• 1
    her türk spor kulübü başkanının göreve gelirken vurguladığı noktalardan biri. galatasaray spor kulübü başkanı ünal aysal da diğer başkanlar gibi bu konuya daha çok önem veriyor hatta konuşmakla kalmayıp gereken şeyleri yerine getiriyor fakat bu kurumsallaşma efsanelerin bizden ayrılmasına neden oluyorsa ve hele ki bu efsane fatih terim ise:

    sikerim böyle kurumsallaşmayı

    ekleme: lafım ünal aysal'a değildir, kurumsallaşmanın getirisinedir. bize efsaneyi kaybettirişinedir.
  • 3
    alfa romeo'nun bir sloganı var.

    "ruhumuz olmadan yalnızca birer makineyiz"

    işte kurumsallaşma ayağına benim tutkumu, heyecanımı, değerlerimi, ruhumu, kutsalımı elimden alacaksanız, bırakın amatör kalayım...

    ama büyümek için, saygın ve büyük bir kulüp olmak için mutlaka olması gerekendir. işte bu ikisini beraber yaptığınızda çok başarılı olursunuz...

    meydan kendilerinin...

    (bkz: ünal aysal fatih terim ikilisi)
  • 4
    bizde;
    büyük maçlarda ve deplasmanlarda* yönetim katının referans olduklarına bilet verme
    şarkıcıdan başkan yardımcısı yapma
    ispiyoncudan danışman yapma
    kankadan basın sözcüsü ve yönetici yapma
    günlerce hocaya ulaşamıyorum diye ağlayıp sms yoluyla en ufak adamlara bile ulaşma
    galatasaray'a çelme takma olarak gerçekleştirilen hadise.

    en koyu galatasaray düşmanından daha çok zarar verdiniz bu kulübe. yeter artık vallahi billahi yeter.
  • 6
    hayati boyuncu onun bunun arkasindan koyun gibi gitmeye alismis, genelde duygulariyla hareket ettigi icin basarisiz olan, hep vir lidere ihtiyac duymus ve kendine lider gördugunu reis-basgan-kral diye cagiran kisilerin kavrayamayacagi yapilasma.

    bunu gercekten becerebilmis kurumlar ihya olur. sistemli oldugu icin carkin icinde hangi disli degisirse degissin, cark islemeye devam eder. örnek verecek olursak, kurumsallasmamis olusumlari sistemi olmayan herhangi bir takim olarak dusunun. her maca gazla cikiyor, taktigi ve sistemi yok. bu basarili olsa bile takimin icinden biri cikarildiginda isleyen bir sistem olmadigi icin takim cöker. bireysellik ve duygusallik agir bastigi icin domino etkisi görulur.

    oysa sistemli bir takimda bireysellik yoktur. bireylere bagli olmadigi icin sistemin isleyisi bozulmaz. bu yapiyi kavrayamayanlar dönemsel basarilarla yetinirler. kalici basari imkansizdir.

    bakkal ike super marketler zinciri arasindaki fark gibi yani...

    kurumsallaşma; bir işletmenin, faaliyetlerini kişilerin varlığına bağımlı olmadan sürdürebilmesini ve geliştirebilmesini sağlayan bir yapı oluşturması olarak tanımlanabilir. farklı bir bakış açısıyla kurumsallaşma, işletmenin tüm stratejik kararlarına ve faaliyetlerine yön veren vizyon, ana amacı ve üstlendiği ana görevini tanımlayan misyon, faaliyetlerini yürütürken uyacağını beyan ettiği kavramları içeren ilke ve değerler, faaliyetini yürütürken izlediği yol ve yöntemleri yansıtan politikalar ve hedeflerine ulaşmak için sürdüreceği uygulamalar açısından belirli bir niteliğe, canlılığa ve sürekliliğe sahip olmasıdır. kurumsallaşmanın temel amacı, firmanın (patron, yönetici, kritik personel vb.) kişilerden ve onların “kendi becerilerine bağlı icra yöntemlerinden” bağımsız hale gelmesi ve sürekliliğinin sağlanmasıdır. bu, işletmenin önemli noktalarında insanın olmayacağı değil, fakat onlar olmadığında aksama yaşanmadan her şeyin kaldığı yerden devam edebilmesi anlamına gelir.
  • 7
    yönetim kurulu kararlarının önce gs tv'den değil de ntvspor'dan öğrenilmesi, takımın aynı zamanda divan kurulu üyesi de olan yaşayan efsanesi fatih terim'in kuyusunun kazılarak kovulması ve kovulma haberini herkesten önce seten'in basına sızdırması, terim'in kovulduğunu kızından öğrenmesi, rok'a bazı konularda sızdırmalar yapılması, gs tv'de ana haber bülteninde daha sonra tff tarafından yalanlanan "terim zaten milli takımla 3+1 yıllık anlaşmış" haberinin son dakika ve flaş olarak sürekli vurgulanarak hocanın kovulmasını haklı gösterme çabaları, vs. vs. hep kurumsallık işte.
  • 9
    galatasaray'da bahsi geçen "hiyerarşi" olduğu sürece, ne yazık ki ziyagil holding kadar olabilecek olan şey.

    hani şirkete üç kuruş faydası olmayan, yetmezmiş gibi "amca" dediği patronunun karısıyla yatan evlatlık(!) behlül'ün köpek gibi çalışıp şirketin büyümesine yardım eden ancak aileden olmayan(!) "enişte" nihat'a tercih edildiği; boyuznu patronun sırf kayınvalidesine yaranmak için birkaç yüz bin lirayı tereddütsüz sokağa attığı şirket.

    örneğe bak hizaya gel....
  • 14
    avrupalı'dan daha çok avrupalı olmaya çalışan bizlerin başına bela olan olay.

    hayır kötü bir şeydir demiyorum da biraz da yaşadığımız coğrafyaya, o coğrafyadaki insanların düşünsel yapısına bakın.
    avrupai kurumsallaşmaları siz bu yörenin insanına yapabilir misiniz sizce?

    hele ki türkiye'de bir spor kulübüne?

    mevzu bahis bir şirket olsa anlarım. çalışanı belli, yöneteni belli, işe alınacak kişiler belli.

    en basitinden gidip de nerdeyse iç işlerine karışmaya yeltenen ultraslan'ı pasifize edebilir misiniz? zor.
    peki bir şirket, yönetileceği zaman yatırımcısının dediklerine göre mi yönetilir yoksa yöneticisine göre mi?
    yöneticisine.

    şimdi çıkıp da ultraslan'ın koordinatörü twitter'da "fatih terim'i yollayanı biz de yollarız" dese şaşırır mısın? ben şaşırmam.
    üstelik buna destek çıkıp da helal olsun diyen on binlerce insan varken.

    sen, seni twitter'da neredeyse tehdit eden birisinin liderlik yaptığı bir taraftar grubuna sahipken, neyin kurumsallaşmasından bahsediyorsun?

    öyle abdurrahim albayrak'ı gönderdim, fatih terim'i yolladım diyerek kurumsallaşılmaz.
    bu lafım kulübü yönetenlere falan değil, bu adımlarla kurumsallaştığımızı sananlara.

    kurumsallaşma isteyen bir taraftar kitlesi, toplu bilet alımına göz yummaz.
    bir transferin gelip gelmeyeceğini başkanla görüşen ve twitter'da, televizyon kanallarında açıklama yapan taraftar grubu liderine karşı çıkar.

    benim bu teraneye yıllardır karnım tok açıkçası.
    sen bana ultraslan'ı pasifize edebiliyor musun onu söyle. söyleyemiyorsan da kurumsallaşmadan bahsetme lütfen.

    hele bir de lise olayı var ki o daha karışık.

    kısacası bu coğrafyanın insanıyla iç içe olan bir yapıda gerçekleşmesi zor olan olaydır.
  • 15
    bizi bozandır. biz kurumsallaşmayalım. biz amatör kalalım. başımızda fatih terim olsun. forvetimiz elmander olsun. mutlu amatörler olalım. mutsuz kurumsallaşmışlar değil. muslera'yı taffarel çalıştırsın kuzey tribünün önünde. fatih terim kulübede bağırsın çağırsın. abdurrahim albayrak tribünde amigoluk yapsın. hasan şaş ve ümit davala sarılsın hocaya gollerden sonra. biz böyle mutluyduk.
  • 17
    endüstriyel futbol ile kurumsallaşma kavramını birbirine karıştıranların olduğunu gösteren kavramdır..

    kurumsal yapılarda hislere yer olmadığı anlamı nasıl çıkar, anlamış değilim..

    kurumsal yapı, yönetim biçimi ve kulüp kültürü içerisinde olması gerekendir..
    ama böyle bir yapılanma var diye teknik patron bağırmayacak, yardımcıları ona sarılmayacak gibi bir durum yoktur..

    şu sapla samanı bir ayırın kardeşim..
  • 19
    iyidir, kötüdür o ayrı.

    yalnız bir duruma değinmek istiyorum.
    eğer siz birileri sürekli bu konuyu ağzına aldı diye gidip de her allahın konusunda burdan dem vurup eleştiri yaparsanız kelimeyi yozlaştırmış olursunuz.

    esas tehlike budur işte. birisinin kullandığı kelimeyi yozlaştırıp sürekli ordan vurmaya çalışırsanız daha da ömür billah o kişiden hayır bulamazsınız. bilip bilmeden kara propaganda üretiyorsunuz, haberiniz olsun. yapmayın.

    elma elmadır, armut armuttur.
  • 21
    yıllardır beklenilen ama nedense bugünlerde çok eleştirilen yapı.

    forever endüstriyel futbol amk. lan transfer diye yazın ağzınızın suyu akar, şimdi ise kurumsallaşmaya burun kıvırırsınız. o zaman dernek statüsünde yönetilip kiralık oyuncu almaya ve her sezon farklı ilk onbirler görmeye devam edin. çünkü siz bunu hak ediyorsunuz. biraz mantık ya.
  • 22
    bir kurumun misyonu ve vizyonunun belirlenmesidir. ali sami yen bey, ilk kurulduğunda bir vizyon belirlemiş, fatih terim bu vizyonun getirdiği misyonu edinmiş ve kulübü avrupa şampiyonu yapmıştır.

    ünal aysal ise, kendisinden sonra seçilecek olan başkanların, tek bi amaca yönelik olarak çalışmasını istiyor o da şu: türk olmayan takımları yenmek, kupa kazanmak, kulüp ekonomisini güçlendirmek. teorik açıdan hiç bir sorun yok aksine çok daha iyi bir şey bu, her gelen başkan bu görevi üstlenecek ve her gelen yıl bir tık daha kazanacak galatasaray, yani başarı sürekliliği gelecek. başkan bunun çabasındadır.

    başkan kurumsallaşmanın getirdiği şartları ve bahsettiğim hedefi, genel kurul kararıyla ve tüzük zorlamasıyla kendisinden sonraki yönetimlerin de uygulamasının galatasaraya ciddi boyutta fayda sağlayacağına işaret ediyor, kesinlikle katılıyorum, olmazsa eğer çok çok yazık olur.

    eğer bahsi geçen kurumsal vizyon kendisinden sonra gelen yönetimlerin uygulamak zorunda olduğu bir yükümlülük haline gelirse, en az 2 yılda bir uefa ve şampiyonlar ligi maçları seyredeceğiz. burada hangi yönetici egosundan söz edebiliriz? aysal, kendisinden sonra gelen yönetimlere aysallaşma gibi bir kavram mı dayatıyor? hayır.

    kurumsallaşma ve globalleşme kelimeleri birbirine akrabadır. dünya futbol piyasası artık global bir piyasadır ve profesyonel işler ortaya koyulur. kulüplerin başında köy çobanı bulunmaz, bunu anlamamız gerek. galatasaray eğer bunu başarırsa, diğer 2 büyük kulüp bunu örnek alıp uygulamaya çalışacaktır, dediydi dersiniz. kurumsallaşmanın olduğu yerde hatadan fazla söz edilmez. çünkü var ettiği sistem, hatayı kabul etmez. her gelen yönetimin vizyonu zaten belli, tüm çalışmasını buna göre yapacak.

    bu bir yönetim anlayışıdır, mali ve idari bir konudur. öyle ağıza sakız yapılacak bir şey değildir.

    terim konusuna bu pencereden bakacak olursak, terim hayatının fırsatını elinin tersiyle itmiştir. sen bu kulüpte senelerce futbol hocalığı yapacak konuma gelmeye çok yakınken çıkıp "dönüşüm süper olacak, göreceksiniz" dersen ve bunu söylerken "milli takım hocası" kimliğindeysen, kusura bakma hocam sende hatalısın.
    aysal kısa vadede büyük risk almıştır. fatih terim ise davasını satmıştır, bu kadar açık. galatasaray davasını değil, milli takım davasını seçmiştir. ulan ilerlemekte olan gemiyi bırakıp, batan geminin dümenini almaya gider mi bi kaptan? kendi meslek etiğinin dışına çıkmıştır.

    aysal'ın hatalarını herkes söylüyor bahse gerek yok zaten.

    toparlayayım;

    kurumsallaşma neticesinde misyon, vizyon ve hedefler genel kurul ve tüzük kararıyla zorlanırsa, terim'in kurtarıcı olarak bakıldığı düzen tarihe karışacak, yerine daha kısa vadeli ve sonuç odaklı profesyonel insanlar çalışacaktır. yani 3 sezon yat 2 sezon terim kurtarsın, yok öyle dengesizlik.

    diyeceğim ama, ulan bahsi geçen adam da fatih terim demeden duramıyorum, keşke böyle olmasaydı, keşke hoca anlayışlı olsaydı, keşke aysal her şeyi baştan belirleseydi, keşke krizi önleseydi, keşke açık açık basın toplantısı düzenleyip deseydi hocamı milli takıma göndermek istemiyorum diye... keşke terim benim daha farklı hedeflerim var galatasaray'da deyip konuyu kapasaydı... terim'in bugüne dek anlaşabildiği bi başkan var mı?
  • 25
    bireyleri değil kurumu ve kurumsal yapıyı ön planda tutarak başarıya giden yoldur. en azından teoride öyle.

    üniversiteyi bitirdikten sonra eğitimime devam etmek için toronto'yu mesken tuttum. bir aile yanında kalıyorum ve benim gibi öğrenci olan 2 meksika'lı çocuk daha var. geçen galatasaray üzerine konuşuyoruz; drogba dediler, sneijder dediler, yılmaz çok iyi dediler, antrenörünüz terim çok iyi dediler ve son olarak da sizin başkanın adı neydi biliyorduk unuttuk dediler. tabi bizimkisi unutulacak, kendini unutturacak adam mı? değil. kurumsal insan kendisi.