• an itibariyle hakkındaki bazı istatistikler şöyledir;
    premier ligde;
    topa sahip olma oranlarında %44.3 ile 18. sırada.
    pas isabet oranlarında %69.5 ile sonuncu* sırada.
    hava topu mücadelesine girme maç başı 44.7 ile açık ara lider.
    kazanılan hava topu maç başı ortalama 18.6 ile 4.sırada
    8 penaltı golüyle bu alanda lider
    rakipten top çalma* maç başı ortalama 22.8 ile 2.sırada
    top kesme yoluyla top kazanma* maç başı ortalama 21.9 ile lider
    top sürme* maç başı 10.4 ile 8.sırada
    ofsayta düşme 1.4 ile en az ofsayta düşen 3. takım

    özet: çok fazla topla oynamayıp rakibi top kaybına zorlayan ve kazandığı topla uzun havadan hızlı çıkan bir takım görünümü.
  • hiçbir alakamız olmayan bu takım üzerinden bile millete laf sokanları göstermiştir. ben hala şampiyon olamayacaklarını düşünüyorum ne var yani? şampiyon olurlarsa da bu muhteşem başarılarını kutlar kendileri adına sevinirim. kaldı ki şu ana kadar yaptıkları iş bile muazzamdır. böyle küçük takımların yaptıkları patlamaları oldum olası da severim. ille her şeyde taraf olmak zorunda mıyız?
  • kendileri hakkında uzun süredir bir yazı yazmayı planlıyordum ve dün 13. haftayı lider kapattılar. buyurunuz.

    şu an premier lig'de oynadıkları 13 karşılaşmadan 8 galibiyet 4 beraberlik ve 1 yenilgi alarak 28 puanla liderliğe oturdular. 28 gol atıp 20 gol yemişler. bu başarılı performanslarını değerlendirirken henüz "baş" takımlarla oynamadıkları gerçeğini de eklemek lazım. sadece arsenal ile oynadılar ve tek mağlubiyetlerini arsenal'den aldılar. maç 5-2 bitti. bir de totthenam ile 1-1 berabere kalmışlar. manchester city, manchester united, chelsea, liverpool, everton ile oynayacakları maçları çok merak ediyorum. yani ilk yarının sonuna kadar kendilerini oldukça zorlu bir maç programı bekliyor. bakalım buradan nasıl çıkacaklar.

    leicester city'i şu videodan da hatırlayanlar olacaktır. https://www.youtube.com/watch?v=nWSc3-NACSY
    "leicester city go to wembley and it is the and for watford"ile başlar video. gerçekten etkileyicidir. leicester ve watford premier lige çıkmak için oynanan play-off serisinin yarı finalinde sıralamadan dolayı eşleşirler (watford ligi 3. leicester 6. olarak bitirmiştir). ilk maçı leicester city kendi sahasında 1-0 kazanır ve deplasmandaki maçın son saniyelerinde 2-1 gerideyken bir penaltı kazanırlar. 2-1'lik skor kendilerine yetecekken penaltıyı da atıp rahatlayacaklardır ancak penaltı atışını kaçırırlar. "knockaert takes almunia saves knockaert for (anlayamadığım kelime) almunia saves again". devamında çok güzel bir atak gerçekleştiren watford harika bir gol atar ve skoru 3-1'e getirerek wembley'e final oynamaya giderler. ancak watford finalde crystal place'a kaybederler ve premier lige çıkamaz. müthiş bir videodur, süper bir hikayedir. sonraki sezon leicester city premier lig'e yükselirken watford ise bu sezon premier lige yükselmiştir. 2 hafta önce aralarında oynanan karşılaşmayı leicester city 2-1 kazanmıştır.

    leicester city premier lig'e geçen sezon yükseldi ve geçen sezonu 41 puanla 14. sırada bitirdi. ligin ortasında kendilerine "kesin düştüler" gözüyle bakılırken bir anda müthiş bir galibiyet serisi yakalayarak ligde kaldılar ve benim dikkatimi de bu seriyi yaptıkları zaman çektiler. bir de ligde kalmaları garanti olunca bir sonraki iç saha maçına gelen taraftarlara bedava bira dağıtıp benim gönlümü iyice kazandılar ve kendilerinin sıkı bir takipçisi oldum. bu sezon ise görüldüğü gibi çok formdalar. takımın başında daha önceleri önemli takımları çalıştıran claudio ranieri var. takımın başına bu yaz geçti. önemli bir teknik direktör. genel olarak 4-4-2 oynuyorlar. iyi de oynuyorlar. takımdaki futbolcuları ise biraz anlatmak isterim.

    kaleci: kasper schmeichel. peter schmeichel'in oğlu. önceleri pek beğenilmezdi ama fena kaleci değildir.

    sağ bek: ligin başlarında de laet oynuyordu ama sonra danny simpson kendisinden formayı kaptı. oynamaya başladığından beri etkili oluyor. 4-4-2'nin beki olmak işine gelmiş biraz.

    stoperler: kaptan wes morgan ve stoke city'den tanıdığımız huth oynuyor. iyi ikili olmuşlar. fizikleri gayet iyi ama bazen ağır kalıyorlar. takım genelde her maç gol yiyor.

    sol bek: 92 doğumlu jeffrey schlupp oynuyor. bazı maçlarda schalke'den hatırladığımız christian fuchs oynasa da ilk tercihleri schupp. hızlı bir futbolcu.

    orta ikili: drinkwater, andy king, gökhan inler ve kante 4'lüsünden ikisi oynuyor. genel olarak andy king ve drinkwater oynuyor. danny drinkwater orta sahanın en önemli ismi. manchester united altyapısından yetişen tipik bir ingiliz orta saha oyuncusu. yani gareth barry tarzında bir futbolcu diyebiliriz. carrick'in gençlik yıllarını da anımsatıyor. her maçta oynamış. gökhan inler oyuna genelde sonradan giriyor. şimdilik pek bir numarası yok. n'golo kante hakkında pek bilgi sahibi değilim.

    sağ kanat: riyad mahrez. takımın en önemli futbolcularından birisi. 24 yaşındaki cezayirli kanat oyuncusunun ligde 7 gol 5 asisti var. çok etkili bir oyuncu ve bu sezona müthiş bir giriş yaptı. sol ayaklı, hızlı, kıvrak bir ters ayaklı kanat oyuncusu.

    sol kanat: beğendiğim bir futbolcu da genellikle sol açık oynayan marc albrighton. 1 gol 5 asisti var. mahrez kadar skora katkı sağlayamıyor ki zaten kendisi açık değil kanat oyuncusu olmaya daha yatkın bir futbolcu. sağ ayaklı, ayağı düzgün, çok koşan, çalışkan bir futbolcu.

    forvetler: dediğim gibi takım genellikle çift forvet oynuyor. bu ikili çoğu maçta jamie vardy ve shinji okazaki oluyor. birisi pivot santrafor diğeri hareketli santrafor gibi bir çift forvet ikilisi değil bu futbolcular. akan dinamik oyunda sürekli yer değiştiren, hareketli ve çalışkan forvetler ikisi de. yedek forvetler leonardo ulluo ve kramaric zaman zaman forma şansı buluyorlar.

    okazaki bu sezon başında mainz'den transfer edildi. geçen sezon mainz'da iyi bir performans gösterdi. bu sezon ise pek fazla golle buluşamadı. bazı maçlarda vardy'nin arkasında oynadı. yırtıcı forvet yapısı var, iyi koşan bir futbolcu.

    jamie vardy ise şu an kariyer zirvesini yaşayan bir santrafor. üst üste 10 maç gol atmış ve haftaya manchester united'a gol atarsa ruud van nistelrooy'un üst üste gol atma rekorunu kıracak. bitiriciliği iyi, kafa topları iyi, fırsatçı ve aynı zamanda hareketli bir santrafor. daha önceki kendisinin bu sezonki gollerini paylaşmıştım. (bkz: jamie vardy/#1845875) bu hafta gene gol attı.

    sonuç: leicester city iyi bir takım oldu. seviyelerini bir tık daha yukarıya taşırlarsa bu ligin demirbaş takımlarından birisi olabilirler. kadro mühendislikleri gayet iyi. genci ve tecrübelisiyle iyi bir harman olmuşlar. şimdi bu önlerindeki 6 zor maçtan 10 ve üstü bir puan çıkarırlarsa müthiş bir iş yapmış olurlar. devre arası transferde de 1-2 adet iyi takviyeyle 5.lik ve 4.lük için rahatça oynayabilirler. ama önce önlerdeki zorlu fikstürden alınlarının akıyla çıkmaları gerekiyor. ben kendilerinden ümitliyim.

    devre arası transfer döneminde orta sahaya akıl katacak bir futbolcu transfer etmeleri gerektiğini düşünüyorum. aklıma lucas piazon geldi. piazon için iyi bir şans olabilir ama reading'de kiralıkmış. onun dışında mönchengladbach'tan eden hazard'ın kardeşi thorgan hazard'ı koparabilirse iyi iş yapmış olurlar ama ekonomik güçleri yeter mi bilemiyorum. hiç bir şey yapamadın bizim (artık bizim oldu) yunus malli'yi "premier lig çok güzel, gelsene" diye al getir. leicester city'e uygun aklıma başka futbolcu gelmedi şu anda. aslında yalan yok birisi aklıma geldi ama yazmayayım diyordum ki neyse yazıyorum; sivas'tan aatıf'ı koparıp premier lig'in böğründe vardy'in arkasına koysunlar. okazaki'yi zorlar bak ben kefilim :)

    saygılar.
  • efsanenin doğuşuna, en başına gidelim. 1884'te kurulan leicester şehrinin ilginç kulübü. 1891 yılında filbert street 'e taşınıp, maçlarını 110 yıl boyunca burada oynamış bir futbol takımı leicester... 2002 yılının başlarında walkers stadyumu'na taşınıyorlar, tabii walkers ; stadın ilk adı, daha sonra bir sponsor bulunuyor ve ismi king power arena oluyor. tilkiler olarak biliniyorlar örneğin.

    şimdi günümüze gelelim. ilginçtir şuanki piyasa değeri 95,5 milyon euro olan bir futbol takımına sahipler. yani bizim kadro daha değerli onlardan. tabii bu değer pahadaki değer, yürekliliklerinin bir karşılığı değil. jamie vardy çok konuşuldu belki ama bu takımın esas sırrı riyad mahrez'de. dünkü maçı izlerken maçın anlatımından görevli arkadaş maçı bırakıp ona daldı resmen, onu övmekten maçı kaçırdığı anlar oldu. hızlı, kıvrak ve her şeyden önce zeki bir futbolcu mahrez. genelde hızlı oyuncuların bitiriciliği kötü olur ama mahrez'in bitiriciliği de çok üst düzey. sadece mahrez mi var, hayır elbette. örneğin sol beklerinde ''yaa bu adam kim'' diyerek küçümseyebileceğimiz bir christian fuchs var. zaman zaman sağ bekte de oynatıyor ranieri onu. hiçbir özelliği üst düzey değil ama hiçbir özelliği standart altı da değil. komple bir oyuncu, ve kestiği ortalar can alıcı ortalar. eeh haliyle forveti de vardy gibi bir eleman olunca , sağdan soldan ortadan her yerden pozisyon buluyorlar.

    oyun anlayışı olarak fazla ofansif değiller, ama asla rakipten korkmuyorlar. kim olursa olsun, kazanmak için oynadılar bu sene hep. orta sahaları öyle dirençli ki dakikalar geçtikçe rakip resmen boğuluyor. zaten dikkat ederseniz leicester genelde ikinci yarılarda rakibi hapsediyor yarısahaya. çünkü ilk yarıda rakibin enerjisi bitiyor. rakip ilk yarı bakıyor,tartıyor. diyorlar ki bunlarda bir şey yok biz hücum yapalım. yapıyorlar da fakat sonra görüyorlar bazı şeyleri. çoğu takım 70. dakika civarlarında bitiriyor enerjisini leicester karşısında. işin kötü yanı da şu hücum yapmazsan hiç kazanamazsın leicester'a karşı.

    orta sahada gökhan inler'den faydalandılar ama ranieri'nin pek memnun olmadığı belliydi. özellikle gökhan inler'in son 2 senede çıkan hastalığı yani pas hatası, takıma zarar verdi birkaç maçta. ara transferde daniel amartey gibi bir wonderkid'i kadrolarına kattılar. amartey orta sahaya yaratıcılık veya zeka katmaz ama direnç katar. zaten dirençlilerdi şimdi çok daha dirençli olacaklardır. çok akıllıca transferler yapıyorlar. takım gençleşiyor. ara transferde gelenlerin yaş ortalaması 20 civarında. kante gibi de bir adet canavara sahipler. önümüzdeki maçlarda amartey- kante ikilisini görücez muhtemelen. kante 24, amartey 21, mahrez 24, drinkwater 25 yaşında. oldukça genç bir orta sahaları var.koşması gereken mevkileri gençlerle, statik oynama lüksü olan kaleci, stoper gibi mevkileri ise yaşlı, tecrübeli oyuncularla kapatıp kadro içinde denge sağlıyorlar.

    ranieri kısmına gelirsek; bu adamın çok abartılmaması gerektiğini düşünüyorum. evet çok iyi bir uyum yakaladı britanya'nın havasıyla ama bu onun etkisini olduğundan fazla göstermemeli. çünkü nigel pearson ile geçtiğimiz sezonun yanılmıyorsam son 8 haftasında 7 galibiyet almışlardı. yani ranieri biraz da mirasa kondu. her italyan gibi orta saha da orta saha diyen bir hoca. taktik varyasyonları çok fazla. ancak bence işin sırrı taktikten ziyade motivasyonda. 64 yaşına gelmiş ve elle tutulur hiçbir başarısı olmayan ranieri ile, ilkleri başarmak isteyen leicester'ın birleşiminden inanç doğdu. ee taraftar da tüm dünya da destekliyor sonuna kadar. umarım şampiyon olurlar ve bir imkansız daha gerçekleşmiş olur.
  • yalnızca istatistiklere bakılırsa oyunları ve başarıları küçümsenebilir.* topu rakibe veriyorlar hatalardan gol atıyorlar çok yüzeysel bir yaklaşım olur. benim düşüncem çok modern bir futbol oynuyorlar. gerektiğinde takım boyunu defansif anlamda 15 metreye çekiyorlar. gerektiğinde son adamlarının arsenal kalecisi cech ile mesafesini 40-45 metreye kadar düşürebiliyorlar. çılgınlar gibi hücum pres yapıyorlar ki top çalma istatistiğinden bunun meyvelerini aldıkları ortada. azman stoper, fazlaca direk pas gibi premier lig için bazı klişelere de elbette uyuyorlar.

    ada futbolu için klasik oynayanlar -geçen yılki stoke, west bromwich, sunderland gibi-, kıta avrupası tarzında oynayanlar -eski manu, arsenal, chelsea, man. city gibi- ve kıta avrupası tarzında oynamaya çalışanlar -liverpool, everton, swansea- arasındaki mücadelede yeni bir soluk bence leicester'ın futbolu. klasik görüntüye yerleştirilmiş evrensel bir hız. italyan performans motoru takılmış bir impala gibi. şampiyon olmalarını canı gönülden istiyorum.
  • serbest kalma bedeli 18 milyon euro olan ndiaye için 17 milyon sterlin teklif etmeleri mantık dışı. çünkü 17 milyon sterlin yaklaşık 19 milyon euro ediyor. eğer gerçekse de baya iş bilmiyorlar demektir.

    edit: sağ olsunlar deep lying playmaker, benim nickim yok ve raumdeuter uyardı. 15.06.2019 tarihinden itibaren serbest kalma bedeli devreye giriyor. şu an için gayet mantıklı bir teklif yani.
  • zamanında leicester city, selçuk inan'ı bonservis vermeden transfer etmek için aylarca uğraştı ama 3 milyon euroluk yıllık ücretini fazla bulduğu için vazgeçti.

    şimdi biz selçuk çilesini üç yıl çektikten sonra nihayet bir orta saha bulduk diye seviniyoruz, leicester city ndiaye'nin yalnızca bonservisine 19 milyon euro teklif ediyor.

    esnaf olsam böyle müşteriyi döverdim.
  • ya şu yaklaşıma da kıl oluyorum harbiden. adam 18. haftayı lider geçmiş. şampiyonluk şansı ve şampiyonlar ligi şansı matematiksel olarak diğer 19 takımın da önünde. ha çok şey değişir daha evet ama şimdilik leicester city için her şey iyi gidiyor. kimsenin bir şey yedirmeme durumu yok. ipler tamamen kendilerinde. ben şampiyon olmasa da şampiyonlar ligi potasında kalacağını düşünüyorum.