• 4
    mustafa denizlinin dünya futbol literatürüne altın harflerle kazandığı unutulmaz taktik. bir tür meditasyon olduğuna dair rivayetler de vardır. yıllar sonra championship manager oynayarak maçlara hazırlanan ersun yanal'a ve de devre arası bir takım veriler yüklediği türbülent programının şekillendirdiği taktikle ikinci yarıya çıkan bülent uygun'a ilham verdiyse de; başarılı olma konusunda aslının yakınlarına bile yaklaşamamıştır.

    (bkz: yüzde 51)
  • 5
    büyük menajerler veya çok fanatik taraftarların sıklıkla kullandığı bi tabirdir. maç oynanmadan önce rakibin neler yapabileceğini düşünerek adım adım ilerlersin kafanın içinde. işte ben her gece yatmadan önce kafamda bir maç oynuyorum bu aralar. eğer bir bomba patlarsa yanıbaşımda ve eğer ölmeme şansına erişebilirsem ne yapabilirim diye. çok da uzak bir ihtimal değil bu ve bunu bir sistem eleştirisi olarak yazmıyorum. yazmazsam kafayı yiyeceğim için yazıyorum. çok değil, 1 ay önce dersime geç kalıp ''ulan hoca imza attırmamış olsa bari'' diye söylene söylene koşar adım yürüdüğüm dersliğin hemen altında, otoparkta bomba düzenekli araç bulunmasıdır beni sabah akşam uzun uzadıya düşündüren. çünkü ben o otoparkın sadece 50 metre yanındaki yurtta kalıyorum. evinde otur, dışarı çıkma tarzı önlemlerle hayatta kalmanın çok zor olmadığı bir gerçek. peki ya kaldığınız yer tehlikenin ta kendisiyse? haftalarca yazıldı çizildi bu bomba düzenekli araç hakında. amacın üniversiteye saldırmak değil üniversitede saklanmak olduğu da söylendi. bunun bizi bir miktar rahatlatması gerekiyordu, öyle de oldu. ama gerek son ankara saldırısı olsun, gerek son istanbul saldırısı olsun eylemciler polis tarafından farkedildiği anda kendilerini patlatıyorlar. sonra bir de utanmadan ''hedefimiz siviller değildi, üzgünüz olan oldu'' diyorlar. çok sağol eylemci kardeş, sayende annelerin babaların gözyaşı dindi. sen o özrü diledin ya, o patlamada kaybedilenler geri geldi. yani burdan şunu anlamak lazım, bu adamlar birilerini yanında götürmek istiyorlar. bu sivil, asker, polis farketmiyor. ya bu saklanan arabalardan biri, üniversite sınırlarından çıkmak üzereyken farkedilip patlarsa? ya ben o sırada yeni uyanıp, sigara içmek için yurt kapısının önünde duruyorsam? ya da yatağımda bir uyku halindeysem. bilemiyorum. ölüm uzakta değil, kabullenmek istemiyorum ama düşünmeden de edemiyorum. bizi bu duruma düşüren herkesin, iki yakası bir araya gelmesin.
  • 6
    galatasaray'ımın önemli maçlarından önce uyumadan hemen önce olması suretiyle yaptığım eylem.
    ve tabii bu sözcük grubunu duyunca çoğumuzun aklına mustafa denizli gelir.

    galatasaray'daki ilk döneminde de bilhassa bu metodu sıkça kullandığını belirtmişti denizli ve o dönem çok da başarılıydı. ne var ki sonraki dönemlerde metod işlerliğini kaybetmiş olacak ki verimli sonuçlara ulaşamadı.

    en son döneminde de bizdeyken önemli bir maçtan önce ''maçı kafamda oynadım, kazanacağız'' dediğini hatırlıyorum. zannedersem kaybetmiştik.

    benim kafamda oynadığım maçlar nasıl oluyorsa ilk 2 dakikadan sonra farka gidiyor. mesela fenerbahçe ile oynuyorsak ne hikmetse 7-0 8-0 falan kazanıyoruz. tabii böyle düşünüp olmayınca insanın da şevki kırılıyor. bir yıldır hiç yapmadım bu işi. en son geçen sene lazio'ya fark atıyorduk arena'da. elenince küstüm, bıraktım. :(
  • 7
    23 şubat 2020 fenerbahçe galatasaray maçı için sürekli olarak gerçekleştirdiğim eylem.

    bir onyekuru olup rakibin solundan geçip ayak içi plase bırakıyorum. bir falcao olup elland road'daki hakan şükür misali slalom yaparak altay'ı perişan ediyorum. bir emre akbaba olup yay üzerinden golü doksana atıyorum. ah ulan diyorum, keşke ben sahada olsam bir yolunu bulup şu golü atsam diyorum!