• 4
    sempatikliğinden sebeple aktif snooker oyuncuları arasında en sevdiğim oyuncudur. lakabı "the jester from leicester" 'dır. ayrıca gözlemlediğim kadarıyla çok iyi bir güvenli vuruş ustasıdır. iş snooker'a kalırsa en istenmeyecek rakiplerden biridir bence. birkaç olayını derleyecek olursak:

    http://www.youtube.com/watch?v=PmAGKTSerSA hakemin siyah topu nereye koyacağını şaşırması maçın ne kadar çığırından çıktığının göster * *

    http://www.youtube.com/watch?v=r0HPR78ETbw bir derleme yapılmış kendisiyle ilgili

    http://www.youtube.com/watch?v=XM_6mFXHeI8 filim çok beğenilince devamını çekmişler herhalde *

    http://www.youtube.com/watch?v=Y7oyhBF1Yc4 efsane hakem muhabbeti

    http://www.youtube.com/watch?v=SSoZ0xINs_s hep mi bu adama denk gelir arkadaş?

    http://www.youtube.com/watch?v=FzhORBn2hCo son olarak bahsettiğim "snooker" becerisini daha toyken nasıl gösterdiğine dair bir video. * *
  • 7
    snooker gibi yetenek haricinde mental açıdan da çok kuvvetli olunması gereken bir sporda gerçekten takdiri hakkeden bir oyuncu. maçtan hiç kopmuyor, sonuna kadar zorluyor. en son geçen hafta biten masters 2014'te yarı finalde shaun murphy'ye karşı seyrettim kendisini. ilk seansı 3-1 galip bitirdi. seans dönüşü 5-3 geriye düştü ve maç 11 frame üstünden oynanıyordu. ama oyundan düşmedi ve maçı 6-5 kazandı.

    selby'e karşı oynamak gerçekten zor. herif acaip inatçı ve hiç vazgeçmiyor. ama finalde rocket* bunun bilincindeydi ve geri dönmesine hiç izin vermedi.
  • 10
    kendisinden pek haz etmem ancak sevdiğim birkaç noktası var.
    ilki, kendisi leicester doğumlu ve leicester city taraftarıdır. hatta leicester city premier lig'de şampiyon olduğunda, o da bir turnuva kazanıyordu. yanlış hatırlamıyorsam dünya şampiyonası.
    ikincisi, rest kullanımında çok ama çok az rakibi vardır. kendisinin rest kullanımını oturup izlemişliğim, kendi yeteneğim doğrultusunda da çok uygulamışlığım vardır. selby'nin rest kullanımını izlemek ders niteliğindedir bence.
    üçüncüsü, oyundan kopmaz. psikolojik olarak çok ama çok üst düzey seviyededir. 15 olan kazanacaksa ve oyun 14-0 ise, karşınızda kimin olduğu fark etmez. selby olmasın yeter dersiniz ama. 14-1 olduğu vakit, selby için daima bir şans vardır. bırakmaz, kovalar, devam eder.

    üç dünya şampiyonluğu vardır, döneminin çok büyük snooker oyuncusudur ama tüm zamanlara baktığımızda bir steve davis, bir stephen hendry, bir ronnie o'sullivan, bir john higgins gibi "ikon" değildir bence. ha bunların altına bir isim yazacaksak da büyük ihtimalle selby gelir. örnek alınası çok yönü olan bir snooker oyuncusu.
  • 12
    2007 crucible'da*, 24 yaşında, kimsenin beklemediği bir şekilde finale çıkan ve higgins'e rakip olan oyuncudur. o zamanlar lisedeydim, öğleden sonralarım snooker dolu olurdu. bir sabah seansı sonrası 12-4 geriye düştüğünde * bir çok insan artık higgins'in şampiyonluğunu konuşmaya başlamıştı. selby bir sonraki seanstaki tüm frameleri alıp eşleşmeyi de 14-13'e getirmiş ama sonrasında nefesi yetmemiş, ve higgins yamulmuyorsam 2. şampiyonluğunu kazanmıştı. işte o geri dönüş, mark selby'nin en büyük silahı olan mental kuvvetini ilk kez bu kadar açık şekilde görmemizi sağlamıştı.

    ben kendisini, bazı özellikleri sebebiyle san antonio spurs'e benzetiyorum. bir kere taban performansı çok yüksek. snooker'da çok yetenekli oyuncu var fakat mental olgunluğa ulaşamamış yetenekli oyuncular, seans boyunca inişler ve çıkışlar yaşayabiliyorlar. selby bu tarz oyuncuların antidotu gibidir. oyunun içinde kalamazsanız, geçmiş olsun. selby çoktan arayı açmıştır ve size o dönüş imkanını sunmayacaktır.

    bir anekdot; selby 2007'den tam 10 sene sonra, crucible'ın 40. yıldönümünde, finalde yine totocu higgins ile karşılaşmış bu sefer rövanşı alarak 3. dünya şampiyonluğunu kazanmıştır.
  • 16
    17 kasım 2018 ronnie o'sullivan mark selby snooker maçında gördük ki selby şu aralar kendisi gibi değil. kırılabilir halde. normal şartlarda selby geriden gelip rakibi yakalarsa, gerekirse izleyiciyi felç edecek şekilde sıkıcı oynar, oyuna tutunur, maçı kazanırdı. bahsettiğim maçta da o noktaya geldi ancak ronnie o'sullivan aklındaki vuruşu pes etmeden üst üste deneyerek sayıyı buldu ve maçı aldı.

    ronnie maçı daha önce koparabilirdi, ancak maç daha önce izlediğimiz bir yere geldi. oyunu koparan ronnie o'sullivan, oyuna tutunan mark selby, bir selby dönüşü ve selby tarafından çalınan bir oyun. oyun buradaydı. karar frame'inde de son ana kadar selby üstündü. maçı almak üzereydi. ancak ronnie, selby'yi kırdı. normalde selby kıran taraf olurdu. selby'nin yüzünden yorgunluk/bıkkınlık akıyordu. ronnie'nin sinir bozucu yüzlük serileri buna neden oldu diyebiliriz ama maçın daha başında da öyleydi. ya bıkkınlık yaşıyor, ya yorgundu, ya da snooker kendisini eğlendirmiyor. bundan 7 sene önce, ronnie kendisinin yaşlarındayken ronnie ondan da bıkkındı. her gün bırakacağım, bıraktım, bırakıyorum, gittim, bak gidiyorum demeçleri vardı.

    selby'yi pek sevmesem de büyük oyuncudur ve onun o "kırılmaz, çelik sinirleri" oyunun tadı. şöyle söyleyeyim, hayatım bir geri dönüşe bağlı olsa ve rakip bir oyun alırsa kazanacak konumda olsa, hayatımı selby'nin ellerine emanet ederim. ancak bugün ve son zamanlarda görüyoruz, selby bu güven vericilikten uzak. yine kopmuyor, yine geri gelebiliyor ama artık o çelik sinirlerini son yumruğu atacak kadar diri tutamıyor.

    umarım toparlanır hızlıca, selby bu oyunun en özel oyuncularından. sharav'ın yarı final yaptığı zamanlardayız, selby'den sıralama turnuvası şampiyonlukları beklemek sevenlerinin en doğal hakkı.