• 1
    küçüklüğümden beri yaptığım bir deliliktir. sanki ben de o takımda oynuyorum gibi hissederim hep. bazen defans oynarım, bazen ön libero oynarım, bazen kampta yabancı oyuncularla takımda uyum sorunu yaşamasın diye, gider onlara takımla ilgili şeyler anlatırım. galiba ben kafayı yedim deyip yatar uyurum çoğu zaman.*

    edit: kafayı sıyırmamışım bunu hayal eden şimdilik iki insan çıktı, o bile yeter.
  • 4
    her galatasaraylının yaptığını düşündüğüm olaydır. ilk başta alt yapıdan seçmelere gireriz ve kazanırız. amacımız as takıma yükselmektir ama yavaş yavaş olacaktır. alt yapıda yıldızımız parlar ve bir anda kendimizi as takımda buluruz. evet, belki kadroya girememişizdir ama sonuçta artık ümit karan gibi, hasan şaş gibi, arda turan gibi yıldızlarla antrenmana çıkıyoruzdur artık. kupa maçında ilk 18'e girmişizdir. galatasaray ilk yarıda attığı 4 golle rahatlar. dakika 55-60 gibi rijkaard bizi oyuna alır. taraftar fazla tanımıyordur bizi ve sadece alkışlarla yetinmek zorunda kalmışızdır. ve bir penaltı pozisyonu olur. taraftar birden ismimizi söylemeye başlar. çok heyecanlıyızdır ve "ne oluyor lan" diyesimiz gelir. kaptan ümit karan bana* seslenir. benden penaltıyı atmamı ister. çok heyecanlıyım ve korkuyorum. skor 4-0 ama yine de atmak zorunda hissediyorum kendimi. sol alt köşeye atmaya karar veriyorum ve topun başına geliyorum. aman tanrım! kaleci de o köşeye atlıyor* ama nafile! topa dokunsada top ağlarla buluşuyor ve gol! ilk golümüzü atıyoruz. bundan sonra lig maçlarında son dakikalarda giriyoruz ve ilerleyen senelerde de as takımın önemli oyuncusu oluyoruz.......
  • 5
    küçüklüğümde tek bir hayal kurdum. o da galatasaray'da futbolcu olmaktı. ilahi taktir 2 dizim birden sakatlandı, futbolu bıraktım. o zaman kardeş klübümüzün hocası bana program hazırlamıştı, özel olarak bizzat masaj yapıyordu hergün. futbola dön, fiziksel olarak gelişirsen futbolcu olacaksın demişti. ama gerek aile gerekse şartlar futbolu sadece halı saha'da oynamama imkan tanıdı. daha sonraları bari galatasaray üniversitesini kazanayım. ordan klübe üye olmak daha kolay. bi yönetici olurum, allah büyük, hayallerimi gerçekleştiren futbolcuların başkanı olurum onlara babalık ederim falan derken o hayallerde bitti gerek aile, gerek şartlar gerek ben. hayalime ulaşamama, hayalimi gerçekleştirenlere yakın olma hayaline dönüştü. ama galatasaray'a başkan olmak fazlasıyla uçuk bir hayaldi. en büyük hayalim çocukken bitti, gençlik hayalimi de başaramadım. şimdi elimde tek şey kaldı o da galatasaray'a malzemeci olmak. hayatımdaki tek hayalim şu uzun zamandır. alın beni ey yönetim. üçüne beşine bakmam, sabah akşam çalışırım. kramponlara, formalara, eşofmanlara çocuğum gibi bakarım. elim ayağım tutmayana kadar malzemecilik yapayım klübümde. allah büyük diyorum, inşallah olur. hayalimi gerçekleştiren futbolculara daha yakın olurum. o da olmazsa benim hayalimi gerçekleştiren futbolculara tribünden bağırmaya devam...
  • 8
    çocukluğumda en çok istediğim şeydir galatasaray'da futbolcu olmak,arkadaşlarla sokak aralarında top oynarken kendimize o dönemin futbolcularının isimleriyle hitap ederdik. televizyonda onları gördüğümüzde biraz babamızdan gördüklerimizin etkisiyle coşar eğlenirdik. yıllar geçti, herşey değişti ama galatasaraya olan inancım ve sevgim hala aynı. futbolcu olamadım ama takımının değerini çok iyi bilen bir taraftar oldum. iyiki varsın galatasaray, sahada senin dökemediğim teri, ekran başında yada tribünde döküyorum...
  • 12
    o bile yeter dediğim hadisedir. hayallerimi süslüyorsun ya daha ne söyleyeyim bu sevda bitmez.
    birde çevremde ki küçük bir kitle buna inanmıştı aslında, olayın özeti şudur:
    maksimum 16-17 yaşındayım yaşça epey büyük abilerimiz * halı saha maçı ayarlamışlar ben sadece birini tanıyorum o da beni çok seven biriydi. maç başladı ve kaleci sakatlandı en fazla15 dakika olmuştu sahada ki arkadaşım beni işaret etti ve oradakilere "galatasaray altyapısında kalecilik yapıyor bu çocuk" demiş hemen çağırıldım ve kaleye geçtim ve süper bir maç çıkardım* maçı farklı kazandık yaz bitene kadar* istisnasız herkes bana galatasaray paf takımı futbolcusu ve geleceğin kalecisi gözüyle baktı inanın çok zevkli oluyor.*
  • 18
    taraftarların seninle metin oktay'ın fotoğrafını photoshoplamasını, arda turan'dan sonraki veliahtın sen olduğunun söylenmesini, fener'e önce dört kişiyi çalımlayıp sonra akıl dolu bir vuruşla topu 90'a göndermeyi,taraftarın sana laf eden yorumcuya haddini bildirdiğini hayal etmektir.
  • 20
    sene 2007,metin oktay tesislerinde futbol okulundaydım. hemen kafamı çevirdiğimde a takımı antreman yapıyordu. topu hep o tarafa sürüyordum, o tarafa, tellere yakın yere koşuyordum.
    hakan şükür , ayhan akman , arda turan streching yapıyorlardı. gözüm önüme atılan toptaydı ama aklım onlardaydı. sanki her an çıkıp gidecekmiş gibiydim yanlarına. topa vurduktan sonra kafamı çeviriyordum.
    çok yakınımdaydılar ama bizi ayıran o ince çizgi hayallerimi hiç ayıramadı.
    aykuta ya da orkuna o şutları atan ben olmalıydım. linderoth ile düz koşu yapan ben olmalıydım.

    hayallerimin kahramanları yan sahamdaydı sözlük ama ben bu kadar yakınken, bir o kadar da uzaktaydım.

    şimdilerde anlıyorum;

    eğer onları izlemek yerine adam gibi top oynasaydım belki de şimdi a takımdaydım ben de.*
  • 21
    sayfa her yenilendiğinde çıkan şu rastgele 10 numara entry'lerden biri* geldi, düşündüm biraz...

    manyak mıyız lan biz? gece yatağına uzanmışsın; ister platonik aşkınla el ele düşünürsün kendini, ister nobel ödülünü reddettiğini basın mensuplarına açıklarken, ister kendi kurduğun partinin başkanı olarak meclis kürsüsünden "x partisi iktidarı olarak, ilk icraatımız; seçim barajının ve milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasıdır!" falan diye nutkunu çekerken...

    o kadar özgürsün ki, hayal bu...

    nasıl oluyor da hepsini elimizin tersiyle itip, kendimizi galatasaray'ın eksik ön liberosu, beki, stoperi, kalecisi olarak hayal ediyoruz? ulan ego ise, öbürleri de ego; paraysa, öbürleri de...

    aşığınım ulan senin; n'aparsan yap, seviyorum seni!
  • 25
    federasyon yeni bi karar alır artık her maçta tribünden seçilen bir taraftar 12. oyuncu olarak sahadaki yerini alacaktır. bu kararın amacı halkı futbola katmaktır(amaca bak). kısmet bu ya ali sami yen deki bir fener maçında ben seçilirim. fenerin korner attığı bir dakika da rijkaard ceza sahamızda durmamın riskli olacağını söyleyerek beni ileri yollar. son dakikalar ve maç berabere gitmektedir bu yüzden takımımız 11 kişi ceza sahasındadır. fenerbahçe ise beni kaale almaz ve boş bırakır. korner atılır takımımız topu uzaklaştırır ve top önüme doğru açılır. dizlerim titremektedir artık. volkan kalesini terk etmiş üzerime gelmektedir. topa son anda dokunarak volkanın sağından atar solundan geçerim önümde bomboş bir fenerbahçe kalesi ve 25 metre mesafe vardır. bacaklarımın titremesinden koşamam atamamaktan korkarım ama ilahi bi güçle golü atarım. o an hayat durur ne yapacağımı bilemem. kapalıdaki babam ve kardeşlerim gelir aklıma. koşarım onların olduğu yere. bütün kapalı çıldırmış şekildedir. maç biter kapalının önüne yığılır kalırım. yanımdan geçen emre belözoğlu ayağıma basar ve kaptanımız bunu görerek gelir ve emreyi iterek uzaklaştırır. ağlarım. hem de hergün olur bu.