bitirici noktadan bu kadar uzak oynaması akıl alır gibi değil. biz mi kullanamıyoruz diyordum ama yok. yahu arkadaş adamın milli takımı ilk maçta 7 gol atmış, koskoca sane'nin gol katkısı yok. insanlar gelip bunu söyleyince de ''ama iyi oynadı, geriye çok koştu, çok çalışkandı.'' deniliyor. dalga mı geçiliyor anlamadım. koskoca sane'nin rashica gibi savunulması ayrı komik, üstelik curaçao maçında geriye koştu diye savunulması ayrı komik.
fildişi
* maçında da aynı hikaye. maçı izliyorum, almanya haldır huldur rakip ceza sahasına gidiyor sane kadrajda yok. hiçbir şutta yok, hiçbir son pasta yok. sağ çizgide öyle durmuş bekliyor. 60'ta da oyundan çıktı zaten, sonra da maç döndü.
gerçekten top kendi takımındayken topsuz oyundan bu kadar kopuk olması, her topu ayağına istemesi, sağ çizgiye kendini hapsetmesi falan çok düşündürücü şeyler. bu kadar golden uzak oynanamaz yani bu oyun. kendisinin başlatmadığı aksiyonlardan çok uzak.
bütün sene ''ulan biz kullanamıyoruz, ayak uyduramıyoruz'' gibi düşündüm ama şu turnuvada düşüncelerim değişti. adamın kafasında bir oyun var, sadece onu oynamaya çalışıyor. onu da yeterince keskin oynayamıyor. pasları da keskin değil, şutlar zaten allah'a emanet.
gerçek bu yani kimse kusura bakmasın. seviyorum sane'yi, önceden de gerçekten özel olarak beğendiğim bir futbolcuydu ancak kendisiyle ilgili soru işaretlerim sezon biterken zaten vardı, turnuvada da artarak devam ediyor.
yani buraya gelip sırf adı sane diye savunmaya gerek yok. zaten birkaç etkileyici performans dışında
yeterli bir sezon geçirmedi galatasaray'da. önce bunu kabul edelim. çok iyi performansları oldu, kalitesini gösterdi ama doyurmadı. insanlar da milli takımda bir şeyler görmek istiyor adamdan, tutunmak istiyor sane'ye. durum bu.