaz sessizliği ve konuştuğunda yalnızca algı operasyonu için konuşması ile kimin tetikçisi olduğunu göstermiş olan tetikçi.
    bi gazeteci çocuğu olarak bu ruhsuzlara, bu güce tapan 3 maymunlara gazeteci diyemem.
    bunun saygı görebildiği ve hatta objektif addedilebildiği bir ülkedir türkiye; yozlaşmanın boyutunu tek başına anlatan bir hadise.
App Store'dan indirin Google Play'den alın