• 1801
    koskoca manchester united'ı yerlerde süründürmeye devam eden "speyşıl van." dün lig kupası'nda alt lig takımı bristol city'e elendi. ha onun suçu yok ama. bristol çok şanslıydı ve 2 şans golü attı kendisine göre. biliyorsunuz geçen hafta da city aynı şans golleriyle mağlup etmişti united'ı. şu şans golleri olmasa ortalığın amına koyacak da işte maalesef çok şanssız kendisi. çok zeki olduğu için bu şans gollerini bir tek kendisi tespit edebiliyor. ingiltere şuan bristol'un nasıl bu kadar şanslı olduğunu konuşup mourinho'ya hak veriyormuş.

    bu boktan bahaneler seni küçük düşürmekten öteye gitmiyor boşboğaz portekizli. git ucuz şovunu memleketinde setubal'i falan çalıştırarak yap. orada zırlamalarını belki dinlerler.
  • 1806
    manchester united ile bir teknik direktörün gösterebileceği en iyi performansı sergileyen hoca. teknik direktörün yapabileceği şey elindeki malzemeyle sınırlıdır, mourinho'nun elindekilerle yapabileceklerinin sınırı belirli, bu kadroyla city'yle rekabet edilmez. martial oyundayken, martial inanılmaz pozisyonlar harcıyor, onun yerine giren rashford ondan beter çıkıyor, öte yandan lingard'ın heba ettikleri ortada. ne yapsın bu adam daha, çıkıp sahaya kendi mi gol atsın?

    puan kaybettikleri maçlardan sonra basın toplantılarında bahane bulmakla eleştiriliyor bir de, son leicester city maçından sonra adam ne dese haklı, teknik direktörlük hiçbir şey yok. ps4'ten fifa oynamıyorsun.
  • 1813
    bana mehmet ziya ayaslan ismini hatırlatan teknik direktördür. mehmet ziya ayaslan, "tekniği hatalı" diye naim süleymanoğlu'nu halter dersinden sınıfta bırakan kişidir. mourinho da chelsea'nin başındayken kevin de bruyne, mohamed salah ghaly, romelu lukaku gibi şu an dünyanın top class seviyesindeki futbolcuları verimsiz ve yetersiz bulup göndermişti. hatta sadece 3 maç süre verdiği kevin de bruyne ile yaptığı toplantıda: "diğer orta saha oyuncularının asistleri ve attıkları goller senden daha fazla" gibi saçma bir şey de sunmuş. hayat garip, vapurlar falan...
  • 1814
    2017-2018 sezonunda ligde başarılı sonuçlar alan teknik direktör. tabi genel olarak iyi, kaza kurşununu city hariç zaten herkes yaşıyor. şanssızlığı denildiği gibi city'nin rekorlar kıracak kadar iyi olması. ama bu kendi takımıyla city ile arasında büyük bir kalite farkı olduğu anlamına gelmiyor. arada sadece form farkı, mantalite farkı var.

    transfermarkt verilerine bakarsak, dünyanın en değerli kulüpleri arasında chelsea 4., city 5., united 7. sırada. uzaylı takımı denilen city'de sonuçta sterling, sane, jesus falan da oynuyor. tamam agüero, silva, de bruyne de var ama bu takım psg kadar, bayern kadar, real madrid kadar isimli yıldızlarla dolu değil. sterling bile şu takımda 12 gol 6 asistle oynuyorsa artık olayın teknik direktörde olduğunu idrak etmek lazım. city'nin 19'da 18'ini sadece iyi kadroları var canımla açıklamak mümkün değil.

    mourinho başarısız falan değil, ama şu gerçek ki tarihte ikincileri kimse hatırlamaz. city bu kadar iyiyken eleştirilmen de normal. mesela mkhitaryan bu kadar yabana atılacak bir oyuncu mu? united senelerdir neden city kadar verimli transfer yapamıyor? neden göze hoş gelen bir futbol oynamıyor? bunlar eleştirilecektir tabi. çözümünü de mourinho bulacak.
  • 1815
    (bkz: ne dediler/#2317438)

    genel olarak doğru konuşmuş teknik direktör. artık top class takımlar için şu oyuncu şu kadar eder mi sorusundan çok, şu oyuncu o büyük takımda oynayabilir mi sorusunu sormak lazım. kendisine katılmadığım ve klasik mourinho ağlaması olarak nitelediğim itirazlarım ise şunlar:
    1- guardiola joe hart'ı ve claudio bravo'yu beğenmedi diyor. sen de david de gea varken tabi beğenmez. ayrıca adam sweeper kaleci istiyor. ya ter stegen'i alacaktı, ya neuer'i. ikisi de imkansızdı. adam herkesten önce uyanıklık yaptı, gitti ederson'u aldı. ederson 40 milyon euro eder mi sorusunu bence mourinho cevaplasın.

    2- zabaleta ve kolarov'u gönderdi diyor. pardon ama ikisinin de yaşları kaç? guardiola yine gitti olabilecek en iyi alternatifleri oraya da düşündü. o değişim gerekliydi. zabaleta west ham'a, kolarov roma'ya gitti. gönderdiği adamları havada kapmadılar. artık city seviyesinde değillerdi.

    3- united city gibi para harcayamaz demiş. en büyük zırvası da bu. united son 10 senede city'nin 3/4'ü para harcadı. eğer son 20 seneyi sayarsan united açık ara öndedir. city sıfır tarih, sıfır kadro birikimiyle buralara geldi. united ise zaten 90'lardan beri iyi kadro sahibiydi. tabi ki city sana yetişmek için daha fazla para harcayacaktı.

    4- city 6-7 transfere 600 milyon euro veriyor demiş, yalan. net 250 milyon euro verdi. united'in de 250 milyon eurolar harcadığı seneler çok oldu. 2016-2017 sezonunu hatırla mourinho.

    5- city'nin kadrosu da senden çok önde değil. transfermarkt değerlerine bakın. kadronun maliyetlerine bakın. hemen hemen aynı değerlerde olduklarını görüyorsun. fark şu: city daha doğru transfer yaptı, kadro planlaması adamların mükemmel, nerdeyse boş transferleri yok. her oyuncusundan verim alan teknik direktörleri var. guardiola sterling gibi beyin özürlü futbolcuyu istatistik adamı yaptı. sane gibi çömezi seviye atlattı. stones, jesus gibi acaba dedirten oyuncular yıldız oldu. transferi pogba kadar sansasyon yaratmayan kevin de bruyne altın top alır mı seviyesine geldi. bunları görmeden city sadece parasıyla bu seviyelere geldi demek haksızlık.

    bunlar gerekli manipülasyonlar anlıyorum ama bence az laf çok iş mourinho.
  • 1816
    (bkz: ne dediler/#2317438)

    ağlamadan ziyade kasıtlı olarak dikkatleri dağıtıp city üzerine yönlendirme olarak değerlendirilebilir. şimdi herkes mourinho'nun takımından çok parayı vs konuşuyor. zaten mourinho dahil aklı başında hiç bir kimse bu söylediklerine inanmıyordur. sene sonunda 1 tane fa cup alıp mükemmel bir başarıymış gibi bahseder ondan.

    yoksa mourinho zaten tarihin en çok para harcayanlarından. zamanında şöyle chelsea'si vardı. https://i.hizliresim.com/rJWJoP.png
    zaten bu sezonda city'den 20m falan daha az harcadı altı üstü.

    30m civarlarında para verip sane+jesus+ilkay'ı aldı city.* toplasan 1 lukaku ediyorlar. pogba'yı, mkhi'yi saymıyorum bile daha. premier lig'in, bundesliga'nın, serie a'nın en iyi oyuncusu seçilen adamları aldı mou 1 senede. geçen sene premier lig tarihinin en pahalı kadrosuyla, dövülüp öldürülen arsene wenger'in falan gerisinde 6. bitirdi ligi. 6.

    gerçek şu ki mourinho kadrosundan verim almakta sıkıntı çekiyor. yahu elinde daha yetenekli bir ikili olan martial ve rashford var. sterling'le hadi belki kıyaslarsın bu adamları da sane ile kıyaslarken utanmıyor musun. rashord ve martial kendi yarı alanını geçmiyor ama; lukaku'nun ayağına top 10 defa falan değiyor bazı maçlarda.

    united'da stoper olarak bailly, lindelof, jones, smalling ve rojo var. karşılığında son 2 sezondur ingiltere'de hakkında en çok caps yapılan, dalga geçilen oyuncu olan stones; otamendi, 10 dk anca oynayan kompany ve mangala var. mangala...

    zabaleta, kolarov, clicy, sagna. bunlar city'nin geçen sezon bekleriydi. hepsi 30'unu almış, 5-6 sezondur transfer yok o bölgeye. biri şimdi başakşehirde, biri premier lig sonuncularında, sagna'nın şu an takımı bile yok. 5-6 sene daha götürsünler diye aldıkları oyuncular walker ve mendy, ki walker gayet mükemmel bir fırsat transferiydi.(poch ile sıkıntı yaşamıştı) ha mendy'de sene başında bağlarını kopardı; sezonu kapattı sayılır. nisana anca döner diyorlar.

    şimdi şu city oyuncularından alınan verimle, mourinho'nun hapsettiği pahalı ama etkisiz oyuncular arasında tutup para konuşunca anlamsız oluyor.

    e: united dünyanın en zengin kulüplerinden birisi, fakir ama gururlu falan diye bakmak doğru değil. alex ferguson bıraktıktan sonra tüm avrupa'da en fazla bonservis harcaması yapan kulüptü bu transfer dönemine kadar. (psg ve city'ye geçildiler sanıyorum bu dönemde(17/18 yaz dönemi) ayrıca geçen sene premier lig tarihinin en pahalı kadrosuna sahiptiler. evet city'nin sahipleri daha rahat para harcamak konusunda, ama onlarda parayı verip köşke uzanıp maç izleyen tipler değil artık. city ve psg'de yapısal olarak da iyileştirmeler yapıyorlar. yeni sahalar, genç kategorisi için yatırımlar, txiki gibi işini bilen kişiler vs.
    ama transfer olayında durum united(yada mou) lukaku'ya 90m bayılıp gol yağdırmasını beklerken city jesus, sane, ilkay'ı alıyor aynı paraya. pogba'ya 120 vermek yerine 3 tane stones, mendy, bernardo silva alıyorlar. daha mkhi(45), baily(30), lindelof(30) falan eklemedim. şirket-maddiyat yerine sportif olarak bakınca çok verimsiz harcalamalar.
  • 1817
    mkhitaryan,lindelöf gibi b sınıfı oyuncuları almasa veya pogba balonuna 120 milyon euro ödemese daha verimli ve bir geniş kadro kurabilirdi. hayır yıl oldu 2018, united maçlara shaw-rojo-jones-young dörtlüsüyle çıkabiliyor.

    ayrıca şu dortmund'tan ofansif orta saha almayı bıraksın. kagawa kazığından sonra mkhitaryan'da tövbe etmiştir umarım.

    edit: kagawa'nın mou'dan çok önce alındığını biliyorum. yanlış bir hamleyi devam ettirdi anlamında söyledim.
  • 1818
    "united, city kadar para harcayamaz" derken kastettiği şuysa haklı: city, birazcık parlayan birçok gencin bonservisini kapıyor rahatlıkla. en az 3-4 sene oynatamayacağını bile bile. enes ünal ve jason denayer bu politikanın bizim yakın tanıdığımız örneklerinden. united'ın bunu yapma lüksü yok, direkt on bir oynayacak oyuncular alması lazım.

    bunun dışında united'ın sahiplik yapısıyla city'ninki farklı. sahiplerinin servetlerini bir yana koyuyorum, pratikte birleşik arap emirlikleri'nin sahip olduğu bir takım city. united'ın sahipleri, united'ı almak için çektikleri borçları united'ın gelirleriyle ödeyen adamlar. amerikan spor kulüpleri gibi, kar amaçlı bir şirket olarak bakıyorlar united'a. daha fergie varken bile uzun yıllar protesto etti taraftar bunu, newton heath renkleriyle yapılan protestolar hafızalardadır. moyes ve van gaal dönemlerinde dibe vuran kadro kalitesini de sportif değil, ekonomik başarı için toparladılar. 7. olunca gelirleri birazcık düşüyor zira.

    daha detaylı anlatmak isterim ama telefonda olduğum için özetliyorum. pep "şu oyuncuyu istiyorum, alın" derse ikiletmeden alır city'nin sahipleri. mourinho aynısını söyleyince, o oyuncuya ödenen paranın çıkıp çıkmayacağına, kar ettirip ettirmeyeceğine bakıyor united'ın sahipleri. fark bu. yoksa neymar'ın tek başına kulübün kasasına 222 milyon euro + 1 cent sokacağını bilseler onu da alırlar tarlayı satıp.
  • 1823
    şu istatistik kendisi hakkında başlı başına iyi bir eleştiri niteliğindedir:

    premier league'de en çok kurtarış yapan kaleciler

    1. lukasz fabianski: 83 (swansea city)
    2. david de gea: 73 (manchester united)

    12. petr cech: 45 (arsenal)
    13. hugo lloris: 44 (tottenham)
    16. thibaut courtois: 40 (chelsea)
    18. simon mignolet: 33 (liverpool)
    21. ederson: 21 (manchester city)