• 1657
    singo'nun 6 numara, muhtemelen davinson'un ara ara sol stoper dusunulecegi ortamda aklima gelen takim.

    zira manchester united leeds'le1-1 berabere kaldiklari mac sonrasinda 5 ocak'ta amorim'i kovdu ve yerine 13 ocak 2026'da michael carrick'i getirdi. bu tarihten sonra once city'i evlerinde 2-0, deplasmanda arsenal'i 3-2, son olarak da yine old trafford'da fulham'i 3-2 yendiler.

    carrick'in amorim'den farkli olarak yaptigi tek sey oyunculari yerlerinde oynatmak oldu. bir oyuncunun asil mevkiinde oynadigi farkla, yeni bir pozisyonda,en azindan kisa vadede verecegi katki ayni degildir.

    galatasaray acisindan 2025-26 sezonunun sonu ne olur bilmiyorum ama devaminin iyi gitmesi icin dogru kisilerin asil mevkilerinde verecegi performanstan cok devsirme topcularin devsirme mevkileri belirleyici olacak gibi.
  • 1658
    ilkokul ve lise dönemlerimde -ortalama 2005-2015- diyelim dünyanın en büyük futbol kulübü olduğu söylenirdi. özellikle beckham sonrası cristiano ronaldo'nun gelmesiyle birlikte muhtemelen o dönemin en heyecan yaratan ve takip edilen kulübü olmuşlardır. öyle ki playstation cafelere gittiğinizde bütün ekranlarda fifa yerine pes oynanır, yapılan maçların %90'ı da ronaldo'dan dolayı manchester united ile messi'den dolayı barselona arasında olurdu. popüleriteleri 2009'da ronaldo'nun real madrid'e transferi sonrası epey düştü. real madrid aynı sezon kaka ve xabi alonso'yu da transfer edip bütün odağı la liga'ya çekti. o tarihlerde lyon'un dahi tokatladığı bir kulüpken perez'in ikinci los galacticos projesi sonrası yeniden göz bebeği haline geldiler.

    fakat manchester united o gün bitmedi. bitiş; herkesin bildiği üzere 2013'te ferguson'un ayrılmasıyla yaşandı. kulüp o günden beri belini doğrultamıyor. üzerinden tam 13 sene geçmiş. şöyle düşünelim. 2010 doğumlu bir vatandaş bugün 16 yaşında ve onun için manchester mavidir. tam aksine biz o yaşlardayken manchester city diye bir takım nerdeyse yoktu. 2008'de araplar satın aldıktan sonra yavaş yavaş kafa gösterip nihayet mancini ile şampiyon oldular. manchester united ise steaua bükreş, borussia mönchengladbach ve izlemeyip de babalarımızdan öğrendiğimiz o bir zamanların diğer büyükleri gibi oldu, şimdinin çocukları için.

    darısı fenerimin başına.
  • 1659
    ryan giggs, beckham, scholes, neville, schmeichel, keane, butt, andy cole, solksjaer isimlerinin olduğu kadroyu izlemelere doyamadım. benim için cimbom dışında ronaldinho’lu messi’li barca ve nedved-davids-del piero-buffon’lu juventus ile r9’un inter’i ve dida, maldini, nesta, gattuso, pirlo, kaka, seedorf, shevchenko, crespo ve inzaghi imzalı milan ile beraber gelmiş geçmiş en efsane takımdır.
    tüm bu süper yıldızları 1990’lardan beri izlemiş olmak harika bir duygu.
    edit: bamboocha'ya milan kadrosu için teşekkürler ;)
  • 1660
    büyük takım kimliğini yitirmiş ingiliz takımı.

    son şampiyonluklarının üzerinden tam 13 yıl geçti. bu 13 yılda mourinho ile 2. bitirdikleri sezon olsa da şampiyonluk yarışları hiç olmadı.

    man. city, liverpool, tottenham, arsenal ve chelsea gibi rakipleri karşısında yeri geldi 7-0 yenildi, yeri geldi topa bile dokunamadığı maçlar oldu.

    tarihte liverpool, galatasaray, fenerbahçe gibi takımların da uzun yıllar şampiyonluk göremediği dönemler oldu elbet. ancak united’ın durumu bunlardan biraz farklı. kulüp para harcasa da başarıdan oldukça uzak. baştan aşağı köklü bir devrim yaşamadıkları sürece şampiyonluk gelecek gibi görünmüyor.
  • 1661
    yapmaları gereken tek şey kulüpte kimsenin üstüne söz söyleyemeyeceği, tüm kontrolü eline alabilecek tartışmasız bir hoca. rüştünü bu manada ispat etmiş birisi yani. sonra da zaman ve para verip, bu ismi tartışmaya açmayacaklar. gelecek adam da öyle sadece kupa alan, oyun anlamında tatmin etmeme ihtimali güçlü ancelotti, zidane falan olmayacak. sadece oyun peşinde olan idealist birisi de olamaz. xabi alonso falan da bu kulübü kurtaramaz şu an. futbolcuların tartışamayacağı bir adam lazım. “eti senin, kemiği benim” hesabı.

    en iyi aday belli: luis enrique. net. gelecek, vatandaşları pep ve arteta ile çarpışacak. oyun anlamında da liderlik anlamında da daha iyisi zor çıkar bu dönemde.

    öbür seçenek de simeone. oyun olarak hep defansif olarak anılsa da united’a gereken ilk şeyi verecektir: ciddiyet ve disiplin. soytarı futbolculardan falan kulübü uzak tutabilir. kulübe tekrar bir kimlik ve ciddiyet kazandırabilir. tabii simeone’nin atletico hanedanlığını sonlandırmak çok zor, o ayrı.

    yani kısaca buraya çok çok sağlam bir patron getireceksin, her şeyi ona teslim edeceksin. öyle van gaal, tuchel, zidane falan olmaz. direkt olarak dünyanın en iyi teknik direktörü denince akla gelecek 3-4 isimden biri olmalı. kulüple yükselecek biri falan da olmaz. united çok sorunlu kulüp. bu çarkı yıkacak adam lazım, düzeltecek adam değil.
  • 1662
    --- alıntı ---

    bir manchester united taraftarı olan frank ılett, takımının ligde üst üste beş maç kazanana kadar saçını kestirmeyeceğine dair verdiği söz nedeniyle neredeyse bir buçuk yıldır saçını kestirmiyordu.

    michael carrick'in göreve gelişiyle ivme yakalayan manchester united, üst üste 4 maç kazandı. 10 şubat'ta west ham deplasmanına çıkacak united bu maçı da kazanırsa, ılett saçlarına veda edecek.

    --- alıntı ---

    beşiktaşlılardan da benzer hamleler bekliyorum.
  • 1663
    amorim'in tuhaf 3'lü dizilimleri ile sahaya çıkıp sonunu getirmesinden sonra carrick ile tekrar 4'lüye dönüp ivme yakalamış ekip. karikatürize ettikleri maguire ve sakatlıklar prensi martinez'in ellerindeki en iyi savunmacılar olduğu gerçeğini kabul edip dalot ve shaw ile bekleri de tecrübeye emanet ettiler. mbeumo'dan santrafor çıkarma projeleri de şimdilik güzel gidiyor. bu kadroda tamam bu oyuncu burada iyi diyebileceğim bir casemiro bir de bruno var. onlardan da biri sene sonunda ayrılacak birinin de sözleşmesi bitiyor. ne yaparlar bilmiyorum ama büyük bir revizyon yapıp bir sistem ve düzen oturtmak zorundalar.
App Store'dan indirin Google Play'den alın