• kendisi atay han'dır.

    atay han türk ve moğol mitolojilerinde ceza tanrısıdır. hiçbir suçu cezasız bırakmaz.

    nitekim maicon da alper ulusoyun cezasını kesmeden eve yollamamıştır. *

    atay han moğol mitolojisinin önemli tanrıları arasındadır.

    ve aynı zamanda galta ulan(kızıl ateş) olarak da bilinir.

    bu isim de açıkça takımımızı işaret etmektedir. dolayısıyla konu tartışmaya açık değildir.

    (bkz: yunan tanrısı olsa beğenirdiniz)
  • çok kıymetli bir futbolcu. değişen futbola ayak uyduramayan kitlelerin ''stoper dediğin çalım yemeyecek'' veyahut ''on numara dediğin gol atacak'' tarzındaki cümlelerini de görmezden gelmek lazım zira artık hiçbir mevki tek bir odak noktasıyla yürümüyor. yeri geldiğinde pozisyon bilgisi iyi olmayıp pasörlüğü üst düzey bir isim en iyilerden biri kabul edilirken (misal david luiz) yeri geldiğinde sadece hızı veya fiziği iyi olup diğer özellikleri çok da aman aman olmayan savunmacılar zirveye çıkıyor. (top class seviye için konuşursak varane, mertesacker)

    mata mesela, kariyeri boyunca oynadığı her takımda büyük faydalar sağladı. çok mu gol attı, hagi gibi sol ayağının ucuyla 50 metrelik pas mı attı? hayır. genel olarak hayır. ama her şeyden yaptı, teknik direktörü çizgide oynattı oynadı. merkez orta saha oyna dediler oynadı, forvet arkasında harikalar yarattı. formasyondaki yeri ne olursa olsun da hep mücadele etti, takımına bir on numara oyuncusu için ekstra sayılabilecek bir mücadele gücü sundu.

    bizden de bir örnek vereyim, elmander... başka takımda başka bir taktikte farklı partnerlerle oynasa belki de ''bu ne ya ne kadar yeteneksiz futbolcu'' denebilecek isim geldi galatasaray'da efsane oldu. bakın üst düzey performans sergiledi falan da demiyorum, bildiğiniz efsane statüsüyle ayrıldı takımdan. çünkü o günkü sistemimiz tam kendisine göreydi ve partneri necati ile birbirlerini harika tamamlıyorlardı. mücadele gücü ve takıma kattığı sinerjiyle benim diyen forvetin veremeyeceği katkıyı verdi. peki şimdi geriye dönüp baktığınızda elmander'e top tekniği üst düzey değil diye, bitiriciliği vasatın bile bir tık üstü değil diye ''kötü futbolcu'' diyebilir misiniz? vicdanı olan kimse diyemez sanırım.

    ya maicon? pasörlüğü var, fizik gücü dolayısıyla hava hakimiyeti ve markaj becerisi var, standartların rahat rahat üstünde bir pozisyon bilgisi var, son derece önemli bulduğum bir lider kimliği var... ama hızlı olmadığı için kötü futbolcu. adamın tüm olumlu özellikleri çöpe gitti...

    1 nisan 2018 galatasaray trabzonspor maçını izlerken aldığım notların çoğunda maicon ismi vardı. maçın görüntüleri henüz internete düşmediğinden buraya aktaramıyorum ancak dakika vererek daha sonra da ilgili görüntüleri ekleyerek izah edeyim durumu.

    dakika 12: biz art arda hücumlara çıktığımız bir dönemde, maicon topla buluştuğunda bir ayağı sağ çizgiye basıyordu. üçlü savunma hattının en sağında bir bakıma sağ bek görevindeydi. ki bunu sezon boyunca da yaptı. böylece sol tarafa, sağ çizgiye daha rahat pas atma imkanı buldu, takım da savunmadan bir kişiyi ortaya atma, maicon'un pasörlüğünden daha net faydalanma imkanı buldu.

    dakika 34: sağ kanada yakın ancak biraz daha içte yer aldığı bir pozisyonda hemen hemen rakip ceza sahası yay civarına yerden muazzam bir pas verdi. pozisyonu hakkıyla değerlendirebilsek tertemiz bir gol pozisyonu. dünyada kaç tane bu kadar rahat gol pası verebilecek savunmacı var? nadir...

    dakika 58 : hücum ederken topu kaptırdık ve trabzonspor hızlı şekilde geliyordu. her zamanki gibi burak'ı arkaya hareketlendirmek istedikleri anda izlerken benim bile beklemediğim şekilde maicon araya girip tehlikeyi önledi. ilgili pozisyonun pozisyon bilgisinden başka herhangi bir izahı yoktu. oyuncuyu sahaya üstten elinle koysan daha iyi yere koyamazdın.

    tüm bunların yanında serdar aziz'le olan uyumunu belirtmek lazım. ikilinin sağladığı avantajlar ne peki?

    1- sıkı sıkıya yapışarak uyguladıkları markaj sayesinde çoğu rakip atağını normalden çok daha önde sonlandırıyorlar. örn: 1 nisan 2018 galatasaray trabzonspor maçının son kısmına girilirken trabzonspor bizim ceza sahamızda sadece 4 kez topla buluşmuştu. çünkü atakları maicon-serdar ikilisi önde kestiler.

    2- biz hücum ederken rakip savunmadan seken hava toplarını kazanmaları sayesinde art arda ataklarla karşı takımı bunaltma şansını bulabiliyoruz. mesela üç hafta önceki konyaspor maçında hava topu kazanma oranları 24'e 9 lehimizeydi. haliyle geriye düşmemize rağmen rakibi bunaltarak üstün hava hakimiyetimiz sonunda maçı çevirmiştik.

    3- maicon da serdar da lider oyuncular. oynanan oyunu geriden çok iyi takip ederek arkadaşlarını yönlendiriyorlar. ek olarak savaşçı yapılarıyla taraftarla bütünleşmeyi sağlayan futbolculardan ikisi durumundalar.

    4- birbirleriyle olan derinliklerini gerçekten iyi ayarlıyorlar. rakip maicon'u geçerse serdar'da, serdar'ı geçerse maicon'da takılıyor.

    sene başından beri söylüyorum galatasaray'ın savunması rakiplere bazen pozisyon bile vermeden maçı bitiriyor diye. yediğimiz gol sayısına aldanmamak lazım, çoğu duran top veya bireysel hataydı. hareketli oyunda yediğimiz gol sayısı çok az. ve inanın şu an lidersek, gomis bu kadar gol attıysa, rodrigues bu kadar etkiliyse, donk hatta selçuk iyi oynayabiliyorsa savunma hattımızın sıkı yapısı, lider tarzı ve anlattığım diğer savunma becerilerinden dolayıdır.

    velhasıl maicon da kaliteli bir savunmacıdır.
  • azıcık kötü oynayan futbolcusuna "çöp" muamelesi yapan taraftarlarımız olduğu müddetçe, 5 milyon euro'ya satılması bile imkansızdır. yani maicon geldi, ne ara ne yaptı da kurtulmak istenen futbolcu konumuna geldi ben anlamıyorum. biz ne ara bu kadar sabırsız olduk? 8 milyon euro'ya aldığın adamı 5 milyon euro'ya satmak neyin kafası? ondan sonra gs niye battı. batar tabii kardeşim, böyle 1 yılda futbolcu gömen taraftar olduğu müddetçe batar.
    (bkz: 2018-2019 transfer sezonu)
  • maicon pereira roque...

    bu adam kimin tavuğuna kış kış dedi?

    bu adam birileri gibi kulübede oturup milyon eurolar mı kazandı?
    (bkz: tarık çamdal)

    bu adam takım içi huzuru mu bozdu?

    bu adam galatasaray formasını çıkarıp yere mi attı?
    (bkz: selçuk inan)

    bu adam bilinçli bir şekilde kendi kalesine gol mü attı?

    bu adam en kritik maçlarda takımı şuursuzca 10 kişi mi bıraktı?
    (bkz: youness belhanda)

    bu adam galatasaray taraftarına sövdü mü?

    bu adam ''midem bulanıyor, adet geçireceğim sanırım'' diyip maça mı çıkmadı? üstüne de ertesi gün maldivlere mi gitti?
    (bkz: serdar aziz)

    ne yaptı kardeşim bu size, bize, takımımıza?

    ağırmış, hantalmış, ilk kontrolü yokmuş gibi safsatalar ile gelmeyin bana. bu adamı alırken adamın hız puanı 80'di de bize gelince 50'ye mi düştü?

    sosyal medya hesaplarına ''japonya'ya git'' , ''japonya sana yengeyi unutturacaktır'' , '' japonya'da enfes hanımlar var, lütfen git'' gibi iğrenç ve bel altı yorumlar yazdıracak ne yaptı bu adam bize?

    özellikle aile içi problemlerini sosyal medya hesaplarından adamın yüzüne vurmak, en insaflı tabirimle namussuzluktur.

    gitmesini takım için isteyebiliriz, bunu anlarım. maaş yüküdür, bonservis kazancıdır, ffp şartlarıdır hepsini anlarım.

    tarihimizden ne enkazlar geçti, ne badireli transferler atlattık, ne sorunlu topçularla uğraştık. maicon bunlardan hangi kategoriye giriyor?

    bazı kesimlerden nefret etmemi sağlayan topçu oldu kendisi. daha açık tabirle, maicon'un sahada göstermiş olduğu performansı, bazı insanların karakterini ortaya sermesinde en büyük etken oldu.

    maicon, sarı kırmızı formaya hiçbir zaman ihanet etmedi! ihanet edenlerle aynı kefeye koyanları allah'a havale ediyorum.
  • 30 eylül 2017 galatasaray kardemir karabükspor maçında en sevindiğim noktalardan biri de artık kendisini tam anlamıyla benimsememiz oldu taraftar olarak. artık biz ona güveniyoruz, o kendini tamamen buraya ait hissediyor.

    ilk transfer ettiğimizde sevinmekle beraber, ''lan acaba avrupa'dan birini falan alsak bu paraya daha mı iyiydi?'' diye, muhtemelen birçok taraftarın aklına gelen şey benim de aklıma geldi. sonra deplasmandaki östersunds maçında yediğimiz golü görünce, zaten bütün o karamsarlığın üstüne ''yine mi stoper sorunu?'' diye kara kara düşünmeye başlamıştım. ancak şimdi görüyorum ki gayet iyi bir adam almışız.

    1) yeteri kadar liderlik var. belki ujfa kadar şef değil ancak bazı hareketlerinden anlıyorsun ki sorumluluğunun farkında. zaten sağında mariano, önünde fernando olan bir adamda da aşırı liderlik olmasına gerek yok.
    2) oyunu okuma. burada demek istediğim 10 numara zekası değil, savunmada top nereye gider, ne zaman müdahale etmeliyim gibi soruları doğru cevaplaması. mariano'nun arkasına top mu düştü, hemen orada bitiyor. önde baskı mı yapması gerekiyor, hemen rakibin arkasında.
    3) sertlik. kesinlikle aradığımız şey yıllardır. serdar ile birlikte bu konuda fazlasıyla iyiler. stoper dediğin gerektiğinde hafiften itecek, dirsek atacak, diziyle temas edecek abi. rakip forveti sindirecek yani. rakip topu ayağına alır almaz çıkarmak isteyecek, tedirgin olacak. zaten kendisinin tipi de tam anlamıyla stoper olmanın hakkını veriyor.
    4) kafa topları. bu konuda da serdar ile birlikte çok iyiler ligimiz için. kafa vuruşları iyi, zıplaması iyi ve bunlar kadar önemlisi topu nereye indirmesi gerektiğini de çok iyi biliyor. mesela mehmet topal'ı örnek vereyim: 30 metre yanında adam olmasa dahi kafasıyla topa rastgele vurur ancak maicon takımına kazandırmak için çabalıyor. zaten karabük maçında attığı gol kafa topları konusunda ne kadar meziyetli olduğunun kanıtı. o boş alana koşup, kafayı öyle çevirerek düzgün bir şekilde kaleye yollamak çok zor ki zaten ilk başta kimse anlamadı ne yaptığını.
    5) şanslıyız ki ayağı da çok iyi. ciddi manada çok iyi hem de. uzun topları, kanatlara veya beklere doğru attığı yerden isabetli toplar gayet iyi. oyun kurmamıza büyük yardımı dokunuyor. ileri bölgede hep hareketli oyunculara sahip olmak ile maicon'un bu becerisi birleşince ortaya çok iyi bir tablo çıkıyor. yine karabük maçında attığı son dakika golünde o topa öyle isabetli vurmak her babayiğidin harcı değil. bu adamın ayakları gerçekten iyi.
    6) aidiyet. bunu açıklamama gerek yok. https://pbs.twimg.com/media/DK_hCp4W0AAYdef.jpg

    7 haftalık performansı ile özlediğimiz stoper olduğunu gösterdi. umarım böyle oynamaya devam eder, bu konsantrasyonda devam eder. iyi oynamasına rağmen bir türlü kendisinin adı geçmediği için üzülüyordum çünkü bir stoper için çok önemlidir kendine güvenmek ve taraftarın kendisine güvendiğini bilmek. serdar'a bakın mesela; her hafta üstüne koyuyor. çünkü ilk haftalardaki ''acaba sakatlanır mıyım, acaba bir hata yapsam taraftar beni siler mi?'' soruları, yerini ''ben artık galatasaray futbol takımının stoperiyim'' demeye bıraktı.

    bir de içimde maicon 9.haftada fener'e koyacak gibi bir his var ama hayırlısı.
  • bu adamın daha fazla ne yapması gerekiyor insanların gözüne girmesi için? hala et mi tavuk mu? emin olamayanlar var!!!

    maicon'u östersduns maçı sonrası savundum 'sabredin biraz' dedim ama ben bile bu kadarını beklemiyordum. 'havadan kuş uçurtmaz' onu geçmişte izlediğim videolardan anlamıştım zaten ama ayağının bu kadar düzgün olması çok şaşırttı. 3-4 senedir selçuk'tan beklediğimiz ters topları ve yerden paralel pasları bu adam bu boyla yapıyor.

    ama hala taraftarların tam olarak göze girmemesi çok ilginç.

    edit: düzeltildi
  • futbolcular robot değil. o yüzden onların da duyguları olduğunu bilerek hareket etmemiz gerekiyor.

    kendisini 3 milyon euro'ya kiralamak çok mantıklı değildi fakat kiraladık deyip, üstelik arabistana kiraladık deyip, kiralayamamak daha büyük problem.
    bu oyuncu takımı niye sahiplensin? istenmediğini bile bile nasıl konsantre olsun. 3 gün sonra nasıl maça çıksın?
    yanlışı yanlışı örttüğümüz oyuncu.
  • geçen sene evimizde oynadığımız karabük maçında* bize galibiyeti son dakikada getiren bir adamdı. o maçta attığı iki gol olmasa belki de şampiyon olamayacaktık.

    çok uzağa gitmeyelim, 1 ay önceki erzurum maçında* bize galibiyeti getiren bir adamdı.

    tamam formsuz olduğu ve çok çabuk adam geçirdiği doğrudur ama bu onu son yılların en kötü stoperi yapmaz. bu gözler ne kötü stoperler gördü. maicon onların yanında puyol kalır.

    son 20 yılı bir kenara bırakırsak, son 1 gün içerisindeki bir maça baktığımızda bile en kötü stoperi rahatlıkla ayırt edebiliriz;

    (bkz: ahmet çalık)
  • gidin getirin arabistan'dan hazır trabzonspor maçı* öncesi. vietnam savaşını hatırlayan kedi videosu gibi trabzonspor maçını izleyelim.

    salın artık şu eski sevgilileri gözünüzü seveyim ya. adam hantallıktan ziraat kupasında yarı finalde elenmemize sebep oldu halen kendisini istiyoruz. 20-21 sezonu transfer döneminde bu adamdan gelecek paraya bakacağız biz. gittiği takımda hiçte fena oynamadı çünkü, yaşı da çok geç değil o yüzden belki bir 7-8 koparabiliriz.
  • kendisi önde oynayan değil savunmayı geride kuran takım stoperidir. deep defence line oynarsanız performans alırsınız. önde oynarsanız - ki galatasaray çoğu maçında öyle ve önde oynar, kendisi sırıtır. abdullah avcı takımlarında, geriye yaslanan takımlarda, savunmayı geride tutan takımlarda iyi oynar. iyi futbolcu kötü futbolcu vardır, bir de sisteme göre futbolcu vardır. üst düzey takımlar bu yüzden scouting yapar, iyi futbolcu aramazlar. kendi sistemlerine uygun oyuncu ararlar. maicon bu yüzden bizim takımda çoğu maçta sırıtabilir. ujjfaluji-semih kaya başarılı bir tandem oluşturmuştu ama teke tek birisini kendilerine uymayan sistem ve partnerle oynatırsanız inanılmaz sıçarlar. semih kaya'nın ne hallere düştüğünü sonradan gördük. özellikle stoper ikilisi hem sisteme uygun hem de birbirlerine uyumlu seçilmelidir. fenerbahçe'nin tukaka, artık işe yaramaz diye saldığı tomas için, song ile birlikte aldığımız katkıya bakın.
    frank de boer ve cris gibi kariyerli oyuncuları, yaşlı da olsa aldığımız zamanlara bakın. facia oynadılar. yalçın ayhan'dan başakşehir'in aldığı katkıya bakın. hogh-uche boşuna birlikte anılmıyorlar. bunlar karı koca değildi. ikisi birlikteyken harika uyumluydu. song tomas da öyle, bülent popescu da öyle. defans hattı en çok kadro mühendisliği isteyen bölgedir ve düzgün kurduğunuzda iş yapar ve başarılı olursalar beraber anılırlar ve şampiyon yaparlar. puyol-pique de diyelim. çoğu başarılı defans oyuncusunun ekürisi gittiğinde nasıl sıçtığına dair tezler bile yazılabilir ve ciddi anlamda incelenmesi gereken bir konudur.

    yani maicon kötü bir oyuncu diyemeyiz. ama onu ona göre oynadığınız bir sistemde oynatmanız lazım. aksi takdirde hızlı oynanan avrupa futbolunda kendisinin brezilya ligine düşmesi mi şaşırtıcı, onu sizin oradan almanız mı başarı? kimse bilmiyor muydu da maicon oralara kadar düştü ve almak istemedi? kendisi bize gelirken son takımının taraftarı boşuna sevindi, zil taktı, gönderiyoruz hem de bu paraya diye? en basitinden başlığını şu sözlükte açın ve okuyun. bazı maçlarda kral, defansın maestrosu bazı maçlarda tırt, yavaş, dandik olmuş. adam aynı adam. değişen ne? oyun anlayışı, iç saha-deplasman, rakip. yani sözün özü defansı taktiğinize göre kurmak zorundasınız. hele ahmet çalık ile oynarsa bu adam sıçar. serdar ile, denayer ile iyi oynarsa idare eder, iyi oynar. burada bek seçimi de devreye girer. sen yavaş ve kule oyuncuyu hızlı olmayan partnerle ve kademeye girmeyen, geriye gelmeyen beklerle oynatırsan çöptür. kendisi çöp müdür? bu çok ağır olur. tıpkı kendisi gibi.