• 10
    büyük ölçüde yaz kış yurtdışında antreman yapan zengin * çocukları ve milli takım sporcuları * tarafından forse edilen spor. yüksek bütçe gerektirmesi dolayısıyla kayak yapan ** insan sayısı da kısıtlıdır. bütün bunların dışında ise gayet zevklidir, kışın haftasonunu değerlendirmek için güzel bir program olabilir.
  • 14
    karda yapılanı için kıyafetler çok pahalıdır. kara kışta kayağa gitmek isteyenler, içinde bulunduğumuz aylarda-ki aslında geç bile oldu- kıyafetlerini ayarlasa iyi olur. hatta en güzeli kış biter bitmez gidip almaktır bu kıyafetleri. monu su geçirmeyen vs bir şey ayarlamak mümkündür de pantolonu illaki elzemdir. pantolın alırken dikkat edilmesi gereken şey estetik görünmesi değil, korunaklılığıdır. örneğin, düşük belli bir, düz paçalı bir kayak pantolunun sonu ayaklardan ve belden içeri giren ve eriyerek ıslanmanıza sebep olan karlardır. bunun yerine yüksek bel, askıları omuzdan tutan, paçaları iyice büzüştürülebilen modeller daha mantıklı. tulum giymek de bir çözüm olabilir. pantolon ve mont dışında gözlük olmadan yapılması, özellikle yağışlı havalarda derttir, görüş mesafesi mahvolur insanın. soğuk dağlarda (palandöken, sarıkamış...) maskesiz kaymamak lazım, yüz felci tehlikesi var, maskeleri de paraya kıyıp ter yapmayan, soğuk-sıcak geçirmeyen cinsten almak gerekiyor. alışveriş merkezlerindeki havai spor mağazaları yerine boyner, ykm gibi yerlerden kayak kıyafetleri daha uygun fiyata ayarlanabilir. bir de dört mevsim kayak kıyafeti bulunan, 4. levent metro durağının biraz ilerisindeki quiksilver mağazasına bakmakta fayda var.

    özellikle yeni öğrenirken arkadaşlarınızın sizi kolay bulabilmesi, herhangi bir kaybolma, düşme olayında fak edilmek için pantolon-mont ikilisinden en az bir tanesini koyu renk giymekte fayda var.

    en acı tarafı; insanı çağıran bir spordur, birkaç kez yapan kişi vazgeçemez kolay kolay ama maddi koşullar çok büyük engeldir önünde.
  • 16
    maalesef bugün genç bir kayakçı antrenman sırasında yaşamını yitirmiş. * ailesine ve tüm kayak camiasına geçmiş olsun diyorum öncelikle.

    az önce ibrahim seten twitter'dan şöyle bir ileti yazdı; 'boynu kırılan milli kayakçı aslı nemutlu'nun (18) ölümünü öğrenince ilk aklıma gelen: "aileler bu kadar tehlikeli spora nasıl izin veriyor?" 'söylemek istediğim birkaç şey var bunun üzerine.

    7 8 yaşımdan beri kayak yapıyorum. 10 11 sene kadar da profesyonel olarak yaptım, il ve türkiye çapında yarışlara katıldım, madalyalar aldım vs. şunu açıkça söyleyebilirim ki, kayağa başladığımdan beri ne benim başıma böyle bir kaza geldi, ne de bir başkasından duydum. yani kayak sporu yaparken yaşamını kaybeden * kimse olmadı aslı'dan başka. olay tam olarak nasıl gerçekleşti bilmiyorum ama duyduğum kadarıyla kask takıyormuş kendisi antrenman sırasında, ki takmasaydı bile hocaları mutlaka uyarırdı kendisini.

    dışarıdan bakıldığında bu sporun ne kadar tehlikeli gözüktüğünün farkındayım, yüksek hızla kayıyorsunuz, pistte oluşan her bir tümsek ya da çukurun kontrolünüzü kaybettirme riski var vs. ancak sporcuların kullandığı ekipman ve aldıkları eğitim, kaza riskini ya da olası bir kaza durumunda alacağınız riski azaltmak için gayet yeterli. sporcular kendileri için gereken önlemi alıyorlar, fakat federasyon ve organizatörler sporcu sağlığına ne kadar dikkat ediyor? bu tartışılır.

    bir keresinde batı grubu yarışları için kayseri’deydik. yarışların son günü super g yapılacaktı, şu eurosport ta gördüğünüz yüksek hızda, az kapıyla yapılan yarışlar. bu yarışlara normalde büyükler ve gençler kategorisindeki yarışçılar alınır, minik ve çocuk 1 kategorisindeki yarışçılar alınmaz. çocuk 2 kategorisindeki yarışçılar ise pistin, karın ve havanın durumuna göre alınırlar ya da alınmazlar. hava koşulları ve pistin durumu kötü olduğunda ise bu yarış iptal edilir. o yarış sırasında çıkışa bir yarışmacı geldi, kaskı yoktu çocuğun sadece bereyle kayacaktı. bunu gören çıkış hakemi hocamız seni böyle yarıştırmam, kask bul birisinden dedi ve bir başka yarışçının kaskıyla yarışa girdi çocuk. pistin sağ tarafında irili ufaklı kayalıklar var, kapılar biraz uzak dikilmiş oradan ama yine de alan dar olduğu için bir risk söz konusu. bahsettiğim çocuk yarış başladığından 30 sn sora hızlı bir şekilde o kayalıklara girdi. hemen yarış durduruldu, yanına gidildi, sağlık ekipleri vs çağırıldı. sağlık ekipleri dediğim arkasında sedye bağlı bir jet ski’ye binen jandarmalar oluyor tabi. şunu açıkça söyleyebilirim ki eğer o gün o çocukta kask olmasaydı, şu an yaşamıyor olurdu. bu durumda sorulacak soru, 1- pistin etrafında niye ağ yok ya da bu kadar darsa kayılacak alan ve koruyucu önlem alamıyorsan neden yarışı iptal etmiyorsun? 2- neden yarış sırasında eğitimli acil yardım personeli bulundurmuyorsun?

    spor ne kadar tehlikeli görünürse görünsün, onu tehlikeli yapan bizleriz aslında. sporcu açısından söyleyebileceğim şey yüzde 90’ı gerekli önlemleri alıyor, en azından kaskını takıyor – ki en gerekli ve etkili önlem budur -. eğitimciler de bu konuda bilinçliler. fakat federasyon ve özel yarışlar yapan organizatörler maalesef bu konuyu pek takıyor gibi değiller. türkiye şampiyonası gibi büyük organizasyonlarda daha çok güvenlik önlemi olsa bile il yarışları sırasında göstermelik önlemler dışında hiçbir şey yok. daha geçen şubat uludağ’da özel bir yarışa girdim, finish’i geçtikten sonra durmanız gereken alan 5 10 mt arası bir şey. yani orada durdunuz durdunuz, duramazsanız yandan gelen başka bir kayakçıya çarpma ihtimaliniz yüksek. *

    özetle, gerekli önlemler ve yeterli eğitim alındığı ve koruyucu malzeme kullanıldığı sürece kayak sporu çok büyük ölçüde risksiz ve tehlikesiz, çok da zevkli bir spordur.

    tekrardan geçmiş olsun tüm spor ve kayak camiasına. bir daha böyle kazaların yaşanmaması dileğiyle…
  • 17
    ekşi'den al da at dercesine yazmış aslı nemutlu'nun hayatını kaybetmesi ve nedenleri üzerine. türkiye'de spora ya da futbol/basketbol/tenis dışındaki sporlara nasıl bakıldığını, sporculara ne kadar önem verildiğini gözler önüne seriyor bir nevi.

    birkaç kişi daha duysa, ne bileyim köşesine taşısa, internet sitesine blog'una bilmem nesine taşısa da bir faydası olsa keşke. yıllardır kendi kendimize konuşuyoruz, bu sefer aramızda kalmasa bari...

    --- alıntı ---

    yillardir soyledik, lonjinsiz, kapısız, guvenlik filesiz balonsuz yarislar yapildi. bagirdik sesimizi duyan olmadi. saat tutarak zaman bile olctuler... bize de komik geldi.. gulduk gectik...

    o kizdiginiz, sevmediginiz, dagi parselleyen ali agaoglu bile cikip gecen sene, ayaginda plastik ayakkabi ile kaymis olanlar dagi yonetemez dedi. gidin davos'u ornek alin dedi. kapatiyorum otelimi dedi.. kapatti... yuzlerine karsi ilk cesur cikisi yapan oydu...

    pistin ortasina, karin yuksekligini olcmek icin sopalar tahtalar diktiler. cube misali ic ice gecen pistler yaptilar.insanlar carpistilar, birbirlerinin ayaklarını kırdılar, kollarını bacaklarını kestiler.. kaldırın su tahtalari pist boyle bolunmez dedik..

    antreman sahalarini ayirin dedik, guvenlik onlemlerini arttirin dedik. hic... uludag gibi bir yere bile acıbadem saglik merkezi- ki o bile tam donanımlı degil- 2 sene once yapildi...

    dinletemedik...

    rant icin kayak federasyonunun basina gelenler, rant icin milli takimin basina hoca atadilar... sesleri cok cikan genc nesle, milli takimda kaymak istiyorsaniz klubunuzu birakin dediler..

    dagi ele gecirdiler.. kendilerini yetistiren, gidip antrenor sertifikası alan adamlara karsi birlestiler.. yetmedi kar ayakkabilari ile pistin ortasinda tekme tokat daldilar...

    bizim kayak odamiz, bizim hocamiz, bizim ogrencimiz gak guk dediler...

    o gun milli takimin basina getirilen adamlar bu cocuklarin hocasi oldu.. o gun pistlerden sorumlu olan adamlar bu pistlere o tahtalari dikti..

    o gun antrenorlere laf adan adamlar bu cocuklari filesiz, korumalari eksik hatta bazen kasksız pistlere saldılar..

    bugun bi canimiz bugun bi arkadasimiz oldu..

    degdi mi lan yaptiklariniz? rahat mi vicdaniniz simdi? biz ne yaptik mi diyorsunuz? cok mu uzuluyorsunuz? hem sebep olup hem neden uzuluyorsunuz ki?

    bugun ranti bi kenara birakip, uc kurus fazla kazanabilmek ugruna guvenligi hice saymasaydiniz, isin basina isten anlayanlari getirseydiniz, pistleri guvenlik onlemlerini hic degilse avrupa'da, davos'ta, alplerde kanada'daki gibi modelleseydiniz...

    antremanda ayagindan kayagi cikan kiz bugun yasiyor olurdu...

    hala inanmayan.. anlamayanlara bu video gelsin bak.. hermann maier'in 98'de asli'nin belki 3 kati hizla inis yaparken yaptigi kazaya, kaydigi alana, alinan onlemlere bakin...

    http://www.youtube.com/watch?v=5uldafzqpsm

    canim yaniyor su an, uzuluyorum soyleyecek, yazacak hicbir sey yok. sevenlerinin ailesinin tum kis sporlari camiasının basi sagolsun...

    bir can gitti.. dilerim ailesi buna sebep olanlarin yanina birakmaz, tum sorumlularin cezasını almasini saglar. kizlarina olan baska ailelere olmasin, baska canlar yanmasin yurekler daglanmasin diye bu isin pesini birakmaz...

    mekanin cennet olsun asli...

    --- alıntı ---
  • 20
    şu hayatta yapmaktan en çok zevk aldığım spor.

    türkiye'de bu sporu icra etmek aşırı pahalı olduğundan, rotayı bulgaristan veya gürcistan'a çevirmek hem ekonomik anlamda hem de pistlerin güzelliği konusunda çok doğru bir hareket.

    özellikle bulgaristan ile bilgi almak isteyenlere yardımcı olabileceğim spor dalı.
  • 21
    bulgaristan ve gürcistan gibi ülkelerde ekonomik olarak cok daha ilgi çekici imkanlar var bu sporu icra etmek icin. ancak sanmayin ki sadece bu ulkeler daha uygun imkanlar sagliyor; fransa'da (ki avrupa'nin en pahali ulkelerinden biri fransa) dahi türkiye'den çok çok daha ucuz yapilabilen spor. türkiye disinda hemen hemen her yerde ucuz aslinda. nedeni de çok basit. bizdeki çarpik inanisin aksine kayak denilen sey dagli sporu çogunlukla. haliyle de ucuz.
  • 22
    2018 pyeongchang kış olimpiyat oyunlarının başlamış olduğu şu günlerde, biraz bahsetmek istediğim keyifli spor.

    kayak sporunun püf noktası, "basic position" denilen duruştur. hani futbol için bir söz vardır ya "...zor olan kolay olanı yapmaktır." diye. işte aynı söz kayak için de geçerli. nedir bu "basic position"?

    https://i.ytimg.com/...Qs/maxresdefault.jpg

    linkteki fotoğrafta görüldüğü üzere, kayaktaki en ama en önemli şey dizler kırık bir şekilde kaval kemiğinin her zaman kayak ayakkabısının önüne baskı yapar pozisyonda durmasıdır. kendimizi öne vererek kaydığımız zaman, kontrol kaybetmek pek mümkün değildir. genel olarak kayakçıların düşmesindeki en büyük sebep, kontrolsüz hızlanmalarda panikleyip vücudu geriye atmaktır. vücut geriye atıldığı zaman, zaten hızlı giden bir kayağın önünü sürekli havaya kaldırma hareketi olur. kayağın önü yere basmadıkça da kontrol kaybedilir ve kayak bir tarafta kayakçı başka tarafta*.

    bahsettiğim basic position ile, bir pistin çok dik olması, buzlu olması vb. gibi durumlar herhangi bir tehlike oluşturmaz. bu gibi durumlar sadece bacakların daha falza yorulmasına sebep olur. bir diğer önemli şey de soğukkanlı olmaktır bir çok eyde olduğu gibi. beklenmeyen durumlarda panik yapmak yerine, vücudu mümkün olduğunca öne vererek kontrolü tekrar ele almak gerekir.

    ufak slalomlar ile keyifli bir kayış için de yine duruş çok önemlidir. zaten hali hazırda yapıyor olunan basic positiona ek olarak, belden yukarısı mümkün olduğunca sabit ve dik tutulmalıdır. üst gövde sabit tutulduğu zaman ağırlık merkezimiz de çok değişmeyecektir ve harika bir denge kurulacaktır. zaten bir başladı mı slalom, salarsın bacakları o kendi kendine yapıyor gibi olur, dünyanın en güzel hissi. * aşağıdaki görseli de bu duruma yakın buldum, anlatılmaya çalışılmış.

    http://www.mechanicsofsport.com/...cs/stance_gforce.jpg

    şimdi ise bu anlattıklarımdan daha önemli, asıl kuralı söylüyorum: kasksız kaymayın! *