• bilmeyen arkadaşlar için wikipedia, transfermarkt verilerine falan başvurmadan hayranı olduğum bu golcüyü anlatayım kısaca. bilgi hataları yapacak olabilirim çünkü gaza gelmişken az önce belirttiğim gibi internetten bilgi teyidine uğraşıp akışı bozmak istemiyorum. siz oralardan bakıp gerek görürseniz mesaj atarsınız, editlerim.

    kendisi avrupa gol kralı olarak porto'dan bize geldi. cem uzan'ın hediyesiydi. ya da ücretinin bir kısmını o ödedi. nasıl geldi hala bilmiyorum önce bunu belirteyim. çünkü öyle bir sezonluk istatistiklerle ön plana çıkmış bir golcü değildi. porto formasıyla 4 sezon boyunca lig ya da avrupa demeden ortalığın anasını ağlatmış adam. tabii o zamanlar internet şimdiki gibi yaygın olmadığından, yaygın olsa dahi internetten bilgiye ulaşmak günümüz kadar kolay olmadığından bu bilgilere şu an ulaşabiliyoruz ve aslında jardel'in ne kadar büyük bir transfer olduğunu inanın biz o zamanlar pek anlayamamıştık bu yüzden. tamam büyük transfer, tamam heyecanlandık ve biliyorduk ki avrupa gol kralı geliyor takıma. fakat oyun yapısını falan bilmiyoruz. bizden başka isteyen var mıydı, neden bize geldi bilmiyoruz, en azından ben bilmiyorum. hala da bize gelişine şaşırıyorum. porto'nun forveti şu anda da bu ülkeye transfer olabilir ama jardel, porto için de normal bir forvet değildi. yani jardel'in bize transferini sakın ola ki aboubakar'ın transferine falan benzetmeyin.

    neyse efendim, jardel geldi. yanlışım yoksa helikopterle ali sami yen'e getirildi hatta. sonra hazırlık kampına gitti takım. ilk hazırlık maçında jardel çok büyük bir hayal kırıklığı yarattı. takım arkadaşlarının ''bu ne biçim forvet, hakan her topa koşardı, bu adam sahada yürüyor'' dendiği falan yazıldı. ikinci hazırlık maçında jardel karşı karşıya bir pozisyonda gol kaçırmıştı ki bunun dışında bir pozisyona daha girmişti hepsi bu. onun dışında etkisizdi. yine eleştiriler gelirken hıncal uluç ya da osman tanburacı'nın yaptığı yorumu çok iyi hatırlıyorum. evet yorumcudan emin değilim ama yorumdan eminim; ''önemli olan bugün jardel'in nasıl oynadığı değil, önemli olan dünkü jardel ile bugünkü jardel arasındaki fark'' evet, jardel 2. hazırlık maçında etkiliydi, en azından pozisyona girmişti çünkü. jardel gelmeden önce ''hakan şükür gibi karşı karşıya pozisyonlarda saç baş yoldurtmaz ama hakan kadar koşar, takıma katkı verir mi meçhul'' diye yazanlar vardı. hazırlık maçlarında jardel, oyuna katkı verememesinin yanında bir de saç baş da yoldurtuyordu üstelik. bu arada eleştirilerden galatasaray da nasibini alıyordu. zira bir önceki sezonda rakipleri sahaya çıktığına pişman edecek akdar yoğun bir presle boğan galatasaray yerine geride bekleyen, kontrollü oyunu tercih eden, rakibe pozisyon vermeyen ama çok da pozisyon bulamayan bir takım hüviyetine bürünmüştü galatasaray lucescu ile. bu eleştiriler altında sezona girdi galatasaray.

    sezonu deplasmandaki st gallen maçıyla açtık. şampiyonla ligi ön eleme maçıydı. jardel maça dazlak kafasıyla çıktı. taffarel'in inanılmaz hatasıyla 1-0 geriye düştüğümüz maçı jardel'in attığı iki golle kazandık. bu iki gol jardel ile ilgili yeterli bilgiyi veriyordu aslında. ceza sahasında bu adamı topla buluşturursan sana golü yapar. attığı ilk gol mermi gibi bir kafa ile geldi. adam topa kafayı tüm vücudundan güç alarak belden vurdu. ikinci gol ise bence bir estetik harikası. böyle yazınca insanın aklına demi vole falan geliyor ama değil. başka bir oyuncunun ayak içiyle gol yapacağı bir pozisyonda jardel sağ bileğini döndürerek ayak dışı bir dokunuşla gol yaptı. bu golü benim için özel yapan şey vuruştaki gariplik kadar rahatlıktı da. antrenmanda denemezsin belki onu ama bu adam maçta denedi. (bu andan itibaren internetin nimetlerinden faydalanmaya başlıyorum) işte o goller;

    https://www.youtube.com/watch?v=wMzxBer_4To

    daha sonra bir röportajda da söyleyeceği üzere jardel bu maçta gösterdi ki kendisi ceza sahasının kralı. topu ceza sahası içerisinde bu adamla buluştur da nasıl buluşturursan buluştur fark etmez, o golü yapıyordu.

    bu maçın ardından bir denizli deplasmanı oynamışız ve jardel de o maçta oynamış ve maçı boş geçmiş. ben o maçı anımsamıyorum. internet olmasa hayatım boyunca da bilmezdim böyle bir maçı. ben ligi içerideki erzurumspor maçı ile açtık sanıyordum o sezon. erzurumspor maçı jardel'in galatasaray formasıyla 3. resmi maçı ve seyirciyle buluştuğu il resmi maçtı. gazeteler jardel'in saçlarını kestirdikten sonra gol atmaya başladığıyla ilgili haber yapmıştı. bir batıl inanç sonucu saçlarını kesmiş ve gollere başlamış jardel habere göre. bu bilgi ne kadar doğru bilemem tabii ama seyirciyle buluştuğu ilk maç olan erzurumspor maçından 1 gün önce cenk işler lig maçında 5 gol atmıştı ve spor programlarında bunun bir daha kolay kolay olmayacağı konuşulmuştu, büyük bir başarı diye övülmüştü. bu maçtan sadece bir gün sonra jardel erzurumspor'un içinden geçti adeta. uçan kafayla attı, solla attı, sağ ile attı, kaleceyi geçip de attı. jardel 19 ağustos 2000 tarihinde erzurumspor'a 5 gol atarken attığı 3. golden sonra tribünler ''yeter artık jardel, yeter artık!'' diye bağırıyorlardı. maçtan sonra jardel ile ilgili yorumları sorulan galatasaraylı oyunculardan hakan ünsal, ''skorbordu görüyorsunuz işte'' demişti. ayrıca aynı maçta serkan aykut'un ve jardel'in attığı birer gol daha vardı fakat ikisi de ofsayt gerekçesiyle verdilmedi. serkan'ın golü kesinlikle ofsayt değildi de jardel'inkinden emin değilim.

    bu maçın ardından oynanan st. gallen rövanşında ise spikerin anlatımıyla jardel korkusu yüzünden rakip oyuncu topu kendi ağlarına yollamış ve 1 0 öne geçmiştik. sonrasında jardel penaltıdan attığı golle maçı 2 0'a getirdi. bu maçı taffarel'in yine inanılmaz bir hatası sonucu yediğimiz golle 2 2 bitirip tur atladık. bu maçın görüntüleri ne yazık ki youtube'da mevcut değil.

    erzurum maçıyla birlikte zaten seyirci jardel' e ısınmıştı ama jardel'i tüm galatasaray taraftarlarının kalbine yerleştiren maç kesinlikle süper kupa finalidir; bkz: 25 ağustos 2000 galatasaray real madrid maçı

    jardel'in penaltı golüyle 1 0 öne geçip skandal bir penaltı kararıyla maç 1 1 olmuş ve 90 dakikada eşitlik bozulmayınca altın gol uygulamasının olduğu uzatma dakikalarına geçilmişti. uzatma dakikalarındaki o an hepimizin kulaklarındadır hala; ''fatih içeriye doğru sokuldu, fatih içerde... şut pozisyonu... jardeeelllllll!!'' jardel galatasaray formasıyla çıktığı 5. resmi maçta 10. golünü atarken kupayı da galatasaray'a getiriyordu. bu gol ayrıca 4. kez rakip olduğu real madrid ağlarına bıraktığı 5. goldü. zaten kariyeri boyunca 6 kez karşılaştığı real madrid'e 6 gol atmış bir adam jardel.

    9 ağustos 2000 st gallen deplasmanı: 2 gol
    19 ağustos 2000 erzurumspor: 5 gol
    22 ağustos 2000 st gallen: 1 gol
    25 ağustos 2000 r madrid: 2 gol

    ligin ilk yarısındaki oynadığı 15 maçta rakip kalelere 18 gol atmış kendisi. o sezonn gol kralı olan okan yılmaz'ın 23 golle kral olduğunu düşünürseniz jardel'in nasıl bir ilk yarı geçirdiğini sanırım anlayabilirsiniz. o sezon ilk yarıdaki gol atmadığı maçlara şuradan bakabilirsiniz hafta hafta; http://www.tff.org.tr/...=552&hafta=1#grp

    1. hafta 0
    2. hafta 5
    3. hafta 1
    4. hafta 1
    5. hafta 1
    6. hafta 0
    7. hafta 3
    8. hafta 2
    9. hafta 0
    10. hafta 0
    11. hafta 0 (kadroda yok)
    12. hafta 2
    13. hafta 1
    14. hafta 0
    15. hafta 1
    16. hafta 1
    17. hafta 0 (kadroda yok)
    18. hafta 0 (kadroda yok)
    19. hafta 0
    20. hafta 1
    21. hafta 0
    22. hafta 0 (kadroda yok)
    23. hafta 0 (kadroda yok)
    24. hafta 1
    25. hafta 0
    26. hafta 1
    27. hafta 0
    28. hafta 1 (2. yarı oyuna giriyor)
    29. hafta (yedekte)
    30. hafta (kadroda yok)
    31. hafta 0 (65' te giriyor)
    32. hafta 0 (kadroda yok)
    33. hafta 0 (kadroda yok)
    34. hafta 0 (kadroda yok)

    tam olarak ne oldu, jardel nasıl bu hale geldi bilmiyorum ama basında çıkan haberlere göre takımdaki oyuncular jardel'i istemedi. emre belözoğlu, okan buruk gibi adamlarla jardel arasında sorunlar vardı. jardel'in aldığı yüksek ücret sorun oluyordu.

    ****

    tam olarak neden gitti bilmiyorum ama gittikten sonra sporting lisbon ile 42 lig golü atarak altın ayakkabıyı tekrar kazandı. yani form olarak bir sorunu olmadığı çok açık.

    milli takıma seçilen bir adam değildi. bununla ilgili olarak ''brezilya'nın hocası gol sevmiyorsa bu benim sorunum değil'' demişti. oyun tarzı, sahadaki duruşu pek alışık olunan türde değildi kesinlikle. ama jardel koşmuyor lafını ben kabul etmezdim. jardel pres yapmazdı, topa basmazdı. ama top 3. bölgeye geçtiğinde jardel, kendisine doğru pozisyonu yaratabilmek rakip savunmadan kurtulup kendisini boşa çıkartabilmek için ceza sahası içerisinde hep hareket ederdi. aksi durumda böyle tehlikeli bir golcünün rakiplerce boş bırakılıyor olması zaten çok saçma olurdu. biz süper mario jardel desek de kendisinin anlattığına göre lakabı kaleci katiliymiş. dediğim gibi, o zamanlar internet pek yaygın olmadığından böyle bilgilere ulaşmak kolay değildi.

    onu en iyi tanımlayan cümle ise kendisine aitti aslında;
    ''ben 16 metrelik alanın(ceza sahası çizgisiyle kale çizgisi arasındaki mesafe 16,5 metredir) kralıyım.''

    edit: allah'ım allah'ım sultans of europe kayıp görüntüleri buldu. *

    22 ağustos 2000 galatasaray st gallen maçı;

    kendi kalelerine attıkları gol ile öne geçiyoruz. 2. golü jardel penaltıdan attı. bu ilk gol
    https://www.youtube.com/watch?v=YGGBgNcfBWI

    yediğimiz ilk gol ile skor 2 1 oluyor
    https://www.youtube.com/watch?v=He3Kl4B28AU

    taffarel'in hatası ya da hakemin tartışılamsı gereken kararı ile maç 2 2 oluyor
    https://www.youtube.com/watch?v=cPQa5bwaV

    edit 2: eşiyle de sorunları oldu. daha doğrusu söylenenlere göre eşi portekiz'e dönmek istemiş. sonrasında, yani portekize dönmelerinden bir iki yıl sonra boşandılar zaten ve jardel de iflah olmadı bir daha.
  • bein sports'a röportaj veren eski forvet oyuncumuz.

    http://tr.beinsports.com/...ahurati-unutamiyorum

    geldiği ilk yılın sonunda müthiş bir sezon geçirmesine rağmen, takımdan ayrılması için her şey yapılmıştı. ancak tek bir kötü söz etmemiş, aksine taraftarı övüp, özlemle bahsetmiş bizden.

    genellikle altyapımızdan çıkan türkiye cumhuriyeti vatandaşı eski futbolcularımızın tavırlarına, açıklamalarına karşın, eski/yeni yabancı oyuncularımızın açıklamalarını gördükçe yabancı oyuncularımızın karakterlerine hayran kalıyorum.

    ayrıca röportajında, yakın zamanda türkiye'ye geleceğini ve galatasaray'ı ziyaret emek istediğini belirtmiş. umarım gelişi bir iç saha maçında olur ve yıllar sonra süper mario jardel tezahüratını bu sefer 50.000 kişinin önünde yeniden dinler.
  • bu zamana kadar türkiyeden yolu geçmiş en iyi forvet.

    dün gibi hatırlıyorum. ikinci maçıydı sanırım. erzurum ile oynuyorduk. 7 ya da 8-0 bitmişti. tam tamına 5 gol atmıştı kendisi. yeni bir takıma gidip ilk maçlardan 5 gol atmak herkese nasip olmaz. şimdilerde bir futbolcu aldığın zaman takıma uyum süresi adı altında en az 7-8 hafta geçmesi gerekiyor. jardel ise ilk geldiği günden itibaren damgasını vurmuştu.
  • ofansif olarak diagne ile karşılaştırıldığını görse bide diagne'nin daha etkili olduğunun söylendiğini görse ya budist olur dağlara kapanırdı ya da kendini uyuşturucuya verir "altın vuruş" yapardı. * *

    falcao'nun alt. madrid ile ceza sahasına gelen herşeyi gol yaptığı bir sezonu vardı ya hani bu adam onu 6-7 sene boyunca * görece daha alt seviye takımlarda yaptı.
  • yay civarında topa gelişine plase vurmak üzereyken "napıyorsun yaaa" dedirtir; sonra lappp diye top köşeye girerdi.
    hakikaten büyük golcüydü. sinsilik vardı, bitiricilik vardı, karizma vardı. golün her türlüsünü atardı. canlı izleyemeyen jenerasyon bence çok şey kaçırdı. çünkü sonradan video kesitleri izlemek aynı şey olmuyor. ali sami yen'de tribünlere ilginç bir elektrik verir ve mükemmel bir momentum sağlardı. bahsettiğim elektrik de real mardid, milan maçlarında falan olurdu, yanlış anlaşılmasın.
  • sadece kötü bir sezonda geldin süper mario...senin oynadığın hiç bir maç duvarları yumruklamadım bu da kaçar mı len diye;saçlarımı yolmadım hiç bir maçta...babam çorbacı derdi sana...bakardık maçtan önce göbek dışardaysa,babam içmiş yine çorbayı kesin golü var derdi yine bu maçta,hatta sallardı 2 tabak içmiş bugun 2 tane atar diye...çoğu zaman tutturamadı tabi...48 maçta 59 çorba oha be super mario...
    sadece kötü bir sezonda geldin süper mario...imparatorumuz fiorentina yolunu tutmuştu mourinho portosu yaratmak yerine...kralımız intere uçmuştu yedek kalacağını bile bile...çubuklu tosun ve okan desen kendilerini pazarlama peşindeydi,herkes kaçacak yer arıyordu k.hakan'ı,arif'i,fatih'i...belki çoğu insan tarafından dile getirilmiyordu ama şampiyonlar ligi şampiyonu olma hayali herkesin kalbinin bi köşesindeydi o sene..çeyrek finalde real çıktı diye mesaj attı babam..biliyor musun ilk kez o gün korku hissetmedim..çeyrek final ve rakip real madrid...brezilya milli takımı çıksa farketmezdi çünkü korkmamayı galatasaraydan öğrenmiştim..çok az maç boğazımda düğüm oldu;madrid deki 2. maç bunların en başında gelir..neyse maçın hikayesini herkes biliyor zaten,uzatmıycam...ayaklarını topa uzatmayan rakibe basmaktan korkan bir sene öncesinde parlayan yıldızların gözümde kaydığı bi sezondu;sakatlanmamaları gerekiyordu çünkü yoksa hakan abileri yanına aldıramazdı...
    sadece kötü bir sezonda geldin süper mario... takımda arkadaşlık bozulmuştu ve herkesin kendini ilah gördüğü bir sezondu..gördük efeleri sonra gerçi her biri galatasaray tarihine geçmekten oldu.* yıllar sonra bir gun cocuklarım olduğunda onlara sarı kırmızıyı anlatırken;uefa kupası fotoğrafında hagi'yi bülent'i kendileri bilecekler,her ne kadar şimdilerde klubümü vefasızlıkla suçlayan en vefasız hakan'ı da bilseler de;ama bu renklere vefasızlık edenlerin adlarını ben söyleyeceğim,bak bu okan intere gitti sonra beşiktaşa geldi..bu emre olacak gibiydi inter'e gitti en son soluğu fenerde aldı...anlayacaklar tabi benim için sadece ama sadece futbolcu olduklarını.. kendileri yüzünden daha fazlası olmadıklarını,olamadıklarını...
    buraya seninle ilgili bişeyler yazmam gerekirdi biliyorum super mario...ama tutamadım yine kendimi..emeklerine her ne kadar minnettar olsamda sevemiyorum artık hiç birini..bir rüyaya başlayıp en mutlu sonla bitirmedikleri için...başka renkleri sarı kırmızıdan üstün tuttukları için ve bunlar öz evlatlarımız oldukları için...profesyonellik mi dersen ben onu bilmiyorum be super mario..babam, metin oktayı anlattıktan sonra unuttum o kelimeyi..
    sadece kötü bir sezonda geldin be süper mario...elimizden de bişey gelmedi şaşkındık o zaman taraftar olarak...daha fazlasını istemeyi bilemedik..yazdığımız destanın bi adım sonrasını göremedik...affet bizi...
    çorbacı;boğazımı yırtarcasına gooool diye bağırttığın maçlar için teşekkür ediyor ve bir an için gözlerimi kapatıyorum;elano'nun da izniyle 9 numarayı sana veriyorum,2009-2010 kadrosunu ve o kadroda forvette seni düşünüyorum..önümüzde uefa finali ve rakip liverpool...ama içim rahat 2 çorba ben ısmarladım zaten... gözlerimi açıyorum..yüzümde bir anlık tebessüm az sonra yerini geçmişin hüznüne bırakıyor..keşke diyorum...
  • eskiden futbol mundial diye bir program vardı ntv'de. dünyanın çeşitli yerlerinden ilgi çekici oyuncuları, takımları, spor olaylarını konu alan bir programdı. bize gelmeden önce de bölümlerin birinde porto'dayken jardel'i tanıtmışlardı. ne iyi golcüymüş keşke alsak falan diye geçirmiştim içimden. sonra o yaz jardel'i aldığımızı duyunca hem şaşırmış hem de çok sevinmiştim.

    transfer rekoru kırarak aldığımız bu gol makinesini sadece 1 sezon oynatmamız tarihimizin en büyük salaklıklarından biri olabilir. koca götlüydü, hantaldı falan ama nerede duracağını iyi bilirdi, çok iyi bir bitirici ve golcüydü. bizde oynadığı 41 maçta 33 golü var. bu gollerin 22'si 1. ligde* 11'i avrupa'da. sadece 1 sezon oynamasına rağmen güzel bir tat bıraktı ağzımızda.
  • --- alıntı ---

    faruk süren : bir gün muhabbet ederken, ikinci başkanımız mehmet cansun’un ağzından mario jardel ismi çıktı.

    burak elmas: mehmet abi’nin pozitif düşüncesi ve girişimleriyle başlayıp bizim detaylarını takip ettiğimiz bir süreçtir jardel transferi. geldi yönetim kurulu’na, “ya, bu jardel’i alalım biz” dedi. jardel o zaman avrupa’daki her takımın transfer hedefiydi. biz “gelmez” derken mehmet abi “ben konuştum, gelecek” dedi ve birkaç gün sonra beni florya’ya çağırdı. üstünde hawaii gömlek, altında şort, elinde bond çanta, yanında jardel’in menajeri… üçümüz florya’da oturuyoruz, mehmet abi’nin rahatlığı beni de rahatlatıyor. zaten öyle bir egodan uzaktır ki bazen o işi bitirir, siz kendiniz yaptınız zannedersiniz. “sen otur anlaş işte” dedi bana. “abi ne anlaşacağız, sen ne söz verdin bu adama?” diyorum ama mehmet abi öyle rahat ki… başkan’ın haberi olup olmadığını sordum, “hallederiz onları, sen konuş” dedi. sonra da kalktı teknesine gitti. ben jardel’in menajeriyle detayları konuştum, anlaştım. ama nasıl ödeyeceğiz diye kara kara düşünüyordum.

    faruk süren: telsim devreye girdi, 8 milyon dolara forma reklamı verdi. o zamanlar öyle bir para yok tabii, o işler 1 milyona falan oluyordu. aig sayesinde opel ile de görüşüyorduk. ama bir gün cem uzan ile malaga’ya uçarken bu işi bitirdik.

    burak elmas: öyle bir baskı altındaydık ki o dönem… ali abi’yle biz zaten her zaman karamsarız; jardel helikopterle florya’ya inip imzaya oturduğunda bile “acaba bir pürüz çıkacak mı” diye birbirimize bakıyorduk.

    faruk süren: mehmet güzel bir şey yaptı, ama biraz pahalıya yaptı! 7-8 milyon dolarlık bütçemiz vardı ama jardel’i 16 milyona aldık. bir sonraki senenin ücretini de ona verdik. ne yapalım, aldık işte!

    burak elmas: transferi bitirmiştik. jardel idmana çıkmıştı. tam rahatladık derken lucescu beni aradı ve “bu adam iyi bir oyuncu değil galiba. futbol oynayamıyor” dedi. biz panik olduk. ali dürüst ve aziz üstel’le kampa gittik. hazırlık maçında jardel hakikaten çok kötü oynuyor, kaval kemiğiyle pas veriyordu. türk futbol tarihinin en büyük parasını verip getirdiğimiz adamın futbolcudan uzak bir görüntüsü vardı. zürih sokaklarında ali dürüst, aziz üstel ve ben, iki saat boyunca “hepimizi topa tutarlar bu herif böyle çıkarsa” diye dertli dertli yürüdük. bonservisi ödedik mi, teminat mektupları gitti mi, transferi iptal edebilir miyiz; bunları düşünüyoruz… bir yandan mehmet abi’yi arıyoruz, “oğlum siz manyak mısınız?” diyor. sonunda bunun bir adaptasyon süreci olduğuna karar verdik. hocayla da konuştuk; “transferi yaptık, artık bir şekilde faydalanacağız” dedik.

    fatih akyel (futbolcu): açıkçası biz hakan şükür’den sonra işimizin biraz zorlaşacağını düşündük. çünkü devamlı pres yapan bir takımdık ve o pres de en önde hakan’la başlardı. jardel ise pres yapan bir oyuncu değildi. daha sakin ama daha golcü bir yapısı vardı. önce bir “ne oluyor?” dedik ama çabuk kaynaştık. topları jardel’e taşıdık, her pozisyonda onu gördük. o da hemen gollerini atmaya başladı.

    ümit davala (futbolcu): portekizce ve biraz ispanyolca hariç hiçbir dil bilmiyordu. elle kolla, vücut diliyle ancak anlaşıyorduk. bizim gözümüzde hiç koşmayan, mücadele etmeyen ama iş bitiren oyuncuydu.her zaman doğru yerde bulunurdu, en büyük özelliği de buydu. antrenmandan sonra sağdan soldan ortalar kesip ona ceza sahası içinde son vuruşları çalıştırıyorduk. kendisi bunu özellikle isterdi. birçok oyuncunun ayağıyla çektiği şutları kafasıyla atardı.

    hakan ünsal: jardel’den ön tarafta baskı yapmasını, rakibi kovalamasını bekleyemezsin. ama gözüne bandanayı bağla, topu sadece ceza sahasının içine ortala, golü yapmasını bekle. ben bir dönem sonra onu çözdüğümde, öyle yapıyordum artık. şükür koştuğu yere isterdi ortayı, bu adama ise orta yapmana gerek yoktu; nereye istersen oraya yap. kendisine gelirse gol olma ihtimali zaten yüzde 90 ama oldu ki ona gelmedi; fark etmez: rakip oyuncuya çarpıyordu, önüne düşüyordu ve yine gol oluyordu. dolayısıyla o kadar kolay olmaya başlamıştı ki benim için; rastgele yaptığım ortalarla sürekli asist yapıyordum. koşmasına, topu sürmesine bakınca “futbolcu mu bu?” dersin ama ruhen adam gol için yaratılmıştı, vücudunun her yeriyle gol atıyordu.

    --- alıntı ---

    https://www.socratesdergi.com/...ema-2000-super-kupa/
  • gayet çalım atabilen ama rakibin sağından atıp solundan geçemeyecek kadar da yavaş bir oyuncuydu. ama tüm bunlara rağmen oldukça enteresan bir golcüydü. iki ayağına da hakim hava toplarında oldukça iyi komple özellikleri nedeniyle rakibi tarafından kolay kolay çözülemez bu yüzden de bir şekilde saha içinde pozisyon bulabilirdi. bence hakan şükür ile didier drogba arasında bir yerde durur galatasaray golcüleri arasında.
  • galatasaray formasıyla attığı goller ;

    19 ağustos 2000 galatasaray erzurumspor maçı * *

    6 eylül 2000 bursaspor galatasaray maçı * *

    9 eylül 2000 galatasaray bursapor maçı * *

    12 eylül 2000 galatasaray monaco maçı * *

    15 eylül 2000 kocaelispor galatasaray maçı * *

    27 eylül 2000 galatasaray glasgow rangers maçı * *

    30 eylül 2000 gençlerbirliği galatasaray maçı * *

    14 ekim 2000 galatasaray siirtspor maçı * *

    7 kasım 2000 galatasaray sturm graz maçı * *

    11 kasım 2000 galatasaray rizespor maçı * *

    18 kasım 2000 adanaspor galatasaray maçı * *

    21 kasım 2000 milan galatasaray maçı * *

    1 aralık 2000 galatasaray ankaragücü maçı * *

    10 aralık 2000 galatasaray gaziantepspor maçı * *

    2 şubat 2001 fenerbahçe galatasaray maçı * *

    10 şubat 2001 galatasaray bursaspor maçı * *

    7 mart 2001 galatasaray milan maçı * *

    10 mart 2001 galatasaray gençlerbirliği maçı * *

    31 mart 2001 galatasaray beşiktaş maçı * *

    3 nisan 2001 galatasaray real madrid maçı * *

    14 nisan 2001 galatasaray antalyaspor maçı * *

    ********
    *---------*
    *---------*
    *---------*
    ********
    ----------*
    ----------*
    ********

    edit: lig düzeltmesi ayrıca "ukdeyi tcoskun kişisi vermiş."*
  • galatasaray forması giyen tanju da dahil bütün forvetler içindeki en büyük golcüdür. portodan gelirken inanamamıştım geldiğine. en iyi forvet değil en büyük golcü.

    hazırlık maçlarında hiç koşmazdı lig başlasın hele bir derdi. lig başladığında da çok bişey değişmemişti. karısı playboy güzeliydi yanlış hatırlamıyorsam sorunları vardı onlar da oynadığı oyuna yansırdı. ona rağmen hayvan gibi gol atardı.

    ama en büyük problem emre okan gibi yeniçerilerin onu dışlayıp takımdan soğutmasıydı. hagi ile ikisi birden oynayınca bildiğin takım 9 kişi oynardı.

    süper kupada reale iki tane geçirdiğinde ispanyol gazeteleri iki takm arasındaki tek fark 9 numara diye başlık atmıştı. ne günlerdi be.

    milan maçlarında manyak top oynamıştı. hagi bile bende koşcam yeterki jardel gol atsın demişti maçtan sonra.

    sorunsuz bir jardel türkiyede bir sezonda 40 gol gücündedir.