• galatasaray'a transfer olduğu haberi sunderland taraftar forumuna düştüğünde, taraftarların geneli "hadi lan, ne işi var lorik'in gala'da?!" diye ilk anın şokuyla saçmalarken; babayiğidin biri durumu özetlemişti:

    "iyi olmuş; belki türkiye'de top kazanmakla görevli orta saha oyuncularından 40 metrelik paslar bekleyen geri zekalılar yoktur!"

    ne üç kuruş için vietnam'a savaş açan silah tüccarından, ne de ırak'a savaş açan petrol firmasından tiksiniyorum; şu adidas/nike/puma vs. orospu çocuklarından tiksindiğim kadar. göze hoş gelen, top cambazlığı yapan her futbolcu sezon sonunda bunların reklamlarında; sanki sirkteyiz anasını satayım, trapezci izliyoruz. izlenenden keyif almak için hiç bir futbol bilgisi gerekmiyor, öyle lazer anahtarlığa bakan kedi gibi hipnotize oluveriyorsun, adam topu sağa sola çekiyor, çalım atıyor falan... futbolla tek alakası, c.ronaldo'nun sixpack'ini görmek için barnabeu'ya gelen sarışın kıza bile forma, eşofman, vs. satılabiliyor bu yöntemle...

    geri kalanlar? yani sahada takımına sağladığı katkıyı algılayabilmek için futbol bilgisine sahip olunması gereken futbolcular? onlar yeteneksiz, yeteneksiz olduğu için mecburen canla başla oynayanlar; kazmalar, kasaplar...

    sezonun ilk maçı olan sivasspor deplasmanını hatırlıyorum da; ligtv spikerlerinin lorik cana'dan bacak arası çalımlar, 40 metrelik ara paslar göremeyince "pek öyle özelliği olmayan, sıradan bir futbolcu bu; değil mi melih?" diye kikirdemelerini ve sanki bütün rakip orta sahasına karşı maçın başından beri tek başına direnen o değilmiş gibi, bir tane çalım atınca "lorik cana cevabımızı verdi..." diye yüzsüzce kıvırmalarını. daha da kötüsü, sabahtan akşama kadar şu yorumcu bu takımlı, bu spiker galatasaray düşmanı diye yazmaktan klavye aşındıran sözlükte; bu dangozların futbol anlayışının tıpkısının aynısını okumak!

    tiksindirdiniz lan; yemin ediyorum tiksindirdiniz!
  • hiçbi' boku beğenmeyen, televizyondan ahkam kesmesini iyi bilen türlerin yine dayanaksız olarak atıp tutacakları cengaver.

    gökmen özdenak: şimdi serhatçığım baktığınız zaman böyle oyuncular çok kart görür. gaassaray hep yanlış yapıyo.

    ahmet çakar: bakın beyler tırnak içerisinde söylüyorum "bu adam kasap". sarı-kırmızı çıkmazsa adam değilim!

    rıdvan dilmen: bi' alex değil güntekin, sana maç kazandırmaz. nerde oynuyodu bu güntekin?

    hıncal uluç: yani inanılır gibi değil! birisi gelsin bu adamın bana yararlı olduğunu söylesin. benden başka maçlarını izleyen gelsin yanıma, tartışalım!

    sergen yalçın: şimdi cana'ya bakıyorsun, ne çalım atar ne orta yapar. bilemiyorum, sıkıntı var yani.
  • lorik cana, 27 temmuz 1983'te o dönemki adıyla yugoslavya'nın bir kenti olan, priştine'de dünyaya geldi. günümüzde priştine, kosova cumhuriyeti'nin başkentidir*.

    http://site.mynet.com/.../kosova_haritasi.gif

    lorik cana'nın boyu 186 cm, kilosu ise 86'dır. lakabı warrior, yani "savaşçı"dır. mevkisi savunmaya dönük orta sahadır*. babası agim cana da kendisi gibi futbolcudur*. o da bir dönem türkiye'de top oynamış, hatta türk vatandaşlığına geçmiştir.

    (bkz: agim cana)

    http://3.bp.blogspot.com/...cana-galatasaray.jpg

    http://4.bp.blogspot.com/...m-cana-tc-kimlik.jpg

    lorik cana'nın futbol kariyerine bakacak olursak, kendisi futbola fc lausanne-sport altyapısında başlamıştır. burada oynarken 1999 senesinde, yani 16 yaşındayken kendisi arsenal tarafından denemeye alınmış, fakat ingiltere'de oturma izni alamadığı için transferi gerçekleşmemiştir.

    daha sonra 2000 senesinde, yani 17 yaşındayken paris saint-germain altyapısına bedelsiz olarak geçmiştir.

    2000/2001 sezonunda psg'nin b takımı ile ligde 3 maçta görev almıştır.

    2001/2002 sezonunda psg'nin b takımı ile ligde 12 maça çıkarken 1 de gol atmıştır.

    2002/2003 sezonunda psg'nin b takımının düzenli isimlerinden biri haline gelmiş, ligde 23 maça çıkarken 1 gol atmıştır. ayrıca bu sezonda ilk defa a takım kadrosuna çağrılmış, ligue 1'de üçü de ilk onbir ve 90 dakika olmak üzere üç maçta görev alırken toplamda bir kez sarı kart görmüştür.

    2003/2004 sezonunda bu sefer de a takımın düzenli isimlerinden biri haline gelmiş, psg ile ligue 1'de 30'u ilk onbir olmak üzere 32 maça çıkıp 2592 dakika sahada kalırken 1 gol atmıştır. 27 maçta en az 80 dakika oynamıştır. toplamda 11 sarı, 2 kırmızı kart ile oldukça agresif bir profil çizmiştir. bu sezonda modeste m'bami* ile orta sahada iyi bir ikili oluşturmuştur.

    fransa kupasında hiç forma giymemiş olmasına rağmen psg ile 2003/2004 sezonunda kupa şampiyonluğu yaşamıştır.

    2004/2005 sezonunda psg ile ligue 1'de 29'u ilk onbir olmak üzere 31 maçta görev alıp toplam 2542 dakika sahada kalırken yine 1 gol ile sezonu tamamlamıştır. 25 maçta en az 85 dakika oynamıştır. sezon boyunca 10 sarı, 1 kırmızı kart görerek agresif çizgisini devam ettirmiştir. bu sezonda mevkisinin diğer alternatifleri* olan modeste m'bami*, charles-edouard coridon* ve sergey semak* arasından tek istikrarlı isim olarak öne çıkmıştır.

    şampiyonlar liginde ise altısı da ilk onbir ve 90 dakika olmak üzere 6 maçta forma giymiş, toplam 540 dakika sahada kalmıştır.

    2005/2006 sezonunda psg ile ligue 1'de ikisi de oyuna sonradan dahil olmak üzere iki maça çıkmış, sezonun henüz başında 4.000.000 euro bonservis bedeli ile olimpik marsilya'ya transfer olmuştur. sezon boyunca ligde 28'i ilk onbir olmak üzere 30 maçta toplam 2572 dakika oynamıştır. ilk onbirde sahaya çıktığı 28 maçta da 90 dakika sahada kalmıştır. bu sezonda 1 gol atıp 3 asist yaparken tam 15 defa kart görmüştür. bu sezonda orta sahadaki partneri sabri lamouchi* idi.

    uefa kupasında olimpik marsilya ile altısı ilk onbir olmak üzere 8 maçta görev alıp 541 dakika oynarken 1 gol atmış, 4 kez de sarı kart ile cezalandırılmıştır.

    2006/2007 sezonunda olimpik marsilya forması ile ligue 1'de 33'ü de ilk onbir olmak üzere 33 maçta forma giyerken toplam 2860 dakika sahada kalmış, 29 maçta 90 dakikayı tamamlarken 2 gol atmış, 1 de asist yapmıştır. bu sezonda toplam 8 sarı kart görmüştür. bu sezonda psg'den takım arkadaşı modeste m'bami de olimpik marsilya'ya katılmış ve sezon boyunca* kendisine orta sahada eşlik etmiştir.

    uefa kupasında iki maçta toplam 108 dakika görev almış, 1 de sarı kart görmüştür.

    2007/2008 sezonu öncesinde takım kaptanı habib beye takımdan ayrıldığı için olimpik marsilya'nın kaptanlık pazubandı lorik cana'ya verilir. sezon boyunca ligue 1'de 34'ü de ilk onbir olmak üzere 34 maçta görev alırken toplam 3036 dakika sahada kalmış, 33 maçta ise 90 dakikayı tamamlamıştır. 2 gol atıp 3 asist yaparken 10 da sarı kart görmüştür. bu sezonda orta saha mevkisinde kendisine karim ziani* ve modeste m'bami* dönüşümlü olarak eşlik etmiştir.

    şampiyonlar liginde tümü 90 dakika olmak üzere 6 maçta* toplam 540 dakika görev alıp 1 kez sarı kart görmüştür.

    uefa kupasında ise 3 maçta 90 dakika görev alıp iki kez sarı kart görmüştür.

    fransa kupasında ise bir maçta 90 dakika oynayıp bu maçta bir kez fileleri havalandırmıştır.

    2008/2009 sezonunda olimpik marsilya ile ligue 1'de 24'ü ilk onbir olmak üzere 27 maçta görev alıp toplam 2147 dakika sahada kalmış, 26 maçta en az 85 dakika oynamıştır. sezonu 1 gol ve 1 asistle tamamlarken 7 kez sarı, 1 kez de kırmızı kart ile cezalandırılmıştır. bu sezonda orta sahada karim ziani* ile birlikte oynamış, modeste m'bami ise bu iki isme alternatif olmuştur*. bu sezonda da takımının kaptanı idi.

    şampiyonlar liginde altısı da ilk onbir ve 90 dakika olmak üzere toplam 6 maçta 540 dakika görev almış ve 1 gol* atmıştır.

    uefa kupasında dördü de ilk onbir olmak üzere 4 maçta toplam 318 dakika oynayıp 1 sarı kart görmüştür.

    2009/2010 sezonu öncesinde 5.800.000 euro bonservis bedeli ile sunderland'a transfer olmuştur. henüz ilk sezonunda kendisine kaptanlık verilmiştir. premier lig'de sunderland forması ile 29'u ilk onbir olmak üzere 31 maçta toplam 2599 dakika forma giymiş, 27 maçta 90 dakikayı tamamlamıştır. bu sezonda 1 asist yaparken 11 sarı, 1 de kırmızı kart görmüştür. bu sezonda kariyerinde ilk defa tek ön libero olarak görev almıştır.

    lig kupasında ikisi de ilk onbir olmak üzere iki maçta 206 dakika* görev almıştır.

    fa kupasında ise ikisi de ilk onbir ve 90 dakika olmak üzere iki maçta görev almış, 1 kez sarı kart görmüştür.

    2010/2011 sezonu öncesinde 4.500.000 euro bonservis bedeli ile galatasaray'a transfer olmuştur. 19 numaralı formayı giymektedir.

    tarih itibariyle ligde biri ilk onbir olmak üzere 3 maçta toplam 110 dakika görev alıp 1 sarı kart görmüştür.

    uefa avrupa ligi ön eleme aşamasında ise biri ilk onbir olmak üzere toplam 3 maçta 140 dakika oynamıştır.

    milli takım kariyerine bakacak olursak; kendisi fransa ve isviçre pasaportları da taşımasına rağmen arnavutluk milli futbol takımını seçmiştir. çünkü kendisi 19 yaşındayken sadece arnavutluk futbol federasyonu'nun davet göndermesine ek olarak oldukça milliyetçi birisidir. ilk defa 2003 haziranında giydiği arnavutluk milli futbol takımı forması ile toplamda 45 maça çıkıp 1 gol atmıştır.

    sadede gelirsek;

    lorik cana agresif yapısı ile tam ligimize uygun bir isimdir.

    lorik cana çirkef veya kasap olmadığı gibi topa sert olan hırslı ve yürekli bir oyuncudur.

    lorik cana top kapma becerisi ve adam markajı üst düzey, tek pas kabiliyeti ise oldukça iyi olan bir isimdir. kendisi için hiç de gerekli olmayan çalım atma becerisi, arka direğe koşu kabiliyeti ve bitiriciliği çok da iyi değildir.

    lorik cana kariyerinin çoğunda bir orta saha, bir oyun kurucu ve bir ön liberolu, yani 3 orta saha oyunculu sistemde oynadığı için şu anki* dizilişimiz için ideal ötesi bir futbolcudur.

    lorik cana kariyerinde kayda değer hiçbir sakatlık yaşamamıştır.

    lorik cana kariyeri ve geçmişi itibariyle türkiye'ye ve türk kültürüne yakın bir isimdir*.

    frank rijkaard gibi üst düzey bir teknik adam lorik cana gibi bir oyuncuyu ancak ve ancak yabancı oyuncu sınırlaması yüzünden oynatmıyor olabilir. bunların dışında** kendisi bence her maç kesinlikle ilk onbirde başlaması gereken bir isimdir.

    eğer arda turan iyileştiği vakit kendisi sahadaki yerini almazsa bu işte cidden büyük bir gariplik var demektir.

    son olarak;

    lorik cana yıllardır sıkıntısını çektiğimiz ön libero mevkisine yapılmış, son yıllarda yaptığımız en mantıklı ve en yerinde transferlerden biridir. eğer sakatlanmasa idi şu an tobias linderoth için bu sözleri sarf edecektik...

    yürüyedur aslan parçası...

    http://img480.imageshack.us/...480/5317/2494dw0.jpg *

    http://www.avrupafatihi.com/...orik_cana_579561.jpg *

    http://www.galsh.com/...i_dhe_lorik_cana.jpg *

    http://1.bp.blogspot.com/...00/cana_1464398c.jpg *

    http://www.findalbanian.com/...2008/09/team-alb.jpg *

    http://bostanciogludevran.files.wordpress.com/...ff986bd459e443cb.jpg *
  • futbolu bırakmış cesur yürek: https://www.cnnturk.com/...iyle-futbolu-birakti

    çok hayalim vardı kendisi geldiğinde. kısıtlı yeteneğine rağmen büyük karakteri sayesinde, bülent korkmaz'dan beri özlediğimiz "kaptanlık" işini yapacak, gerektiğinde sahada ve soyunma odasında masaya yumruğunu vurup arkadaşlarını kendine getirecekti. sakatlıklar, bam üçlüsünün orta saha, pino'nun rakipsiz santrafor olduğu bir döneme denk gelmesi gibi şanssızlıklar yüzünden olmadı, olduramadık. kendisinin hayali de bir gün galatasaray'ı kosova'ya götürmekti. o da olmadı.

    belgrad'da üzerinde arnavutluk forması varken sahaya inen sırpları yatırıp dövecek kadar deli adam, galatasaray'ı her daim destekleyen adam, şu aralar onun bunun içini boşalttığı adam(!) tanımına çok yakışan adam, hayatının geri kalanında hep mutlu olursun umarım.
  • anti galatasaraylı ntvsporcular lorik cana açık arttırmasındadır:
    -yok mu daha fazla cana bulan?
    sergen: 1500.
    mustafa: 2000.
    rıdvan: hadi güntekin nolur hadi.
    güntekin: benden 4000.
    hakan: 5000.
    sergen: 7000.
    rıdvan: güntekinnnnnn.*
    güntekin: 10 bin.
    rıdvan: güntekin isteyimmmmm.
    -en son 10 bin geldi. yok mu arttıran? veriyorum verrr...
    mustafa: 12 bin.
    sergen: 15 bin.
    güntekin: 20 bin.
    rıdvan: benim olacak cana. gidicem anadoluya. bulacam bin tane bulacam bin tane.
    sezercik: hayır hayır olmaz.
    rıdvan: nedenmiş?
    -evet beyler. 20 bin. yok mu arttıran?
    sergen: 23 bin.
    güntekin: 25 bin.
    rıdvan: oh yeeee. alıcaz canayı.
    -veriyorum verrr...
    tekerlekli sandalyeli linderoth: 50 bin.

    ve linderoth 50 bin tane cana bulacağını söyler ve orjinal canayı da yanına alıp galatasaraya gelir.

    ilham kaynağı: (bkz: #454521)
  • pasaport falan çok konuşuluyor ya bu ülkede. herkes türk pasaportundan şikayetçi. yok alman olsaydım şurada, ingiliz olsaydım burada oynardım cümleleri hiç bitmiyor. ismi arda değil de ardaoviç olsayda - sanki yugoslavya kaldı amına koyiim - 30 milyon euro olurdu geyikleri uçuşuyor havada. işte bu tanımın sözlük anlamı bu adam benim için. düşük profilli gözükmesinin tek sebebi arnavut olması ve arnavutluk milli takımında forma giymesi. kendisinin köylüsü olan behrami isviçre milli takımı'nın formasını terletiyor mesela. ki cana'nın dörtte biri değildir gözümde. ama daha çok bilinir. bir takım kendisini alsa daha çok konuşulur. ama cana farklı. zorla koparıldığı topraklara belki de babasının da yönlendirmesi ile kaptan senelerdir. ki kendisinin hem isviçre hem de fransa vatandaşlığı var. istese ikisinden birini kullanabilir bu milli takımlarda da rahatlıkla yer bulabilirdi.

    psg taraftarı gittiği için kahroldu. marsilya taraftarı hala kendisini konuşuyor. sunderland taraftarı steve bruce'a siktir çekmiş kendisinin gidişi yüzünden. bu kadar sevilmesinin sebebi kara kaşı, kara gözü değil tabii ki. koşuyor, basıyor, tekmeye kafa koyuyor, pas alıp verebiliyor, takımını saha içinde ve dışında yönetebiliyor. marsilya zamanında ve sunderland'de pek çok basın toplantısına kendisinin çıkması tesadüf değil yani.

    sonrasında bu adama futbol hayatının yarısı yatarak geçmiş şeytan lakaplı at yarışçısı aldığı yıllık 2 milyon lira karşılığı laf çarpıyor kanalın birinde. bir başkası aynı kanalda futbolcu olmadığından bahsediyor ki kendisi de atlardan iyi anlar. bazıları da bunlar referans gösterip bu adama sallıyorlar.

    oldu amına koyiim. psg, marsilya, sunderland, arnavutluk takımlarının yöneticileri, taraftarları salak bir tek siz akıllısınız. bir tek siz anlarsınız futbolcunun hasından. siz karar verirsiniz bir adamın adamlığına da topçuluğuna da.

    hadi size bir tüyo vereyim;

    lorik cana alayınızla hem adamlığı hem de futbolculuğu ile top gibi oynar.

    dağılın şimdi...
  • lorik cana kasapmış... size sarp'ın gölge savunması müstehak zaten.

    bi tane adamımız var hayatı boyunca hiçbir takımın bonservis ödemediği... adamı bu haliyle sinemadaki yer gösterici çocukla takas etsen bir şey kaybetmezsin. bir tarafta takıma her maçta defansif anlamda katkı sağlayan bir adam, öteki bildiğin nötr! buna rağmen, ''abi lorik cana kasap yea...'' diyenler.

    vodafone'un bi reklamı var ya. kırmızıııı diye... bunlara da musatafaaaa! diyeceksin belki anlarlar.

    kasapmış diyenlere sözüm. rıdvan dilmen mod off yapın be kardeşim! bu adamın ne zaman birini sakatladığını duydunuz, okudunuz? hayır hakkaten bi söyleyin, biz de bilelim. ne yaptı en son mehmet yıldız'ı en az 3 ay sahalardan uzak mı bıraktı? marsilya'da kimin bacağını eline verdi, kendi ülkesinin milli maçında hangi oyuncuyu sakatladı? bir örnek verin kasaplıktan bahsederken... ama adam sert oynuyor, argüman bu.

    bizim arkadaşın gittiği bi hamam var, oradaki tellağa(tellak) kasap diye lakap takmışlar. misal ben örnek verebiliyorum arkadaşın omzunu çıkarmıştı herif. bu lakabı hakediyor, ki kendisine gidicem en yakın zamanda...

    soruyorum? hangi maçta, kewell'a yapılan faulleri ''kime'' yapmış? adam yatarak, kayarak topa müdahale etmek konusunda gelmiş geçmiş herkesle kıyaslanacak seviyede. kimseye kasti tekme atmayan, lugano emre b. gibi çirkeflik yapmayan, yaptığı faulden sonra gidip rakibinden özür dileyen birinden bahsediyoruz. siz ise ''abi bu adam bildiğin kasap, anlamıyorum bizim taraftarı'' diyebiliyorsunuz.

    eğer siz cana'ya kasap diyorsanız, lugano da, emre b. de kasaptır.

    kasap dediğiniz futbolcu kasti tekme atan, rakibine bilerek ve isteyerek sakatlamaya yönelik hareket yapan topçulara denir. en azından ben bunu böyle biliyorum. kimse bana bülent korkmaz'a lugano"ya kasap dedirtemez. siz de diyemezsiniz!

    rıdvan dilmen sahada rüzgar esse sakatlandığı için, futbola onun penceresinden bakarsanız, bakış açınız zaten sakat, eksik kalır. ondandır demem rıdvan dilmen mod off, diye...

    bu sebepten, ''abi lorik cana kasap yea'' diye ısrar edenler varsa, lütfen rıdvan dilmen'i de grubun içine dahil ederek, kendi aralarında bir scout ekibi oluştursunlar da bank asyadaki bu meşhur 50-60 futbolcuyu keşfetsinler.

    adam sert oynuyor, çok sarı kart görüyor, efenim, her an patlamaya hazır bomba diyen reröcülere!

    lorik cana maç boyunca onlarca kez top kazanıyor. onlarca kez rakibi bozuyor. bunu da yaparken de oyun kuralları içinde yapıyor. bu kadar çaba içinde olan bir futbolcu iki veya üç kez yanlış hamle yapıyor, ki bunlar olacaktır, çok da normaldir, ve onlardan biri sarı kart olabiliyor. ne yapsın adam servet'in yaptığı gibi makakula'ya götünü mü dönsün?

    bunun yanında bu adam her maç sarı kart görmüyor. konuyu saptırmayın! her dört maçta bir takımı eksik de bırakmıyor.

    sezon sonu toplamında görücez kaç kez sarı kart gördüğünü ve bu yüzden kaç kez oynayamadığını! eminim sizler de üzüleceksiniz bunları söylemiş olduğunuza.

    bu arada sadece trabzon maçında sayabildiğim 13 top çalması vardı. bakın rakibi bozduklarını demiyorum. top çalma. ve bu sene ligimizde en iyi pas futbolunu oynayan takım bursa ile birlikte trabzon. puan durumu da kendini belli ediyor esasen. buna rağmen 13 top çalma!

    ayrıca!

    adam kasap olsa ingiltere liginde top oynatmazlardı. kalite olarak yıllardır zirvede olan bir ligde ekmek parasını kazanan, kaliteli futbolcular olmalarından ötürü ligin kalitesini artırıp, ligin daha değerli hale gelmesine sebep olan onlarca yıldız ve sayısız kalburüstü oyuncu var. misal lucas neill.

    kendisi bir alex?!?? pardon bir yıldız değil ve milwall, blackburn, west ham gibi orta sıra takımlarında oynamış bir futbolcu. oynadığı en büyük takım everton! ama bizim ligimizin en iyi savunmacılarından hatta ligimizin yıldızlarından...

    bir diğer örnek için lütfen bakınız tuncay şanlı. fenerbahçeliler ve fenerli yazarlar yere göğe sığdıramıyorlardı. ligimizin en önemli oyuncularındandı. stoke city'de oynayabiliyor ancak...

    sizce bu kadar değerli futbolcunun yaşamlarını idame ettiği bir ligde kasap olan birine forma şansı verirler mi?

    hakikaten bu kadar ispata rağmen, ''ama marsilya'dan ayrıldıktan sonra marsilya şampiyon olu'' diyecekseniz sizi güntekin ile program yapmaya davet ediyorum.

    zira bu sözlük size hafif kalır.
  • az once radyospora menajeri ceylan caliskan baglandi. soyledigine gore devre arasinda aston villa, lazio ve premier ligden iki uc takimdan cana icin teklif gelmis. aston villa manejari gerard hullier ile yaklasik 3-4 saat basbasa gorusmusler. canayi cok istediklerini soylemis. bunu cana'ya soylemis, cana da takim bu haldeyken birakip gitmem zaten burada cok mutluyum demis.

    ceylan caliskan cana'nin cok koyu bir galatasaray taraftari oldugunu da soyledi. hatta psg'de oynarken ceylan caliskandan galatasaray formasi istemis. kaybettikleri mactan sonra iki gun evden cikmadigi oluyormus. 4-2 kazandigimiz eskisehir macindan sonra da su anda zevkten 4 koseymis.

    ama bu adam pas veremiyor, teknik degil bundan 50 tane bulunur dimi. babayi bulursunuz cana gibi adami. yuru be cana sonuna kadar kal bizimle, helal olsun adamligina, galatasarayliligina...
  • bence oynatılmamalı yerine yaya toure, busquets, xabi alonso, gerrard, fabregas, xavi den "en az dördü" alınmalı!

    ulan ağzımı bozmayayım bozmayayım diyorum zorla ağzımı açıyorum. ben burada hiç terbiyemi bozmadım. bozmamak için de elimden geleni yapacağım. ancak bu adamın şu anda eleştirilmesi o kadar yanlış ki, o kadar nankörce ki, diyecek söz bulamıyorum.

    cana olmasa bu takımda, oynayacak adamları sayayım mı ?

    1. barış özbek: topu kaybettiğinde hayrettin'e salladığı tekmenin, "galatasaray'da 4 sene oynadım, yeter yeaa" diyenin, "rijkaard beni anlamıyor" diye dünyanın en büyük futbol adamlarından birinden daha yüksek futbol bilgisi olduğunu düşünenin, türkiye'nin en büyük takımında, hak etmediği halde zamanında cevad prekazi gibi suat kaya gibi tugay kerimoğlu gibi efsanelerin giydiği 8 numarayı giyenin oynadığı bir orta saha.

    2. ayhan akman: takıma geldiğinden beri, hem iyi hem de kötü işler yapmış olan, yaşı 34'e varan, 34 yıldır ileri oynama konusunda bir gram ilerleyemeyen, tur dönüşünde "dışarıda seyirci var mı ehehe?" diye taraftarla adeta dalga geçen, yuhlandığında, ıslıklandığında artist artist formasını öpüp şov yapan, takımda abilik yapması gerekirken, takımın en tecrübeli yerlisiyken, bırakın liderliği, önderliği, gruplaşma yapan bir orta saha.

    3. mustafa sarp: 30 yaşında, kariyerinin en büyük başarısını kayseri erciyesspor'da yaşamış olan, güya sinirlendiğinde üzerindeki o kutsal formayı yırtan!, ilk geldiğinde göstermelik kendini de yırtan ancak daha sonra oynadığı, daha doğrusu oynamadığı! futbolla bizleri çılgına çeviren, sıradan bir anadolu takımı futbolcusu olmasına rağmen, sanki bu takımda oynamayı hakediyormuşcasına hareketlerde bulunan, yanından rakibi geçerken sizin gibi benim gibi sadece izleyen, takım arkadaşına küfür eden * bir orta saha.

    şimdi soruyorum cana'yı eleştirenlere... bir on dakikalığına galatasaray teknik direktörü olun. siz ne yapardınız? bir on dakikalığına cana olun, siz ne düşünürdünüz?

    sanki yıllardır yukarıda saydığım süperstarlarla oynuyoruz orta sahamızda anasını satayım! daha düne kadar inamoto, saidou, conceiçao vardı ya? ne zaman unuttun? yandığın mehmet topal da bırakıp gitti. e ne olacak?

    şimdi suat olsaydı, okan olsaydı, tugay olsaydı değil mi? oho.. onlar geçti. çoktan geçti.

    çoookk büyük gördüğün rakiplerinin orta sahalarında kim oynuyor ki? türkiye'de selçuk inan dışında cana ile yarıştırabileceğin bir tane adam gibi orta saha var mı? mehmet aurelio mu daha iyi yoksa cristian mı yoksa hüseyin çimşir mi?

    ben demiyorum ki cana mükemmel... hem ofansif hem defansif açıdan harika, şut çekiyor ara pası atıyor... cana yapması gerekeni yapıyor. şu anda elimizde bulunan, orta sahaya, en azından defansif orta sahaya benzeyen tek adam. tek!

    bırakın da takımımızda "oyuncuya, adama" benzeyen tek adamı da harcamayalım. daha iyisi gelene kadar cana için savaşalım. çünkü o kimsenin savaşmadığı kadar savaşıyor, değer veriyor bu takıma.

    şimdi diyeceksin ki, "savaşıyor da ne oluyor..." haklısın kardeşim. bu konuda sonuna kadar haklısın, ama şunu da unutma "kimse onun kadar bile savaşmıyor"

    bu da böyle biline...